|
ÖZET: Başvuran, 01/09/2016 tarihinde Başbakanlık uzmanı olarak görevden ihraç edildiğini ve emekli olabilmek için eksik prim gün sayısını isteğe bağlı bağ-kur primi ödeyerek tamamladığını belirtmiştir. 19/09/2022 tarihinde emekli ikramiyesi talep etmiş, ancak bu talebe yanıt alamamıştır. Başvuru, emekli ikramiyesinin 19/09/2022 tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi yönündedir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvuranın emekli ikramiyesine hak kazanmadığını, çünkü kamu görevinden çıkarılmasının kıdem tazminatı şartlarına uygun olmadığını ifade etmiştir.
SGK’nın açıklamalarına göre, emekli ikramiyesi, yalnızca 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesine uygun olarak sona eren hizmet sürelerine dayanarak ödenmektedir. Başvuranın toplam hizmet süresi 25 yılın altında kalmış ve bu nedenle emekli ikramiyesi ödenememiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit etmediğinden başvurunun reddine karar vermiştir. Başvuranın, emekli ikramiyesi talebiyle ilgili süreçte idarenin makul sürede cevap vermediği ve başvuru yollarını belirtmediği de vurgulanmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/6565-S.23.10840
BAŞVURU NO : 2022/17928
KARAR TARİHİ : 30/05/2023
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Emekli ikramiyesinin ödenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 05/12/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda; başvuran, Başbakanlık uzmanı olarak görev yapmakta iken 01/09/2016 tarihinde görevden ihraç edildiğini, emekli olabilmek için eksik prim gün sayısını isteğe bağlı bağ-kur primi ödemek suretiyle tamamladığını ve emekli aylığının bağlandığını, 19/09/2022 tarihli dilekçesiyle emekli ikramiyesini talep ettiğini, ancak tarafına cevap verilmemesi üzerine18/11/2022 tarihli dilekçesiyle talebini tekrar ettiğini ancak söz konusu dilekçesine de cevap verilmediğini, birleştirilen hizmet sürelerine aylık bağlandığını ancak ikramiye ödenmediğini ifade ederek, emekli ikramiyesinin 19/09/2022 tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 23/12/2022 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal
Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen
06/01/2023 tarihli ve sayılı yazıda:
2.1. 26/01/2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 17.01.2012 tarihli ve 6270 sayılı
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun
1 inci maddesi ile değişik 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi;
“Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
…” hükmünü amir olduğu, 2.2. Yukarıda anılan maddede bahsi geçen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarının ise 1475 sayılı İş
Kanununun 14 üncü maddesinde düzenlendiği, Buna göre söz konusu madde;
“Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:
1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
…” hükmünü amir olduğu, 2.3. Ayrıca, Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararları ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun içtihadı birleştirme kararları da farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışması bulunanlar bakımından emekli ikramiyesinin ödenmesinde kıdem tazminatı ile emekli ikramiyesinin aynı nitelikli kavramlar olduğu ve kamuda geçen sürelere emekli ikramiyesi ödenmesinde kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek biçimde sona ermeyen çalışmaların dikkate alınmaması gerektiği yönünde olduğu,
2.4. Dolayısıyla, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre, anılan Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki hizmetlerinin yanı sıra 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) ve/veya 4/1-(b) bendi kapsamında veya 506 sayılı
Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara tabi hizmet süreleri bulunması nedeniyle mülga
2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden kendilerine veya
vefatları halinde hak sahiplerine aylık bağlananların 5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici
4 üncü maddesi kapsamındaki hizmet sürelerine, söz konusu çalışmaların 1475 sayılı İş Kanununun 14
üncü maddesinde belirlenen kıdem tazminatına hak kazanma koşullarına uygun biçimde sona ermesi şartıyla emekli ikramiyesi ödendiği, 2.5. Ancak, memuriyet görevleri, göreve son, kamu görevinden çıkarılma gibi kıdem tazminatına hak kazanma koşullarına aykırı biçimde sona eren ve birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanması nedeniyle taraflarına Kurumumuzca emekli ikramiyesi ödenemeyenlerin, emekli ikramiyesi ödenmemesi işleminin iptali talebiyle Kurumumuz aleyhine açmış oldukları davalarda, ilk derece mahkemelerinde ve ilk derece mahkemelerinin kararlarına yönelik istinaf veya itiraz süreçlerinin sonuçlandırıldığı Bölge İdare
Mahkemesi ve Danıştay kararlarında (ilk derece mahkeme kararlarında SGK lehine hükmedilmiş olsa dahi)
anılan mahkemeler; ilgililerin 5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmet sürelerinin emekli aylığı bağlanması için öngörülen 20 veya 25 yılın üzerinde olması nedeniyle tek başına bu hizmet süreleri ile de emekli aylığına hak kazanabildiklerini ve bu nedenle 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında emekli ikramiyesine hak kazanmış olduklarını belirterek emekli ikramiyesi ödenmemesi işleminin iptaline karar verildiğini, 2.6. Bu kapsamda, konuya ilişkin mahkeme kararlarının Kurumumuz aleyhine olacak şekilde istikrar kazanması ve bu kararlarda Kurumumuz aleyhine ayrıca yasal faiz, avukatlık ücreti ve yargılama giderleri ödenmesine hükmedilmesi nedeniyle, görevine son verilme, meslekten çıkarılma, kamu görevinden çıkarılma ve 5434 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin (e) ve (f) bentleri kapsamında ahlak noktasında hükümle ya da yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut kapatılan askeri mahkemelerce verilen kararlar üzerine resen emekliye sevk edilen ve mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden kendilerine emekli veya yaşlılık aylığı bağlananlardan, 5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki görevlerinin sona erdiği tarih itibariyle söz konusu hizmet süreleri tek başına; – kendilerine 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emekli aylığı bağlanacak olanlar için bağlanacak emekli aylığına özgü hizmet süresi koşulunu, – kendilerine 4/1-(a) veya 4/1-(b) bendi kapsamında veya 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki banka sandıklarından yaşlılık aylığı bağlanacak olanlara ise ilk defa çalışmaya başladıkları tarihe göre 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci ve 39 uncu maddesinin (b) bendindeki 20 veya
25 yıl koşulunu karşılayanlara, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına
hak kazanma koşullarına bakılmaksızın emekli ikramiyesi ödenmesinin uygun olacağının değerlendirildiği belirtilerek, karar alınmak üzere konunun SGK Yönetim Kuruluna arz edildiği ve
Yönetim Kurulunca 06.01.2022 tarih ve sayılı ile; “Yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan hususlar ve Hukuk Müşavirliğimizin konuyla ilgili görüşü de göz önünde bulundurularak, karar alınması talep edilen hususlar Kurulumuzca da uygun görüldüğünden, bu
doğrultuda işlem yapılmasına, Oybirliği ile karar verildi” şeklinde verilen kararın Kurumun 04.02.2022 tarihli ve “Emekli İkramiyesi” konulu Genel Yazısı ile duyurulduğu, 2.7. Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; ilgilinin, Başbakanlık Strateji Geliştirme Başkanlığında Başbakanlık Uzmanı olarak görev yapmakta iken
01.09.2016 tarihinde 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, 30.06.2022 tarihli dilekçesi ile
emekli olmayı talep etmesi üzerine, Kurum tarafından 26.07.2022 tarihli ve sayılı işlem ile 1 inci derecenin 4 üncü kademesi intibakı ve (3600) ek gösterge rakamı üzerinden 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c)
bendi kapsamındaki 19 yıl 6 ay, 28 gün askerlik borçlanması süresi, 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamındaki 3 yıl 1 ay 4 gün hizmet süresi ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamındaki 2 yıl 3 ay 29 gün isteğe bağlı sigortalılığı olmak üzere toplam 25 yıl 1 gün hizmet süresine karşılık 01.08.2022 tarihinden geçerli olarak birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlandığı, 2.8. Ancak kamu görevinden çıkarılması, dolayısıyla görevinin 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermemiş olması ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-a ve 4/1-b bendi kapsamındaki çalışmaları hariç tutulduğunda toplam hizmet süresinin 25 yılın altında olması (19 yıl 6 ay) sebebiyle tarafına emekli ikramiyesi ödenmediği, 2.9. Buna göre, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, bir diğer ifadeyle söz konusu çalışmalarının 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazandıran sebeplere aykırı biçimde sona erdiği ve 4/1-a ve 4/1-b kapsamındaki çalışmaları hariç tutulduğunda toplam hizmet süresinin 25 yılın altında olduğu anlaşılan ilgiliye emekli ikramiyesi ödenmemesi yönündeki Kurum işlemlerinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 5.1. “Bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına tâbi geçen çalışmalar için bağlanacak aylıkların hesabı” başlıklı Geçici 2 nci maddesinin son fıkrası; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga
2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki
hükümler uygulanır…”
5.2. “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil
5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…
Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır…” 6. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun; 6.1. “İkramiye” başlıklı mülga 89 uncu maddesinin (Değişik: 17/1/2012-6270/1 md.) birinci fıkrası; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.”, ikinci fıkrasında “…Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici
4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi
Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.”, 6.2. Geçici 223 üncü maddesinde (Ek: 17/1/2012-6270/2 md.); “Bu maddenin yürürlük tarihinden önce, mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlar ile ölenlerin hak sahiplerine, varsa açlıkları davalardan vazgeçmeleri ve bu Kanunun 89 uncu maddesindeki şartların varlığı halinde aynı esas ve usuller çerçevesinde emekli ikramiyesi ödenir. Davalardan vazgeçilmesi halinde, mahkemelerce Sosyal Güvenlik Kurumu lehine hükmedilecek vekâlet ücretleri Kurumca tahsil edilmez.
Bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında fasılalı olarak hizmeti bulunan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihle aynı kapsamda çalışmakla olanlardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihlen sonra emeklilik, yaşlılık, malûlliik ile dul ve yetim aylığı bağlanacak olanlar hakkında 89 uncu maddenin dördüncü fıkrasının uygulanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki fasılalı hizmet süreleri için 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz. ” 7. 27/5/1983 tarih ve 18059 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 24/5/1983 tarihli mülga 2829 sayılı Sosyal
Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un;
7.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu Kanunun amacı; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanması usul ve esaslarının düzenlenmesidir.” 7.2. “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesi; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir. Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.” 7.3. “Aylığı bağlayacak kurum” başlıklı 8 inci maddesi; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir. Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı
Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma (Ek ibare: 27/1/2000 – 4505/1 md.) süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.” 7.4. “Emekli İkramiyesi ” başlıklı 12 nci maddesinde; “ (…) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir. (Ek cümle: 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır.(Değişik 2. fıkra: 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde
6) Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte
başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz. Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde) Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır.
8. 13943 sayılı Resmi Gazetede 01.09.1971 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 25.08.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun “Kıdem tazminatı” Başlıklı 14 üncü maddesin birinci fıkrasında; “Bu Kanununa tabi işçilerin hizmet akitlerinin, 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle,
4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.” 9. 12/05/2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta
İşlemleri Yönetmeliği’nin “Yaşlılık aylığının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması” başlıklı
57 nci maddesinin ikinci fıkrası; “Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında
geçen hizmetlerle birlikte Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında aylık bağlanacağı durumlarda, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetler, prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödendiği tarih itibarıyla geçerli sayılır ve aylık bu tarihi takip eden ay başından itibaren başlar.” hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yürütülen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuranın, Başbakanlık Strateji Geliştirme Başkanlığında Başbakanlık Uzmanı olarak görev yapmakta iken 01.09.2016 tarihinde 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, 30.06.2022 tarihli dilekçesi ile emeklilik talebi üzerine, Kurum tarafından 26.07.2022 tarihli ve sayılı işlem ile 1 inci derecenin 4 üncü kademesi intibakı ve (3600) ek gösterge rakamı üzerinden 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki 19 yıl 6 ay, 28 gün askerlik borçlanması süresi, 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamındaki 3 yıl 1 ay 4 gün hizmet süresi ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamındaki 2 yıl 3 ay
29 gün isteğe bağlı sigortalılığı olmak üzere toplam 25 yıl 1 gün hizmet süresine karşılık 01.08.2022
tarihinden geçerli olarak birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlandığı, ancak SGK tarafından, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermemiş olması ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-a ve 4/1-b bendi kapsamındaki çalışmaları hariç tutulduğunda toplam hizmet süresinin 25 yılın altında olması (19 yıl 6 ay) sebebiyle tarafına emekli ikramiyesi ödenmediği, bunun üzerine başvuranın tarafına ikramiye ödenmesi talebiyle
Kurumumuza başvuruda bulunduğu görülmektedir.
12. Bu çerçevede uyuşmazlığın; memuriyet görevi, kamu görevinden çıkartılma ile sona ermesi nedeniyle başvurana emekli ikramiyesinin tahakkuk ettirilip ettirilemeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir.
13. Emekli ikramiyesine hak kazanılmasında hakkı doğuran ilk koşul iştirakçinin emeklilik hakkının doğması ve emeklilik aylığının bağlanması veya diğer tahsis işlemlerinin gerçekleşmesidir. Ancak Anayasa
Mahkemesinin, E.2006/111, K.2006/112 sayılı ve 15/02/2006 tarihli Kararında 5510 sayılı Kanunun devlet memurları ve diğer kamu görevlileri ile ilgili yasa maddelerini iptal etmesi sonucu, 5510 sayılı Kanunun
Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca başvuran hakkında emekli ikramiyesinin hak edilip edilmediği yönünden incelenmesi gereken yasa öncelikle 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli
Sandığı Kanunun 89 uncu maddesidir.
14. Evvela 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükmüne istinaden son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılanların, 5434 sayılı Kanuna tabi geçen hizmetlerine (memuriyet hizmet sürelerine) karşılık emeklilik ikramiyesi verilmekte iken, Anayasa Mahkemesi 05/06/2009 tarihli ve 27249 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05/02/2009 tarih ve E.: 2005/40, K.: 2009/17 sayılı Kararı ile 2829 sayılı
Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve” ibaresini iptal etmiştir.
15. 01/06/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren ve 19/06/2010 tarihli ve 27616 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan 5997 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile benzeri bir düzenlemeye gidilerek; 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası; “…Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici
4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve
kendilerine mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ise, bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden bu madde hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir.” şeklinde düzenlenmiştir.
16. Anayasa Mahkemesinin 09/07/2011 tarihli ve 27989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 12/05/2011 tarih ve E.:2010/81, K.:2011/78 sayılı kararı ile, anılan 14 üncü maddeyle, 5434 sayılı Kanununun 89 uncu maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve” bölümünün de Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, iptal kararında kararın yürürlüğüne ilişkin olarak herhangi bir süre verilmemiş ve 12/05/2011 tarihli iptal kararı 09/07/2011 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.
17. Her iki Anayasa Mahkemesi Kararı da; “Bir yıldan fazla 5434 s. Kanun kapsamında görev yaptıktan sonra kamu dışında bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olarak çalışmalarını tamamlayıp 2829 s. Kanunun
8 inci maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlananlara da son defa Emekli Sandığına tabi bir görevden
emekliye ayrılma koşulunu taşımadıklarından Emekli Sandığına tabi olarak geçirdikleri çalışma süreleri için emekli İKRAMİYESİ ÖDENMEMEKTEDİR.” Gerekçesine dayandırılmıştır.
18. Bunun üzerine, 26/01/2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/01/2012 tarihli ve
6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanunun 1 inci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi değiştirilerek;
“Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı 5070 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz….” hükmü ile son halini almış ve memuriyet hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödenmesine ilişkin esaslar yeniden belirlenmiştir.
19. Buna göre; 2012 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı Kanun veya
5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş
ve ortaklıklarda geçen memuriyet hizmet sürelerinin, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerekmektedir.
Böylelikle emekli ikramiyesinin hak kazanılması ile kıdem tazminatına hak kazanılma koşulları arasında niteliksel bir uyarlamanın 5434 sayılı Kanuna göre emekli ikramiyesinin hak kazanılması bakımında da ilk defa düzenlemeye kavuşturulduğu görülmektedir.
20. 6270 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilerek emekli aylığı bağlanan ve emekli sandığı hizmeti bulunanlara emekli ikramiyesinin ödenmesi için; memuriyet hizmetlerinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde son bulma şartı getirilen bu hükmün;
“…Hizmet akdiyle çalışanlarla kamuda ilgili personel kanunlarına göre çalışanlar arasında; hak, ödev, sorumluluk ve yasaklarla görevden çekilme ve göreve son vermede farklılık bulunduğu, kamuda ilgili personel kanunlarına göre çalışanlara emekli ikramiyesi ödenme koşullarının, hizmet akdiyle çalışanlara kıdem tazminatı ödenme esaslarına bağlanmasının, emekli ikramiyesi ödenmesini imkansız hale getirdiği, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilen sigortalılardan, 8.9.1999 tarihinden önce kamuda çalışmaya başlayıp da bu tarihten sonra 15 yıl sigortalılık süresine ve 3600 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılanlara emekli ikramiyesi ödenirken, aynı kapsamda ve aynı koşullarda 15 yıldan daha az çalışma süresine sahipken ayrılanlara emekli ikramiyesi ödenmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, ayrıca 5434 s. Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki “Son defa bu
Kanun veya 5510 s. Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve…” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 12.5.2011 günlü, E.2010/81, K.2011/78 sayılı kararıyla iptal edilen hükümle aynı nitelikte olduğu belirtilerek kuralların, Anayasanın 2., 10., 87. ve 153 üncü maddelerine aykırı olduğu” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal başvurusu yapılmıştır.
21. Anayasa Mahkemesinin 21/09/2013 tarih ve E.:2012/33 K.:2012/174 sayılı Kararında ise; “… Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir.
Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. Dava konusu kuralla, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarından emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara, kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenmesine İMKÂN
SAĞLANMIŞTIR. Ancak, bu kapsamdakilere kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenebilmesi için hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatına hak kazanma koşullarının
GERÇEKLEŞMESİ GEREKMEKTEDİR. Böylece, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenme koşulları, kural kapsamındaki kişilerin kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenmesi bakımından GEÇERLİ KILINMIŞTIR. Farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarından emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlar için kamuda geçen görevlerinden; evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde isteğiyle ayrılan kadın sigortalılara, muvazzaf askerlik görevi nedeniyle isteğiyle ayrılan erkek sigortalılara, 8.9.1999 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarihten sonra 15 yıl sigortalılık süresine ve
3600 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılan sigortalılara, 8.9.1999 tarihinden sonra çalışmaya
başlayıp 25 yıl sigortalılık süresi ve 4500 prim ödeme gün sayısına sahipken veya sadece 7000 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılan sigortalılara ve emekli, malullük, vazife malullüğü aylığı bağlanarak veya toptan ödeme yapılarak ayrılan sigortalılara emekli ikramiyesi ödenebilmesi ilk kez dava konusu kurallarla mümkün HALE GELMİŞTİR.
Emekli ikramiyesi, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olup, anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunda kanun koyucunun takdir YETKİSİ VARDIR. Bu itibarla kanun koyucunun, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenebilmesi koşullarını, dava konusu kural kapsamındaki sigortalıların kamuda geçen çalışmaları için de geçerli kılmasında hukuk devleti ilkesine aykırı bir YÖN BULUNMAMAKTADIR. Ödenme koşulları dikkate alındığında emekli ikramiyesi; emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı almaya hak kazanan kamu çalışanlarına, aylıklarında yapılan emekli kesintilerinden bağımsız olarak, çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme olduğundan asgari sigortalılık süresi belirlenmesi, bu ödemenin NİTELİĞİNE UYGUNDUR. Öte yandan, hizmet akdiyle çalışanlara ödenmekte olan kıdem tazminatıyla benzer hukuki niteliği haiz olan emekli ikramiyesi ödenebilmesi için asgari sigortalılık süresi belirlenmesi ve bu sürenin 15 yıl olarak tayin edilmesi kanun
KOYUCUNUN TAKDİRİNDEDİR. Dava konusu kuralın atıf yaptığı 1475 s. Kanun’un 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi yürürlüğe girdiği tarihte aynı durumda bulunan kişilerin tamamına uygulandığına ve bu kişiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığına göre dava konusu kural eşitlik ilkesine AYKIRI DEĞİLDİR.” gerekçesi ile hüküm hukuk devleti ve eşitlik ilkesi yönlerinden değerlendirilmiştir.
22. Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında özetle, iptali talep edilen hüküm farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara; *Kamuda geçen çalışmalarına karşılık emekli ikramiyesi ödenmesine imkân sağladığını, *Ancak, sözü edilen kişilere, kamuda geçen çalışmalarına karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesinin, bu kapsamdaki çalışmalarının 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartına bağlandığını, * Emekli ikramiyesinin, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olduğunu, anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunun kanun koyucunun takdirinde olduğunu, *Kıdem tazminatına hak kazanma şartının, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetini birleştiren tüm memur emeklileri için aradığını bunun da eşitlik ilkesine uygun olduğunu belirterek hükmün Anayasa uygun olduğu kararını vermiştir.
23. Anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olarak tanımlanan emekli ikramiyesi ödemesine hak kazanılıp kazanılmadığının değerlendirilmesinin ilk etapta emeklilik tarihine bakılarak, yani söz konusu değişikliğin 5434 sayılı Kanuna eklendiği 2012 tarihinden önce ve 2012 tarihinden sonra emekli olanlar bakımından incelenmesi gerekecektir. 2012 tarihinden sonra emekli olanlar için emekli ikramiyesine hak kazanılıp kazanılmadığını ise tüm hizmetleri devlet memuru yani iştirakçi olarak geçenler ve 2829 sayılı
Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılarak emekli olanlar başlığı altında iki farklı durum olarak değerlendirmek gerekecektir.
24. Bu yönüyle, emekli ikramiyesinin verilmesinde en temel ayırım kişilerin tüm çalışmalarının emekli sandığına tabi geçip geçmediği noktasında toplanmaktadır. Buna göre hizmet birleştirmesi yapmak
suretiyle emekli olanlara emekli ikramiyesi verilme şartlarını düzenleyen 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükmünde yer alan son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılma şartının,
2009 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği tarihe kadar olan dönem için, Kanunun yürürlük
tarihi olan 1983 tarihi itibariyle son defa Emekli Sandığına tabi görevden ayrılmış olma amir hükmü uyarınca kişinin, emekli ikramiyesi almak için başvuruda bulunulduğu sırada son kez emekli sandığı mensubu olarak çalışmış olma şartı aranmakta idi. 2829 sayılı Kanun gerekçesinde bu durumun “…Emekli ikramiyesinin devlete yapılan hizmetin karşılığı olarak ödenen bir meblağ olması da göz önüne alınarak, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kurum ve ortaklılarda geçen sigortalı süreler için ikramiye verileceğinin açıklıkla belirtilmesi yoluna gidilmiştir.” ifadesi ile açıklandığı görülmektedir.
25. Anayasa Mahkemesi, 2829 sayılı yasada yer alan “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve” ibaresini iptal ettiği 05/02/2009 tarihli Kararında, Kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesini uygun görmüştür.
26. Anılan iptal kararı sonrasında 5434 sayılı Kanuna 19/06/2010 tarihinde iptal edilen hükmün özelliklerini taşıyan “Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan…” ifadesi ile eklenen hüküm de Anayasa
Mahkemesi tarafından 12/05/2011 tarihinde iptal edilmiştir. Bu itibarla 2009 tarihli Anayasa Mahkemesinin iptal kararında yer alan yürürlük maddesi de göz önüne alındığında aslında 2011 tarihine kadar hizmet birleştirmesi yapılarak emekli olanların emekli ikramiyesi alabilmesinin son defa emekli sandığına tabi görevde çalışma şartına bağlandığı görülmektedir.
27. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra emekli ikramiyesine hak kazanma koşullarını düzenleyen 89 uncu madde, 2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere mevcut halini almıştır. Buna göre, bir kimse tüm çalışma hayatını devlet memuru olarak geçiriyorsa o görevin nasıl sonuçlandığına bakılmaksızın koşulsuz olarak emekli ikramiyesi ödenmekte; ancak kişi hizmet birleştirmesi yapmış yani devlet memurluğu dışında başka hizmetlerde bulunmuşsa, bu kişinin devlet memurluğu görevini ne şekilde sonlandırdığına, kıdem tazminatını almaya hak kazanacak şekilde sonlandırıp sonlandırmadığına bakılarak emekli ikramiyesine hak kazanıp kazanmadığının değerlendirilmesi yapılmaktadır.
28. Gerek yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararında yer alan, emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatının niteliksel eşitliği görüşü, gerekse 2829 sayılı Kanunun gerekçesinde yer verilen emekli ikramiyesinin devlete yapılan hizmetin karşılığı olarak ödenen bir meblağ olduğu açıklaması göz önüne alındığında; bu ödemenin, kamuda geçen çalışma sürelerine sadakat yükümlülüğü karşılığında yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu, bu sebeple emekli ikramiyesi ödemesinin belirli koşullara bağlanmasının, hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilmektedir.
29. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana emekli ikramiyesi verilmemesi yönünden somut olayın incelenmesinde, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 01/09/2016 tarihinde kamu görevinden çıkartılan başvuranın, 30.06.2022 tarihli dilekçesi ile emekli olmayı talep etmesi üzerine, SGK tarafından 26.07.2022 tarihli ve sayılı işlem ile 1 inci derecenin 4 üncü kademesi intibakı ve (3600) ek gösterge rakamı üzerinden 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki 19 yıl 6 ay, 28 gün askerlik borçlanması süresi, 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamındaki 3 yıl 1 ay 4 gün hizmet süresi ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamındaki 2 yıl 3 ay 29 gün isteğe bağlı sigortalılığı olmak üzere toplam 25 yıl 1 gün hizmet süresine karşılık 01.08.2022 tarihinden geçerli olarak birleştirilmiş hizmet
süreleri üzerinden emekli aylığı bağlandığı, ancak ilgiliye farklı sigortalılık statülerine tabi olarak geçen birleştirilmiş hizmetleri üzerinden aylık bağlanması ve kamuda geçen hizmetleri (memuriyet hizmetleri)
kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğinden, ayrıca kamuda geçen hizmetleri (4/1-(c)) tek başına emeklilik şartlarından olan 25 yıllık hizmet süresi şartını sağlamadığından, hakkında 5434 sayılı
Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ikramiye tahakkuk ettirilmemesi yönünde yapılan işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum olmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 30. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verilmediği ve şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine başvuran bakımından uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi