|
ÖZET: Başvuru, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun geçici 10’uncu maddesi çerçevesinde, başvuru sahibinin aracına konulan tedbir şerhinin kaldırılması için ödediği 27.254,90 TL’nin yasal faizi ile iadesini talep etmesi üzerine yapılmıştır. Başvuran, aracının üzerine “İthalatçı firma eksik gümrük vergisi ödedi.” iddiasıyla tedbir konulduğunu ve bu nedenle aracını satamadığını belirtmiştir. İlgili mahkeme, tüm gümrük vergilerinin tam olarak ödendiğini tespit ederek tedbirin kaldırılmasına karar vermiştir. Ancak, başvuranın talep ettiği ödemenin “ödenmemesi gereken” bir vergi olduğu mahkemece belirlenmiştir.
Ticaret Bakanlığı, başvuranın geri verme talebinin zamanaşımına uğradığını ve dolayısıyla iade edilemeyeceğini bildirmiştir. Başvuranın, 21.08.2020 tarihine kadar başvuruda bulunması gerektiği, ancak talebin 07.09.2021 tarihinde yapıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca, başvuranın ödediği tutarın vergi olarak nitelendirilemeyeceği, bu ödemenin isteğe bağlı olarak yapıldığı ve hukuki bir zorunluluk taşımadığı vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddine karar vermiştir. Karar, başvuran ve Ticaret Bakanlığı’na tebliğ edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/13594-S.22.20876
BAŞVURU NO : 2022/5041
KARAR TARİHİ : 21/10/2022
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : TİCARET BAKANLIĞI
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun geçici 10’uncu
BAŞVURUNUN KONUSU :
maddesi uyarınca ödenen bedelin yasal faizi ile iadesi istemi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 03/04/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarafından yapılan başvuruda başvuru sahibi, adına tescilli plakalı ve şasi no’lu aracın üzerine “İthalatçı firma eksik gümrük vergisi ödedi.” iddiası ile tedbir şerhi konulduğunu, bu nedenle aracı satamadığını, tedbir şerhinin kaldırılması için 2017 yılında 5607 sayılı kanun kapsamında yapılan düzenlemeden yararlanmak üzere Atatürk Havalimanı
Gümrük Saymanlık Müdürlüğüne 27.254,90 TL ödediğini, şerhin kaldırıldığını, konu hakkında da o dönemde Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinde ithalatçı firma aleyhinde açılan davada, araçla ilgili tüm gümrük vergilerinin tam olarak ödendiği tespiti yaparak ödeme yapılmayan araçlar da dahil benzer konumdaki tüm araçların tedbir şerhini kaldırdığını, mağduriyetini gidermek için ödemeye mecbur kaldığı 27.254,90 TL’nin ‘’ödenmemesi gereken’’ bir vergi olduğunun anlaşıldığını belirterek Yeşilköy Gümrük
Müdürlüğü tarafından aracına konulan tedbir şerhi kalksın diye 2017’de mecburen ödediği, ama bunun ödenmemesi gereken bir vergi olduğunun Mahkeme tarafından 20.05.2021’de karara bağlandığından eksik vergi tutarı olan 27.254,90 TL’nin yasal faizleri ile birlikte iadesinin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 08/04/2022 tarih ve sayılı şikâyet konusuna ilişkin bilgi/belge isteme yazılarına istinaden Ticaret Bakanlığı’nın 6/5/2022 tarih ve sayılı yazılarında, şase numaralı, plakalı, 2009 model, Bmw marka, X6 3.5 ticari adlı araç için Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince / Esas sayılı dosya ile söz konusu aracın ülkeye girişinde ÖTV’nin eksik ödenmesinin tespitinden dolayı üzerine tedbir konulduğu,
2.1. Başvuru sahibine ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda vergi dairesi ile yapılan yazışmalar sonucunda, vergi dairesince ilk iktisapta ödenmesi gereken ÖTV tutarının 109.019,28-TL olduğunun bildirilmesi üzerine, 5607 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi ve anılan Yönetmeliğin 5 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca ilk iktisapta ödenmesi gereken ÖTV tutarının %25’ine isabet eden tutarın 27.254,90-TL olduğu belirtilerek söz konusu ÖTV tutarının 31.08.2017 tarihine kadar ödenmesi gerektiği bildirilmiş ve söz konusu ÖTV tutarının 21.08.2017 tarihinde ödendiği, 2.2. Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli ve E: / , K: / sayılı Kararı ile; “Suça konu araçlardan 5607 sayılı Kanunun geçici 10 ve 11 inci maddeleri uyarınca ödeme yapılmış olan araçlara ilişkin olarak, üzerlerindeki ihtiyati tedbir kararı kaldırılmış olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, suça konu araçlardan 5607 sayılı Kanunun geçici 10 ve 11 inci maddeleri uyarınca ödeme yapılmamış olan araçlara ilişkin olarak ise üzerlerindeki ihtiyati tedbir kararlarının karar kesinleştiğinde kaldırılmasına” karar verildiği, 2.3. Dolayısıyla bu davanın 6770 sayılı Kanun kapsamında ödenen tutarın iadesi yönünde yükümlü tarafından açılmış bir dava olmadığı, ithalatçı firmalara karşı açılmış bir kamu davası olduğu, 6770 sayılı
Kanun kapsamında fark ÖTV’si ödenen araçların tedbir şerhi kaldırıldığı için Mahkemesince karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, kararda 6770 sayılı Kanun kapsamında ödenen tutarların iadesine yönelik bir hüküm bulunmadığı, 2.4. Geri verme başvurusuna ilişkin olarak Yeşilköy Gümrük Müdürlüğünce düzenlenen 23.09.2021 tarihli ve sayılı Gümrük Vergilerinin Geri Verilmesine İlişkin Karar’da; ilgili dosyada zamanaşımı yönünden yapılan incelemede, şasi numaralı araç için 21.08.2017 tarihinde ve 6770 sayılı Kanun kapsamında Atatürk Havalimanı Gümrük Saymanlık Müdürlüğüne ödeme yapıldığı, ödenen tutarla ilgili geri verme başvurusunun en geç 21.08.2020 tarihine kadar yapılması gerektiği, ancak başvurunun 07.09.2021 tarihli ve sayılı dilekçe ile üç yıllık zamanaşımı süresi dışında yapıldığı, zamanaşımını durduran hükümler ve ilgili araca ilişkin kamu davası neticesinde verilen karar çerçevesinde yapılan incelemede, geri verme başvuru dilekçesi ekinde yer alan ve bahse konu aracı da kapsayan davanın, 6770 sayılı Kanun kapsamında ödenen tutarın iadesi yönünde yükümlü tarafından açılmış bir dava olmadığı, ithalatçı firmalara karşı açılmış bir kamu davası olduğu, 6770 sayılı Kanun kapsamında fark ÖTV’si ödenen araçların tedbir şerhi kaldırıldığı için Mahkemesince karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, söz konusu kararda 6770 sayılı Kanun kapsamında ödenen tutarların iadesine yönelik bir hüküm bulunmadığı, bu sebeple söz konusu davanın geri verme başvurusu zamanaşımı süresini durdurmayacağı ve mevcut aşamada da geri verme işleminin yapılmasına dair herhangi bir dayanak oluşturmayacağı, bununla birlikte; 6770 sayılı Kanun ve bağlı Yönetmelik hükümlerinden faydalanmanın bir zorunluluk olmadığı, araç malikince söz konusu Kanun’dan faydalanmak üzere başvurunun ve ödemenin rızaen yapıldığı, bu ödemeye istinaden araç üzerindeki tedbir şerhinin kaldırılması için ilgili Müdürlüğünce
Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesine 24.08.2017 tarihli ve sayılı yazının gönderildiği belirtilerek yükümlünün geri verme talebi reddedilmiş olup anılan kararın 15.10.2021 tarihinde yükümlüsüne tebliğ edildiği, 2.5. Bu sebeple söz konusu davanın geri verme başvurusu zamanaşımı süresini durdurmayacağı ve mevcut aşamada da geri verme işleminin yapılmasına dair herhangi bir dayanak oluşturmayacağı, ödenen tutarla ilgili geri verme başvurusunun en geç; tutarın 21.08.2017 tarihinde ödendiği ve Gümrük Kanunu 211’inci maddesinde belirtilen 3 (üç) yıllık süre dikkate alındığında 21.08.2020 tarihine kadar yapılması gerektiği ancak başvurunun 07.09.2021 ve tarih ve sayılı dilekçe ile üç yıllık zamanaşımı süresi dışında yapıldığı, 2.6. Bununla birlikte; söz konusu araç için 6770 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31. Maddesiyle
5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa eklenen Geçici 10’uncu maddesinin uygulanmasına yönelik
düzenlenen 09.05.2017 tarihli 30061 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “5607 Sayılı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Göre Gümrük Vergilerinin Eksik Ödenmesi Nedeniyle El Konulan Kara
Taşıtlarının Sahiplerine İadesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” hükümlerinden faydalanmanın bir zorunluluk olmadığı, araç malikince söz konusu Kanun’dan faydalanmak üzere Yeşilköy
Gümrük Müdürlüğüne ibraz edilen 16.05.2017 tarihli sayılı dilekçe ile yapılan başvurunun ve
Atatürk Havalimanı Gümrük Saymanlık Müdürlüğüne 21.08.2017 tarihli sayılı alındı belgesi ile yapılan ödemenin rızaen yapıldığı, 2.7. Yeşilköy Gümrük Müdürlüğünün konuya ilişkin herhangi bir zorlama ya da müdahalesinin bulunmadığı ve anılan şahsın bahsi geçen Kanun ve bağlı Yönetmelik hükümlerinden yararlandığı tespit edilmiş olup mezkur Yönetmelik uyarınca talebinin karşılanmasının mümkün bulunmadığı, açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35’inci maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” 3.3. “Vergi Ödevi” başlıklı 73’üncü maddesinde; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi
Cumhurbaşkanına verilebilir.” 3.4. ‘Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 5.1. “Vergiyi doğuran olay” başlıklı 3’üncü maddesininin (e) bendinde; “İthalatta, 4458 sayılı Gümrük
Kanununa göre gümrük yükümlülüğünün doğması, ithalat vergilerine tâbi olmayan işlemlerde ise gümrük beyannamesinin tescilidir.” 5.2. “Mükellef ve vergi sorumlusu” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde “(II)
sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanlar için; motorlu araç ticareti yapanlar, kullanmak üzere ithal edenler veya müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenlerdir.” 5.3. “Vergileme ölçüleri ve matrah” başlıklı 11’inci maddesinin üçüncü fıkrasında “(II), (III) [(B)
cetvelindekiler hariç] ve (IV) sayılı listelerdeki mallar için verginin matrahı; bunların teslimi, ilk iktisabı ve ithalinde, hesaplanacak özel tüketim vergisi hariç, katma değer vergisi matrahını oluşturan unsurlardan teşekkül eder.” 6. 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun; 6.1. 3’üncü maddesinin sekizinci fıkrasının (a) bendinde; “Gümrük vergileri” deyimi, ilgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan ithalat vergilerinin ya da ihracat vergilerinin tümünü;
(b) bendinde; “Gümrük yükümlülüğü” deyimi, yükümlünün gümrük vergilerini ödemesi zorunluluğunu……
ifade eder.” 6.2. “Vergilerin Geri Verilmesi veya Kaldırılması” başlıklı bölümünde 210’ uncu maddesinde; “Bu
Kanunda geçen; a) “Geri verme” deyimi, ödenmiş olan gümrük vergilerinin tamamen veya kısmen geri ödenmesi, b) “Kaldırma” deyimi, henüz ödenmemiş olan gümrük vergilerinin tamamen veya kısmen alınmamasına karar verilmesi, Anlamına gelir.” 6.3. 211’inci maddesinde “ 1. Kanunen ödenmemeleri gerektiği halde ödenmiş olduğu belirlenen gümrük vergileri geri verilir. Kanunen tahakkuk ettirilmemeleri gerektiği halde tahakkuk ettirilen gümrük vergileri kaldırılır. Ancak, kanunen ödenmemesi veya tahakkuk ettirilmemesi gereken gümrük vergileri ilgili kişinin kasten yaptığı bir tahrifat sonucunda ödenmiş veya tahakkuk ettirilmişse, bu vergilerin geri verilmesine veya kaldırılmasına ilişkin talepler kabul edilmez.
2. Kanunen ödenmemeleri gereken gümrük vergileri, söz konusu vergilerin yükümlüye tebliğ edilmesi ve ilgilinin üç yıl içinde gümrük idaresine müracaatı üzerine geri verilir veya kaldırılır. Kontrol ve denetleme sonucunda, geri verme veya kaldırma hallerinden birinin tespiti durumunda, aynı süre içinde geri verme veya kaldırma işlemi doğrudan yapılır. Bu süre mücbir sebep veya beklenmeyen hallerde uzatılabilir.
6.4. 212’nci maddesinde “ Bir gümrük beyannamesine dayanılarak ödenmiş olan gümrük vergileri bu beyannamenin iptal edilmesi üzerine ilgilinin talebiyle geri verilir. Bu istemin, gümrük beyanname-sinin iptal edilmesi amacıyla müracaatta bulunulması için öngörülen süreler içerisinde yapılması gerekir.” 6.5. 214’üncü maddesinde “ Gümrük vergileri 211, 212 ve 213 üncü maddelerde belirtilen haller dışında, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümleri çerçevesinde Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek hallerde geri verilir veya kaldırılır. Bu maddede belirlenen geri verme ve kaldırma işlemleri, gümrük vergilerinin yükümlüye tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde ilgili gümrük idaresine başvurulması üzerine yapılır. Ancak, mücbir sebebin tespiti halinde, bu sürenin aşılmasına Müsteşarlıkça izin verilir.” 6.6. 242’nci maddesinde “ 1. Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir. 2. İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. 3. İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır. 4. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir.
7. Kaçakçılık fiilleri ve yaptırımları ile kaçakçılığı önleme, izleme, araştırma usûl ve esaslarını belirlemek amacıyla kabul edilen 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 7.1. “Kaçakçılık suçları” başlıklı 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasında “Eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”, 7.2. 6770 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (27.01.2017 t. 29961 s. R.G.) 31’inci maddesi ile eklenen Geçici 10’uncu maddesinde; “(1) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi nedeniyle açılan kamu davalarında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce el konulan ve müsadere kararı verilmemiş kara taşıtları ile ilgili olarak; a) Taşıtın tasfiyesinin tamamlanmamış olması, b) Bu maddenin yürürlüğe girdiği ayı takip eden altıncı ayın sonuna kadar ilgili gümrük idaresine başvurulması ve taşıtın ilk iktisabında ödenmesi gereken özel tüketim vergisinin %25’ine tekabül eden tutarın başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili tahsil dairesine ödenmesi, şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde el koyma kararı kaldırılır ve el konulan aracın sahibine iade edilmesine karar verilir.
8. 09.05.2017 tarih ve 30061 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele
Kanununa Göre Gümrük Vergilerinin Eksik Ödenmesi Nedeniyle El Konulan Kara Taşıtlarının
Sahiplerine İadesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte, 4’ncü maddesinde, (1) Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi nedeniyle açılan kamu davalarında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce el konulan ve müsadere kararı verilmemiş kara taşıtları için Kanunun geçici 10 uncu maddesi hükmünden yararlanmak isteyen kişiler tarafından, 31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar, ödemeleri gereken tutarın öğrenilmesi için EK-1’de yer alan “Ön Tespit Dilekçesi” ilgili gümrük idaresine verilir.
5’inci maddesinde, (7) İlk iktisabın aracın serbest dolaşıma girişinde gerçekleşmesi halinde, aracın ithalatında ödenmesi gereken özel tüketim vergisi üzerinden; serbest dolaşıma girişinden sonra gerçekleşmesi halinde ise vergi dairesinden alınan ödenmesi gereken özel tüketim vergisi bilgisi üzerinden, ilgili gümrük idaresince, hesaplanan %25’lik tutar ve bu tutarı ödemek üzere Kanunun geçici 10 uncu maddesinden yararlanmak için 31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar başvuruda bulunulması gerektiği, dilekçe sahibine yazı ile bildirilir.”düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Başvuru sahibinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden 10. Başvuran, adına tescilli aracın üzerine “İthalatçı firma eksik gümrük vergisi ödedi.” iddiası ile tedbir şerhi konulduğundan aracı satamadığını, tedbir şerhinin kaldırılması için 2017 yılında 5607 sayılı kanun kapsamında yapılan düzenlemeden yararlanmak üzere Atatürk Havalimanı Gümrük Saymanlık
Müdürlüğüne 27.254,90 TL ödediğini, şerhin kaldırıldığını, konu hakkında da o dönemde Bakırköy 1. Ağır
Ceza Mahkemesinde ithalatçı firma aleyhinde açılan davada, araçla ilgili tüm gümrük vergilerinin tam olarak ödendiği tespiti yaparak ödeme yapılmayan araçlar da dahil benzer konumdaki tüm araçların tedbir şerhinin kaldırıldığını, mağduriyetini gidermek için ödemeye mecbur kaldığı 27.254,90 TL’nin
‘’ödenmemesi gereken’’ bir vergi olduğunun anlaşıldığını belirterek Yeşilköy Gümrük Müdürlüğü tarafından aracına konulan tedbir şerhi kalksın diye 2017’de mecburen ödediği, ama bunun ödenmemesi gereken bir vergi olduğunun Mahkeme tarafından 20.05.2021’de karara bağlandığından eksik vergi tutarı olan 27.254,90 TL’nin yasal faizleri ile birlikte iadesinin yapılmasını talep etmektedir.
11. Başvuru sahibi ithalatçı firmadan aldığı şase numaralı araç için ithalatçı firmanın eksik özel tüketim vergisi (ÖTV) ödediği gerekçesiyle tedbir şerhi konduğunu, tedbir şerhini kaldırmak içinde söz konusu ÖTV tutarının % 25’ini ödediğini, ancak Bakırköy 1. Ağır Ceza
Mahkemesinde ithalatçı firma aleyhinde açılan davada, araçla ilgili tüm gümrük vergilerinin tam olarak ödendiği tespiti yaparak ödeme yapılmayan araçlar da dahil benzer konumdaki tüm araçların tedbir şerhinin kaldırıldığından bahisle ödemiş olduğu ÖTV tutarının yasal faizleriyle birlikte ödemesi talebine ilişkin açılan davanın bir kamu davası olduğu, Mahkeme kararında tedbir şerhinin kaldırıldığı, ancak ödenen tutarların iadesine yönelik bir hüküm olmadığı, ödenen tutarla ilgili geri verme başvurusunun en geç
21.08.2020 tarihine kadar yapılması gerektiği, ancak başvurunun 07/09/2021 tarihli ve sayılı
dilekçe ile üç yıllık zamanaşımı süresi dışında yapıldığı, söz konusu davanın geri verme başvurusu zamanaşımı süresini durdurmayacağı ve mevcut aşamada da geri verme işleminin yapılmasına dair herhangi bir dayanak oluşturmayacağı, mevzuat hükümlerinden yararlandığı tespit edilmiş olup mezkur
Yönetmelik uyarınca talebinin karşılanmasının mümkün bulunmadığı belirtilmiştir.
12. Başvuran ve şikayet edilen idare tarafından vergi olarak nitelendirilmekle birlikte; idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevini yerine getirmek amacıyla Kurumumuzca uyuşmazlığın gerçek hukuki mahiyeti ortaya konularak idari işlemin unsurları yönünden ele alınması Anayasa ile güvence altına alınan hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak telakki edilmektedir.
13. Bu kapsamda; 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Göre Gümrük Vergilerinin Eksik
Ödenmesi Nedeniyle El Konulan Kara Taşıtlarının Sahiplerine İadesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmelik’in 9’uncu maddesi uyarınca 08/04/2022 tarih ve 86171061–S.22.7531 sayılı yazı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan ve 23/09/2022 tarih ve 86171061–S.22.18885 sayılı yazı ile Adalet Bakanlığı’ndan görüşleri sorulmuş olup adı geçen Bakanlıklarca uyuşmazlığın kendi görev alanlarına girmediğinin beyan edilmesi üzerine, uyuşmazlığın çözümü için maliki olduğu araca mahkeme kararı ile konulan tedbirin aynı usulle kaldırılması amacıyla başvuran tarafından ödenen 27.254,90 TL’nin hukuki niteliğinin ortaya konulması ve böylece şikayete konu idari işlemin sebep unsurunun hukuka uygunluğunun ele alınması gerektiği kanaati oluşmuştur.
14. Başvuranın iade talebi üzerine idarece vergi olarak nitelendirilerek zamanaşımına uğradığından bahisle iade edilmeyen tutarın, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun Geçici 10’uncu maddesi uyarınca
Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi nedeniyle açılan kamu davalarında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce el konulan ve müsadere kararı verilmemiş kara taşıtları ile ilgili olarak; taşıtın tasfiyesinin tamamlanmamış olması, bu maddenin yürürlüğe girdiği ayı takip eden altıncı ayın sonuna kadar ilgili gümrük idaresine başvurulması koşuluyla başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili tahsil dairesine ödenmesi halinde el koyma kararının kaldırılması ve el konulan aracın sahibine iade edilmesi amacıyla ödenen bir bedel olduğu ve miktarın, araç değerlerinin değişkenliği göz önünde bulundurularak taşıtın ilk iktisabında ödenmesi gereken özel tüketim vergisinin %25’i olarak belirlendiği görülmektedir.
15. “Vergi, Devletin ve/ya da vergilendirme yetkisi bulunan diğer kamu idarelerinin, kamu hizmetlerini yerine getirmek için ihtiyaç duydukları parayı temin etmek amacıyla, kişilerden, hukukî cebir altında, kanunla belirlenen esaslara uygun ve karşılıksız olarak ve iade edilmemek üzere aldıkları ekonomik değerlerdir. Bu itibarla, vergi, vergilendirme yetkisine sahip olan kamu idareleri tarafından, gerçek ve tüzel kişilerden, kamu hizmetlerinin yeni getirilmesi amacıyla yapılan giderleri karşılamak amacıyla, hukukî cebre dayanarak, iade edilmemek üzere ve para olarak istenmekte/alınmaktadır.
Devlet, üstlendiği kamu hizmetlerini zamanında ve gereği gibi yerine getirebilmek için yeterli vergi/kamu gelirine ihtiyaç duymakta; bunu sağlayabilmek amacıyla kişilerin kasasına/kesesine el uzatmaktadır. Bazı kişiler de, yürürlükte bulunan mali kanunlar çerçevesinde adlarına tahakkuk etmesi gereken vergileri/kamu alacaklarını ya hiç ödememek ve/ya da olabildiğince az ödemek gayreti içine girmektedir. (Vergi)
hukukun(un) görevi, devlet ile kişiler arasında ortaya çıkan menfaatler ihtilafı (çıkarlar çatışması)nı hukuka uygun bir menfaatler (çıkarlar) dengesine dönüştürmek ve bu dengeyi devam ettirmektir. Çünkü, vergi hukukunun, bir bütün olarak Devlet ile kişiler arasındaki menfaatler (çıkarlar) dengesini kurmaya ve korumaya çalışması gerekmektedir.
Vergi, malî, hukukî, iktisadî, idarî, siyasî yönleri ve işlevleri olan bir olgudur. Verginin hukukî yönü esas alınarak yapılan/yapılacak olan açıklamalar, diğer yönleri yok sayma ve/ya da değersiz görme olarak algılanmamalı, değerlendirilmemelidir. Vergi olgusunun hukukî yönden sağlam temellere oturtulması halinde, diğer yönler ve işlevlerde de belirlilik ve verimlilik sağlanması mümkündür. Çünkü, hukukî belirsizlik, diğer işlevleri de olumsuz yönde etkilemektedir.
Vergilendirme, kişilerin kasa ve keselerine kamu yararı gerekçesi ile el atma işlemi olduğundan hukuka bağlı olan bir devletin hassasiyet göstermesi gereken konulardan birisini oluşturmaktadır. Çünkü, hukuka bağlı olan devlet, özel mülkiyete ve sözleşme özgürlüğüne dayanmaktadır. Hukuka bağlı olan devlette vergi sisteminin mülkiyet hakkını ve sözleşme özgürlüğünü zedelemesi mümkün değildir. Nitekim, geçmişe
yürütülen ve mülkiyet hakkını ihlâl eden vergilerin konulması, ekonomik özgürlükler ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz. Bu itibarla, Devlet vergi hukukunu kullanarak, mülkiyet hakkını ve sözleşme özgürlüğünü ihlâl etmemelidir.
Verginin, Devletin varlık sebebi olması ve kişilerin hak ve hürriyetlerine olan etkisi nedeniyle Anayasa’da düzenlenmesi gerekmektedir. Nitekim, anayasalar vergi ödevine ve bu ödeve ilişkin birtakım ilkelere yer vermektedir. Anayasalarda, vergi ödevini düzenleyen madde başta olmak üzere, diğer maddelerde yer alan ve/ya da çıkartılan vergi ödevine ilişkin ilkeleri Anayasal Vergilendirme İlkeleri olarak ifade etmek mümkündür.” (Yusuf KARAKOÇ, Prof. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Mali Hukuk
Anabilim Dalı öğretim üyesi. Mehmet Akif Aydın’a Armağan, s. 414, 415.)
16. Devlet tarafından tahsil edilen gelirlerin vergi olarak nitelendirilebilmeleri için öncelikle söz konusu gelirin kanunla konulması, genel olması, başka bir ifade ile muafiyet ve istisna öngörülmemiş ise vergiyi doğuran olayın vukuu bulması ile herkesten tahsil edilebilmesi, herhangi bir spesifik edimin karşılığı olarak değil, kamu hizmetlerinin genel finansmanı amacıyla ve hukuki cebir altında, yani zora dayalı olarak alınması gerekmektedir.
17. Somut olay değerlendirildiğinde; ithalatçı firma yetkililerinden oluşan sanıkların, kara taşıtlarını yurt dışında tescil işlemi gördüğü halde görmemiş gibi ve düşük kıymetli göstererek ülkeye sokmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergilerini kısmen veya tamamen ödemeden ülkeye sokmak suçu isnat edilerek Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E: / sayılı dosyasında yapılan yargılamalarında şase numaralı, plakalı, 2009 model, BMW marka, X6 3.5 ticari aracı satın aldığından suçtan zarar gören durumunda olan başvuran tarafından, suça konu eşya olarak el konulan aracından tahditin kaldırılması istemiyle 5607 sayılı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun geçici 10’uncu maddesi kapsamında ÖTV tutarının %25’i oranında ödediği bedelin, sanıkların 20/05/2021 tarih ve / sayılı karar ile delil yetersizliğinden berat ettikleri ve tahditli araçlardan tahditin kaldırılmasına hükmedildiği gerekçesiyle iadesi talep edilmektedir.
18. Başvuran ve idare tarafından uyuşmazlığın özel tüketim vergisinden kaynaklandığı ileri sürülmekte ise de 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda vergiyi doğuran olay; ithalatta, 4458 sayılı Gümrük
Kanununa göre gümrük yükümlülüğünün doğması; mükellef ve vergi sorumlusu; (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanlar için; motorlu araç ticareti yapanlar, kullanmak üzere ithal edenler veya müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenler olarak; 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nda gümrük yükümlülüğü deyimi, yükümlünün gümrük vergilerini ödemesi zorunluluğu olarak tanımlanmakta olup olay özelinde gümrük yükümlüsü başvuranın aracı satın aldığı ithalatçı firmadır. Firma yetkililerinin yargılandığı davada hüküm verilmeden önce mahkemece ithal araca tedbir konulması gümrük yükümlülüğüne teminat oluşturma gayesi taşımakta olup yasa koyucu tarafından geçici düzenleme ile maliklere tanınan istisnai imkan kullanılarak tedbirin kaldırılması için başvuran tarafından ödenen bedelin genel nitelikte olamaması, zora dayanmaması ve bir edimin karşılığı olması nedeniyle vergi olarak değerlendirilemeyeceği kanaati oluşmuştur.
19. Zira, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun geçici 10’uncu maddesi kapsamında araçlarına mahkemece konulan tahditi aynı usulle sınırlı bir sürede, belli koşullarla kaldırtıp satıp devredemedikleri için mülkiyet haklarına getirilen sınırlamadan kurtulma yolunu tercih eden maliklerce ödenen bedel, hukuki cebir altında değil, isteğe dayalı olarak ve karşılıksız değil, mahkemece konulan tedbirin kaldırılmasına karşılık ödenen bir bedeldir. Tutarın özel tüketim vergisi tutarı üzerinden belirlenmesi, söz konusu bedelin vergi olduğu sonucunu doğurmamakta, bedelin belirlenmesi hususunda adaletin sağlanması maksadıyla objektif bir kriter ortaya koyma gayretinden kaynaklanmaktadır.
20. Nitekim, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/05/2021 tarih ve E: / esas, 2021/ sayılı kararı irdelendiğinde başvuran dışında çok sayıda suçtan zarar gören araç maliki olduğu, tamamının araçlarına mahkeme kararıyla tahdit konulduğu ancak başvuranın da aralarında olduğu bir kısmının 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun geçici 10’uncu maddesiyle getirilen imkandan faydalanarak bedel
karşılığında mülkiyet haklarına getirilen sınırlamayı kaldırtarak araçları üzerinde her çeşit tasarrufta bulunma olanağına kavuştukları; bir kısmının ise adı geçen yasa ile getirilen imkandan faydalanmayarak yargılama süresince mülkiyet haklarına getirilen sınırlamaya tahammül ettikleri ve netice itibariyle sanıkların delil yetersizliğinden beraatleri üzerine bu araçlar üzerindeki tahditin mahkemece re’sen kaldırıldığı görülmektedir.
21. Sonuç itibariyle; 5607 sayılı Kanunun geçici 10’uncu maddesi ile getirilen imkandan faydalanmayarak araçlarını devredemeyen maliklerin varlığı karşısında, ithalatçı firma yetkililerinin ceza yargılaması boyunca araca tahdit konularak satışının önlenmesi tedbirinin kaldırılması maksadıyla isteğe ve yasanın verdiği imkana dayalı olarak 21/08/2017 tarihinde mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın kaldırılması karşılığında ödenen bedelin, cebri olmaması, bir hizmet karşılığı olması gibi özellikleri nedeniyle vergi olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı, dolayısıyla da zamanaşımı müessesinin uygulanamayacağı; bununla birlikte mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın yasanın verdiği imkanla kaldırılmasına yönelik olduğu anlaşıldığından, iade edilmemesine ilişkin işlemde sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
22. 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilen ilkelere uygun hareket ettiği değerlendirilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
23. 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu ve yargı yolu başvurana 30/09/2022 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve TİCARET BAKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi