|
ÖZET: Başvuran, Gelir İdaresi Başkanlığı’na yaptığı şikayette, 6 haneli ihbar kayıt numarasının kendisine tebliğ edilmesini ve ihbar ikramiyesinin neden ödenmediğinin açıklanmasını talep etmiştir. Şikayetçi, Ankara merkezli bir şirket hakkında vergi kaybı ihbarında bulunduğunu, başvurusunun sonuçlandığını ancak ikramiye ödemesi için gerekli bir durumun bulunmadığına dair bilgi almış ve bu durumun yetersiz olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın kendisine yalnızca ihbar numarasını vermesi gerektiğini ifade etmesine rağmen olumlu bir yanıt alamadığını vurgulamıştır.
Gelir İdaresi Başkanlığı, başvuruya ilişkin açıklamalarında, ihbar ikramiyesinin ödenebilmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu şartlar arasında, ihbarın somut delillere dayanması ve vergi incelemesi sonucunda ihbar edilen durumun tespit edilmesi gerekliliği yer almaktadır. İlgili mevzuat uyarınca, başvuranın yaptığı ihbarla ilgili olarak herhangi bir vergi inceleme raporu bulunmadığı ve dolayısıyla ihbar ikramiyesi ödenmesini gerektirecek bir durumun tespit edilmediği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir. İdarenin, başvuruya ilişkin süreçte hukuka uygun hareket ettiği ve başvuranın hak arama özgürlüğüne dair bilgilendirme eksiklikleri tespit edilmiştir. Başvuran, kararın tebliğ tarihinden itibaren yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/63980-S.20.69219
BAŞVURU NO : 2020/1605
KARAR TARİHİ : 03/07/2020
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Şikayetçinin, 6 haneli ihbar kayıt numarasının tarafına
BAŞVURUNUN KONUSU :
tebliği, ihbar ikramiyesinin neden ödenmediği konusunun açıklanması ve tarafına ihbar ikramiyesi ödenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 23/01/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikâyetçi özetle, Ankara merkezli faaliyet gösteren adlı şirketin yöneticisi hakkında “Vergi Kayıp ve Kaçağı” ihbarında bulunduğunu, başvurusunun 17/01/2020 tarihinde sonuçlandırıldığını, internet üzerinden yaptığı başvuru sonrasında tarihinde tebliğ edilen evrakta, ikramiyenin ödenmesini gerektirecek bir hususun bulunmadığı bilgisinin verildiğini, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın İhbar
Değerlendirme ve Denetleme birimini aradığında, kendilerinden sadece 6 haneli ihbar numarasını vermelerini; bu sayede, İnternet Vergi Dairesi portalı üzerinden işlem sonucunu görebileceğini; bunun yasal hakkı olduğunu belirtmesine rağmen olumlu bir cevap alamadığını, ihbar sahibi olarak 213 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen yasaklara aykırı şekilde değil; basit bir sorgulama için bu numarayı talep ettiğini, ayrıca ihbar ikramiyesinin neden ödenmediği konusunda da bir bilgisinin bulunmadığını, Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’ni yüz binlerce lira zarara uğrattığı tespit edilmiş birinin de bu konuda sadece “özel usulsüzlük cezası” almasının yetersiz olacağı kanaatinde olduğunu, özel usulsüzlük cezası uygulandığı takdirde ihbar ikramiyesi ödenmediğini iddia ederek 6 haneli ihbar kayıt numarasının tarafına tebliğini, ihbar ikramiyesinin neden ödenmediği konusunun açıklanmasını ve tarafına ihbar ikramiyesi ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 17/2/2020 tarih ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına istinaden Gelir İdaresi Başkanlığından alınan 13/3/2020 tarih sayılı cevabi yazıda özetle; 5.4. “İncelemeye yetkililer” başlıklı 135 inci maddesinde; “Vergi incelemesi; Vergi
Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır.
Gelir İdaresi Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar her hal ve takdirde vergi inceleme yetkisini haizdir.”, 5.5. “İncelemeye tabi olanlar” başlıklı 137 nci maddesinde; “Bu kanuna veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişiler vergi incelemelerine tabidirler.”, 5.6. “İnceleme zamanı” başlıklı 138 inci maddesinde; “Vergi incelemesinin ne zaman yapılacağının evvelden haber verilmesi mecburi değildir.
İnceleme, neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir.
Evvelce inceleme yapılmış veya matrahın re’sen takdir edilmiş olması yeniden inceleme yapılmasına ve gerekirse tarhıyatın ikmaline mani değildir.”, 5.7. “İncelemede uyulacak esaslar” başlıklı 140 ncı maddesinde; “Vergi incelemesi yapanlar, yaptıkları inceleme sırasında aşağıdaki esaslara uymaya
mecburdurlar:
1. İncelemeye tabi olana, bunun mevzuunu işe başlamadan evvel açık olarak izah ederler; 2. Vergi incelemesine başlanıldığı hususunu bir tutanağa bağlayarak bir örneğini nezdinde vergi incelemesi yapılana verirler. Ayrıca, tutanağın bir örneğini bağlı olduğu birime, diğer örneğini de ilgili vergi dairesine gönderirler.
3. Nezdinde inceleme yapılanın muvafakatı olmadıkça resmi çalışma saatleri dışında inceleme yapamazlar veya buna devam edemezler.
4. İnceleme bitince, bunun yapıldığını gösteren bir vesika nezdinde inceleme yapılana verilir…”, 5.8. “İnceleme tutanakları” başlıklı 141 inci maddesinde; “İnceleme esnasında lüzum görülen hallerde, vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumları ayrıca tutanaklar ile tespit ve tevsik olunabilir. İlgililerin itiraz ve mülahazaları varsa bunlar da tutanağa geçirilir. Bu suretle düzenlenen tutanakların bir nüshasının mükellefe veya nezdinde inceleme yapılan kimseye bırakılması mecburidir.
İlgililer tutanakları imzalamaktan çekindikleri takdirde tutanakta bahis konusu edilen olaylar ve hesap durumlarını ihtiva eden defter veya vesikalar, nezdinde inceleme yapılandan rızasına bakılmaksızın alınır ve inceleme neticesinde tarh edilen vergiler ve kesilen cezalar kesinleşinceye kadar geri verilmez. İlgililer her zaman bu tutanakları imzalayarak defter ve vesikaları geri alabilirler. Ancak bu defterlerin suç delili olmaması şarttır.”, 5.9. “Kaçakçılık Suçları ve Cezaları” başlıklı 359 uncu maddesinde; “a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda
konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,
2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle
yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, Hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.
b) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir…”, 6. 1905 sayılı Menkul ve Gayrimenkul Emval İle Bunların İntifa Hakları ve Daimi
Vergilerin Mektumatı Muhbirlerine Verilecek İkramiye Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde; “Bina, arazi ve arsalardan tahrir harici kalanlar ile kazanç, hayvanlar, veraset ve intikal, muamele, dahili istihlak ve damga gibi daimi vergilerden yanlış beyanname vermek veya çift defter tutmak veya sair suretlerle ketmedilmiş olanları haber verenlere tahakkuk edecek vergi
ve misil cezaları mecmuu üzerinden aşağıdaki nispetler dahilinde ikramiye verilir:
500 liraya kadar yüzde 15
5 000 liraya kadar, 500 liradan yukarı olan kısım için yüzde 30
15 000 liraya kadar, 5 000 liradan yukarı olan kısım için yüzde 20
15 000 liradan yukarı olan kısım için yüzde 10
Bu nispetlere göre hesap olunacak ikramiyenin üçte biri verginin kati surette tahakkukunda ve üçte ikisi verginin tahsili akabinde verilir.
Muhbirleri mevcut olupta tahakkuk muamelesi henüz intaç edilmemiş olan bu kabil mektumların muhbirlerine dahi işbu maddenin hükümlerine göre ikramiye verilir…”, düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
Özel İletişim Vergisi, Şans Oyunları Vergisi, Tapu Harcı) ilişkin vergi kaçakçılığı olaylarını ihbar edenlere ihbar ikramiyesi verildiği, daimi vergiler ve cezaları dışında geçici vergi ve bunlara bağlı cezalar gibi fonlar ve bunlara bağlı cezalar ile usulsüzlük cezası, özel usulsüzlük cezası, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi ferilerin ihbar ikramiyesi hesabına dahil edilmediği, Başkanlığın 11/07/1974 tarihli ve sayılı Genel Yazısında, muhbire ihbar ikramiyesi ödenebilmesi için; muhbirin ihbar ikramiyesi talebinde bulunması, muhbirin kendisini gizlememesi, muhbirin vergi incelemesi bitmeden ihbarından vazgeçmemesi, muhbirin yaptığı ihbarın, müşahhas olaylara ve delillere dayanması, ihbar konusu ile bulunan matrah farkları arasında illiyet bağı olması, incelemeyi yapan kişiye ihbar konusu ile ilgili olarak bilgi ve somut belgeleri vermesi, isimsiz ihbarlarda vergi incelemesi bitmeden muhbirin ortaya çıkmış olması, vergi incelemesini yapan kişinin vergi inceleme raporlarından ayrı olarak İhbar
İkramiyesi Raporu düzenlemesi ve bu raporda, ikramiye ödenmesi uygun görülmüş bulunan matrah ile ihbar konuları arasında illiyet bağının açıklanacağı ve ikramiyeye esas olan matrah farkının açıkça yazılacağı, muhbir birden fazla ise ihbar ikramiyesinin kime, hangi oranda verileceğinin de belirtileceği hususlarına yer verildiği, 9.4. ihbarları ile ilgili olarak, mükellef yaygın ve yoğun vergi denetimleri kapsamında değerlendirildiği, mükellefin fatura düzenlemediğinin tespit edildiği, fatura düzenlenmemesi fiilinin özel usulsüzlük cezasını gerektirdiği, vergi asılları ve cezaları dışında yer alan özel usulsüzlük cezası, usulsüzlük cezası, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi ferilerin ihbar ikramiyesi hesabına dahil edilmediği, 9.5. Ayrıca, şikayetçinin yapmış olduğu ihbarlara ilişkin olarak herhangi bir daimi vergi ve bu vergi aslına bağlı ceza tahakkuku yapılmadığından ve mükellef hakkında düzenlenen, muhbir ve ihbar konusu arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığını belirten bir görüş ve öneri raporu bulunmadığından MUHBİRE İHBAR İKRAMİYESİ
ÖDENMESİNİ GEREKTİRECEK HERHANGİ BİR HUSUS BULUNMADIĞI şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
10. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, “Vergi Kanunlarının uygulanması ve ispat” başlıklı
3 üncü maddesinde, vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği, lafzın açık olmadığı
hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanacağı, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olacağı, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutat olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
11. Yine Vergi Usul Kanununda, Kaçakçılık Suçları ve Cezalarına 359 uncu maddede yer verilmiştir. Buna göre, vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan; defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler ile defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunacağı ayrıca vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananların, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
12. 1905 sayılı Menkul ve Gayrimenkul Emval İle Bunların İntifa Hakları ve Daimi
Vergilerin Mektumatı Muhbirlerine Verilecek İkramiye Hakkında Kanun, mevcut vergi kayıp ve kaçağının vergi idaresine haber verilmesi ve sonucunda kesinleşecek vergi ve cezalara uygulanacak belirli nispetlerde ikramiye verilmesini öngörmekte olup; Kanun ile vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi amaçlanmaktadır. 1905 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ihbar ikramiyesi ödenebilmesi için idarenin bilgisi dışında kalan bir verginin ihbar edilmesi, bunun muhbir tarafından sunulan somut delillere dayanması ve yapılan vergi incelemesiyle bu durumun ortaya çıkarılması gerekmektedir. 1905 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre ihbar ikramiyesi ödenebilmesi için; ihbarcının ihbar ettiği konu hakkında vergi kayıp ve kaçağının vergi inceleme raporları ile tespit edilmesi ve buna göre tarh edilen vergi ve cezaların kat’i tahakkuk etmesi ve matrah farkı ile ihbar arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığını belirten bir görüş raporunun düzenlenmesi ve bu görüş raporunda muhbire ihbar ikramiyesi ödeneceğinin belirtilmesi gerekmektedir.
13. Danıştay 3. Dairesinin 06.04.1990 tarih ve sayılı kararında; “…02/04/1980 tarihli ihbar dilekçesine konu şirketler adına tahakkuk ettirilen vergiler dolayısıyla 1905 sayılı Kanunun 6 ıncı maddesi uyarınca ihbar ikramiyesi ödenen davacının diğer paravan şirketler dolayısıyla da ihbar ikramiyesi ödenmesi yolundaki talebinin cevap verilmemek suretiyle reddedilmesine dair Maliye ve Gümrük Bakanlığı işlemine karşı açılan davayı, dava dosyası ile ihbar dilekçesinin incelenmesinden …Sanayi ve Ticaret A.Ş ile
….Ticaret ve ….ile ilgili olarak ihbarda bulunulduğu ve bu ihbardan dolayı 190 sayılı Kanun hükümlerine göre ihbar ikramiyesi ödendiğinin anlaşıldığı, anılan şahıs ve firmalar dışında ihbar ikramiyesine hak kazanılabilmesi için ihbarın açık ve seçik olması mevcut maddi delillerde eklenmek suretiyle yetkili makamlara intikal ettirilmesi ve vergi zıyaı bulunduğu hususunun bütün çıplaklığıyla kanıtlanması gerektiği, inceleme elemanlarınca bir ihbarın değerlendirilmesi sırasında lüzum görülen diğer şahıs ve firmalar nezdinde incelemeye başlanması ve kişisel tecrübe ve bulgular sonucunda diğer firma ve şahıslar hakkında da vergi ve ceza tarhiyatı yapılmasının muhbire ihbar ikramiyesi verilmesi için yeterli neden teşkil etmediği bu nedenle muhbirin dilekçesini, ihbar dilekçesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle reddeden Ankara 7 inci Vergi Mahkemesinin 28.09.1989 tarih ve sayılı Kararının bozulması isteminin reddine karar verilmiştir…” hükmüne yer verilmiştir.
14. Denizli Vergi Mahkemesi’nin sayılı kararında; “…Olayda, davacının kimlik bilgileri olmaksızın yaptığı ihbar esas alınarak adı geçen şirket hakkında incelemeye başlanılmış ise de Mahkememizin 28/04/2015 tarihli ara kararı üzerine gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden ihbar dilekçesinde öne sürülen hususların somut bilgi ve belgelere dayanmadığı, incelemenin genel esaslar çerçevesinde yürütüldüğü, ihbar dilekçesinde davacının kimlik bilgileri yazılmadığından ifadesine başvurulup, somut bilgi ve belgelerin ibraz edilmediği dolayısıyla inceleme sonucu bulunan vergi farklarının ihbar edilen konu ile doğrudan ilişkilendirilmesinin söz konusu olmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır…” hükmüne yer verilmiştir. Yine Ankara Vergi Mahkemesi’nin sayılı kararında; “…Davacının vergi kaçırdığına dair vergi idaresine somut bir bilgi ve belge ibraz etmediği, dolayısıyla iddialarını delillere dayandırmadığı sonucuna varıldığından davacıya ihbar ikramiyesi ödenmemesi işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır…” denilmektedir.
15. İlgili hususlarda, yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, idarece gerçekleştirilen denetimde, ihbar edilen mükellef adına muhtelif tarihlerde toplam 9 adet düzenlenmeyen 229.674,00 TL.’lik belge karşılığında 22.967,00 TL. Özel Usulsüzlük
Cezası önerildiği; ilgili tutarlarından mükelleften tahsil edildiği, 1905 sayılı Kanun ile
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından çıkarılan 11/07/1974 tarih ve sayılı
Genel Yazıda da genel hatları çizildiği üzere ihbar ikramiyesi ödenebilmesi için devlete ait gizli kalmış daimi vergilerin ihbar ikramiyesine konu olabileceği, daimi vergiler ve cezaları dışında geçici vergi ve bunlara bağlı cezalar gibi fonlar ve bunlara bağlı cezalar ile usulsüzlük cezası, özel usulsüzlük cezası, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi ferilerin ihbar ikramiyesi hesabına dahil edilmeyeceği, hülasa, ihbar edilen idarece mükellef
Ş.Y.’nin yaygın ve yoğun vergi denetimleri kapsamında değerlendirilmesi neticesinde mükellefin fatura düzenlenmemesi fiilinin özel usulsüzlük cezasını gerektirmesi nedeniyle vergi asılları ve cezaları dışında yer alan özel usulsüzlük cezası, usulsüzlük cezası, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi ferilerin ihbar ikramiyesi hesabına dahil edilmediği tespit edilmiştir.
16. Bu kapsamda; söz konusu mevzuat hükümleri doğrultusunda, İHBAR
KONUSUNA İLİŞKİN OLARAK HERHANGİ BİR VERGİ İNCELEME RAPORU
BULUNMADIĞINDAN VE İHBAR İKRAMİYESİ ÖDENMESİNİ GEREKTİRECEK
BİR HUSUS KURUMUMUZCA DA TESPİT EDİLEMEDİĞİNDEN şikayetçinin 6 haneli ihbar kayıt numarasının verilmesi ve ihbar ikramiyesi ödenmesi talebinin idarece reddedilmesi işleminde mevzuata aykırı bir husus olmadığı değerlendirilmiştir.
17. Başvuranın iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri, konuyla ile ilgili tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; mevzuat hükümlerine göre şikayetçiye 6 haneli ihbar kayıt numarasının verilmemesi ve ihbar ikramiyesi ödenmemesi işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir.
Başvuranın dilekçesine, idare tarafından verilen cevapta, hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, ilgili idarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir. Adı geçen idareye bundan sonra bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara Vergi Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Başvuranın, 6 haneli ihbar kayıt numarasının tarafına tebliği ile tarafına ihbar ikramiyesi ödenmesi taleplerinin REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi