ÖZET: Başvuran, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) bünyesinde çalıştığı süre zarfında kıdem tazminatı talep etmektedir. Müvekkilinin, 14 Mart 2014 ile 5 Eylül 2021 tarihleri arasında çeşitli alt işverenlerde çalıştığını ve toplamda 15 yılı aşan bir hizmet süresine sahip olduğunu belirterek, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi gereğince kıdem tazminatı hakkı kazandığını ifade etmiştir. Ancak, TRT Genel Müdürlüğü, başvuranın istifa ederek işten ayrıldığını ve bu nedenle herhangi bir alacak talebinin bulunmadığını savunmuştur.

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan değerlendirmede, başvuranın 1 Mayıs 1999 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı ve 5 Eylül 2021 itibarıyla emeklilik koşullarını sağladığı belirtilmiştir. Yargıtay kararları doğrultusunda, işçinin sigortalılık süresi ve prim gün sayısını tamamlamış olması durumunda, istifa etse bile kıdem tazminatına hak kazanacağı vurgulanmıştır. Bu bağlamda, başvuranın kıdem tazminatı talebinin reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın kıdem tazminatı talebinin 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ve TRT Genel Müdürlüğü’ne bu konuda tavsiyede bulunulmasını kararlaştırmıştır. İdarenin, bu tavsiye kararına uygun hareket etmesi beklenmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/12241-S.22.18698

BAŞVURU NO : 2022/5196

KARAR TARİHİ : 22/09/2022

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:ATATÜRK BULVARI İSTİKLAL MAHALLESİ

46/69 ÇANKAYA/ANKARA

BAŞVURUYA KONU İDARE : TÜRKİYE RADYO-TELEVİZYON KURUMU GENEL

MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Kıdem tazminatı hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 06/04/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran vekili özetle; müvekkilinin, 14/3/2014 – 31/7/2016 tarihleri arasında Güven Sosyal ve Destek

Hizmetleri Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. alt işverenliğinde, 1/8/2016 – 1/1/2019 tarihleri arasında Paşam

Hizmet, Kuyumculuk, İnşaat, Gıda, İthalat, İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. Ankara Şubesi alt işverenliğinde, 3/1/2019 – 14/5/2019 tarihleri arasında Arh Medya Bilişim İletişim Organizasyon Reklam İnşaat Otomotiv

Taşımacılık Tarım Hayvancılık Kuyumculuk San. ve Tic. Ltd. Şti. alt işverenliğinde TRT Genel

Müdürlüğünde çalıştığını, 15/5/2019 tarihinden 5/9/2021 tarihinde kadar ise TRT İstanbul Bölge

Müdürlüğünde sözleşmeli olarak kesintisiz bir şekilde çalıştığını, müvekkilinin tüm hizmet süresinin 15 yılı geçmesi nedeniyle 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/5. maddesine göre kıdem tazminatına hak kazandığını, bununla birlikte kıdem tazminatı ve iş sonu tazminatının ödenmediğini belirterek müvekkilinin 14/3/2014 tarihinden 5/9/2021 tarihine kadar geçen çalışma sürelerine ilişkin tazminatının ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığının

ve sayılı yazılarında özetle; /

2.1) Başvuranın, 15/5/2019 – 5/9/2021 tarihleri arasında TRT İstanbul Müdürlüğü/Kanal Koord. (TRT

Haber) biriminde özel hukuk hükümlerine tabi prodüktör olarak çalışıp istifa ederek işten ayrıldığı,

2.2) Ayrıca başvuranın hizmet alımı yoluyla alt işverenler Güven Sosyal ve Destek Hiz. Tur. San. ve Tic.

Ltd. Şti. ve Paşam Hizmet Kuyumculuk İnş. Gıda İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalıştığını, bu çalışmaları nedeniyle herhangi bir alacağının bulunmadığını, öte yandan başvuranın 15/5/2019 tarihinde alt işveren işçisi olarak geçen çalışma döneminden bağımsız olarak ilk kez Kurum bünyesinde istihdam edilmeye başlandığı ve kendi isteği ile 5/9/2021 tarihinde istifa ettiği,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

3) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 27/7/2022 tarihli

ve sayılı yazısında özetle;

3.1) Başvuranın, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na tabi ilk sigortalılık tescil tarihinin 1/5/1999

olduğu, mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen

Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre son yedi yıllık fiili çalışması içerisinde en fazla çalışmasının 4/1-(a) sigortalılığı kapsamında olan başvuranın bugün itibarıyla tabi olduğu emeklilik koşullarının mülga 506 sayılı Kanun’a göre değerlendirilmesi gerektiği,

3.2) Bu itibarla 8/9/1999 tarihinden önce sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının,

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun ile 4/1-(a) sigortalıları için mülga 506 sayılı

Kanun’un geçici 81. maddesi yürürlükte bırakılmak suretiyle mülga kanunlardaki hükümler doğrultusunda tespit edileceğinin düzenlendiğini, buna göre 8/9/1999 (dâhil) tarihinden önce sigortalı olan 4/1-(a)

sigortalılarının aylığa hak kazanma koşullarının 506 sayılı Kanun’un geçici 81. maddesinin A, B ve C bentlerindeki koşullara göre belirlendiği,

3.3) Bu itibarla, başvuranın 4/1-(a) sigortalısı olarak çalıştığı işinden ayrıldığı 5/9/2021 tarihi itibarıyla

mülga 506 sayılı Kanun’da yer alan aylığa hak kazanma koşulları bakımından; 20 yıllık sigortalılık süresi,

55 yaş, 5975 prim günü ya da 15 yıllık sigortalılık süresi, 58 yaş, 3600 prim günü şartına tabi olduğu, bu

durumda başvuranın yaş dışında anılan Kanun’da yer alan 15 yıllık sigortalılık süresi, 3600 prim günü şartını sağladığı,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”

başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

/

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin

birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

6) 4857 sayılı İş Kanunu’nun geçici 6. maddesinde;

“Kıdem tazminatı için bir kıdem tazminatı fonu kurulur. Kıdem tazminatı fonuna ilişkin Kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklıdır.”

7) Mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun “Kıdem tazminatı” başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasının

beş numaralı bendinde;

“Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:

…

506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen

yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,

Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir.

Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Bilindiği üzere kıdem tazminatı, işçinin işverene ait işyerinde geçen belirli bir süredeki çalışmalarına

ilişkin olarak işini kaybetmesi halinde o işyerindeki yıpranması, tekrar çalışma hayatına katılacağı döneme

/

kadar karşılaşacağı güçlükler ve işyerine verdiği emek göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dâhilinde ödenmesi lazım gelen bir miktar parayı ifade etmektedir.

Bununla birlikte söz konusu ödemeye hak kazanılması bakımından, çalışma ilişkisinin belirli şartları taşıyarak son bulması gerekmektedir. Nitekim 4857 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin atfı uyarınca uygulanmakta olan 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde, hangi şartlar altında işçiye kıdem tazminatının ödeneceği hususu düzenlenmiştir. Dolayısıyla işçi ve işverenin serbest iradesiyle oluşan ve yine genel olarak taraflardan birinin iradesiyle sona eren iş sözleşmeleri nedeniyle ödenecek kıdem tazminatının koşullarının, hesabının ve ödeme şeklinin doğrudan Kanun’da düzenlendiği görülmektedir.

10) Bu doğrultuda kıdem tazminatının yasal dayanağı olan 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesine 4447 sayılı

Kanun’un 45. maddesi ile eklenen beşinci fıkrada; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 60. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanun’un geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılan işçilere, işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için otuz günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödeneceğinin, bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kanun koyucunun, yaşlılık aylığına hak kazanma bakımından öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak işten ayrılan işçinin durumunu kıdem tazminatına hak kazanma konusunda da dikkate aldığı görülmektedir.

11) Buraya kadar yapılan açıklamalar sonrasında somut olaya gelince, üç numaralı maddede yer verilen

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü yazısından; başvuranın, ilk sigortalılık tescilinin 1/5/1999 tarihinde 506 sayılı Kanun’a tabi olarak başladığı, mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre son yedi yıllık fiili çalışması içerisinde en fazla çalışmasının 4/1-(a) sigortalılığı kapsamında olduğu, bu nedenle bugün itibarıyla tabi olduğu emeklilik koşullarının mülga 506 sayılı

Kanun’a göre değerlendirilmesi gerektiği, başvuranın 4/1-(a) sigortalısı olarak çalıştığı işinden ayrıldığı 5/9/2021 tarihi itibarıyla 506 sayılı Kanun’da yer alan aylığa hak kazanma koşullarının; 20 yıllık sigortalılık süresi, 55 yaş, 5975 prim günü ya da 15 yıllık sigortalılık süresi, 58 yaş, 3600 prim günü şartına tabi olduğu, bu durumda başvuranın yaş dışında anılan Kanun’da yer alan 15 yıllık sigortalılık süresi, 3600 prim günü şartını sağladığı anlaşılmaktadır.

12) Şu halde her ne kadar idare tarafından başvuranın istifa ederek işten ayrıldığı ifade edilmekte ise de;

Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 7/4/2016 tarihli ve E: 2014/36553, K: 2016/8730 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan düzenlemenin amacının, prim ödeme ve sigortalılık süresi yönünden emeklilik hakkını kazanmış olsa da, diğer bir ölçüt olan emeklilik yaşını beklemek zorunda olan işçilerin, bundan böyle çalışma olmaksızın işyerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatı alabilmelerini sağlamak olduğu, işçinin ayrıldığı tarihte sigortalılık süresini ve prim gün sayısını tamamlamış ise kıdem tazminatına hak kazanacağı, hakkın kötüye kullanılmadığı sürece işçinin herhangi bir neden belirterek veya neden belirtmeden ayrılmasının kıdem tazminatına hak kazanmasını etkilemeyeceği, zira yasadan doğan bir hakkının bulunduğu, işçinin daha sonra bunu belgelendirmesinin ve işverene sunmasının kıdem tazminatına hak kazanılmasını ortadan kaldırmayacağı değerlendirilmektedir.

/

13) Gerçekten de Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 9/7/2014 tarihli ve E: 2012/24726, K: 2014/23868

sayılı kararında da; işçinin fesih tarihinde yaş hariç diğer emeklilik koşullarını sağladığı durumlarda kıdem tazminatına hak kazanacağı, bu yönde iradesini açıklamamasının ve Sosyal Güvenlik Kurumundan aldığı belgeyi daha sonra ibraz etmesinin hak kazanmayı ortadan kaldırmayacağı, bu durumun ancak muaccel olma ve temerrüt olgusunu etkileyeceği gerekçeleriyle davacının kıdem tazminatının hüküm altına alınmasına, aksi yöndeki yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği görülmektedir. Nitekim

Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 17/2/2016 tarihli ve E: 2014/30229, K: 2016/3029 sayılı kararının da bu yönde olduğu anlaşılmaktadır.

14) Bu nedenlerle, işçinin işyerindeki yıpranmasının ve geçmiş hizmetlerinin karşılığı olarak ödenen kıdem

tazminatının gerçekleşme koşullarının doğrudan kanunla belirlendiği, işçinin bu menfaatinin hukuk düzeni tarafından korumaya alındığı dikkate alındığında, işten ayrıldığı tarihte 1475 sayılı Kanun’un 14.

maddesinin beşinci fıkrasındaki şartı sağladığı anlaşılan başvurana kıdem tazminatı ödenmesinin anılan madde hükmüne, işçi lehine yorum ilkesine, iş hukukunun işçiyi koruma amacına uygun olacağı değerlendirilmektedir.

15) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuranın kıdem tazminatı ödenmesi talebinin

kendi isteği ile işten ayrıldığı gerekçesiyle reddedilmesine yönelik Kurum işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinden

itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

Başvuranın kıdem tazminatı talebinin, 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin beşinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi hususunda Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğüne tavsiyede bulunulmasına, /

6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine idare tarafından tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın başvuran vekiline ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğüne tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/