ÖZET: Başvuran, 2007 yılında askerlik borçlanması için ödediği 2685 TL’nin iadesini talep etmektedir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bu ödemenin yersiz olduğunu ve geri ödenmeyeceğini belirtmiştir. Başvuran, ödemenin 2021 yılı yurt dışı askerlik borçlanması minimum bedeli üzerinden iade edilmesini istemektedir. SGK, başvuranın askerlik süresinin yurt dışında geçtiği için borçlanmanın kabul edilmediğini ve yanlış ödemelerin iadesinin faizsiz yapılacağını açıklamıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, başvuranın ödediği primlerin iade edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. İade işleminin, paranın alım gücündeki değer kaybını dikkate alarak gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarına atıfta bulunarak, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen alacakların, enflasyon oranları göz önünde bulundurularak ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, SGK’nın başvuranın primlerini iade ederken alım gücündeki kaybı dikkate almaması, sosyal güvenlik sisteminin adalet anlayışına aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak, SGK’ya, başvuranın ödediği primlerin güncellenerek iade edilmesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur. İdarenin, bu tavsiyeye uygun hareket etmesi ve 30 gün içinde gerekli işlemleri bildirmesi gerekmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/5502-S.22.8385

BAŞVURU NO : 2021/20445

KARAR TARİHİ : 21/04/2022

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Borçlanma tutarının iadesi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 30/11/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran; 2/9//2007 tarihinde 726 gün askerlik borçlanması ücreti olan 2685 TL’yi ödediğini, ancak

askerlik borçlanmasına ilişkin günlerinin Bulgaristan’dan turist olarak geldiği için kabul edilmediğinin bildirildiğini, yatırdığı tutarın iade edileceğinin ifade edildiğini, şifahi olarak yaptığı görüşmede de 2007 yılında ödediği 2685 TL’yi geri ödeneceğinin söylendiğini, 14 yıl sonra bu şekilde ödeme yapılması durumunda mağdur olacağını, askerlik borçlanması kapsamında yaptığı ödemenin yersiz veya yanlış ödeme sayılamayacağını belirterek söz konusu geri ödemenin 2021 yılı yurt dışı günlük askerlik borçlanması minimum bedeli üzerinden yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 8/1/2022

tarihli ve sayılı yazısında özetle;

2.1) 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesinin birinci fıkrasına göre sigortalıların er veya erbaş olarak silah

altında veya yedek subay, yedek astsubay okulunda geçen sürelerini kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82. maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32’si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak borçlandırılan söz konusu sürelerin sigortalılıklarına sayıldığı,

2.2) Öte yandan başvuranın askerliğini 4/1/1980-30/12/1981 tarihleri arasında Bulgaristan’da yaptığı,

nüfus kayıt bilgilerine göre Türkiye’ye 1992 yılında geldiği, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 6.

maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 14/8/2001 tarih ve 2001/2974 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığını kazandığı, Türk vatandaşlığına alınan zorunlu göçe tabi tutulan Türk soyluların yurtdışında yapmış oldukları askerlik süreleri borçlandırıldığı, zorunlu göçe tabi olmayanların yurtdışında yapmış oldukları askerlik süreleri borçlandırılmadığı, yanlış ve yersiz olarak yapılan borçlanmaların iadesinde de Sosyal

Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 66. maddesi uyarınca faiz uygulanmaksızın iade işlemlerinin yapıldığı,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1) “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde;

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

3.2) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü

ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5.

maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin “Borçlanmaya ilişkin süreler” başlıklı 66.

maddesinin on birinci fıkrasında;

“Kanunun 41 inci maddesine göre yapılan borçlanmalarda aylık bağlanmamış olması şartıyla Kuruma yazıyla müracaat edilmesi halinde borçlanmadan vazgeçilebilir. Ödenen borçlanma tutarının tamamı faiz uygulanmaksızın iade edilir. Kısmi iade yapılmaz. Yanlış veya yersiz olarak yapılmış borçlanma tutarları da faiz uygulanmaksızın ilgililere iade edilir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı

birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7) Bir numaralı paragrafta da yer verildiği üzere başvuran özetle; askerlik borçlanması kapsamında

ödediği primlerin iadesine yönelik Kurum işleminin düzeltilmesini talep etmektedir.

8) Bilindiği üzere sigortalıların sosyal güvenliklerinin sağlanması amacıyla oluşturulan sosyal sigorta

kurumları, nimet-külfet dengesi üzerine kurulmuşlardır. Bu doğrultuda, sigortalının katlanması gereken külfet primlerini ödemektir. Sosyal sigorta kurumları ise bu prim ödemelerinin karşılığı olarak hak kazanılan sigorta ödemesini gerçekleştirmekle yükümlüdürler. Bu nedenle, sigortalının ödemiş olduğu primlerinin karşılığını alamaması sosyal güvenlik sisteminin amacıyla bağdaşmaz. Aksi bir yorum, sisteme duyulan güveni ortadan kaldıracağı gibi yükümlülüklerini zamanında yerine getirenlerin cezalandırılması anlamına gelecektir ki, bu sosyal adalet duygusunun zedelenmesine neden olacaktır. Bu durum ise primlerini ödeyen sigortalının, bu ödemeye uygun hakkını elde edememesi sonucunu doğurarak nimetkülfet dengesini bozacağından hukuka aykırı olacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun; 5/11/1997 tarihli ve E: 1997/698, K: 1997/895 sayılı kararı, 30/3/2012 tarihli ve E: 2012/211, K: 2012/269 sayılı kararı.)

9) Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin birçok kararında; mülkiyet hakkının, bireylere bir tür sosyal

güvenlik ödemesi hakkını içermediği, bununla birlikte yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak, sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılmasının öngörüldüğü durumlarda, ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireylerin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatlerinin doğduğu kabul edilmektedir. Yüksek Mahkeme, mülk kavramı içerisinde yer alan ve ilgililerin hak kazandığı bir sosyal güvenlik ödemesinin, hak kazanılan tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alınmadan ödenmesi durumunda mülkiyet hakkının ihlal edildiği görüşündedir. Söz konusu kararlarda, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen alacağın enflasyon oranları dikkate alınmadan ödenmesi durumunda değer kaybına uğratılarak ödenmiş olacağı, bunun da değer kaybının miktarı bakımından yapılan müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği anlamına geleceği değerlendirmelerine yer verilerek, söz konusu müdahale ile kamunun yararı ve başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu sonucuna ulaşılmıştır. (Anayasa Mahkemesinin; 2014/7601 numaralı başvuruya ilişkin 25/7/2017 tarihli kararı, 2015/7602 numaralı başvuruya ilişkin 10/5/2018 tarihli kararı, 2015/6908 numaralı başvuruya ilişkin 27/6/2018 tarihli kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr)

10) Bu aşamada ifade etmek gerekirse, somut olayda başvuranın askerlik borçlanması kapsamında

ödediği primlerin iade edilmesi konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Yine başvuranın bu alacağının

Anayasa’nın 35. maddesi anlamında mülkiyet hakkı kapsamında mülk teşkil ettiği konusunda da tereddüt bulunmamaktadır. Yaşanan uyuşmazlıkta sorun, başvuranın borçlanma tutarının iadesine ilişkin alacağının

temelini oluşturan primlerin yıllar içerisinde uğradığı değer kaybının telafi edilip edilmeyeceği meselesidir.

11) Bu noktada, Sosyal Güvenlik Kurumunca Türk Lirası’ndan altı sıfır atıldığı gerekçesi ile birkaç lira

tutarında emekli ikramiyesi ödenmesine yönelik uyuşmazlıkları konu alan 9/10/2013 tarihli ve 2013/42 numaralı Tavsiye Kararı’na da değinmek gerekmektedir. Söz konusu Tavsiye Kararı’nda; ilgili yasal düzenleme uyarınca emekli ikramiyesinin hesabında emekli olunan tarihteki katsayıların dikkate alınması gerektiği belirtilmekle birlikte, bu hesaplamanın ilgili yılın katsayısı ile yapıldıktan sonra bulunan sonuçtan altı basamağın atılması suretiyle kişilere ödeme yapılması nedeniyle sorun teşkil ettiği tespiti yapılmıştır.

Bu kapsamda, alım gücü dikkate alınmadan sadece altı basamağın silinerek emekli ikramiyesi ödenmesinin kabul edilebilir olmadığı değerlendirilmiştir. Karar’da, enflasyona bağlı olarak yıllar içerisinde belli bir miktar paranın iade anındaki alım gücünün azaldığı gerçeğine işaret edilerek idareden, ilgili yılların katsayıları ile emekli ikramiyesini hesaplamasının ardından, yıllar içerisindeki enflasyon oranlarını dikkate alarak paranın alım gücünde oluşan değer kaybını belirlemesi ve Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ve benzeri parametreler kullanarak söz konusu tutarın ödeme tarihindeki alım gücüne denkleştirilmesinin beklenildiği ifade edilmiştir. Bu çerçevede, emekli ikramiyesinin hesaplanma usulüne ilişkin hukuka aykırılığın bulunmadığı ancak hesaplanan ikramiye tutarının alım gücünün, çeşitli bilimsel yöntem ve araçlarla ödeme tarihindeki alım gücüne dönüştürülmeksizin ödenmesi suretiyle eksik işlem tesis edildiği sonucuna ulaşılmıştır. (Bk.

https://www.ombudsman.gov.tr/document/yayinlar/karar_yayinlarimiz/calisma-ve-sosyal-guvenlik1.pdf, s. 120 vd.)

12) Bu noktada, belli bir miktar paranın iade edilmesinin gerektiği durumlarda paranın alım gücündeki

eksilmenin neden karşılanması gerektiğinin anlaşılması için, yukarıda belirtilen Tavsiye Kararı’nda da yer verilen Anayasa Mahkemesinin bir kararında geçen şu ifadelere de yer vermek gerekmektedir. Karar’ın ilgili bölümünde;“Türk Lirasında meydana gelen ani değer kayıpları nedeniyle alacak borç ilişkilerinde bir tarafta kalmış olan değerin geri alınması için davalarda denkleştirici adalet ilkesinin geliştirildiği, bunun için paranın alım gücündeki düşmenin çeşitli değerlendirme yöntemleri hamur edilerek ortaya çıkan değerin alım gücündeki eksilme yüzdesi olarak kabul edildiği, böylece faizle karşılanamamış olan zararın tazmini yolunda verilen kararlarla denkleştirici adaletin uygulanarak uğranan değer kaybının giderilmeye çalışıldığı, fiyat artışlarının bulunduğu dönemlerde çoğu zaman faiz ile karşılanamayan zararların

doğduğu…” ifadeleri yer almaktadır. (Anayasa Mahkemesinin, 24/9/2008 tarihli ve E: 2006/158, K:

2008/150 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr)

13) Yine Yargıtay kararlarında denkleştirici adalet ilkesinin, başkasının mal varlığından istifade ederek

kendi mal varlığını artıran ve elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olan kişiyi gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü altına soktuğu üzerinde durulmaktadır. Ayrıca Yüksek Mahkeme, yaşanan enflasyon nedeniyle paranın alım gücünün düştüğü gerçeği karşısında belli bir miktar paranın verildiği tarihteki aynı miktarda iade edilmesinin, gerçek hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olduğuna ve kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapıldığına değinmiştir. Yüksek Mahkeme söz konusu kararlarında hukuk kurallarının, gerçek hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece hayatiyetini devam ettirip saygınlık sağlayacağına ve hukuk kuralı olma özelliğini koruyacağına işaret ederek, hukuk kurallarının gerçek hayata ve çağın gereklerine uygun olarak yorumlanıp uygulanma zorunluluğunu ortaya koymuştur. Bu doğrultuda, belli

bir miktar paranın iadesinin söz konusu olduğu durumlarda paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılmasının ve bu şekilde iadeye karar verilmesinin hakkaniyetin ve adaletin bir gereği olduğu, aksi takdirde kısmi iade durumu ile karşı karşıya kalınacağı, iade dışındaki zenginleşmenin iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacağı sonucuna ulaşılmıştır. (Yargıtay On Üçüncü Hukuk

Dairesinin; 24/1/2002 tarihli ve E: 2001/10656, K: 2002/612 sayılı kararı, 2/3/2004 tarihli ve E: 2004/427

K: 2004/2425 sayılı kararı, Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinin 10/6/2015 tarihli ve E: 2014/17907, K:

2015/10731 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr)

14) Tüm bu açıklamalar sonrasında somut olaya gelince, sigortalıların ödemiş oldukları primlerin iade

edilmesinde de güncellenerek ödemenin esas olduğu kabul edilmelidir. Önemle ifade etmek gerekir ki, somut olaydaki sorun başvuranın ödemiş olduğu primlerin iade zamanındaki değer kaybının telafi edilmemesidir. Gerçekten de, başvuranın ödemiş olduğu primleri yıllarca kullanan Kurum, başvurana iade anında ödenen primlere ait paranın alım gücündeki eksilmeyi dikkate almadan ödeme yapması nedeniyle, sosyal sigortalara egemen olan nimet-külfet dengesini başvuran aleyhine bozmuştur. Bu durumun, bir miktar paranın iade edilmesinin söz konusu olduğu durumlarda hiçbir zaman göz ardı edilmemesi gereken denkleştirici adalet ilkesine aykırı olacağından ve hakkaniyeti de zedeleyeceğinden kuşku duyulmamalıdır.

15) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuranın ödemiş olduğu primlerin, paranın

alım gücündeki eksilme dikkate alınmadan geri ödenmesine yönelik Kurum işleminin hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Bursa İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

İadeye konu edilen primlere ilişkin olarak, paranın alım gücünde oluşan değer kaybının belirlenmesi ve başvurana yapılacak geri ödeme tutarının ödeme tarihindeki alım gücüne denkleştirilerek ödenmesine yönelik işlem tesis edilmesi hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,

6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine idare tarafından tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın, başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi