|
ÖZET: Başvuran, Diyarbakır Kadastro Müdürlüğünde Kadastro Teknisyeni olarak çalıştığını ve emeklilik işlemlerinin tamamlandığını belirtmiştir. Ancak, toplam hizmet süresinin 36 yıl 1 ay 13 gün olmasına rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından 35 yıl 11 ay 13 gün olarak gösterildiğini ifade etmektedir. Başvuran, Ergani Kadastro Müdürlüğünde çalıştığı sürelerin emekli ikramiyesi hesaplamasına dahil edilmediğini, bu nedenle mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın toplam hizmet süresinin eksik hesaplandığını kabul etmiş ve açıkta geçen sürelerin tespitine yönelik inceleme başlatmıştır. Yapılan incelemelerde, başvuranın açıkta geçen sürelerine ilişkin primlerin tam olarak ödendiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, başvuranın 4/1-a bendi kapsamındaki hizmetlerine emekli ikramiyesi ödenmesi talebi ise, memuriyete geçişinin kıdem tazminatı gerektirmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın emekli ikramiyesinin yeniden hesaplanması gerektiğine dair bir tavsiye kararı vermiştir. Bu karar doğrultusunda, başvuranın Ergani Kadastro Müdürlüğünde geçen işçilik sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınması ve fark emekli ikramiyesinin ödenmesi önerilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bu tavsiyeye uygun hareket etmesi beklenmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/4077-S.22.6197
BAŞVURU NO : 2021/17120
KARAR TARİHİ : 25/03/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Emekli ikramiyesi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 08/10/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza yapılmış olan başvuruda, başvuran özetle; Diyarbakır Kadastro Müdürlüğünde
emekli sicil numarası ile Kadastro Teknisyeni olarak görev yaptığını, 21/04/2021 tarihinde emeklilik işlemlerinin tamamlandığını, 24/05/2021 tarihinde emekli aylığı ve ikramiye bağlandığını, toplam hizmet süresinin 36 yıl 1 ay 13 gün olduğu halde emeklilik işlemlerine ilişkin SGK Kurum mektubunda toplam hizmet süresinin 35 yıl 11 ay 13 gün olarak gösterildiğini, Ergani Kadastro Müdürlüğünde 01/07/1982– 01/10/1982 ile 01/10/1985-01/10/1986 tarihleri arasında toplam 389 gün işçi olarak çalıştığı sürelerinin emekli ikramiyesi hesaplamasına dâhil edilmediğini oysa söz konusu çalışması için kıdem tazminatı almadığını beyan ederek emekli ikramiyesinin yeniden hesaplanarak mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru
konusuna ilişkin 15/11/2021 tarihli ve – – sayılı yazısında özetle;
2.1) Başvuranın, ilk defa 01/07/1982 tarihinde Diyarbakır Ergani Kadastro Müdürlüğünde 4/1-a bendi
kapsamında çalışmaya başladığı, bilahare 10/08/1987 tarihinde Silvan Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünde 4/1-c bendi kapsamında göreve başladığı, görevine devam etmekte iken 28/04/1999-07/09/1999 ve 24/11/1999-09/03/2000 tarihleri arasında görevden uzaklaştırıldığı, daha sonra 21/04/2021 tarihinde ise isteğiyle emekliye ayrılması üzerine 4/1-c bendi kapsamında geçen 33 yıl 4 ay 14 gün fiili hizmeti, 1 yıl 6
ay askerlik borçlanması, 4/1-a bendi kapsamında geçen 1 yıl 29 gün hizmeti olmak üzere toplamda 35 yıl
11 ay 13 gün hizmeti üzerinden tarafına emekli aylığı bağlandığı ve ikramiyeye esas (34) tam hizmet yılına
karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilerek tarafına ödendiği,
2.2) Kamu Denetçiliği Kurumunun Gönderme Kararı ile başvuranın toplam hizmet süresinin eksik
hesaplanmasından dolayı emekli ikramiyesinin de eksik yatırıldığını belirtmesi üzerine ilgilinin açıkta geçen sürelerine ilişkin inceleme başlatıldığı ve buna istinaden, adı geçenin kurumu olan Tapu ve Kadastro
Genel Müdürlüğüne hitaben gönderilen 03/09/2021 tarihli yazı ile ilgilinin açıkta geçen sürelerinin tespiti amacıyla 1999 ve 2000 yıllarına ait icmal bordrolarının istenildiği, Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğünden alınan 01/10/2021 tarihli yazı ile icmal bordrolarının gönderilmesi üzerine yapılan incelemede adı geçenin açıkta geçen sürelerine ilişkin tam olarak prim gönderildiği ve söz konusu dönemdeki hizmetlerinin tam olarak hesap edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı,
2.3) Kurumumuzun Gönderme Kararı ile başvuranın toplam hizmet süresinin eksik hesaplanmasından
dolayı emekli ikramiyesinin de eksik yatırıldığını belirtmesi üzerine ilgilinin açıkta geçen sürelerine ilişkin inceleme başlatıldığı ve buna istinaden, adı geçenin kurumu olan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne hitaben gönderilen 03/09/2021 tarihli yazı ile ilgilinin açıkta geçen sürelerinin tespiti amacıyla 1999 ve
2000 yıllarına ait icmal bordrolarının istenildiği, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden alınan
01/10/2021 tarihli yazı ile icmal bordrolarının gönderilmesi üzerine yapılan incelemede adı geçenin açıkta geçen sürelerine ilişkin tam olarak prim gönderildiği ve söz konusu dönemdeki hizmetlerinin tam olarak hesap edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı,
2.4) Başvuranın 4/1-a bendi kapsamındaki hizmetlerine de emekli ikramiyesi ödenmesi talebinde
bulunduğu ve kurumu ile yapılan yazışma sonucu gönderilen yazı ile görevinden istifa ederek memuriyete geçtiğinin anlaşıldığı, bu itibarla kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde memuriyete geçmediğinden kendisine 4/1-a bendi kapsamında geçen süreler için emekli ikramiyesi ödenmesine imkân bulunmadığı
Açıklamalarına yer verilmiştir.
3) Diyarbakır Kadastro Müdürlüğünün – sayılı yazısı ve eklerinden özetle;
3.1) Başvuranın İlgilinin Ergani Kadastro Müdürlüğünde 01/07/1982-01/10/1986 tarihlerinde Mevsimlik
işçi olarak çalıştığı, başvuranın 01/07/1982-01/10/1986 tarihleri arasında çalışmasına ilişkin kıdem tazminatına yönelik herhangi bir evraka rastlanmadığı, başvuranın 10/08/1987 tarihinde açıktan atama ile kendi isteği ile memuriyete geçtiğinden mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönem sonunda kıdem tazminatı ödemesi yapılmadığı,
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”
başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin
birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
6) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 4. maddesinin dördüncü
fıkrasının birinci cümlesi ile beşinci fıkrasının birinci cümlesinde;
“Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.
…
Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.”
7) 5434 sayılı mülga Emekli Sandığı Kanunu’nun “İkramiye” başlıklı 89. maddesinin bir ila
dördüncü fıkralarında;
“Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun
geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz.”
8) 2829 sayılı mülga Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanun’un “Emekli ikramiyesi” başlıklı 12. maddesinde;
“(…) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir. 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır.
Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz.
Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır. Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır.”
9) 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun “Kıdem tazminatı” başlıklı 14. maddesinin birinci, ikinci,
dördüncü ve beşinci fıkralarında;
“1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,
Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.
12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.
…
T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle
Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.
Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz.”
10) 4857 sayılı İş Kanunu’nun geçici 6.maddesinde;
“Kıdem tazminatı için bir kıdem tazminatı fonu kurulur. Kıdem tazminatı fonuna ilişkin Kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklıdır.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
11) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte
değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
12) Başvuran bir numaralı paragrafta da ifade edildiği üzere, emekli ikramiyesinin toplam hizmet süresi
dikkate alınarak yeniden belirlenmesini talep etmektedir.
13) Somut olayda başvurana 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında
geçen 33 yıl 4 ay 14 gün fiili hizmeti, 1 yıl 6 ay askerlik borçlanması, 4/1-a bendi kapsamında geçen 1 yıl
29 gün hizmeti olmak üzere toplamda 35 yıl 11 ay 13 gün hizmeti üzerinden tarafına emekli aylığı
bağlandığı ve ikramiyeye esas (34) tam hizmet yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilerek tarafına ödendiği, Kurumumuzun 14/06/2021 tarihli Gönderme Kararı ile başvuranın toplam hizmet süresinin eksik hesaplanmasından dolayı emekli ikramiyesinin de eksik yatırıldığını belirtmesi üzerine ilgilinin açıkta geçen sürelerine ilişkin inceleme başlatıldığı ve açıkta geçen dönemdeki hizmetlerinin tam olarak hesap edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı ve eksik ödenen kısmın başvurana ödendiği anlaşılmıştır.
14) Başvuru konusu uyuşmazlığın; başvuranın, 10/08/1987 tarihinde Silvan Tapu Kadastro Genel
Müdürlüğünde 4/1-c bendi kapsamında göreve başlamadan önce Ergani Kadastro Müdürlüğünde 01/07/1982-01/10/1986 tarihleri arasında mevsimlik işçi olarak çalıştığı sürelere emekli ikramiyesi ödenip ödenemeyeceği konusuna ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
15) Öncelikle belirtmek gerekir ki; yasada belirlenen şartlar doğrultusunda kamu çalışanlarına ödenen
emekli ikramiyesi, kamu çalışanlarının aylıklarından yapılan kesintilerden bağımsız olarak, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödemedir.
(Anayasa Mahkemesinin 8/11/2012 tarihli ve E: 2012/33, K: 2012/174 sayılı kararı. Kaynak:
www.corpus.com.tr ) Bu yönüyle emekli ikramiyesi, çalışma ilişkisi devam ettiği sürece talep konusu olmayan, çalışanların kamu kurumunda geçirdikleri sürelerin karşılığı olarak verilen, yasaca öngörülmüş mali haktır.
16) Diğer taraftan kıdem tazminatı ise, işçinin uzunca süre işverene bağlı kalması nedeniyle ücretinden
bağımsız bir ikramiye alacağı niteliğinde olan ve çalışma ilişkisi devam ettiği sürece işçinin hak iddia edemediği, ancak kanuni şartların tahakkuku ile talep edilebilir hale gelen ve işverene kanun tarafından yüklenen borçtur. Bununla birlikte çalışma hayatındaki önemi nedeniyle kıdem tazminatının ödenme koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan kanunda düzenlenmiştir. Bu kapsamda feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda işçinin kıdem tazminatı talep hakkı doğmamaktadır.
Nitekim 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde iş sözleşmesinin fesih hallerinden hangilerinin kıdem tazminatına hak kazandırdığı tahdidi olarak sayılmıştır. Öte yandan mezkûr 14. maddenin ikinci fıkrasında, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceği düzenlenmiştir. Bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında, işçinin aynı işverene bağlı geçen fasılalı çalışmalarının dikkate alınması zorunludur. Bununla birlikte fasılalı çalışmalar yönünden, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir koşuldur. Dolayısıyla işçinin, aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde geçen ve bu koşulu sağlayan kıdem tazminatı ödenmemiş sürelerinin, sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatının hesaplanması gerekmektedir. (Yargıtay Büyük
Genel Kurulunun 3/11/1948 tarihli ve E: 1948/11 K: 1948/7 sayılı kararı. Yargıtay Dokuzuncu Hukuk
Dairesinin 20/6/2011 tarihli ve E: 2009/17845, K: 2011/18388 sayılı kararı. Yargıtay Yirmi İkinci Hukuk
Dairesinin 1/11/2017 tarihli ve E: 2017/8912, K: 2017/23743 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr )
Sonuç olarak, işçinin kıdem tazminatına hak kazanması için doldurması gereken bir yıllık kıdem süresinin hesabında aynı işverene ait işyerinde geçen tüm süreler dikkate alınmalıdır. (Müjdat Şakar, İş Hukuku
Uygulaması, Yenilenmiş 8. Baskı, Beta, İstanbul, 2009, s. 169)
17) Öte yandan aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca da kamu kurumlarında işçi olarak geçirilen hizmet
sürelerinin, her bir çalışma döneminin fesih şekli itibarıyla kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermiş olmaları kaydıyla kıdem tazminatı ödenirken birleştirilmesi öngörülmektedir. Bu nedenle, işçinin kamu kurumlarında geçen çalışmalarının birleştirilmesi söz konusu olduğunda ödenecek kıdem tazminatı bakımından kıdem tazminatına esas hizmet süreleri hesaplanırken, bir yıldan az süreler de dâhil olmak üzere kamu işyerindeki çalışmalarının tamamının kıdem tazminatı hesabına dâhil edilmesi gerekmektedir.
(Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin; 13/1/2005 tarihli ve E: 2004/13000, K: 2005/994 sayılı; 24/1/2007 tarihli ve E: 2006/16628, K: 2007/737 sayılı; 7/5/2009 tarihli ve E: 2007/34750, K: 2009/12896 sayılı kararları. Kaynak: www.corpus.com.tr ) Nitekim öğretide de, kamu kuruluşlarında geçen sürelerin işçinin kıdeminde dikkate alınması için her bir çalışma döneminin bir yılı doldurmasının gerekmediği belirtilmektedir. (Sarper Süzek, İş Hukuku, Yenilenmiş 10. Baskı, Beta, İstanbul, 2014, s. 766)
18) Şu halde 1475 sayılı Kanun’un kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı meselesini temel olarak,
iş sözleşmesinin sona ermesindeki fesih olgusuna bağlı tuttuğu ve tüm kıdemin esas alınarak kıdem tazminatının ödenmesini amaçladığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle işçinin çeşitli hizmet sürelerinin birleştirilmesinin söz konusu olduğu durumlarda, her bir çalışma dönemi açısından fesih olgusuna bakmadan sadece işçinin kıdemi nazara alınarak kıdem tazminatına hak kazanamadığı kabulü 1475 sayılı
Kanun’un yukarıda değinilen açık düzenlemelerine aykırı olacaktır.
19) Görüldüğü üzere farklı statülerde çalışan kişileri ilgilendiriyor olsalar da hem kıdem tazminatı hem de
emekli ikramiyesi ortak bir deyimle, ilgililerin çalışmalarının karşılığı olarak ödenen toplu bir meblağı ifade etmektedir. Bununla birlikte her iki ödemenin gerçekleşmesi için de çalışma ilişkisinin belirli şartları taşıyarak son bulması gerekmektedir. Nitekim yukarıda değinilen 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile
5434 sayılı Kanun’un 89. maddesi her iki toplu ödemenin de ne zaman, hangi şartlar altında yapılacağını
düzenlemektedir. Ancak farklı hukuki statülere tabi kişileri ilgilendiren bu düzenlemeler, 2829 sayılı
Kanun uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emekli ikramiyesinin hesabı konusunda kesişmektedirler. Bu durum ise 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 2829 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmektedir. Özetle ifade etmek gerekirse mezkûr düzenlemeler, 2829 sayılı Kanun uygulanarak emekli aylığı bağlanan kişilerden, 5434 sayılı Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi statüsünde çalışmış olanların bu hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş ilişkisinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermiş ve kişilere kıdem tazminatı veya bu mahiyette başka bir ödemenin yapılmamış olmasını gerektirmektedir. Diğer taraftan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, kamu kurumlarında işçi veya sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı, kurum içi sınav yoluyla veya genel müdürlük oluruyla kendilerine kıdem veya bu mahiyette bir ödeme yapılmaksızın aynı kamu kurum veya kuruluşunda devlet memuru statüsüne geçmiş olanların, bu tür statü değişikliklerinin 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde sayılan kıdem tazminatına hak kazandırıcı nedenler arasında yer almadığı sebep gösterilerek ilgililerin işçi veya sözleşmeli personel olarak geçirdikleri hizmet süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemesini konu alan bila tarih ve 115601-21 sayılı görüş yazısında; “İşçi ve işveren tarafının serbest iradesiyle oluşan ve işçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ise ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan belirsiz süreli iş sözleşmelerinin genel olarak taraflardan birinin iradesiyle sona ermekte olduğu, 1475 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinde kıdem tazminatının hangi hallerde ödeneceği hususunda bu durumun da dikkate alındığı, bu çerçevede, başka bir statüye geçişi ifade eden atama işleminin ya da salt statü değişikliği durumunun belirsiz süreli iş sözleşmesini tek başına sona erdirmeyeceği ve bu durumda kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı hususunun; kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulaması dikkate alınarak her bir olay için belirsiz süreli iş sözleşmesinin hangi tarafça (işçi veya işveren) feshedildiğinin tespitine bağlı olduğu, ayrıca söz konusu tespit sonucunda iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiğine yönelik olarak kesin bir olguya dayanılmadığı sürece; kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulaması sonucunda kıdem tazminatı ödenmeksizin aynı kamu kurumunda statüsü değiştirilerek görev yapmaya devam edenlerin işçilik sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmasının uygun olacağı…” değerlendirmelerinde bulunulmuştur. (Kamu Denetçiliği Kurumunun 2017/1790 numaralı başvuruya ilişkin 11/8/2017 tarihli ve E: 9220 sayılı Tavsiye Kararı’ndan)
20) Şu durumda, 2829 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrası uyarınca birleştirilen hizmet süreleri
üzerinden aylık bağlananların kamuda geçen işçilik sürelerine emekli ikramiyesi ödenip ödenmeyeceği konusunda iş sözleşmesinin sona erme şeklinin dikkate alındığı görülmektedir. Bu nedenle ilgililerin emekli ikramiyesinin hesabında, kamuda geçen işçilik sürelerinin dikkate alınıp alınamayacağı sorusunun çözümü için iş sözleşmesinin fesih şekli üzerinde durulması gerekmektedir. Dolayısıyla anılan maddede, birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden emekli ikramiyesi
ödenmesinin düzenlenmesi karşısında, kanun koyucunun kamuda geçen işçilik süreleri yönünden emekli ikramiyesi ödenmesi için en az bir yıllık kıdem şartını aradığını söylemek mümkün değildir. Diğer bir deyişle mezkûr maddenin uygulamasında, memuriyet sürelerinin yanında kamuda geçen işçilik sürelerinin de toplanarak emekli ikramiyesi ödenmesi amaçlanmış iken, bir yıla varmayan işçilik sürelerinin emekli ikramiyesinin hesabında dışlandığından söz edilemez. Kaldı ki 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde işçinin çeşitli hizmet sürelerinin birleştirilmesinin gerektiği durumlarda; toplam hizmet süresinin dikkate alınmasının öngörülmesi, bir yıla varmayan işçilik sürelerinin kıdem hesabının dışında tutulması gerektiğine yönelik bir düzenlemenin bulunmaması karşısında aynı yasal düzenlemenin, ilgililere prim veya kesenek ödemek suretiyle kamuda geçen sürelerinin toplamı üzerinden emekli ikramiyesi ödenmesini öngören 2829 sayılı Kanun’un 12. maddesi kapsamındaki yorumunda farklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Bun nedenle kamu kurumlarında geçen bir yıldan az işçilik sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmasının mezkûr 14. maddeye aykırılık oluşturmayacağı açıktır. Sonuç olarak 2829 sayılı Kanun’un 12. maddesi kapsamında kamuda geçen işçilik sürelerine emekli ikramiyesi ödenip ödenmeyeceği meselesi kıdeme ilişkin olmayıp iş sözleşmesinin sona erme şekli ile ilgili olduğundan, söz konusu sürelerin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınıp alınmayacağı sorunu iş sözleşmesinin fesih olgusu üzerinde durularak çözümlenmelidir.
21) Yapılan bu açıklamalar sonrasında somut olayda, öncelikle birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden 5434
sayılı Kanun hükümlerine göre emekli aylığı bağlanan başvurana ödenecek toplu meblağın emekli ikramiyesi olduğu vurgulanmalıdır. Bu noktada yukarıda da değinildiği üzere 2829 sayılı Kanun’un 12.
maddesinde kamuda geçen işçilik sürelerine emekli ikramiyesi ödenebilmesinin, iş sözleşmesinin sona erme şekline bağlı tutulduğu ve bir yıldan az işçilik sürelerinin dikkate alınmayacağı yönünde kısıtlayıcı bir hükme de yer verilmediği anlaşılmaktadır.
22) Başvuranın Ergani Kadastro Müdürlüğünde 01/07/1982-01/10/1986 tarihlerinde Mevsimlik işçi olarak
çalıştığı ve bu çalışmalarına ilişkin kıdem tazminatına yönelik herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Başvuranın Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne bağlı Ergani Kadastro Müdürlüğündeki çalışmalarından sonra Tapu ve Kadastro Kursunu katılması ve bu kursu bitirmesi ile 10/08/1987 tarihinde yine Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne bağlı Silvan Tapu Kadastro Müdürlüğüne atanmasının yapılması, idarenin; başvuranın Ergani Kadastro Müdürlüğündeki görevinden istifa ettiğine dair iddialarına yönelik herhangi bir belge sunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, idare ile başvuran arasındaki çalışma ilişkisinin kıdem tazminatı ödemeyi gerektirmeyecek şekilde sona erdirdiğinin söylenemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle başvuranın söz konusu işçilik sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan Başvuranın 1999-2000 yılları arasında açıkta kaldığı sürelerin Kurumumuz tarafından verilen Gönderme Kararı dikkate alınarak çözüme kavuşturulduğu anlaşıldığından bu konuda bir değerlendirme yapılmasına gerek kalmadığı değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
23) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi
yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca Tavsiye Kararı üzerine kararın idareye tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecektir. Buna göre; (varsa) dava açma süresinden kalan süre içerisinde Diyarbakır İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN
KABULÜNE,
Başvuranın, Ergani Kadastro Müdürlüğünde 01/07/1982-01/10/1986 tarihleri arasında geçen işçilik sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınarak, başvurana fark emekli ikramiyesinin ödenmesi, hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi