ÖZET: Başvuruda, şikâyetçi, 2011 yılının ilk üç ayında ortağı olduğu bir limited şirketin 2013 yılına ait vergi borçlarının hatalı olarak kendisine bildirildiğini ve bu nedenle ödeme emrinin iptalini talep etmiştir. Şikâyetçi, daha önce Vergi Daireleri tarafından bildirilen borçları dava ederek kazandığını, ancak Konak Belediyesi tarafından kendisine iletilen yeni ödeme emrinin de dönem dışı borçlardan oluştuğunu iddia ederek bu emrin de iptal edilmesini istemiştir.

Konak Belediye Başkanlığı, şikâyetçinin itirazına verdiği yanıtta, şirketin vergi borçlarının müteselsil olarak ortaklara hisseleri oranında gönderildiğini belirtmiştir. İdare, şikâyetçinin 2011 yılında şirket ortaklığından ayrıldığını ve devrettiği tarihe kadar olan borçlar için yeni bir ödeme emri düzenlendiğini ifade etmiştir. Ayrıca, kamu alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun’un hükümlerinin uygulandığı ve zaman aşımının kesildiği vurgulanmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu belirterek şikâyetçinin talebinin reddine karar vermiştir. İdarenin, iyi yönetim ilkelerine uygun olarak sürecin yürütüldüğü, kararların gerekçeli olduğu ve makul sürede yanıt verildiği tespit edilmiştir. Şikâyetçi, bu karara karşı İzmir Vergi Mahkemelerinde dava açma hakkına sahiptir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/7193-S.21.11528

BAŞVURU NO : 2020/100578

KARAR TARİHİ : 05/05/2021

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : KONAK BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Ödeme emrinin iptali talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 19/11/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Şikâyetçi dilekçesinde özetle; 2011 yılının ilk üç ayında ortağı olduğu . Ltd.

Şti. ile ilgili 2013 yılının vergi borçlarının tarafına bildirildiğini, 2 yıl önce Vergi Daireleri tarafından bildirilen vergi borçlarını dava ederek kazandığını, Konak Belediyesinin dönem dışı borç bildiriminin hatalı olduğunu iddia ederek, ödeme emrinin iptal edilmesi talebinde bulunduğu başvuru neticesinde

“ödeme emrinin iptali” konulu yazının adresine geldiğini ve ödeme emrinin iptal edildiğini, Mali İşler

Müdürlüğündeki görevliyle yaptığı görüşmede ilk borcun yarısı kadar bir ödeme emri ile karşılaşacağı bilgisini aldığını, ancak yeni ödeme emrinin de dönem dışı borçlardan oluştuğunu iddia ederek, bu ödeme emrinin de iptal edilmesi ve ödeme emrini hazırlayan görevlilerin uyarılması talebinde bulunmaktadır.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Konak Belediye Başkanlığından alınan 21/12/2020 tarihli ve E. sayılı cevabi yazıda özetle; “Mükellefimiz Vergi No.lu . Tic. Ltd. Şti.’nin hissedarı

TC No.lu itirazına istinaden yapılan inceleme neticesinde şirket adına tahakkuk eden borçlar ile ilgili müteselsilen şirket ortaklarına hisseleri oranında ödeme emri gönderilmiştir.

6183 sayılı A.A.T.U.H.K.’nun 35. maddesine istinaden “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya

kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.

Ortağın şirketteki payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme

alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra:

04/06/2008-5766/3 md)

Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (ek fıkra 04/06/2008-5766/3 md)” denilmektedir.

. Ltd. Şti. şirket ortağı (Ek 2) 24/12/2010 tarihinde 100/200 hisseyi ’den devraldığı ve 13/04/2011 tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığı yine 100/200 payını devrettiği tespit edilmiştir. “Ortağın şirketteki payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra: 04/06/2008-5766/3 md) Devretmiş olduğu tarihe kadar olan kısmına hissesi oranında 10/08/2020 tarih no.lu ödeme emri oluşturulmuş ve adresine gönderilmiştir.

1- Müteselsil sorumlulardan adına yukarıda yazan kanunlarda belirtilen mecburiyete riayet etmediği için ‘6183 sayılı A.A.T.U.H. Kanunu’nun 53.60.111 ve 114 maddeleri hükümlerine göre borcun cebren tahsili yöntemine başlanmıştır.

2 – Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait

muhakeme masrafı vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur. Hüküm doğrultusunda‘6183 sayılı A.A.T.U.H Kanunu’nun 53.60.111 ve 114 maddelerince işleyişimiz devam etmektedir.

3 – 6183 sayılı A.A.T.U.H.K.’nun 35. maddesine istinaden “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya

kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.

Ortağın şirketteki payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme

alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra:

04/06/2008-5766/3 md) denilmektedir. İlgili kanun hükümleri uygulanmaktadır.

4- Mükellefimiz ait belge ve yazışmalar. ( Ek 1)

5- Vergi No.lu . Ltd. Şti.’ne ait 2008/2014 yılları arasındaki borçlar için, 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesinde, “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zaman aşımına uğrar.” hükmü yer almış ve 103. maddesinde ise,

“Aşağıdaki hallerde tahsil zaman aşımı kesilir:

1. Ödeme, 2. Haciz tatbiki, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, vs.”

Üst satırda belirtilen kanun maddesine istinaden 5 yıl zaman aşımı süresinde, no.lu ödeme emri

02.01.2012 tarihinde, no.lu ödeme emri 24.12.2014 tarihinde, no.lu ödeme emri

07/12/2015 tarihinde, no.lu ödeme emri 23/05/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, 17/03/2017 tarih

/

no.lu, 04/07/2019 tarih no.lu, 09/12/2020 tarih no.lu Banka bloke işlemleri yapılmış, zaman aşımı kesilmiş olup zaman aşımına uğramamıştır.

hissesi oranında 10.03.2020 tarih no ile gönderilen ödeme emrine yapılan itiraz ile ilgili yapılan araştırmada ortaklıktan 13/04/2011 şirket ortaklığından ayrıldığı için; şirket ortağı ve müdürü adına oluşturulan ödeme emri iptal edilmiş olup devrettiği tarihe kadar olan kısmına hissesi oranında 10/08/2020 tarih, no.lu ödeme emri oluşturulmuş adresine gönderilmiştir. Mükellefe 11/08/2020 tarih, no.lu yazımızla ve kurumuzu arayarak yaptığı telefon görüşmelerinde yapılan işlemler ile ilgili bilgi verilmiş fakat ödeme yapmamıştır. (Ek-1)

6 ve 7- Borçlu şirkete ait evraklar (Ek:2)

8- Konak Belediyesine ait emsal karar (Ek:3)

Yukarıda belirtildiği üzere yapılan işlemlerde hukuka ve yasaya aykırı bir işlem bulunmamaktadır.” açıklamasına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Anayasamızın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35’inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, hükmüne, “Vergi ödevi” başlıklı 73’üncü maddesinde; “… Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.” hükmüne, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” hükmüne, 4. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün

“Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” düzenlemesine, 5. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne, 6. 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, 6.1. “Kanundaki terimler” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Bu kanundaki amme alacağı terimi: 1 inci ve

2 nci maddeler şümulüne giren alacakları, Amme borçlusu veya borçlu terimi: Amme alacağını ödemek

mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, … ifade eder.” hükmüne,

6.2. “Limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35’inci maddesinde; “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.

(Ek fıkra: 4/6/2008-5766/3 md.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

(Ek fıkra: 4/6/2008-5766/3 md.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.” hükmüne, 6.3. “Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu” başlıklı mükerrer 35’inci maddesinde; “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.” hükmüne, 6.4. “Tahsil zamanaşımı” başlıklı 102’nci maddesinde; “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.” hükmüne, 6.5. “Zamanaşımının kesilmesi” başlıklı 103’üncü maddesinde; “Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı

kesilir:

1. Ödeme, 2. Haciz tatbikı, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, 5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,… ” hükmüne, 7. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Çevre temizlik vergisi” başlıklı mükerrer 44’üncü maddesinde; “Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar çevre temizlik vergisine tabidir.” hükmüne, “Usul hükümleri” başlıklı 98’inci maddesinde; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi

Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanır. ” hükmüne, 8. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni temsilcilerin ödevi” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği

olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir. (Değişik:

3/12/1988-3505/2 md.) Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar,

kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır. Bu hüküm Türkiye’de bulunmayan mükelleflerin Türkiye’deki temsilcileri hakkında da uygulanır. Temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmaz….(Ek fıkra: 21/3/2018-7103/9 md.) Beşinci fıkra kapsamına girmeyen tüzel kişilerin tüzel kişiliklerinin veya tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin sona ermesi halinde, sona erme tarihinden önceki dönemlere ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işlemi, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tüzel kişiliği olanların kanuni temsilcilerinden, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler (adi ortaklıklarda ortaklardan herhangi biri) ve varsa bunların temsilcilerinden herhangi biri adına yapılır.” hükmüne, 9. 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 163‘üncü maddesinde; “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.” hükmüne yer verilmiştir.

10. 30/06/2007 tarihli ve 26568 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmış olan Seri: A. Sıra No: 1 Tahsilat

Genel Tebliğinde; “Başkanlığın 5345 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin (e) bendindeki “Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasında kamu kurum ve kuruluşları arasında uygulama birliğini sağlamak.” görevi ve misyonu gereğince 6183 sayılı Kanunu uygulayan amme idareleri arasında uygulama birliğinin sağlanması ve tarafların tek kaynaktan bilgilenmelerinin temin edilmesi amacıyla bu tebliğ hazırlanmıştır.” düzenlemesine, 10.1. “VIII. (Değişik:RG-29/6/2008-26921) Limited Şirketlerin Amme Borçları” başlığının ikinci fıkrasında; “…limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu tutulacaklardır. Limited şirket borçlarından sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi ortaklar, 6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca amme borçlusu olup, bu Kanun hükümlerine göre takip edilecektir.” düzenlemesine, 10.2. 4’üncü fıkrasında; “6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi uyarınca limited şirket ortakları hakkında takibe geçilebilmesi için, Kanunun 54 ve müteakip maddelerine göre şirket hakkında yapılan takip muameleleri sonucunda amme alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.” düzenlemesine, 10.3. 5’inci fıkrasında; “Kanunun 35 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait olan ve devir tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacaktır. Buna göre, şirket ortağının payını devretmesi halinde, devreden ve devralan şahıslar, şirketin devir tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş borçlarından, Kanunun 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermaye hisseleri oranında sorumlu olacaklardır. Ancak bu sorumluluğa başvurulabilmesi için amme alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememiş veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekmektedir. ” düzenlemesine, 10.4. 7’nci fıkrasında; “Kanunun 35 inci maddesinde yapılan değişiklikler ve bu bölümde yapılan açıklamalar çerçevesinde limited şirket ortakları hakkında yapılacak takipte aşağıdaki hususlara dikkat edilecektir.

– Öncelikle şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda şirket ortaklarının kimler olduğu ve bu ortakların

sermaye hisseleri; şirket ana sözleşmesi, ana sözleşme değişikliği veya pay defterindeki kayıtlardan tespit edilecektir.

– Her bir ortağın sermaye hissesine göre takip konusu olan amme alacağından sorumlu olduğu tutar belirlenecektir.

– Şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının ödenmesinden sermaye hissesi oranında sorumlu tutulması gereken ortağın, hissesini devredip devretmediği araştırılacak, hisse devrinin söz konusu olduğu hallerde, devralan şahsın devir tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş şirket borçlarından sorumlu tutulacağı tutar tespit edilecektir.

– Ortaklar hakkında takip muamelesine 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre tanzim edilecek ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanılacaktır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. Kamu Denetçisi tarafından, İdare tarafından tesis edilen işlemin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle şikâyetçinin talebinin reddi yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Uyuşmazlık konusu özetle; şikâyetçinin 2011 yılının ilk üç ayında ortağı olduğu

Ltd. Şti. adına tahakkuk eden vergi borçları ile ilgili müteselsil sorumluluğuna istinaden tebliğ edilmiş olan ödeme emrine itirazı hakkındadır.

13. İlgili İdare tarafından söz konusu talebin reddedilme gerekçesi olarak özetle; şirket adına tahakkuk eden borçlar ile ilgili müteselsilen şirket ortaklarına hisseleri oranında ödeme emri gönderildiği, . Ltd. Şti. şirket ortağı 24/12/2010 tarihinde 100/200 hisseyi devraldığı ve 13/04/2011 tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığı, 100/200 payını devrettiği, devretmiş olduğu tarihe kadar olan kısmına hissesi oranında 10/08/2020 tarihli ödeme emri oluşturulduğu, borcun cebren tahsili yöntemine başlandığı, . Ltd.

Şti.’ne ait 2008/2014 yılları arasındaki borçlar için 5 yıllık zaman aşımı süresinde no.lu ödeme emrinin 02/01/2012 tarihinde, no.lu ödeme emrinin 24/12/2014 tarihinde, no.lu ödeme emrinin 07/12/2015 tarihinde, no.lu ödeme emrinin 23/05/2017 tarihinde tebliğ edildiği, 17/03/2017 tarihli ve no.lu, 04/07/2019 tarihli ve no.lu, 09/12/2020 tarihli ve no.lu banka bloke işlemlerinin yapıldığı ve bu nedenle zamanaşımının kesildiği, hissesi oranında 10/03/2020 tarihli ve no.lu ödeme emrine yapılan itiraz ile ilgili yapılan araştırmada 13/04/2011 tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığı için şirket ortağı ve müdürü adına oluşturulan ödeme emrinin iptal edildiği, devrettiği tarihe kadar olan kısmına hissesi oranında 10/08/2020 tarihli ve no.lu ödeme emri oluşturulduğu belirtilmiştir.

14. Somut olayda; şikâyetçi adına . Ltd. Şti.’nin 2008 ve 2014 yılları arasındaki çevre temizlik vergisi borcundan dolayı 10/03/2020 tarihli müteselsil ödeme emri düzenlendiği, şikâyetçinin söz konusu ödeme emrinin iptali talebiyle 10/07/2020 tarihinde Kurumumuza yapmış olduğu başvuru üzerine Kurumumuz tarafından 21/07/2020 tarihli Gönderme Kararı verildiği, söz konusu karar üzerine Konak Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen 20/08/2020 tarihli ve E. sayılı cevabi yazıda “… yapılan araştırmada mükellefin 13/04/2011 tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığı için şirket ortağı ve müdürü adına oluşturulan ödeme emri iptal edilmiş olup devrettiği tarihe kadar olan kısmına hissesi oranında tekrar ödeme emri oluşturulmuş ve mükellefe gönderilmiştir.” şeklinde belirtildiği, söz

konusu yazı ekinde gönderilmiş olan 10/08/2020 tarihli ödeme emrinde 2008-2011 yılları arasındaki çevre temizlik vergisi borcunu kapsadığı, söz konusu borçların vadesinin 29/05/2013 tarihi olduğu anlaşılmıştır.

15. Kamu alacaklarının takip ve tahsili 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunda düzenlenmiş olup, bu kapsamda alacağın tahsiline ve korunmasına yönelik güvenceler oluşturulmuştur.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesinde, Kanun’un 1 ve

2’nci maddeleri kapsamına giren alacakların amme alacağı olarak tanımlandığı, amme borçlusu veya borçlu teriminin, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişileri ve bunların kanuni temsilcilerini veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini ifade ettiği; diğer taraftan, anılan Kanun’un 35’inci maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ve tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacaklarının hükme bağlandığı, Kanunun mükerrer 35’inci maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükmüne yer verildiği, 102’nci maddesinde amme alacağının vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, 103’üncü maddesinde ödeme, haciz tatbiki ödeme emri tebliği gibi hallerde zamanaşımının kesileceği, 15.1. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10’uncu maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca, limited şirketlerce ödenmeyen ve malvarlığından da tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının, ilgili dönemlerdeki kanuni temsilcisi/temsilcilerinden tamamının, ilgili dönemdeki ortaklarından ise sermaye hissesi oranında takip ve tahsil edilmesi gerektiği, 15.2. Diğer taraftan, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun ilgili maddelerinde, ortakların kimliğinin, müdürlerin ve şirketi temsile yetkili diğer kişilerin kimliğinin, temsil yetkisinin kullanılma şeklinin tescil ve ilan edileceği, tescil ve ilan edilmiş bir kararda yapılacak bir değişikliğin de tescil ve ilan edilmesi gerektiğinin hükme bağlandığı, bu itibarla, limited şirket ortaklarının, müdürlerinin ve şirketi temsile yetkili diğer kişilerin kimliğine ve ortakların şirketteki sermaye hisselerine ilişkin bilgilerin, şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen ana sözleşmesinde bu sözleşmede yapılan değişiklikler de pay devrinin tescil ve ilan edilmemiş olduğu hallerde pay defterinde yer aldığı anlaşılmaktadır.

15.3. Limited şirket ortakları, taahhüt ettikleri sermaye ile şirketin mal varlığına doğrudan katkı sağlamaktadır. Bunların ayrıca şirketin bütün işlemleri ve hesapları hakkında bilgi alma ve inceleme, ana sözleşmede değişiklik yapma, kardan pay alma ve yönetime katılma hakları vardır. Ortaklar ayrıca şirketi yönetim ve temsile yetkili kanuni temsilcilerin özellikle kanunlara, ana sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetiminden sorumludur ve kanuni temsilciyi değiştirebilecek ya da görevden alabilecek genel kurul kararında da oy hakkına sahiptir.

Şirket yönetimine ilişkin bu hak ve yetkiler, ortaklara şirket faaliyetleri üzerinde denetim ve gözetim imkânı sağlamaktadır. Bu itibarla limitet şirket ortaklarının şirket mal varlığı ve yönetimi üzerinde sahip olduğu hak ve yetkileri göz önünde bulunduran kanun koyucunun amme alacakları yönünden ortakların kusursuz

sorumluluğuna gidilebileceğini öngörmesinde anayasal bir engel bulunmamaktadır (Anayasa

Mahkemesinin 13/12/2017 tarihli ve E.2016/14, K.2017/170 sayılı Kararı).

16. Yukarıdaki mevzuat hükümlerine göre, şirket tüzel kişiliğinden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda farklı kişilerin şirket ortağı olması halinde, söz konusu kişilerin bu amme alacağından müteselsilen sorumlu tutularak, 6183 sayılı Kanunun 35’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermaye hisseleri oranında takip edilebileceği anlaşılmaktadır.

17. Buna göre payını devreden ortak, hukuken pay devrinin yapıldığı tarihten öncesine ait kamu alacağından sorumlu tutulacaktır. Bu işlemden sonra oluşan kamu alacaklarından ise sorumlu tutulamayacaktır. Payı devredenin yalnızca ortak olduğu döneme ilişkin kamu borçlarından değil, payı devrettiği tarihe kadar doğan kamu borçlarından sorumluluğu söz konusudur (Yargıtay 10. HD.,

05.02.2018 Tarihli, E. 2015/18197, K. 2018/597; Yargıtay 10. HD., 16.01.2018 Tarihli, E. 2015/16300, K.

2018/143 sayılı kararları). Payı devralan ise, hem devir öncesine hem de devir sonrasına ait kamu borçlarından sorumlu olacaktır (Yargıtay 10. HD., 23.01.2018 Tarihli, E. 2015/16290, K. 2018/374 sayılı kararı).

18. Buna göre; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca payı devreden veya devralan, kamu borcunun kendi dönemlerinde doğmadığı gerekçesiyle sorumluluktan kurtulamamaktadır. Kamu alacağının doğduğu veya ödenmesi gereken zamanlarda ortak sıfatının taşınması, sorumluluk için yeterlidir.

19. Ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun 163’üncü maddesi uyarınca alacaklı idare, kamu borcunun ödenmesini yalnızca payı devreden veya devralandan talep edebileceği gibi her ikisinden de isteyebilmektedir.

20. Kamu alacakları için ortakların sorumluluklarına gidilmesi, bu alacakların şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesine ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasına bağlıdır. Ortağın, bu ön koşul gerçekleşmeden kamu borcunu ödeme zorunluluğu yoktur (Yargıtay 11. HD., 27.11.2017 Tarihli, E.

2016/4910, K. 2017/6614 sayılı kararı). Limited şirketten tahsil edilememe veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması hâlinin tespiti için bu konuda yapılmış bir araştırmanın bulunması gerekmektedir (Yargıtay 10.

HD., 31.10.2017 Tarihli, E. 2015/9937, K. 2017/7477 sayılı kararı).

21. Yukarıda yer verilen açıklamalardan payı devreden ile devralan arasında geçerli bir pay devri işleminin gerçekleşmesi gerektiği ve ortakların kamu alacakları için sorumluluklarına gidilmesi için bu alacakların şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi gerektiği anlaşılmaktadır.

22. Somut olayda İdare tarafından gönderilen belgelerin incelenmesinden; Ltd. Şti. şirket ortağı 24/12/2010 tarihinde 100/200 hisseyi devraldığı ve 13/04/2011 tarihinde şirket ortaklığından ayrılarak 100/200 payını devrettiği, söz konusu devirlerin noter onaylı “Ortaklar Kurulu Kararı” ile kayıt altına alındığı ve İzmir Ticaret Sicili

Memurluğu tarafından tescil edildiği, ayrıca İdare tarafından . Ltd. Şti. adına 13/12/2011 ve 10/04/2014 tarihli ödeme emri ve 17/03/2017 tarihli haciz varakası tanzim edildiği tespit edilmiştir.

23. Şikâyetçinin iddiaları, İdarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri, yargı kararları tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; . Ltd. Şti.’ne ait 2008/2014 yılları arasındaki borçlar için İdarenin kamu alacağını öncelikle şirketten tahsil etme yoluna

gittiği, söz konusu tahsilin yapılamaması üzerine şirket ortaklarından tahsil yolunun denendiği, 5 yıllık zaman aşımı süresinde 02/01/2012, 24/12/2014, 07/12/2015, 23/05/2017 tarihinde ödeme emirleri tebliğ edilerek ve 17/03/2017, 04/07/2019, 09/12/2020 tarihli banka bloke işlemleri yapılarak zamanaşımının kesildiği, şikâyetçiye devretmiş olduğu tarihe kadar olan kısmına hissesi oranında 10/08/2020 tarihli ödeme emri oluşturulduğu, 10/08/2020 tarihli ödeme emrinin 2008-2011 yılları arasındaki çevre temizlik vergisi borcunu kapsadığı, 6183 sayılı Kanun uyarınca payını devreden ortağın pay devrinin yapıldığı tarihten öncesine ait kamu alacağından sorumlu tutulacağının, payı devralanın ise hem devir öncesine hem de devir sonrasına ait kamu borçlarından sorumlu olacağının hüküm altına alındığı, Yargıtay Kararlarının da bu yönde olduğu, dolayısıyla 6183 sayılı Kanun ile 213 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine istinaden şikayetçinin amme borçlarından sorumluluğu bulunduğu anlaşıldığından, İdarenin başvuruya konu işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde şikâyetçi tarafından ilgili idareye verilmiş olan dilekçelere ve Kurumumuzun bilgi ve belge taleplerine süresi içinde ve gerekçeli olarak cevap verildiği, böylece idarenin iyi yönetim ilkelerinden “kararların gerekçeli olması”, “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İzmir Vergi Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın, ŞİKÂYETÇİYE ve KONAK BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TEBLİĞ EDİLMESİNE, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi