|
ÖZET: Başvuru, Silivri İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yönelik kira bedelinin indirilmesi ve iddia edilen mobbingin önlenmesi taleplerini içermektedir. Başvuran, 23 Aralık 2016 tarihinde kazandığı kantin işletme ihalesinin ardından, okulda öğle yemeği hizmetinin başlamasıyla satışlarının %50 oranında düştüğünü öne sürerek, kötü yönetim uygulamalarının durdurulmasını istemektedir. İdare, başvurunun incelenmesi için Maarif Müfettişleri görevlendirildiğini ve kantin işletmecisinin kira bedelinin düşürülmesi talebinin olumsuz yanıtlandığını belirtmiştir.
İdarenin açıklamalarına göre, okulda yemek hizmetinin verilmesi, öğrencilerin sağlıklı beslenme talepleri doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Başvuranın, mobbing iddialarının ise yeterli delil sunulmadığı ve iddiaların işyeri ilişkileri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları doğrultusunda, mobbingin ispatının zor olduğu ve başvuranın iddialarını kanıtlayacak yeterli bilgi sunamadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. İlgili idarenin işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu tespit edilmiştir. Başvuran, kararın tebliğ tarihinden itibaren yargı yoluna başvurabilecektir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/7116-S.10850
BAŞVURU NO : 2019/4671
KARAR TARİHİ : 09/08/2019
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SİLİVRİ İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Mevcut kira bedelinde indirim yapılması ve iddia edilen mobbing’in önlenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 24/02/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran; “23/12/2016 tarihinde yapılan ihale neticesinde, Silivri … Orta Okulu’nun kantin işletme ihalesini kazandığını, sözleşmesinin 01/02/2019 tarihinde yenilenmesinden 3 gün sonra 04/02/2019 tarihinde okulda öğle yemeği hizmeti verilmeye başladığını, bu durumun satışlarını
%50 oranında düşürdüğünü” iddia ederek, “kötü yönetim uygulamalarının durdurulmasını, mobbingin önlenmesini, konunun araştırılmasını ve kira bedelinin düşürülmesini” talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. 08/04/2019 tarihinde, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden … sayılı yazı ile başvuruya ilişkin bilgi-belge talebinde bulunulmuştur. Bu kapsamda Silivri İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğü’nden gönderilen 24/04/2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazı Kurumumuza ulaşmıştır.
2.1. Silivri İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Okul Müdürlüğü cevabi yazısında özetle;
“İlimiz İstanbul Silivri İlçesi … Ortaokulu Müdürlüğü kantin işletmecisi … …’in başvurusu ile ilgili yazınız incelenmiş olup, konu hakkında 12.03.2019 tarihli ve … sayılı Valilik onayı ile
Maarif Müfettişleri görevlendirilmiş olup, inceleme/soruşturma devam etmektedir.
… Ortaokulu kantin işletmecisi … … tarafından yazılan 28.12.2018 tarihli yazı İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğümüze iletilerek, 24.01.2019 tarihinde toplanan komisyon tarafından yeni indirimli kira bedeli kararına uygun olarak 01.02.2019 tarihinde yeni kira sözleşmesi imzalanmıştır.
İşletmeci 15.02.2019 tarihli dilekçelerinde tekrar kira indirimi talebine, Birlik 18.01.2019 tarihli yazı ile olumsuz cevap vermiştir.
Okul veli anketlerimizde öğrencilerin sağlıklı beslenebilmesi için okul yemekhanemizde öğrencilerimize yemek verilmesi talebi oluşmuştur. 14.01.2019 tarihli birliğimizin Sayın … …
Hanımefendiye yazdığı yemek talep yazısına, kendileri olumsuz cevap vermiştir. Birliğimiz de gerekli incelemeyi yaparak öğrencilerimiz için yemek teminine gitmiştir. Tarım İlçe
Müdürlüğümüzden işletme belgesi alınarak, velilerimizin talebi doğrultusunda öğrencilerimize okul yemekhanemizde yemek hizmeti 04.02.2019 tarihinde başlamıştır.
Sayın … … Hanımefendi kantinde yemek sattığını iddia etmesi sonrasında İlçe Sağlık Kurulu ve İlçe Tarım Müdürlüğünün denetçileri tarafından yapılan rutin denetimlerde bu iddiasının yersiz olduğunu, kantin işletmecisinin yemek üretim izni olmadan ve uygun üretim yeri olmadan yemek üretemeyeceği konusunda kendilerini uyarmışlardır.
Okul kantin deneticilerimizin rutin denetimlerinde eksik gördükleri konular kendilerine okul idaremiz tarafından bildirilmiş ve bildirilen kusurların giderilmediği bir sonraki denetimlerde tespit edilmiştir.
Sözleşmenin 19. maddesi hükümlerine uyulmadığı anlaşılmış, çalışan personelin işe başlama ve SGK evrakları istenmiş fakat olumlu sonuç alınamamıştır. Bakanlığımızın yasakladığı ürünlerin satışı ile ilgili uyarılar yapılmış ve tutanak haline getirilmiştir. İşletmeci denetim yapan öğretmenlerimize “ses kaydınızı alacağım” diyerek psikolojik baskı uygulamıştır.
Sayın … … Hanımefendi, sözleşme gereği görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği gibi kurumumuzu da yersiz yere yıpratmaktadır.
Yapmış olduğu başvuruları halen İl Denetim Kurulu tarafından inceleme ve soruşturma aşamasındadır.” ifadelerine yer verilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü Maddesi’nin üçüncü ve dördüncü fıkraları;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası;
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” ,
5. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Pazarlık usulüyle yapılacak işler” başlıklı 51 inci maddesinin (g) bendi;
“Aşağıda yazılı işlerin ihalesi, pazarlık usulüyle yapılabilir; Kullanışlarının özelliği, idarelere yararlı olması veya ivediliği nedeniyle kapalı veya açık teklif yöntemleriyle ihalesi uygun görülmeyen, Devletin özel mülkiyetindeki taşınır ve taşınmaz malların kiralanması, trampası ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi”,
6. 09/02/2012 tarihli ve 28199 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı
Okul-Aile Birliği Yönetmeliği’nin ilgili maddeleri;
6.1. 6 ncı Madde, “Birliğin görev ve yetkileri şunlardır: g) Kantin ve benzeri yerleri işlettirmek veya işletmek.”,
6.2. 20 nci Madde, “Birlik; kantin ve benzeri yerleri öncelikle işletmecilere kiralama usulü ile işlettirir veya işletmecinin bulunmadığı durumlarda işletir. Kantin ve benzeri yerlerin kiraya verilmesinde, eğitim ve öğretimin aksatılmaması esastır…
Kantinlerde, alanlarında ustalık belgesi, işyeri açma belgesi, kalfalık belgesi, mesleki ve teknik eğitim diploması ve kurs bitirme belgelerinden en az birine sahip ve eğitim ve öğretim ortamına ve öğrenci psikolojisine uyum sağlayabilecek kişiler istihdam edilir. İstihdam edilen kişilerden ilgili mevzuatında belirtilen sürelerde portör muayenesi, adli sicil ve arşiv kaydı ve benzeri evraklar istenir.
Her yıl kantin işletmecisi faaliyet belgesi ile işletmecinin yanında çalışanların adli sicil ve arşiv kayıtları yenilenir ve birlik yönetimine teslim edilir.”,
6.3. 21 inci Madde, “Kiralama işleminde ilk yıl kira bedeli ihale bedelidir. İkinci ve izleyen yıllar kira bedelleri Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) yayımlanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE-oniki aylık ortalamalara göre yüzde değişim) oranında artırılır. Ancak kira bedelinin tespitine ilişkin önemli ölçüde farklılaşma (öğrenci mevcudunda en az %25 oranında azalış veya artış, kiracının cirosunu önemli derecede etkileyecek Bakanlık tarafından getirilen kısıtlayıcı düzenlemeler) olması halinde, muhammen bedel yeniden tespit edilerek mevcut kiracıya aynı usulle ihale edilerek yeni sözleşme düzenlenir.”,
6.4. 22 nci Madde, “Kiralama sözleşme süresi tamamlanmadan işletmecinin tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmesi veya işletmecinin sözleşme hükümlerine uymaması veya fesih nedenlerinden birinin gerçekleşmesi sebebiyle birlikçe feshedilmesi ya da tarafların mutabakatı ile sözleşmenin feshedilmesi halinde yeniden ihale yapılır.”,
6.5. 26 ncı Madde, “Okulda bulunan kantin ve benzeri yerler; sağlık, hijyen ve gıda kodeksi yönünden ilgili meslek odası, sağlık il müdürlükleri ile gıda, tarım ve hayvancılık il müdürlüklerince de denetlenebilir.”,
6.6. 28 inci Madde, “Bu Yönetmeliğin uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek problemler öncelikle mülki idare amirlerince değerlendirilir, çözüme kavuşturulamayan hususlarda
Bakanlığın görüşü alınır.
Sözleşme ile getirilen yükümlülüklerin takibi birlik yönetim kurulu ve okul yönetimi tarafından yapılır.
Sözleşmenin uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek hukuki ihtilafların çözümü için kanuni yollara başvurulmak üzere okul yönetimince ilgili mülki idare amirine durum bildirilir.”, hükmü yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8. Başvuru özetle; Okul Aile Birliğinin okulda yemek hizmeti verilmesine ilişkin kararı sonrasında, başvuran kantin işletmecisinin ticari faaliyetlerinin sekteye uğradığı ve bu süreçte mobbinge maruz kaldığı iddiası hakkındadır.
9. Başvuranın iddiaları ile idarenin cevabi yazılarının incelenmesinden, 2886 sayılı Devlet İhale
Kanununun 51 inci maddesinin (g) bendi ve Milli Eğitim Bakanlığı Okul-Aile Birliği
Yönetmeliği çerçevesinde, 23/12/2016 tarihinde başvuran ile Okul Aile Birliği arasında
“okulda bulunan kantinin kiralanması yoluyla işletilmesi” sözleşmesinin imzalandığı, 16/01/2018 tarihinde sözleşmenin yenilenmesi sırasında Birlikçe kira artışına gidilmediği, okul mevcudunda yaşanan düşüş nedeniyle 01/02/2019 tarihinde imzalanan yenilemede ise kira bedelinin %26 oranında düşürüldüğü, bu çerçevede 2016 yılında 2000 TL olan aylık kira bedelinin şu anda 1722 TL olarak uygulandığı tespit edilmiştir.
10. Dosya üzerinde yapılan incelemede, 2019 yılına ait kantin kiralama sözleşmesinin imzalanması öncesinde, Okul Müdürlüğü’nün talebi doğrultusunda Birliğin okul yemekhanesinde öğrencilere yemek hizmeti verilmesi çalışmalarına başladığı, bu çerçevede başvurana da 14/01/2019 tarihinde teklif götürdüğü, ancak başvuranın 15/01/2019 tarihli cevabi yazılarıyla yemekhanenin kiralanması hususunda kira bedeli teklifinde bulunmadığı ve kantin içerisinde sıcak yemek servisi yaptığını ikrar ettiği tespit edilmiştir.
11. Yine Birlikçe yapılan denetimler sonrasında, 14/01/2019 tarihinde “sözleşmenin 19 uncu maddesinde sayılan niteliklerde personel çalıştırılmaması” gerekçesiyle ihtarname gönderildiği, başvuranın 15/01/2019 tarihli cevabi yazılarında personelinin henüz gerekli sertifikaları “kursların açılmaması” nedeniyle edinemediğini ikrar ettiği, bu çerçevede, 27/03/2019 tarihinde Okul Müdürlüğü’nün “çalışanlara ait eksik evrakların teslim edilmesi” konulu yazıyı başvurana tebliğ ettiği, 10/04/2019 tarihinde de Birlikçe “okul kantininde satılması yasak olan ürünlerle” ilgili olarak tutanak tutulduğu tespit edilmiştir.
12. Bu çerçevede, Okul Aile Birliği ve Okul Yönetimince, başvuruya konu kantinle ilgili olarak yapılan denetim faaliyetlerinin, Yönetmeliğin 28 inci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde yapılması gereken olağan ve zorunlu faaliyetler olduğu açıktır.
13. Başvuranın; sözleşmede yer almamasına rağmen kantin kiralama sözleşmesinin imzalanmasından hemen sonra Birlikçe yemekhane hizmeti verilmeye başlanmasına ve bu hususa sözleşmede yer verilmemiş olmasına ilişkin başvurusunun incelenmesi neticesinde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 10/03/2016 tarihli ve … sayılı “Okul kantinlerinde satılacak gıdalar ve eğitim işletmelerinin hijyen yönünden denetlenmesi” konulu genelgesinde de görüldüğü üzere, kantin ve yemekhanenin farklı tanımlamalara sahip olduğu ve aynı ihtiyacı karşılamadığı, birbirlerini ikame etmediği, başvuran ile Birlik arasında imzalanan ve
Yönetmeliğin ek 2 nci maddesinde düzenlenen standart tip sözleşmede, Birliğin kiralama faaliyetlerini kısıtlayıcı bir hükmün bulunmadığı, ayrıca yukarıda da belirtildiği üzere başvuranın Birlikçe yemekhane hizmeti verileceğinden Birliğin 14/01/2019 tarihli yazıları çerçevesinde haberdar olduğu, Okulda 04/02/2019 tarihinde yemekhane hizmeti verilmeye başlandığı ve yemekhanenin hazırlanma aşamalarının zaman alacağı göz önüne alındığında, başvuranın sözleşmenin imzalandığı tarih olan 01/02/2019 itibariyle yemekhane hizmetinden haberdar olmadığı iddiasının hayatın olağan akışıyla uyumlu olmadığı değerlendirilmiştir.
14. Başvuranın mobbing iddiaları çerçevesinde değerlendirme yapılmadan önce, Anayasa
Mahkemesi ve Yargıtay’ca bu hususta yapılan değerlendirmelere yer verilmesi fayda sağlayacaktır.
15. Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararında;
“Söz konusu davranışların, kişi üzerindeki etkileri önem taşımakla birlikte bireyin kişilik haklarına, onur ve haysiyetine ya da sağlığına zarar verici nitelikte olup olmadığı yönünden objektif kriterlere göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, mobbing kavramının işyeri ve mesleki yaşamla ilişkili bir olguyu ifade etmesi nedeniyle mağdurun işi ya da mesleğine ilişkin olumsuz sonuçların ortaya çıkmış olması, bu sonuçların iş ortamının kötüleşmesi, çekilmez hal alması veya tamamen işin veya mesleğin bırakılması sonucunu doğurması şartının da araştırılması gerektiği anlaşılmaktadır. Kural olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucu1arın bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir. Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması durumunda, bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” ,
16. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/09/2013 tarihli ve E:2012/91925, K:2013/1407 sayılı kararında;
“Türk Hukukunda psikolojik taciz (mobbing); işyerinde çalışanlara, diğer çalışanlar veya işverenler tarafından sistematik biçimde uygulanan, tekrarlanan her türlü kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışlar olarak ifade edilmiştir. Psikolojik tacizin en bariz örnekleri, kendini göstermeyi engellemek, sözünü kesmek, yüksek sesle azarlamak, sürekli eleştiri, çalışan iş ortamında yokmuş gibi davranmak, iletişimin kesilmesi, fikirlerine itibar edilmemesi, asılsız söylenti, hoş olmayan imalar, nitelikli iş verilmemesi, anlamsız işler verilip sürekli yer değiştirilmesi, ağır işler verilmesi ve fiziksel şiddet tehdidi sayılabilir. Görüldüğü üzere, bir eylemin psikolojik taciz olarak kabul edilebilmesi için, bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, belli bir süreye yayılması ve bu durumun sistematik bir hal alması gerekir.
Belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin, her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Psikolojik tacizin nedenleri farklılık göstermesine karşın amaç, çoğu kez işçinin işyerinden ayrılmasını sağlamaktır.”,
17. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı kararında;
“Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. … Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.
18. Başvuranın, mobbing olarak nitelendirdiği; “yıldırma, bezdirme, psikolojik taciz, gelir kaynaklarını kısıtlayıcı faaliyetlerde bulunma, sözleşmeyi feshettirmeye çalışma, otorite kurmaya çalışma, asılsız ihtarname yollama, iletişimden kaçınma ve dışlanma nedeniyle Mimar
Sinan Devlet Hastanesi Psikoloji Kliniği’nce verilen ilaçları kullandığına” ilişkin iddialarının yukarıda bahsedilen mahkeme kararları çerçevesinde değerlendirilebilmesinin neticesinde, bahse konu iddiaların mobbing olarak değerlendirilebilmesi iki hususun birlikte gerçekleşmesine bağlı olduğu anlaşılmaktadır.
19. Birinci husus; mobbing’i yapanla mobbing’e uğrayan arasında işçi işveren ilişkisi olması gerekmektedir. Bu çerçevede, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre kurulmuş ve anlaşmazlıkların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre giderildiği bir sözleşme ilişkisinde, mobbing’ten çok ticari bir anlaşmazlıktan söz edilebilir.
20. İkinci husus ise; Mobbing’in ispatının zor ve külfetli olduğu açık olmakla birlikte, karşı tarafın haksız bir suçlamayla karşı karşıya kalmaması için, psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucu1arın bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekmektedir. Bu çerçevede, başvuranın, , 17/04/2019, 22/04/2019 ve 19/06/2019 tarihli dilekçe ve ek evraklarının incelenmesinden, Mahkeme Kararlarında mobbing olarak sayılan; “Kendini göstermeyi engellemek, sözünü kesmek, yüksek sesle azarlamak, sürekli eleştiri, çalışan iş ortamında yokmuş gibi davranmak, iletişimin kesilmesi, fikirlerine itibar edilmemesi, asılsız söylenti, hoş olmayan imalar, nitelikli iş verilmemesi, anlamsız işler verilip sürekli yer değiştirilmesi, ağır işler verilmesi ve fiziksel şiddet tehdidi ile kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine saldırı” hususlarla ilgili olarak, başvuranın iddialarını kanıtlar nitelikte, iddialarını olaylar örgüsü içinde anlatmadığı, delil niteliğinde belge sunmadığı, tarih-saat bilgisi vermediği, şahit göstermediği tespit edilmiştir.
21. Bu çerçevede; okul yönetiminin ve okul aile birliğinin Yönetmelik ve bu yönetmeliğe uygun olarak gerçekleştirdiği iş ve işlemler ile gerçekleştirilen denetim faaliyetlerinde hukuka aykırılık tespit edilememiştir. Ayrıca mobbing iddiasının sübuta ermesini sağlayacak şekilde yukarıda bahsedilen iki unsurun gerçekleşmediği de göz önüne alındığında ilgili idarenin hukuka ve hakkaniyete uygun davrandığı tespit edilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
22. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup;
23. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde ilgili İdarenin iyi yönetim ilkelerinden; “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı tespit edilerek bahse konu ilkelere uygun davranılması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu kararın başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve SİLİVRİ İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi