ÖZET: Başvuru, başvuranın ödediği Bağ-Kur primlerinin iadesi talebine ilişkindir. Başvuran, Sakarya 1. İş Mahkemesi’nde açtığı davada, SSK hizmetleri ile emekli olabileceğine dair kesinleşmiş bir karar almış ve 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Ancak, 4/1-b (Bağ-Kur) kapsamındaki prim ödemelerinin dikkate alınmadığını belirterek, bu primlerin güncellenerek iadesini istemektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvuranın 3201 sayılı kanun kapsamında yurtdışında geçirdiği süreler ile birlikte toplamda 7353 gün hizmetinin bulunduğunu belirtmiştir. Ancak, mahkeme kararı gereği yalnızca 4/1-a hizmetleri dikkate alınarak aylık bağlanması gerektiği ifade edilmiştir. Bu nedenle, başvuranın talep ettiği prim iadesinin yersiz olduğu sonucuna varılmıştır. İade talebinin 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, başvuranın yaşlılık aylığı almakta olduğu için toptan ödeme alma hakkının bulunmadığı belirtilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın emeklilikte dikkate alınmayan 4/1-b kapsamındaki hizmetlerinin değerlendirilmesi için mevzuat düzenlemesi yapılması gerektiği önerilmiştir. Bu bağlamda, SGK’ya tavsiyede bulunulmuş ve kararın ilgili taraflara tebliği gerektiği vurgulanmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/14321-S.21.22934

BAŞVURU NO : 2021/10190

KARAR TARİHİ : 06/10/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, ödediği Bağ-Kur primlerinin iadesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 01/06/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza 1/06/2021 tarihinde yapılan başvuruda başvuran özetle; Sakarya 1. İş Mahkemesine

/ esasında açtığı davanın 16/05/2016 tarihinde / karar no ile neticelendiğini, Yargıtay 21.

Hukuk Dairesinin 19/10/2017 tarih ve E. / -K / sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini ve söz konusu kararda, SSK hizmetleri ile emekli olabileceğine, hizmet birleştirmek zorunda olmadığına, 01/07/2015 tarihi itibariyle tarafına maaş bağlanmasına ve davanın kabulüne karar verildiğini, anılan mahkeme kararma istinaden tarafına 4/1-a ve 4/1-b kapsamındaki hizmetlerinin birleştirilmeden 2015 yılı itibarıyla 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak yaşlılık aylığında dikkate alınmayan ödediği

Bağ-Kur primlerinin güncellenerek tarafına iadesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 14/06/2021 tarihli ve – – sayılı bilgi-belge isteme yazısına istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Sigorta Primleri Genel

Müdürlüğünden alınan cevabi yazı ve eklerinin tetkikinden özetle;

2.1. Başvuranın 3201 sayılı kanun kapsamında 15/11/1987-12/02/2004 tarihleri arasında yurtdışında geçen sürelerin borçlanılması ile 4/1-a kapsamında 5225 gün, 04/12/2014-30/12/2014 tarihleri arasında 4/1-a kapsamında 27 gün, 07/01/2009-03/12/2014 tarihleri arasında 4/1-b (Bağ-Kur) kapsamında 2128 gün hizmetinin bulunduğu,

2.2. Başvuran hakkında kesinleşen mahkeme kararına istinaden emeklilik için hangi hizmetlerin ve primlerin dikkate alındığı hususunda; mülga 2829 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde hizmetlerin birleştirileceği, bu şekilde birleştirilen toplam hizmet süreleri üzerinden ilgililere aylık bağlanacağının öngörüldüğü, anılan hüküm gereği; aylık bağlanacak statüsü 4/l-(b) olan ancak bu statünün aradığı şartların

yerine gelmemesi nedeniyle talebi reddedilen ‘nun, sadece 4/1-(a) hizmetlerine göre aylık bağlanması gerektiği yönünde Sakarya 1. İş Mahkemesi nezdinde açmış olduğu dava / Esas ve / Karar numarası ile sigortalı lehine neticelendiği, ardından Yargıtay Hukuk Dairesinin 19/10/2017 tarih E. / -K / sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin ilamının onanarak kesinleştiği, açılmış olan davada ilgiliye sadece 4/1-(a) hizmetleriyle aylık bağlanmasına hükmedildiğinden yaşlılık aylığı bağlanırken sigortalının 4/1-(b) hizmetlerinin dikkate alınamadığı,

2.3. Prim ödemelerinin iadesinin, 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre iki şekilde mümkün olabildiği, primlerin iadesine ilişkin yasadaki ilk düzenlemenin Kanunun 31 inci maddesinde düzenlenmekte olan

“Yaşlılık toptan ödemesi” olduğu, diğerinin ise 89 uncu maddede düzenlenen “Yanlış ve yersiz alınan primlerin iadesi”ne ilişkin hükümler olduğu,

2.4. 5510 sayılı Kanunun 31 inci madde hükmünde görüleceği üzere; yaşlılık toptan ödemesinde sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli yaş şartını doldurduğu halde malullük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamamış olması gerektiğinin düzenlendiğini, ancak sigortalının, mahkemede dava konusu ettiği ve talebinin mahkemece kabul edildiği şekilde, yalnızca 4/1-a (SSK) kapsamındaki hizmetleri dikkate alınarak ve 4/1-b hizmetleri dikkate alınmaksızın yaşlılık aylığı almaya hak kazanmış olduğudur.

Dolayısıyla sigortalı halen yaşlılık aylığı almakta olduğundan 31 inci madde kapsamında yaşlılık toptan ödemesinden faydalanma hakkının bulunmadığı,

2.5. 5510 sayılı Kanunun “Prim borçlarına halef olma, gecikme cezası ve gecikme zammı ile iadesi gereken primler” başlıklı 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne göre, şikâyetçinin iadesini talep ettiği prim ödemelerinin 07/01/2009-03/12/2014 tarihleri arasındaki 4/1-b kapsamındaki zorunlu sigortalılık süreleri karşılığında yapıldığı, yapılan bu ödemelere karşılık sigortalıya 2128 gün hizmet süresi verildiği, bu sebeple iadesi talep edilen prim ödemelerinin yanlış ya da yersiz ödeme olmadığı görülmekle birlikte hizmet karşılığı tahsil edilen söz konusu prim ödemelerinin iadesinin mümkün bulunmadığı,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında: “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler.”

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında: “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5. 27/5/1983 tarih ve 18059 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 24/5/1983 tarihli mülga 2829 sayılı Sosyal

Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu Kanunun amacı; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanması usul ve esaslarının düzenlenmesidir.”

5.1. 2829 sayılı Kanun’un “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesi; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir. Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.”

6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Yaşlılık toptan ödemesi ve ihya” başlıklı 31 inci maddesinde; “4 üncü maddenin birinci fıkrasının; (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile bu Kanuna göre ilk defa (c) bendi kapsamında sigortalı olanlardan, herhangi bir nedenle çalıştığı işten ayrılan veya işyerini kapatan ve yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli yaş şartını doldurduğu halde malûllük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalıya, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında ise kendi adına bildirilen, (b) bendi kapsamında ise ödediği malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin her yıla ait tutarı, primin ait olduğu yıldan itibaren yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için, her yılın gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek toptan ödeme şeklinde verilir.

Bu Kanuna göre toptan ödeme yapılarak hizmetleri tasfiye edilmiş bulunanlardan, yeniden bu Kanuna tabi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olanlar, yazılı olarak müracaat etmeleri halinde, aldıkları toptan ödemenin ödeme tarihi ile yazılı istek tarihi arasında geçen yıllar için her yılın gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan tutarın ilgiliye tebliğ tarihini takip eden ayın sonuna kadar ödemeleri halinde, bu hizmetler ihya edilerek bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınır.”

6.1. 5510 sayılı Kanunu’nun “Prim borçlarına halef olma, gecikme cezası ve gecikme zammı ile iadesi gereken primler” başlıklı 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında: “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır. Ancak Borçlar Kanununun 65 inci maddesi hükmü saklıdır.”

hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8. 1 no.lu paragrafta da açıklandığı üzere başvuran; ödediği Bağ-Kur primlerinin güncellenerek tarafına iadesini talep etmektedir.

9. İdareden Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; başvuranın 3201 sayılı kanun kapsamında 15/11/1987-12/02/2004 tarihleri arasında yurtdışında geçen sürelerin borçlanılması ile 4/1-a kapsamında 5225 gün, 04/12/2014-30/12/2014 tarihleri arasında 4/1-a kapsamında 27 gün, 07/01/2009-03/12/2014 tarihleri arasında 4/1-b (Bağ-Kur) kapsamında 2128 gün hizmetinin bulunduğu, başvuran hakkında kesinleşen mahkeme kararına istinaden emeklilik için hangi hizmetlerin ve primlerin

dikkate alındığı hususunda; mülga 2829 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde hizmetlerin birleştirileceği, bu şekilde birleştirilen toplam hizmet süreleri üzerinden ilgililere aylık bağlanacağının öngörüldüğü, anılan hüküm gereği; aylık bağlanacak statüsü 4/l-(b) olan ancak bu statünün aradığı şartların yerine gelmemesi nedeniyle talebi reddedilen ‘nun, sadece 4/1-(a) hizmetlerine göre aylık bağlanması gerektiği yönünde Sakarya 1. İş Mahkemesi nezdinde açmış olduğu dava / Esas ve / Karar numarası ile sigortalı lehine neticelendiği, ardından Yargıtay Hukuk Dairesinin 19/10/2017 tarih

E. / -K / sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin ilamının onanarak kesinleştiği, açılmış olan davada ilgiliye sadece 4/1-(a) hizmetleriyle aylık bağlanmasına hükmedildiğinden yaşlılık aylığı bağlanırken sigortalının 4/1-(b) hizmetlerinin dikkate alınmadığı belirtilmiştir.

10. Başvuranın Sakarya 1. İş Mahkemesinde açmış olduğu dava neticesinde anılan mahkemenin 15/05/2016 tarihli ve E: / , K: / sayılı kararında; “… Davacının tahsis talebinin kurumun hazırladığı matbu belgenin doldurulması suretiyle 23/06/2015 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Kurumun davacının talebinin reddine İlişkin 06/01/2016 tarihi itibariyle yazı içeriğinden de anlaşıldığı üzere, davacının 15/11/1987-30/12/2014 tarihleri arasında 14 yıl 7 ay 2 gün (5252 gün) sosyal sigorta hizmeti, 07/01/2009 – 03/12/2014 tarihleri arasında 5 yıl 10 ay 28 gün (2126 gün) bağ-kur olmak üzere toplam 7353 gün hizmeti bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının sosyal sigorta hizmetinin 30/12/2014 tarihine kadar devam ettiği, Bağ-Kur hizmetinin ise 03/12/2014 tarihine kadar devam ettiği yazı içeriğinde açıkça belirtilmiştir. Yazı içeriği ve gelen kayıtlar itibariyle davacının sosyal sigorta hizmetinin aralıklarla 30/12/2014 tarihine kadar devanı etmiş olması hususu, son hizmetinin bu şekilde gerçekleşmiş olması da gözetildiğinde, davacının daha fazla olduğu anlaşılan sosyal sigorta hizmetinin esas alınarak emeklilik işleminin yapılmasını isteyebileceği anlaşılmıştır. Aksini düşünmek sigortalının yasal haklarının verilmesi aşamasında mevcut hizmetleri ve kayıtlardaki bilgilerin aleyhine yorumlanması sonucunu doğurduğu anlaşıldığından, sigortalının sosyal güvenlik hakkının aleyhine kısıtlanması sonucunu ortaya çıkaracağı anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek kanaatine varılmış aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

1-Davanın KABULÜNÜ,

2-Daveacının 01/07/2015 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespitine…” karar verildiği, daha sonra Yargıtay Hukuk Dairesinin 19/10/2017 tarih E / -K / sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin ilamının onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

10.1. Yukarıda yer verilen mahkeme kararına istinaden başvurucunun 19/02/2021 tarihli dilekçe ile Sakarya

Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne başvurması neticesinde idarenin başvurucuya verdiği 26/02/2021 tarihli cevabi yazıda; “… 4 1-a ve 4/l-b dosyalarında yapılan inceleme sonucu: Sakarya l. İş Mahkemesinin

/ esasında açılan dava 16/05/2016 tarihinde / karar no ile neticelenmiş olup; Yargıtay 21.

Hukuk dairesinin 19/10/2017 tarih E. / -K / sayılı ilam ile onanarak kesinleşmiş kararında SSK hizmetleri ile emekli olabileceğini, hizmet birleştirmek zorunda olmadığını 01.07.2015 tarihi itibarı ile maaş bağlanmasının davanın kabulüne karar vermiştir. 4/l-b sigorta hizmetlerinin iptaline ilişkin herhangi bir karar bulunmadığından prim iadesi mümkün değildir.” şeklinde açıklama yapıldığı anlaşılmaktadır.

11. Başvurana, emekli aylığının hizmet birleştirmesi yapılmadan bağlanması talebine yönelik olarak

Kurumumuza pek çok başvuru yapılmış olup, söz konusu başvurulardan olan 2018/9732 sayılı şikâyet dosyasına Kurumumuz tarafından verilen 22/01/2019 tarihli Tavsiye Kararında aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir.

11.1. Uyuşmazlığın, hizmet birleştirmesi yapılmaksızın emekli aylığı bağlanabilecek durumda olan başvurana 4/1-(c) kapsamındaki sigortalılığı dikkate alınmaksızın, hizmeti birleştirilmeden emekli aylığı bağlanıp bağlanmayacağı noktasında düğümlendiği görülmektedir.

11.2. 2829 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde Kanunun amacı olarak; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanmasının usul ve esaslarının düzenlenmesi belirlenmiştir. Bu çerçevede, Kanunun 4 üncü maddesinde; kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği, ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu kanun hükümlerinin uygulanmayacağı, 8 inci maddesinde birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanırken son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, ancak, kanunda sayılı istisna hallerinde (malullük, ölüm, yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi) tabi oldukları son kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı düzenlenmiştir. Anılan

Kanunun 4 üncü maddesinde, hizmet sürelerinin Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği ve hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, kanun hükümlerinin uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiş olmakla beraber, bir kurumda geçen hizmet sürelerinin aylık bağlanmasına yeterli olması halinde diğer kurumlarda geçen hizmet sürelerinin de birleştirileceği yönünde açık bir hükme ise yer verilmemiştir. Mevcut SGK uygulamalarında birden fazla statüde hizmeti bulunan sigortalılar için hizmet birleştirmenin zorunlu olarak uygulandığı, somut başvuruya ilişkin Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda da anılan uygulamanın gerekçesi olarak, 2829

Kanunda tek başına herhangi bir statüden aylık bağlanabilmesi halinde diğer statülerdeki hizmetler için ne yapılacağı hususunda bir esas belirlenmediğinin ifade edildiği görülmektedir.

11.3. Birden fazla statüde hizmeti olup tek bir statüdeki hizmetinden dolayı aylık bağlanabilecek durumdaki sigortalıların, haklarında zorunlu olarak hizmet birleştirmesi uygulanmamasına ilişkin talepleri geçmiş dönemde gerek yargı organlarına gerekse Kurumumuza intikal etmiştir. Yargı organlarınca konuya ilişkin verilmiş içtihat niteliğinde kararlar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/02/2002 tarihli ve 2002/21-132

E., 2002/139 K.; 10/03/2010 tarihli ve 2010/10-126 E., 2010/133 K.; 15/1/2014 tarihli ve 2013/235 E., 2014/9 K.; 12/02/2014 tarihli ve 2013/486 E., 2014/89 K.; Danıştay Onbirinci Dairesinin 17/01/2017 tarihli ve 2013/389 E., 2017/17 K.) bulunduğu gibi konu hakkında Kurumumuzca verilmiş 21/10/2013 tarihli ve 2013/53, 21/11/2016 tarihli ve 2016/2644 Karar No’lu Tavsiye Kararları bulunmaktadır.

11.4. Anılan kararlarda özetle; yasanın (2829 sayılı Kanun) amacı lafzıyla çelişiyorsa, lafza değil öze önem verilmesi gerektiği, yorumda asıl olanın adalete uygun sonuca kavuşmak olduğu, bir kanun hükmünün, yasaya konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanmasının hukuk ilkelerine ve yasanın hem sözü hem de özü ile uygulanmasını öngören Medeni Kanuna uygun olmayacağı, aynı külfete katlanan insanların aynı haklara sahip olmasının sağlanmasının geçerli bir çözüm yolu olduğu, sosyal güvenlik kurumlarının görevinin, kapsama aldıkları kişilere koruma garantisi sağlamak olduğu, sosyal sigortaların nimet-külfet dengesi üzerine kurulan kurumlar olduğu, külfetin yani çalışıp prim ödemenin karşılığının alınmamasının sosyal güvenlik sitemiyle bağdaşmadığı, böyle bir uygulamanın kabul edilemeyeceği, aksi bir düşüncenin sisteme olan güveni ortadan kaldıracağı, daha da önemlisi yükümlülüklerini zamanında yerine getirenlerin bir anlamda cezalandırılmış olacağı, bunun sosyal adalet duygusunu aşındıracağı, fazla prim ödeyen sigortalının az, az prim ödeyen sigortalının fazla aylık alabilmesinin üstün görülemeyeceği, 2829 sayılı Kanunun amacının tek sosyal güvenlik kurumundaki hizmeti aylık bağlanmasına yeten değil yetmeyen sigortalı ve hak sahiplerine aylık bağlanmasının sağlanması olduğu, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmetleri bulunan ilgililerin, ancak bu

hizmetlerin birleştirilmesi halinde aylık bağlanmasına hak kazanmaları durumunda hizmet birleştirmesinin zorunlu olduğu ve bu uygulamaya göre tabi oldukları sosyal güvenlik kurumunun belirleneceği, tek başına bir çalışmanın aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı, kural olarak şartları oluşuyorsa, 2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığı bağlanabileceği açıklanarak 2829 sayılı yasaya göre kişilerin hizmet birleştirmeye zorlanamayacağı belirtilmiştir.

11.5. Tek bir statüden aylık bağlanabilmesi durumunda hizmetlerin birleştirilmesinin zorunlu olduğuna dair mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığı ile 2829 sayılı Kanunun amacının özetle bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olmaması durumunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi ve kurumlar arasındaki kaymaları önlemek olduğu göz önüne alındığında, bir statüdeki hizmetlerin tek başına aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı ve hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığının bağlanabileceği anlaşılmaktadır.

12. Kurumumuz tarafından emekli aylığının hizmet birleştirmesi yapılmadan bağlanması talebine yönelik verilen Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından verilen cevabi yazılarda özetle; “…

2829 sayılı Kanun gereği Kurumumuzca hizmet birleştirme işleminin zorunlu olması nedeni ile başvuru

konusu işlemin yerine getirilmesinin mümkün bulunmadığı…

2829 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çeşitli işlerde çalışmış

olanların hizmet sürelerinin aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği; 8 inci maddesinde ise, birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere, son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kuramca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanıp ödeneceği, ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı hüküm altına alındığı,

Bu itibarla, Kanunun gerekçesinde ve maddelerinde hizmet birleştirmesinin kişinin isteğine bağlı olduğu ve talep edilmemesi halinde hizmetlerin birleştirilemeyeceğini ifade eden herhangi bir ibare bulunmadığı dikkate alındığında, Kanunun asıl amacının hizmet birleştirme işlemlerini belirli şartlara bağlayarak bu konuda yaşanan suistimalleri gidermek olduğu,

Bu bağlamda, hizmet birleştirmesinin zorunlu olmadığı yönünde verilen yargı kararları münferiden uygulandığı, Kurumun genel uygulamasına emsal teşkil etmediği…” şeklinde açıklamalar yapılarak

Kurumumuz tarafından verilen Tavsiye Kararlarına uyulmadığı belirtilmiştir.

13. Dolayısıyla, gerek emekli aylığının hizmet birleştirmesi yapılmadan bağlanması talebine yönelik verilen Kurumumuz Tavsiye Kararlarına gerekse de konuya ilişkin mahkemeler tarafından verilen yerleşik kararlar dikkate alındığında; farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmetleri bulunanlar hakkında, ancak hizmetlerin birleştirilmesi halinde aylık bağlanmasına hak kazanmaları durumunda hizmet birleştirmesinin zorunlu olduğu ve bu uygulamaya göre tabi oldukları sosyal güvenlik kurumunun belirleneceği, tek başına bir çalışmanın aylık bağlanmasına yeterli olması

halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı şeklinde olduğu anlaşılmaktadır.

13.1. Nihayetinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından emekli aylığının hizmet birleştirmesi yapılmadan bağlanması talebine yönelik sadece dava açanlara yönelik mahkemeler tarafından verilen kararlara uyulmakla birlikte, Kurumumuz tarafından verilen Tavsiye

Kararlarının uygulanmasına yönelik ilgili idarenin herhangi bir işlemine rastlanmamış olup, bu durum sebebiyle ‘nun yaptığı başvuru hususuna yönelik taleplerin ortaya çıkmasına sebebiyet verildiği anlaşılmaktadır.

14. Diğer taraftan başvurucunun Sakarya 1. İş Mahkemesinde açmış olduğu dava neticesinde anılan mahkemenin yukarıda yer verilen kararında da görüldüğü üzere, başvurucunun 15/11/1987-30/12/2014 tarihleri arasında 14 yıl 7 ay 2 gün (5252 gün) sosyal sigorta hizmeti, 07/01/2009 – 03/12/2014 tarihleri arasında 5 yıl 10 ay 28 gün (2126 gün) Bağ-Kur olmak üzere toplam 7353 gün hizmeti bulunduğu, ilgilinin sosyal sigorta hizmetinin 30/12/2014 tarihine kadar devam ettiği, Bağ-Kur hizmetinin ise 03/12/2014 tarihine kadar devam ettiği, başvuranın sosyal sigorta hizmetinin aralıklarla 30/12/2014 tarihine kadar devam etmiş olması ve ilgilinin daha fazla olduğu anlaşılan sosyal sigorta hizmetinin esas alınarak emeklilik işleminin yapılmasının uygun bulunduğuna ilişkin karar alındığında, başvurucunun 4/1-(b)

kapsamında değerlendirilmeyen ve ödenen primlerin ne olacağı hususunu ortaya çıkarmaktadır.

14.1. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, başvurucunun emekli aylığının hesaplanmasında değerlendirilmeyen ve boşta kalan 4/1-(b) kapsamında ödenen primlerin ne olacağı hususunda mevzuat düzenlemesi yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.

15. Yukarıda yer verilen mevzuat, mahkeme kararları ve açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; ‘na, sadece 4/1-(a) hizmetlerine göre aylık bağlanması gerektiği yönündeki mahkeme kararına istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgiliye 4/1-(a) hizmetleriyle aylık bağlandığı tespit edilmiştir. Bu itibarla, yaşlılık aylığı bağlanırken başvurucunun emeklilikte dikkate alınmayan 4/1-(b) kapsamındaki hizmetlerinin nasıl değerlendirileceği hususunda

Kurumumuz Tavsiye Kararları ile yerleşik yargı içtihatları dikkate alınarak mevzuat düzenlemesi yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde, tam ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde

“kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, başvurana yönelik işlemlerinde başvuranın hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı tespit edilmiş olup, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17. 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse dava açma süresinden (varsa) arta kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Sakarya İş Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Başvuranın, yaşlılık aylığı bağlanırken emeklilikte dikkate alınmayan 4/1-(b) kapsamındaki hizmetlerinin nasıl değerlendirileceği hususunda Kurumumuz Tavsiye Kararları ile yerleşik yargı içtihatları dikkate alınarak mevzuat düzenlemesi yapılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK

KURUMU BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Karayolları Genel Müdürlüğünce bu karar

üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Celile Özlem TUNÇAK

Kamu Başdenetçisi V.