ÖZET: Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan bir mahkûmun, adına çıkarılan yiyecek iaşe bedeli borcunun icra takibiyle tahsil edilmesi üzerine yapılmıştır. Başvuran, maddi durumu nedeniyle bu borcu ödeyemeyeceğini ve borcun sürekli artmasından dolayı mağduriyet yaşadığını ifade etmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu inceleyerek Adalet Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan bilgi talep etmiştir. İlgili idareler, başvuranın ödeme gücünün araştırılması için gerekli işlemlerin yapıldığını belirtmiş, ancak başvuranın borçlarının tahsil edilmesi sürecinde hukuka uygun hareket edilmediği sonucuna varılmıştır.

İnceleme sonucunda, başvuranın ödeme gücünün bulunup bulunmadığına dair yeterli araştırmanın yapılmadığı tespit edilmiştir. 2548 sayılı Kanun gereğince, mahkûmların yiyecek bedellerinin tahsilatına ilişkin işlemlerin, ödeme gücünün tespit edilmesi sonrasında başlatılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, başvuranın durumu göz önünde bulundurularak, Adalet Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı’na tavsiyelerde bulunulmuş, kişilerin ödeme gücünün değerlendirilmesinde orantılılık ilkesinin esas alınması gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak, başvuru kabul edilmiş ve ilgili idarelere, başvuranın durumunun yeniden değerlendirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması tavsiye edilmiştir. Bu karar, başvuranın hak arama özgürlüğünü koruma amacı taşımaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/936-S.23.1633

BAŞVURU NO : 2022/11405

KARAR TARİHİ : 23/01/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Ceza infaz kurumunda barındırılan döneme ilişkin iaşe bedeli tahsilat işlemleri hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 10/08/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Kurumumuzca 10.08.2022 tarihinde kayıt altına alınan başvuru dilekçesinde özetle; Cezaevinde bulunduğu halde adına 1.048,00 TL yiyecek iaşe bedeli borcu çıkartıldığını ve anılan borcun tahsili için icra takibi başlatıldığını; maddi geliri bulunmadığından söz konusu bedeli ödeme imkânının olmadığını; ayrıca icra takibine konu olması sebebiyle borcun işletilen faiz ile birlikte sürekli arttığını belirtmiş ve 2548 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak tahakkuk ve takip işlemlerine konu edilen söz konusu iaşe bedeli borcunun kaldırılması talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvurunun ön inceleme şartlarını taşıdığının tespiti üzerine inceleme ve araştırma aşamasına geçilmiştir. Adalet Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığından, başvuru konusuna ilişkin açıklamaları ile birlikte ilgili bilgi ve belgeleri Kurumumuza iletmesi istenmiştir.

3. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 17.10.2022 tarihli ve sayılı cevap yazısında özetle; (a) 2016, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin ekmek ve yiyecek bedellerinin adı geçen tarafından ödenmemesi üzerine, 2548 sayılı Kanun kapsamında şahsın ödeme gücünün bulunup bulunmadığı hususunda soruşturma yapılması hususunda Alanya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından muhtelif tarihlerde

Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde talepte bulunulduğu, (b) Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, adı geçen hakkında düzenlenen bahse konu dönemlere ilişkin ekmek ve yiyecek bedeli bordrolarının araştırma tutanaklarıyla birlikte 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında gerekli takip işlemleri yapılmak üzere

Gazipaşa Malmüdürlüğüne gönderildiği, (c) Anılan Malmüdürlüğü tarafından adına söz konusu yıllara ilişkin olarak dört adet tahakkuk verilerek, süresinde ödenmeyen amme alacakları için düzenlenen ödeme emirlerinin 25/3/2020 ve 16/11/2021 tarihlerinde adı geçenin MERNİS adresine tebliğ edildiği, (d) Adı geçenin anılan Malmüdürlüğü nezdinde yiyecek bedeli borcu yanında 27/12/2011-18/4/2012 tarihleri arasında ticari faaliyette bulunması nedeniyle ticari faaliyetten kaynaklı yıllık gelir vergisi, katma değer vergisi gibi vergi borçlarının da bulunduğu, (e) Anılan Malmüdürlüğü tarafından, adı geçenin tüm amme borçlarının tahsili amacıyla muhtelif tarihlerde banka hesaplarına e-haciz uygulandığı ancak hesaplarında bakiye bulunmaması nedeniyle söz konusu haciz işlemlerinin iptal edildiği; ayrıca adı geçen adına kayıtlı araç ve tapu kaydı bulunmadığından bugün itibarıyla hakkında aktif bir haciz kaydının bulunmadığı, (f) 6183 sayılı Kanunda vergi daireleri tarafından kamu alacaklarının takibinden önce borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığına yönelik bir araştırma yapılması ve müteakiben kamu alacağının takibine başlanılması gerektiğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı; bu bağlamda 2548 sayılı

Kanun gereğince mahkûmlar tarafından ödenmesi gereken yiyecek bedellerinden süresinde ödenmeyenlerin mahkûmlardan aranılmasından önce mali gücünün Cumhuriyet Savcılıkları tarafından

Kanunda belirlenmiş idareler aracılığıyla araştırıldığı ve ödeme gücünün bulunduğuna kanaat getirilerek vergi dairesine aktarıldığı karinesinden hareketle 6183 sayılı Kanun kapsamında takip tahsil işlemlerinin yürütüldüğü, Hususları belirtilmiş ve mükellef takibine ilişkin bir takım belge mezkûr yazı ekinde iletilmiştir.

4. Adalet Bakanlığının 22.11.2022 tarihli ve sayılı cevap yazısında özetle; (a) Ceza infaz kurumlarında kalmakta olan hükümlü ve tutukluların yiyecek bedellerinin ödenmesi konusunda 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve

Mahkümlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun’un 2’nci maddesi uyarınca işlem yapıldığı, (b) Bu kapsamda, kişinin ödeme gücü bulunmadığı takdirde söz konusu yasa kapsamında ikametinin bulunduğu Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmesinin gerektiği, (c) Adı geçene ait faiz uygulanan dört iaşe bordrosu bulunduğu, bunlardan bir adedini başvuranın imzaladığı, diğer üç adet iaşe bordrosunu ise imzadan imtina ettiği, (d) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 5’inci maddesi uyarınca, Kurum tarafından takip ve bildirim işlemlerinin yapıldığı ancak 6183 sayılı Kanun’a göre alacağın tahsil edilmesi sürecinde ceza infaz kurumu idarelerinin bir yetkisinin bulunmadığı, Hususları belirtilmiş ve konuya ilişkin bir takım belge mezkûr yazı ekinde iletilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. Anayasa’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin

dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca:

Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. […]

6. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesi uyarınca:

Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

7. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinin birinci

fıkrası uyarınca:

Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 5’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca:

Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.

9. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesi uyarınca; Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.

10. 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara

Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun’un 2’nci maddesi uyarınca; Her mahkûm cezaevinde bulunduğu müddetçe yiyecek bedelini ödemeğe mecburdur.

Bu yiyecek bedelleri cezaevleri idarelerince altı ayda bir bordro yapılarak tahakkuk ettirilir.

Mahkûmiyetleri altı aydan aşağı olan mahkûmlara ait bordrolar salıverilecekleri tarihten bir hafta evvel yapılır. Bordrolar mahkûmlara da tebliğ olunur.

Tahakkuk ettirilen yiyecek bedelleri mahkûmlar tarafından ödenmezse, Cumhuriyet

Müddeiumumilikleri tarafından kendilerinin ikametgahı belediyeleri ve belediye teşkilatı olmıyan yerlerde bağlı bulundukları kaymakam veya nahiye müdürlükleri marifetiyle borçlarını ödemeğe muktedir olup olmadıkları tahkik olunur.

İktidarları anlaşıldığı halde borçlarını ödemiyenlerden Cumhuriyet Müddeiumumiliklerinin iş’arı üzerine

Maliye dairelerince Tahsili Emval Kanunu hükümleri tatbik olunarak borçlar tahsil olunur.

Yiyecek bedellerinden doğan alacaklar mahkûmiyetin hitamı tarihinden başlamak üzere beş senelik mürururzamana tabidir.

İşyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmaz.

11. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca;

Tahsili, Tahsili Emval Kanununa atfedilen alacaklar:

Madde 2 – Muhtelif kanunlarda Tahsili Emval Kanununa göre tahsil edileceği bildirilen her çeşit alacaklar hakkında da bu kanun hükümleri tatbik olunur.

[…]

Ödeme zamanı ve önce ödeme:

Madde 37 – Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir.

Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir.

Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür.

Amme borçlusu isterse borcunu belli zamanlardan önce ödiyebilir.

[…]

Gecikme Zammı, Nispet ve Hesabı:

Madde 51- Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı % 4 oranında gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesap edilir.

[…]

Cumhurbaşkanı, gecikme zammı oranlarını aylar itibarıyla topluca veya her ay için ayrı ayrı, yüzde onuna kadar indirmeye, gecikme zammı oranı ile gecikme zammı asgari tutarını iki katına kadar artırmaya, ayrıca gecikme zammı oranını aylar itibarıyla farklı olarak belirlemeye ve gecikme zammını bileşik faiz usulüyle aylık, üç aylık, altı aylık veya yıllık olarak hesaplatmaya yetkilidir.

12. 21.07.2022 tarihli ve 31899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5801 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca;

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrasında

yer alan gecikme zammı oranının, her ay için ayrı ayrı uygulanmak üzere % 2,5 olarak belirlenmesine

[…] karar verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

13. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, tavsiye kararı verilmesi gerektiği yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 1. Olay ve Olgular

Mezkûr başvuru kapsamında sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşıldığı üzere; 14. Başvuran, Alanya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak barındırılmaktadır.

15. Anılan Ceza İnfaz Kurumu tarafından başvuran adına düzenlenmiş, 2016-02 dönemine ait 920,00 TL tutarında; 2019-01 dönemine ait 637,00 TL tutarında; 2020-01 dönemine ait 629,00 TL tutarında ve 2020-

02 dönemine ait 2.920,00 TL tutarındaki bordrolar olmak üzere toplam dört adet ödemesi yapılmadı ibareli

“ekmek ve yiyecek karşılığı bordrosu” bulunmaktadır.

16. 2016, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin ekmek ve yiyecek bedellerinin başvuran tarafından ödenmemesi üzerine Alanya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından şahsın ödeme gücünün bulunup bulunmadığı hususunda soruşturma yapılması muhtelif tarihlerde Alanya Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilmiştir (Bknz. §3).

17. Başvuran hakkında düzenlenen 31.07.2017 tarihli “Hükümlü İaşe Bordroları Araştırma Tutanağı” içeriğinde sırasıyla, gayrimenkul kaydı; sosyal güvenlik kaydı; vergi kaydı; adına araç kaydı; zirai geliri ve hayvancılık geliri olup olmadığı/varsa yıllık geliri ve emlak kaydı bölümleri yer almaktadır. Söz konusu bölümlere ilişkin olarak ilgili kurum ya da birimlerce derç olunan tespitlerde (aynı sıra ile), adına herhangi bir taşınmaz kaydına rastlanmadığı; herhangi bir çalışmaya rastlanmadığı; 27.12.2011 – 18.04.2012 tarihleri arasında […] işi yapıp terk ettiğinin tespit edildiği; adına araç kaydının bulunmadığı; zirai geliri ve hayvancılıktan gelirinin bulunmadığı; emlak vergi kaydına rastlanmadığı ifadelerine yer verilmiştir.

Mezkur tutanağın araştırma sonucu başlıklı bölümüne ise “Hükümlü iaşe bedelini ödeme gücü vardır” ibaresi kaydedilmiştir. Kurumumuza, söz konusu tutanak haricince başkaca bir araştırma tutanağı örneği iletilmemiştir.

18. Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, bahse konu dönemlere ilişkin ekmek ve yiyecek bedeli bordroları ile araştırma tutanakları – adı geçen hakkında 6183 sayılı Kanun kapsamında gerekli takip işlemleri yapılmak üzere – Gazipaşa Malmüdürlüğüne gönderilmiştir. Gazipaşa Malmüdürlüğüce başvuranın tüm amme borçlarının tahsili amacıyla muhtelif tarihlerde banka hesaplarına e-haciz işlemi uygulanmış ancak hesaplarında bakiye bulunmaması nedeniyle söz konusu haciz işlemleri iptal edilmiştir (Bknz. §3).

19. Gazipaşa Malmüdürlüğünce tertip edilen 05.10.2022 tarihli borç sorgulama listesi uyarınca, başvuranın 5.106,00 TL asıl ve 2.508,67 TL gecikme zammı borcu bulunmaktadır.

2. Değerlendirme 20. Başvuran, söz konusu iaşe bedeli borcunun 2548 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak tahakkuk ve takip işlemlerine konu edildiğini ve bu sebeple kaldırılması gerektiğini iddia ve talep etmiştir.

21. 2548 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde her mahkûmun cezaevinde bulunduğu müddetçe yiyecek bedelini ödemeye mecbur olduğu; bununla birlikte işyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedeli alınmayacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında ise tahakkuk ettirilen yiyecek bedellerinin ödenmemesi halinde, kişinin ödeme gücünün bulunup bulunmadığına ilişkin bir araştırmanın Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından ilgili fıkra hükmünde belirtilen idareler aracılığıyla yaptırılması gerektiği ve ancak ödeme gücü bulunduğunun anlaşılması halinde Tahsili Emval Kanunu hükümleri uyarınca borcun tahsili yoluna gidileceği düzenlenmiştir (§10).

22. 2548 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi ile 6183 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi hükümleri gereğince (§§10,11), anılan yiyecek bedellerinin tahsiline yönelik işlemlerin 6183 sayılı Kanun hükümleri kapsamında ilgili vergi daireleri eliyle yerine getirilmesi gerekmektedir (Bknz. §3). Bununla birlikte, söz konusu borçların tahsiline yönelik işlemlere başlanabilmesinin ön koşulu ilgili borcun ödenmemiş olması ve yapılan araştırma neticesinde kişinin ödeme gücünün bulunduğunun tespit edilmiş olmasıdır.

Dolayısıyla 2548 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinin uygulanmasına ait sorumluluk öncelikle, gerekli araştırmayı yaptırmakla ve sonucuna göre hareket etmekle yükümlü kılınan idare nezdinde husule gelmektedir. Gerekli araştırma yapılmadan ya da kişinin ödeme gücü bulunduğuna dair açık ve yeterli kanaat oluşmadan tahsil işlemlerinin başlatılması 2548 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olacağı gibi başta gecikme zammı işletilmesi olmak üzere borçlu nezdinde ilave külfetlerin doğumuna da sebep olabilecektir.

23. Somut olaya ilişkin olarak Adalet Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığından alınan bilgi ve belgeler kapsamında yapılan inceleme neticesinde; başvuran hakkında iaşe bordrolarının ilgili mevzuat hükümleri kapsamında düzenlendiği; 2016, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin iaşe bedellerinin ödenmemesi üzerine, başvuranın ödeme gücünün bulunup bulunmadığına dair soruşturma yapılması hususunda ilgili ceza infaz kurumu tarafından taleplerde bulunulduğu ve nihayetinde bahse konu dönemlere ilişkin hazırlanan

bordrolar ile araştırma tutanağının, 6183 sayılı Kanun kapsamında gerekli takip işlemleri yapılmak üzere

Gazipaşa Malmüdürlüğüne gönderildiği; başvurana ait amme borçlarının tahsili amacıyla muhtelif tarihlerde banka hesaplarına e-haciz uygulandığı ancak hesaplarında bakiye bulunmaması nedeniyle söz konusu haciz işlemlerinin iptal edildiği; ayrıca adı geçen adına kayıtlı araç ve tapu kaydı bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır (Bknz. §§3,4).

24. Kurumumuza iletilen 31.07.2017 tarihli araştırma tutanağı incelendiğinde ise ilgili kurum ya da birimlerce doldurulan bölümlerde başvurana ait bir taşınmaz kaydına, araç kaydına, emlak vergisi kaydına ve çalışmaya rastlanmadığının belirtildiği; ayrıca kişinin başkaca gelirlerinin bulunduğuna dair bir tespite de yer verilmediği görülmüştür. Bununla birlikte anılan araştırma tutanağının sonuç bölümünde “[…] iaşe bedelini ödeme gücü vardır” ibaresine yer verilmiş ancak mezkûr tutanakta kişi adına kayıtlı bir malvarlığının ya da gelirin bulunduğuna dair tespit yer almamasına rağmen bu sonuca nasıl ulaşıldığı hususu gerekçelendirilmemiştir.

25. 2548 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi uyarınca gerekli araştırmayı yaptırmakla ve sonucuna göre hareket etmekle yükümlü kılınan ilgili idarenin, araştırma sonucuna ilişkin nihai değerlendirmeyi yapması; gerekli hallerde araştırmanın yenilenmesini sağlaması ve sonuç itibarıyla da kişinin ödeme gücü bulunduğuna dair yeterli kanaat oluşmadan tahsilat işlemlerini başlatmaması gerekmektedir. Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda, başvuran hakkında 2548 sayılı Kanun kapsamında başlatılan tahsilat işleminin anılan mevzuat hükümlerine uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

26. Diğer yandan, 2548 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinin uygulanmasında bilhassa kişilerin ödeme gücüne sahip olup olmadıklarının değerlendirilmesine dair temel ilkelerin ortaya konulması ve bu bağlamda İdare tarafından konuya ilişkin usul ve esasların belirlenmesi hususu da önem arz etmektedir.

27. Anayasa’nın 5’inci maddesi uyarınca, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak devletin temel amaç ve görevleri arasındadır (§6).

28. Söz konusu husus, devletin bakım ve gözetimi altında ceza infaz kurumlarında barındırılan kişiler açısından ayrıca önemlidir. Zira hükümlü ve tutuklu olarak barındırılan kişiler, hukuka uygun şekilde özgürlüğünden yoksun bırakılmanın doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olarak çalışma hayatından da uzaklaşmakta; ceza infaz kurumları tarafından sağlanan çalışma imkânları haricinde gelirlerinden yoksun kalmaktadırlar. Bu durum anılan kişiler ile birlikte aile fertlerini de yakından ilgilendirmekte ve etkileyebilmektedir. (Bknz. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 22.09.2022 tarihli ve 2022/11497 başvuru numaralı kararı)

29. Dolayısıyla kişilerin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı yönündeki tespit ve değerlendirmelerde; ilgili kişiye tahakkuk ettirilen borçların miktarı; barındırıldığı kurumda üstlenmesi gereken diğer giderler; kişiye özgü dikkate alınması gereken olgular; kişinin ceza infaz kurumundan ayrılması durumunda toplum hayatına uyum süreci ve bu bağlamda hayatını idame ettirebilecek nitelikte maddi varlığa sahip olması gerekliliği gibi hususlar göz önünde bulundurulmalı ve sonuç itibarıyla kişiye yüklenen borç ile varlık ve gelirleri arasında adil bir denge aranarak ödeme gücünün varlığı ya da yokluğu tespit edilmelidir. Aksi yönde bir yaklaşım bu kişilerin ekonomik açıdan müşkül durumda kalmalarına sebep olabilecektir ve böyle durum infaz rejiminden beklenen temel amaç ile örtüşmeyecektir.

30. Keza, ceza infaz kurumlarında barındırılan kişilerce karşılanması gereken eşya veya hizmetlerin varlığı halinde, bunlara ilişkin maliyetlerin hükümlü ve tutukluların net gelirini orantısız şekilde etkilememesi gerektiği, Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesi

Komitesi (AİÖK) tarafından da açıkça ifade edilmiş ve bu husus ceza infaz kurumlarında gözlemlenmesi gereken eşik değerler arasında sayılmıştır. (AİÖK, 30’uncu Genel Rapor, 2020, §§ 64-79).

31. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde; 2548 sayılı Kanun çerçevesinde ilgili kişilerin ödeme gücüne sahip olup olmadıkları hususunun, orantılılık ilkesini temel alan bir yaklaşımla tespit edilmesi gerektiği ve bu konuya ilişkin usul ve esasların Adalet Bakanlığı tarafından düzenleme altına alınmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 32. İyi yönetim ilkelerine, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Anılan madde hükmü uyarınca, inceleme ve araştırma kapsamında ilgili idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığı hususları da Kurum tarafından gözetilmektedir. Bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde; İdarenin, “kanunlara uygunluk” ilkesi ile “ölçülülük” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idareden bundan böyle söz konusu ilkeye uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

33. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre, Kamu

Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup anılan Kanun’un 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.

34. Buna göre ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede ilgili Vergi Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuru konusu edilen yiyecek bedellerinin tahsiline ilişkin işlemlerin düzeltilmesi hususunda ADALET

BAKANLIĞI ile GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Karar gerekçesinde yer verilen açıklamalar kapsamında, kişilerin ödeme gücüne sahip olup olmadıklarının orantılılık ilkesini temel alan bir yaklaşımla değerlendirilmesine yönelik usul ve esasların belirlenmesi ve düzenleme altına alınması hususunda ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ADALET

BAKANLIĞI ile GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURAN ile ADALET BAKANLIĞINA ve GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi