TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 9500-9500 |sayi|94019529-101.07.04-E.94019529-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2017/1157 2017/ 1157
KARAR TARİHİ : 17/08/2017 |tarih|
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Ankara Büyükşehir Belediye
Başkanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın; kamulaştırmasız el koyma nedeniyle oluşan mağduriyetinin giderilmesini talep etmesi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 17/02/2017 17.2.2017
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1.1 Başvuran; Ankara İskitler Zübeyde hanım mahallesi Ada Parsel’de bulunan ve
dedesinden miras olarak kendisi, ve intikal eden 289,27 m² arsanın Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ek yol genişletilmesi çalışması sırasında mevcut yollara ilave edildiğini ancak kendilerine bir ödeme yapılmadığını ayrıca emlak vergisinin kendilerinden tahsil edilmeye devam edildiğini, 2005,2006,2007,2008,2009 ve 2010 yılları için söz konusu taşınmaza ait emlak vergisinin 19.04.2016 tarihinde Altındağ Belediyesi’ne ödendiği, bu duruma istinaden Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde Esas numarası ile
2010 yılında kamulaştırmasız el koyma davası açtıklarını ve davanın 2011 yılında sayısı ile
lehlerine sonuçlandığını, kararın 10.05.2012 tarihinde Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, Belediye’den borcu tahsil edebilmek adına Ankara 16. İcra Dairesi sayılı dosya numarası ile icra takibi yoluna başvurduğunu ancak 11.09.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile
Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun ile 5393 sayılı Kanuna eklenen Geçici 8.
Maddeye istinaden icra takibinin kaldırıldığı, kamulaştırılan arsanın tapuya tescilinin başvuran tarafından yapılmasının gerektiğinin Ankara Büyük Belediyesi tarafından kendilerine ifade edildiği,
1 / 7arsanın ise yol çalışmasında kullanılmayıp üzerine konut yapıldığını, ödemeyi hızlandırmak adına
Büyükşehir Belediyesi ile yapılan görüşmelerde yetkili tarafından şifahen %9’luk gecikme faizi alacağından vazgeçmesi halinde kendisine ödeme yapılabileceğinin bildirdiğini ifade ederek;
Belediyenin kendilerine olan borcunun ödenmesinin sağlanması hususunu Kurumumuzdan talep etmektedir .
1.2. Davacılar tarafından Ankara Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan davaya istinaden verilen Ankara 14. Asliye
Hukuk Mahkemesinin Esas sayılı kararında; dava konusu taşınmazın davalı tarafından tamamının asfaltlanarak yol olarak kullanıldığının hazırlanan bilirkişi raporunda ifade edildiği, diğer taraftan 339.999,56 TL .’lik Kamulaştırmasız El Koyma bedelinin davacılara, 56.166,60 TL’lik kısmı ait olmak üzere, yasal faizi ile verilmesinin, ayrıca davacılara ait taşınmazdaki payların iptal edilerek taşınmazın yol olarak terkininin hüküm altına alındığı anlaşılmıştır .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’nın 22.05.2017 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Belediyeye ait borçların sırayla ödemesinin yapıldığı, güncel durum itibariyle 2012 yılına ait kamulaştırmasız el koyma borçlarının ödendiği, başvurana ait 528.510,66 TL .’lik borcun henüz ödenmediği, Anayasa Mahkemesinin 12.11.2014 tarih ve Esas ve Karar sayılı ilamı ile 6487 sayılı yasa ile değiştirilen 2942 sayılı yasanın geçici 6 ıncı maddenin 12. ve 13 üncü fıkralarının iptal edildiği, bu doğrultuda 5018 sayılı Kanunun 34. Maddesinin 2. fıkrası gereğince
Belediye bütçe imkânları dâhilinde ilgili borcun Kuruma geliş tarihi dikkate alınarak ödemenin yapılacağı, söz konusu dosya kapsamındaki borcun 1983 yılı sonrasında yapılan kamulaştırmasız el koyma nedeniyle oluştuğu, 2.2. ada parselin Belediye Encümeninin 16.06.2011 tarih ve sayılı kararı ile onanan parselasyon planı kapsamında, bir kısmının ada parsele şuyulandığı, diğer kısmının ada parsele şuyulandığı, davacılar tarafından intikal işleminin yapılmaması ayrıca yapılan imar çalışması sonrasında arsanın niteliği değişmesi neticesinde yola terkin işlemi yapılamadığı, tescil işlemlerinin yapılabilmesi için mezkur mahkeme kararının “ ada parsel üzerindeki payların iptali ile Ankara Büyükşehir Belediyesi adına tapuya tescili” şeklinde
03.04.2015 tarihinde tavzihen düzetilmesine karar verildiği, bu karara istinaden ada
parseldeki hisselerin 18.05.2015 tarihinde, ada parsele ait hisselerin 17.02.2016 tarihinde
Belediye adına tescil edildiği, bu güne kadar ödeme yapılamamasının “Ankara 14. Asliye Hukuk
Mahkemesinin verdiği kararın uygulanabilir olmaması ve uygulanabilir olması için tavzihen düzeltilmesinin gerekmesi” nedeniyle olduğu ayrıca taşınmazın idare adına tescil edilmemesi sebebiyle olduğu, ifade edilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17 nci maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve
2 / 7mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir .
4. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde;
“mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verilmiştir .
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “mülkiyetin korunması” başlıklı 1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır . Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir .” şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir .
6. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye
Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” hükmü, 6.1. “Mülkiyet Hakkı” kenar başlıklı 35’nci maddesinde; “herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı” hükmü, 6.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir .
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” hükmü, 6.3. “ Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” hükmü, 6.4. “ Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez .” hükmü bulunmaktadır .
7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “( 1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir . ( 2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır .” 8. 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu
Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri,
3 / 7kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini,
kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler .”, “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3 üncü maddesinde; “İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler .” düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran; hissesi bulunan taşınmazın Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından el konulduğu ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını ifade ederek oluşan mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir .
11. Altındağ Belediye Meclisi’nin 15.04.1999 tarih ve sayılı kararı ile onanan 1/ 1000 ölçekli
Kazakiçi Bostanları Merkezi İş Alanı Uygulama İmar Planı doğrultusunda hazırlanan sayılı
Parselasyon planına göre Ada Parselde bulunan 286.96 metrekarelik taşınmazın yol genişletme çalışmalarında kullanıldığı, konu hakkında 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde
Esas numarası ile kamulaştırmasız el koyma davası açıldığı, davanın 24.03.2011 tarihinde sayısı ile sonuçlanarak yasal faizleriyle 336.999,56 TL . davacılara ( 56.166,60 TL’lik kısmı ait olmak üzere) verilmesine ve davacılara ait taşınmazdaki payların iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesine hükmedildiği, 10.08.2012 tarihinde Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından onaylanarak kesinleştiği, ancak kararın, idarenin açıklamasına göre uygulanma imkanı olmaması nedeniyle, “ ada parsel üzerindeki payların iptali ile yol olarak terkinine” hükmünün “ ada parsel üzerindeki payların iptali ile Ankara Büyükşehir Belediyesi adına tapuya tescili” şeklinde 03.04.2015 tarihinde tavzihen düzeltildiği, Belediye’den borcu tahsil edebilmek adına
Ankara 16. İcra Dairesi sayılı dosya numarası ile icra takibi yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır .
12. İdarenin cevabi yazısında; başvuru konusu dosyaya ait borcun, 2492 sayılı Kanunun geçici 6 ıncı maddesinin 12 ve 13 üncü fıkralarının Anayasa Mahkemesi Kararına istinaden iptal edilmesi nedeniyle, belediyenin bütçe imkânları göz önünde bulundurularak, muhasebe kayıtlarına giriş tarihi itibariyle ödeneceği ifade edilmiştir .
12.1. Aynı yazıda, borcun ödenmeme nedeni olarak ise; davacıların tarafından intikal işleminin yapılmamasını ve ilgili mahkeme kararı için tavzih kararı alınmasını göstermiştir .
13. Kamulaştırmasız el atma yerleşik içtihatlarda; kamulaştırma yapmaya yetkili devlet, kamu tüzel kişileri, kamu kurumları veya kamu yararı bulunması halinde adlarına kamulaştırma yapılacak gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin, kamu gücünü kullanarak Anayasa ve yasalara uygun bir
4 / 7kamulaştırma işlemi yapmaksızın, bir kimsenin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malına sahiplenme
kastı ile ve fiilen ya da hukuken mal sahibinin tasarruf hakkını engellemesi olarak değerlendirilmiştir . (Anayasa Mahkemesinin 13/ 11/ 2014 tarihli ve sayılı
Kararı ile 10/ 04/ 2003 ayılı Kararı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/ 10/ 2004 tarih, sayılı Kararı) .
14. Şikayete konu olayda Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 10/ 08/ 2012 tarihli , numaralı kararı ile kesinleşen Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24/ 03/ 2011 tarihli ve numaralı kararında üst paragrafta belirtilen unsurların tespit edilmesi neticesinde kamulaştırmasız el atmanın mevcut olduğu dolayısıyla idarece tazminat ödenmesine hükmedilmiştir .
15. Anayasa Mahkemesinin 14/ 01/ 2010 tarihli ve sayılı kararında;
“Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır . Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır . ” ifadeleri kullanılmıştır .
16. Yine Anayasa Mahkemesinin 3/ 4/ 2014 tarih sayılı bireysel başvuru kararında;
Başvurucular, taşınmazlarına Belediye tarafından kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığını, açtıkları davalar sonunda taşınmazın bedelinin Belediyeden tahsiline karar verildiğini, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediğini, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespitini ve taşınmazın değerinin artması nedeniyle tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir . Başvuru Mahkemece adil yargılanma hakkının ihlali ve mülkiyet hakkının ihlali olmak üzere iki kısımda incelenmiştir . Bu kapsamda
“mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade edilerek yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmiştir . Ayrıca Devletin bir kurumu aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı açıkça ifade edilmiştir .
Kamulaştırma işlemi yapmaksızın bireylere ait taşınmazlara el atan idarelerin bu fiilleri nedeniyle açılan davalar sonucunda hükmedilen alacakları yahut tazminatları ödememesini ise mülkiyet hakkının unsurları olan mülkiyetten barışçıl yararlanma ve mülkiyete saygı ilkelerinin ihlali olarak nitelemektedir . Bu açıklamaların ardından Anayasa Mahkemesi, başvurunun mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi sonucu, alacak hakkının ödenmemesiyle ilgili şikâyet yönünden kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir .
17. Diğer yandan, Anayasa’nın 138 inci maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idare sorumlu tutulmuştur . İdarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda bağlı yetki söz konusudur ve idareye bu konuda hiçbir takdir hakkı verilmemiştir . İdarenin kararı
5 / 7uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da
devam edecektir . Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıldığında Anayasamızın 36 ncı (prg .6.2) maddesinde yer alan ‘hak arama hürriyeti’nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı belirtilmekte, ayrıca mahkeme kararlarının uygulanmasını yargılama sürecinin devamı niteliğinde görerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını sağlayan unsur olarak nitelendirmektedir .
18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesine (prg .5.) bakıldığında
AİHM kararları ışığında üç temel ilkeyi işaret ettiği görülmektedir . Bunlar; mülkiyete saygı, mülkiyetten yoksun bırakılmama, mülkiyetin kullanımının belli şartlarda devletlerce kısıtlanabileceği ilkeleridir . Anayasamızın 35 inci (prg .6.1.) maddesi de bu ilkelerle paralel şekilde hüküm ifade etmektedir . Nitekim 14. Paragrafta yer verilen Yüksek Mahkemenin kararında
“AİHM’nin yargı kararlarının uygulanmasının geciktirilmesini yahut hiç uygulanmamasını mülkiyete saygı ve mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale” olarak kabul ettiği vurgulanmıştır .
19. Somut olayın değerlendirilmesi neticesinde; İdare aleyhine kamulaştırmasız el atma kaynaklı açılan davaya istinaden başvuran dahil davacılara tazminat ödenmesine hükmedildiği, 16.06.2011 tarihli Belediye Encümeninin kararı ile onanan parselasyon planı kapsamında taşınmazın başka parsellere şuyulanması neticesinde arsanın niteliğinin değiştiği, buna istinaden kararın uygulanabilir olmaktan çıkması iddiasıyla mahkeme kararında belirtilen meblağın ödenmediği, hükmün 2015 yılında tavzihen düzeltilmesi, akabinde ise 2016 yılı içinde taşınmazın Belediye adına intikal işleminin tamamlanması ile söz konusu borcun İdarenin muhasebe kayıtlarına girdiği dolayısıyla bu tarih itibariyle bütçe imkanları dahilinde ödemesinin gerçekleşebileceği, diğer taraftan Belediye
Encümeninin mezkur kararının bu paragrafta belirten sürece neden olarak 2011 yılından beri borcun ödenmemesine yol açtığı, yani İdarenin kendi aldığı bir karar sonucunda mahkeme kararının yerine getirilemediği görülmüştür .
20. Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde;
İdarenin, kamulaştırma işlemi yapmaksızın başvurana ait taşınmaza el atması ve bu fiili durum nedeniyle açılan davalar sonucunda hükmedilen tazminatı ödemeyerek adil yargılanma ve mülkiyet haklarını ihlal ettiği değerlendirildiğinden, tazminat bedelinin ödenmemesi işleminin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin hesap verilebilirlik, şeffaflık, kararların gerekçeli olması ilkelerine uygun davrandığı, ancak başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir .
6 / 7VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22. 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
Başvurunun KABULÜNE, Kesinleşen mahkeme ilamında belirtilen alacağın tamamının en kısa sürede ödenmesi hususunda
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğ edilmesine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINCA bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi