|
ÖZET: Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yaptığı başvuruda, müteveffa eşinin ölüm aylığının iptali ve yersiz ödeme borcunun kaldırılmasını talep etmiştir. Başvuranın vekili, müvekkilinin 2012 yılında ölüm aylığı bağlandığını, ancak 2021 yılında yapılan inceleme sonucunda, eşinin sigortalılık şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle aylığın iptal edildiğini belirtmiştir. Başvuran, müteveffa eşinin hizmet kayıtlarında eksiklikler olduğunu ve bu nedenle yersiz ödeme borcunun iptal edilmesini talep etmektedir.
SGK, başvuranın müteveffa eşinin 767 prim günü ve 170 gün askerlik borçlanması ile toplamda 900 gün koşulunu sağladığını, ancak askerlik borçlanmasının yasal düzenlemelere aykırı olduğunu ifade etmiştir. Bu nedenle, başvuranın ölüm aylığı iptal edilmiş ve yersiz ödemeler geri talep edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi ile sonuçlanmış, ilerideki aylık bağlama talebinin reddedilmesine karar vermiştir. Ancak, başvuranın yersiz ödeme borcunun iptali için düzenlemeler yapılması gerektiği önerilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın ölüm aylığı talebinin reddi hukuka uygun bulunmuş, ancak SGK’nın hatalı işlemlerinin sonuçlarının başvurana yüklenemeyeceği vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, benzer durumdaki hak sahiplerinin mağduriyet yaşamaması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını tavsiye etmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/4738-S.22.7205
BAŞVURU NO : 2021/17025
KARAR TARİHİ : 06/04/2022
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Kurum hatasından kaynaklı yersiz ödeme borcunun iptali ve
BAŞVURUNUN KONUSU :
aylıkların yeniden bağlanması talebidir.
BAŞVURU TARİHİ : 06/10/2021
I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran vekili, müvekkili eşinin ölümünün ardından 01/07/2012 tarihinde kendisine ölüm aylığı bağlandığını, 23/03/2021 tarihine kadar müteveffa sigortalı eş üzerinden hak kazandığı ölüm aylığını düzenli olarak aldığını, müteveffa eşinin
“En az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş” olma şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurana bağlanan ölüm aylığının iptal edildiğini ve yersiz ödemelerin
5510 sayılı Kanunun 96/I-b bendi uyarınca 93946,74 TL olarak istendiğini ve aylık ödemesinin
durdurulduğunu, müteveffa eşinin hizmetlerinde karışıklıklar olduğunu 506 sayılı Kanun döneminde tutulan 3 aylık bordro dönemlerinde de eksiklikler olduğunu, bu kapsamda özellikle müteveffa Hasan
SARI’nın 1970/04, 1971/01, 1973/01 dönemlerine ait 3 aylık hizmetine esas prim günleri dahil edilmediğini ifade ederek; tahsil işlemi başlatılan borcun terkini ve ölüm aylığının tekrar bağlanmasını talep etmektedir.
II.İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü
tarafından gönderilen 24/11/2021 tarihli ve sayılı yazıda özetle:
/
2.1. 5510 sayılı Kanunun 32 nci maddesine göre, ölen sigortalıların hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için, sigortalılar adına en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bildirilmiş veya 4/1 –a sigortalıları için her türlü borçlanma hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bildirilmiş olması şartının yerine gelmesi gerektiği,
2.2. 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinde: Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara, gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerince genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen Kanun kapsamındaki her türlü ödemelerin ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanması halinde, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeleri kapsayacak şekilde, ödemelerin yapıldığı tarihlen itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte geri alınacağı, Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanması halinde ise hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemelerin toplamıyla sınırlı olmak üzere geri alınacağının düzenlenmiş olduğu,
2.3. Buna göre kayıtların tetkikinde, başvuranın müteveffa eşinin 767 prim gün sayısı ve hak sahipleri tarafından yapılan 170 gün askerlik borçlanması ile 900 gün koşulunu sağladığı ve başvurana aylık bağlandığı, ancak yapılan askerlik borçlanmasının Kanunda bahsi geçen “…her türlü borçlanma süreleri hariç” koşuluna aykırı olduğunun tespit edilmesiyle aylığa hak kazanma koşulunu kaybettiğinden ve borçlanma dahil 1800 gün koşulu da sağlanmadığından tarafında bağlanan ölüm aylığının iptal edilerek 93.946,74 TL tutarındaki yersiz aylıların 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendine göre borç çıkarıldığı, müteveffa sigortalının 1479 sayılı Kanunun Ek 19 uncu madde kapsamında durdurulan tarım sigortalılığı bulunduğu, hak sahibinin talebi halinde söz konusu sürelerin ihya edilmesiyle tarafına 5510 sayılı Kanunun 4/1-b kapsamında, borcun ödendiği tarihten itibaren ölüm aylığı bağlanabileceği,
2.4. Borcun düzenlenmesi ile ilgili herhangi bir teftiş veya denetim raporu bulunmadığı, işleme karşı yargı organlarında görülen veya karara bağlanmış herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı,
Hususları bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının:
3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü,
3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmü,
5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun:
5.1. “Ölüm Sigortasından Sağlanan Haklar ve Yararlanma Şartları” başlıklı 32 nci maddesinde:
“Ölüm sigortasından sağlanan haklar şunlardır: a) Ölüm aylığı bağlanması. b) Ölüm toptan ödemesi yapılması. c) Aylık almakta olan eş ve çocuklara evlenme ödeneği verilmesi. d) Cenaze ödeneği verilmesi.
Ölüm aylığı; a) En az beş yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş…,” hükmü,
5.2. “Yersiz ödemelerin geri ödenmesi” başlıklı 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında: “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” hükmü,
6. 05/12/2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta
İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin geçici 35 inci maddesinin birinci fıkrası; “1)Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kanuna veya ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylık bağlanmış olanlardan, tahsis talep veya ölüm tarihi itibariyle ilgili kanunlarında öngörülen aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartının sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmayan nedenlerle yerine gelmediği daha sonra anlaşılanların eksik hizmet süreleri;
a)Kanuna veya 3201 sayılı Kanuna göre borçlanılacak süresi olanlar, borçlanma talep tarihinde Kanunun
82 nci maddesine göre tespit edilecek prime esas günlük kazanç alt sınırı üzerinden eksik hizmet süresi
kadar borçlandırılmak,
b)Birinci fıkranın (a) bendi kapsamında borçlanılacak süresi olmayanlar ile borçlanılacak süreleriyle eksik hizmet süresini tamamlamayanlardan; tahsis talep tarihi ile yersiz ödemenin tespit edildiği tarih arasında
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında sigortalılığı bulunanların eksik hizmet süresinin tamamlanacağı tarihe kadar hizmet verilmek,
c)Birinci fıkranın (a) ve (b) bendi kapsamında süresi olmayanlardan; isteğe bağlı, 2925 sayılı Kanuna tabi, Kanunun ek 5 inci maddesi ile ek 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki sigortalılıkları tahsis talep tarihi itibariyle aylığa hak kazanmaları nedeniyle sona erenlere, eksik hizmet süresinin tamamlanacağı tarihe kadar belirtilen kapsamdaki sigortalılıkları devam ettirilmek, suretiyle tamamlatılır.” Hükmü,
Düzenlenmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, başvurunun Kısmen Kabul –Kısmen
Reddiyle, ileriye dönük ölüm aylığının bağlanması talebinin reddine, yersiz ödeme altında yapılan borç tahakkuk işleminin iptal edilmesi hususunda ve Kurum hatasından kaynaklanan nedenlerle mağduriyet yaşanmasının önüne geçilmesi için, sistemin yapısına zarar vermeyecek şekilde konunun etki analizi ve aktüeryal denge faktörleri araştırılarak, 05/12/2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin geçici 35 inci madde hükmü benzeri başvuran ve başvuran ile benzer konumda bulunan hak sahiplerinin kalan gün sayısını tamamlayabilmelerine imkan verecek düzenlemelerin yapılması hususunda tavsiyede bulunulmasına ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8. Başvuran vekili özetle; öncelikle başvuranın müteveffa eşinin hizmetlerinde karışıklıklar olduğunu ve 506 sayılı Kanun döneminde tutulan 3 aylık bordro dönemlerinde de eksiklikler olduğunu, bu kapsamda müteveffa 1970/04, 1971/01, 1973/01 dönemlerine ait 3 aylık hizmetine esas prim günleri dahil edilmediğini iddia etmekte, akabinde kurum hatasından kaynaklı eksiklik nedeniyle ve yaklaşık 9 yıl sonra çıkarılan yersiz ödeme borcunun yaklaşık 70 yaşında olan başvurandan tahsil edilmesinin sosyal güvenlik hakkına yapılmış ölçüsüz bir müdahale olduğunu belirterek mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir.
9. Başvuran vekilinin, başvuranın müteveffa eşinin hizmetlerinin eksik hesaplandığı iddiaları
yönünden yapılan incelemede:
9.1. 5510 sayılı Kanunun “Prim belgeleri ve işyeri kayıtları” başlıklı 86 ncı maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarının; “Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca işyerinde fiilen yapılan tespitlerden ve kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden kayıt ve belgelere dayanmaksızın çalıştığı belirlendiği halde, hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının Kuruma bildirilmediği anlaşılan veya eksik bildirildiği tespit edilen sigortalıların geriye yönelik hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının, en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllık süreye ilişkin kısmı dikkate alınır. Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.” düzenlemesi,,
9.2. Bununla birlikte sigortalıların sosyal güvenlik haklarının korunmasında özel bir yeri olan hizmet tespiti davalarına ilişkin Yargıtay 10 uncu Hukuk Dairesinin; 18/02/2013 tarih, sayılı kararındaki; “Sigortalı statüsünde olmayan, sigortalı niteliği taşımayan bir kimsenin sigortalılık süresinden söz etme olanağı bulunmamaktadır. Olağan olarak sigortalılık niteliği, taraflar arasında iş sözleşmesi ilişkisinin kurulması ve çalışmaya/çalıştırılmaya başlanmasıyla kazanılmakta olup, yazılı olarak düzenlenen veya sözlü olarak benimsenen sözleşmeyle birlikte, sigortalılığın oluşumu yönünden eylemli (fiili = gerçek) çalışma olgusunun varlığının da kanıtlanması gerekmektedir. Kuruma verilen ve çalışmayı (hizmeti) ortaya koyabilecek belgeler; gerek 506 s. Kanunda, gerek 5510 sayılı Sosyal
/
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda, gerekse anılan Kanunlara dayanılarak hazırlanan Sosyal
Sigorta İşlemleri Yönetmeliği (SSİY)’nde açıklanmış olup, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, eylemli çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin belirlenmesine ilişkin davalar kamu düzeniyle ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup, mahkemece, tarafların gösterdiği/sunduğu delillerle yetinilmemeli, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı hukuk muhakemeleri kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.” değerlendirmeleri uyarınca,
9.3. Başvuran vekilinin 1970/04, 1971/01, 1973/01 dönemlerine ait 3 aylık hizmete esas prim günlerinin dahil edilmediği yönündeki iddiaları hizmet tespiti davasına konu olabilecek nitelikte olduğundan, başvuranın kayıt ve belgeye dayanmayan sigortalılık iddialarının, Sosyal Güvenlik Kurumu veya diğer kamu idarelerince yapılacak (tespitin yapıldığı tarihten itibaren bir yıllık süreye ilişkin olmak üzere) fiili bir tespitin varlığını gerektirdiğinden, en nihayetinde 5510 sayılı Kanunun, hizmet tespitine ilişkin iddiaların hizmetin geçtiği yıl sonundan başlayan beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş mahkemelerinde açılacak dava sonunda alınacak bir ilam ile ispatlanabileceği hükmü dikkate alınarak, bu yönüyle başvuru yargı yetkisine ilişkin olduğundan Kurumumuz görev alanı içerisinde olmadığından incelenememiştir. Bu kapsamda başvuranın iddia ettiği anılan hizmetlerinin tespitine ilişkin yargı organlarına başvurabileceği değerlendirilmektedir.
10. Başvuran vekilinin, başvurana çıkarılan yersiz ödeme borcunun iptali ve aylığın tekrar
bağlanması talebi yönünden yapılan incelemede:
10.1. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca müteveffa
767 prim gün sayısı ve hak sahipleri tarafından yapılan 170 gün askerlik borçlanması ile
900 gün koşulunu sağladığı tespitiyle başvurana aylık bağlandığı, ancak yapılan askerlik borçlanmasının
Kanunda bahsi geçen “…her türlü borçlanma süreleri hariç” koşuluna aykırı olarak kurum hatası ile aylık bağlanmaması gerektiği halde aylık bağlandığı, bu durumun aylığa hak kazanma koşulunu kaybettiğinden ve borçlanma dahil 1800 gün koşulu da saylanmadığından tarafında bağlanan ölüm aylığının iptal edilerek 93.946,74 TL tutarındaki yersiz aylıların 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendine göre borç kaydı oluşturulduğu tespit edilmiştir.
11. Öncelikle ölüm sigortasında hakkı doğuran olay ölüm olup hak sahiplerine ölüm sigortasından aylık bağlanmasında sigortalıların öldüğü tarihte geçerli olan mevzuatın esas alınması gerekmektedir.
Başvuranın eşi 2012 yılında vefat etmiş olup 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanabilmesi için sigortalının ölüm tarihinin Kanunun yürürlük tarihi olan 2008/Ekim ayı başından sonra olması ve 32 nci maddesinin ikinci fıkra hükmündeki şartların sağlanmış olması gerekmektedir. Ölüm aylığı bağlanabilmesi için sadece 4/1-(a) sigortalıları için öngörülen her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartında; gerek ölen sigortalı tarafından, gerekse hak sahipleri tarafından yapılan tüm borçlanmalar 900 gün prim hesabında kabul edilmemiştir.
12. Başvuranın şikayet başvurusuna ilişkin bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde, başvuranın müteveffa eşinin 767 prim gün sayısı ve hak sahipleri tarafından yapılan 170 gün askerlik borçlanması ile 900 gün koşulunu sağladığı ve başvurana aylık bağlandığı, borçlanma dahil 1800 gün koşulunu da sağlayamadığı tespit edilmiştir.
13. 5510 sayılı Kanunun ölüm aylığı şartlarını düzenleyen 32 nci maddesinin 17/04/2008 tarihli ve
5754 sayılı Kanun’un 20 nci maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “her türlü
borçlanma süreleri hariç” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine Anayasa
Mahkemesince (3/9/2015 tarihli ve sayılı karar) karar verilmiştir.
14. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu sayılı ve 12/12/2017 tarihli kararında da; “… Anayasa Mahkemesi yapılan başvurular üzerine yaptığı değerlendirme sonucunda…32’inci maddesinin, 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 20’inci maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “her türlü borçlanma süreleri hariç” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oy çokluğu ile karar verilmiştir.
15. Sonuç olarak 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 32 inci maddesinde yer alan “her türlü borçlanma süreleri hariç” ibaresi eşitlik ilkesine aykırı olmadığı gibi, bu ibarenin anılan Kanunda belirtilen ve ölüm sigortasından yararlanma koşulları arasında sayılan “en az 5 yıldan beri sigortalı” olunması ve “900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş” bulunması şartlarının her ikisi yönünden de aranması gerekmektedir.
16. Başvuruya konu talep ve olaylar örgüsü bakımından emsal niteliğinde olan Anayasa
Mahkemesinin, 17/01/2019 tarihli ve 30658 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2015/18919 No’lu başvurusunda, yüksek mahkeme; ölüm aylığının iptali suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu hükmüne varmış ise de söz konusu başvuruda ölüm aylığının iptaline yol açan hata; askerlik borçlanması yapılan toplam süre içerisindeki 24 günlük prim gün sayısının bir diğer sigortalılık statüsü ile çakışmasından dolayı iptalinden kaynaklanmış olup karar içeriğinde bu husus; “…hatanın yalnızca prim ödeme gün sayısından kaynaklandığı, eksik kalan gün sayısının ise oldukça az olduğu, başvurucunun üstelik zamanında bu gün sayısı üzerinden prim de ödemiş olduğu …” şeklinde ifade edilmiştir.
17. Başvurucuya ölüm aylığının iptal edilmesi ve 5510 sayılı Kanunun m.96-1/(b) uyarınca geriye dönük beş yıllık aylık tutarının idare tarafından geri istenmesi kurum hatasına dayandığından bu somut olayın mülkiyet hakkı bağlamında incelenmesi gerekmektedir. Zira Anayasa Mahkemesinin, 2015/18919 No’lu başvurusunda değinildiği üzere mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin
Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir.
17.1. Bu kapsamda Kurumumuza yapılan somut başvurunun anılan ilkelerden “kanunilik” yönünden yapılan incelemede; Uyuşmazlıkların, olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri esas alınarak incelenmesi ve çözülmesi gerektiğinden, ölüm sigortasından aylık bağlama koşulları değerlendirilirken de kural olarak hakkı doğuran ölüm tarihi itibarıyla yürürlükte olan yasal düzenlemenin uygulanması gerekmektedir. Başvuranın eşi 2012 yılında vefat etmiş olup 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanabilmesi için 32 nci maddesinin ikinci fıkra hükmündeki şartların sağlanmış olması gerekmektedir. Başvuranın ölüm aylığı talebinin reddi işleminin kanuni dayanağı yukarıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Ayrıca 5510 sayılı Kanunun m.96/1-(b) hükmünün başvurana yersiz olarak ödendiği tespit edilen geriye dönük 5 yıllık tutar açısından müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğunu söylemek mümkündür.
17.2. Kurumumuza yapılan somut başvuru hakkında “kamu yararı amacı taşıma” ilkesi yönünden yapılan incelemede; Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı
amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri içinde geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır.
Kamu yararı açısından başvuruyu değerlendirdiğimizde; ölüm sigortasında gerek sigortalılar gerekse hak sahipleri yönünden sigortalının ölüm tarihinde geçerli olan mevzuatın uygulanacağı ifade edilmiştir. Bu kapsamda 5510 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartının sağlanmamış olması nedeniyle (başvuranın eşi, bu şartları haiz değildir) ölüm aylığının iptal edilmesi ve akabinde kişiden yersiz ödeme adı altında yapılan ödemelerin geri alınmasındaki temel amaç, sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumaktır. Bunun da kamu yararı amacını taşıdığı değerlendirilmektedir.
17.3. Kurumumuza yapılan somut başvuru hakkında “ölçülülük” ilkesi yönünden yapılan incelemede; Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucu vermiş olduğu kararında (Ümmü Çakır); ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, , 11/4/2012; , 27/5/2015; , 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
17.4. Başvurucunun eşinin kanunda öngörülen her türlü borçlanma süreleri hariç 900 prim ödeme gün sayısı bulunmamasına rağmen başvurucuya sehven ölüm aylığı bağlandığı ve 10 yıl boyunca ödendiği, söz konusu tahsis işlemi iptal edilmezse de daha uzun yıllar ölüm aylığı ödemesinin gerekeceği böyle bir kabulün de başvuran adına sebepsiz zenginleşmeye yol açabileceği gibi sosyal sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları halde kanunun aradığı şartları taşımadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kişiler yönünden adil olmayan sonuçların doğmasına ve sınırlı olan kamu kaynaklarının uygun olmayan usullerle dağıtılmasına cevaz verilmesi sonucunu doğuracağı dolayısıyla başvuranın ölüm aylığı talebinin reddi halinde kamu yararı amacı ile mülkiyet hakkının korunması arasındaki makul dengenin bozulmayacağı değerlendirilmektedir.
17.5. Anayasa Mahkemesince yukarıda yer verilen başvurusunda orantılılık ilkesi değerlendirilirken dikkate alınması gereken hususlardan birisinin de kamu makamlarının tutum ve davranışları olduğu zikredilmiştir. Bu bağlamda idarenin iyi yönetim ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İyi yönetim ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu makamlarının uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı hareket etmelerini gerektirir. Bu bağlamda idarenin kendi hatalarının sonuçlarını gidermeleri ve bireylere yüklememeleri gerekmektedir (Anayasa Mahkemesinin Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş., B. No:2015/6728, 1/2/2018 tarihli ve ve B. No:2013/711, 03/04/2014 tarihli kararı)
17.6. Bu bağlamda aradan geçen uzun zaman dilimi sonrasında (aylık bağlandıktan sonra 10 yıl) hak sahipleri hakkında askerlik borçlanması dâhil 900 prim ödeme gün sayısı ile ölüm aylığı bağlanması işleminin idarenin tamamen kendisine ait olan kusur ve hatasının sonuçlarını başvurana yükleterek başvuran nezdinde hakkaniyete uygun olmayan çok ağır bir sonucun yaşanmasına yol açacağı değerlendirilmektedir.
18. 05/12/2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta
İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin geçici 35 inci madde hükmü gibi idarenin, başvuran ve başvuranla benzer konum ve koşullarda bulunan hak sahiplerine eksik kalan gün sayılarını tamamlayabilmelerine ve sosyal güvenlik ödemesinden faydalanabilmelerine imkan verecek düzenlemelerde bulunması gerektiği böylelikle idarenin kusur ve hatasının sonuçlarını telafi etmeye vesile olunacağı değerlendirilmektedir.
19. Başvurucudan ödenen aylıkların 5510 sayılı Kanunun m.96/1-(b) uyarınca son 5 yıla ilişkin aylık toplamı 93.946,74 TL için tahsil yöntemlerine başvurulmasının, başvuranın ileri yaşı (70) , çalışma hayatına girme şansı ve somut olayın özel koşulları altında başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği, hizmet kusurunu ikrar eden idarenin bu kadar uzun bir süre sonra yapılan ödemeleri geri istemesinin hukuk güvenliği ilkesini de zedelediği dolayısıyla başvuran adına geriye dönük 5 yıla ilişkin yapılan borç tahakkuku işlemi ile kamu yararı amacı ile mülkiyet hakkının korunması arasındaki makul dengenin kişi aleyhine bozulduğu kanaatiyle birlikte yersiz ödeme altında yapılan borç tahakkukunun iptal edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
20. Diğer yandan, SGK tarafından, müteveffa sigortalının 1479 sayılı Kanunun Ek 19 uncu madde kapsamında durdurulan tarım sigortalılığı bulunduğu, hak sahibinin talebi halinde söz konusu sürelerin ihya edilmesiyle tarafına 5510 sayılı Kanunun 4/1-b kapsamında, borcun ödendiği tarihten itibaren ölüm aylığı bağlanabileceği belirtildiğinden, başvuranın tekrar aylığa girme imkanı olduğu değerlendirildiğinden, aylığın geleceğe yönelik kesilmesi işleminde herhangi bir hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
21. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve tüm dosya kapsamında, başvuranın ölüm aylığı bağlanması talebinin reddine ilişkin idari işlemin hukuka aykırı olmamakla birlikte hakkaniyet gereğince;
21.1. Başvuranın aylığının geleceğe yönelik kesilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı tespitiyle,
21.2. Kurum hatası sonucu ölüm aylığının iptal edilmesinin başvuran tarafından karşılanmasının mülkiyet hakkına ölçüsüz derecede müdahale niteliğinde olduğu değerlendirildiğinden; idarece, 05/12/2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta
İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin geçici 35’inci madde hükmü gibi başvuran ve başvuran ile benzer durumda bulunan hak sahiplerinin kalan gün sayısını tamamlayabilmelerine ve sosyal güvenlik ödemesinden faydalanabilmelerine imkan verecek düzenlemelerin yapılması,
21.3. Somut olayın özel koşulları altında başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yükleyeceği değerlendirilen geriye dönük 5 yıla ilişkin yapılan borç tahakkuku işlemi ile kamu yararı amacı ile mülkiyet hakkının korunması arasındaki makul dengenin kişi aleyhine bozulacağı kanaatiyle birlikte yapılan borç tahakkukunun iptal edilmesi,
Gerektiği sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
22. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Bursa İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle ve dosya kapsamına göre; başvurunun KISMEN KABUL –KISMEN
REDDİYLE,
1. Başvuranın, ileriye dönük ölüm aylığının bağlanması talebinin REDDİNE,
2. Ölçülülük ilkesi gereğince 5510 sayılı Kanunun m.96/1-(b) uyarınca geriye dönük 5 yıla ilişkin yapılan borç tahakkuku işleminin somut olayın özel koşulları altında başvurucuya aşırı bir külfet yükleyeceği kanaatiyle birlikte yersiz ödeme altında yapılan borç tahakkuk işleminin iptal edilmesi hususunda
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
3. Kurum hatasından kaynaklanan nedenlerle mağduriyet yaşanmasının önüne geçilmesi için, sistemin yapısına zarar vermeyecek şekilde konunun etki analizi ve aktüeryal denge faktörleri araştırılarak, 05/12/2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri
Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin geçici 35 inci madde hükmü benzeri başvuran ve başvuran ile benzer konumda bulunan hak sahiplerinin kalan gün sayısını tamamlayabilmelerine imkan verecek düzenlemelerin yapılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK
KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal
Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/