|
ÖZET: Başvuru, 2014 yılında gerçekleştirilen pos tefeciliği nedeniyle Küçükyalı Vergi Dairesi tarafından uygulanan vergi ziyaı cezasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılmıştır. Şikayetçi, 2014 yılına ait banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) tarhiyatının zamanaşımına uğradığını ve bu nedenle geçersiz olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, inceleme raporunun usul ve mevzuata uygun olmadığını savunarak, konunun değerlendirilmesini talep etmiştir.
İlgili idare, yapılan incelemeler sonucunda şikayetçinin faaliyetlerinin sahte belge düzenleme ve pos tefeciliği kapsamında değerlendirildiğini belirtmiştir. Vergi müfettişleri tarafından düzenlenen raporlara dayanarak, mükellefin 2014 yılında düzenlediği faturaların gerçek bir mal veya hizmet karşılığında düzenlenmediği tespit edilmiştir. Bu durum, mükellefin vergi yükümlülüklerini yerine getirmediği ve dolayısıyla vergi ziyaı cezasına tabi olduğu sonucunu doğurmuştur. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddine karar vermiştir. İlgili idarenin işlemlerinde hukuka aykırılık tespit edilmediği belirtilmiş, şikayetçinin iddialarının somut delillere dayandırılmadığı vurgulanmıştır. Başvuru sahibinin, iddialarını destekleyecek bilgi ve belgeleri sunmadığı da ifade edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/4553-S.21.7358
BAŞVURU NO : 2020/98835
KARAR TARİHİ : 22/03/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : KÜÇÜKYALI VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : 2014 yılında pos tefecilik yaptığını ve BSMV tarhiyatı yapılmasını öngören rapora istinaden adına yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyatın hem zamanaşımı hükümleri hem de vergileme tekniği ve mevzuatına aykırı olduğunun tespit edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 20/10/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikayetçi tarafından Kurumumuza verilen dilekçede özetle; Maliye Bakanlığı Vergi
Denetim Kurulu Maltepe Grup Başkanlığınca 2014 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen Vergi Tekniği Raporu esas alınarak 2014 döneminde ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisine (BSMV ) yönelik 23/10/2019 tarih ve sayılı inceleme raporu düzenlendiğini, Küçükyalı Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün de söz konusu raporları esas alarak adına banka ve sigorta muameleleri vergisi tarhiyatlarını vergi ziyaı cezası uygulayarak yaptığını, öncelikle söz konusu inceleme döneminin Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde zamanaşımına uğradığını, bu döneme ilişkin tarafına vergi ziyaı cezalı BSMV vergisine yönelik tarhiyat yapılmasının mümkün olmadığını, idarenin yaptığı işlemin usule ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıntılarına dilekçesinde yer verdiği iddialara binaen dava açma hakkı saklı kalmak üzere, 2014 yılında pos tefecilik yaptığını ve BSMV tarhiyatı yapılmasını öngören rapora istinaden adına yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyatın hem zamanaşımı hükümleri hem de vergileme tekniği ve mevzuatına aykırı olduğunun tespit edilmesi ve konunun Kurumunuzca değerlendirmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun bilgi-belge yazısına istinaden İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’ndan alınan 06/01/2021 tarih ve sayılı yazıda özetle, “Konu ile ilgili olarak, anılan Vergi
Dairesi ile yapılan yazışma sonucunda alınan 26/11/2020 tarih ve sayılı cevabi yazıda, adı geçen mükellef hakkında;
ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutat olmayan bir durumun iddia olunması halinde, ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğuna ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Bu düzenlemeye göre; belgelerin ve defter kayıtlarının vergi kanunlarında ve bu kanunların vermiş olduğu yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulan idari düzenlemelerde öngörülen biçimsel kurallara uygun bulunması ve belgelerin temsil ettiği vergiyi doğuran olayla ilgili diğer biçimsel işlemlerin noksansız yerine getirilmiş olması, örneğin, mükellefiyet tesisi, belge bastırma izni alınması, sevk irsaliyesi düzenlenmesi, çek verilmesi, borsa tescili gibi işlemlerin yapılması, düzenlenen belgelerin ve bu belgelere dayanılarak gerçekleştirilen defter kayıtlarının vergilendirme muamelelerine esas alınması için yeterli değildir. Ayrıca; söz konusu biçimsel işlemlerin, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti ile uyumlu olması da gereklidir.
Vergilendirmeye esas alınan belge ve kayıtların gerçek mahiyetle uyumlu olduğunun söylenebilmesi ise; biçimselliklerinin ötesine geçilerek, belgeyi düzenleyenin iştigal konusu satmış göründüğü emtia veya yapmış olduğu hizmet bakımından organizasyonu, ekipmanı, işin gerektirdiği sayıda işçinin olup olmadığı, emtia alımlarının gerçekliği, alım-satım için zorunlu veya bu işlemlerin doğal sonucu olan diğer işlemlerin gerçekleştirilme biçimi, ekonomik durumu ile vergilendirme döneminde yapmış göründüğü işin hacmi arasındaki ilişki, kredi kullanıp kullanmadığı, vergi ödevlerinin yerine getirilmesindeki özen gibi unsurlardan hareketle yapılacak inceleme sonuçlarının, ortada gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifası olduğunu göstermesine bağlıdır.
Yapılan inceleme ve araştırmalara ve yargı kararlarına göre, sahte fatura düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettiren kişilerce kurulan firmalar, düşük sermayeli, makine, tesis ve demirbaşları olmayan, çok küçük mekanlarda kurulan, çalıştırdığı işçi olmayan veya ilk açılışta göstermelik olarak kısa bir süre bulunan, çek kullanmayan, banka hesabı bulunmayan, iş yeri ve ikametgah adresi olarak bildirdikleri adreslerde arandıkları zaman bulunmayan, kısa sürede büyük miktar ve tutarlarda mal alıp satmış veya hizmet ifa etmiş gözüken, beyanlarının çok yüksek olmasına rağmen ödenecek vergisi çıkmayan veya çıkan cüzi miktarlardaki vergiyi ödemeyen mükelleflerdir.
Raporun 2.2. bölümünde izah edildiği üzere; mükellef hakkında daha önce tarafımızca yapılan inceleme neticesinde 22/10/2019 tarih ve sayılı Vergi Tekniği Raporu tanzim edilmiştir. Mezkur raporda özetle; ‘mükellef tarafından 2014 takvim yılında düzenlenen ve KDV oranı %0 olan faturaların; faiz (komisyon) karşılığında, POS cihazlarından kredi kartıyla yapılan çekişleri yasal duruma uygun hale getirmek için yapılmış gibi gösterilen yani gerçek bir mal ve/veya hizmet karşılığında düzenlenmeyen sahte belgeler olduğu ve buna istinaden
POS Tefecilik faaliyetinin yapıldığının anlaşıldığı’ tespit ve ifade edilmiştir.” tespit ve değerlendirmelerin yapıldığı görülmüştür.
Öte yandan, Vergi Daireleri İşlem Yönergesinin 82’nci maddesinde, “Raporlar (YMM’lerce düzenlenenler dâhil) ve tutanakların hiç bir değişikliğe tabi tutulmadan önerilen şekilde işleme konulması esastır. Ancak, bunlar hakkında tereddüte düşülmesi hâlinde Gelir İdaresi
Başkanlığından görüş sorulur. Alınan cevaba göre gerekli işlemler yapılır.” denilmektedir.
Bu itibarla, adı geçen mükellef hakkında 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin olarak Vergi Müfettişi tarafından düzenlenen söz konusu Raporlara istinaden anılan Vergi Dairesince yapılan işlemler Başkanlığımızca uygun bulunmuştur. Bilgilerinize arz ederim.” açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Anayasa’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceleri”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun “Sahte belge düzenlenmesi” başlıklı 36’ncı maddesinde, “ Gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde ne surette olursa olsun tahrifat yapmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.” 6. 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun “Mevzu, vergiyi doğuran olay” başlıklı 28’nci maddesinde, “Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal
Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.
Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir.
90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada
belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu
Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar. Bir şahsın münhasıran altın alım ve satımı ile uğraşması banker sayılmasını gerektirmez.”,
6.1. 6802 sayılı Kanunun “Mükellef” başlıklı 30’uncu maddesinde, “Banka ve sigorta muameleleri vergisini banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder. Sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de verginin mükellefi sigorta şirketleridir.”,
6.2. 6802 sayılı Kanunun “Matrah” başlıklı 31’nci maddesinde, “Banka ve sigorta muameleleri vergisinin matrahı 28 inci maddede yazılı paraların tutarıdır. …”,
7. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Re’sen vergi tarh” başlıklı 30’uncu maddesinin birinci fıkrasında, “ Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı resen takdir olunmuş sayılır.” aynı maddenin ikinci fıkrasının dördüncü bendinde, “Aşağıdaki hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir. …4. Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermiyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salih bulunmazsa.”,
7.1. 213 sayılı Kanunun “Maksat” başlıklı 134’üncü maddesinde, “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamaktır.
İncelemeye yetkili olanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikına da teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasının gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.”
7.2. 213 sayılı Kanunun “İncelemeye yetkililer” başlıklı 135’inci maddesinde; “ Vergi incelemesi; Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır. Gelir İdaresi Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar her hal ve takdirde vergi inceleme yetkisini haizdir.”
7.3. 213 sayılı Kanunun “Vergi ziyaı” başlıklı 341’nci maddesinde, “Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder. Şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir. Yukarıki fıkralarda yazılı hallerde verginin sonradan tahakkuk ettirilmesi veya tamamlanması veyahut haksız iadenin geri alınması ceza uygulanmasına mani teşkil etmez.”, 7.4. 213 sayılı Kanunun “Vergi ziyaı cezası” başlıklı 344’üncü “341 inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir. Vergi ziyaına 359 uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır. Vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanır.”, hüküm ve açıklamalarına yer verilmiştir.
IV. IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
ihbarnamelerinin 23/11/2019 tarihinde elektronik tebligat yolu ile şikayetçiye tebliğ edildiği hususları birlikte dikkat alındığında, şikayete konu vergi incelemesinin ve söz konusu tarhiyatların, tarh zamanaşımı süresi içinde tamamlandığı anlaşılmıştır.
13. Bununla birlikte söz konusu Vergi Tekniği Raporunun;
13.1. “3.2.3.3. Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Yönünden Vergileme” başlıklı bölümünde; “ … Banka ve sigorta muameleleri vergisinin yükümlüsü Gider Vergileri
Kanunu’nun 30. maddesinde, banka, bankerler ile sigorta şirketleri olarak belirlenmiştir.
İkrazatçılar da aynı kanun hükümleri gereği banker sayıldıklarından, vergiye tâbi işlemleri nedeniyle banka ve sigorta muameleleri vergisinin yükümlüsü durumundadırlar.
Buraya kadar yapılan açıklamalar çerçevesinde, “tefecilik” faaliyetinden elde edilen faiz gelirlerinin banka ve sigorta muameleleri vergisine (BSMV) tâbi tutulması gerektiği anlaşılmaktadır. ”
13.2. “5.2.Bankacılık ve Sigortacılık Muameleleri Vergisi Yönünden Yapılan
Değerlendirme” başlıklı bölümünde; “ 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28. ve 33.
maddelerinde düzenlenen Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin mevzuu ve vergiyi doğuran
olay 28. maddesinde şu şekilde açıklanmıştır:
Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.
Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım – satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir.
2279 sayılı Kanuna göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve
hizmetlerden herhangi birini devamlı olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar. Bir şahsın münhasıran altın alım ve satımı ile uğraşması banker sayılmasını gerektirmez.”
104 Seri Numaralı Gelir Vergisi Tebliği’nin (1/a) bölümünün son fıkrasında, ödünç para verme
işini mutad meslek olarak yapan şahısların, Gider Vergilerini Kanunun 28 inci maddesi hükmüne göre banker ad ve telakki edilerek işlemlerinin banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olduğu ifade edilmiştir. Anılan Kanunun 30. maddesinde Banka ve Sigorta
Muameleleri Vergisini banka ve bankerlerle sigorta şirketlerinin ödeyeceğini, 33. maddesinde ise verginin oranının % 5 olduğu hüküm altına almıştır.
Mükellefin 2014 yılında POS tefecilik faaliyetinden elde ettiği faiz gelirleri üzerinden hesaplanan ve raporumuzun 4.2. bölümünde yer alan tablodaki banka ve sigorta muameleleri vergisi tutarları dikkate alınarak vergi salınması amacıyla mükellef hakkında
Müfettişliğimizce BSMV yönünden vergi inceleme raporu düzenlenmesi gerekmektedir.” yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir.
14. Bahse konu Vergi Tekniği Raporunun “ 6. SONUÇ” başlıklı bölümünde; “ Küçükyalı
Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün vergi kimlik numaralı mükellefi olan
2014 takvim yılı hesap ve işlemlerinin sahte belge kullanma, sahte belge düzenleme ve
pos tefecilik yönünden tam olarak incelemesi neticesinde;
6.1. Raporumuzun 3. 4. ve 5. bölümlerinde açıklandığı üzere, mükellef tarafından 2014 takvim yılında düzenlenen ve KDV oranı %0 olan faturaların faiz/komisyon karşılığı POS cihazlarından kredi kartıyla yapılan çekişleri yasal duruma uygun hale getirmek için yapılmış gibi gösterilen, yani gerçek bir mal ve/veya hizmet karşılığında düzenlenmeyen sahte belgeler olduğu ve buna istinaden Pos Tefecilik faaliyetinin yapıldığı, mükellefin bu faaliyetinden ayrı bir kazanç elde ettiği ve dolayısıyla mükellefin Tefecilik faaliyetinde bulunduğu, söz konusu faaliyetten elde ettiği gelir/kazanç dolayısıyla Müfettişliğimizce, mükellef hakkında 2014 takvim yılı için Gelir Vergisi, Gelir Geçici Vergisi ve BSMV inceleme raporlarının düzenleneceği,
6.2. Raporumuzun 5.3. bölümünde açıklandığı üzere, 2014 takvim yılında mükellef tarafından gerçekleştirilen KDV’ ye tabi elektronik alım satım işlerinin gerçek mahiyette olduğu; söz konusu bu gerçek satışları nedeniyle mükellef hakkında 2014 yılı için KDV raporu düzenleneceği
6.3. Raporumuzun 5.4.2 bölümünde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, “tefecilik” faaliyetinde bulunan mükellef hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 241’inci maddesi kapsamında işlem yapılmak üzere ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulması gerektiği bu amaçla müfettişliğimizce “Görüş ve Öneri Raporu” (Suç Duyurusu
Raporu) düzenleneceği;
6.4. Raporumuzun 5.4.3 bölümünde açıklandığı üzere mükellef, faiz/komisyon karşılığı POS cihazlarından kredi kartıyla yapılan çekişleri yasal duruma uygun hale getirmek için yapılmış gibi gösterilen, yani gerçek bir mal ve/veya hizmet satışına dayanmayan sahte kontör kartı muhteviyatlı faturalar düzenlemesi dolayısıyla 213 sayılı VUK’un 359/b maddesinde hükme bağlanan “sahte belge düzenleme” suçunu işlediği, keyfiyetin VUK’un 367. maddesi gereğince, ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi amacıyla Müfettişliğimizce Vergi Suçu Raporu düzenleneceği,
6.5. Mükellefin 2014 takvim yılında düzenlemiş olduğu sahte belgeler ve mükellefin almış olduğu sahte faturalar yönünden alış satış yaptığı firmaların müfettişliğimizce incelemeye sevk edileceği, Kanaat ve sonucuna varılmıştır.” yönünde tespit ve açıklamalara yer verilmiştir.
15. Türk vergi sisteminde elde edilen gelir ya da kazancın mükellef tarafından beyan edilmesi ilkesi geçerlidir. Bu kapsamda, mükelleflerin beyanlarının doğruluğunun tespit edilmesi ve denetlenmesi gerekliği bir gerçektir. Vergi Usul Kanunu’nun ve re’sen vergi salınmasının öngören 30’uncu maddesi ile amaçlanan budur. Söz konusu maddede resen vergi tarhı; vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmıştır. Yine Vergi Usul
Kanunu’nun 134’üncü maddesinde; vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu belirtilmiştir. Vergi Usul
Kanunu’nun 135’inci maddesinde ise, vergi incelemesinin; Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş
Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda; söz konusu mevzuat hükümleri doğrultusunda; vergi incelmesi yapmaya yetkili vergi müfettişi tarafından şikayetçiyle nezdinde vergi incelemesi yapıldığı ve Vergi Usul Kanunu’nun 30’uncu maddesi uyarınca tarhiyat önerildiği anlaşılmıştır.
16. Şikayetçi hakkında 2014 takvim yılına ilişkin olarak 22/10/2019 tarih ve sayılı Vergi Tekniği Raporu tanzim edildiği, söz konusu Vergi Tekniği Raporunda; şikayetçinin, faaliyet konusuyla ilgili tespitlere, beyanlarına, banka hesapları ve pos cihazı üzerinden yapılan tespitlere, defter kayıtları ve Ba-Bs bilgileri üzerinden yapılan tespitlere, emtia alımı ve satımı yaptığı mükelleflerle ilgili yapılan tespitlere, tüm bu tespitler kapsamındaki hukuki ve vergisel değerlendirmelere, mükellefin esas faaliyet konusuyla ilgili ettiği gelirlere ve bu gelirler yönünden vergi türleri itibariyle ve vergi mevzuatı yönünden mükellef hakkında yapılacak işlemlere yer verildiği, bu rapora istinaden şikayetçi hakkında; 2014/2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12 dönemleri için BSMV yönünden 23/10/2019 tarih ve sayılı Vergi İnceleme Raporu düzenlendiği, söz konusu Vergi İnceleme Raporuna istinaden şikayetçi hakkında vergi/ceza ihbarnamelerinin tanzim edildiği, bahse konu vergi/ceza ihbarnamelerinin elektronik tebligat yoluyla mükellefe tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Söz Vergi Tekniği Raporu ve bu Rapora istinaden düzenlene Vergi inceleme
Raporuyla önerilen tarhiyatlar ve bu kapsamda yapılan işlemler değerlendirildiğinde; ilgili idarenin işlemlerinde hukuka aykırı bir husus tespit edilememiştir.
17. Öte yandan, şikayetçi, tefecilik faaliyeti yapmadığı, hakkındaki iddiaların tamamen soyut ifadelere dayandırıldığı ve bir delil gösterilmediği, konuyla ilgili gerekli inceleme ve araştırmanın yapılmadığı iddialarında bulunmakta ise de; şikayetçinin, söz konusu iddiaları doğrultusunda ve bu kapsamda gerçek faaliyetini ispatlayıcıyı bilgi ve belgelerlerle birlikte, vergi inceleme sürecinde incelmeyi yürüten Vergi Müfettişine bir başvuru yaptığına ilişkin bir tespit yapılamamıştır. Nitekim, Kararın 9. no.lu paragrafında yer verilen 22/10/2019 tarih ve sayılı Vergi Tekniği Raporunun; “1.Giriş” başlıklı bölümünde yer verilen açıklamalar da bu tespitimizi doğrulamaktadır.
18. Yukarıdan bu yana tüm açıklananlar, şikâyetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; şikayetçinin iddiaları karşısında ilgili idareden alınan cevabi yazı ve eklerinin incelenmesi neticesinde uyuşmazlık konusu hakkında tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin makul sürede karar verme ve kararların gerekçeli olması ilkelerine uygun şekilde
Kurumumuza gönderildiği tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
20. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu
“Ret Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, İstanbul Vergi
Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve KÜÇÜKYALI VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ’NE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Sadettin KALKAN
Kamu Başdenetçisi V.