ÖZET: Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan emekli maaşı ödemelerinin eksik olduğunu ve bu eksiklikler için yasal faiz talep etmektedir. Başvuru, 20 Şubat 2023 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumu’na yapılmış olup, SGK’nın 2021 tarihli yazısında belirtilen birikmiş aylıkların yalnızca ana para olarak ödendiği, yasal faiz içermediği ifade edilmiştir. Başvuran, 2011 yılından bu yana eksik yatırılan emekli maaşlarının faiziyle birlikte ödenmesini istemekte, ancak SGK tarafından bu talep, mahkeme kararı olmaksızın faiz ödenemeyeceği gerekçesiyle reddedilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerini ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, emekli aylıklarının zamanında ve eksiksiz ödenmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Ayrıca, SGK’nın işlemlerinden kaynaklanan gecikmeler nedeniyle faiz ödenmesi gerektiği yönünde yargı kararları ve mevzuat hükümleri bulunmaktadır. Bu bağlamda, SGK’nın yasal düzenlemeler yaparak, geciken ödemelere faiz eklenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, SGK’ya, başvuranın faiz talebinin reddinin hukuka uygun olmadığını ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için çalışmalar başlatılması gerektiğini tavsiye etmiştir. Bu karar, başvuranın hak arama özgürlüğü çerçevesinde önem taşımaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/10032-S.23.16145

BAŞVURU NO : 2023/2475

KARAR TARİHİ : 10/08/2023

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Fark aylıklarına faiz işletilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 20/02/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda; başvuran 16/02/2022 tarihli CİMER başvurusuna istinaden tarafına cevaben gönderilen, SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 18/11/2021 tarihli ve – sayılı yazısında; “Eş çalışma kodunun düzeltilmesi ile aylığınızın yeniden düzenlenmesi nedeniyle adınıza birikmiş aylık ödendi.” notuyla tarafına aylık ve birikmiş tutarların Ziraat Bankası/Şirinyer Şubesinden ödeneceğine dair bilgi verildiğini, bankaya başvuru yaptığında ise 97.708,74 TL ve 1.512,57 TL olmak üzere iki ayrı ödeme yapıldığını öğrendiğini, ayrıca 25/11/2021 tarihinde 3.130,16 TL olan maaşının 24/12/2022 tarihinde 4.819,82 TL olarak yatırıldığını, buna istinaden, 2011 yılı Mart ayından bu yana tarafına ödenen emekli maaşının ne zamandan beri eksik yatırıldığı, Aralık 2021 tarihinde hesabına yatırılan 97.708,74 TL ve 1.512,57 TL değerindeki tutarların yalnızca ana para mı olduğu, yapılan ödemenin içerisinde yasal faizin bulunup bulunmadığı konusunda tarafına bilgi verilmesini, ayrıca yasal faizi ile birlikte ödeme yapılmadıysa bu tutarların da tarafına ödenmesi hususunda talepte bulunduğunu, İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Konak Sosyal Güvenlik

Merkezi tarafından 17/02/2023 tarihinde, mahkeme kararı olmadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini ifade ederek, yaklaşık on yıldır eksik yatırılan emekli aylıklarının faiziyle ödenmesini ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 03/03/2023 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal

Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 23/03/2023

tarihli ve sayılı yazıda:

2.1. Başvurana iddia ettiği 97.708,74 TL ve 1.512,57 TL olmak üzere toplamda 99.221,31 TL ödendiği,

28.02.2011 tarihinde vefat eden sigortalı . .’den dolayı 8.420 prim ödeme gün sayısı ve 540 gün askerlik

borçlanması olmak üzere toplam 8.960 prim ödeme gün sayısı üzerinden, hak sahibi eşi . .’ye %50, oğlu

. . ‘ye ise %25 hisse oranı ile 15.03.2011 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, oğlunun 01.08.2012 tarihinde çalışmaya başlaması nedeniyle bu tarihi takip eden Ağustos ödeme döneminden itibaren aylığı kesilmiş ancak dosyada tek hak sahibi olarak kalan . .’in aylığı, bu tarihten itibaren hisse düzeltme işlemi (%75’e yükseltilmesi) yapılmadan ödendiği anlaşıldığından dosyadaki aylıklar 2021 Kasım ayında tekrar hesaplanarak, ödenmesi gereken birikmiş fark aylığının hesabına gönderildiği, 2.2. %75 hisse ile ödenecek olan aylık %50 hisse ile ödenmiş aylıktan fazla olduğundan hak sahibine oluşacak alacağın tamamının hesaplanması için, işlem yapılırken tamamı Kurum hatası seçilerek yapıldığından aylığın başlangıcından itibaren ödenmiş ve ödenmesi gereken arasında 100.125,01 TL birikmiş fark aylığı oluştuğu, ancak işlem yapılırken 540 günlük askerlik borçlanması dikkate alınmadan hesaplandığından, hak sahibi çocuğun aylık aldığı 2012 Ağustos ödeme dönemine kadarki tarihe kadar (hisselerin doğru olduğu dönem) daha düşük aylık hesaplanması nedeniyle bu dönem için oğlu adına 303,24

TL, . . adına ise 600,46 TL olmak üzere toplamda 903,70 TL borç oluştuğu, bunun da ödenecek birikmiş fark aylığından düşülerek toplamda 99.221,31 TL . .’nin hesabına yatırıldığı, 2.3. Yazımıza konu hisse düzeltmesi işlemi yapılması esnasında 540 günlük askerlik borçlanmasının aylık hesabına dahil edilmediğinin anlaşılması üzerine hesaba askerlik borçlanması dahil edilerek aylıkların

8.960 gün üzerinden tekrar hesaplandığı 14.408,21 TL birikmiş fark aylığı oluştuğu, 2023 Mart ödeme

dönemine kadar oluşan 14.063,55 TL birikmiş fark tutarının da . ‘ nin hesabına gönderildiği, 2023 Mart ödeme dönemine ilişkin kıst tutarın da (344,66 TL) hesabına 25.3.2023 itibariyle yatırılmış olacağı, 2.4. SGK tarafından ödenen gelir ve aylıkların başlangıcı, kesilmesi, yeniden bağlanması, durum değişikliğinde uygulanacak hükümlerin 5510 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde belirlendiği, bu aylıkların ödeme tarihlerinden daha sonraki tarihlerde ödenmesi durumunda faiz ödenmesine ilişkin mevzuat hükmü olmadığından, mahkeme kararı olmaksızın gelir ve aylıkların faizle ödenmesine imkan bulunmadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” , 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü

eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 35 inci maddesinde; “Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının; a) Dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde

% 75’i, b) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;

1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25

yaşını doldurmayanların veya,

2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malul olduğu

anlaşılanların veya,

3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan

kızlarının, her birine % 25’i, c) (b) bendinde belirtilen çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine % 50’si, d) Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25’i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25’i, oranında aylık bağlanır.

6. 6098 Sayılı Borçlar Kanunun 6.1. Borçlunun Temerrüdü başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”, 6.2. Temerrüt faizi başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi

kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”, 7. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.”

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan

“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. 28/02/2011 tarihinde vefat eden . .’den dolayı hak sahibi eşi . .’ye %50, oğlu . . .’ye ise %25 hisse oranında 8420 prim ödeme gün sayısı ve 540 gün askerlik borçlanması olmak üzere toplamda 8960 gün üzerinden 15/03/2011 tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlandığı, oğlunun 01/08/2012 tarihinde çalışma başlaması üzerine bu tarihi takip eden Ağustos ödeme döneminden itibaren aylığının kesildiği ancak dosyada tek hak sahibi olarak kalan . .’in aylığının, bu tarihten itibaren hisse düzeltme işlemi (%75’e yükseltilmesi) yapılmadan ödendiği, hatanın fark edilmesiyle 2021 Kasım ayında tekrar hesap yapıldığı ve birikmiş fark aylıkların başvurana ödendiği, başvuranın söz konusu ödemeye ilişkin faiz talep ettiği, buna karşın SGK tarafından 5510 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde faiz ödenmesine ilişkin mevzuat hükmü olmadığından talebin reddedildiği, bunun üzerine başvuranın fark aylıklarına faiz ödenmesi talebiyle

Kurumumuza başvuruda bulunduğu görülmektedir.

10. Başvuruya konu uyuşmazlığın; çocuğun işe başlamasıyla babasından dolayı kesilen ölüm aylığının %25 oranında hissesinin 9 yıl sonra başvurana ödenen tutarına SGK tarafından faiz ödenip ödenmeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir.

11. Geç ödenen emekli aylık ve/veya emekli ikramiyesine yasal faiz ödenmesi talebiyle Kurumumuza yapılmış başvurular da bulunmaktadır (21/07/2017 tarihli 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 16/09/2019 tarihli ve 2019/6522 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 06/07/2020 tarihli 2020/575 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 07/01/2021 tarihli ve 2020/91035 Başvuru No’lu Kısmen

Tavsiye Kısmen Ret Kararı). Bu çerçevede uygulanacak ilkelere 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru

No’lu Tavsiye Kararında şu şekilde yer verilmiştir.

11.1. Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine

İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş,

para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para

Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığının 11 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.

11.2. Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. H.D. E. 2006/1347 K. 2006/10584. Sayılı ve

“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ

DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR

GEREKLİLİKTİR.”

11.3. Yine Yargıtay 10. H.D.’nin 2008/20370 E., 2009/5184 K. sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında; “Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt) karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.

11.4. Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının

belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

11.5. Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.” 11.6. Bununla birlikte, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamakta, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Anayasa Mahkemesince kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda

San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).

11.7. Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62).

11.8. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, bir memurun görevden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından kesilen tutarların faiziyle ödenmesi talebinin faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan bir başvuruda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, kamu otoritelerince mülke erişimin ve mülkün kullanılmasının engellenmesi sebebiyle oluşan zararların karşılanmasını gerektirdiğini, mahkemenin bireylerin idari işlemden kaynaklanan zararının (paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin) karşılanmasını açık bir kanuni hükmün varlığına bağlayan görüşünün idare hukukunda bir temelinin bulunup bulunmadığı bir yana

Anayasa’nın 35. maddesiyle açık bir çelişki içinde olduğunu belirtmiştir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62-64).

12. Somut olayda 01/08/2012 tarihinde başvuranın oğlunun çalışmaya başlaması ile birlikte takip eden ödeme döneminde aylığının kesildiği, ancak bu tarih itibariyle hissesi %50’den %75’e çıkarılması gereken başvuranın aylıklarının hisse düzeltme işlemi yapılmadan ödendiği, söz konusu düzeltme işlemi Aralık

2021 tarihinden itibaren yapılan başvurana, ölüm aylığının idarenin iş ve işlemlerinden kaynaklanan sürece

bağlı olarak yaklaşık 9 yıl sonra ödendiği anlaşılmaktadır.

13. Diğer taraftan Kurumumuz tarafından yukarıdaki paragraflarda da atıf yapılan benzer nitelikteki uyuşmazlıklar üzerine başvuranlara faiz ödenmesine yönelik Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik

Kurumu Başkanlığınca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca

yasal faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır.

Keza mevcut başvuru ile ilgili olarak 2. numaralı parafta belirtilen idare cevabında da aynı hususun tekrar edildiği görülmüştür.

14. Bu kapsamda, idarenin işlemlerinden kaynaklanan sebeplerle geciken emekli aylığı ödemelerine faiz uygulanmasına yönelik 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu ve sonraki Tavsiye Kararları dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması hususunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

15. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda yer verilen yargı kararları

Kurumumuzun tavsiye kararları ve yapılan açıklamalar ışığında, başvuranın SGK tarafından yapılan ödemeye ilişkin faiz talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap vermediği bu anlamda ‘makul sürede karar verme’, ilkesine, ayrıca şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17. 6328 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse varsa dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İzmir İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; İlgililerin aylık ve/veya ikramiyelerinin geç ödenmesi nedeniyle faiz talebinde bulunmaları halinde ayrıca yargı organlarınca verilecek bir karar aranmasını gerektirmeyecek şekilde faiz düzenlemesi yapılması hususunda gerekli çalışmaların başlatılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; SOSYAL

GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi