|
ÖZET: Başvuru, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından verilen Gayrimenkul Değerleme Uzmanlığı Sertifikası talebinin reddine ilişkin olarak yapılmıştır. Başvuran, 26.06.2022 tarihinde, Danıştay 13. Dairesi tarafından verilen iptal kararının gereğinin yerine getirilmediğini iddia ederek Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurmuştur. Danıştay, başvuranın talebinin değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiş, ancak SPK, 23.08.2017 tarihli kararıyla talebi reddetmiştir. Başvuran, bu süreçte mahkeme kararının uygulanmadığını öne sürmüştür.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun incelenmesi sonucunda, idarenin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu tespit etmiştir. İdare, başvuranın talebine ilişkin gerekli belgeleri zamanında sunmuş ve kararın gerekçesini açıklamıştır. Anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde, idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu belirtilmiş, ancak başvuranın talebinin kabul edilmemesi yönündeki kararın gerekçeleri de ortaya konmuştur. Sonuç olarak, başvuru reddedilmiş ve karar, başvurana ve Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı’na tebliğ edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun hukuka uygun bir şekilde sonuçlandığını ve idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun davrandığını ifade etmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/11958-S.22.18312
BAŞVURU NO : 2022/9133
KARAR TARİHİ : 19/09/2022
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Mahkeme kararına uyulmadığı iddiası hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 26/06/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, Kurumumuza iletmiş olduğu 26.06.2022 tarihli dilekçesinde özetle; (a) Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yapılan tebliğ değişikliği üzerine İdareye başvuruda bulunarak Gayrimenkul Değerleme Uzmanlığı Sertifikasının tarafına verilmesini talep ettiğini, (b) Söz konusu talebinin reddi üzerine Danıştay 13. Dairesi nezdinde yürütmenin durdurulması talepli dava açtığını ancak Danıştay 13. Dairesinin iptal kararının kesinleşmesine ve buna mukabil SPK’ya müracaat etmesine rağmen İdare tarafından anılan mahkeme kararının gereklerinin yerine getirilmediğini, Belirtmiştir.
2. Başvuran, Danıştay 13. Dairesince verilen iptal kararının gereği yerine getirilerek, 30.10.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tarafına Gayrimenkul Değerleme Uzmanlığı Sertifikasının verilmesini talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
3. Başvurunun ön inceleme şartlarını taşıdığının tespiti üzerine inceleme ve araştırma aşamasına geçilmiştir. İdareden, başvuru konusu kapsamında yürütülen iş ve işlemlere ilişkin açıklamaları ile bunlara ait bilgi ve belgeleri Kurumumuza iletmesi istenmiştir.
4. İdarenin söz konusu bilgi ve belge talebine istinaden Kurumumuza gönderdiği 25.07.2022 tarihli ve sayılı cevap yazısında özetle; (a) Açılan dava sonucunda, başvuranın dava konusu talebine verilecek cevapla ilgili yetkinin Kurul
Karar Organında olduğu yönünde karar verildiği,
(b) Anılan mahkeme kararına uygun olarak, Kurul Karar Organınca 23.08.2017 tarihli yeni bir işlem tesis edildiği ve keyfiyetin başvuruna bildirildiği, (c) Söz konusu Kurul kararı geçerliliğini koruduğu için başvuranın talebiyle ilgili yapılacak başkaca bir işlem bulunmadığı, İfade edilmiştir.
5. Başvuru konusuna ilişkin diğer bilgi ve belgeler 25.07.2022 tarihli ve sayılı sayılı yazı ekinde sunulmuştur.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. Anayasa’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin
dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca:
Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. […]
7. Anayasa’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı başlıklı” 138’inci maddesinin dördündü fıkrası uyarınca:
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.
8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci
fıkrası uyarınca:
Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.
9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı:” başlıklı 2’nci maddesinin ilgili hükümleri ile “İdari makamların sükutu:” başlıklı 10’uncu maddesinin birinci fıkrası
uyarınca:
Madde 2 – 1. İdari dava türleri şunlardır:
a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, […]
Madde 10 – 1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
[…].
10. 2577 sayılı Kanun’un “Kararların sonuçları” başlıklı 28’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca:
Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. […]
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
11. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvurunun reddi yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 1. Olay ve Olgular
Başvuru kapsamında sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşıldığı üzere; 12. Sermaye Piyasasında Faaliyette Bulunanlar İçin Lisanslama ve Sicil Tutmaya İlişkin Esaslar Hakkında
Tebliğ (VII-128.7), 14.08.2014 tarihli ve 29088 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Tebliğ’in nihayetindeki zeyilde münderiç tabloda (Ek-4) düzenlemenin yürürlük tarihinden önce girilip de başarılı olunan sınav konularının denklik durumu belirlenmiştir. Söz konusu tablo uyarınca, gayrimenkul değerleme uzmanlığı sınavında daha önce başarılı olunan “İlgili Vergi Mevzuatı” ile “Mesleki
Mevzuat ve Meslek Kuralları” sınav konularından alınan notların ortalamasının 50’nin üzerinde olması halinde, bu konuların “Gayrimenkul Mevzuatı” sınav konusuna; “Temel Finans Matematiği” sınav konusunun ise “Temel Finans Matematiği ve Değerleme Yöntemleri” sınav konusuna denk olacağı kabul edilmiştir.
13. Başvuran, İdareye muhatap 30.10.2014 tarihli dilekçesiyle, “İlgili Vergi Mevzuatı” ve “Mesleki
Mevzuat ve Meslek Kuralları” sınav konuları için getirilen denklik uygulamasının aynı şekilde “Temel
Finans Matematiği” ve “Gayrimenkul Değerleme Esasları” sınavları için de uygulanmasını; bu bağlamda söz konusu iki sınavdan alınan notların ortalamasının 50’nin üzerinde olması durumunda adayın başarılı sayılacağı yönünde mezkûr Tebliğ’de değişiklik yapılmasını; bu yönde yapılacak bir değişiklik sonrasında kendisi de şartları sağlamış olacağından bahisle tarafına Gayrimenkul Değerleme Uzmanlığı Sertifikasının verilmesini talep etmiştir.
14. İdarenin başvuruna muhatap 25.11.2014 tarihli ve sayılı cevap yazısında, yeni düzenleme ile
“Gayrimenkul Değerleme Esasları” sınav konusunun başlığında bir değişikliğe gidilmediği ve içeriğinin büyük ölçüde korunduğu; ayrıca önerilen şekilde bir düzenlemenin daha önce “Gayrimenkul Değerleme
Esasları” sınavına girerek yeterli not alan kişiler üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtilmiş ve başvuranın talebi reddedilmiştir. Söz konusu cevap yazısı Muhasebe Standartları Daire Başkanlığınca tanzim edilmiştir.
15. Başvuran, İdarenin 25.11.2014 tarihli ve sayılı işleminin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle dava açmıştır. Ankara 13. İdare Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve E: / K: / sayılı ilamıyla, uyuşmazlığın ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülecek davalar kapsamında kaldığı tespit edilerek davanın görev yönünden reddine ve dosyanın Danıştay’a gönderilmesine karar verilmiştir.
16. Danıştay 13. Dairesinin 15.11.2016 tarihli ve E: / sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması istemi reddedilmiştir. Davacı tarafından itiraz yoluna başvurulması üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri
Kurulunun 15.02.2017 tarihli kararı ile itirazın kabulüne karar verilmiştir.
17. Bunun üzerine, Danıştay 13. Dairesinin 19.06.2017 tarihli kararıyla; […]
Bakılan davada, davacı tarafından yapılan 30.10.2014 tarihli başvurunun, sadece anılan Tebliğ kapsamında yapılacak bir değerlendirmeyi gerektiren başarılı sayılması ya da sayılmaması durumunu içermediği, VII-128.7 sayılı Tebliğ’de değişiklik yapılması talebini de içerdiği görülmektedir.
[…]
Bu itibarla, davacının, “Gayrimenkul Değerleme Lisansı” sınavına ait derslerden olan “Gayrimenkul
Değerleme Esasları” dersinden, VII-128.7 sayılı Tebliğde değişiklik yapılmak suretiyle başarılı sayılması yönündeki 30.10.2014 tarihli başvurusu hakkında karar alma yetkisi münhasıran [Sermaye
Piyasası Kuruluna] ait olduğundan, anılan başvurunun Kurul’un değerlendirmesine sunulmadan
Muhasebe Standartları Daire Başkanlığı tarafından tesis edilen dava konusu işlemle reddedilmesinde yetki unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
[…]
Şeklindeki gerekçeye yer verilmek suretiyle dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
18. Yürütmenin durdurulmasına ilişkin söz konusu karar 25.07.2017 tarihinde davalı İdareye tebliğ edilmiştir. Bunun üzerine başvuranın dava konusu talebi Sermaye Piyasası Kurulunun gündemine alınmış olup Kurulun 23.08.2017 tarihli ve 32/1081 sayılı kararıyla başvuranın talebinin reddine ve VII-128.7 sayılı
Tebliğ’de konuya ilişkin her hangi bir değişiklik yapılmamasına karar verilmiştir. İdarenin 05.09.2017 tarihli ve E. sayılı yazısı ile keyfiyet başvurana bildirilmiştir.
19. Müteakiben, Danıştay 13. Dairesinin 24.10.2019 tarihli ve sayılı kararıyla, daha önce yürütmesi durdurulan dava konusu işlemin aynı gerekçelerle (Bkz. §17) iptaline karar verilmiştir.
Söz konusu karar 21.11.2019 tarihinde davalı İdareye tebliğ edilmiştir. İdarenin temyiz yoluna başvurması üzerine karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13.01.2021 tarihli ilamıyla, temyiz istemi reddedilerek Danıştay 13. Dairesinin temyiz talebine konu kararı onanmıştır.
2. Değerlendirme 20. Başvuran, Danıştay 13. Dairesince verilen karar sonucunda tarafına Gayrimenkul Değerleme Uzmanlığı
Sertifikasının verilmesinin icap ettiğini ancak İdarece bu yönde bir işlem tesis edilmemesi nedeniyle söz konusu mahkeme kararının gerektiği şekilde uygulanmadığını iddia etmiştir (§1).
21. Yargı organlarınca verilen iptal kararları üzerine idare, söz konusu yargı kararlarının hüküm ve gerekçelerini bir arada gözeterek bütün sonuçları ile birlikte uygulanmasını derhal sağlamalıdır (Kamu
Denetçiliği Kurumunun 01.06.2022 tarihli ve 2022/1937 başvuru numaralı kararı, §§29-31). Söz konusu tespit, Anayasa’nın 2’nci maddesinde ifade olunan hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucudur. Keza
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, idarenin mahkeme kararlarına uygun davranmak ve bu kararları hiçbir suretle değiştirmeksizin ve geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlü olduğu düzenlenmiş olup 2577 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü de bahse konu norm ve ilkeler ile imtizaç etmektedir (§§7,10).
22. Gerek doktrinde gerekse yargı kararlarında sıklıkla vurgulandığı üzere, “[h]ukuka aykırı bulunan idari işlemler hakkında verilen iptal kararları; varlıklarını hukuka uygunluk karinesinden yararlanmak suretiyle sürdüren idari işlemleri tesis edildikleri tarihe kadar geriye yürür şekilde ortadan kaldırır. […]. İptal kararlarının bu özelliği, dava konusu yönetsel tasarruftan önceki hukuki durumun sağlanması gereğinden kaynaklanmaktadır.” (Danıştay 2. Dairesinin 22.01.2008 tarihli ve 2007/1114 sayılı [YD] kararı.) Bu bağlamda idare tarafından, gerekli hallerde yeni işlemler tesis edilmek suretiyle önceki hukuki durumun sağlanmasına yönelik tedbirler de ivedilikle alınmalıdır.
23. Somut olayda, Mahkemenin gerek yürütmenin durdurulması kararında gerekse de iptal kararında dayandığı temel gerekçe, mezkûr başvuru hakkında karar alma yetkisinin münhasıran Sermaye Piyasası
Kuruluna ait olduğu, dolayısıyla da dava konusu işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu yönündedir (§§17,19). Anılan kararlarda, yetki unsuru dışında ve özellikle de işlemin esasına yönelik başkaca bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararın 25.07.2017 tarihinde İdareye tebliğ edilmesi üzerine, başvuranın talebi Sermaye Piyasası Kurulunun gündemine alınarak tekrar değerlendirilmiş ve Kurulun 23.08.2017 tarihli ve / sayılı kararıyla talebin reddine yönelik yeni bir işlem tesis edilmiştir (§18).
24. Başvuran tarafından yapılan 30.10.2014 tarihli başvuru, öncelikle ve esas itibarıyla VII-128.7 sayılı
Tebliğ’de değişiklik yapılması; sonrasında da yapılacak bu değişikliğe dayanılarak tarafına Gayrimenkul
Değerleme Uzmanlığı Sertifikasının verilmesi taleplerini ihtiva etmektedir. Mahkeme kararının dayandığı iptal gerekçesi de göz önüne alındığında; dava konusu edilen idari işlemin tesis edildiği tarihe kadar geriye yürür şekilde ortadan kaldırılmış olmasının, doğrudan anılan talebin kabul edilmesi gerektiği sonucunu ortaya çıkartmayacağı ve buna mukabil başvuran nezdinde bir hak kazanımına yol açmayacağı açıktır.
Dolayısıyla başvuranın, mahkeme kararı sonucunda tarafına Gayrimenkul Değerleme Uzmanlığı Sertifikası verilmesinin iktiza ettiği ve sonuç itibarıyla da anılan kararın gereği gibi uygulanmadığı yönündeki iddia ve taleplerinin dayanaktan yoksun olduğu değerlendirilmiştir.
25. Bu çerçevede tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusu ile ilgili olarak İdarece yürütülen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 26. İyi yönetim ilkelerine, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Anılan madde hükmü uyarınca, inceleme ve araştırma kapsamında ilgili idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığı hususları da Kurum tarafından gözetilmektedir.
27. Bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde; İdarenin, gerek başvuranın dilekçesi gerekse de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırılması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından süresi içerisinde işlem tesis ettiği; karar gerekçesini ve karara karşı başvuru yollarını açıkladığı; böylece “makul sürede karar verme”, “kararların gerekçeli olması” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davrandığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
28. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.
29. Buna göre ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede
Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi