ÖZET: Başvuran, Bank Asya’ya yatırdığı 217 gram altının 2016 yılında herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından bloke edildiğini ve bu durumun kendisine maddi ve manevi zararlar verdiğini iddia ederek blokenin kaldırılmasını talep etmiştir. Başvuru, 27 Eylül 2020 tarihinde yapılmış olup, TMSF’nin 2016 yılında en düşük kurdan hesaplama yaparak hesabını 28 bin TL olarak belirlediğini belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın FETÖ/PYD kapsamında herhangi bir soruşturma geçirmediğini vurgulamıştır.

TMSF, Bank Asya’nın faaliyet izninin 2016 yılında kaldırıldığını ve bu süreçte hesapların FETÖ/PYD ile bağlantılı olup olmadığını belirlemek amacıyla incelemeler yapıldığını açıklamıştır. Bloke işlemi, bu incelemelerin bir sonucu olarak gerçekleştirilmiştir. TMSF, hesapların doğruluğunu kanıtlamak için gerekli belgelerin sunulması gerektiğini, aksi takdirde blokenin devam edeceğini belirtmiştir. Başvuranın talebi, yapılan incelemeler sonucunda hukuka uygun bulunmamıştır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin reddedilmesine karar vermiştir. İdarenin, başvuranın hak arama özgürlüğüne saygı göstererek, başvuru yollarını açıkça belirtmesi gerektiği önerilmiştir. Bu karar, başvurana ve TMSF’ye tebliğ edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/4514-S.21.7319

BAŞVURU NO : 2020/97407

KARAR TARİHİ : 22/03/2021

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU

BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : : Hesabına konulan blokenin kaldırılması talebi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 27/09/2020

I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza başvuruda bulunan şikâyetçi, 2014 yılında Bank Asya’ya 217 gram altın

yatırdığını, mevduatına 2016 yılında hakkında hiçbir soruşturma, kovuşturma ve mahkeme kararı olmadan TMSF blokesi ile el konduğunu ve şu andaki altının kur değerinden mevduatının 120 bin TL iken TMSF’nin 2016 yılında en düşük kurdan hesap edip ve o kurdan sabitleyip hesabını 28 bin TL olarak belirlediğini, ayrıca bu parayı da 4 yıldır ödemeyerek maddi ve manevi olarak kendisini çok sıkıntıya soktuğunu, hakkında FETÖ/PYD kapsamında herhangi bir soruşturma yürütülmediğini ve blokenin bu kapsamda konulmadığını, Tasarruf

Mevduatı Sigorta Fonu’na başvuru yaptığını ancak cevap alamadığını, fon kurulunun görevleri arasında hesapları bloke etme yetkisinin bulunmadığını iddia ederek, hesabına konulan blokenin kaldırılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta

Fonu Başkanlığı’ndan alınan 26/10/2020 tarih ve 04/09/2020 tarih ve sayılı cevabi yazının tetkikinden özetle;

2.1) “Bilindiği üzere; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) 22.07.2016

tarihi ve 6947 saçlı kararıyla, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun (Kanun) 107’nci maddesinin son fıkrası çerçevesinde, Bank Asya’nın faaliyetini kaldırmış ve Kanun gereğince 106’ncı madde kapsamındaki işlemleri tesis etmeye Kurumumuz yetkili ve yükümlü kılınmıştır.

Bu kapsamda, Kurumumuzun en temel görevlerinden birisi de faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi Kurumumuza intikal eden Türkiye’de faaliyet gösteren bir kredi kuruluşunda bulunan sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarının tespit edilecek hak sahiplerine ödemelerinin gerçekleştirilmesidir.

Bu itibarla Kanunun 63’üncü maddesi ile 23/02/2007 tarihli ve 26443 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım

Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve esaslar hakkında

Yönetmelik’te (Tasfiye Yönetmeliği) yer alan 10’uncu madde gereğince, sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarı tespitinde “doğruluğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması” amir ölçütü kapsamında hareket etmek gerekmektedir.

Bu doğrultuda, Bank Asya nezdindeki sigortalı katılım fonu tutarlarının tespiti için Kurumumuz nezdinde bir Komisyon kurulmuş ve gerek söz konuşu Komisyonun çalışmaları gerekse de Bank

Asya Teftiş Kurulu ve TMSF tarafından yürütülen incelemeler neticesinde düzenlenen muhtelif raporlarda yer alan tespitler çerçevesinde, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı katılım fonu tutarları Kurumumuz tarafından ödenmek üzere 02.12.2016 tarihinde Vakıf Katılıma aktarılmış ve 05.12.2016 tarihinde fiilen ödemelere başlanmıştır.

Ancak, da aralarında bulunduğu bazı şahıslar adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda bulunan katılım fonu tutarı, Kanunun 63 ‘üncü maddesi ile Tasfiye

Yönetmeliğinin 10’uncu maddesi hükümleri çerçevesinde ve Bank Asya Teftiş Kurulu

Başkanlığınca düzenlenen raporlar doğrultusunda, üzerine TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edilerek blokeli halde Vakıf Katılıma aktarılmış bulunmaktadır

Diğer taraftan 07.11.2006 tarih ve 26339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigortaya Tabi

Mevduat ve Katılım Fonları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere

Dair Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer alan, “Sigorta kapsamında ödeme’ler Türk Lirası olarak yapılır, Döviz cinsinden hesapların Türk Lirası karşılıkları, kredi kuruluşunun faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki Merkez Bankası döviz alış kurları esas alınarak belirlenir. kıymetli maden cinsinden hesapların Türk Lirası karşılıkları ise, kredi kuruluşunun faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki İstanbul Altın Borsası seans kapanış fiyatı ve Merkez Bankası döviz alış kurlarına göre belirlenir” şeklindeki hüküm gereğince, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı altın cinsinden hesapların Türk Lirası karşılıkları, anılan Bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22.07.2016 tarihli İstanbul Altın Borsası seans kapanış fiyatına ve Merkez

Bankası döviz alış kurlarına göre belirlenmiştir. Bununla birlikte, Vakıf Katılıma aktarılan tutarlar üzerinde “TMSF Blokesi-Teftiş” başlıklı bloke tesis edilmesi nedeniyle, hak sahiplerinin menfaatlerine halel gelmemesini teminen, yasal bir zorunluluk olmamakla birlikte iyi yönetişim ilkeleri çerçevesinde, söz konusu blokeli tutarların katılma hesabında değerlendirilerek kar payı işletilmesine yönelik talimatımız Vakıf Katılıma gönderilmiştir.

Bununla birlikte, bloke konulduktan sonra, tedbir amaçlı bloke tesis edilmesini gerektiren koşulların devam edip etmediğine yönelik güncelleme çalışmalarına Kurumumuz tarafından belirli aralıklarla devam edilmekte ve ilave inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, idari nitelikteki blokeler tarafımızdan kaldırılmaktadır.

Konuya ilişkin son olarak, TMSF Kurulunun 14.11.2019 tarih 2019/543 sayılı kararıyla ‘Takip eden dönemde karşılaşılması muhtemel benzer durumlara ilişkin olarak, haklarında

FETÖ/PDY Terör Örgütü kapsamında devam eden başkaca bir ceza davası veya savcılık soruşturması olmaması kaydıyla, şahsıyla alakalı yürütülen FETÖ/PDY yargılamaları, – takipsizlik, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hüküm verilmesine yer olmadığıkararlarından (kesinleşme aranmaksızın) herhangi biri ile neticelenen mudilere veya haklarındaki yargılama devam etse bile sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilmiş olan mahkeme/savcılık tedbirleri sonradan yine yargı mercilerince kaldırılan mudilere ait sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilen “TMSF Blokesi-Teftiş” başlıklı blokelerin kaldırılmasına karar verilmiştir.

Bu itibarla, Kurumumuz nezdindeki kayıtların ve verilerin incelenmesi neticesinde 2020/331 sayılı TMSF Kurulu kararı içeriğinde belirtilen kriterleri sağlamadığı tespit edilmiş olup yukarıda belirtildiği üzere; hakkında FETÖ/PDY kapsamında yürütülen yargılama süreci devam etmekle birlikte malvarlıkları/banka hesaplan üzerine tedbir konulmadığı, konulmuş olan tedbir var ise kaldırılması gerektiği veya var olan tedbirlerin kaldırılmasında sakınca bulunmadığı şeklindeki hususları içeren kararın veya hakkında

FETÖ/PDY kapsamında yürütülen yargılama sürecinin malvarlıkları/banka hesapları üzerine herhangi bir kısıtlama kararı olmaksızın mudi lehine veya aleyhine (kesinleşme kararı aranmaksızın) sonuçlandığını gösteren mahkeme kararının veya bu hususta başlatılan Savcılık soruşturmasının takipsizlikle sonuçlandığını gösteren kararın ilgili makam tarafından kurumumuza gönderilmesi halinde söz konusu bloke işleminin tekrar değerlendirilmesi her zaman için mümkün olmaktadır. ”

açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,

3.1) “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

3.2) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,

4) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Mevduatın ve katılım

fonunun sigortalanması” başlıklı 63 üncü maddesinin son fıkrasında, “Faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşları nezdinde bulunan ve doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanan mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmı, Fon kaynaklarından ödenir.”,

5.1) “Faaliyet izninin kaldırılması” başlıklı 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Bir

bankanın bu Kanun hükümlerine göre faaliyet izninin kaldırılması hâlinde yönetim ve denetimi

Fona intikal eder.”; üçüncü fıkrasında, “Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki sigortalı mevduatı ve sigortalı katılım fonunu doğrudan veya ilân edeceği başka bir banka aracılığı ile ödeyerek, mevduat ve katılım fonu sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını ister. Bu görev ve yetki münhasıran Fona aittir. Bu şekilde yapılacak iflas isteminde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 178 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 179 uncu maddesinin iflasın ertelenmesine ilişkin hükümleri uygulanmaz.”,

5.2) “Fona devredilen bankalar ile ilgili hükümler” başlıklı 107 nci maddesinin son

fıkrasında, “71 inci madde kapsamında temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankaların, malî bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi ve satışı ile ilgili süreç devrin yapıldığı tarihten itibaren en geç dokuz aylık bir süre içerisinde tamamlanır. Fon Kurulu kararı ile bu süre üç ayı geçmemek üzere uzatılabilir. Bu süre içinde devir, birleşme veya satışın tamamlanamamış olması hâlinde Fonun talebi üzerine Kurul bankanın faaliyet iznini kaldırır.”,

6) 23/02/2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Faaliyet İzni Kaldırılan

Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu

Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı, faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 106 ncı maddesine göre Fona intikal eden banka nezdinde bulunan sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonunun tespiti ve hak sahiplerine ödenmesi ile bu bankaların iflas ve tasfiyesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”,

6.1) “Sigortalı mevduat ve katılım fonunun tespiti ve ödenme süresi” başlıklı 10 uncu

maddesinin birinci fıkrasında, “Faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi Fona intikal eden banka nezdinde bulunan ve 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi kapsamındaki sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonlarının doğruluğu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme

Kurumu ile adli ve idari mercilerin tespitleri ve alınan kararları, hesap sahipleri tarafından ibraz edilen belgeler, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı nezdinde tutulan kayıtlar ile banka kayıtları ve ilgili diğer belgeler esas alınarak, Tasfiye Daire Başkanlığının koordinasyonunda Hukuk İşleri Daire Başkanlığı, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı ve

Denetim Daire Başkanlığı personelinden oluşacak bir komisyon tarafından incelenmek suretiyle tespit edilir.”; üçüncü fıkrasında, “Doğruluğu hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilen mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmının tespiti ve ödeme süresi, bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aydır. Gerektiğinde bu süre üç ay uzatılabilir. Zorunlu nedenlerle üç aylık uzatma süresinin yetersiz kalması halinde bu süre Fon Kurulunca her biri üç ayı geçmemek üzere iki kez daha uzatılabilir. Ödemeler, Fon

Kurulu kararı ile doğrudan veya Fon tarafından ilan edilecek bir banka aracılığıyla gerçekleştirilir.”; onuncu fıkrasında ise, “Ödeme talebinde bulunan hak sahibi ile ilgili olarak, Fona veya faaliyet izni kaldırılan bankaya, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı

Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun nedeni ile soruşturma başlatıldığının resmi merciler tarafından bildirilmesi halinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar herhangi bir ödeme yapılmaz. Bu fıkra kapsamındaki tasarruf mevduatı ve katılım fonu yargılama sonuçlanıncaya kadar bloke hesapta tutulur.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında

tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.

nezdinde bulunan hesabına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından FETÖ/PDY soruşturmaları ve bu kapsamda düzenlenen teftiş raporlarına istinaden bloke konulduğunu, şu andaki altının kur değerinden mevduatının 120 bin TL olması gerekirken TMSF’nin 2016 yılında en düşük kurdan hesap edip ve o kurdan sabitleyip hesabını 28 bin TL olarak belirlediğini, bu paranın da 4 yıldır ödenmediğini ifade ederek söz konusu blokenin kaldırılıp hesabındaki tutarların iade edilmesini talep etmiştir.

9) Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya)’nin 29/05/2015 tarihinde Fona devredildiği,

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 22/07/2016 tarihli ve 6947 sayılı kararıyla,

5411 sayılı Bankacılık Kanununun (Kanun) 107 nci maddesinin son fıkrası çerçevesinde,

faaliyet izninin kaldırıldığı ve Kanun gereğince 106 ncı madde kapsamındaki işlemleri tesis etmeye TMSF’nin yetkili ve yükümlü kılındığı, bu kapsamda Bank Asya nezdinde bulunan katılım fonlarından sigorta kapsamında bulunan hesaplar üzerinde FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü desteklemek amacına yönelik olup olmadığı hususunda inceleme yapmak üzere bir komisyon kurulduğu, sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarlarının tespitinde

“doğruluğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması” ölçütünün esas alındığı, kurulan komisyon tarafından 2013 yılı sonundan itibaren bankadan yoğun bir para çıkışı yaşanmasına rağmen aynı dönemde hayatın olağan akışına aykırı ve ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak şekilde, FETÖ/PDY’yi desteklemek amacına matuf olduğu intibaı uyandıracak mahiyette yeni hesaplar açan ya da mevcut hesapların bakiyelerini artıranlardan yaşı, mesleği, daha önceki dönemde Banka nezdinde gerçekleştirmiş olduğu işlemler ile belirtilen dönemde gerçekleştirilenlerin uyumu gibi kriterler dikkate alınarak bir kısım hesapların şüpheli olarak değerlendirildiği, 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi ile Tasfiye

Yönetmeliğinin 10 uncu maddesi uyarınca tedbiren bloke tesis edildiği tespit edilmiştir.

10) TMSF nezdinde kurulan komisyonun çalışmaları ve Bank Asya Teftiş Kurulu ve TMSF

tarafından yürütülen incelemeler neticesinde düzenlenen muhtelif raporlarda yer alan tespitler çerçevesinde, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı katılım fonu tutarlarının TMSF tarafından ödenmek üzere 02/12/2016 tarihinde Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarıldığı ve 05/12/2016 tarihinde fiilen ödemelere başlandığı, ancak TMSF Kurulu kararıyla duyulan şüpheye binaen bazı hesapların blokeli halde Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarıldığı anlaşılmıştır.

11) Şikayete konu altın hesabının; “kıymetli maden cinsinden hesapların Türk Lirası

karşılıklarının, kredi kuruluşunun faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki İstanbul Altın

Borsası seans kapanış fiyatı ve Merkez Bankası döviz alış kurlarına göre belirlenir” şeklindeki hüküm gereğince, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı altın cinsinden hesapların

Türk Lirası karşılıklarının, anılan Bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22.07.2016 tarihli

İstanbul Altın Borsası seans kapanış fiyatına ve Merkez Bankası döviz alış kurlarına göre belirlendiği tespit edilmiştir.

12) Somut olayda şikâyetçi adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda

bulunan ve Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarılan tutar üzerine, TMSF ve Bank Asya denetim birimlerince yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları ve bu kapsamda düzenlenen Teftiş

Raporlarına istinaden TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edildiği anlaşılmıştır. Bankacılık

Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22/07/2016 tarihli kararıyla Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırılmasının ardından anılan banka nezdinde bulunan hesapların FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü destekleme amacına hizmet edip etmediği yönünden incelemeye tabi tutulduğu ve denetim birimlerinde yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında bloke tesis edildiği dikkate alındığında yapılan müdahalenin kamu yararı amacına hizmet ettiği; son olarak alınan tedbirin ‘elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık’ alt ilkelerinden oluşan ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir.

13) Şikâyet konusu açısından, tedbir mahiyetinde tesis edilen bloke işleminin hukuka uygun

olabilmesi için, Anayasada öngörülen temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması şartlarına uygun olması gerekmektedir. Anayasanın 13 üncü maddesinde belirtilen sınırlama şartları ise şunlardır; sınırlama kanuna dayanmalı, Anayasanın ilgili maddesinde belirtilen sebeplere dayanmalı, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamalıdır. Bu kapsamda yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, Bank Asya nezdindeki meblağların ödenebilmesi için 5411 sayılı

Bankacılık Kanununun 63 üncü maddesi uyarınca ‘doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek’ şekilde kanıtlanmış olması gerektiği, şüpheli olarak değerlendirilen hesaplara bloke tesis edilebileceği ve şüpheler giderilinceye kadar blokenin devam edebileceği, dolayısıyla bloke işleminin Bankacılık Kanunundan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Ayrıca Anayasanın 35 inci maddesine göre mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilmektedir.

Bilindiği üzere FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz 2016 tarihindeki Darbe Girişiminin ardından demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine, milli güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terör örgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbir alınması amacıyla 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmiştir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22/07/2006 tarihli kararıyla

Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırılmasının ardından anılan banka nezdinde bulunan hesapların FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü destekleme amacına hizmet edip etmediği yönünden incelemeye tabi tutulduğu ve denetim birimlerinde yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında bloke tesis edildiği dikkate alındığında yapılan müdahalenin kamu yararı amacına hizmet ettiği; son olarak alınan tedbirin ‘elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık’ alt ilkelerinden oluşan ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir.

14) Bununla birlikte tedbir niteliğinde tesis edilen bloke işleminin, TMSF tarafından süreç

içerisinde yapılan ilave incelemeler neticesinde, hesapların doğruluğu konusunda şüphelerin giderilmesi durumunda kaldırıldığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan, konuya ilişkin idare mahkemeleri nezdinde açılan iptal davalarının, “incelemeler sonuçlandırılıncaya ve hesapların doğruluğu konusunda oluşan şüpheler giderilinceye kadar tesis edilen bloke işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı” sonucuna varılarak reddedildiği tespit edilmiştir. (Bknz. İstanbul 11. İdare

Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve E.2017/772, K.2017/1567 sayılı kararı.)

15) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, başvuran adına Bank Asya nezdinde

açılmış hesaplarda bulunan ve sigortalı katılım fonu ödemesi kapsamında Vakıf Katılım

Bankası A.Ş.’ye aktarılan tutar üzerine, TMSF ve Bank Asya denetim birimlerince yürütülen

FETÖ/PDY soruşturmaları ve bu kapsamda düzenlenen Teftiş Raporlarına istinaden TMSF

Kurulu kararıyla bloke tesis edildiği, sigortalı katılım fonunun TMSF tarafından ödenebilmesi için ‘doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmış olması” gerektiği, şikayete konu altın hesabının; kıymetli maden cinsinden hesapların Türk Lirası karşılıklarının, mevzuat çerçevesinde “kredi kuruluşunun faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki İstanbul Altın Borsası seans kapanış fiyatı ve Merkez Bankası döviz alış kurlarına göre” belirlendiği; bütün bunlarla birlikte TMSF’den gelen yazıda; “Bu itibarla, Kurumumuz nezdindeki kayıtların ve verilerin incelenmesi neticesinde 2020/331 sayılı TMSF Kurulu kararı içeriğinde belirtilen kriterleri sağlamadığının tespit edildiği” şerhi yer aldığından ve bu kapsamda teftiş kurulu raporlarına dayanan incelemeler sonuçlandırılıncaya kadar bloke işleminin devam edebileceği anlaşıldığından söz konusu tedbirin hukuka aykırı olmadığı değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup;

Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, ancak İdarece başvurana verilen cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmediği bu nedenle

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir. Ek olarak 23/02/2007 tarihli ve 26443 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve

Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, İdarenin dikkatlerine sunulmaktadır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin

birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Sadettin KALKAN

Kamu Başdenetçisi V.