|
ÖZET: Başvuran, Öz Sağlık ve Sosyal Hizmetler İşçileri Sendikası aracılığıyla Sağlık Bakanlığı ile yapılan toplu iş sözleşmesinden yararlanmak amacıyla 500 TL’lik yardım ve ayrımcılık tazminatı talep etmiştir. Başvurusunda, sendikanın pandemi parası olarak adlandırdığı ödemeyi almadığını ve bu durumun ayrımcılık oluşturduğunu belirtmiştir. Ancak, sendika yönetimi, bu ödemenin yalnızca üyelere yapıldığını ve başvuranın sendika ile herhangi bir üyelik bağının bulunmadığını ifade etmiştir.
İdarenin açıklamalarına göre, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için ya sendikaya üye olmak ya da dayanışma aidatı ödemek gerekmektedir. Başvuranın sadece dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinin kazanımlarından yararlanabileceği belirtilmiştir. Ayrıca, başvuranın ayrımcılık tazminatı talebinin de hukuki dayanağı olmadığı vurgulanmıştır; çünkü sendika, işveren olarak değerlendirilmediği için eşit davranma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve başvuranın talep ettiği 500 TL’lik yardım ve ayrımcılık tazminatının verilmemesi yönünde hukuka aykırılık tespit edilmediği ifade edilmiştir. Başvuranın, idare mahkemelerinde dava açma hakkı bulunmaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/3294-S.23.5538
BAŞVURU NO : 2022/16273
KARAR TARİHİ : 15/03/2023
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
ÖZ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLERİ İŞÇİLERİ SENDİKASI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, 500TL’lik yardım ve destek ödemesi ile ayrımcılık tazminatı talepleri hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 06/11/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza T.C. Kimlik Numaralı tarafından yapılan başvuruda başvuran özetle, Sağlık Bakanlığı ile Özsağlık-İş Sendikası arasında yapılan Toplu İş Sözleşmesinden yararlanmak için dayanışma aidatının çalıştığı kurum olan Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü tarafından her ay düzenli olarak ödenmesine rağmen Sendikanın pandemi parası adı altında yaptığı ödemeyi tarafına vermediğini ve kendisine ayrımcılık yapıldığını ifade ederek pandemi ödemesi olan 500TLve ayrımcılık tazminatı talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun bilgi-belge talebine yönelik Öz Sağlık ve Sosyal Hizmetler İşçileri Sendikasından alınan 18/01/2023 tarihli cevabi yazıda; 2.1. Anayasanın 51inci maddesinde düzenlenen sendika kurma hakkının işçilerin bireysel ve kolektif sendika özgürlüğünü de kapsayan bir çifte temel hak niteliği taşıdığı, bireysel sendika özgürlüğünün, kişilerin sendikayla kurduğu ilişkideki serbestlik olduğu, sendikayla kurulacak ilişki kavramının, geniş anlamda kullanılmış olup sendikayla var olan ilişiği kesmenin veya hiç ilişki kurmamanın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, 2.2. Sendika özgürlüğünün sağlanmasının öncelikle bireysel sendika özgürlüğünün sağlanması ile mümkün olduğu, ancak işçinin çalışma hayatında temsiliyetinin ve çıkarlarının fiili olarak korunmasının, sendika bir baskı unsuru olduğunda sağlanabileceğinden, kolektif sendika özgürlüğünün bu hürriyetin olmazsa olmazı olduğu, kolektif sendika özgürlüğünün; bir tüzel kişi olarak sendikanın, amacını gerçekleştirmekte ve bu amacı gerçekleştirirken kullanacağı yöntemleri seçmekte serbest olması anlamına geldiği,
2.3. Kişilerin bireysel sendika özgürlüğü kapsamında bir sendikaya üye olabileceği ya da üye olmayabileceği, bu seçimin kişinin kendisine kaldığı, üye olan kişinin sendikanın üyeleri için yapmış olduğu sosyal yardım, promosyon, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun hukuki süreçler için avukat desteği, Toplu İş Sözleşmesi kapsamında disiplin süreçlerinde savunmak gibi benzeri faaliyetlerden yararlanabileceği, 2.4. Öz Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası Yönetimi Kurulunun, üyelerine yapmış olduğu 500TL eğitim ödemesini Genel Kurul ve Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda yaptığı, Öz Sağlık İş Sendikası
Yönetim Kurulunun 28.04.2022 tarih ve nolu kararı “…Öz Sağlık İş Sendikası Yönetim Kurulu olarak Sağlık ve Sosyal Hizmet işkolunda çalışan üyemiz işçilerin yukarıda belirtilen sıkıntılarını hafifletmek amacıyla, kişisel ve mesleki becerilerini artırmak ve aile bireylerinin eğitim harcamalarına katkıda bulunmak amacıyla bir defaya mahsus olmak üzere üyemiz işçilere 500,00TL (Beşyüztürklirası)
yardım ve destek ödemesi yapılmasına, …” doğrultusunda ödemeler yapıldığı, Yönetim Kurulu kararında da açıkça yazdığı üzere ödemelerin üye olan kişilere yapıldığı, 2.5. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun Toplu iş sözleşmesinden yararlanma başlıklı 39. Maddesi “(1) Toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır. (2) Toplu iş sözleşmesinden, sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanlar ise üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanır. (3) Toplu iş sözleşmesinin imza tarihi ile yürürlük tarihi arasında iş sözleşmesi sona eren üyeler de, iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihe kadar toplu iş sözleşmesinden yararlanır. (4) Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye olmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye olup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bunun için işçi sendikasının onayı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma, talep tarihinden geçerlidir. (İptal dördüncü cümle: Anayasa
Mahkemesinin 30/12/2020 tarihli ve E-:2020/57; K-:2020/83 sayılı Kararı ile) (5) Dayanışma aidatının miktarı, üyelik aidatından fazla olmamak kaydıyla sendika tüzüğünde belirlenir. (6) Faaliyeti durdurulmuş sendikalara dayanışma aidatı ödenmez. (7) Bu Kanun anlamında işveren vekilleri ile toplu iş sözleşmesi görüşmelerine işvereni temsilen katılanlar, toplu iş sözleşmesinden yararlanamaz. (8) Grev sonunda yapılan toplu iş sözleşmesinden, 65 inci maddeye göre zorunlu olarak çalışanlar dışında işyerinde çalışmış olanlar aksine hüküm bulunmadıkça yararlanamaz.” Şeklinde olduğu, 2.6. Toplu iş sözleşmesinden yararlanmak isteyen kişinin iki seçimlik hakkı bulunduğu, birincisinin yetkili sendikaya üye olması, ikincisinin ise yetkili sendikaya dayanışma aidatı ödeyerek yararlanabilmek olduğu, Eren Gürpınar’ın dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinin kazanımlarından yararlandığı, 2.7. Diğer bir hususun ise 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun Kuruluşların faaliyetleri başlıklı 26. Maddesi; “ … (3) Kuruluşlar, faaliyetlerinden yararlanmada üyeleri arasında eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasaklarına uymakla yükümlüdür. Kuruluşlar, faaliyetlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetir.” gereğince sendikal kuruluşların faaliyet alanının üyelerini kapsadığı, sendikaların başka sendikaların üyelerine yardım ve destekte bulunmasının 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş
Sözleşmesi Kanunu’na aykırı olduğu,500 TL eğitim yardımı müvekkil sendikanın üyelerine yaptığı bir ödemedir. ile sendika arasında bir hukuki bağ bulunmadığı, bu sebeple başvurucuya ödeme yapılmamasının doğru olduğu, 2.8. Başvurucunun ayrımcılık tazminatı talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, işçileri arasında eşit davranma ilkesini ihlal eden işverenin davranışları sebebiyle ayrımcılık tazminatına işçinin hak kazandığı, sendikanın işveren sıfatı bulunmadığı, bu anlamda ayrımcılık yapma ya da yapmama hususunun
tartışmaya açılacak bir husus olmadığı, kendi üyelerine ödemiş olduğu 500TL eğitim yardımından üye olmayan birinin yararlanmaması kadar doğal bir durum bulunmadığı, 2.9. Başvurucu ile sendika arasında her hangi bir sendikal bağ söz konusu olmadığı, başvurucunun dayanışma aidat dilekçesi ödeyerek toplu iş sözleşmesinden faydalanabildiği, sendikanın üyelerine yaptığı sosyal yardım, promosyon, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nu hukuki süreçler için avukat desteği, Toplu İş Sözleşmesi kapsamında disiplin süreçlerinde savunmak gibi benzeri faaliyetlerden yararlanmasının düşünülemeyeceği, kaldı ki işçinin dayanışma dilekçesini sendikaya vermeyip, çalıştığı işverene verdiği, 2.10. İşçi sendikalarının başlıca faaliyeti toplu iş sözleşmesi bağıtlama olduğu, Bununla birlikle Anayasa m. 51’de ve 6356 SK m. 2/ğ’de de yer aldığı üzere “işçilerin ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi” kavramının geniş bir kavram olduğu, bu amacın gerçekleştirilmesi için toplu iş sözleşmesinin başlıca hukuki araç olmakla birlikte çağdaş sendikacılık anlayışında özellikle işçi sendikalarının genel olarak ekonomik ve sosyal bakımdan üyelerinin menfaatlerini korumaları yönündeki amacın çok farklı vasıtalarla yerine getirildiği, 2.11. Hukukumuzda batı hukuk sistemlerinden farklı olarak sendikal kuruluşların, 2821 ve 2822 sayılı
Yasa’larda olduğu gibi 6356 sayılı Yasa’da da ayrıntılı olarak düzenlendiği, 2.12. Sendikaların kuruluşu, üyelik, toplu pazarlık süreci, grev ve lokavt yanında sendikaların faaliyetlerinin de birçok ülke hukuk sisteminden farklı olarak 6356 sayılı Yasa’nın 26. maddesinde tek tek sayıldığı, bu kapsamda sendika ve konfederasyonların faaliyetlerinde üç temel ilke söz konusu olduğu; bunlardan ilkinin faaliyetin tüzük ve amaçla sınırlı olması, ikincisinin faaliyetlerinde eşitlik ilkesi ve ayrım yasaklarına uyma, üçüncüsünün ise faaliyetlerden üye olmayanların yararlanmasının kuruluşun iznine bağlı olması olduğu, 2.13. 6356 sayılı Kanun’un 26. maddesinin l. fıkrasında öncelikle “Kuruluşlar, tüzüklerinde yer alan konularda serbestçe faaliyette bulunur” hükmüne yer verildiği, bu hükmün tek başına değerlendirildiğinde bir sendika veya konfederasyonun tüzüğünde yer vermek suretiyle islediği konularda faaliyette bulunabileceği gibi bir anlam çıkmakla birlikte esasen yasa koyucunun 26. maddenin 5. fıkrasında
“Kuruluşlar, tüzükleriyle belirlenen amaçları dışında faaliyette bulunamaz” hükmü getirildiği ve maddenin diğer fıkralarında birçok konuda faaliyetleri sınırlayıcı hükümler benimsendiği, bu sınırlamanın nedeni bir yandan sendikal kuruluşların kendi amaçlarını gerçekleştirme hedefinde yoğunlaşmasının sağlanması diğer yandan sendikal kuruluşun finansal yönden korunması olduğu, öyle ki, başlıca gelir kaynağı üye aidatı olan sendikal kuruluşların faaliyetlerinde aidatların amaç dışı alanlarda kullanılması riskine karşı önlem alma ihtiyacının, faaliyetlerde sınırlamayı da beraberinde getirdiği, 2.14. Esasen tüzel kişilerde Numerus Clausus ilkesi kapsamında her bir tüzel kişilik türünün amaca sahip olması öngörüldüğü, Derneklerde bu amacın TMK m. 56/ I ve DK m. 2/a kapsamında “kazanç paylaşma dışında bir amaç” olduğu, bu amacın derneğin kurulmasına temel teşkil eden ve derneğin tüm faaliyetlerinin tek hedefi olan, üyelerin ortak manevi yararı olduğu, işçi ve işveren kuruluşlarının amacının ise “üyelerinin çalışma ilişkilerinde ortak hak ve menfaatlerinin korunması” olduğu ve bu amacın aynı zamanda faaliyetlerin sınırını da oluşturduğu, 2.15. 6356 sayılı SenTİSK m. 26 hükmünde kuruluşların faaliyetleri düzenlenirken, 28. m “gelirleri, denetimi ve kapatılması”na yer verildiği, 28. maddede bir yandan da işçi ve işveren kuruluşlarının birbirlerine karşı bağımsızlığının korunması istenildiği, bu noktada, işçi kuruluşlarının işverenlerden ve işveren kuruluşlarından, işveren kuruluşlarının da işçilerden ve işçi kuruluşlarından yardım ve bağış almasının yasaklandığı, diğer yandan gelirlerin korunması amacından hareket edilerek, Kanun ve tüzükte gösterilen faaliyetler dışında kullanılamayacağının hükme bağlandığı,
2.16. 6356 sayılı Kanunda kuruluşların faaliyetleri bakımından izin verilen ve verilmeyen hususların ayrı ayrı belirtildiği, bu kapsamda faaliyetlerin bir kısmının sadece sendikalara özgü olduğunun görüldüğü, Toplu iş sözleşmesi bağıtlama, grev veya lokavt kararı verme, işyeri sendika temsilcisi atama, üyeleri adına bireysel nitelikli temsilen dava açmanın sadece sendikalara özgü faaliyetler olduğu, bunun dışında yasada belirtilen faaliyetler SenTİSK m. 26 ve 28 hükümlerinde “kuruluşlar” sözcüğü kullanıldığından hem sendikalar hem de konfederasyonlar için öngörülen faaliyetler niteliğinde olduğu, 2.17. Kolektif nitelikli dava ehliyetinin hem sendika hem de konfederasyonlar için ortak bir faaliyet türü olarak benimsendiği, Kuruluşların Kanunla izin verilen sosyal ve ekonomik faaliyetleri içerisinde, “doğal afetlerde yardım yapılması” (m. 28/7 a), “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile koordinasyon içinde belirli nitelikleri haiz kişilere yardım yapılması” (m.28/7b), “Bakanlıkla yapılacak işbirliği protokolü çerçevesinde, kadın istihdamını destekleyici faaliyetler kapsamında kullanılmak üzere yardım yapılması” (m.28/7cj), yer aldığı bu hallerde yapılacak yardımın ayni veya nakdi olabileceği, öte yandan, Kanunda
10.09.2014 tarihinde yapılan değişiklikle işveren sendikalarının “işçilerin, sigorta primlerinin işveren
payının ödemelerinde kullanılmak üzere karşılıksız yardıma dayalı dayanışma ve yardım fonu” (m. 26/10)
oluşturabilmelerinin mümkün kılındığı, 2.18. 6356 sayılı Kanun’un, mülga 2821 sayılı Kanunun sosyal faaliyetler başlığı altında (m. 33) saydığı faaliyetlerin birçoğuna yer vermediği, örneğin, adli yardım, kurullara temsilci göndermek, kurs ve konferanslar düzenlemek, sağlık ve spor tesisleri kurmak, kütüphane, basım tesisleri kurmak, sendikalara ve kooperatiflere kredi vermek, mesleki ve teknik eğilim tesisleri kurmak gibi faaliyetlerin yasal düzenlemede yer almadığı, 2.19. Kanunun gerekçesinde; “Kuruluşların hangi faaliyetlerde bulunabileceklerinin belirlenmesinde tek tek bu faaliyetlerin sayılması yerine… Kuruluşların tüzüklerine ve çalışma programlarına bırakılmıştır” ifadesine yer verildiği, Doktrinde de isabetli olarak belirtildiği üzere, yeni düzenleme nedeniyle sendikal kuruluşların 2821 sayılı Kanun m. 33’de sayılan bu tür faaliyetlerde bulunamayacaklarının söylenemeyeceği, Tüzüklerinde bulunmak kaydıyla faaliyet serbestisi gereği söz konusu faaliyetlerde bulunabilmelerinin mümkün olduğu, ayrıca bu tür faaliyetlerden gelir de elde edilebildiği, ancak bu gelir elde etmenin bir ticari faaliyete dönüşmesinin hukuka aykırı olacağı (F.Şahlanan, Toplu İş Hukuku, İstanbul 2020, 244), 2.20. SenTİSK m. 26 hükmünde aynı zamanda izin verilmeyen faaliyetlerin düzenlendiği, sekizinci fıkra uyarınca kuruluşların ticaretle uğraşmasının yasaklandığı (m. 26/8), ticaret yasağının nedeninin sendikal kuruluşların amaçlarının dışında adeta bir ticari işletme gibi ticari faaliyetlere yönelmesinin önlenmesi olduğu, bu düşünceden hareketle ticari faaliyet yasağı getirilirken, sendikal kuruluşların mali açıdan güçlü olabilmelerinin öneminin de dikkate alındığı ve bu konuda istisna kabul edildiği, buna göre, kuruluşların genel kurul kararıyla nakil mevcudunun yüzde kırkından fazla olmamak kaydıyla sanayi ve ticaret kuruluşlarına yatırımda bulunabileceği, ancak bu yatırımdan elde edilen gelirlerin üyeler arasında paylaştırılmasının hukuken mümkün olmadığı, 2.21. 6356 sayılı Kanun m.26/9’da yer alan “Kuruluşlar elde ettikleri gelirleri üyeleri ve mensupları arasında dağıtamaz. Ancak sendikaların grev ve lokavt süresince tüzüklerine göre üyelerine yapacakları yardımlar ile kuruluşların eğitim amaçlı yardımları bu hükmün dışındadır” hükmünün önem arz ettiği, 2.22. Gerek dernekler ve vakıfların gerekse sendikal kuruluşların gelir (kazanç) paylaşma amacı ile kurulamayacakları gibi kural olarak gelir veya kazançlarını üyeleri arasında dağıtamayacağı, hükmü amacının dernekler ve vakıfların manevi bir amacın gerçekleştirilmesi için kurulmuş olması olduğu, gelir ve kazanç paylaşımının bu amaçla bağdaşmayacağı, ancak ideal amaçla kurulmuş derneklerin kazanç paylaşma amacı olmaksızın bazı ekonomik faaliyetler yürütebildiği, bu noktada tüzel kişinin amacı ile bu amaca ulaşmak için yapılacak faaliyetlerin ayrı değerlendirilmesi gerektiği, amaç ve yasal sınırlamalar
/
kapsamında kalmak kaydıyla amacın gerçekleştirilmesi için farklı vasıtalar kullanılabileceği, örneğin, eğitim ve öğretim faaliyetleri için yurt, pansiyon; üyeleri için lokal açabileceği (Der.K. m. 26), yapılan faaliyet ticari işletme düzeyine ulaşırsa, derneğin ticaret siciline kaydedilmesi gerektiği, ancak dernekler bakımından mümkün olan ticari işletme kurma faaliyetinin de her zaman için manevi nitelik taşıyan asıl amaca göre tali nitelikte olması gerektiği (O. Çetin, Dernek Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki
Sorumluluğu, Ankara, 2019, s.36), 2.23. Der.K m. 12 hükmünde derneklerin, üyelerinin kısa vadeli kredi ihtiyaçlarını gidermek için sandık kurabilmesine imkân veren düzenlemesinin ise kazanç paylaşma kapsamında değerlendirilemeyeceği, 2.24. Dernekler bakımından öngörülen kazanç paylaşma yasağının sendikal kuruluşlar bakımından da kabul edildiği ve SenTİSK m. 26/8’de kuruluşun bir ticari amaç gütmesinin, adeta bir ticari işletme gibi faaliyet sürdürmesinin önlenmek istendiği, bu yolla sendikal kuruluşun finansal yapısının korunması sağlanırken, ekonomik ve sosyal hakların korunması ve geliştirilmesi amacının ikincil plana atılmasının önlendiği, 2.25. Faaliyetleri amaçla sınırlayan ve gelirlerin paylaşımını yasaklayan m. 26 ile kuruluşların gelir ve giderlerini düzenleyen 28. maddenin aynı ortak amacı izlediği, bu yolla finansal yönden güçlü bir kuruluşun yaratılmasının, gelirlerin korunması ve sadece kuruluşun amacı doğrultusunda Kanun ve tüzüklerinde öngörülen faaliyetlerde kullanılmasının, kuruluşun bir ticari işletme gibi faaliyet göstermesinin önlenmek istendiği, 2821 sayılı Kanun’da elde edilen gelirlerin üyeler arasında dağıtılması yasağının bir idari para cezası yaptırımına bağlanmışken 6356 sayılı Yasa’da bir yaptırım öngörülmediği, 2.26. 6356 sayılı Kanun m. 26/9’a göre; “Kuruluşlar elde ettikleri gelirleri üyeleri ve mensupları arasında dağıtamaz. Ancak sendikaların grev ve lokavt süresince tüzüklerine göre üyelerine yapacakları yardımlar ile kuruluşların eğitim amaçlı yardımları bu hükmün dışındadır” düzenlemesi ile öncelikle özel hukuk tüzel kişilerinde olduğu gibi sendikal kuruluşlar bakımından da gelir paylaşmanın yasaklandığı, ardından bu konuda iki istisna kabul edildiği, bu istisnalardan ilkinin grev ve lokavt sırasında üyelere yapılacak nakdi yardımlar olduğu, esasen düzenlemenin 274 ve 2821 sayılı Yasalarda da yer aldığı, amacın grev ve lokavt sırasında ücret geliri almayan işçinin bir gelire sahip olabilmesi ve bu yolla aynı zamanda baskı aracı olarak grevin sürdürülebilirliğinin sağlanması olduğu, ikinci istisnanın ise kuruluşların üyelerine eğitim amaçlı yapacakları yardımlar olduğu, 2.27. 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 44/11 maddesinde sendika ve konfederasyonların gelirlerinin en az yüzde beşini üyelerinin mesleki eğitimi ile bilgi ve tecrübelerini arttırmak için kullanmak zorunda olduklarının düzenlendiği, bu kapsamda eğitim noktasında zorunluluk öngörüldüğü gibi eğitimin konu bakımından da sınırlandırıldığı, 2.28. 6356 sayılı Yasa’da ise öncelikle gelirlerin bir kısmının eğitime harcanması zorunluluğunun kaldırıldığı, ancak eğitimin önemi dikkate alınarak, eğitim için yapılacak yardımların gelirlerin dağıtılması yasağı dışında tutulduğu, 2.29. Gelirlerin belirli bir oranının eğitim için harcanması zorunluluğunun kaldırılması sendikaların üyeleri için eğitim faaliyetinde bulunmasına engel oluşturmayacağı, sendikalar çeşitli sosyal faaliyetlerde bulunabilecekleri gibi bizzat seminer, kurs tertip etmelerinin, üyeleri için eğitim amaçlı kuruluşlar kurmalarının mümkün olduğu, bugün halen bu faaliyetlerin gerek sendikalar gerekse konfederasyonlar tarafından sürdürüldüğünün bilindiği, 2.30. Eğitim amaçlı yardım bakımından önemli bir diğer husus, bu konuda SenTİSK m. 26/9 hükmünde özel bir şart olarak “tüzükte yer alma” şartının aranmaması olduğu,
2.31. 2821 sayılı Yasa’dan farklı olarak SenTİSK m. 26/9 hükmünde bizzat “eğitim amaçlı yardım” dan söz edildiği, diğer bir ifadeyle maddede kuruluşun faaliyetinin, bizzat fiili olarak eğitim verme ile sınırlandırılmadığı, eğitim amacıyla üyelere yardım yapılmasının mümkün kılındığı, öte yandan yardımın ayni veya nakdi olması bakımından da bir sınırlama getirilmediği, dolayısıyla eğitim amacıyla bilgisayar veya diğer araç gereç temini, kurs açma veya bir kursa kayıt ayni yardım niteliği taşırken, eğitimde kullanılmak üzere bir nakdi yardımda bulunmanın da madde kapsamında yer aldığı, 2.32. SenTİSK m. 26/9’un ikinci cümlesinde öncelikle grev ve lokavt süresince üyelere yapılacak yardımlardan söz edildiği, bu yardımların esas itibariyle nakdi yardım olup, eğitim amaçlı yardımlar bakımından da bir farklılık getirilmediği, her iki durum bakımından da “yardım” sözcüğü kullanıldığı, düzenleme ile esasen Türk Hukukunda öteden beri sendikal faaliyetler içerisinde önemli bir yer bulan eğitim faaliyetinin bir zorunluluk olmaktan çıkarıldığı ve fiili, ayni veya nakdi olması noktasında bir ayrıma gidilmeksizin kuruluşların eğitim konusundaki faaliyetlerini kendi ihtiyarına bırakıldığı, 2.33. Önemle belirtilmesi gereken bir diğer hususun eğitim yardımının “aile bireylerini” de kapsayabilecek olması olduğu, nitekim 6356 sayılı Kanunun gerekçesinde “Kuruluşların elde ettikleri gelirleri üyeleri ve mensupları arasında dağıtması yasaktır. Ancak grev ve lokavt süresince tüzüklerine göre üyelerine yardım yapmaları ile üyeleri ya da aile bireylerine eğitim amaçlı yardımlar bu yasak kapsamı dışında bırakılmıştır” ifadesi ile bu hususun açıklandığı, 2.34. 6356 sayılı Kanun m. 26/9’a ilişkin olarak yazılı eserlerde yapılan açıklamalarda bu yönde bir açıklık bulunmadığı, örneğin, doktrinde Tuncay/Savaş Kutsal (Toplu İş Hukuku 2019:163) tarafından madde hükmü “mesleki eğitim amaçlı kurs, konferans ve seminer düzenleme” başlığı altında değerlendirildiği, diğer eserlerde ise konunun ayrıntılı olarak değerlendirilmediği, ancak “eğitim amaçlı harcama” yerine
“eğitim amaçlı yardım” ifadesinin nakdi ödemeyi kapsadığı yönünde yorumlamaya imkân verdiği, 2.35. Öz Sağlık İş Sendikası’nın Genel Kurulunda, “(…36. Koronavirüs (Covid-19) Pandemi döneminde sağlık ve sosyal hizmetler iş kolunda çalışmakta olan üyemiz işçilerin zor şartlarda ve yüksek risk altında hizmet vermeleri sebebiyle ve destek olmak amacıyla; Yönetim kurulunca belirlenecek süre ve miktarda aidat desteği verilmesi, ayni ve nakdi ödeme yapılması, eğitim yardımı, sosyal yardım, hediye, hediye çeki verilmesi ve benzeri hususlarda üyemiz işçilere yardım yapmak ve destek olmak üzere, …) şeklinde Genel
Kurul Kararı alındığı, ardından konuya ilişkin bir Yönetim Kurulu Kararı alınarak üyelere bir defaya mahsus 500,00 TL ödeme yapıldığı, 2.36. Sendikal kuruluşların elde ettikleri gelirleri üyeleri arasında dağıtmaları konusundaki yasağın istisnalarından birini “eğitim amaçlı yardımlar”ın oluşturduğu, özellikle covid-19 pandemisi sonrasında yaşanan ekonomik krizin, artan enflasyonun ücretlilerin günlük yaşamdaki tüm giderler gibi eğitim giderlerinde de olağanüstü bir artışa neden olduğu, 2.37. Ücretlerin enflasyon karşısında erimesinin ülke çapında bilinen ve kabul edilen bir gerçek olduğu, daha önceki dönemlerde görülmeyen bir uygulama olarak toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresi içinde henüz ücret zammı dönemi gelmeksizin sendika ve işverenlerin ortak inisiyatifi ile işçilere ek ödemeler yapıldığı, SenTİSK m. 26/9 kapsamında üyelerin bizzat kendilerinin veya çocuklarının eğitimi için bir kereye mahsus nakdi ödeme yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, 2.38. Uygulamada sendikalar tarafından üye ve üye çocuklarına yönelik nakdi eğitim yardımı yapıldığı, Hak-İş Konferasyonu’na bağlı sendikalarda olduğu gibi Türk-İş’e bağlı sendikalarda da bu tip uygulamalar bulunduğu, örneğin Türk Metal Sendikasının web sitesinde üyelerine 118 milyon TL eğitim yardımı yaptığını, üye çocuklarını yurt dışı çocuk kamplarına gönderdiğini, çocuk meclisleri düzenlendiğini belirttiği, öte yandan sendikaların bayramlarda üyelerine hediye paketi sunduklarının bilindiği, bu noktada
gelir paylaşma anlamına gelmediği, arızi olduğu ve yasada öngörülen eğitim amacı izlendiği sürece hukuka aykırı bir uygulamadan söz edilemeyeceği, 2.39. Öz Sağlık İş Sendikası tarafından yapılan 500,00 TL tutarındaki nakdi yardımın alınacak Yönetim
Kurulu Kararı ile üye ve çocuklarının okul, mesleki eğitim, yabancı dil, kişisel gelişim gibi konularda eğitim harcamalarına destek olmak amacıyla verildiği, 2.40. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma başlıklı 39. Maddesi “(1) Toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır. (2) Toplu iş sözleşmesinden, sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanlar ise üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanır. (3) Toplu iş sözleşmesinin imza tarihi ile yürürlük tarihi arasında iş sözleşmesi sona eren üyeler de, iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihe kadar toplu iş sözleşmesinden yararlanır. (4) Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye olmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye olup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bunun için işçi sendikasının onayı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma, talep tarihinden geçerlidir. (İptal dördüncü cümle: Anayasa
Mahkemesinin 30/12/2020 tarihli ve E.:2020/57; K..2020/83 sayılı Kararı ile) …” şeklinde olduğu, 2.41. Başvurucunun dayanışma aidat dilekçesi ödeyerek 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi
Kanunu’nun Toplu iş sözleşmesinden yararlanma başlıklı 39. Maddesine göre toplu iş sözleşmesinin kazanımlarından faydalanabileceği, bireysel sendikal özgürlük kapsamında müvekkil sendikaya üye olmak yerine dayanışma aidatı ödemeyi seçen başvurunun sendikaların üyeleri için yaptığı sosyal yardım, promosyon, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nu hukuki süreçler için avukat desteği, Toplu İş Sözleşmesi kapsamında disiplin süreçlerinde savunmak gibi benzeri faaliyetlerden yararlanmasının düşünülemeyeceği, 2.42. İşkolları Yönetmeliği gereği 17 No.lu Sağlık ve Sosyal İşçiler işkolunda ondan fazla sendika bulunduğu, başvurucunun talebi gibi bir sonuca hükmedilmesi durumunda sendikaya üye olmanın bir anlamının kalmayacağı, başvuranın hem kendi üye olduğu sendikanın imkân ve faaliyetlerinden istifa edep hem de dayanışma aidatı ödediği sendikanın imkân ve faaliyetlerinden faydalanmak istediği, böyle bir durumun Türk hukukunda düzenlenmediği, 2.43. Dayanışma aidatı ile sadece TİS hükümlerinden yararlanılması hususunun düzenlendiği, herkesin dayanışma aidatı ödeyerek işkolundaki tüm sendikaların üyeleri için yaptığı sendikal faaliyetten yararlanması gibi bir durumun ortaya çıkacağı, böyle bir durumda sendikalara üye olmanın bir anlamının kalmayacağı, kaldı ki bu şekilde iş kolundaki sendikalara üye olanlar ile dayanışma aidatı ödeyen işçi üyeler arasında eşitsizlik olacağı, asıl ayrımcılığı ve mağduriyeti bir sendikaya üye olan ve aidatını sürekli ödeyen işçi üyelerin yaşayacağı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesi
“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
3.1. Kanun önünde eşitlik başlıklı 10uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,
felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra:
7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 3.2. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinde, “Devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.” 3.3. “Sendika kurma hakkı” başlıklı 51 inci maddesinde; “(Değişik: 3/10/2001-4709/20 md.) Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. …” 3.3. “Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş
sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. (Ek fıkra:
23/7/1995-4121/4 md.; Mülga üçüncü fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.) (Mülga dördüncü fıkra: 7/5/20105982/6 md.) (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.) Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.) Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/6 md.) Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 18/10/2012 tarih ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun Amaç başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı, işçi ve işveren sendikaları ile konfederasyonların kuruluşu, yönetimi, işleyişi, denetlenmesi, çalışma ve örgütlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile işçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını belirlemek üzere toplu iş sözleşmesi yapmalarına, uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemelerine, grev ve lokavta başvurmalarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” 4.1. Sendika üyeliği ve üyeliğin kazanılması başlıklı 17nci maddesine; “(1) On beş yaşını dolduran ve bu Kanun hükümlerine göre işçi sayılanlar, işçi sendikalarına üye olabilir. (2) Bu Kanun anlamında işveren sayılanlar, işveren sendikalarına üye olabilir. (3) Sendikaya üye olmak serbesttir. Hiç kimse sendikaya üye olmaya veya olmamaya zorlanamaz. İşçi veya işverenler aynı işkolunda ve aynı zamanda birden çok sendikaya üye olamaz. Ancak aynı işkolunda ve aynı zamanda farklı işverenlere ait işyerlerinde çalışan işçiler birden çok sendikaya üye olabilir. İşçi ve işverenlerin bu hükme aykırı şekilde birden çok sendikaya üye olmaları hâlinde sonraki üyelikler geçersizdir. (4) Bir işyerinde yardımcı işlerde çalışan işçiler de, işyerinin girdiği işkolunda kurulu bir sendikaya üye olabilir. (5) Sendikaya üyelik, Bakanlıkça sağlanacak elektronik başvuru sistemine e-Devlet kapısı üzerinden üyelik başvurusunda bulunulması ve sendika
/
tüzüğünde belirlenen yetkili organın kabulü ile e-Devlet kapısı üzerinden kazanılır. Üyelik başvurusu, sendika tarafından otuz gün içinde reddedilmediği takdirde üyelik talebi kabul edilmiş sayılır. Haklı bir neden gösterilmeden üyelik başvurusu kabul edilmeyenler, bu kararın kendilerine tebliğinden itibaren otuz gün içinde dava açabilir. Mahkemenin kararı kesindir. Mahkemenin davacı lehine karar vermesi hâlinde üyelik, red kararının alındığı tarihte kazanılmış sayılır.” 4.2. Kuruluşların faaliyetleri başlıklı 26ncı maddesinde; “(1) Kuruluşlar, tüzüklerinde yer alan konularda serbestçe faaliyette bulunur. (2) Kuruluşlar, çalışma hayatından, mevzuattan, örf ve adetten doğan uyuşmazlıklarda işçi ve işverenleri temsilen; sendikalar, yazılı başvuruları üzerine iş sözleşmesinden ve çalışma ilişkisinden doğan hakları ile sosyal güvenlik haklarında üyelerini ve mirasçılarını temsilen dava açmak ve bu nedenle açılmış davada davayı takip yetkisine sahiptir. Yargılama sürecinde üyeliğin sona ermesi üyenin yazılı onay vermesi kaydıyla bu yetkiyi etkilemez. (3) Kuruluşlar, faaliyetlerinden yararlanmada üyeleri arasında eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasaklarına uymakla yükümlüdür. Kuruluşlar, faaliyetlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetir.” (4) Kuruluşların kendi faaliyetleri ile üyelerine sağladıkları hak ve çıkarların üyesi olmayanlara uygulanması, bu Kanunun yedinci ila on ikinci bölümlerinde yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla yazılı onaylarına bağlıdır. … (9) Kuruluşlar elde ettikleri gelirleri üyeleri ve mensupları arasında dağıtamaz. Ancak sendikaların grev ve lokavt süresince tüzüklerine göre üyelerine yapacakları yardımlar ile kuruluşların eğitim amaçlı yardımları bu hükmün dışındadır….” 4.3. Toplu iş sözleşmesi ve çerçeve sözleşmenin içeriği başlıklı 33 üncü maddesinde; “(1) Toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içerir. (2) Toplu iş sözleşmesi, tarafların karşılıklı hak ve borçları ile sözleşmenin uygulanması ve denetimini ve uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yolları düzenleyen hükümleri de içerebilir. (3) Çerçeve sözleşme, sözleşmenin tarafı olan işçi ve işveren sendikasının üyeleri hakkında uygulanır ve meslekî eğitim, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikalarına ilişkin düzenlemeleri içerebilir. (4)
Çerçeve sözleşme, taraflardan birinin çağrısı ve karşı tarafın çağrıya olumlu cevap vermesi ile en az bir, en çok üç yıl için yapılır. (5) Toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmeler, Anayasaya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremez.” 4.4. Toplu iş sözleşmesinin hükmü başlıklı 36 ncı maddesinde; “(1) Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe iş sözleşmeleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. İş sözleşmelerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler alır. Toplu iş sözleşmesinde iş sözleşmelerine aykırı hükümlerin bulunması hâlinde ise iş sözleşmesinin işçi yararına olan hükümleri geçerlidir. (2) Sona eren toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesine ilişkin hükümleri yenisi yürürlüğe girinceye kadar iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder.” 4.5. Toplu iş sözleşmesinden yararlanma başlıklı 39 uncu maddesinde; “(1) Toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır. (2) Toplu iş sözleşmesinden, sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanlar ise üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanır. (3) Toplu iş sözleşmesinin imza tarihi ile yürürlük tarihi arasında iş sözleşmesi sona eren üyeler de, iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihe kadar toplu iş sözleşmesinden yararlanır. (4) Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye olmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye olup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bunun için işçi sendikasının onayı aranmaz.
Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma, talep tarihinden geçerlidir.
(İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesinin 30/12/2020 tarihli ve E.:2020/57; K.:2020/83 sayılı Kararı ile) (5) Dayanışma aidatının miktarı, üyelik aidatından fazla olmamak kaydıyla sendika tüzüğünde belirlenir. (6) Faaliyeti durdurulmuş sendikalara dayanışma aidatı ödenmez. (7) Bu Kanun anlamında
işveren vekilleri ile toplu iş sözleşmesi görüşmelerine işvereni temsilen katılanlar, toplu iş sözleşmesinden yararlanamaz. (8) Grev sonunda yapılan toplu iş sözleşmesinden, 65 inci maddeye göre zorunlu olarak çalışanlar dışında işyerinde çalışmış olanlar aksine hüküm bulunmadıkça yararlanamaz.” 5. 22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun Tanımlar başlıklı 2 nci maddesinde; “Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.” 5.1. Eşit davranma ilkesi başlıklı 5 inci maddesinde; “(Ek: 6/2/2014-6518/57 md.) İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır. 20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 7. Sağlık Bakanlığı’nın üyesi olduğu Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri
Sendikası (TÜHİS) ile Öz Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası (ÖZ SAĞLIK-İŞ) arasında imzalanan ve 01.01.2021-31.12.2022 yürürlük süreli İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin; Sözleşmenin
Kapsamı, Yararlanma ve Hükmü başlıklı 4 üncü maddesinde; a)Kapsam: Bu işletme toplu iş sözleşmesi,
17 no.1u Sağlık ve sosyal hizmetler işkolundaki işverene bağlı bulunan işyerleri ve eklentilerinde işçi olarak
çalışan Öz Sağlık-İş Sendikası üyelerini kapsar. b) Yararlanma: Bu toplu iş sözleşmesinden, imza tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra sendikaya üye olanlar ise, üyeliklerinin sendikaca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanırlar. Toplu iş sözleşmesinin imza tarihi ile yürürlük tarihi arasında iş sözleşmesi sona eren üyeler, İş sözleşmelerinin sona erdiği tarihe kadar toplu iş sözleşmesinden yararlanır. Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır, Bu hususta işçi sendikasının muvafakati aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir. c) Sözleşmenin Hükmü: Sona eren toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesine ilişkin hükümleri yenisi yürürlüğe girinceye kadar iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder.
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; şikâyete konu edilen işlemde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran özetle, Özsağlık-İş Sendikasına dayanışma aidatı ödediğini belirterek Sendikanın bir defaya mahsus olarak yaptığı 500TL’lik yardım ve destek ödemesi ile bu ödemenin kendisine yapılmaması sebebiyle ayrımcılık tazminatı talep etmektedir.
10. İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerden özetle; bir defaya mahsus olarak yapılan 500TL’lik yardım ve destek ödemesinin Öz Sağlık İş Sendikası Yönetim Kurulunun 28.04.2022 tarih ve 03.172 nolu
Kararı doğrultusunda yapıldığı, sendikal kuruluşların faaliyet alanının üyelerini kapsadığı, başvuranın dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinin kazanımlarından yararlanabileceği, ayrımcılık tazminatının ise, işçileri arasında eşit davranma ilkesini ihlal eden işverenin davranışları sebebiyle verilebileceği ifade edilmektedir.
11. Somut olaya bakıldığında başvurunun; 500TL’lik yardım ve destek ödemesi talebi ve ayrımcılık tazminatı talebi olmak üzere iki başlık altında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
500TL’lik Yardım ve Destek Ödemesi Talebi Yönünden; 12. Sendika ve konfederasyonların elde ettikleri gelirleri üyeleri ve mensupları arasında dağıtıp dağıtamayacaklarına ilişkin düzenleme olan 6356 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin 9 uncu fıkrasında; “Kuruluşlar elde ettikleri gelirleri üyeleri ve mensupları arasında dağıtamaz. Ancak sendikaların grev ve lokavt süresince tüzüklerine göre üyelerine yapacakları yardımlar ile kuruluşların eğitim amaçlı yardımları bu hükmün dışındadır.” ifadesinden sendikaların eğitim amaçlı yardım yapabileceği görülmektedir.
13. Öz Sağlık İş Sendikası Yönetim Kurulunun 28.04.2022 tarih ve 03.172 no.lu kararındaki …
Koronavirüs (Covid-19) Pandemi döneminde sağlık ve sosyal hizmetler iş kolunda çalışmakta olan üyemiz işçilerin zor şartlarda ve yüksek risk altında hizmet vermeleri sebebiyle ve destek olmak amacıyla; Yönetim
Kurulunca belirlenecek süre ve miktarda aidat desteği verilmesi, ayni ve nakdi ödeme yapılması, eğitim yardımı, sosyal yardım, hediye, hediye çeki verilmesi ve benzeri hususlarda üyemiz işçilere yardım yapmak ve destek olmak üzere … ifadesinden ise Sendika üyesi işçilere ödeme yapılacağı anlaşılmaktadır.
14. İş Kanununda ya da Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda tanımı yapılmamış olsa da; dayanışma aidatı en genel anlamıyla toplu iş sözleşmesi imzalanan bir işyerinde, toplu iş sözleşmesi imzalayan sendikanın üyesi olmayanların toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalanmak üzere her ay yetkili sendikaya ödedikleri aidat şeklinde tanımlanabilir.
15. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun Toplu iş sözleşmesinden yararlanma başlıklı 39uncu maddesinde ise toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyelerinin yararlanacağı, toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye olmayanların, sonradan işyerine girip de üye olmayanların veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye olup da ayrılanların veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmelerinin, toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlı olduğu hüküm altına alınmıştır.
15.1. Bu madde hükmünden; bir toplu iş sözleşmesinden kural olarak taraf işçi sendikasına üye işçilerin yararlanabileceği, toplu iş sözleşmesinden yararlanmak isteyen işçinin; yetkili sendikaya üye olmak ya da yetkili sendikaya dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanmak olmak üzere iki seçimlik
hakkı bulunduğu, diğer bir ifadeyle dayanışma aidatının, işçilere sendikaya üye olmama hakkı ya da üyesi olmak istediği sendikayı seçme hakkı verdiğinden sendikal özgürlüklerin teminatı niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.
16. Sağlık Bakanlığı’nın üyesi olduğu Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) ile Öz Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası (ÖZ SAĞLIK-İŞ) arasında imzalanan ve 01.01.2021-31.12.2022 yürürlük süreli İşletme Toplu İş Sözleşmesine bakıldığında; Sözleşmede Sosyal
Yardım (38.m), Yemek Yardımı (39.m), İşe Gidiş-Dönüşün Sağlanması (40.m), Giyim Yardımı (41.m), Evlenme Yardımı (42.m), Doğum ve Ölüm Yardımı (43.m), Kreş ve Çocuk Bakım Yardımı (44.m.), Analık
Yardımı (45.m), Sağlık Yardımı (49.m) gibi yardımlara yer verildiği ancak Sendikanın 500TL’lik yardım ve destek ödemesine ilişkin bir hüküm bulunmadığı tespit edilmiştir.
16.1. Diğer bir ifade ile, başvurucu ile sendika arasında her hangi bir sendikal bağ söz konusu olmadığı, başvurucunun dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden faydalanabileceği, sendikanın üyelerine yaptığı sosyal bir yardım olan ve bir defaya mahsus olarak yapılan 500TL’lik yardım ve destek ödemesinin toplu iş sözleşmesinde yer almadığı ve yardıma ilişkin 28.04.2022 tarih ve 03.172 no.lu Yönetim Kurulu
Kararında yardımın sadece sendika üyelerine yapılacağı belirtildiğinden başvurana 500TL’lik yardım ve destek ödemesi verilmemesinde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden başvuranın 500TL’lik yardım ve destek ödemesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Ayrımcılık Tazminatı Talebi Yönünden; 17. Bilindiği üzere eşit davranma borcunun kaynağı Anayasa’nın 10 uncu maddesi ve İş Kanunu’nun 5 inci maddesidir. Anayasa’da herkesin kanun önünde eşit olduğu ve hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı belirtilirken; İş Kanunu’nun 5 inci maddesinde; iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
17.1. İş İlişkisi, İş Kanununda; işçi ile işveren arasında kurulan ilişki olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir ifade ile eşit davranma borcu işçi ve işveren arasındaki statü hukuku sonucu doğmaktadır.
18. Bununla birlikte; 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun Kuruluşların faaliyetleri başlıklı 26 ncı maddesinde; “…Kuruluşlar, faaliyetlerinden yararlanmada üyeleri arasında eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasaklarına uymakla yükümlüdür.” hükmü gereğince Sendikaların “üyeleri arasında” eşit davranma borcu bulunmaktadır.
19. Başvuruya konu somut olayda; başvuranın dayanışma aidatı ödeyerek yalnızca toplu iş sözleşmesinden faydalandığı ve Sendika ile başvuran arasında herhangi bir bağ bulunmadığı kaldı ki İş Kanununda işveren; işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluş olarak tanımlandığından
Sendikanın işveren sayılamayacağı ve eşit davranma borcu altında bulunmadığı değerlendirilerek başvuranın ayrımcılık tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
20. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın Özsağlık-İş Sendikasının bir defaya mahsus olarak yaptığı 500TL’lik yardım ve destek ödemesi ile bu ödemenin kendisine yapılmaması sebebiyle tarafına ayrımcılık tazminatı ödenmesi taleplerinde hukuka uyarlık bulunmadığından başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.
22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
23. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret
Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve ÖZ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER İŞÇİLERİ SENDİKASINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi