|
ÖZET: Başvuran, memuriyete başlangıç tarihinin 31.03.2000 olmasına rağmen, sistemde işe giriş tarihinin 15.04.2000 olarak görünmesi nedeniyle sigorta başlangıç tarihinin 15 gün geç olduğunu iddia etmektedir. Ayrıca, askerlik süresiyle ilgili olarak 21.11.1999-03.12.1999 tarihleri arasında geçen 12 günlük süreyi borçlanamadığı için sigorta başlangıç tarihinin de 12 gün geç olduğunu belirterek, bu durumun kendisini 58 yaşında emekli olma hakkından mahrum bıraktığını ifade etmektedir. Başvuran, bu nedenlerle mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın emeklilik sicil dosyasını ve askerlik bilgilerini inceledikten sonra, başvuranın 31.03.2000 tarihinde asteğmen olarak göreve başladığını ve sigorta başlangıcının 15.04.2000 olarak kabul edildiğini belirtmiştir. Kurum, başvuranın yedek subay okul süresinin borçlanma talebinin yapılmadığını ifade ederek, mevcut durumun 5510 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirildiğini açıklamıştır. Başvurunun, sigortalılık başlangıç tarihinin 15.04.2000 yerine 31.03.2000 olarak belirlenip belirlenemeyeceği ve yedek subay okul süresinin hesaplanması konularında yoğunlaştığı görülmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve ilgili mevzuatı değerlendirerek, başvuranın iştirakçilik başlangıç tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde bir tavsiye kararı sunmuştur. Bu karar, başvuranın emeklilik şartlarının belirlenmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. Başvuranın, yedek subay okul süresinin borçlanmasıyla ilgili talebinin ise henüz resmi bir başvuru yapılmadığı için incelenemeyeceği belirtilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/6937-S.23.11357
BAŞVURU NO : 2022/18622
KARAR TARİHİ : 06/06/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvuranın iştirakçilik başlangıç tarihinin aynı zamanda sigorta
BAŞVURUNUN KONUSU :
başlangıcı olarak kabul edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 13/12/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; başvuran, memuriyete başlangıç tarihi 31.03.2000 olduğu halde işe başlangıç tarihi sistemde 15.04.2000 gözüktüğü için sigorta başlangıç tarihinin 15 gün geç olduğunu, askerlik başlangıç tarihi 21.11.1999 yedek subay okulu başlangıç tarihi 03.12.1999 olduğu halde 21.11.1999-03.12.1999 tarihleri arasında geçen 12 günlük süreyi borçlanamadığı için sigorta başlangıç tarihinin de 12 gün geç olduğunu, bu iki nedenden dolayı şu anda geçerli olan kanunlara göre 58 yaş yerine
60 yaşında, çıkması planlanan EYT yasasına göre ise 13 yıl geç emekli olacağını belirterek mağduriyetinin
giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 12/04/2023 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi çalışanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümler de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapıldığı, 2.2. Başvuranın emeklilik sicil dosyasının ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından sunulan askerlik bilgilerinin ve Mamak Askerlik Şubesi Başkanlığının 10/1/2023 tarihli ve sayılı yazısının incelenmesinden, 21/11/1999 tarihinde askere sevk edildiği, 3/12/1999 tarihinde yedek subay okuluna katıldığı ve 31/3/2000 tarihinde asteğmen naspedildiği dolayısıyla asteğmen naspedildiği tarihten itibaren 5434 sayılı Kanuna tabi olduğu anlaşıldığından hakkında 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi uyarınca 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği,
2.3. Aybaşlarından sonra vazifeye girenlerin o aya ait kıst aylık veya ücretlerinden kesenek alındığı, aybaşlarından sonra vazifeden ayrılanların ise kıst aylık veya ücretlerinden tam kesenek alındığı ve bu sürelerin fiili hizmet sürelerine eklendiği, 2.4. 5434 sayılı Kanuna tabi kurum ve kuruluşların büyük bir çoğunluğunda aylık ödeme tarihi 15/10/1987 tarihinden itibaren ayın 15 i olarak uygulandığı, dolayısıyla ayın 15 inde aylık alan bir sigortalının hizmeti takip eden ayın 14 üne kadar devam ettiği, 2.5. Başvuranın 31/3/2000 tarihinde asteğmen naspedildiği ve iştirakçiliğinin bu tarih itibari ile başladığı ve hizmeti ilk tam aylığını aldığı ve tam keseneğin kesildiği 15/4/2000 tarihinde başlatıldığı, 20/3/2001 tarihinde terhis edildiği ve yedek subaylığı da sona erdiği ancak hizmeti bu tarihi takip eden ayın sonu olan 14/4/2001 tarihine kadar devam ettiği, 2.6. Başvuranın 6/12/2022 tarihli e-devlet başvuru ile ilgilinin hizmetlerinin birleştirilmesini istemesi üzerine, 31/3/2000 tarihinde asteğmen naspedildiği 15/4/2000-14/4/2001 tarihleri arasında 1 yıl ve bu hizmetine karşılık verilen 3 ay fiili hizmet süresi zammı olmak üzere toplam 1 yıl 3 ay 5510 sayılı Kanunun
4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında (5434 sayılı Kanuna tabi) geçen hizmeti son kez
tabi olduğu 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bedi kapsamında geçen hizmeti ile birleştirilmek üzere 3/1/2023 tarihli ve sayılı yazı ile Atakum Sosyal Güvenlik
Merkezine bildirildiği, 2.7. Başvuranın 31/3/2000 tarihinde asteğmen naspedilmesi üzerine iştirakçiliğinin bu tarih itibariyle başladığı, hizmeti ilk tam aylığını aldığı ve tam keseneğinin kesildiği 15/4/2000 tarihinde başlatıldığı, 2.8. Başvuranın yedek subay okul süresinin borçlanma döneminin ne şekil tespit edildiğinin açıklanmasının istendiği ve bunun üzerine 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendi kapsamında sigortalı olması nedeniyle ilgili birimlerle yapılan yazışmalar sonucunda Samsun Sosyal
Güvenlik İl Müdürlüğünün Bağımsız ve Hizmet Akdiyle Çalışanlar Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığına hitaben yazdığı 30/3/2023 tarihli ve sayılı yazı ile sistemde 15/4/2000 – 14/4/2001 tarihleri arasında bir yıl ve bu süresine karşılık verilen üç ay fiili hizmet süresi zammı olmak üzere toplam 450 gün 4/1-c hizmetinin kayıtlı bulunduğu, 4/1-c bendine tabi hizmetinin başladığı 15/4/2000 tarihinden üç ay fiili hizmet süresi zammı düşüldüğünde bulunan 16/1/2000 ilk işe başlama tarihine göre,
5510 sayılı Kanunun 4/1-a kapsamındaki emeklilik şartları; 60 yaş ve 7000 prim gün ya da 25 yıl sigortalılık
süresi, 60 yaş ve 4500 prim gün olduğu, 2.9. Başvuranın toplam 7869 prim gün sayısı bulunduğu ve 60 yaşını 15/10/2037 tarihinde dolduracağı, ayrıca askerlik borçlanmasının yapılabilmesi için Askerlik Şubesi ile yazışmaya geçildiği cevap alındığında borçlanabileceği süreye göre emeklilik yönünden durumunun yeniden inceleneceğinin bildirildiği, 2.10. 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin, birinci fıkrasının, (b) bendinde, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların er veya erbaş olarak silahaltında veya yedek subay, yedek astsubay okulunda geçen sürelerinin kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın %32’si üzerinden hesaplanan primlerini borcun tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılacağı ve borçlandırılan sürelerin sigortalılıklarına sayılacağı, borçlandırılan sürelerin, uzun vadeli sigorta ve genel sağlık sigortası bakımından birinci fıkranın (a), (b), (d), (e), (f), (g), (h) ve (j) bentleri gereği borçlananların, borçlandığı tarihteki 4 üncü maddenin birinci fıkrasının ilgili bendine göre sigortalılık süresi olarak değerlendirileceğinin hüküm altına alındığı, 2.11. Diğer taraftan, Kanunun 41 inci maddesinin (b) bendi kapsamında yapılan askerlik borçlanması sürelerinin, Kanuna göre belirlenmiş sigortalılık başlangıç tarihinden önceki bir süre olması halinde borçlandırılan sürenin sigortalılık başlangıç tarihinden itibaren borçlandırılan gün kadar gün ve kazanç olarak geriye götürülen sürelere mal edildiği, borçlandırılan sürelerin sigortalılık başlangıç tarihinden sonra olması halinde ise bu sürelerin, ait oldukları dönemlere gün ve kazanç olarak mal edildiği bildiği,
İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun; 5.1. “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.”, 5.2. “Bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına tâbi geçen çalışmalar için bağlanacak aylıkların hesabı” başlıklı Geçici 2 nci maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara tabi olanlara bağlanacak yaşlılık
aylıkları aşağıdaki şekilde hesaplanır:
…
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır…”, 5.3. “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrasında;
“…
(4) Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.
(5) Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.
…”, 5.4. Geçici 95 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bu maddenin yürürlük tarihinden sonra aylık bağlanması için talepte bulunanlardan 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (B)
bendi, 1479 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2925 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi ve 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesi hükümlerine göre yaşlılık veya emekli aylığı bağlanacak olanlar, söz konusu hükümlerde yaş dışındaki diğer şartları taşımaları halinde yaşlılık veya emekli aylığından yararlanırlar. Bu fıkra esas alınarak geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmaz ve geriye dönük hak talep edilemez.”, 6. 708/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun; 6.1. Mülga 12 nci maddesinde; “Bu kanunla tanınan haklardan aşağıda (I) işaretli fıkrada yazılı yerlerde çalışanlardan, Türk uyruğunda olmak ve 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartıyla, (II) işaretli fıkrada gösterilenler faydalanırlar.
I– Daire, kurum ve ortaklıklar:
…
II– Faydalanacaklar:
…
Yukarıda gösterilenlere (Cumhurbaşkanları ile erler hariç) bu Kanunda “iştirakçi ve isteğe bağlı iştirakçi” denilmiştir. İştirakçi ve isteğe bağlı iştirakçi olanlar Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı ile isteklerine bakılmaksızın ilgilendirilirler ve haklarında ayrıca İş ve İşçi Sigortaları Kanunlarının hükümleri uygulanmaz.
…”, 6.2. Mülga 14. Maddesinde; “a) (Değişik bend: 07/05/1986 – 3284/3 md.)İştirakçilerin emeklilik keseneğine esas aylık tutarları üzerinden her ay kesilecek %16 emeklilik kesenekleri; Aybaşlarından sonra vazifeye girenlerin o aya ait eksik aylık veya ücretlerinden kesenek alınmaz.
Aybaşlarından sonra vazifeden ayrılanların eksik aylık veya ücretlerinden tam kesenek alınır.
b) Emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa girenlerin veya önceden emeklilik hakkı tanınan vazifelerde bulunmadan çalışmakta olduğu vazifesi emekliliğe tabi hale getirilenlerin (Bu vazifelerde çalışmakta olanlarla kesenekleri geri verilenlerden bunları iade etmek istemeyenler dâhil) emekliliğe esas ilk tam aylık veya ücretlerinden kesilecek %25 giriş kesenekleri;
Bu gibilerden o ay için ayrıca (a) fıkrasında yazılı %16 kesilmez.
…”, 6.3. Mülga 30. Maddesinde; “İştirakçilere bu kanunun 13 üncü maddesi ile tanınan haklar, durumlarına göre 14 üncü maddenin (a)
veya (b) fıkraları gereğince ilk alınan keseneklerin ilgili bulunduğu aybaşından başlar.” 6.4. Mülga 31. Maddesinde; “(1)Fiili hizmet müddeti, iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddettir.
(2)Aybaşlarından sonra vazifeden ayrılanlar için ayrıldıkları ayın tamamı fiili hizmet müddeti sayılır.” 6.5. Mülga Ek 8 inci maddesinde; “…
d) 01/01/1950 tarihinden sonra yedek subay okulunda öğrenci olarak geçen sürelerinin, …
En çok 15 yılı, istek tarihindeki (Re’sen emekliye sevk olunanlarla, ölenlerin vazife ile ilgilerinin kesildiği tarihlerdeki) emeklilik keseneğine esas derece tutarları nazara alınmak ve bu tarihlerde derece tutarlarının tabi olduğu kesenek ve karşılık tutarı üzerinden borçlandırılmak suretiyle fiili hizmet sürelerine eklenir.
…”, 7. 2829 sayılı mülga Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanunun; 7.1. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Bu Kanunda geçen;
…
c) “Sigortalı” kurumlara emeklilik keseneği veya malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödeyenleri, …
İfade eder.”, 7.2. “Sigortalılık süresinin başlangıcı” başlıklı 6 ncı maddesinde; “Kurumlardan herhangi birine ilk defa sigortalı olunan tarih, sigortalılık süresinin başlama tarihidir…”, 7.3. “Aylığı bağlayacak kurum” başlıklı 8 inci maddesinde; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.
Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.”, Hükmü yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran özetle, memuriyete başlangıç tarihi ile sigortalı hizmet süresinin başlangıç tarihinin
Kurum kayıtlarında yanlış görünmesi ve borçlanabileceği yedek subay okul sürelerinin hatalı belirlenmesi sebeplerine bağlı olarak 58 yaş yerine 60 yaşında emekli olacağını ifade ederek söz konusu yanlışlığın giderilmesini talep etmektedir.
10. Sosyal Güvenlik Kurumunca özetle; 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre kanunda tanınan haklardan faydalanmanın ve fiili hizmet süresinin başlangıcının ilgililerin aylıklarından tam kesenek kesilen aybaşında başladığı, bu nedenle 31/03/2000 tarihinde asteğmen naspedilerek göreve başlayan başvuranın hizmetinin 15/04/2000 tarihinde başlatıldığı, buna göre başvuranın sigorta başlangıcının, TSK personeli olması nedeniyle kazandığı 3 aylık fiili hizmet süresi zammı süresinin hizmet başlangıç tarihinden 3 ay geriye gidilmek suretiyle belirlendiği, diğer yandan başvuran tarafından yedek subay okulu süresini borçlanma talebinde bulunulmadığından bu hususta herhangi bir işlem yapılmadığı ifade edilmiştir.
11. Bu çerçevede mevcut uyuşmazlığın; başvuranın sigortalılık başlangıç tarihinin 15/04/2000 yerine 31/03/2000 olarak esas alınıp alınamayacağı ile başvuranın borçlanabileceği yedek subay okulu süresinin hesaplanması noktalarında toplandığı görülmektedir.
12. 5510 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesinde Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal
/
güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanunun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunacağı ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir.
13. Yine Kanunun “5434 sayılı Kanuna tabi hizmeti bulunanlar hakkında uygulanacak işlemler” başlıklı
Geçici 4 üncü maddesinde Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde bir süre iştirakçi olduktan sonra görevinden ayrılanların aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, evlenme ikramiyesi gibi diğer ödemeler ile ölüm, eğitim ve öğretim yardımları hakkında, Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 ve mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı, bunların aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile ölüm yardımı, evlenme ve emeklilik ikramiyeleri hakkında
Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerinin ayrıca dikkate alınacağı düzenlenmiştir.
14. Nitekim bu hükümlere koşut olarak 5510 sayılı Kanunun ile getirilen hak ve yükümlülükleri ve sosyal sigorta işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarılan Sosyal Sigorta İşlemleri
Yönetmeliğinin (SSİY) “2829 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında da Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup bu tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmetleri bulunan ya da Kanunda belirtilen sigortalılık hâllerinden birden fazlasına tabi olanların tahsis taleplerinde, Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanacağı düzenlenmiştir.
15. Buna göre, ilk defa 5510 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışması bulunması nedeniyle birden fazla sosyal güvenlik kanununa tabi olanlara aylık bağlanırken esas alınacak kanun 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci ve geçici 4 üncü maddeleri uyarınca mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmektedir.
16. Somut olayda 2000-2001 yıllarında yedek subay olarak görev yapmış başvuranın 5434 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Diğer yandan başvuran yedek subaylık görevinin sona ermesinin ardından 5434 sayılı Kanun kapsamından çıkmış ve çalışma hayatına 506 sayılı
Kanun ile 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamında çalışarak devam ettirmiştir. Bu durumda, birden fazla sosyal güvenlik kanunu kapsamında çalışması bulunan başvuranın emekliliğe hak kazanma şartlarının belirlenmesi yönünden mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
17. Mülga 2829 sayılı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde “sigortalı” kavramı kurumlara emeklilik keseneği veya malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödeyenler olarak tanımlanmış, “Sigortalılık süresinin başlangıcı” başlıklı 6 ncı maddesinde de Kurumlardan herhangi birine ilk defa sigortalı olunan tarihin sigortalılık süresinin başlama tarihi olduğu düzenlenmiştir. Kanunun “Aylığı bağlayacak kurum” başlıklı 8 inci maddesinde ise birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı ve ödeneceği düzenlenmiştir.
18. 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik kapsamında sigortalı veya iştirakçi olmakla birlikte son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde 4/1-(a) kapsamındaki hizmeti fazla olanların emeklilik yaş şartının tespiti 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesine dayanarak 506 sayılı Kanunun Geçici 81 inci maddesi uyarınca ilgililerin 23/05/2002 tarihindeki “sigortalılık süresi” esas alınarak yapılmaktadır.
19. Bu durumda, 2008 yılı öncesinde 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçi olup hâlihazırda son yedi yıllık fiili çalışması içinde 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) kapsamındaki sigortalılığı fazla olan başvuranın aylık bağlanma şartlarının tespiti için başvuran yönünden de “sigortalılık süresinin başlangıcı” ve 23/05/2002 tarihi itibarıyla “sigortalılık süresi” tespiti zorunludur.
20. 5510 sayılı Kanunun “Uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süresi” başlıklı 38 inci maddesinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcının, Kanunun yürürlük tarihinden önce uygulanmakta olan sosyal güvenlik kanunlarına (5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926, 5434, 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara) veya 5510 sayılı Kanuna tabi olarak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edileceği, mülga 2829 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde ise kurumlara emekli keseneği ödeyen kişilerin sigortalı sayılacağı, 6 ncı maddesinde de sigortalılık süresinin başlangıcının Kurumlardan herhangi birine ilk defa sigortalı olunan tarih olduğu düzenlenmiştir.
21. Bununla birlikte 5510 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde Kanunun yürürlük tarihine kadar önceki sosyal güvenlik kanunlara göre ortaya çıkan sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık sürelerinin tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirileceği düzenlenmiştir. Buna göre 2008 yılı Ekim ayından önce ilk defa 5434 sayılı Kanun kapsamında sosyal güvenlik sistemine giren başvuranın sigorta başlangıcının ve fiili hizmet süresi hesabının 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılması gerekmektedir.
22. 5434 sayılı Kanunda sigortalı ve sigortalılık süresi şeklinde bir kavrama yer verilmemişse de Kanun kapsamındaki kişiler “iştirakçi” adı altında Kanun kapsamındaki yerler ve görevler sayılmak suretiyle
Kanunun mülga 12 nci maddesinde kişi yönünden belirlenmiştir. Buna göre, Kanunda tanınan haklardan 12 nci maddede sayılı yerlerde çalışanlardan, Türk uyruğunda olup 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartıyla, yine maddede gösterilenlerin faydalanacağı ve bu kişilere (Cumhurbaşkanları ile erler hariç) “iştirakçi ve isteğe bağlı iştirakçi” denileceği düzenlenmiştir.
23. Diğer yandan “fiili hizmet müddeti” kavramı 5434 sayılı Kanunun mülga 31 inci maddesinde iştirakçilerin mülga 30 uncu madde gereğince bu Kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet şeklinde tanımlanmıştır. Mülga 30 uncu maddede ise mülga 13. Maddeye atıf yapılarak iştirakçilere tanınan hakların Mülga 14. Maddede yer alan aylıklarından “kesenek” kesildiği tarihte başlayacağı, aybaşlarından sonra vazifeye girenlerin o aya ait eksik aylık veya ücretlerinden kesenek alınmayacağı, aybaşlarından sonra vazifeden ayrılanların eksik aylık veya ücretlerinden tam kesenek alınacağı düzenlenmiştir. Buna göre hizmet süresinin başlangıcı, yani 5434 sayılı
Kanunla verilen haklardan yararlanmanın başlangıcı ilgililerin aylıklarından ilk defa kesenek kesilen aybaşıdır. Tam kesenek verilebilmesi için görev maaşının tam olarak alınması gerekmektedir. Aybaşından önce göreve başlamada sadece kıst aylık ödemesi yapılmaktadır. Her tam hizmet ayının hesaplanması ise görev aylığını ayın 15 inde alan bir iştirakçi için görev aylığının ödenmesini takip eden bir sonraki ayın 14 üne kadar olan süredir.
24. Bu durumda somut olayda 31/03/2000 tarihinde asteğmen olarak naspedilen başvuranın iştirakçiliğinin anılan tarih itibarıyla başlamış olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Başvuranın iştirakçiliği anılan tarihte başlamış ise de fiili hizmetinin yani hizmet süresinin, ilk tam aylığını aldığı ve tam keseneğin kesildiği 15/4/2000 tarihinde başladığı da açıktır. Nitekim mevcut başvurudaki uyuşmazlık da idarece başvuranın sigortalılık başlangıç tarihinin, iştirakçilik başlangıç tarihi yerine fiili hizmet süresinin başladığı 15/04/2000 olarak kabul edilmesi nedeniyle ortaya çıkmıştır.
25. Görüldüğü üzere 5510 sayılı Kanunun geçici maddeleri uyarınca 2008 yılı öncesinde yürürlükte olan sosyal güvenlik kanunlarına göre emeklilik yaş şartı tespiti yapılırken esas alınan kavramlar (sigortalı/iştirakçi, sigortalılık süresi/toplam hizmet süresi/prim ödeme gün sayısı) uygulanan kanuna göre farklılaşmaktadır. Söz konusu kanunların temel işleyişi ve sistematiği farklı olduğu için bir kanunda kullanılan kavram bir diğer kanunda kullanılan kavramla her zaman birebir örtüşmemektedir 26. Bununla birlikte gerek 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci ve geçici 4 üncü maddelerinde gerekse
SSİY’nin geçici 7 nci maddesinde 5434 sayılı Kanun kapsamındaki kişilere yönelik olarak istikrarlı bir şekilde “iştirakçi” kavramı üzerinden atıf yapılmış, 2829 sayılı Kanunda ise iştirakçi kavramına hiç yer
verilmeyip yalnızca sigortalı kavramının kullanılmıştır. Ayrıca anılan mevzuatta uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden sigortalılık süresinin başlangıcının ilgililer adına uzun vadeli sigorta kollarından prim ödenmesine bağlandığı anlaşılmakla birlikte 5434 sayılı Kanunda kısa vadeli ya da uzun vadeli sigorta kolları ayrımı yapılmadığı gibi ve hak ve yükümlülükler de bu yönde bir ayrıma dayalı olarak tanımlanmamıştır. 5434 sayılı Kanun gereği toplanan prim niteliğindeki temel gelirler kısa veya uzun vadeli şeklinde bir ayrıma gidilmeksizin iştirakçilerin aylıklarından kesilen “emekli kesenekleri” ve buna karşılık kurumlarınca verilen “kurum karşılıkları”ndan oluşmaktadır. 5434 sayılı
Kanun gereği sağlanan yardımlar da yine kısa veya uzun vadeli niteliğinde bir ayrıma gidilmeksizin aylıklar, zamlar, toptan ödeme, kesenek iadesi, çeşitli yardımlar ve ikramiye gibi çeşitli başlıklar altında düzenlenmiştir. Son olarak 5434 sayılı Kanun kapsamında sayılan kişiler “sigortalı” kavramı altında değil, “iştirakçi” adı altında ifade edilmiş ve kanunda sayılı hallerden birinde çalışmaya başlayan kişiler çalışmaya başladıkları tarih itibarıyla iştirakçi kabul edilmiştir.
27. Bu durumda ilk defa 5434 sayılı Kanuna göre sosyal güvenlik sistemine dâhil olmakla beraber diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi çalışması da bulunan ve 2829 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanma şartları sonradan dâhil oldukları kanuna göre belirlenecek kişilerin ilk defa sigortalı oldukları tarihin bir başka deyişle sigortalılık başlangıç tarihlerinin iştirakçilik başlangıç tarihleri olduğu değerlendirilmektedir.
Nitekim aksi bir değerlendirme aybaşından önce göreve girmesi nedeniyle henüz aylığından tam kesenek kesilmeyen iştirakçilerin fiilen çalıştıkları halde sigortalılık haklarından yararlanamamasını, bu süre içinde başlarına gelecek ölüm yaralanma vb. olaylar karşısında vazife malullüğü haklarından mahrum kalmasına sebep olacaktır.
28. Nitekim Kurumumuza daha önce yapılmış benzer nitelikli başvurular üzerine Kurumumuzca yapılan inceleme neticesinde; 5510 sayılı Kanunun geçici maddeleri gereği hakkında 5434 sayılı Kanunun mülga hükümleri uygulanan ve mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri gereği 506 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması gereken sigortalıların sigortalılık süresinin başlama tarihinin 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçi oldukları tarih olarak belirlenmesi gerektiği, başvuranların iştirakçilik başlangıç tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulmuştur (25/10/2019 tarihli 2019/9361 Başvuru No’lu, 08/11/2021 tarihli ve 2021/19111 Başvuru No’lu ).
29. Buna göre, somut olayda 31/03/2000 tarihinde asteğmen olarak naspedilip göreve başlamasına bağlı olarak 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçi olan ve birden fazla sosyal güvenlik kanunu kapsamında çalışması nedeniyle 2829 sayılı Kanun hükümleri uyarınca emeklilik şartları 506 sayılı Kanuna göre belirlenen başvuranın mülga 2829 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde ifade edilen ilk defa sigortalı olunan tarihinin ve sigortalılık süresinin başlama tarihinin başvuranın iştirakçi olduğu tarih itibarıyla başlatılması gerektiği değerlendirilmektedir. Bununla birlikte sigortalılık süresinin başlangıcı bulunurken başvuranın 3 aylık fiili hizmet süresi zammının söz konusu tarihi ayrıca geriye çekeceği hususunda bir tereddüt ve uyuşmazlık bulunmamaktadır.
30. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar ışığında Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın 31/03/2000 tarihinde 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçi olduğu, bu nedenle 5510 sayılı Kanunun geçici 2 ve 4 üncü maddeleri kapsamında yer aldığı ve hakkında
2829 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 506 sayılı Kanuna göre emekliliğe hak kazanma şartlarının
belirlenmesi gerektiği, uzun vadeli sigorta yardımları yönünden 2829 sayılı Kanunda ifade edilen sigortalı kavramının iştirakçi kavramını da kapsadığı, bu çerçevede başvuranın iştirakçi olduğu tarihin 2829 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca ilk defa sigortalı olduğu tarih olarak kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla başvuranın sigortalılık süresinin başlangıç tarihinin 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçi olduğu tarih olarak belirlenmesi gerektiği değerlendirildiğinden, başvuranın iştirakçilik başlangıç tarihi yerine 5434
sayılı Kanuna tabi fiili hizmet süresi başlangıcının sigortalılık başlangıç tarihi olarak belirlenmesi yönünde tesis edilen idare işleminde hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
31. Diğer yandan mevcut başvuruda her ne kadar başvuran tarafından borçlanabildiği yedek subay okul süresinin hesabına itiraz edildiği görülmüşse de başvurunun inceleme ve araştırma aşamasında idareden alınan bilgilerden başvuran tarafından yedek subay okul süresinin borçlandırılması talebiyle idareye yapılmış herhangi bir müracaatın bulunmadığı, dolayısıyla başvuranın şikâyetine konu edilen bu hususta idarece gerçekleştirilmiş herhangi bir işlem bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda başvurunun borçlanmaya esas yedek subay okul sürelerinin belirlenmesine itiraz niteliğindeki kısmının, başvuran hakkında tesis edilmiş herhangi bir idari işlem bulunmaması nedeniyle incelenemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 32. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup idareden istenen bilgi ve belgelerin
Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde hesap verilebilirlik, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun hareket ettiği, ancak başvurana hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, dolayısıyla iyi yönetim ilkelerinden karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı anlaşılmış olup idarenin bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
33. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare
Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvuranın iştirakçilik başlangıç tarihinin aynı zamanda başvuranın sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal
Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TEBLİĞİNE, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi