ÖZET: Başvuru, Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından uygulanan haciz işlemlerinin kaldırılması talebine ilişkindir. Şikayetçi, 2010-2014 yılları arasında Engelliler Derneği Başkanlığı yapmış ve derneğin vergi borçları nedeniyle kendi engelli aracına haciz konulduğunu belirtmiştir. Şu anki yönetimin borcu ödemeyi üstlendiğini ve kendisinin malulen emekli olduğunu ifade ederek, aracının geri verilmesini talep etmiştir.

Kocaeli Vergi Dairesi, şikayetçinin iddialarını değerlendirerek, derneğin iktisadi işletmesinin vergi borçları nedeniyle haciz işlemlerinin uygulandığını ve bu süreçte gerekli yasal işlemlerin yerine getirildiğini açıklamıştır. Ayrıca, şikayetçinin kendi adına da vadesi geçmiş trafik cezası ve geçiş ücreti borçları bulunduğu, bu nedenle haciz uygulandığı belirtilmiştir. İlgili mevzuat gereği, derneğin borçlarının tahsili için kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarına başvurulabileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruya ilişkin yapılan işlemlerde hukuka aykırılık tespit edilmediğini belirterek, başvurunun reddine karar vermiştir. Şikayetçi, bu karara karşı Kocaeli Vergi Mahkemesi’nde dava açma hakkına sahiptir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/8304-S.20.12915

BAŞVURU NO : 2019/22788

KARAR TARİHİ : 01/06/2020

RET KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Vergi borcundan dolayı uygulanan haciz işlemlerinin kaldırılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 24/12/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Şikayetçi dilekçesinde özetle; 2010-2014 yılları arası Engelliler Dernek Başkanlığı yaptığını, derneğin iktisadi işletmesinin vergi borcundan dolayı şahsına ait engelli aracına haciz yoluyla el konulduğunu, şimdiki yönetimin borcu ödemeyi üstlendiğini ve dernek karar defterine ödemenin yapılacağına dair kararın işlendiğini, malulen emekli olduğundan depo masraflarını ödeyecek durumunun olmadığını ifade ve iddia ederek, dernek borçlarının üzerinden kaldırılmasını ve aracının geri verilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun bilgi-belge yazısına istinaden Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı’ndan alınan iletilen 27.01.2020 tarih ve E. sayılı yazıda özetle, “… Mükellef Şikayet Başvuru

Formunda bahsetmiş olduğu konu ile ilgili 30.12.201915.01.2020 tarih ve sayı ile CİMER’e başvurmuş olup, 06.01.2020 tarihinde söz konusu durumla ilgili

Uluçınar ve İlyasbey Vergi Dairesi Müdürlüklerinden izahat istenerek vergi dairelerinden gelen cevap yazılarına istinaden mükellefe 14.01.2020 tarih ve E. sayılı yazımızla yapılan işlemler hakkında gerekli açıklamalar yapılarak bilgi verilmiştir.

2.1. Konuya ilişkin olarak İlyasbey Vergi Dairesi Müdürlüğü ile yapılan güncel yazışma sonucu gelen 22.01.2020 tarih ve E. sayılı yazıdan; vergi kimlik numaralı mükellef

Engelliler Yard.ve Day.Derneği İktisadi İşletmesi’nin 07/01/2010-21/04/2015 tarihleri arasında sorumlusu/yöneticisi bulunan vergi kimlik numaralı ‘a dernek iktisadi işletmesinin borçlarından (21.01.2020 tarihi itibariyle 6.924.474,44.-TL) dolayı yakalamalı haciz uygulanan plakalı 2012 model mercedes benz marka engelli aracı(binek otomobil) üzerindeki yakalama şerhinin kaldırıldığı ancak araç haczinin devam ettiği, dairenin kayıtlarında yazı tarihi itibariyle aracın yakalandığına ve trafikten çekildiğine ilişkin bir bilginin bulunmadığı anlaşılmıştır.

2.2. Diğer taraftan, GİBIntranet sisteminden yapılan sorgulama neticesinde adı geçen şahsın

Uluçınar Vergi Dairesi Müdürlüğünde 23.01.2020 tarih itibariyle gecikme zammı dahil vadesi geçmiş 8.826,02.-TL Trafik Para Cezası ve Karayolları Geçiş Ücreti borcunun bulunduğu, borçların tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenerek tebliğ edildiği, ancak herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle araç üzerine haciz tatbik edilerek banka hesapları üzerine e-haciz uygulandığı, ayrıca İlyasbey Vergi Dairesi Müdürlüğünce tapu hacizleri için ‘a

10.01.2019 tarih ve 3707 sayılı yazı ile bilgi verildiği görülmüştür.

2.3. Öte yandan, vergi kimlik numaralı Engelliler Yard.Der.İktisadi İşletmesinin

21.04.2015 tarihinden bu yana kanuni temsilcisi olan ’da 29.08.2019-

10.01.2019 tarih ve – sayılı CİMER başvurularında bulunmuş olup,

kendisine 07.10.2019-22.01.2020 tarih ve – sayılı yazılarımızla bilgi verilmiştir.

2.4. Bu itibarla, Engelliler Yard.Der.İktisadi İşletmesinin vergi borcunun tahsili için işletmenin malvarlığının bulunmaması dolayısıyla 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü

Hakkında Kanunun 35 inci maddesine göre ortak takibi yapıldığı, ‘un 07.01.2010-

21.04.2015 tarihleri arasında söz konusu dernek iktisadi işletmesinin kanuni temsilci olması

nedeniyle adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller üzerine aynı Kanunun 70-71 ve 79 uncu maddelerinde yer alan hükümler gereği haciz uygulanmıştır.” açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Anayasa’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un; 5.1. “Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu” başlıklı Mükerrer 35 inci maddesinde, “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.” 5.2. “Haczedilemiyecek mallar” başlıklı 70 inci maddesinde, “ Aşağıda gösterilen mallar haczedilemez: 1. (Değişik: 4/5/1994 – 3986/16 md.) 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri

Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere Devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar. 2. Borçlunun şahsı ve mesleği için gerekli elbise ve eşyası ile, borçlu ve ailesine gerekli olan yatak takımları ve ibadete mahsus kitap ve eşyası, 3. Vazgeçilmesi kabil olmıyan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası, 4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve taşıtları ve diğer teferruat ve tarım aletleri; çiftçi değilse sanat ve mesleği için gerekli olan alet ve edevatı ve kitapları; arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük taşıt sahiplerinin ancak geçimlerini sağlıyan taşıt vasıtaları, 5. Borçlu veya ailesinin geçimleri için gerekli ise, borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları, 6. Borçlu ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ile; a) Borçlu çiftçi ise ayrıca gelecek mahsul için gerekli olan tohumluğu, b)

Borçlu bağ, bahçe veya meyva ve sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan bağ, bahçe ve bu işler için gerekli bulunan alat ve edevatı, malzemesi ve fide ve tohumluğu, c) Geçimi hayvan yetiştirmeye munhasır olan borçlunun kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan miktarda hayvan ile bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları, 7.

Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malül olanlara bağlanan emekli aylıkları ile, bu kabil kimselerin dul ve yetimlerine bağlanan aylıklar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış ikramiyeleri, 8. Bir yardım sandığı veya derneği tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan aylıklar, 9. Vücut ve sağlık üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak zarar görenin kendisi veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi gereken paralar, 10. Askerlik malüllerine, şehit yetimlerine verilen harb malüllüğü zammı ile, 1485 sayılı kanun gereğince verilen tekel beyiyeleri, 11. Borçlunun haline münasip evi “ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabilir”, 12. (Değişik: 26/11/1980 – 2347/8 md.) Harcırah

Kanununa göre yapılan ödemeler, 13. (Ek: 26/11/1980-2347/8 md.) 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanan aylıklar.

5.3. “Kısmen haczedilebilen gelirler” başlıklı 71 inci maddesinde, “Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz. Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz.”

5.4. “Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlıklı 79 uncu maddesinde, “Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır. Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile; bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı ve bu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümleri üçüncü şahsa bildirilir. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir.

Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. 2498-2 Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri; amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edileceği gibi Maliye

Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebilir. Haciz bildirisi bankanın genel müdürlüğüne de tebliğ edilmiş ise tüm şubelerini kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğü bankanın genel müdürlüğüne aittir. Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur.

Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Menfi tespit davası açılması halinde mahkemece bu Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir. Teminat, alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, takip işlemlerinin durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümlenir. Davasında haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarın % 10’u tutarında ayrıca inkâr tazminatına hükmedilir. Bu Kanun uyarınca kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açıp itirazında kısmen veya tamamen haksız çıkan üçüncü şahıs hakkında, menfi tespit davasının lehine sonuçlanması veya asıl amme borçlusunun takip konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması halinde, bu Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Üçüncü şahıs, haciz bildirisi üzerine yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği takdirde, alacaklı amme idaresi bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, üçüncü şahsın İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir. Menkul malların aynen teslimi mümkün olmadığı takdirde değeri ödenir. Üçüncü şahısların genel hükümler gereğince asıl borçluya rücu hakları saklıdır.”

6. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni temsilcilerin ödevi” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmalarıhalinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir. (Değişik: 3/12/1988-3505/2 md.) Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır. Bu hüküm Türkiye’de bulunmayan mükelleflerin

Türkiye’deki temsilcileri hakkında da uygulanır. Temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmaz. (Ek fıkra: 21/3/2018-7103/9 md.) Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işlemi, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılır. Limited şirket ortakları, tasfiye öncesi dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olurlar. Şu kadar ki bu fıkra uyarınca tasfiye memurlarının sorumluluğu, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlıdır. (Ek fıkra: 21/3/2018-7103/9 md.) Beşinci fıkra kapsamına girmeyen tüzel kişilerin tüzel kişiliklerinin veya tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin sona ermesi halinde, sona erme tarihinden önceki dönemlere ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işlemi, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tüzel kişiliği olanların kanuni temsilcilerinden, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler (adi ortaklıklarda ortaklardan herhangi biri) ve varsa bunların temsilcilerinden herhangi biri adına yapılır.” hüküm ve açıklamalarına yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ Av. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi tarafından, şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Ret

Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8. Uyuşmazlık konusu; 2010-2014 yılları arası Engelliler Dernek Başkanlığı yaptığını ifade eden şikayetçi, derneğin iktisadi işletmesinin vergi borcundan dolayı şahsına ait engelli aracına haciz yoluyla el konulduğunu, şimdiki yönetimin borcu ödemeyi üstlendiğini ve dernek karar defterine ödemenin yapılacağına dair kararın işlendiğini, malulen emekli olduğundan depo masraflarını ödeyecek durumunun olmadığını ifade ve iddia ederek, dernek borçlarının üzerinden kaldırılmasını ve aracının geri verilmesini talep etmektedir.

9. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1 inci maddesinde, dernek ve vakıflar kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmamakla birlikte, aynı maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi ile dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler vergi mükellefiyeti kapsamına alınmış olup

Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında da dernek veya vakıflara ait veya tabi olup faaliyetleri devamlı bulunan sermaye şirketi ve kooperatif statüsünde bulunmayan ticari, sınai ve zirai işletmelerin iktisadi işletme olduğu; altıncı fıkrasında ise, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği; mal veya hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi niteliğini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

10. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükmüne yer verilmiştir.

11. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun mükerrer 35 nci maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hüküm altına alınmıştır.

12. Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığının cevabi yazısı ve ekinde yer verilen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; Engelliler Yard.Der.İktisadi İşletmesinin vergi borcunun tahsili için işletmenin malvarlığının bulunmaması dolayısıyla 6183 Sayılı Amme Alacaklarının

Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35 inci maddesine göre ortak takibi yapıldığı, şikayetçinin

07.01.201021.04.2015 tarihleri arasında söz konusu dernek iktisadi işletmesinin kanuni

temsilci olması nedeniyle adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller üzerine aynı Kanunun 70-71 ve 79 uncu maddelerinde yer alan hükümler gereği haciz işlemi uygulandığı,

12.1. Diğer taraftan, şikayetçinin Uluçınar Vergi Dairesi Müdürlüğünde 23.01.2020 tarih itibariyle, gecikme zammı dahil vadesi geçmiş 8.826,02.-TL Trafik Para Cezası ve Karayolları

Geçiş Ücreti borcunun bulunduğu, borçların tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenerek tebliğ edildiği, ancak herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle araç üzerine haciz tatbik edilerek banka hesapları üzerine e-haciz uygulandığı, ayrıca İlyasbey Vergi Dairesi Müdürlüğünce tapu hacizleri için şikayetçiye 10.01.2019 tarih ve sayılı yazı ile bilgi verildiği,

12.2. Ayrıca, Engelliler Yard.ve Day.Derneği İktisadi İşletmesi’nin 07/01/2010-21/04/2015 tarihleri arasında sorumlusu/yöneticisi bulunan şikayetçiye, dernek iktisadi işletmesinin borçlarından dolayı yakalamalı haciz uygulanan plakalı 2012 model mercedes benz marka engelli aracı(binek otomobil) üzerindeki yakalama şerhinin kaldırıldığı ancak araç haczinin devam ettiği, kayıtlarda yazı tarihi itibariyle aracın yakalandığına ve trafikten çekildiğine ilişkin bir bilginin bulunmadığı yönünde açıklamalara ve bu açıklamalara ilişkin yazı ekinde belgelere yer verildiği tespit edilmiştir.

13. Bu kapsamda, somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusunun esasını teşkil eden vadesi geçmiş vergi borçları ve bu borçların kanuni süresinde ödenmemesi nedeniyle 6183 sayılı Kanunun ilgili maddelerine istinaden başlatılan takibat ve tahsilat işlemleri süreci ve bu süreçte tesis edilen işlemler hakkında şikayetçi tarafından, itiraz başvurusunda bulunulduğuna ilişkin dosya münderecatında herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı, buna karşın ‘2010-

2014 yılları arası Engelliler Dernek Başkanlığı yaptığı, derneğin iktisadi işletmesinin

vergi borcundan dolayı şahsına ait engelli aracına haciz yoluyla el konulduğu ve malulen emekli olması nedeniyle depo masraflarını ödeyecek durumunun olmadığı’ yönünde açıklamalarda bulunulduğu tespit edilmiş olup, idarenin açıklamaları karşısında şikayetçinin iddiaları ve açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, ilgili idaresince amme alacağının tahsiline yönelik olarak tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık tespit edilememiştir.

14. Yukarıdan bu yana tüm açıklananlar, şikâyetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu hakkında ilgili idare tarafından tesis edilen idari işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir husus tespit edilememiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

15. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin makul sürede karar verme ve kararların gerekçeli olması ilkelerine uygun şekilde

Kurumumuza gönderildiği tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

16. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu

“Ret Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Kocaeli Vergi

Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN REDDİNE,

Kararın BAŞVURANA ve KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi