|
ÖZET: Başvuru, 1479 sayılı Kanun çerçevesinde Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin tescil ve ihya işlemlerinin yapılması talebine yöneliktir. Başvuran, 1989 yılında vergi kaydının başlamasıyla Bağ-Kur sigorta kaydının oluşturulduğunu, ancak 1993-2004 yılları arasında vergi kaydının kapandığını ve bu nedenle sigortalılığının sona erdiğini belirtmektedir. Emeklilik için gerekli prim gün sayısını tamamlayamadığı için talebinin reddedildiğini ifade eden başvuran, oda ve sicil kaydı esaslarına dayanarak ihya işlemlerinin gerçekleştirilmesini istemektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan incelemede, başvuranın sigortalılık durumunun 1989 yılında başladığı, 1993 yılında sona erdiği ve 2004 yılında yeniden başlatıldığı belirtilmiştir. İlgili mevzuat gereği, vergi kaydı ve meslek kuruluşu kaydının sigortalılığın başlangıcı ve sona ermesinde önemli olduğu ifade edilmiştir. Başvurunun reddine ilişkin karar, hukuka uygun bulunmuş ve başvuranın iddialarının geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini değerlendirirken ilgili mevzuatı göz önünde bulundurarak, başvurunun reddedilmesine yönelik öneriyi Kamu Başdenetçisi’ne sunmuştur. İdarenin uygulamaları, iyi yönetim ilkelerine uygun olarak gerçekleştirilmiş, ancak başvuru süreçlerinde gerekli bilgilendirmelerin eksik olduğu tespit edilmiştir. Başvurana, idarenin kararına karşı yargı yoluna başvurma hakkı olduğu da hatırlatılmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/13559-S.21.21765
BAŞVURU NO : 2021/8200
KARAR TARİHİ : 22/09/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvuranın mülga 1479 sayılı Kanununun 24 üncü maddesine eklenen
BAŞVURUNUN KONUSU :
22.03.1985 tarih ve 3165 sayılı Kanunla getirilen değişiklik gereği
olarak Oda kayıtlarının esas alınarak sigortalılık tescili ve ihya işlemlerinin yapılarak ihya borcunun ödenmek üzere tarafına tebliği hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 17/04/2021
I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda başvuran özetle; mülga 1479 sayılı Kanun esaslarına göre 02/01/1989 tarihinde başlayan vergi esnaf kaydına göre Bağ-Kur sigorta kaydının başlatıldığını ancak 31/12/1993-01/09/2004 tarihleri arasında vergi kaydı kapandığı için sigortalılığının sonlandırıldığını, bu durumdan dolayı emeklilik işlemleri için aranan primi ödenmiş gün sayısını tamamlayamadığı için tahsis talebinde bulunamadığını, mülga 1479 sayılı Kanununun 24 üncü maddesine eklenen 22/03/1985 tarih ve 3165 sayılı Kanunla getirilen değişiklik ile vergi, oda ve esnaf sicil kayıtlarından birinin var olması Bağ-Kur sigortalılığının başlatılması veya kesintisiz devamını sağlayan şartlardan olmasına rağmen talebinin sözlü olarak reddedildiğini ifade etmek suretiyle oda ve sicil kaydı esaslarına göre ihya işlemlerinin yapılmasını ve ihya borcunun çıkartılarak ödenmek üzere tarafına tebliğini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2.Kurumumuzun 2/05/2021 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel
Müdürlüğünden alınan cevabi yazı ve eklerinin tetkikinden özetle;
2.1. 14/03/1985 tarihli ve 3165 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile değiştirilen 1479 sayılı Kanunun mülga
24 üncü maddesinde kimlerin sigortalı sayılacağı, 25 inci maddesi ile de gelir vergisi mükellefiyeti
bulunmayan veya gelir vergisi mükellefiyeti sona erdikten sonra Bağ-Kur’a tabi sigortalılıkları esnaf ve sanatkâr sicilindeki veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki kayıtlara istinaden devam edenlerin bu sigortalılıklarının devamı sırasında, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında hizmet akdi ile çalışmaları nedeniyle, Bağ-Kur’a tabi sigortalılıkları hizmet akdi ile çalışmaya başladıkları tarih itibariyle sona erdirildiği, 2.2. 1479 sayılı Kanunun değişik 24 ve 25 inci maddelerinde, vergi kaydının yanı sıra esnaf ve sanatkâr sicil memurluğu ve kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtları gerek sigortalılığın başlangıcı gerekse sigortalılığın sona erdiği tarihin tespitinde esas alındığı, 2.3. İdarenin uygulamasının ilgili mevzuatla yapılması ile beraber vergi kaydı yanında meslek kuruluşu kaydı ile esnaf ve sanatkâr sicili kaydının aynı ağırlıkta sigortalılığın başlangıcı ve sona ermesinin ispat vasıtası olarak kabul edilmesi sonucu, özellikle vergi kaydı bulunmayan veya vergi kaydını sildiren ancak çeşitli nedenlerle meslek kuruluşu kaydı ile esnaf ve sanatkâr sicili kaydını devam ettirmek zorunda olan veya ihmal sonucu bu kayıtlarını sildirmeyen ve dolayısıyla kendi nam hesabına bağımsız çalışması bulunmayan sigortalıların 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı sayılması, Bağ-Kur sigortalılığının asli ve vazgeçilmez şartı olan “kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma” şartı ile tenakuz oluşturduğu, 2.4. Bağ-Kur Genel Müdürlüğünce yayımlanan 08/08/1995 tarihli ve 3022 sayılı 1995/11 numaralı
Genelgesinde belirtildiği üzere kişilerin talepte bulunması halinde sigortalılık süreleri gelir vergisi mükellefiyet sürelerine istinaden belirlenmesine yönelik düzenleme bulunduğu, adı geçen sigortalının
Kuruma 03/01/2002 tarihinde verdiği dilekçede ile 1995/11 sayılı Genelge hükmünden yararlandırılmasına yönelik talepte bulunduğu, idarenin söz konusu başvuruya istinaden adı geçenin 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığını gelir vergisi mükellefiyet tarihleri dikkate alınarak 2/1/1989 tarihinde başlattığı, 31/12/1993 tarihinde sonlandırıldığı, vergi mükellefiyet kaydına istinaden tekrardan 1/9/2004 tarihinde başlatıldığı, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3.18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
5. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu
Kanunu’nun “Kanunun amacı, sigortalı sayılanlar ve sayılmayanlar” başlıklı 24 üncü maddesinde;
(14/03/1985 tarihli ve 3165 sayılı Kanun) “Aşağıda sayılan sigortalılar hakkında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde bu Kanunda yazılı şartlarla sosyal sigorta yardımları sağlanır.
I – Sigortalı sayılanlar:
Kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kumlu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; a)Esnaf ve sanatkarlar, tüccar, sanayici ve borsa ajan ve acentaları, mimar ve mühendisler, sigorta prodüktörleri ve eksperleri, eczacılar, tabibler, veterinerler, gümrük komisyoncuları gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, b)Kollektif şirketlerin ortakları, e) Adi Komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları, d) Limited şirketlerin ortakları, …
Bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.” 5.1. 1479 sayılı Kanunu’nun 25 inci maddesinin birinci fıkrasında; (14/3/1985 tarihli ve 3165 sayılı
Kanunun hükmüdür.) “24 üncü maddeye göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı oldukları tarihten itibaren kendiliğinden bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.”
Kanunun amacı, sigortalı sayılanlar ve sayılmayanlar” başlıklı 24 üncü maddesinde; (14/03/1985 tarihli ve 3165 sayılı Kanun)
5.2. 1479 sayılı Kanunu’nun Geçici 18 inci maddesinde: “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 4.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” 5.3. 1479 sayılı Kanunu’nun “Yazılma” başlıklı 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz. Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlülüklerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz. Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve
tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Üç ay içinde kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalılar Kurumca resen kayıt ve tescil edilir.” 5.4.“Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler” başlıklı Ek Geçici 13 üncü maddesinde;
“1479 sayılı Kanun ve aynı Kanunda değişiklik yapan kanunlara göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte başlar.
Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak kayıt ve tescilli bulunmak kaydı ile, 1/10/1972 tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalılar belgeledikleri süreyi borçlanabilirler.
Borçlanma primleri sigortalının bulunduğu basamak üzerinden yürürlükteki prim tutarlarına göre hesaplanarak defaten veya bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde ödenir. Bu süre içinde primi ödenmeyen borçlanma süreleri hizmetten sayılmaz.
Borçlanma talebi bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde Kuruma yazılı olarak yapılır ve bu süre içinde vergi dairelerince verilecek belgelerle tevsik edilir…” hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
6. Başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; şikâyete konu edilen işlemde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran özetle, 1479 sayılı Kanun esaslarına göre 02/01/1989 tarihinde başlayan vergi esnaf kaydına göre Bağ-Kur sigorta kaydının başlatıldığını ancak 31/12/1993-01/09/2004 tarihleri arasında vergi kaydı kapandığı için sigortalılığının sonlandırıldığını, bu durumdan dolayı emeklilik işlemleri için aranan primi ödenmiş gün sayısını tamamlayamadığı için tahsis talebinde bulunamadığını, oda ve sicil kaydı esaslarına göre ihya işlemlerinin yapılmasını talep etmektedir.
8. Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 22/03/2012 tarihli ve E.2011/9, K.2012/44 sayılı kararında; “…1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 24 üncü maddesinde BağKur Kanunu kapsamında sigortalı sayılmanın koşulları düzenlenmiştir. Buna göre, sigortalı sayılmanın temel koşulu kişinin kendi ad ve hesabına bağımsız çalışmasının olmasıdır. Bu koşul, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren varlığını sürdürmüştür. Bunun yanında sigortalı sayılmanın diğer bir kısım koşulları ve sigortalılığa karine oluşturan olgular zaman içerisinde farklı şekillerde düzenlenmiştir. Bir dönem bağımsız çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda sigortalılığın oluşacağı kabul edilirken, diğer bir dönem bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesinin yanında sigortalılığın oluşumu için ayrıca kanunla kurulan meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu da aranmış, diğer bir dönem ise bağımsız çalışanların sigortalı
olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğü yeterli görülmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda sigortalı sayılacakları kabul edilmiştir.
BağKur Kanunu’nun 25. maddesinin ilk iki fıkrasında BağKur sigortalılığının başlangıcı ile sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin başlangıcı konuları düzenlenmiştir. Söz konusu bu fıkralarda, “Bu Kanunun 24 üncü maddesine göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanların sigortalılıkları ise Esnaf ve
Sanatkârlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak şartıyla talep tarihinden itibaren başlatılır. Bu suretle sigortalı olanların hak ve yükümlülükleri sigortalı sayıldıkları tarihte başlar.” denilmektedir.
1479 sayılı Kanun’da, vergi mükellefiyetinin başlangıç tarihini aynı zamanda BağKur sigortalılığının
sağladığı haklar ve getirdiği yükümlülüklerin de başlangıç tarihi olarak düzenlenmiştir. BağKur
Kanunu’nun 25. maddesi, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlangıç tarihi bakımından genel düzenleme niteliğindedir. 1479 sayılı Kanun’un itiraz konusu Geçici 18. maddesinde ise konuyla ilgili özel bir düzenleme yapılmıştır. Geçici 18. maddede, BağKur Kanunu’na göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde, 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 4.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır. Bu düzenlemenin kapsamına girenlerin sigortalılık hak ve yükümlülükleri 4.10.2000 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
BağKur Kanunu’nun 26. maddesinde de zorunlu sigortalı sayılanlara sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak mükellefiyeti getirilmiştir. Ayrıca, Kanunda, kayıt ve tescil işlemlerini yasal süresi içinde yerine getirmeyen sigortalılar hakkında bir takım yaptırımlara yer verilmiştir.
İtiraza konu Geçici 18. maddede ayrıca, 1479 sayılı Kanun’a göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanlara 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek koşuluyla bu sürelere yönelik borçlanma imkanı getirilmiş ve bu borçlanma imkanının kullanılmasında Kanunun yürürlüğe girişinden itibaren Kuruma yazılı olarak yapılması öngörülen başvurular için altı aylık başvuru süresi ve hesaplanacak prim tutarlarının ödenmesi için de tebliğ tarihinden itibaren bir yıllık ödeme süresi öngörülmüştür.
…
Başvuru kararında, 1479 sayılı Kanun’a göre vergi kaydı bulunduğu halde sigortalılık kayıt ve tescilini yaptırmayanların BağKur tarafından re’sen ve zorunlu olarak tescil edilmesi gerektiği, 4956 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 18. maddeye göre zorunlu sigortalılık niteliği taşıdığı halde
4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetlerinin
4.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı ve bunun ise kazanılmış haklara saygı ilkesini ihlal ettiği, bu
nedenlerle kuralın hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu; kanunlarda meydana gelen değişikliklerin aynı konumda fakat farklı haklara sahip sigortalıların ortaya çıkmasına sebep olduğu, bir kısım sigortalılar vergi ve oda kayıtları re’sen dikkate alınarak zorunlu sigortalı yapılırken bir kısım sigortalılara talepte bulunma mükellefiyetinin yüklendiği, bunun ise eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu; Anayasa’nın 60.
maddesi gereğince herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, itiraz konusu kuralın Anayasa ile güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkının ortadan kaldırılması anlamına da geldiği, bu hakkı
/
ölçüsüzce sınırlandırdığı ve özünden zedelediği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın Başlangıç hükümleri ile 2, 10, 60 ve 138 inci maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devleti ilkesinin önkoşullarından biri olan hukuk güvenliği ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Kazanılmış hakka saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerinden birisi olup hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yeni yasadan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kanunlarda yapılan değişiklikler kazanılmış hakları etkilemediği ve hukuk güvenliğini zedelemediği sürece bu değişikliklerin hukuk devleti ilkesine aykırı oldukları ileri sürülemez.
1479 sayılı BağKur Kanunu’nun itiraz konusu Geçici 18. maddesi, BağKur sigortalılarının kazanılmış
haklarını ihlal etmemiş, aksine belirtilen tarihe kadar BağKur’a kaydını yaptırmayan ve sosyal güvenlik sistemi dışında kalan kimselerin, vergi kaydı, meslek kuruluşu kaydı vb. belgelere dayalı olarak Kuruma kayıt ve tescil edilmelerine imkan tanımış ve zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanlara 20.4.1982-
4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve gösterilen süreler içinde başvurmak ve
primlerini ödemek şartıyla geçmişe dönük borçlanma imkanı da getirmiştir. Hukuk devletinde, belli bir hakkın kullanılabilmesi için belli sürelerin öngörülmesi kazanılmış hakların ihlali olarak değerlendirilemez.
Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur.
Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
İtiraz konusu kuralla, kişilerin geçmiş çalışmaları tamamen yok sayılmayıp, kendisinin ya da Kurumun ihmali veya kusuru nedeniyle BağKur kapsamında sosyal güvenlik sistemine dahil edilmemiş kişilerin
Kuruma kayıt ve tescil edilmelerine imkan tanındığı ve bunların belirtilen süreler içinde başvurmaları ve primlerini ödemeleri şartıyla geçmiş çalışmalarının da sigortalılık süresine eklenmesi öngörüldüğü için itiraz konusu kuralla BağKur sigortalıları arasında eşitsizliğe yol açıldığı yönündeki iddia isabetli görülmemiştir. Kaldı ki, yasal yükümlülüklerini yerine getiren sigortalılarla bunları yerine getirmeyenler aynı durumda olmadığından bunlar arasında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.
Anayasa’nın 60. maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ve Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı ifade edilmiştir.
Kural, BağKur sigortalılarına geçmişe dönük borçlanma imkanı getirmiş, ancak geçmiş hizmetlerin sigortalılık süresi olarak sayılması için başvuruda bulunulmasını ve bu sürelere isabet eden primlerin
ödenmesini belli sürelere bağlamıştır. Böylece BağKur sigortalıların geçmiş çalışmaları tümüyle yok sayılmamıştır. İtiraza konu kuralda geçmiş sürelerin borçlanılması ve bu sürelere ait primlerin ödenmesi için belli hak düşürücü süreler öngörülmesi nedeniyle sosyal güvenlik hakkının sınırlandırıldığı yönündeki iddialar da isabetli görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa’nın 2., 10. ve 60. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir denilmek suretiyle 1479 sayılı Kanuna 4956 sayılı Kanunun 47. Maddesiyle eklenen
Geçici 18. Maddenin Anayasa ya aykırı olmadığına karar vermiştir.” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
9. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 26/10/2010 tarihli ve E.2010/11372, K.2010/10481 sayılı kararında;, “…26.10.2005 tarihinden önce Kuruma sigortalılık için hiçbir başvurusu olmayan, sigortalı olma iradesini göstermeyen ve 1479 sayılı Yasa’nın geçici 18’inci maddesinde belirtilen süre içinde müracaatta bulunmayan davacının 04.10.2000 tarihinden önceki geçmiş hizmetlerinin tespitine karar verilmesi mümkün değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2006 gün ve E:2006/21703, K:2006/728 sayılı ile 04.02.2009 gün ve E:2009/2110, K:2009/52 sayılı Kararında da bu hususlar özellikle belirtilmiştir…” denilmek suretiyle Kurumun temyiz itirazları kabul edilmiştir.
10. Bağ-Kur Genel Müdürlüğünün 08/08/1995 tarih ve 3022 sayılı 1995/11 numaralı Genelgesinde; 1479 sayılı Kanunun 3165 sayılı Kanunla değişik “Kanunun Amacı, Sigortalı Sayılanlar ve Sayılmayanlar” başlıklı 24 üncü maddesinin 1 inci bendinde “Sigortalı sayılanlar; Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; a) Esnaf ve sanatkârlar, tüccar, sanayici ve borsa ajan ve acenteleri, mimar ve mühendisler, sigorta prodüktörleri ve eksperleri, eczacılar, tabipler, veterinerler, gümrük komisyoncuları gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götüm usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkâr Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kumlu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunanlar, sigortalı sayılırlar.” hükmü, “Sigortalılığın Başlangıç ve Bitiş Tarihi” başlıklı 25 inci maddesinde ise; “24 üncü maddeye göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da esnaf ve sanatkâr siciline veya kanunla kumlu meslek kuruluşlarına kayıtlı oldukları tarihten itibaren kendiliğinden bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar. Bu suretle sigortalı olanların hak ve yükümlülükleri sigortalı sayıldıkları tarihte başlar ve 24 üncü maddeye göre sigortalı sayılanlardan; a) Gelir vergisi mükellefi olanların, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri, b) Gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar, esnaf ve sanatkar sicilinden veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği, tarihten itibaren sigortalılıkları sona erer.” hükmüne yer verildiği anlaşılmaktadır.
10.1. Ayrıca SGK Yönetim Kurulunun 21/7/1995 tarihli ve 95/193 sayılı Kararında; “1) Gelir vergisi mükellefiyetinin başladığı tarihten önce meslek kuruluşu kaydı veya esnaf ve sanatkar sicili kaydı olanların, bu sürelerde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması olmadığını meslek kuruluşlarından, esnaf ve sanatkar sicil memurluğundan, vergi dairesinden, belediyeden veya ilgili herhangi bir resmi kuruluştan belgelemeleri halinde, sigortalılıkları gelir vergisi mükellefiyetinin başladığı tarihten başlatılacaktır. Gelir vergisi mükellefiyetin sona erdiği tarihten sonra meslek kuruluşu kaydı veya esnaf ve sanatkar sicili kaydı devam edenlerin, bu sürelerde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması olmadığını sayılan kuruluşlarda
/
belgelemeleri halinde sigortalılıkları gelir vergisi mükellefiyetinin sona erdiği tarih itibariyle sona erdirilecektir.” şeklinde açıklama getirilmiştir.
10.2. Bu sebeple, SGK’nın 08/08/1995 tarihli ve 3022 sayılı 1995/11 numaralı Genelgede belirtildiği üzere kişilerin talepte bulunulması halinde sigortalılık süreleri gelir vergisi mükellefiyet sürelerine istinaden belirlenmesine yönelik düzenleme bulunduğu, başvurucunun SGK’ya 03/01/2002 tarihinde verdiği dilekçede ile 1995/11 sayılı Genelge hükmünden yararlandırılmasına yönelik talepte bulunduğu, idare tarafından adı geçenin 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı gelir vergisi mükellefiyet tarihleri dikkate alınarak 2/1./1989 tarihinde başlatıldığı, 31/12/1993 tarihinde sonlandırıldığı ve vergi mükellefiyet kaydına istinaden tekrardan 1/9/2004 tarihinde başlatıldığı anlaşılmaktadır.
11. Bağ-Kur Kanunu’nun 25 inci maddesi, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlangıç tarihi bakımından genel düzenleme niteliğindedir. 1479 sayılı Kanun’un Geçici 18 inci maddesinde ise konuyla ilgili özel bir düzenleme yapılarak Bağ-Kur Kanunu’na göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde, 4/10/2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 4/10/2000 tarihinden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır.
12. Geçici 18 inci maddede ayrıca, 1479 sayılı Kanun’a göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanlara 20/4/1982-4/10/2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek koşuluyla bu sürelere yönelik borçlanma imkanı getirilmiş ve bu borçlanma imkanının kullanılmasında Kanunun yürürlüğe girişinden itibaren Kuruma yazılı olarak yapılması öngörülen başvurular için altı aylık başvuru süresi ve hesaplanacak prim tutarlarının ödenmesi için de tebliğ tarihinden itibaren bir yıllık ödeme süresi öngörülmüştür.
13.1479 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi ile kişilerin geçmiş çalışmaları tamamen yok sayılmayıp
kendisinin ya da Kurumun ihmali veya kusuru nedeniyle Bağ-Kur kapsamında sosyal güvenlik sistemine dahil edilmemiş kişilerin Kuruma kayıt ve tescil edilmelerine imkan tanınmış olup bunların belirtilen süreler içerisinde başvurmaları ve primlerini ödemeleri şartıyla geçmiş çalışmalarının da sigortalılık süresine eklenmesi öngörülmüştür.
14.Öte yandan 05/10/1982–17/01/2000 tarihleri arasında vergi mükellefiyet kaydı, 20/12/1982 ile 12/05/2005 tarihleri arasında esnaf ve sanatkârlar odası kaydı bulunan başvuranın, bu tarihler arasında geriye dönük BağKur sigortalısı olarak kabul edilmesi talebini konu alan numaralı başvuruya ilişkin olarak Kurumumuzca; başvuranın BağKur sigortalılık tescil talebinin 29/05/2013 olduğu, 1479 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi gereğince 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil işlemlerini yaptırdığına dair herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, yine başvuran tarafından 1479 sayılı Kanun’un geçici 18’inci madde hükmünden yararlanmak amacıyla Kuruma süresi içerisinde başvuruda bulunulmadığı, ayrıca başvuranın 5510 sayılı Kanun’un geçici 8’inci maddesi uyarınca bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunmadığı anlaşıldığından, başvuranın vergi mükellefiyeti ve oda kaydının bulunduğu dönemlere ilişkin BağKur sigortalılığının tesciline yönelik talebinin Kurum tarafından reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak 24/07/2014 tarihli Ret Kararı’nın verildiği anlaşılmaktadır. Yine, mevcut başvuru ile benzer nitelikli bir başvuru üzerine Kurumumuzca verilmiş 26/09/2018 tarihli ve 2018/11520 sayılı Ret Kararında kayıt ve tescil işlemini yaptırmayan ve süresinde borçlanma talebinde bulunmayan başvuranın, vergi kaydına
istinaden geriye dönük olarak borçlandırılarak sigortalılığının başlatılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
15. Dolayısıyla, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun Geçici 18 inci maddesi ile belirtilen tarihe kadar
BağKur’a kaydını yaptırmayan ve sosyal güvenlik sistemi dışında kalan kimselerin, vergi kaydı, meslek kuruluşu kaydı vb. belgelere dayalı olarak Kuruma kayıt ve tescil edilmelerine imkân tanındığı, zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanlara 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve gösterilen süreler içinde başvurmak ve primlerini ödemek şartıyla geçmişe dönük borçlanma imkânı getirdiği anlaşılmakta olup, idareden alınan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde başvurucunun SGK’ya 03/01/2002 tarihinde verdiği dilekçede ile 1995/11 sayılı Genelge hükmünden yararlandırılmasına yönelik talepte bulunduğu, idare tarafından adı geçenin 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı gelir vergisi mükellefiyet tarihleri dikkate alınarak 2/1/1989 tarihinde başlatıldığı, 31/12/1993 tarihinde sonlandırıldığı ve vergi mükellefiyet kaydına istinaden tekrardan 1/9/2004 tarihinde başlatıldığı anlaşılmaktadır.
16. Yukarıda yer verilen mevzuat, açıklamalar ve Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurucunun 1479 sayılı Kanun esaslarına göre 02/01/1989 tarihinde başlayan vergi kaydına göre Bağ-Kur sigorta kaydının başlatıldığı dikkate alınarak, 31/12/1993-01/09/2004 tarih aralığına ait oda ve sicil kaydı esaslarına göre ihya işlemlerinin yapılmasını ve ihya borcunun çıkartılarak ödenmek üzere tarafına tebliğine yönelik işlemin idare tarafından reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle
“karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
18. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu kararın başvurana tebliğ edildiği tarihten itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Antalya İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi