ÖZET: Başvuran, sigortalı olduğu döneme ait primlerin iadesi için Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’ne başvurmuş, beklediği geri ödemenin 10.000 TL civarında olmasına karşın yalnızca 66,46 TL almıştır. İtirazına yanıt alamayan başvuran, bu durumun düzeltilmesini talep etmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın toptan ödeme miktarını mevcut mevzuat çerçevesinde hesapladığını ve bu miktarın 66,46 TL olduğunu belirtmiştir. Başvuranın talep ettiği tutarın ödenemeyeceği ifade edilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve ilgili mevzuatı değerlendirerek, toptan ödeme miktarının güncellenmesi gerektiğine dair bir tavsiye kararı hazırlamıştır. Mevzuat uyarınca, sigortalıların geçmiş hizmet sürelerine ait primlerin, alım gücündeki değer kaybı dikkate alınarak iade edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, başvuranın alacaklarının, ödeme tarihindeki alım gücüne denkleştirilerek ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, Sosyal Güvenlik Kurumu’na, başvuranın primlerinin alım gücündeki kaybı göz önünde bulundurularak yeniden hesaplanması ve ödenmesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur. İdarenin bu tavsiyeye uygun hareket etmesi beklenmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/12703-S.21.20380

BAŞVURU NO : 2021/6945

KARAR TARİHİ : 06/09/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Toptan ödeme hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 31/03/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran; sigortalı olduğu döneme ilişkin primlerin iade edilmesi için Denizli Sosyal Güvenlik İl

Müdürlüğüne başvurduğunu, geri ödemenin 10.000 TL civarında olmasını beklerken 66,46 TL ödendiğini, yaptığı itirazına bugüne kadar cevap verilmediğini belirterek primlerinin geri ödemesinin düzeltilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru

konusuna ilişkin 14/4/2021 tarihli ve sayılı yazısında özetle;

2.1) 5510 sayılı Kanun’un 31. maddesine göre yaşlılık toptan ödemesinin, Kanun’un 4/1-(a), 4/1-(b) ve

bu Kanun’a göre ilk defa 4/1 -(c) bentleri kapsamında sigortalı olanlardan; çalıştığı işten ayrılan, işyerini kapatan veya devreden sigortalılar ile Kanun’un 28. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen yaş şartını (kadınlar için 58, erkekler için 60 yaş) doldurduğu halde malullük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalılara yapıldığı,

2.2) Yaşlılık toptan ödemesinin tutarının; sigortalı, 4/1-(a) ve 4/1-(c) kapsamında ise kendi adına

bildirilen, 4/1-(b) kapsamında ise kendisinin ödediği, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin (%

20) her yıla ait tutarının;

2.2.1) Toptan ödemeye esas hizmet sürelerinin Kanun’un yürürlük tarihinden önce olması halinde,

Kanun’un geçici 5. maddesi gereğince, bu Kanun ile bazı maddeleri yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerine göre bu Kanun’un yürürlük tarihi itibarıyla hesaplanarak, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih ile toptan ödemenin yapılmasına ilişkin yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için her yılın güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan tutarın,

2.2.2) Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki süreler için primin ait olduğu yıldan itibaren yazılı istek

tarihine kadar geçen yıllar için, her yılın gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek tespit edilen tutarın, toptan ödeme şeklinde verildiği,

2.3) Buna göre, başvuranın dosyası incelendiğinde, başvuranın 1982 yılında 157 ve 1997 yılında 150

prim ödeme gün sayısı bulunduğu, 8/6/2020 tarihli toptan ödeme dilekçesine istinaden toptan ödeme işleminin gerçekleştirildiği ve 26/7/2020 tarihinden itibaren çekilmek üzere Ziraat Bankası Talas

Şubesinden hesabına 66,46 TL ödendiğinin tespit edildiği,

2.4) Sonuç olarak yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre hesaplanan toptan ödeme miktarının 66,46

TL olduğu, başvuranın dilekçesinde belirtilen ve istenilen 10.000 TL civarında toptan ödeme tutarının ödenmesine imkân bulunmadığı,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1) “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde;

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

3.2) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü

ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5.

maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Hakkında Kanun’un;

5.1) “Yaşlılık toptan ödemesi ve ihya” başlıklı 31. maddesinde;

“4 üncü maddenin birinci fıkrasının; (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile bu Kanuna göre ilk defa (c) bendi kapsamında sigortalı olanlardan, herhangi bir nedenle çalıştığı işten ayrılan veya işyerini kapatan ve yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli yaş şartını doldurduğu halde malullük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalıya, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında ise kendi adına bildirilen, (b) bendi kapsamında ise ödediği malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin her yıla ait tutarı, primin ait olduğu yıldan itibaren yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için, her yılın gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek toptan ödeme şeklinde verilir.

Bu Kanuna göre toptan ödeme yapılarak hizmetleri tasfiye edilmiş bulunanlardan, yeniden bu Kanuna tabi olarak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olanlar, yazılı olarak müracaat etmeleri halinde, aldıkları toptan ödemenin ödeme tarihi ile yazılı istek tarihi arasında geçen yıllar için her yılın gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan tutarın ilgiliye tebliğ tarihini takip eden ayın sonuna kadar ödemeleri halinde, bu hizmetler ihya edilerek bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınır.”

5.2) “Toptan ödeme ve ihya geçiş hükümleri” başlıklı geçici 5. maddesinde;

“Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için bu

Kanuna göre yapılacak toptan ödemelerin, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki hizmet sürelerine ait bölümü, bu Kanunla bazı maddeleri yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerine göre bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla hesaplanarak, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ile toptan ödemenin yapılmasına ilişkin yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için her yılın güncelleme katsayısı ile çarpılarak bulunan tutar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki süreler için bu Kanuna göre hesaplanan toptan ödeme tutarına ilave edilerek ödenir.

Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce toptan ödeme yapılarak tasfiye edilen hizmetlerin 31 inci, 36 ncı ve 41 inci maddelere göre ihyasında veya borçlanılmasında, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunla bazı maddeleri yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarı, bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ile ihya talebine ilişkin yazılı istek tarihi arasında geçen yıllar için, her yılın güncelleme katsayısı ile çarpılarak bulunan değeri dikkate alınır.”

6) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun “Toptan ödeme” başlıklı 64. maddesinde;

“ Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılan ve malullük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan,

a) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş bulunan sigortalıya, /

b) 50 yaşını doldurmuş bulunan ve erken yaşlanmış olduğu tespit edilen sigortalıya,

Kendisinin ve işverenlerinin ödediği, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin toplamı, yazılı isteği üzerine toptan ödeme şeklinde verilir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı

birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8) Bir numaralı paragrafta da yer verildiği üzere başvuran özetle; toptan ödemeye yönelik Kurum

işleminin düzeltilmesini talep etmektedir.

9) Buna karşılık Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ise yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre

hesaplanan toptan ödeme miktarının 66,46 TL olduğu, başvuranın dilekçesinde belirtilen tutarın ödenmesine imkân bulunmadığı ifade edilmektedir. Şu halde, başvuranın 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğünden önceki geçmiş hizmet sürelerine ait toptan ödeme tutarının hesaplanmasına yönelik Kurum işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.

10) Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun’un geçici 5. maddesinin birinci fıkrasında; Kanun’un yürürlüğe

girdiği tarihten önceki hizmet süreleri için sigortalılara yapılacak toptan ödemenin, söz konusu hizmet sürelerinin tabi olduğu kanun hükümlerine göre 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi itibarıyla hesaplanacağı ve bu sürelere ait toptan ödeme tutarının, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih ile toptan ödemenin yapılmasına ilişkin yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için her yılın güncelleme katsayısı ile çarpılarak güncelleneceği hüküm altına alınmıştır. Öte yandan mülga 506 sayılı Kanun’un 64.

maddesinde de, sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılan ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalıya, mezkûr maddede yer alan yaş şartını sağlamaları durumunda kendisinin ve işverenlerinin ödediği, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin toplamının, yazılı istek üzerine toptan ödeme şeklinde verileceği düzenlenmiştir. Diğer taraftan sigortalıların 5510 sayılı Kanun dönemine ait hizmet sürelerine ilişkin yapılacak toptan ödemenin hesaplanma usulü ise mezkûr Kanun’un 31. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme uyarınca, sigortalıların 5510 sayılı Kanun döneminde geçmiş hizmet sürelerine ait primleri, söz konusu primlerin ait oldukları yıldan itibaren yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için, her yılın gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan tutar sigortalıya toptan ödeme şeklinde verilecektir.

11) Görüldüğü üzere kanun koyucu, gerek 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki sürelere

ait gerekse 5510 sayılı Kanun dönemine ait hizmet süreleri için sigortalılara yapılacak toptan ödeme

tutarının güncellenerek ödenmesini açıkça düzenlemiştir. Bununla birlikte 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki döneme ait hizmet süreleri için yapılacak toptan ödemenin güncellenmesinde, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih ile toptan ödemenin yapılmasına ilişkin yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için her yılın güncelleme katsayısı ile çarpılarak bulunan tutar dikkate alınacaktır. Diğer taraftan 5510 sayılı Kanun dönemine ait hizmet süreleri için yapılacak toptan ödemenin güncellenmesinde ise primin ait olduğu yıldan itibaren yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için, her yılın gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan tutar toptan ödeme miktarının belirlenmesine esas alınacaktır.

12) Bu noktada ifade etmek gerekir ki, sigortalıların sosyal güvenliklerinin sağlanması amacıyla

oluşturulan sosyal sigorta kurumları, nimet-külfet dengesi üzerine kurulmuşlardır. Bu doğrultuda, sigortalının katlanması gereken külfet çalışıp primlerini ödemektir. Sosyal sigorta kurumları ise bu prim ödemelerinin karşılığı olarak hak kazanılan sigorta ödemesini gerçekleştirmekle yükümlüdürler. Bu nedenle, sigortalının ödemiş olduğu primlerinin karşılığını alamaması sosyal güvenlik sisteminin amacıyla bağdaşmaz. Aksi bir yorum, sisteme duyulan güveni ortadan kaldıracağı gibi yükümlülüklerini zamanında yerine getirenlerin cezalandırılması anlamına gelecektir ki, bu sosyal adalet duygusunun zedelenmesine neden olacaktır. Bu durum ise primlerini ödeyen sigortalının, bu ödemeye uygun hakkını elde edememesi sonucunu doğurarak nimet-külfet dengesini bozacağından hukuka aykırı olacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel

Kurulunun; 5/11/1997 tarihli ve E: 1997/698, K: 1997/895 sayılı kararı, 30/3/2012 tarihli ve E: 2012/211, K: 2012/269 sayılı kararı.)

13) Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin birçok kararında; mülkiyet hakkının, bireylere bir tür sosyal

güvenlik ödemesi hakkını içermediği, bununla birlikte yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak, sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılmasının öngörüldüğü durumlarda, ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireylerin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatlerinin doğduğu kabul edilmektedir. Yüksek Mahkeme, mülk kavramı içerisinde yer alan ve ilgililerin hak kazandığı bir sosyal güvenlik ödemesinin, hak kazanılan tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alınmadan ödenmesi durumunda mülkiyet hakkının ihlal edildiği görüşündedir. Söz konusu kararlarda, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen alacağın enflasyon oranları dikkate alınmadan ödenmesi durumunda değer kaybına uğratılarak ödenmiş olacağı, bunun da değer kaybının miktarı bakımından yapılan müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği anlamına geleceği değerlendirmelerine yer verilerek, söz konusu müdahale ile kamunun yararı ve başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu sonucuna ulaşılmıştır. (Anayasa Mahkemesinin; 2014/7601 numaralı başvuruya ilişkin 25/7/2017 tarihli kararı, 2015/7602 numaralı başvuruya ilişkin 10/5/2018 tarihli kararı, 2015/6908 numaralı başvuruya ilişkin 27/6/2018 tarihli kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr)

14) Bu aşamada ifade etmek gerekirse, somut olayda başvuranın ilgili mevzuatı kapsamında toptan

ödemeye hak kazandığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Yine başvuranın bu alacağının Anayasa’nın 35. maddesi anlamında mülkiyet hakkı kapsamında mülk teşkil ettiği konusunda da tereddüt bulunmamaktadır. Yaşanan uyuşmazlıkta sorun, başvuranın toptan ödemeye ilişkin alacağının temelini oluşturan primlerin yıllar içerisinde uğradığı değer kaybının telafi edilip edilmeyeceği meselesidir.

15) Bu noktada, Sosyal Güvenlik Kurumunca Türk Lirası’ndan altı sıfır atıldığı gerekçesi ile birkaç lira

tutarında emekli ikramiyesi ödenmesine yönelik uyuşmazlıkları konu alan 9/10/2013 tarihli ve 2013/42 numaralı Tavsiye Kararı’na da değinmek gerekmektedir. Söz konusu Tavsiye Kararı’nda; ilgili yasal düzenleme uyarınca emekli ikramiyesinin hesabında emekli olunan tarihteki katsayıların dikkate alınması gerektiği belirtilmekte birlikte, bu hesaplamanın ilgili yılın katsayısı ile yapıldıktan sonra bulunan sonuçtan altı basamağın atılması suretiyle kişilere ödeme yapılması nedeniyle sorun teşkil ettiği tespiti yapılmıştır.

Bu kapsamda, alım gücü dikkate alınmadan sadece altı basamağın silinerek emekli ikramiyesi ödenmesinin kabul edilebilir olmadığı değerlendirilmiştir. Karar’da, enflasyona bağlı olarak yıllar içerisinde belli bir miktar paranın iade anındaki alım gücünün azaldığı gerçeğine işaret edilerek idareden, ilgili yılların katsayıları ile emekli ikramiyesini hesaplamasının ardından, yıllar içerisindeki enflasyon oranlarını dikkate alarak paranın alım gücünde oluşan değer kaybını belirlemesi ve Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ve benzeri parametreler kullanarak söz konusu tutarın ödeme tarihindeki alım gücüne denkleştirilmesinin beklenildiği ifade edilmiştir. Bu çerçevede, emekli ikramiyesinin hesaplanma usulüne ilişkin hukuka aykırılığın bulunmadığı ancak hesaplanan ikramiye tutarının alım gücünün, çeşitli bilimsel yöntem ve araçlarla ödeme tarihindeki alım gücüne dönüştürülmeksizin ödenmesi suretiyle eksik işlem tesis edildiği sonucuna ulaşılmıştır. (Bk.

https://www.ombudsman.gov.tr/document/yayinlar/karar_yayinlarimiz/calisma-ve-sosyal-guvenlik1.pdf, s. 120 vd.)

16) Bu noktada, belli bir miktar paranın iade edilmesinin gerektiği durumlarda paranın alım gücündeki

eksilmenin neden karşılanması gerektiğinin anlaşılması için, yukarıda belirtilen Tavsiye Kararı’nda da yer verilen Anayasa Mahkemesinin bir kararında geçen şu ifadelere de yer vermek gerekmektedir. Karar’ın ilgili bölümünde;“Türk Lirasında meydana gelen ani değer kayıpları nedeniyle alacak borç ilişkilerinde bir tarafta kalmış olan değerin geri alınması için davalarda denkleştirici adalet ilkesinin geliştirildiği, bunun için paranın alım gücündeki düşmenin çeşitli değerlendirme yöntemleri hamur edilerek ortaya çıkan değerin alım gücündeki eksilme yüzdesi olarak kabul edildiği, böylece faizle karşılanamamış olan zararın tazmini yolunda verilen kararlarla denkleştirici adaletin uygulanarak uğranan değer kaybının giderilmeye çalışıldığı, fiyat artışlarının bulunduğu dönemlerde çoğu zaman faiz ile karşılanamayan zararların

doğduğu…” ifadeleri yer almaktadır. (Anayasa Mahkemesinin, 24/9/2008 tarihli ve E: 2006/158, K:

2008/150 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr)

17) Yine Yargıtay kararlarında denkleştirici adalet ilkesinin, başkasının mal varlığından istifade ederek

kendi mal varlığını artıran ve elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olan kişiyi gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü altına soktuğu üzerinde durulmaktadır. Ayrıca Yüksek Mahkeme, yaşanan enflasyon nedeniyle paranın alım gücünün düştüğü gerçeği karşısında belli bir miktar paranın verildiği tarihteki aynı miktarda iade edilmesinin, gerçek hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olduğuna ve kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapıldığına değinmiştir. Yüksek Mahkeme söz konusu kararlarında hukuk kurallarının, gerçek hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece hayatiyetini devam ettirip saygınlık sağlayacağına ve hukuk kuralı olma özelliğini koruyacağına işaret ederek, hukuk kurallarının gerçek hayata ve çağın gereklerine uygun olarak yorumlanıp uygulanma zorunluluğunu ortaya koymuştur. Bu doğrultuda, belli bir miktar paranın iadesinin söz konusu olduğu durumlarda paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılmasının ve bu şekilde iadeye karar verilmesinin hakkaniyetin ve adaletin bir gereği olduğu, aksi takdirde kısmi iade durumu ile karşı karşıya kalınacağı, iade dışındaki zenginleşmenin iade

/

borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacağı sonucuna ulaşılmıştır. (Yargıtay On Üçüncü Hukuk

Dairesinin; 24/1/2002 tarihli ve E: 2001/10656, K: 2002/612 sayılı kararı, 2/3/2004 tarihli ve E: 2004/427

K: 2004/2425 sayılı kararı, Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinin 10/6/2015 tarihli ve E: 2014/17907, K:

2015/10731 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr)

18) Tüm bu açıklamalar sonrasında somut olaya gelince, yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler

uyarınca sigortalıların ödemiş oldukları primlerin toptan ödeme yoluyla iade edilmesinde güncellenerek ödenmesinin esas olduğu görülmektedir. Bununla birlikte 5510 sayılı Kanun dönemine ait hizmet süreleri için yapılacak toptan ödemenin güncellenmesinde primin ait olduğu yıldan itibaren her yılın gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncelleme yapılırken; 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki döneme ait hizmet süreleri için yapılacak toptan ödemenin güncellenmesinde, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih ile toptan ödemenin yapılmasına ilişkin yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için her yılın güncelleme katsayısı ile güncelleme yapılmaktadır. Primlerin ait olduğu döneme göre ortaya çıkan bu farklılık sigortalıların, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki döneme ait hizmet süreleri için ödenmiş primlerin sadece 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren güncellenmesine neden olmaktadır. Bu durum ise primlerde, sigortalı tarafından ödendiği tarih ile iade tarihi arasındaki paranın alım gücünde meydana gelen değişim nedeniyle ortaya çıkan eksilmenin dikkate alınmaması sonucunu doğurmaktadır.

19) Önemle ifade etmek gerekir ki, somut olaydaki sorun başvuranın ödemiş olduğu primlerin toptan

ödeme zamanındaki değer kaybının telafi edilmemesidir. Gerçekten de, başvuranın ödemiş olduğu primleri yıllarca kullanan Kurum, başvuranın toptan ödemeye hak kazanması durumunda ödenen primlere ait paranın alım gücündeki eksilmeyi dikkate almadan ödeme yapması nedeniyle, sosyal sigortalara egemen olan nimet-külfet dengesini başvuran aleyhine bozmuştur. Diğer bir deyişle başvuran, ödediği primlerin karşılığı olan hakkını tam olarak elde edememiştir. Bu durumun ise, bir miktar paranın iade edilmesinin söz konusu olduğu durumlarda hiçbir zaman göz ardı edilmemesi gereken denkleştirici adalet ilkesine aykırı olacağından ve hakkaniyeti de zedeleyeceğinden kuşku duyulmamalıdır.

20) Nitekim yaşlılık aylığı bağlanmayan sigortalının 1/4/1977-30/9/1979 tarihleri arasındaki toplam

900 gün 506 sayılı Kanun’a tabi çalışmasına ilişkin olarak 0,03 TL tutarında yapılan toptan ödemeye

yönelik Kurum işleminin konu edildiği davada Yargıtay, Kurumun tahsil ettiği primleri yıllarca kullandıktan sonra olduğu gibi iade etmesinin hakkaniyete aykırı olduğuna karar vermiştir. (Yargıtay

Yirmi Birinci Hukuk Dairesinin 11/6/2015 tarihli ve E: 2014/17969, K: 2015/13480 sayılı kararı. Kaynak:

www.corpus.com.tr)

21) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuranın ödemiş olduğu primlerin, paranın

alım gücündeki eksilme dikkate alınmadan hesaplama yapılarak toptan ödenmesine yönelik Kurum işleminin hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

22) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan

değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Denizli İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

Toptan ödemeye konu edilen primlere ilişkin olarak, paranın alım gücünde oluşan değer kaybının belirlenmesi ve toptan ödeme tutarının ödeme tarihindeki alım gücüne denkleştirilerek ödenmesine yönelik işlem tesis edilmesi hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,

6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine idare tarafından tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın, başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi