TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/6878-S.20.10899
BAŞVURU NO : 2019/21928
KARAR TARİHİ : 04/05/2020
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : BEYLİKDÜZÜ BELEDİYE BAŞKANLIĞI
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE
BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : İmar planında kamu hizmeti alanına ayrılan taşınmazdan kaynaklı mağduriyetin giderilmesi istemine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 11/12/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran vekili özetle, müvekkili maliklerinden olduğu İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Kavaklı mahallesi, Arası sokak, Prafça yolu mevkii, ada, parsel sayılı taşınmazın hissesi üzerine konulan “belediye hizmet alanı olarak ayrılmıştır” şerhinin terkini talebi ile Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’na 05.10.2010 tarihinde başvuruda bulunulduğunu; başvurunun zımnen reddi üzerine işlemin iptali için
İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin esasında kayıtlı dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda 1/1000 ölçekli uygulama imar planı tadilatı teklifinin reddi işleminin üst ölçekli plana aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiğini, ancak ilgili Belediyesince kesinleşen yargı kararına karşın taşınmaz üzerindeki belirtmenin kaldırılmadığını; idarenin 10.06.2019 tarih ve sayılı kararıyla bir kez daha mahkeme kararını uygulamaktan kaçındığını ve “tüm maliklerin birlikte müracaatı halinde talebin kabul edileceği” yönünde hukuka aykırı bir karar verdiğini iddia ve şikâyetle, taşınmaz üzerinde imar planı uygulamasından kaynaklı kısıtlamaların kaldırılmasını ya da taşınmazın kamulaştırılması hususunda gereğini talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 12.2.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 2.1. Başvuranın, İstanbul, Büyükçekmece ilçesi, Kavaklı mahallesi, Arası sokak, Prafça yolu mevkii, ada, parsel sayılı taşınmaza ilişkin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ile 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planının değiştirilmesi istemiyle (taşınmazının imar planında belediye hizmet alanından çıkarılması istemiyle) yaptığı 05.10.2010 tarihli başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle İstanbul 7.İdare Mahkemesi’nde dava açtığı; 2.2. İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin 25.01.2012 tarih ve sayılı kararıyla davanın, 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı tadili teklifinin reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmeksizin reddine, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı tadili teklifinin reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verildiği; 2.3. Beylikdüzü Belediye Başkanlığı tarafından mezkûr karara karşı temyiz yoluna gidilmesi üzerine Danıştay 6. Dairesi’nin 13.03.2016 tarih ve sayılı kararıyla
“temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına” karar verildiği, onama kararının düzeltilmesi yoluna gidilmesi üzerine ise yine Danıştay 6. Dairesi’nin 21.05.2019 tarih ve sayılı kararıyla “kararın düzeltilmesi isteminin reddine” karar verildiği; 2.4. Başvuruya konu, Beylikdüzü ilçesi, Kavaklı mahallesi, ada parselin 15.05.2005 onanlı 1/5000 ölçekli Beylikdüzü Nazım İmar Planında “Tali İş Merkezleri (Ticaret+Konut)” fonksiyonunda; 21.01.2007 onanlı 1/1000 ölçekli Beylikdüzü Uygulama İmar Planında Ayrık
Nizam 4 kat, KAKS:1.20 yapılanma şartlarında “Tali İş Merkezleri (Ticaret+Konut)” fonksiyonunda kalmakta iken; 02.08.2007 tarih ve 1505 sayılı Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yazısı ve eki 03.07.2007 tarih, 219 sayılı İlçe Belediye Meclis kararı ile “21.01.2007 onanlı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında ‘Tali İş Merkezleri (Ticaret+Konut)’ fonksiyonunda kalan ada parselin ‘Dini Tesis Alanı ya da Çocuk Alanı’ olarak planlamasına ilişkin yapılan itirazın değerlendirilerek 03.07.2007 tarih, 219 sayılı İlçe Meclis kararı ile söz konusu parselin ‘çocuk parkı’ olarak düzenlenmesinin uygun görüldüğü” belirtilerek gereği için
İdarelerine iletildiği, 2.5. Bahse konu talebin; “ ada, parselin yapılanma koşullarında
Ticaret+Konut alanının iptal edilerek, Çocuk Parkı alanı olarak düzenlendiği tespit edilmiş olup, yapılan düzenleme donatı alanını arttırıcı nitelikte olmasına rağmen, 15/05/2005 onanlı 1/5000 ölçekli nazım imar planını etkilemesi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunu ve 5216 sayılı
Büyükşehir Belediye Kanununa göre, yapılan değişikliğin öncelikle 1/5000 ölçekli Nazım İmar
Planı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği” yönündeki Planlama Müdürlükleri değerlendirmesini içeren 07.12.2007 tarih ve sayılı Başkanlık Makamı yazısı ile karar alınmak üzere Büyükşehir Belediye Meclisine iletildiği; 2.6. 17.01.2008 tarih ve sayılı Büyükşehir Belediye Meclis kararı ile ada parselin
Çocuk Parkı alanına alınması şeklindeki plan değişikliği teklifinin aynen uygun görüldüğü ve 1/1000 ölçekli plan değişikliği paftalarının Büyükşehir Belediye Başkanınca 20.01.2008 tarihinde onandığı, ayrıca söz konusu taşınmazın, 15.06.2009 tarihli İstanbul Çevre Düzeni
Planında meskûn alan fonksiyonunda kaldığı; 2.7. Başvuruya konu taşınmazın kamulaştırılması konusunda Belediyelerince alınmış bir kamulaştırma kararı bulunmadığı, imar planlarına göre, mezkûr taşınmazın kamulaştırılmasının ilçe belediyesinin sorumluluğunda olduğunun değerlendirildiği, 20.08.2004 tarih ve S/90 yılı
Başkanlık Oluru’nun Madde II (Büyükşehir Belediye Başkanlığınca nazım imar planı ve uygulama imar planı tekliflerinde istenecek belgeler) A- (ilgililerin nazım imar planı tekliflerinde) bendinin ikinci cümlesindeki; “Bu belgede adı geçen maliklerin imza sürküleri, eğer malikler başvurmuyor ise noter tasdikli muvaffakatname/vekâletnameleri dilekçe ekinde sunulacaktır” hükmü gereği, plan tadilat tekliflerinin maliklerin tümü tarafından yapılması gerektiğinin değerlendirildiği; Açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’nın 13/1/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 3.1. Kavaklı Mahallesi ada parsel maliklerinden tarafından verilen 05.10.2010 tarihli parsele ait plan iptali talebine yönelik zımnen ret işleminin iptalini talep eden dava açıldığı, İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin sayılı kararında, “… yukarıda da açıklandığı üzere imar planları arasında hiyerarşik bir düzen öngörülmüş ve bu nedenle de 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının 1/5000 ölçekli nazım imar planlarına uygun olarak hazırlanacağı, bir alt planın bir üst plana aykırı olamayacağı tartışmasız olup, davacının tadilini istediği İstanbul B. Çekmece İlçesi, Kavaklı Mahallesi, Arası Sokağı, Prafça Yolu Mevkii, ada, parsel sayılı taşınmazın üst ölçekli 1/5000 ölçekli nazım imar planında ‘konut+ticaret’ alanında bulunması karşısında, üst ölçekli planla uyumsuz bir şekilde taşınmazın ‘çocuk parkı’ alanına ayrılmış olduğu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının tadili teklifinin reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır.” denilmekle, “1/5000 ölçekli nazım imar planı tadilatı teklifinin reddi yönünden incelenmeksizin davanın reddine, “1/1000 ölçekli uygulama imar planı tadilatı teklifinin reddi işleminin iptaline” karar verildiği; söz konusu kararın Beylikdüzü Belediyesince temyiz edildiği, Danıştay 6. Dairesinin
13.04.2016 tarihli sayılı ilamı ile de kararın onandığı;
3.2. İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin 25.01.2012 tarih ve sayılı mahkeme kararının gereği olarak, Beylikdüzü Belediyesi Plan ve Proje Müdürlüğü’nün
11.10.2018 tarih ve sayılı yazısı ile Beylikdüzü Belediye Meclisine havale edilen
05.10.2010 tarihli dilekçeye ilişkin 03.12.2018 tarih ve sayılı Beylikdüzü Belediye Meclisi
kararında; “Beylikdüzü İlçesi, Kavaklı Mahallesi ada parseldeki Belediye Hizmet Alanı şerhinin mülga 16.03.1999 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı fonksiyonundan kaynaklı olduğu görülmüştür. Mer’i uygulama imar planında bahse konu alan Çocuk Parkı olarak planlandığından söz konusu şerhin kaldırılması gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca ada parselin 21.01.2007 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Beylikdüzü Uygulama İmar Planında ‘Çocuk
Parkı’ olarak planlanmasının zımnen reddine ilişkin konuyla ilgili Danıştay 6. Dairesinin
13.04.2016 tarihli sayılı ilamının gereği olarak da dosya
Komisyona havale edilmiş olup, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ada parselin
‘Çocuk Parkı’ olarak planlanması, 1/5000 ölçekli nazım İmar planında söz konusu parselin
Ticaret+Konut Alanı olarak planlanmış olması ile bir uyumsuzluk teşkil etmemektedir. Şöyle ki; mer’i Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin Uygulama İmar Planı Başlıklı 24.
maddesinin 3. fıkrasında ‘Uygulama imar planlarında, bölgenin ihtiyacına yönelik çocuk bahçesi, yeşil alan, otopark, cep otoparkı, yol boyu otopark, durak cebi, aile sağlık merkezi, mescit, karakol, muhtarlık, trafo gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarını artırıcı küçük alan gerektiren fonksiyonlar ayrılabilir ve bu fonksiyonların konulması nazım imar planına aykırılık teşkil etmez.’ denilmektedir. Ayrıca mer’i planlardan önce de bahse konu parselin ‘Belediye
Hizmet Alanı’ olarak planlanmış olması ve imar uygulamasının da bu doğrultuda yapılması göz önüne alındığında parselin özel yapılaşmaya açılması kamu yararına aykırılık teşkil edecektir. … Beylikdüzü ilçesi, Kavaklı mahallesi 624 ada 2 parseldeki Belediye Hizmet Alanı şerhinin kaldırılması ve söz konusu parselin meri planlardaki fonksiyonunun korunması komisyonumuzca oybirliği ile uygun görülmüştür.”, denildiği; 3.3. Söz konusu meclis kararının, 07.12.2018 tarih ve sayılı yazıları ile Tapu
Müdürlüğüne iletildiği, Kavaklı mahallesi ada parselin üzerindeki ‘Belediye Hizmet
Alanı’ şerhinin terkin edildiğinin, Beylikdüzü Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü’nün 10.12.2018 tarih ve sayılı yazısıyla idarelerine bildirildiği; 3.4. Kavaklı parseli kapsayan alanda 29.04.1998 tarih ve 197 sayılı Encümen Kararı ile 2981 sayılı yasanın 10/b-c maddesine göre yapılan parselasyon işlemi ile ada ila parsellerin tescil edildiği, Kavaklı Mahallesi ada parselin; 16.03.1999 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli
Uygulama İmar Planında ‘Belediye Hizmet Alanı’ olarak planlandığı, tarafından 27.09.2005 tarihinde 408/2400 hissesi edinilen Kavaklı mahallesi ada parselin;
16.03.1999 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında Belediye Hizmet Alanı olarak
(bahse konu 16.03.1999 tasdik tarihli plan İstanbul Valiliği İl İdare Kurulu’nun 25.02.2004 tarih ve sayılı kararı ile iptal edilmiştir), 09.08.2002 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında Konut Alanı olarak (bahse konu 09.08.2002 tasdik tarihli plan
İstanbul Valiliği İl İdare Kurulu’nun 11.02.2004 tarih ve sayılı kararı ile iptal edilmiştir), 15.05.2005 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında
Ticaret+Konut Alanı olarak ve bu plan doğrultusunda hazırlanan 21.01.2007 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında Ticaret + Konut olarak planlandığı; 3.5. 21.01.2007 tasdik tarihli plana, yasal askı süresi içerisinde, parsel maliklerinden biri tarafından itiraz edildiği, bahse konu itiraza ilişkin alınan Beylikdüzü Belediye Meclisi’nin
03.07.2007 tarih ve 219 sayılı kararı ile parselin Çocuk Parkı olarak düzenlenmesinin kabul
edildiği, söz konusu itirazın İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 17.01.2008 tarih ve 200 sayılı Meclis Kararı ile uygun görülerek, Büyükşehir Belediye Başkanınca 20.01.2008 tarihinde onandığı; 3.6. Belediyeleri İşletme ve İştirakler Müdürlüğü’nün 06.01.2020 tarih ve 1039185 sayılı yazısı ile “.. ada parselin kamulaştırılması Belediyemiz plan ve programında yer almamakta olup eşdeğer nitelikte uygun bir arsa bulunmadığı için takas işleminin de mümkün olmadığı”, denildiği; 3.7. Başvuranın taşınmazının yeniden imara açılmasının mümkün olup olmadığına ilişkin olarak; ilgilisince verilen 05.10.2010 ve 31.01.2019 tarihli dilekçelerin, 09.04.2019 tarih ve sayılı yazıları ile 3194 sayılı Kanunun 8/b maddesi gereğince Belediye Meclisine sevk edildiği, Beylikdüzü Belediye Meclisi’nin 10.06.2019 tarih ve sayılı kararında, “Beylikdüzü ada parselde 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yapılması hakkında karar alınmak üzere dosya Komisyonumuza havale edilmiş olup; mahkeme kararları incelendiğinde söz konusu parseldeki 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptaline yönelik herhangi bir karar verilmediği ve plan değişikliği teklifinin parsel hissedarlarından sadece 408/2400 hisseli bir malik tarafından talep edildiği görülmektedir. Kamu yararı olmadığı durumlarda, mahkeme kararıyla herhangi bir plan iptali kararı olmadıkça ya da bölge planı yapılmadığı sürece parsel bazında plan değişikliği yapmak resen mümkün olamamaktadır. Bu doğrultuda parsel maliklerinin tamamının muvafakati alınarak ilgililerinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin
20.08.2004 tarih ve sayılı genelgesinde ve sayılı onayında belirtilen koşulları yerine
getirmek suretiyle plan değişikliği tekliflerini İlçe Belediyesine sunmaları mümkün olabilmektedir.” denildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
4. Beylikdüzü Tapu Müdürlüğü’nün 13.4.2020 tarihli ve . sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 4.1. Başvuruya konu İstanbul, Beylikdüzü, Kavaklı, ada, parsel sayılı 1470.66m2 miktarındaki Arsa vasıflı taşınmazın 408/2400 hissesinin adına kayıtlı olduğu, başvuranın hissesini 27.9.2005 tarih yevmiye ile satış suretiyle iktisap ettiği; 4.2. Başvuruya konu taşınmaz üzerine yapılan incelemede taşınmazın 66 parsel sayılı 24219,00 m2 miktarındaki Arsanın Kavaklı Belediyesi’nin 29.04.1998 tarih 197 sayılı encümen kararı gereğince 2981 sayılı yasanın 10/b-c maddeleri gereğince 18.9.1998 tarih 7090 yevmiyeli imar uygulaması sonucunda oluştuğu ( ada ila parseller ve ada ila parseller oluşmuştur), beyanlar hanesine de aynı tarihte “Belediye Hizmet Alanı” olduğuna dair belirtme yapıldığı; 4.3. Taşınmazın beyanlar hanesine yapılan “Belediye Hizmet Alanıdır” şeklindeki belirtmenin
Beylikdüzü Belediye Meclisi’nin 03.12.2018 tarih ve sayılı kararı ile 10.12.2018 tarih yevmiye sayısı ile terkin edildiği; Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, 5.1. “Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 12. maddesinde, “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.” 5.2. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde (Değişik: 3/10/20014709/2 md.), “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 5.3. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 5.4. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir…”; 5.5. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinde (Değişik: 3/10/2001-4709/18 md.), “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir…” 5.6. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”; 5.7. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinde, “….Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”; 6. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 7. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 7.1. “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesinde, “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” 7.2. “Paylı mülkiyet” başlıklı 688. maddesinde, “Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır. Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur….”; 7.3. “Yararlanma, kullanma ve koruma” başlıklı 693. maddesinde, “… Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir.” 8. 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”; 8.2. “Tanımlar:” başlıklı 5. maddesinde, “Bu Kanunda geçen terimlerden bazıları aşağıda tanımlanmıştır. Nazım İmar Planı; (Değişik:29/11/2018-7153/10 md.) varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak hâlihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plandır. … Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır. …”;
8.3. “Mekânsal planlama kademeleri:” başlıklı 6. maddesinde (Başlığı ile Birlikte Değişik:
29/11/2018-7153/11 md.), “Mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından
Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur. İmar planları ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır. …”; 8.4. “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması:” başlıklı 8. maddesinde, “Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur. … b) İmar
Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. (Ek cümle:14/2/2020-7221/6 md.) Planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonları; kayıt altına alınmak ve arşivlenmek üzere Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve aynı sistem üzerinden Plan İşlem Numarası almak zorundadır. Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.)
Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar
ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. … d) (Ek:
12/7/2013-6495/73 md.) Arazi kullanımı ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulur. …”; 8.5. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali:” başlıklı 10. maddesinde, “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar… Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”; 8.6. “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler:” (Başlığı ile
Birlikte Değişik:4/7/2019-7181/7 md.) başlıklı 13. maddesinde, “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir. Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir. İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir.
Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir. …” 9. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 9.1.“Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, …karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler. …”; 9.2. Ek 1. Maddesinde (Ek: 20/8/2016-6745/33 md.), “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı
değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.:
2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile); 9.3. Geçici Madde 11- (Ek: 20/8/2016-6745/34 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa
Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.) (İptal ikinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.)
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, Anayasa ile güvence altına alınan
“mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için başvuranın taşınmazına ilişkin imar planı tadili başvurusunun, İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin karar gerekçesi gözetilerek ivedilikle
Belediye Meclisinde görüşülmesi; imar planı tadili isteminin reddi halinde, başvuranın taşınmazdaki hissesinin, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında satın alınmak suretiyle ivedilikle kamulaştırılması hususlarında Beylikdüzü Belediye
Başkanlığı’na tavsiyede bulunulması yönünde hazırladığı karar önerisini Kamu
Başdenetçisi’ne sunmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran vekili özetle, müvekkilinin maliki olduğu taşınmazın 408/2400 hissesi üzerine konulan “belediye hizmet alanı olarak ayrılmıştır” şerhinin terkini talebi ile Beylikdüzü
Belediye Başkanlığı’na 05.10.2010 tarihinde yaptığı başvurunun zımnen reddi üzerine işlemin iptali için dava açtıklarını, yapılan yargılama sonucunda, “1/1000 ölçekli uygulama imar planı tadilatı teklifinin reddi işleminin üst ölçekli plana aykırı olduğu” gerekçesiyle iptaline karar verildiğini, ancak ilgili Belediyesinin 10.06.2019 tarih ve sayılı kararıyla bir kez daha mahkeme kararını uygulamaktan kaçınarak ancak “tüm maliklerin birlikte müracaatı halinde talebin kabul edileceği” yönünde hukuka aykırı bir karar verdiğini iddia ve şikâyetle, taşınmaz üzerinde imar planı uygulamasından kaynaklı kısıtlamaların kaldırılmasını ya da taşınmazın kamulaştırılması hususunda gereğini talep etmiştir.
12. Dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesi neticesinde; 12.1. Başvuruya konu taşınmazın kök parseli olan Kavaklı parseli kapsayan alanda
29.04.1998 tarih ve 197 sayılı Encümen Kararı ile 2981 sayılı yasanın 10/b-c maddesine göre
yapılan parselasyon işlemi ile ada ila parsellerin tescil edildiği; 12.2. Başvuruya konu parselin 16.03.1999 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar
Planında “Belediye Hizmet Alanı”, 09.08.2002 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar
Planında “Konut Alanı”, 15.05.2005 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında
Ticaret+Konut Alanı olarak ve bu plan doğrultusunda hazırlanan 21.01.2007 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında Ticaret+Konut olarak planlandığı, başvuranın taşınmazın 408/2400 hissesini 27.09.2005 tarihinde satıştan edindiği; 12.3. 21.01.2007 tasdik tarihli plana, yasal askı süresi içerisinde, parsel maliklerinden biri tarafından yapılan itiraz üzerine Beylikdüzü Belediye Meclisi’nin 03.07.2007 tarih ve sayılı kararı ile parselin “Çocuk Parkı” olarak düzenlenmesinin kabul edildiği, söz konusu itirazın
Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 20.01.2008 tarihinde onandığı, ayrıca söz konusu taşınmazın, 15.06.2009 tarihli İstanbul Çevre Düzeni Planında meskûn alan fonksiyonunda kaldığı; 12.4. Başvuranın, maliki olduğu taşınmazın “belediye hizmet alanı”ndan çıkarılması istemiyle yapmış olduğu “plan tadilatı” isteminin reddine ilişkin istemin iptali istemiyle İstanbul 7. İdare
Mahkemesi’nde dava açtığı, 12.5. İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin 25.01.2012 tarih ve sayılı kararıyla; “imar planları arasında hiyerarşik bir düzen öngörüldüğü ve bu nedenle de 1/1000 ölçekli Planların 1/5000 ölçekli Planlara uygun olarak hazırlanacağı, bir alt planın üst plana aykırı olamayacağı, davacının tadilini istediği Büyükçekmece ilçesi, ada, parsel sayılı taşınmazın üst ölçekli 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında “konut+ticaret” alanında bulunması karşısında üst ölçekli plana uyumsuz bir şekilde taşınmazın “çocuk parkı” alanına ayrılmış olduğu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı tadili teklifinin reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle 1/1000 ölçekli uygulama imar planı tadilatı teklifinin reddi işleminin iptaline”, karar verildiği, kararın Danıştay 6. Dairesi’nin 13.03.2016 tarih ve sayılı kararıyla onandığı, karar düzeltme isteminin Danıştay 6.
Dairesi’nin 21.05.2019 tarih ve sayılı kararıyla reddedildiği; 12.6. İstanbul 7. İdare Mahkemesi kararı üzerine Beylikdüzü Belediye Meclisince 03.12.2018 tarihinde yapılan toplantıda ( sayılı karar), başvuruya konu parsel üzerindeki ‘Belediye
Hizmet Alanı’ şerhinin bahse konu alanın ‘Çocuk Parkı’ olarak planlanması gerekçe gösterilerek terkinine karar verildiği, öte yandan “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği”nin
‘Uygulama İmar Planı’ başlıklı 24. maddesinin 3. fıkrasına atıfla, uygulama imar planlarında bölgenin ihtiyacına yönelik çocuk bahçesi gibi sosyal altyapı alanlarını artırıcı küçük alan gerektiren fonksiyonların konulmasının, nazım imar planına aykırılık teşkil etmeyeceği gerekçe gösterilerek, 1/5000 ölçekli nazım imar planında söz konusu parselin Ticaret+Konut Alanı olarak planlanmış olmasına karşın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ‘Çocuk Parkı’ olarak planlanmasının bir uyumsuzluk teşkil etmediği aksine parselin özel yapılaşmaya açılmasının kamu yararına aykırılık teşkil edeceği belirtilerek, söz konusu parselin meri planlardaki fonksiyonunun korunmasına karar verildiği, bu suretle taşınmazın plan tadili ile imara açılması isteminin reddedildiği; 12.7. Başvuran vekilince mahkeme kararına uygun olarak plan tadilinin yapılması istemiyle
31.01.2019 ve 09.04.2019 tarihinde yapılan başvurulara istinaden 3194 sayılı Kanunun 8/b
maddesi gereğince Beylikdüzü Belediye Meclisince 10.06.2019 tarihinde yapılan toplantıda (61 sayılı karar) mahkeme kararında söz konusu parseldeki 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptaline karar verilmediği ve plan değişikliği teklifinin parsel hissedarlarından sadece 408/2400 hisseli bir malik tarafından talep edildiği belirtilerek kamu yararı olmadığı durumlarda parsel bazında resen plan değişikliği yapılamayacağı, parsel maliklerinin tamamının muvafakatı olması durumunda plan değişikliği teklifinin ilçe belediyesine sunulabileceği yönünde karar alındığı; Hususları tespit edilmiştir.
13. İlgili Belediyesince ayrıca, başvuruya konu parselin kamulaştırılmasının Belediyeleri plan ve programında yer almadığı, eşdeğer nitelikte uygun bir arsa bulunmadığı için takas işleminin de mümkün olmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.
14. Başvuran vekili İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı tadili teklifinin reddi işleminin iptali yönünde başvuran lehine verilen karara istinaden, taşınmazın çocuk parkı alanından çıkarılarak taşınmaz üzerindeki imar planı uygulamasından kaynaklı kısıtlamanın kaldırılmasını, bu mümkün değilse taşınmazın kamulaştırılması hususunda gereğini talep etmektedir.
15. Başvuruya konu idare ise, söz konusu mahkeme kararının plan iptalini içermediğinden bahisle ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 24/3 maddesine atıfla, Mahkeme kararının aksine, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı arasında plan hiyerarşisi açısından uyumsuzluk olmadığını ileri sürmekte, ancak tüm maliklerin birlikte başvurusu halinde plan tadili isteminin Belediye Meclisine sunulabileceğini belirtmektedir. Öte yandan plan tadili yapılmayacaksa başvuranın taşınmazın kamulaştırılması yönündeki istemine ilişkin olarak ise, başvuruya konu parselin kamulaştırılmasının Belediyeleri plan ve programında yer almadığını, eşdeğer nitelikte uygun bir arsa bulunmadığı için takas işleminin de mümkün olmadığını belirtmektedir.
16. Bilindiği üzere, Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, kamu makamlarınca mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasanın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmekte olup, anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (AYM, B.No:2017/24715, K.T.: 20/9/2018).
17. Kişiler, Anayasanın 35.maddesindeki “mülkiyet hakkı”nın ihlali bağlamında, 36.
maddesinde düzenlenen “hak arama hürriyeti”ne istinaden, yargı mercileri önünde davacı olarak iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptirler. Anayasanın 138. maddesi incelendiğinde, son fıkrasında “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, denilmekle, mahkeme kararlarına uyma, bu kararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme organları ile idare makamları lehine herhangi bir istisna kuralına yer verilmediği görülmektedir. Anayasa
Mahkemesince de yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmekte olup, yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olmasının yeterli olmadığı, ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanmasının gerektiği kabul edilmektedir (AYM, B.No: 2013/711, K.T.:3/4/2014). Kaldı ki, yargı kararlarının ilgili kamu otoritelerince yerine getirilmediği bir devlette, bireylerin yargı kararlarıyla kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri de mümkün olamayacaktır (AYM, B.No:2013/1752, K.T.:26/6/2014).
18. Başvuruya konu İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin kararı incelendiğinde, başvuranın tadilini istediği Büyükçekmece ilçesi, ada, parsel sayılı taşınmazın üst ölçekli 1/5000 ölçekli
Nazım İmar Planında “konut+ticaret” alanında bulunması karşısında üst ölçekli plana uyumsuz bir şekilde taşınmazın “çocuk parkı” alanına ayrılmış olduğu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı tadili teklifinin reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle 1/1000 ölçekli uygulama imar planı tadilatı teklifinin reddi işleminin iptaline” karar verildiği görülmektedir. Söz konusu kararın Danıştay nezdinde onararak kesinleşmiş olması karşısında, Beylikdüzü Belediye Meclisince (03.12.2018 tarih ve 133 sayılı karar), Mekânsal Planlar
Yapım Yönetmeliği’nin 24/3 maddesine atıfla 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı arasında plan hiyerarşisi açısından uyumsuzluk olmadığı gerekçesiyle başvuruya konu taşınmazın imar planında ayrıldığı fonksiyonun korunması yönünde alınan karar, sadece Mahkeme kararının tüm sonuçları ile etkili bir şekilde uygulanmasını engellemekle kalmamakta, aynı zamanda kişiyi Anayasanın 35., 36. ve 138. ile maddeleri ile sağlanan güvenceden yoksun bırakmaktadır.
19. Beylikdüzü Belediye Meclisi’nce 10.06.2019 tarihinde yapılan toplantıda da, başvuranın
Mahkeme kararının gerekçesine istinaden parselde plan tadili yapılması istemine ilişkin olarak
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 20.08.2004 tarih ve sayılı genelgesinde ve sayılı onayına atıfla parsel maliklerinin tamamının muvafakatı olması durumunda plan değişikliği teklifinin ilçe belediyesine sunulabileceği yönünde karara varılmıştır.
20. Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununa göre bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olup (683.md.), paylı mülkiyette de paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahiptir (688.md.). Kanunun 693.maddesinin son fıkrası uyarınca da paydaşlardan her biri bölünemeyen ortak menfaatlerin korumasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir.
21. Benzer bir uyuşmazlıkta, Trabzon İdare Mahkemesince verilen 18.09.2014 tarihli, sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istemiyle yapılan başvuruda, Danıştay 6. Dairesi’nin 26.10.2015 tarihli ve sayılı ilamında; “…fiziksel mekanların planlanmasının hukuki boyutunu, başta
Anayasa olmak üzere İmar Kanunu, diğer ilgili kanunlar ve imar yönetmelikleri ile birer düzenleyici işlem olduğunda kuşku bulunmayan imar planlarının oluşturduğu, ilgili kanun ve yönetmelikler ile planların hazırlanması, yürürlüğe girmesi ve planlarda değişiklik yapılması süreçlerinde uyulacak usul ve esasların belirlendiği, anılan mevzuatta plan ya da değişikliği yapılırken taşınmaz maliklerinin ya da hissedarlarının muvafakatının aranması gerektiği yönünde bir hüküm bulunmadığı, bu durumda, İdare Mahkemesince özel hukuk alanına ilişkin düzenlemeler getiren Medeni Kanun’un 688., 691. ve 692. madde hükümleri uyarınca taşınmazın tüm hissedarlarının muvafakatı olmadan taşınmazın niteliğini değiştirecek işlemler yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı” belirtilerek, Trabzon İdare Mahkemesince verilen 18.09.2014 tarihli, sayılı kararın bozulması yönünde karar verilmiştir.
22. Yukarıda yer verilen Danıştay ilamı ve imar mevzuatı çerçevesinde, ‘parsel maliklerinin tamamının muvafakatı olması durumunda plan değişikliği teklifinin ilçe belediyesine sunulabileceği’ yönündeki belediye meclis kararına ilişkin bir değerlendirme yapıldığında, gerek İmar Kanunun 8/b maddesinde gerekse Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde plan değişikliği yapılırken taşınmaz maliklerinin ya da hissedarlarının muvafakatının aranması gerektiği yönünde bir hüküm bulunmaması karşısında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin
20.08.2004 tarih ve sayılı genelgesi ve sayılı onayında tüm parsel maliklerinin
başvurusunun zorunlu tutuluyor olmasının, kişiye diğer tüm maliklere ulaşma ve onları plan değişikliği yapma hususunda ikna etme zorunluluğunu dolaylı olarak yüklediği, bu suretle plan değişikliğini güçleştirdiği, sonuç olarak başvuranın mülkiyet hakkına kanun ile öngörülmeyen bir sınırlama getirildiği kanaati ve sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, idareye başvuranın plan tadili istemini yeniden meclis gündemine alması hususunda tavsiyede bulunmak gerekmiştir. Kaldı ki, plan değişiklikleri ilgili mevzuatı çerçevesinde belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde belirli süreyle ilan edilmekte ve süresi içinde planlara ilgililerce itiraz edilebilmektedir.
23. Başvuran, plan tadilinin uygun görülmemesi durumunda, taşınmazın kamu hizmeti alanında kalması nedeniyle kamulaştırılması hususunda gereğini talep etmektedir.
24. Bilindiği üzere, Anayasanın 46. maddesinde özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiş olup, benzer şekilde 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanunu ile de kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılabileceği hüküm altına alınmıştır. 20/08/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 33.
maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddesi ile de uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar için uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılacağı, bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılacağı/yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.
25. 3194 sayılı İmar Kanunuyla, yerleşim yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla aynı Kanunun 7. ve 8.
maddesiyle belirli nüfusu aşan belediyelere imar planlarını hazırlama ve yürürlüğe koyma yükümlülüğü getirilmiş olup, 10. maddesinde de belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere belirtilen süre içinde imar programı hazırlama; ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmetine tahsis edilmiş özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırma yükümlülüğü getirilmiştir. 4/7/2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değişik Kanunun 13. maddesinde ise, özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazların; bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanların öncelikle 18. maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre
Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirileceği hüküm altına alınmıştır.
26. Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarının özellikle büyük şehirlerin gelişmeleri gibi karmaşık ve zor bir alanda kendi imar politikalarını uygulamak için geniş bir takdir alanı kullanmalarının doğal olduğunu kabul etmekle, belirtilen takdir yetkisinin Anayasanın 35.
maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve Anayasanın 13. maddesinde yer verilen güvence ölçütlerini gözetecek şekilde kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması da gerekmektedir. Bir başka deyişle, özel mülkiyette bulunan taşınmazların imar uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmakla birlikte bu yolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir.
İmar uygulamalarıyla taşınmazların kamu hizmetine ayrılmasındaki kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil denge ise, ancak taşınmazın makul bir süre içinde kamulaştırılması yoluyla sağlanabilir (AYM, Başvuru
Numarası: 2017/24715, Karar Tarihi : 04/05/2020 20/9/2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2020/6878-S.20.10899 16/10/2018-30567).
27. Mülkiyet hakkına müdahaleler en yaygın olarak uygulama imar planları ile yapılmakta olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15/12/2010 tarihli ve sayılı kararında, “…uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan İdarece engellendiği” tespitinde bulunmuştur.
28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “Sporrong ve Lönnroth (İsveç)” davasında uzun süreli kamulaştırma şerhleri ve imar yasakları ile karşı karşıya kalan mülk sahiplerinin mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları başvuruya ilişkin incelemesinde, mülkiyet hakkına herhangi bir müdahalenin haklı gösterilebilmesi için bunun kamu veya genel çıkarlar doğrultusunda meşru bir amaca hizmet etmesi gerektiğini, fakat bunun yeterli olmadığını, Mahkemece ayrıca toplumun genel çıkarlarının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması gereği arasında adil dengenin korunup korunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No’lu Protokolünün 1. Maddesinin Uygulanmasına
İlişkin Kılavuz, Monica Carss-Frisk İnsan hakları el kitapları, No. 4, Erişim:13/2/2018).
29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Hakan Arı-Türkiye” davasında da, başvuranın mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin 2002 yılından, yani imar izni talebinde bulunduğu ve idarenin taşınmazını okul inşası için tahsis ettiğini öğrendiği tarihten bu yana sürdüğünün altını çizmiş ve “idarenin belirtilmeyen bir tarihte yapacağı kamulaştırmaya dek araziye getirilen imar yasağı sebebiyle başvuranın mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının engellendiğini, arazinin satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla taşınmazın değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığını, maliklerin kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları” yönünde bir tespitte bulanarak AİHS Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim 13/2/2018).
30. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuatı, AYM ve AİHM kararları bağlamında başvuran vekilinin taşınmazın kamulaştırılması yönündeki istemi ele alınıp değerlendirildiğinde ise, başvuruya konu parselin 16.03.1999 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında
“Belediye Hizmet Alanı”, 09.08.2002 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında
“Konut Alanı”, 15.05.2005 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında Ticaret+Konut
Alanı olarak ve bu plan doğrultusunda hazırlanan 21.01.2007 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli
Uygulama İmar Planında Ticaret+Konut olarak planlandığı, başvuranın taşınmazın 408/2400 hissesini 27.09.2005 tarihinde satış suretiyle edindiği, 21.01.2007 tasdik tarihli plana, yasal askı süresi içerisinde, parsel maliklerinden biri tarafından yapılan itiraz üzerine Beylikdüzü
Belediye Meclisi’nin 03.07.2007 tarih ve sayılı kararı ile parselin “Çocuk Parkı” olarak düzenlenmesinin kabul edildiği, söz konusu itirazın Büyükşehir Belediye Başkanlığınca
20.01.2008 tarihinde onandığı, ayrıca söz konusu taşınmazın, 15.06.2009 tarihli İstanbul Çevre
Düzeni Planında meskûn alan fonksiyonunda kaldığı, başvuranın taşınmazının 1/5000 ölçekli
Nazım İmar Planında “konut+ticaret” alanında bulunması karşısında taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında üst ölçekli plana uyumsuz bir şekilde “çocuk parkı” alanına ayrılmış olması nedeniyle taşınmaza Anayasanın 46. maddesine ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine aykırı olarak kamulaştırmasız el atıldığı; ilgili Belediyesince İstanbul 7. İdare
Mahkemesinin kararına karşın imar planı tadili için tüm maliklerin birlikte başvuru şartını öne sürmesinin, başvuranı Anayasanın 35., 36. ve 138. madde güvencelerinden yoksun bıraktığı, ayrıca ‘başvuruya konu parselin kamulaştırılmasının Belediyeleri plan ve programında yer almadığı, eşdeğer nitelikte uygun bir arsa bulunmadığı için takas işleminin de mümkün olmadığı’ yönündeki açıklamaların, başvuranın mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlamaların öngörülemeyen bir süre boyunca devam etmesi sonucuna yol açarak taşınmazın satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığı, bireysel yarar ile kamusal yarar arasındaki makul dengeyi bozarak mülkiyet hakkının ölçüsüz bir biçimde sınırlandırılmasına yol açtığı değerlendirildiğinden, idareye bu bağlamda da tavsiyede bulunmak gerekmiştir.
B. İyi Yönetim İlkelerine Yönünden Değerlendirme 31. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6.maddesinde yer verilmiş olup, idarenin bilgi ve belge talebine istinaden cevabi yazılarını süresinde ilettiği, iyi yönetim ilkelerinden
“hesap verilebilirlik”, “şeffaflık” ilkelerine uygun hareket ettiği tespit edilmekle, mülkiyet hakkının korunması için tavsiye kararı yönünde işlem tesis etmek suretiyle “kanunilik” ilkesine de uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
32. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Anayasa ile güvence altına alınan “mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için, 1. Başvuranın taşınmazına ilişkin imar planı tadili başvurusunun, İstanbul 7. İdare
Mahkemesi’nin karar gerekçesi gözetilerek ivedilikle Belediye Meclisi’nde görüşülmesi; 2. İmar planı tadili isteminin reddi halinde, başvuranın taşınmazdaki hissesinin, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında satın alınmak suretiyle ivedilikle kamulaştırılması; Hususlarında BEYLİKDÜZÜ BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvuran vekiline, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’na ve İstanbul Büyükşehir
Belediye Başkanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi