|
ÖZET: Şirketin 10.08.2020 tarihi itibarıyla toplam 237.035,49 TL amme borcu bulunmaktadır. Bu borçların tahsil edilememesi üzerine, 28.12.2018 tarihinde tebliğ edilen ödeme emirleri düzenlenmiş ve itiraz edilmemiştir. 28.10.2019 tarihinde ise haciz bildirisi hazırlanarak bankalara iletilmiştir. Bankadan alınan bilgilere göre, mükellefin T.C. Ziraat Bankası Altıntaş Şubesinde 2.001,38 TL emekli maaşı ve 9.182,59 TL ek bir tutar bulunmaktadır. Bu ek tutar, vergi borçlarına mahsup edilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesi, sigortalıların gelir ve aylıklarının haczedilemeyeceğini belirtmektedir. Ayrıca, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 70. maddesi, belirli malların haczini yasaklamaktadır. Bu bağlamda, emekli maaşları ve bayram ikramiyeleri haczedilemezken, hesapta bulunan diğer tutarların haczi mümkündür. Ancak, emekli maaşı yatan hesaplarda, maaş tutarını aşan miktarların haczi, yasal çerçevede değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, emekli maaşına yönelik haciz uygulamaları, yalnızca borçlunun onayı ile gerçekleştirilebilir. Bu durum, sosyal güvenlik hakkının korunması açısından önemlidir. Haczedilen tutarın iadesi gerektiği belirtilmiş ve benzer durumların önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması tavsiye edilmiştir. |
– anılan şirketin 10.08.2020 tarihi itibarıyla 237.035,49 TL (gecikme zammı dahil) amme borcunun bulunduğu, – bu borçların şirketten tahsil edilememesi nedeniyle borçların adı geçenden takip ve tahsili amacıyla ödeme emri düzenlendiği, bu ödeme emirlerinin 28.12.2018 tarihinde adı geçene tebliğ edildiği, – ödeme emirlerine karşı herhangi bir itirazın bulunmadığı, – söz konusu borçların tahsiline yönelik olarak 28.10.2019 tarihinde haciz bildirisi düzenlendiği ve banka genel müdürlüklerine tebliğ edildiği, – elektronik ortamda bankalardan alınan cevabi bilgilerden, mükellefin T.C. Ziraat
Bankası Altıntaş Şubesinde 2.001,38 TL emekli maaşı ve emekli maaşının dışında 9.182,59 TL parasının bulunduğu ve bu tutarın banka tarafından vadesiz Türk Parası hesabı olarak bildirildiği, – emekli maaşının dışında bulunan ve ilgili banka tarafından mevduat hesabı olarak değerlendirilen 9.182,59 TL’nin bankadan talep edilerek mükellefin vadesi geçmiş vergi borçlarına mahsup edildiği, belirtilmiştir.
Bilindiği üzere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 93 üncü maddesinde, “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir… ” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 70 inci
maddesinde; “Aşağıda gösterilen mallar haczedilemez:
l . 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere Devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar…” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, özel kanunlarında haczedilemeyeceğine ilişkin hüküm bulunan mal, hak ve alacakların 6183 sayılı Kanun kapsamında haczi de mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, Türk bankacılık sisteminde hesapların işleyişiyle ilgili olarak “maaş hesabı” adı altında ayrıca bir hesap düzeni yer almamaktadır. 6183 sayılı Kanunun 70 inci maddesinde yer alan hüküm, üzerine haciz tatbik edilebilecek nitelikteki maaşlara ilişkin bir kısıtlama olup, emekli maaşlarının yattığı hesaplarda bulunan tutarların haczine yönelik bir kısıtlama getirmemektedir. Dolayısıyla, haciz bildirisi gönderildiği anda, emekli maaşlarının yatırıldığı hesapta, hesap sahibinin ilgili ay maaş tutarından daha fazla bir tutar bulunmakta ise, bu tutar mevduat olarak değerIendirilmekte ve amme alacağına yetecek tutarı haczedilmektedir.
Diğer taraftan, elektronik haciz projesine dahil bankalarla haciz bildirilerinin elektronik ortamda tebliğ ve cevaplarının elektronik ortamda alınmasına ilişkin hususları düzenleyen protokolde değişiklik yapılmasına ilişkin ek protokolün imzalanması nedeniyle 7/10/2013 tarihinden itibaren, hakkında elektronik haciz bildirisi düzenlenen kişinin banka hesabının
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen emekli aylığına ait hesap olduğunun banka tarafından tespit edilebilmesi durumunda, hesabın emekli maaşı ödemesi yönünden aktif olması şartıyla en son aya ait emekli aylığı tutarına (En son aydan kasıt, haciz bildirisinin bankalara gönderildiği tarihten önce hesaba yatırılmış emekli aylığının aylık tutarı, üç aylık maaş tutarının tamamının yatırıldığı hallerde üç aylık tutarıdır.) haciz tatbik edilmemekte olup, hesapta bulunan en son aya ait emekli aylığı hariç diğer varlıklara haciz tatbik edileceği tabiidir.
Bu itibarla, vergi daireleri amme alacağının tahsilini sağlamakla görevli olan daireler olup, alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğunca telif etmekle mükelleftir.
Ancak, vergi daireleri bu görevlerini yerine getirirken, amme alacağının tahsil güvenliğini sağlamak ve amme alacağının tahsilini tehlikeye sokacak herhangi bir tasarrufta bulunmamakla da yükümlüdür.
Diğer taraftan, banka hesabındaki tutarın tamamına haciz tatbik edilemeyecek olması suiistimale de açık bulunmakta olup, amme borcu olduğu ve banka hesabında o ayki maaş tutarından fazla bir tutar bulunduğu halde rızaen ödemede bulunmayan kişinin her türlü para transfer işlemini söz konusu hesap üzerinden yapabilmesine olanak sağlanabilecek ve bu durum tahsil dairesince de 6183 sayılı Kanunun verdiği cebri takip işlemlerinin yapılmasını engelleyecektir.
Devletin bütün kamusal mal ve hizmet sunumları için sağlam finansman kaynaklarına sahip olması gerekmektedir. Bu finansman kaynağının yaklaşık yüzde sekseni Başkanlığımıza bağlı tahsil dairelerince tahsil edilmektedir. Amme borçlarının kanunlarda belirtilen sürelerde ödenmemesi halinde tahsil daireleri borçlu mükellefler nezdinde gerekli cebri takip işlemleri yaparak amme alacağını tahsil etmektedir.
Söz konusu takip işlemlerinde anayasaya ve kanunlara aykırı bir durum olması halinde gerekli düzeltme işlemleri yapılacağı gibi, idarenin her türlü işleminin yargı denetimine tabi olması karşısında yargı organlarınca verilecek kararlar üzerine idarece söz konusu kararlar uyarınca işlem tesis edileceği tabiidir.
Bu itibarla, yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar kapsamında amme alacağının tahsili için adı geçenin emekli maaş tutarının da yattığı banka hesabında bulunan ve maaş tutarını aşan kısma haciz tatbik edilmesinde kanuna aykırı bir durum bulunmamaktadır.” denilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının;
3.1) “Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesi; “Herkes, sosyal güvenlik hakkına
sahiptir.
Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”
3.2) “Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü maddesi; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere,
mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”
3.3) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ”,
4) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun
“Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun;
5.1) “Cebren tahsil ve şekilleri” başlıklı 54 üncü maddesi; “Ödeme müddeti içinde
ödenmiyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil aşağıdaki
şekillerden herhangi birinin tatbikı suretiyle yapılır:
1. Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi,
2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,
3. Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi.”
5.2) “Haciz” Başlıklı 62 inci maddesinin birinci fıkrası; “Borçlunun, mal bildiriminde
gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur.”
5.3) “Haczedilemiyecek mallar” başlıklı 70 inci maddesinin birinci fıkrası; “233 sayılı
Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere Devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar”
5.4) “Kısmen haczedilebilen gelirler” başlıklı 71 inci maddesinde; “Aylıklar, ödenekler,
her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz. Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz.”
5.5) “Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlıklı 79 uncu
maddesi; “…Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur…”
6) 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun;
6.1) “Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” başlıklı 93 üncü
maddesinin birinci fıkrası; “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler;
88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında
haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” Düzenlemelerine yer verilmiştir.
6.2) Ek 18 inci maddesi; “Kurumca bu Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca gelir ve aylık
ödemesi yapılanlara, bayramın içinde bulunduğu ayda gelir ve aylık alma şartıyla, Ramazan
Bayramı ve Kurban Bayramında 1.000’er TL tutarında bayram ikramiyesi ödenir.
…
Bu madde kapsamında yapılan ödemelerden kesinti yapılamaz ve bu ödemeler haczedilemez…”
7) 09/05/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununun “Tanımlar” başlıklı
3 üncü maddesinin (t) bendi; “Posta çeki işlemleri: PTT iş yerlerinde veya elektronik ileti
şeklinde çek hesabı açtıran kişilerce bir miktar paranın hesabına borç kaydı suretiyle kendisine veya üçüncü bir kişiye ödenmesi ya da üçüncü kişinin hesabına alacak kaydedilmesi hususunda
PTT tarafından belirlenen yöntemlerle gerçekleştirilen işlemleri ifade eder.”
8) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Tanımlar ve kısaltmalar”
başlıklı 3 üncü maddesi; “…Mevduat: Yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen parayı ifade eder…”
IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
9) Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya
kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu
Denetçisi Hüseyin YÜRÜK tarafından Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10) Şikayet, vergi borcu nedeniyle emekli maaşına konulan haczin kaldırılması talebine
ilişkindir. Dolayısıyla şikayet konusu; vergi alacağının tahsiline ilişkin uygulamaları ve sosyal güvenlik hukukunu kapsadığından, bu hususlarda genel bir değerlendirme yapmakta fayda bulunmaktadır.
11) Günümüzde kamu harcamalarının finansmanında en önemli argüman ve gelir kaynağı
vergidir. Nitekim Anayasanın 73 üncü maddesiyle de kamu giderlerini karşılamak üzere herkesin mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu belirtilmektedir. Bu bağlamda vergi yükünün kişilere adaletli ve dengeli dağıtılmasını sağlayacak önlemlerin devlet tarafından alınması gerekmektedir. Dolayısıyla kamu giderlerinin karşılanmasında önemli yere sahip olan verginin tahsilatının zamanında yapılamaması nedeniyle, zora dayalı tahsil sürecini öngören yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Bu çerçevede yükümlülüğünü yerine getiren mükelleflerle, getirmeyenlerin aynı kurallara tabi olması hukuk devletinin gerekleriyle bağdaşmayacağından kamu huzur ve barışının sağlanması adına mükelleflere cebire dayalı tahsil usulü uygulanabilmektedir.
12) Bu kapsamda kamu alacaklarının takip ve tahsili; 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsili Usulü Hakkında Kanunla, özel alacakların takip ve tahsili ise; 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanunuyla gerçekleştirilmektedir. Kamu alacaklarının tahsilinin tehlikeye girmesi durumunda, alacağın güvence altına alınabilmesi için 6183 sayılı Kanunla bir takım hükümler getirilmiş, borcun vadesinde ve kendiliğinden ödenmemesi durumunda kanunda belirlenen yöntemler doğrultusunda ilgili idarelerin icra dairesi vasfında hareket ederek, alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki mallara ve haklara el koyabilmelerinin yolu açılmıştır.
13) Nitekim 6183 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinde ödeme süresi içinde ödenmeyen
kamu alacağının tahsil dairesince belirlenen yöntemlerle cebren tahsil edileceği hükmüne yer verilmiştir. Amme alacaklarında cebren tahsil; kanunlara ve usule uygun biçimde idarenin kanundan gelen “zor” gücünü kullanarak yani kamu gücüyle alacağın tahsil edilmesidir. Ancak cebren tahsil işlemlerini yerine getiren idarenin hukuk devleti olmanın bir gereği olarak ölçülü ve mevzuata uygun davranması gerekmektedir.
14) İdarelerce, kamu alacağını tahsil etmek amacıyla uygulanan cebren tahsil
yöntemlerinden biri de 6183 sayılı Kanunun 62 ve 79 uncu maddeleri çerçevesinde uygulanan elektronik haciz yöntemidir. Söz konusu yöntem; alacaklı idarenin borçlunun banka hesabının bulunduğu banka şubesine ya da bankanın genel müdürlüğüne elektronik ortamda haciz bildirisi göndermesi yoluyla yapılmaktadır.
15) Bununla birlikte, yasa koyucunun, hususi Kanunlar yoluyla cebren hacze cevaz
vermeyen düzenlemeleri de hayata geçirdiği, özellikle sosyal dengenin muhafazasına yönelik olarak emekli maaşlarına haciz işlemi uygulanmasını engelleyici bazı özel tedbirler de aldığı görülmektedir.
16) Kısaca bahsetmek gerekirse; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 121 inci maddesi
çerçevesinde, söz konusu Kanuna göre aylık alanlara birkaç husus dışında haciz işlemi uygulanamayacağı düzenlenmiş idi.. 506 sayılı Kanunun 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun yürürlüğe girmesiyle mülga olduğundan, ilgililer 5510 sayılı
Kanun kapsamına alınmış, 5510 sayılı Kanunda da, 506 sayılı Kanuna paralel olarak emekli maaşlarına hangi durumlarda haciz uygulanabileceği ve bayram ikramiyelerine haciz uygulanamayacağına ilişkin hususlar Kanunun 93 üncü ve ek 18 inci maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu mevzuat hükümleri incelendiğinde, vergi alacağının tahsili amacıyla emekli maaşından ve bayram ikramiyelerinden haciz veya kesinti caiz görülmemektedir.
17) Dosya özelinde yapılan inceleme neticesinde, Kütahya Defterdarlığının 28/10/2019
tarihli e-haciz bildirisi üzerine, Ziraat Bankası Altınbaş Şubesinin şikayetçinin hesabındaki meblağı 2001,38 TL emekli maaşı ve 9182,59 TL maaş harici meblağ olarak Vergi Dairesine bildirdiği, Vergi Dairesinin 9182,59 TL’yi Bankadan talep ettiği ve vergi borçlarına mahsup ettiği tespit edilmiştir.
18) Gelir İdaresi Başkanlığının Kurumumuza verdiği cevabi yazının incelemesinden,
hesapta hesap sahibinin o ayki maaş tutarından daha yüksek bir tutar bulunmakta ise, tutarın mevduat olarak değerlendirilerek haczedilebileceği kanaatiyle emekli maaşını hesaba iade etmeyi reddettiği tespit edilmiştir.
19) Aynı cevabi yazıda da; bankacılık sisteminde maaş hesabı adı altında hususi bir hesap
tipi olmaması nedeniyle emekli maaşı alınan hesaptaki tutardan ve hesap hareketlerinden habersiz vergi dairelerinin haciz bildirisi yollamamasının vergi kaybına neden olacağını bildirdiği, emekli kişinin hesapta o ayki maaşından daha çok tutar bulunmasına rağmen borcunu ödeme gayreti içine girmemesinin suiistimallere neden olacağını ve bu minvalde hesaptaki birikim; emekli maaşının çekilmemesinden kaynaklansa bile hesap sahiplerince transfer edilerek takipten kaçırılabileceği de değerlendirilerek tutarın haczedilmesi gerektiğini ilettiği tespit edilmiştir.
20) Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanunun 93 üncü maddesi gereğince vergi borcu nedeniyle
emekli maaşlarının haczedilmesi ancak borçlunun muvafakatiyle yapılabilmekte, yine aynı
Kanunun ek 18 inci maddesi gereğince, bayram ikramiyeleri her ne sebeple olursa olsun haczedilememektedir.
21) Kanunun lafzı açık olmakla birlikte, Başkanlığın cevabi yazısında bahsettiği
hususlar üzerine yapılan incelemelerde, Başkanlığın mütalaasını destekler nitelikte (maaş tutarından tasarruf edilen meblağın haczedilmesine imkan veren) herhangi bir hukuki düzenleme tespit edilememiştir. Kaldı ki, emekli maaşı alan kişinin hastalık veya değişik meşguliyetler nedeniyle maaşını çekememesi imkan dahilinde olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Kaldı ki diğer emeklilere nazaran üç veya dört katı daha fazla maaş alan emeklilerin hesaplarına “daha çok tasarruf yapabilecekleri” gerekçesiyle haciz işlemi uygulanmamaktadır. Ayrıca Başkanlığın mütalaası çerçevesinde uygulama yapılması durumunda, hacze uğrama endişesiyle borçlu emeklilerce hesapta bulunan tüm meblağın çekilmesinin kayıt dışını arttırıcı etkisi olabilir. Bununla birlikte Başkanlığın da dile getirdiği üzere; vergi kaybına neden olacak şekilde, benzer durumda olanların idareye bildirmedikleri farklı gelirleri de olabilir. Nitekim şikayetçinin hesabında 4 emekli maaşından daha fazla olan bir meblağın biriktiği görülmektedir. Bu durumda dahi idare emekli maaşına değil, diğer gelirlerin tespitine mesai harcamalıdır. Bunun haricinde yapılacak her türlü uygulama yasama organınca koyulmuş kuralın yürütme organlarınca esnetilmesi anlamına gelir ki, idare hukukunda bu husus fonksiyon gaspı olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla söz konusu
Kanun hükümleri geçerliliğini koruduğu sürece uygulayıcılarca farklı bir işlem tesis edilmesi mümkün görünmemektedir. Yine de söz konusu Kanun hükümlerinin suiistimallere neden olduğu düşünülüyorsa ilgililerce bu hususta çalışmalar yapılabilir, yasa teklif taslakları hazırlanabilir. Yine alacaklı vergi dairelerinin borçluların hesap ve bakiye bilgilerine ulaşabildiği, ticari sır kavramının söz konusu durumlarda geçerli olmadığı görüldüğünden, vergi kaybına neden olacak transferler ve suiistimallerin önüne geçilmesi adına alt mevzuat düzenlemeleri yapılarak borçlular yakinen takip edilebilir, yazılımlarla hesaplar aktif olarak takip edilebilir. Kısa vadede bu tip düzenlemelerin yapılabileceği öngörülmüyorsa, Gelir
İdaresi Başkanlığı’nın cevabi yazısında da dile getirdiği şekilde Bankalar Birliği ile görüşmeler yapılarak borçluların transfer ve hesap giriş-çıkış işlemlerine imkan vermeyen “emekli maaş hesapları” oluşturulabilir.
22) Bununla birlikte, Kurumumuza yapılan 2018/2274 şikayet numaralı ve “Haciz yoluyla
emekli maaşından kesilmiş olan tutarların tarafına ödenmesi” talepli benzer bir başvuru hakkında verilen 02/11/2018 tarihli başvuru ile verilen Tavsiye Kararı’nda da; “… Yapılan inceleme neticesinde, 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinin değiştirilen birinci fıkrası ile muvafakat şartı olmak kaydıyla emekli aylıklarına haciz uygulanarak tahsiline imkân tanındığı tespit edilmiştir. Bahsedilen uygulama kanundaki hükümler doğrultusunda ve hukuka uygunluk gösterecek şekilde emekli aylıklarına uygulanmak üzere getirilmiştir. Ancak yapılacak haciz ile istenen amaca ulaşabilmek için işlemin keyfiyetten uzak, kanuna uygun, ölçülü olması gerekmekte aynı zamanda borçlunun da iyi niyet ve dürüstlük kurallarına riayet etmesi beklenmektedir…” değerlendirmelerde bulunulmuştur.
23) Şikayete konu olayın gelişim süreci ve Başkanlığın cevabi yazısı incelendiğinde,
haczedilen önceki aya ait emekli maaşının iade edilmemesi ve iade edilmeme gerekçesi hukuki dayanaktan yoksundur. Anayasa’nın 60 ıncı maddesi ile herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olmasının ve sosyal riskler karşısında asgari bir hayat seviyenin teminat altına alınmasının amaçlandığı, bu bağlamda emeklilik aylığının da Anayasa güvencesi altındaki sosyal güvenlik haklarından olduğu hususunda duraksamaya yer yoktur. Dolayısıyla sosyal güvenlik hakkı ile doğrudan ilgili olan emeklilik aylığına muvafakat alınmadan haciz uygulanması sosyal güvenlik hakkı ile de bağdaşmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 2009/19 Esas ve 2011/4 sayılı Kararında da; emekli maaşlarına haczi kısıtlayan; 5510 sayılı
Kanunun 93 üncü maddesinin Anayasaya aykırı olmadığı yönünde karar verdiği görülmektedir.
Bu bağlamda şikayetçinin hesabında bulunan önceki aya ait emekli aylığının, birikim olarak değerlendirilerek idarece haczedilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığından, haczedilen tutarın şikayetçiye iade edilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
24) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermemesi nedeniyle iyi yönetim ilkelerinden; “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25) 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci
maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun
“Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Manisa Vergi Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamında göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Haczedilen tutarın iadesi sonrasında benzer durumların önlenmesine yönelik olarak gerekli tedbirlerin alınması hususunda, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURAN ile GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI’NA tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi