ÖZET: Başvuru, Kartal Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın mütevelli heyeti üyesinin, vakfın zararlarından sorumlu tutulmaması ve kendisine yönlendirilen ödeme talebinin iptali talebi üzerine yapılmıştır. Başvuran, 2008-2017 yılları arasında vakıf yönetiminde yalnızca yönetim kurulu üyesi olarak yer aldığını, asıl sorumluluğun yönetim kurulu başkanında olduğunu savunmuştur. Ancak, İstanbul Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan denetimlerde, vakfın zararına yol açan işlemler nedeniyle mütevelli heyeti üyelerinin sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.

İdare, başvuranın vakıf mütevelli heyeti üyesi olarak görev yaptığı dönemde, vakfın uğradığı zararların tazmin edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Vakfın, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu çerçevesinde kurulduğu ve yönetim organının kararlarının hukuki olarak bağlayıcı olduğu vurgulanmıştır. Başvuranın, vakfın zararına yol açan kararların alındığı süreçte aktif rol oynadığı ve bu nedenle sorumluluk taşıdığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş, başvuranın iddialarının hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı değerlendirilmiştir. İlgili karar, başvurana ve Kartal Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na tebliğ edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/8309-S.22.12714

BAŞVURU NO : 2022/1296

KARAR TARİHİ : 28/06/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : KARTAL SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI

BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Mütevelli heyeti üyesinin vakfın zararlarından sorumlu tutulmaması, kendisine yansıtılan ödeme talebinin iptali talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 24/01/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuruda bulunan şikayetçi dilekçesinde özetle, Kartal Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışma Vakfının 2008/2017 yıllarını kapsayan iş ve işlemler üzerinde İstanbul Vakıflar 2. Bölge

Müdürlüğü Vakıflar Başmüfettişleri tarafından inceleme ve denetleme sonucunda ‘ a yapılan ödeme işlemlerinden dolayı vakıf mütevelli heyeti olarak görevli bulunduğu tarihlere ilişkin adına 5,806,17

TL ödeme çıkarıldığını, kendisinin o esnada sadece yönetim kurulu üyesi olarak bulunmakta olduğunu, bahsedilen işlemin asıl muhatabının yönetim kurulu başkanı olan kaymakamlık makamı olduğunu, görevini gereği gibi yerine getiremeyen yönetim kurulu başkanının doğrudan olayın muhatabı olduğunu, ifade ederek, Kartal Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın tarafına çıkardığı 11/10/2021 tarih ve sayılı yazısı ile tarafından istenilen tazmin talebinin kaldırılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kurumumuzca verilen Gönderme

Kararı’na istinaden Kartal İlçesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığı’ndan alınan

16.12.2021 tarihli ve sayılı yazıda;

2.1.“Konu:Kartal Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının 2008/2017 yıllarını kapsayan iş ve işlemlerinin incelenmesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü Müfettişlerince yapılan denetim sonucunda başvuranın Sivil Toplum Kuruluşunda üye olarak görev yaptığı ve Vakıf Mütevelli Heyeti Üyesi olduğu dönemde vakıf çalışanı ve yolsuzluk yaptığı iddiasıyla haklarında suç

duyurusunda bulunularak işten çıkarılmışlardır. Suç duyurusu ile ilgili olarak, iş akdinin fesih ve işe iade ve ‘ ın Vakıfa karşı açtığı diğer davalar vakıf aleyhine sonuçlanarak kaybedilmiştir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Müfettişlerince yapılan değerlendirmelerde bu davaların vakıf yönetimince takip ve temsil edilmediğinden vakıf aleyhine sonuçlanarak vakfın zarara uğramasına sebebiyet verildiğinden o dönemin Vakıf Mütevelli Heyet üyelerinden tahsil edilmesi gerektiğine dair hazırlanan teftiş raporu Kartal Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığı’na gönderilmiştir. Bu ödeme talebini içeren Kaymakamlık yazısı ve dayanağı teftiş raporunun yürütmenin durdurulması ve iptali.

2.2.Açıklamalar: Başvuran ‘ a ödeme talebi gönderen Kartal Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışma Vakfı Başkanlığı 3294 sayılı kanunla kurulmuş bir Vakıf, Özel Hukuk Tüzel kişisidir. Kanun gereği Mütevelli Heyeti Başkanı Kaymakam ve Mütevelli Heyet üyelerinin bir kısmı kamu görevlisi bir kısmı da sivil şahıslardır. Vakıf gelirlerinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından her ay gönderilen paradan oluşması onun özel hukuk tüzel kişiliğini ortadan kaldırmaz. Çünkü kararlarını kendi Mütevelli

Heyeti ile vesayete tabi olmadan alır, personeli işçi statüsündedir.

2.3.Medeni Kanun’a göre tüzel kişiler kararlarını organları aracılığıyla alır ve işlemlerini belirli organlarıyla yapar. Bu organ Vakıflar için Vakıf Mütevelli Heyeti’dir. Vakfın işlemlerini Mütevelli Heyeti yapar ve bu yaptığı işlemlerden dolayı da Mütevelli Heyeti sorumludur. Başvurucunun da açıkça kabul ettiği gibi

Vakfın zararına yol açtığı teftiş raporunda belirtilen karar haklı fesin iddiasıyla Mütevelli Heyet kararıyla işçi çıkarılıp, çıkarılan işçinin açtığı davaların takip edilmemesi nedeniyle oluşan zararları konuyu kendinin de içinde bulunduğu Mütevelli Heyeti tarafından alınmıştır Medeni Kanun gereği tüzel kişi organları karar alma hakkı ve yetkisi taşıdığından Başvuran ‘ in da Mütevelli Heyet Üyesi olduğu dönemin karar ve sorumluluklarının sonucuna katlanması gerektiği de açıktır.

2.4.Kartal İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008-2017 yıllarını kapsayan dönemi denetlemiştir. Bu döneme ait

15.10.2019 tarih ve 75 sayılı denetim raporuna Vakıf Başkanlığımızın itirazı üzerine aynı dönem için

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden yapılan denetim sonucunda hazırlanan 19.02.2021 tarihli denetim raporunun 26. Maddesinde vakıf çalışanı ’ın vakfa ait bazı ödemeleri yapması için kendisine teslim edilen paraların, bazılarını ödememesi, ödediklerinden kalan paraların mahsuplarını zamanında yapmaması sebebiyle hakkında soruşturma açıldığı ve iş akdinin fesih edilerek işten çıkarıldığı aynı konu ile ilgili soruşturma açılan nin emekli olduğu belirtilmiştir. Haklarında soruşturma açılan iki çalışan hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu iki çalışan hakkında 15. Sulh Ceza Mahkemesine açılan görevi kötüye kullanma davasını vakfın takip etmediği, avukat ya da Mütevelli Heyetince de temsil edilmediği bu davadan haklarında iki ay ceza aldıkları, şahısların bunu temyiz etmesi üzerine verilen Bozma Kararından sonra sanıklar hakkında Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davanın da vakıf yönetimi tarafından takip edilmediği, duruşmalara katılınmadığı, avukatla temsil edilmediği, duruşmaya giderek müdahale talebinde bulunulmadığı bu yeni dava dosyasında in beraat ettiği mevcut Vakıf Başkanlığımızın yaptığı temyiz girişimine mahkeme tarafından önceki yıllarda yapılmış bir “Müdahil olma talebi” olmadığından reddedildiği bildirilmiştir. 2.5.Başvuran, Heyet üyesi olarak görev yaptığı dönemde imzası ile toplantılara katılarak karar alma ve uygulama sürecine dahil olmuştur. İlçe Vakfımız Vakıflar Genel

Müdürlüğü Başmüfettişinin Denetim Raporuna istinaden başvurandan talepte bulunmuştur. Yasal yollar bu süreç dâhilinde devam etmektedir. Bilgilerinize arz olunur.” ifadelerine yer verilmiştir.

3. Konuyla ilgili, başvuran ile yapılan görüşmede, başvuranın, o tarihte Türk Kızılayı’nda şube müdürü olarak görev yaptığı bilgisi edinilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 5. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”, 6. 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun, “Vakıflar” başlıklı 7’inci maddesinde; “(Değişik birinci fıkra: 1/12/2004-5263/19 md.) Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur. (Değişik ikinci fıkra: 1/12/2004 – 5263/19 md.) Mülkî idare amirleri vakfın tabii başkanı olup, illerde belediye başkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetini oluşturur. […] 7. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Vakfın Örgütü” başlıklı 109 uncu maddesinde; “Vakfın bir yönetim organının bulunması zorunludur.” 6.1. “Denetim” başlıklı 111 inci maddesinde; “Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel

Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun hükümlerine tabidir.” 8. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Tanımı” başlıklı 502 nci maddesinde; Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan iş görme sözleşmelerine de uygulanır. Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır.

8.1. “Şahsen ifa, sadakat ve özen gösterme” başlıklı 506’ncı maddesinde; …Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” 8.2. “Birlikte vekâlet verenlerin ve birlikte vekillerin sorumluluğu” başlıklı 511 inci maddesinde; “Bir kişiye birlikte vekâlet verenler, vekile karşı müteselsil olarak sorumludurlar. Vekâleti birlikte üstlenenler, vekâletin ifasından müteselsil olarak sorumludurlar ve yetkilerini başkalarına devir hakları olmadıkça, vekâlet vereni, ancak birlikte yaptıkları fiil ve işlemleriyle borç altına sokabilirler.”

Hükümleri bulunmaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

/

9. Başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 10. Uyuşmazlık konusu özetle; Kartal Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının 2008/2017 yıllarını kapsayan iş ve işlemler üzerinde İstanbul Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü Vakıflar Başmüfettişleri tarafından inceleme ve denetleme sonucunda ‘ a yapılan ödeme işlemlerinden dolayı vakıf mütevelli heyetinde görevli bulunduğu tarihlere ilişkin adına 5,806,17 TL ödeme çıkarılan ilgilinin, kendisinin o esnada sadece yönetim kurulu üyesi olarak bulunmakta olduğu, bahsedilen işlemin asıl muhatabının yönetim kurulu başkanı olan kaymakamlık makamı olduğu, gerekçesiyle, Kartal Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışma Vakfı’nın 11/10/2021 tarih ve sayılı yazısı tarafına çıkarılan ödeme talebinin iptali talebi hakkındadır.

11. Konuyla ilgili olarak Kartal İlçesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığı’ndan alınan yazıda, Kartal Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın 3294 sayılı kanunla kurulmuş bir vakıf, özel hukuk tüzel kişisi olduğu, kanun gereği mütevelli heyeti başkanının Kaymakam ve Mütevelli Heyet üyelerinin bir kısmının kamu görevlisi bir kısmı da sivil şahıslar olduğu, yaptığı işlemlerden dolayı da mütevelli heyetinin sorumlu olduğu, vakfın Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008-2017 yıllarını kapsayan döneminin denetlenmiş olduğu, bu döneme ait 15.10.2019 tarih ve

75 sayılı denetim raporuna itiraz edilmesi üzerine aynı dönem için Vakıflar Genel Müdürlüğü

tarafından yeniden yapılan denetim sonucunda hazırlanan 19.02.2021 tarihli denetim raporunda belirtildiği üzere, vakfı zarara uğratıcı işlemlerin yapıldığı dönemde, başvuranın mütevelli heyeti üyesi olduğu, heyet üyesi olarak görev yaptığı dönemde imzası ile toplantılara katılarak karar alma ve uygulama sürecine dahil olmuş olduğu, vakfın, Vakıflar Genel Müdürlüğü Başmüfettişinin Denetim

Raporuna istinaden başvurandan talepte bulunmuş olduğu açıklamalarına yer verilmiştir.

12. Somut olayda anılan vakfın 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’na göre kurulmuş, başkanı ve yönetim kurulu üyeleri kamu görevlilerinden müteşekkil, kamu yararına çalışan, devletin bir sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı olduğu anlaşılmaktadır.

13. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir “Sosyal

Devlet” olduğu belirtilmiş; sosyal devlet ise, toplumda sosyal barışı ve sosyal adaleti sağlamak amacıyla, devletin sosyal ve ekonomik hayata aktif bir şekilde müdahalesini gerekli ve meşru gören bir Devlet anlayışı olarak tanımlanmıştır. (Özbudun, E.: Türk Anayasa Hukuku, 2010: s. 135). Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak Devletimiz oluşturduğu kurum ve kuruluşlarıyla yoksullukla mücadele etmekte ve bu kapsamda sosyal yardımlar Devlet politikasının en önemli aracı olarak görülmektedir. Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışma Vakıfları (SYDV), 14.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile kurulmuştur. Kanun’un 1. maddesinde, kanunun amacı, yoksul ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlara yardım etmek, gelir dağılımında adaleti sağlayıcı tedbirler alarak sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmek olarak belirtilmiş, bu amaca uygun çalışma yapmak üzere de

Kanun’un 7. maddesinde sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulacağı düzenlenmiştir. Aynı maddede, anılan vakıfların karar organı olan mütevelli heyetlerinin nasıl teşekkül edeceği ayrıntılı olarak

/

ifade edilmiş, maddenin son fıkrasında da, vakıf senetlerinin, mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından Medeni Kanundaki hükümlere göre tescil ettirileceği öngörülmüştür.

14. SYD Vakıflarında idari yapı Vakıf Başkanı ve Vakıf Mütevelli Heyeti olmak üzere ikili bir yapıya sahiptir. 3294 sayılı Kanun gereğince mülki idari amirleri vakfın tabiî başkanıdır. SYD Vakıfları’nın

Mütevelli Heyeti, genel olarak kamu görevlilerinden teşekkül etmiştir. Mevcut durumda her il ve ilçede kurulmuş bulunan illerde vali, ilçelerde kaymakam başkanlığında oluşturulan 973 adet Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı bulunmaktadır. 3294 sayılı Kanunun 1. maddesinde belirtilen amaçların gerçekleştirilmesinin aracı olarak neden “vakıf kurumu”nun öngörüldüğü, Başbakanlığın 17/07/1986 tarih ve 11 numaralı Genelgesinde şu şekilde ifade edilmiştir: “Türk halkı ve idaresi tarih boyunca sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneklerini vermiştir. Milli, sosyal ve kültürel değerlerimizin korunup yaşatılmasında vakıf müessesesinin çok önemli bir rolü ve mevkii vardır. Bu bakımdan, Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun uygulamasında ana görev, il ve ilçelerde kurulacak vakıflara verilmiştir.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2016/1222 Esas, 2018/1137 Karar sayılı Kararı)

15. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2016/1222 Esas, 2018/1137 Karar sayılı Kararı’nda Medeni

Kanuna göre tüzel kişilik kazanan vakıflar ile kanunla kurulan SYD vakıflarının farklılıklarına şu şekilde değinilmiştir. “SYD vakıfları, kuruluşunda olduğu kadar gelirler, ayrıcalıklar, çalışan personelin tabi olduğu esaslar vs. yönlerden kendine özgü nitelikler taşımaktadır. Diğer vakıfların kuruluşu Medeni

Kanuna göre resmî senetle veya vasiyet yolu ile gerçekleşmesine rağmen Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışma Vakıfları özel bir Yasayla yani 3294 sayılı Kanun ile kurulmuştur. Özel bir kanunla kurulduğu gibi yönetimin de bu kanunla belirlendiği SYD Vakıflarında, vakıf kuran yani vakfeden kuruluş bizatihi

Devletin kendisidir. Vakfın gelirleri 3294 sayılı Kanunun Ek-1. maddesi gereğince kamu alacağı mahiyetinde kabul edilmiştir. Diğer vakıfların amacı, malları, organlarının asliye hukuk mahkemesi kararı ile değiştirilmesi mümkün olduğu hâlde, SYD vakıflarında bu değişiklikler yasayla yapılmaktadır. Vakıflar amaçlarına uygun bir mal varlığı ile kurulurken SYD Vakıfları sembolik bir mal varlığı ile kurulup giderleri kamu bütçesinden sürekli karşılanmaktadır. Yine yasayla belirlenen yöneticiler için SYD Vakıflarında huzur hakkı ücreti belirlenmiştir. Diğer taraftan SYD Vakıfları denetim yönünden de özellik arz etmektedir.

Şöyle ki; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının yapısını inceleyen Başbakanlık Vakıflar Genel

Müdürlüğü iç denetim raporu ile açıkça, bu vakıfların kamu kurumu şeklinde örgütlendiği, denetiminin hesap yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, idari yönden İçişleri ile Aile ve Sosyal Politikalar

Bakanlıklarınca gerçekleştirildiği, Vakıfların harcamalarının iş ve işlemlerini araştırma, inceleme, izleme ve denetleme görev ve yetkisinin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından yapıldığı belirtilmiştir.

SYD Vakıflarının mali yapısına da kısaca değinilecek olursa; 3294 sayılı Kanunun 8. maddesinde, Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının gelirlerinin, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik

Fonu’ndan aktarılacak miktardan, işletme ve iştiraklerden elde edilecek gelirlerden ve diğer gelirlerden teşekkül edeceği hüküm altına alınmıştır. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları Resmî Senedi’nin 5. maddesinde ise “Vakfın Gelir Kaynaklarının, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşmayı ve Dayanışmayı Teşvik

Kanunun 8 inci maddesinde sayılan gelirler ile nakdi ve ayni, menkul ve gayrimenkul olmak üzere iktisadi değeri olan halk teberruları” olduğu hükme bağlanmıştır. Vakıfların en önemli, düzenli ve temel gelir kaynağını ise Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan aktarılan pay oluşturmaktadır. Fon gelirlerine ise 3294 sayılı Kanunun’un 4. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre de Fon’un gelirleri; Kanun ve kararnamelerle kurulu bulunan ve kurulacak olan fonlardan Bakanlar Kurulu kararıyla % 10’a kadar aktarılacak miktardan, bütçeye konulacak ödeneklerden, trafik para cezası hasılatının yarısından, Radyo ve

Televizyon Üst Kurulu reklam gelirleri hasılatından aktarılacak % 15’lik miktardan, her nevi bağış ve

/

yardımlardan, diğer gelirlerden teşekkül etmektedir. Fon’da toplanan bu kaynaklar ise, Fon Kurulu tarafından alınan kararlar doğrultusunda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel

Müdürlüğü eliyle Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına aktarılmakta ve yardımlar Vakıflar tarafından vatandaşlara ulaştırılmaktadır. SYD Vakıflarının gelirleri arasında bağışlardan bahsedilmiş ise de, fiiliyatta sayılan bu yardımların payının yok denecek kadar az olduğu bilinen bir gerçektir. Gelirlerinin neredeyse tamamı kamu gelirlerinden (SYD Teşvik Fonundan) sağlanmaktadır. Diğer taraftan SYD

Vakıflarının vergi muafiyetlerine sahip olduğu 3294 sayılı Kanun’un 9. maddesinde, gelirlerinin kamu alacağı niteliğinde olduğuna aynı Kanunun Ek 1. maddesinde, kamu hizmeti faaliyeti yaptığına ise Ek 3.

maddesinde açıkça yer verilmiştir.

16. Somut olayda, konuyla ilgili bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, anılan vakfın Vakıflar Genel

Müdürlüğü’nce 2008-2017 yıllarını kapsayan döneminin denetlenmiş olduğu, anılan teftiş raporunda, vakıf tarafından yapılan hatalı işlemler sonucunda oluşan zarar sebebiyle, vakıf yöneticilerinin sorumlu tutulmuş bulunduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 111 inci maddesinde, “Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun bir biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun hükümlerine tabidir.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu düzenleme idari mercilerce yapılacak idari denetimle ilgilidir.

17.Vakıf tüzel kişisinin zorunlu tek organını oluşturan ve mütevelli, idare heyeti veya yönetim kurulu olarak adlandırılan yönetim organı, kural olarak hem vakfın yönetimine ilişkin kararları alır hem de bu kararları uygular. Vakıf yönetim organının görevini yerine getirirken vakfa zarar vermesi mümkündür. Bu durumda vakfın yönetim organını oluşturan kişi veya kişilerin vakfa karşı sorumlu olup olmayacakları ve sorumlu olacakları durumda hangi koşullarda sorumlu olacakları meselesi ortaya çıkmaktadır. Öğretide, vakıf yönetim organını oluşturan kişiler ile vakıf arasındaki hukuki ilişkinin vekâlet sözleşmesi hükümlerine tabi olması gerektiği ifade edilmektedir. Bu bağlamda, mütevelli heyetinde yer alan kişilerin TBK m. 506/II uyarınca özen ve sadakat borcuna uygun şekilde görevlerini ifa etmeleri gerektiği kabul edilmektedir. Buna aykırı davranış nedeniyle, vakıf tüzel kişisinin zarara uğraması durumunda, vakfa karşı bu zararın tazmini sorumluluğu doğar. Öğretide bu tazmin sorumluluğunun TBK m. 61 ve m. 511/II uyarınca müteselsil sorumluluk hükümlerine göre gerçekleşeceği ifade edilmektedir. (Barış DEMİRSATAN, Altınbaş

Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukukta Güncel Tartışmalar Sempozyumu II, İstanbul, Türkiye, 28

Mayıs 2020, ss.15-16)

18. 17 Temmuz 1986 tarih ve 19167 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1986/11 sayılı Başbakanlık

Genelgesi ekinde yer alan Vakıf Resmi Senedi Örneğinin (Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Resmi

Senedi) “Mütevelli Heyetin Görevleri” başlıklı 10 uncu maddesinde, Mütevelli Heyetinin Vakfın yönetim ve temsile yetkili organı olduğu, bu sebeple Vakfın amaçlarının gerçekleşmesi için gereken işlemi yapmaya ve kararları almaya yetkili ve görevli olduğu hususlarının düzenlendiği görülmektedir.

19. Vakıf yöneticilerinin görevden alınması, yönetim organı veya denetim makamının başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra vakfın amacını değiştirilmesi ve vakfın geçici olarak faaliyetten alıkonulması gibi mevzuların ilgili Mahkemenin görev ve yetkisinde bulunduğu, Türk Medeni Kanunu’nun

111 inci maddesinde, “Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını

amaca uygun bir biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun hükümlerine tabidir.” hükmünün yer yer aldığı, söz konusu

/

düzenlemenin idari mercilerce yapılacak idari denetimle ilgili olduğu, Vakıf idarecilerinin kusurlu hareketleriyle vakfa zarar vermiş olmaları durumunda Vakıflar Genel Müdürlüğünün yapacağı başvuru üzerine yetkili asliye mahkemesince duruşma yapılarak görevden alınabilecekleri, Vakfa verilen söz konusu zararların tazmini noktasında ilgili Mahkemece karar alınması koşuluyla tazmin edilebileceğine ilişkin özel bir hüküm bulunmadığı, dolayısıyla Vakfın Mahkeme kararına gerek olmaksızın uğradığı zararı

Mütevelli Heyeti üyelerinden isteyebileceği değerlendirilmiştir.

20. Başvuranın iddiaları, idarenin cevabı, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde; ilgilinin teftiş raporunda belirtildiği üzere, vakıf mütevelli heyetinde yer aldığı, vakfın uğradığı zararlar sebebiyle müteselsilen sorumlu olduğu, bu nedenle şikayete konu ödeme talebi ile ilgili idarenin işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden 21.İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Başvuranın, şikâyet dilekçesine idare tarafından verilen cevapta herhangi bir iyi yönetim ilkesine aykırı işlemi tespit edilmemiştir.

VI.HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu kararın başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR ÖNERİSİ

Açıklanan gerekçelerle; Başvurunun REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve KARTAL SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/