2.1. Taşınmaza yakın çevrede Çarşamba Anadolu İmam Hatip Lisesinin bulunduğu, Mehmet

Akif Ersoy İlkokulunun tapu kayıt sisteminde başka bir mahallede (Kirazlıçay Mah.) kaldığı, bu sebeple bölgede ilkokul ihtiyacının devam ettiği; 2.2. İl genelinde kamulaştırma planının önem, öncelik ve bütçe dâhilinde değerlendirildiği; 2.3. Çarşamba Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü tarafından ilkokul yapılmak üzere 05.01.1995 karar tarihli yazı ile konulan şerhin kaldırılması ile ilgili talebin Belediyeye yapılması gerektiği, ilgili Belediyesince Kurum (Milli Eğitim Bakanlığı) görüşleri istenilerek değerlendirme yapılabileceği; 2.4. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesine atıfla, eşdeğer bir alan gösterilmesi halinde plan değişikliğine gidilebileceği; Açıklamalarına yer verilmiştir.

3. Çarşamba Belediye Başkanlığı, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 19/9/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 3.1. Başvuruya konu Sarıcalı Mahallesi 1075 ada 13 no.lu parselin 09.05.1986 tarihinde onaylanan Uygulama İmar Planında “İlkokul” Alanına tahsisli olduğu, bu tarihten sonra imar planında herhangi bir değişiklik olmadığı, yürürlükteki 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planlarında da taşınmazın “İlkokul” alanında kaldığı, 3.2. Başvuruya konu taşınmazın ve hissedarları adına kayıtlı Sarıcalı Mahallesi eski ada parsel no.lu taşınmazın yola terk ve ifrazen ayrılması ile oluştuğu, bu işlemin

3194 sayılı İmar Kanununun 15. ve 16. maddelerine göre 05/01/1995 tarih ve sayılı Belediye

Encümen kararıyla ve parsel maliklerinin muvafakati ve talepleri üzerine yapıldığı, bu işlemde okul alanı tapusuna ilkokul alanı olarak şerh koyularak mal sahipleri adına tescilinin yapıldığı, 3.3. Söz konusu taşınmazın 1995 tarihinde yapılan yola terk ve ifraz işleminde, ilkokul alanı taşınmaz sahiplerinin adına bırakıldığında sadece kamu hizmetleri için Düzenleme Ortaklık

Payı olarak (DOP) %21 yol terkini alındığı, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinde DOP oranı %45 olarak belirlendiğinden ve bu oranın daha önce %21 olmasından dolayı %45’e kadar tamamlanabileceği, buna göre söz konusu alandan %24 daha kamu hizmetleri için kesinti yapılabileceği, Belediyelerine ait eşdeğer bir arsa olmadığından trampa edilmesinin mümkün olmadığı, 3.4. Söz konusu taşınmazın plandaki ilkokul kullanımının, plan değişikliği ile başka bir kullanımda imara açılması için İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan yazışma ile görüş sorulduğu, gelecek cevaba göre İlçeleri merkez sınırlarında devam eden İlave ve Revizyon plan çalışmasında konunun yeniden değerlendirilebileceği, taşınmazın Belediyelerince kamulaştırılmasının mümkün olmadığı; Açıklamalarına yer verilmiştir.

4. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 18/10/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle, konu ile ilgili olarak ilgili Daire Başkanlıkları nezdinde yapılan araştırma ve inceleme neticesinde, başvuruya konu edilen Samsun İli, Çarşamba İlçesi, Sarıcalı Mahallesi, ada, numaralı parselin “ilkokul alanı” kullanımında olduğu ve söz konusu parsele ilişkin herhangi bir kamulaştırma işlem dosyası bulunmadığı, bununla birlikte “ilkokul alanı” kamulaştırma işlemlerinin Büyükşehir Belediyesinin yetki ve sorumluluğunda olmadığı, açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası 5.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”;

5.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 5.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”; 6. 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu 6.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”; 6.2. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali:” başlıklı 10. maddesinde, “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar… Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”; 7. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu 7.1.“Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, …karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”; 7.2. Ek 1. maddesinin birinci fıkrasında, “(Ek: 20/8/2016-6745/33 md.) Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği

yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.:2016/181 K.:

2018/111 sayılı Kararı ile)”; 7.3. Geçici Madde 11- (Ek: 20/8/2016-6745/34 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa

Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.) (İptal ikinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.)

8. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 9. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi incelemesi neticesinde, başvurunun kabulü ile başvuruya konu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının yaklaşık 30 yıldır kısıtlandığı gözetildiğinde, başvuranın ilgili mevzuatına uygun olarak yapacağı başvuruya istinaden taşınmazın imara açılması yönünde yeni bir işlem tesis edilmesi; taşınmazın imara açılmasının mümkün olmadığının değerlendirilmesi durumunda, taşınmazın imar planında belirtilen amaca uygun olarak kullanılması için kamulaştırma programına alınarak ivedilikle kamulaştırılması; taşınmazın kamulaştırma bedelinin, güncel rayiç bedel gözetilerek mümkünse uzlaşma yoluyla belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmesi yönünde yeni bir işlem tesis edilmesi hususlarında ilgili idarelere tavsiyede bulunulması yönünde hazırladığı karar önerisini

Kamu Başdenetçisi’ne sunmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran özetle, taşınmazı üzerinde 1995 yılından beri imar planında okul alanında kaldığından bahisle şerh olduğunu iddia ve şikâyet etmekle, taşınmaz üzerinde imar planı uygulamasından kaynaklı kısıtlamanın kaldırılmasını, aksi halde taşınmazın kamulaştırma bedelinin, güncel rayiç bedel gözetilerek uzlaşma yoluyla belirlenmesini ve idarece kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmesi hususunda gereğini talep etmiştir.

12. Dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, başvuruya konu

Sarıcalı mahallesi ada numaralı parselin Sarıcalı mahallesi ada parsel sayılı taşınmazın yenileme görmesiyle, Sarıcalı mahallesi ada parsel sayılı taşınmazın ise

Sarıcalı mahallesi ada parsel sayılı taşınmazın ifraz görmesiyle oluştuğu, taşınmazın

09.05.1986 tarihinde onaylanan Uygulama İmar Planında “İlkokul” alanına tahsisli olduğu, bu

tarihten sonra imar planında herhangi bir değişiklik olmadığı, yürürlükteki 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planlarında da taşınmazın “İlkokul” alanında kaldığı, bölgede ilkokul ihtiyacının devam ettiği, başvuru yapılması halinde taşınmazın kamulaştırılmasının değerlendirmeye alınacağının ilgili idaresince beyan edildiği hususları tespit edilmiştir.

13. Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, 46. maddesinde ise özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasanın 46. maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile de kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette

bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılabileceği hüküm altına alınmıştır.

14. Bilindiği üzere, imar planları onaylanarak bağlayıcılık kazandıktan sonra, idareler açısından bazı yükümlülükler meydana getirmekte olup, bu bağlamda 3194 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında belediyelere, imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren en geç üç ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere beş yıllık imar programı hazırlama, ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmetine tahsis edilmiş özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırma yükümlülüğü getirilmiştir. Benzer bir düzenlemeye 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesinde yer verilmiş olup, buna göre uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar için uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılacağı, bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılacağı/yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.

15. Öte yandan, imar planları onaylanarak bağlayıcılık kazandıktan sonra, sadece idareler değil aynı zamanda bireyler açısından da bazı yükümlülükler meydana getirmektedir. Örneğin, özel hukuk gerçek ve tüzel kişileri imar sınırları içindeki her türlü imar ve yapı faaliyeti için imar plan ve programına uygun davranmak, idarenin iznini almak ve belirlediği kıstas ve sınırlara uygun olarak yapı inşa etmekle mükelleftirler. Bu bağlamda taşınmaz, imar planlarında kamu hizmetlerine tahsis edilmiş olan yerlerde kalmış ise kamulaştırma işlemine konu teşkil edeceğinden satış değerinin düşmesi, rayiç bedeli üzerinden satılma şansının azalması beklenmekte, malik ancak idarenin 3194 sayılı Kanunun 10. maddesi ve 2942 sayılı Kanunun

Ek 1. maddesi hükümlerinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde kamulaştırma bedeline ulaşmak suretiyle makul bir tazmin elde edebilmektedir.

16. Bu çerçevede mülkiyet hakkına müdahaleler en yaygın olarak uygulama imar planları ile yapılmakta olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15/12/2010 tarihli ve E:2010/5-662, K:2010/651 sayılı kararında, “…uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan İdarece engellendiği” tespitinde bulunmuştur.

17. Benzer şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de 13331/07 başvuru nolu 11 Ocak 2011 tarihli “Hakan ARI – Türkiye” davasında, başvuranın mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

2002 yılından, yani imar izni talebinde bulunduğu ve idarenin taşınmazını okul inşası için tahsis

ettiğini öğrendiği tarihten bu yana sürdüğünün altını çizmiş ve “idarenin belirtilmeyen bir tarihte yapacağı kamulaştırmaya dek araziye getirilen imar yasağı sebebiyle başvuranın mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının engellendiğini, arazinin satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla taşınmazın değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığını, maliklerin kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları” yönünde bir tespitte bulanarak AİHS Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

(Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim 13/02/2018).

18. Bu doğrultuda, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik yer verilen düzenlemeler ve Mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin içtihatları genel olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında olduğu, idareler eliyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulabileceği ancak, bu müdahalede “kamu yararı” , “kanuni düzenleme” ve “ölçülülük” ya da “orantılılık” gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi “Sporrong ve Lönnroth (İsveç)” davasında uzun süreli kamulaştırma şerhleri ve imar yasakları ile karşı karşıya kalan mülk sahiplerinin mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları başvuruya ilişkin incelemesinde, mülkiyet hakkına herhangi bir müdahalenin haklı gösterilebilmesi için bunun kamu veya genel çıkarlar doğrultusunda meşru bir amaca hizmet etmesi gerektiğini, fakat bunun yeterli olmadığını, Mahkemece ayrıca toplumun genel çıkarlarının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması gereği arasında adil dengenin korunup korunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (http://www.inhak.adalet.gov.tr/inhak_bilgi_bankasi/el_kitaplari/mulikyet_kilavuz.pdf, 13/2/2018).

19. Yukarıda yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat, ulusal ve uluslararası mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin verdiği kararlar ışığında başvuruya konu talep değerlendirildiğinde, taşınmazın 09.05.1986 tarihinde onaylanan Uygulama İmar Planında

“İlkokul” alanına tahsisli olduğu, bu tarihten sonra imar planında herhangi bir değişiklik olmadığı, yürürlükteki 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planlarında da taşınmazın “İlkokul” alanında kaldığı, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının yaklaşık 30 yıldır kısıtlandığı; taşınmazın imar planında belirtilen amaca uygun olarak kullanılması için ilgili idaresince kamulaştırma yapılması gerektiği, İdarenin bölgede ilkokul ihtiyacının devam ettiği, başvuru yapılması halinde taşınmazın kamulaştırılmasının değerlendirmeye alınacağı yönündeki açıklamasının taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için daha kullanılamaz hale getirdiği, bu suretle başvuranın mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının engellendiği; taşınmazın gelecekte belirsiz bir süre içinde kamulaştırılabileceği yönündeki taahhüdün taşınmazın satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığı, sonuç olarak malikin “kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda bırakıldığı” tespit edildiğinden, idareye tavsiyede bulunmak gerekmiştir.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden iyi yönetim ilkelerinden

“dürüstlük”, “makul sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davranıldığı, öte yandan yukarıda hukuki gerekçe başlığı altında incelendiği üzere “kanunilik” ve “ölçülülük” ilkesine riayet edilmediği hususları tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Samsun

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ ile başvuruya konu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının yaklaşık 30 yıldır kısıtlandığı gözetildiğinde, 1. Başvuranın ilgili mevzuatına uygun olarak yapacağı başvuruya istinaden taşınmazın imara açılması yönünde yeni bir işlem tesis edilmesi; 2. Taşınmazın imara açılmasının mümkün olmadığının değerlendirilmesi durumunda, taşınmazın imar planında belirtilen amaca uygun olarak kullanılması için kamulaştırma programına alınarak ivedilikle kamulaştırılması; taşınmazın kamulaştırma bedelinin, güncel rayiç bedel gözetilerek mümkünse uzlaşma yoluyla belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmesi yönünde yeni bir işlem tesis edilmesi; Hususlarında, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA, SAMSUN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE

BAŞKANLIĞI’NA VE ÇARŞAMBA BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Milli Eğitim Bakanlığı’na, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ve

Çarşamba Belediye Başkanlığı’na ayrıca bilgileri için Samsun İl Milli Eğitim

Müdürlüğü’ne tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi