ÖZET: Başvuran, 1976 yılında 4/a statüsünde çalışmaya başladığını, 2018 yılında emekli olduğunu ve 2020 yılı Ekim ayına kadar emekli maaşı aldığını belirtmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan denetim sonucunda, 01/01/2015-07/08/2016 tarihleri arasında 578 gün prim ödemesinin iptal edilmesi nedeniyle emekli maaşının kesildiğini ve aleyhine borç düzenlendiğini ifade ederek, emekli maaşının yeniden bağlanmasını talep etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, yapılan denetimlerde başvuranın belirtilen tarihlerdeki hizmetlerinin fiili olmadığını tespit etmiş ve bu nedenle yaşlılık aylığının iptal edilerek, ödenen yersiz aylıkların borç kaydedildiğini açıklamıştır. İlgili mevzuat gereğince, yersiz ödemelerin geri alınması, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği açısından önemli bir düzenleme olarak değerlendirilmektedir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerini ve idare açıklamalarını inceledikten sonra, şikayet edilen işlemin hukuka uygun olduğuna karar vermiştir. Bu bağlamda, başvurunun reddine yönelik öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuş ve başvuranın yersiz ödemeler nedeniyle borçlandırılmasının hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/3539-S.22.5331

BAŞVURU NO : 2021/21338

KARAR TARİHİ : 14/03/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, yersiz ödemenin iptali talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 16/12/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran; 13/12/1976 tarihinde 4/a’lı olarak ilk defa çalışmaya başladığını, 2018 yılında emekli olduğunu, 2020 yılı Ekim ayına kadar emekli aylığı ve ikramiyesi aldığını, ancak bu tarihte denetmen raporu ile 01/01/2015-07/08/2016 tarihleri arasında 578 günlük prim ödemesinin iptal edilmesi sonucu emekli aylığının kesildiğini ve aleyhine borç düzenlendiğini ifade etmek suretiyle emekli aylığının yeniden bağlanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun konuya ilişkin 07/02/2022 tarihli ve sayılı bilgi ve belge talep yazısına cevaben, Sosyal Güvenlik Kurumunun31/01/2022 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle;

2.1. Sosyal Güvenlik Denetmenlerince düzenlenen raporda; sigortalının, sicil numaralı iş yerindeki 01.01.2015 – 07.08.2016 tarihleri arasındaki hizmetlerinin fiili olmadığının tespiti ile söz konusu çalışmaların iptal edilerek yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının kaybedildiği ayrıca yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edilerek sigortalıya 01.11.2018 ile 21.10.2020 tarihleri arasında ödenen 35.038,20 TL tutarındaki yersiz aylıkların 5510 sayılı Kanunun 96 ıncı maddesinin (a) bendine göre borç kaydedildiği açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine

Başvurma Hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”,

6. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2018/38 sayılı

Genelgesi İkinci Kısım Birinci Bölümünün;

6.1. “Yaşlılık Aylığının Kesilmesi ve Yeniden Bağlanması” başlıklı 6 ncı maddesinde; “Yaşlılık aylığının kesilmesi ve yeniden bağlanmasında, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa bu

Kanuna tabi sigortalılar ile Kanunun yürürlük tarihinden önce mülga kanunlara göre sigortalı olanlar için farklılık bulunmaktadır.”,

6.2. “Aylığa Hak Kazanma Koşullarının Oluşmadığının Aylık Bağlandıktan Sonra Tespit Edilmesi ve Aylığın Tekrar Başlaması” başlıklı 6.5. maddesinde; “Kurumumuza tahsis talebinde bulunan 4/1-(a), 4/1-(b) ve 4/1-(c) sigortalılarının talep tarihi itibariyle

Kanunda öngörülen aylık bağlama koşullarını yerine getirip getirmediklerine bakılarak aylık bağlama işlemleri gerçekleştirilmekte, bu koşulların oluşmadığının daha sonra tespit edilmesi halinde ise, sigortalıya ödenen aylıklar başlangıç tarihi itibariyle iptal edilerek yersiz ödenen aylıkların tahsili yoluna gidilmektedir.

Bu sigortalıların yeniden aylık bağlanması talebinde bulunmaları halinde, aylığa hak kazanma koşullarının oluşması koşuluyla, aylık bağlanması talep tarihlerini takip eden ay başından itibaren aylıkları tekrar bağlanmaktadır.

4/1-(c) sigortalısı olarak görev yapmakta iken emekliye sevk edilmesi üzerine, görevleriyle ilişikleri kesilerek emekli aylığı bağlananların, aylık bağlandıktan sonra aylık bağlama koşullarının (yaş ve hizmet)

oluşmadığının anlaşılması halinde ise, emeklilik işlemleri iptal edilerek yersiz ödenen emekli aylıkları borç çıkarılarak, göreve iade edilecektir.

Aylığa hak kazanma koşulları yerine gelmediği halde sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmayan ve Kurum hatası (hizmetlerin karışması, hizmet çakışmalarının daha sonra fark edilerek hizmet iptallerinin yapılması, yaş, prim gün sayısı veya sigortalılık süresinin yanlış tespit edilmesi vb.)

nedeniyle yanlış aylık bağlandığının sonradan tespit edilmesi halinde, sigortalılara yersiz ödenen aylıkların tahsili yoluna gidilecek olmakla birlikte, – Kurum hatası nedeniyle yanlış aylık bağlandığının tespit edilmesinden önce, aylığa hak kazanma koşullarının oluştuğunun anlaşılması durumunda, bu koşulların yerine geldiği tarihi takip eden ay başından itibaren yeniden talep şartı aranmaksızın aylıkları bağlanacaktır.

– Kurum hatası nedeniyle yanlış aylık bağlandığının tespit edilmesinden sonra aylığa hak kazanma koşullarının oluşması durumunda, yeniden tahsis talebinde bulunması halinde aylık bağlanacaktır.

Hizmet birleştirmesi yapılarak aylık bağlanan, ancak Kurumun hatalı işlemleri sonucu yanlış statüde aylık bağlandığı tespit edilen sigortalıların, farklı statüde geçen hizmet sürelerinin tahsis talep tarihinden önce olması şartıyla, mevcut tahsis talebi diğer statüler için de geçerli sayılacağından, yanlış statüde bağlanan aylığın iptal edilerek, aylığa hak kazandığı statüdeki hak kazanma şartlarının yerine gelmesi halinde, yeni bir tahsis talep dilekçesi alınmaksızın, sigortalıya aylığa hak kazanma koşullarının yerine geldiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle yaşlılık aylığı bağlanacaktır.

Ayrıca, fazla ve yersiz ödenmelerle ilgili olarak da Genelgenin Yersiz Ödemeler başlıklı Ondördüncü

Bölümünün “5.Yersiz yapılan gelir/aylık ödemelerinin tespiti ile tahsiline ilişkin işlemler” alt başlığı altında belirtilen hükümler doğrultusunda işlem yapılacaktır”,

Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; şikâyete konu edilen işlemde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8. Başvuran, yukarıda 1 numaralı paragrafta yer verildiği üzere; 13/12/1976 tarihinde 4/a’lı olarak ilk defa çalışmaya başladığını, 2018 yılında emekli olduğunu, 2020 yılı Ekim ayına kadar emekli aylığı ve ikramiyesi aldığını, ancak bu tarihte denetmen raporu ile 01/01/2015-07/08/2016 tarihleri arasında 578 günlük prim ödemesinin iptal edilmesi sonucu emekli aylığının kesildiğini ve aleyhine borç düzenlendiğini ifade etmiş; emekli aylığının yeniden bağlanmasını talep etmektedir.

9. Başvuranın tahsis talebinde bulunmasının akabinde, İdare tarafından 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddesine istinaden başvurana yaşlılık sigortasından aylık bağlandığı, bununla birlikte yapılan denetim sonucu 01.01.2015 – 07.08.2016 tarihleri arasındaki prim ödemelerinin fiili çalışmaya dayanmadığının tespit edildiği, bunun üzerine 01.11.2018 ile 21.10.2020 tarihleri arasında ödenen aylıkların yersiz ödenmesi sebebiyle 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı maddesi uyarınca başvuran aleyhine borç kaydedildiği anlaşılmıştır.

10. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı addedilmiştir. 5510 sayılı Kanun bakımından sigortalı sayılmanın hukuki şartlarından iş ilişkisi, esas olarak hizmet akdine dayanmalıdır ve hizmet akdine tabi çalışma işverene ait işyerinde yerine getirilmelidir. Bir başka ifadeyle 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendine göre (SSK) sigortalı sayılmanın temel kuralı, iş veya çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerektiğidir. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanunda hizmet akdinin tarifine yer verilmemiş olup hizmet akdi Borçlar Kanunda tanımlanmıştır. Borçlar Kanununa göre hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre kişinin belirli veya belirsiz bir zamanda hizmetini kiralaması hizmet sözleşmesidir. Anayasa Mahkemesi ise hizmet akdinin iş, ücret ve bağımlılık olmak üzere üç unsurdan oluştuğuna karar vermiştir. (Anayasa

Mahkemesinin Esas No.1963/336, Karar No.1967/29 ve Resmi Gazete tarih/sayı: 19/10/1968/13031)

11. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin E.2016/7568, K.2017/904 numaralı ve 13/02/2017 tarihli kararında;

“Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın ikinci maddesi ve 5510 sayılı

Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6 ncı maddesi ile

5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-

448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.” hükmüne varılmış olup, aynı Dairenin E.

2014/3422, K.2015/2638 numaralı ve 17/02/2015 tarihli kararında da; davanın yasal dayanağını oluşturan sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceği, Kurumun suç duyurusu üzerine ceza soruşturması yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği, 5510 sayılı Yasanın 59 uncu maddesine göre aksi kanıtlanana kadar Kurum denetim memurlarının inceleme raporundaki tespitlerin doğru olduğu ifade edilmiştir.

12. Başvuranın 01.01.2015 – 07.08.2016 tarihleri arasındaki 578 günlük hizmetinin iptal edilmesi sonucunu doğuran 21/08/2021 tarihli ve sayılı Denetim Raporunun içeriğinden; işyerinde yerel denetim yapıldığı ve parselin boş durumda olduğunun görüldüğü, parsel üzerinde herhangi bir inşa faaliyetinin yapılmamış olduğunun belirlendiği, işyeri sahibi ve bazı işyeri çalışanlarının ifadelerinin alındığı bununla birlikte, belge ve kayıtların da incelenmesi sonucunda başvuranın 01.01.2015 – 07.08.2016 tarihleri arasındaki sigortalılık bildirimlerinin iptal edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.

13. Anılan Denetmen Raporları ile İdare tarafından Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu; İdarece yapılan denetim neticesinde işveren in Mah. ada parsel / adresine tescilli – sicil sayılı bir inşaat işyeri dosyasının daha olduğu, inşaat işyerinin 27.08.2010 tarihinde kanun kapsamına alındığı, 2010/08 ila 2014/01 dönemleri arasında işçilik bildiriminde bulunulduğu, 2014/01 döneminden sonra herhangi bir işçilik bildiriminin bulunulmadığı, Mimar Sinan Mah. parsel / adresinde yapılan yerel denetimde parselin boş durumda olduğu, parsel üzerinde herhangi bir inşa faaliyetinin yapılmamış olduğu tespit edilmiş, işyeri kayıt ve belgeleri incelenmek üzere 09.07.2020 tarih 8142308 sayılı kayıt istem yazısı ile talep edilmiş, işyeri merkezinin bulunduğu mahalle muhtar azasına tebliğ edilmiş ancak işveren işyeri kayıtlarını kaybettiğini öne sürerek ibraz etmemiştir.

13.1) İşveren konu hakkındaki yazılı beyanında, başvuran adlı şahsı

tanımadığını kendisinin şahsına ait herhangi bir inşaat işinde çalışması ya da kendisine ücret ödemesinin söz konusu olmadığını beyan etmiştir.

14. 2017/44 E. ve 2017/118 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme Bakırköy 2. İş

Mahkemesinin itiraz yoluyla önüne getirdiği 5510 sayılı Kanunun Sosyal Güvenlik Kurumunca tahsil edilecek yersiz ve fazla ödemelere ilişkin 96 ncı maddesinin sigortalının kasıtlı veya kusurlu davranışından kaynaklanan yersiz ödemelere ilişkin (a) bendinin Anayasa’nın Sosyal Güvenlik Hakkını düzenleyen 60 ıncı maddesine aykırılığını incelemiş, ilgili maddenin düzenlemesinin kanun koyucunun takdir hakkı içerisinde kaldığını ve bu şekilde yapılan düzenlemenin Sosyal Güvenlik Hakkına engel teşkil etmediği sonucuna varmıştır. Mahkeme, kararında aynı zamanda “Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” ifadelerine yer verilmiştir.

15. Anayasa Mahkemesinin 2013/673 Başvuru numaralı 20/04/2016 tarihli kararında geçmişte yapılan usulsüz prim girişleri nedeniyle başvuranın yaşlılık aylığının kesilmesi ve kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte geri ödenmesi noktasında faizle geri ödemenin mülkiyet hakkı ihlali olduğu yönündeki başvuru kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük gibi kriterler esas alarak değerlendirmiş ve başvuruya konu olayda mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

“Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Öyleyse bu noktada ortaya konması gereken, usulsüz prim girişlerine istinaden yersiz ödenen söz konusu meblağın üzerine yasal faiz ilave edilerek tahsilinin istenmesinin başvurucuya – kamu yararı dikkate alındığında- aşırı bir yük yükleyip yüklemeyeceği hususudur.

Anayasa Mahkemesince bu çerçevede başvurucunun emekli olduğu tarih itibarıyla SGK müfettişlerince de tespit edildiği üzere sosyal güvenlik prim hesabında on dört aylık usulsüz prim girişi olduğu bu çerçevede başvurucunun hileli bir hizmet süresinden yararlandırıldığı ortaya konmuş bu durumda somut olayın özelliklerine göre yapılan değerlendirmede, başvurucunun kendisine kazandırılan on dört aylık hileli hizmet süresinden haberdar olması gerektiği ve toplam hizmet süresine söz konusu hileli hizmet süresi de eklenerek gerçekte hak kazanmadığı tam yaşlılık aylığı ödemelerinden yararlandığı anlaşılmış, eksik kalan hizmet süresi üzerinden usulsüz olarak aldığı aylıkların kendisinden daha sonra 5510 sayılı

Kanun’un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca kanuni faizi ile birlikte iadesinin isteneceğini bilebileceği kanaatine varılmıştır.”.

16. Mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan

kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B. No:

2013/3391, 16/9/2015, § 56). Somut olayda olduğu gibi Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylıklarının

geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvuranın mülkiyet hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin, eğer böyle bir hak söz konusu ise bu hakka müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Geçmişte yapılmış usulsüz prim ödemelerinin sorumluluğunun başvurana yüklenerek yersiz ödenmiş aylıkların geri ödenmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Öyleyse kendisine ödenen aylık tutarı üzerinde başvuranın mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu ile idarece bu tutarın yasal faizi ile birlikte iadesinin istenmesinin başvuranın mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine kuşku yoktur.

17. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği esaslar çerçevesinde başvuranın taleplerini değerlendirmemiz gerekirse;

17.1. Kanunilik

Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35. maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13.

maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme

yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. (AYM,Bekir Yazıcı, B. No:

2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).

Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik

koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, § 56).

Somut olayımızda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 96 ncı maddesinin yasal dayanak olduğu görülmektedir. Anılan düzenlemenin yeterli açıklıkta ve başvuranın davranışlarının sonuçlarını önceden öngörmesini sağlamaya yetecek hukuki belirlilikte olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı sonucuna varılmıştır.

17.2. Meşru Amaç

Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır.

2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiş ve “ Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un

gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” demiştir.

Bu anlamda başvuranın sahte sigortalılık nedeniyle prim günlerinin silinmesi ve bunun sonucunda emeklilik şartlarını taşımıyor hale gelmesi nedeniyle geriye dönük olarak ödenmiş olan aylıkların ilgili madde çerçevesinde geri alınmasında temel amacın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

17.3. Ölçülülük

Anayasa Mahkemesinin ölçülülük ilkesine yönelik değerlendirmesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden yapmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut Bahadır, § 43).

Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68). İyi yönetişim ilkesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam

ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (Tevfik Baltacı, B. No:

2013/8074, 9/3/2016, § 73). Bununla birlikte kamu otoritelerine yüklenen bu özen sorumluluğu bireyleri de sosyal güvenlik hakkı kapsamında kendilerine yapılan ödemeler yönünden tamamen sorumsuz kılmamalıdır.

Başvuru konusu olaya ilişkin denetim raporunda Mah. parsel / adresinde yapılan yerel denetimde parselin boş durumda olduğu, parsel üzerinde herhangi bir inşa faaliyetinin yapılmamış olduğunun tespit edildiği, işverenin işveren işyeri kayıtlarını kaybettiğini öne sürerek ibraz etmediği ayrıca işverenin, başvuran adlı şahsı tanımadığı, kendisinin şahsına ait herhangi bir inşaat işinde çalışması ya da kendisine ücret ödemesinin söz konusu olmadığını beyan ettiği başvuranın sahte işyerinde sahte sigortalı olarak bildirildiğinin belirlendiği, bu belirleme neticesinde başvuranın tam yaşlılık aylığına hak kazanma yönünden prim gün sayısının eksik kaldığının görülmektedir.

Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurandan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvuranın sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.

Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

/

Bu kapsamda başvuranın mülkiyet hakkına, kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi çerçevesinde faizi ile birlikte iadesinin istenmesi yönünde yapılan müdahalenin, başvuranın böyle bir müdahalenin gerçekleşebileceğini öngörebileceği ve yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen kamu yararı dikkate alındığında, ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir.

18. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın aylığının kesilmesine ve tarafına borç yansıtılmasına dayanak, 21/08/2021 tarihli ve sayılı Denetim Raporu kapsamında, başvuranın sigortalılığının bildirildiği Mah. parsel / adresinde yapılan yerel denetimde parselin boş durumda olduğu, parsel üzerinde herhangi bir inşa faaliyetinin yapılmamış olduğu dolayısıyla 01.11.2018 ile 21.10.2020 tarihleri arasındaki prim ödemelerinin fiili çalışmaya dayanmadığının tespit edildiği, Kurumumuza dosya kapsamında gönderilen bilgi ve belgelerden bu hususun delillerle ve detaylı bir şekilde gerekçelendirildiği değerlendirilmektedir. Bu itibarla başvuranın söz konusu sigortalılık sürelerinin silinmesiyle birlikte emeklilik şartlarından olan mevzuatta belirlenen prim gün koşulunu sağlamadığı gerekçesiyle emeklilik talebinin reddi işlemi ile 01/11/2018-21/10/2020 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylığının iptal edilerek adına tahakkuk ettirilen yersiz ödeme işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin karara karşı başvuru yollarını gösterme ilkesine uygun davranmadığı anlaşıldığından, bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Kayseri İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURAN ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi