TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/1850-S.21.3102
BAŞVURU NO : 2020/94013
KARAR TARİHİ : 02/02/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Toplulaştırma çalışmaları sırasında sökülen badem ağaçlarından doğan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 19/08/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, 2019 yılı içerisinde Isparta ili, Atabey ilçesinde çiftçilik yaptığı arazilerde
DSİ 18. Bölge Müdürlüğü tarafından özel bir firmaya toplulaştırma işlemi yaptırıldığını, bu işlemlere karşı ilk başvuru, 1. Askı ve 2. Askı aşamaları olmak üzere toplam 3 defa, parselin kıyısı boyunca dikili olan yaklaşık 45 adet badem ağacının korunması yönünde talepte bulunduğunu; ilk dikim yılı yaklaşık 20 yıl öncesine ait olan ve geçen yıllar içerisinde kuruyan ya da eksik olan kısımlarını yenilediği ağaçlarının yaşlarının 20 ila 5 yaş arasında değiştiğini, badem ağaçlarından her yıl yaklaşık 250 kg badem elde ettiğini, ancak ağaçlarının toplulaştırmada yolda bırakılarak 2019 yılı Ekim ayı içinde bilgisi ve rızası dışında söküldüğünü; 2019 yılı Kasım ayında Isparta DSİ Bölge Müdürlüğünden mağduriyetinin giderilmesi yönünde talepte bulunduysa da, talebinin zımnen reddedildiğini, Kurumumuza yaptığı başvuru sonrasında Gönderme Kararına cevaben idaresince, “ağaçların çalı niteliği taşıdığı ve arazide kendiliğinden yetiştiği” belirtilerek talebinin bir kez daha reddedildiğini; ekte sunduğu 2019 yılına ait Google earth fotoğraflarının incelenmesinden ağaçların parsel sınırında düzenli aralıklarla dikildiğinin görüleceğini, bu hususun idarenin “ağaçların çalı niteliğinde olduğu ve kendiliğinden yetiştiği” iddialarının aksini ortaya koyduğunu, öte yandan çevre parsellerde de sınırlara badem ağaçlarının ve/veya gelir getiren başka ağaçların hem arazi sınırının belirlenmesi hem de gelir amaçlı dikildiğinin görüleceğini; belirterek sökülen badem ağaçlarından kaynaklı mağduriyetinin giderilmesi hususunda gereğini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü 18. Bölge Müdürlüğünün, DSİ Genel Müdürlüğü
Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Dairesi Başkanlığına hitaplı 13.10.2020 tarihli ve E- sayılı yazısında özetle, 2.1. Isparta Yalvaç Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında
Isparta İli, Atabey İlçesi Onaç ve Yeni Mahallelerinin,14 Aralık 2017 tarih ve 30270 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22/09/2017 tarih ve 2017/10927 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararı ile Isparta ili, Atabey ilçesi Merkezi Tarım Reformu Uygulama Alanı ilan edildiği; 2.2. Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin Arazi derecelendirilmesinin ilanı başlıklı 12. maddesi uyarınca, Isparta Yalvaç Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında Isparta İli, Atabey İlçesi, Onaç ve Yeni
Mahallelerinde Arazi derecelendirme komisyonu tarafından tespit edilen denklik dönüşüm katsayılarını ve parsellerin birim değeri cinsinden karşılıklarını gösterir mülkiyet listesi ve arazi derecelendirme haritasının 23/03/2019 tarihinde 30 gün süreyle askıya çıkarılarak ilanen tebliğ edildiği; 2.3. Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin
Tanımlar başlıklı 4.maddesinde “ç) Sabit tesis; ev, ahır, samanlık, ambar, ruhsatlı ve faal kuyu gibi yapılar ile dikili ve kapama meyve bahçesi niteliğindeki tarım arazilerini ifade eder.”, denildiği, başvuruya konu ağaçlar ile sınır ağaçlarının bu tanım kapsamında olmadığı; 2.4. Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 5.
maddesinde, “(9) Cumhurbaşkanı Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra yapılacak olan sabit tesisler, arazi toplulaştırmasında dikkate alınmaz ve ihtilaf halinde bunlar tazminata konu olamaz. Proje sahasında ortofoto görüntüsü yardımıyla sabit tesisler belirlenir ve tespitler belge sayılır. Sabit tesis bulunan parsellerin listesi ve ortofoto haritası mahallinde ilan edilerek parsel maliklerinin bilgilenmesi sağlanır.”, denildiği, Isparta Yalvaç Arazi
Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında Isparta İli, Atabey İlçesi, Onaç ve Yeni Mahallelerinde Sabit Tesisi İçeren Kadastro Parsellerinin Tespit Tutanaklarının ilgili madde uyarınca 03/07/2019 tarihinde 30 gün süre ile askıya çıkarılarak ilgililere tebliğ edildiği; 2.5. Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 17.
maddesi uyarınca 1.parselasyon askısının 03/07/2019 tarihinde 30 gün süre ile askıya çıkarıldığı, 2.parselasyon askısının 13/09/2019 tarihinde 30 gün süre ile askıya çıkarıldığı, bilgilendirme parselasyon askısının 15/11/2019 tarihinde 30 gün süre ile askıya çıkarıldığı; 2.6. Isparta Yalvaç Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında
Isparta İli, Atabey İlçesi, Onaç ve Yeni Mahallelerinde askı sürelerinin tamamlandığı, tescile esas hazırlanan parselasyon planının 23/03/2020 tarihinde Genel Müdürlükleri tarafından tasdik edildiği ve dosyanın kadastro kontrolleri için ilgili kadastro müdürlüğüne sevk edildiği; Açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinin Arazi
Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Dairesi Başkanlığına hitaplı 11/12/2020 tarihli ve E sayılı cevabi yazısında özetle, 3.1. 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun’un
Ek 9. maddesinin, “Arazi toplulaştırması sebebiyle kısıtlama getirilen alanlarda ürün ve mütemmim cüzlere verilecek zarar ile taşınmaz sahiplerine yeni parseller teslim edilene kadar kısıtlama getirilen alanlarda doğabilecek gelir kayıpları, arazi toplulaştırmasını yürüten DSİ veya proje idaresi tarafından karşılanır.”, hükmünde olduğu; 3.2. 07/02/2019 tarihli ve 30679 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Arazi
Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Arazi toplulaştırması alanlarında alınacak önlemler” başlıklı 9. maddesinin altı numaralı bendinde, “Uygulama sahasındaki çiftçilerin ilk yıldaki ürün kayıpları için zarar, ziyan bedelleri ile daha sonraki yıllardaki kısıtlamalardan dolayı oluşan ürün kayıp bedelleri toplulaştırmayı yürüten idare tarafından karşılanır.”, düzenlemesine yer verildiği; 3.3. 03/04/2019 tarihli ve 224454 sayılı Genel Müdürlük Makamı Olur’u ile yürürlüğe konulan
Zarar Ziyan ve Gelir Kayıpları Uygulama Talimatı’nın; “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, “Komisyon: Zarar ziyan ve gelir kaybı tespit komisyonunu, Sabit Tesis: Ev ahır, ağıl, samanlık, ambar, kuyu, silo gibi yapılar ile dikili ve kapama meyve bahçesi niteliğindeki tarım arazilerini, ifade eder.”; “Zarar ziyan” başlıklı 5. maddesinde, “İdarenin kusuru olmaksızın ve tamamen teknik zaruret sebebiyle proje kamulaştırma sahasının dışındaki veya toplulaştırma iş ve işlemleri kapsamında üçüncü şahısların tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde bulunan sabit tesis, muhdesat veya mütemmim cüzlere (mahsul, ekonomik getirisi olan ağaç ve ağaççıklar, kırsal konut, silo ahır, samanlık, ağıl, ambar, kuyu vd.) verilen fiziki zararı ifade eder. Ortaya çıkan zararın, İdarece sulh yolu ile ödenmesi, zarar ziyan ödemesi olarak adlandırılır.”; “Komisyonun Görevleri” başlıklı 11. maddesinde, “e) Zarar ziyan veya gelir kaybı değerleme raporuna altlık teşkil edecek resmi ve gayri resmi bilgi ve verileri temin etmek. g) Zarar ziyana veya gelir kaybına konu taşınmazda kain sabit tesis, muhdesat ve mütemmim cüzün tespiti, ölçümü, yaş tayini, sayımı vd. işleri yapmak.” ; düzenlemelerine yer verildiği; 3.4. Yukarıda yer verilen 6200 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesi, Yönetmelik ve Talimat düzenlemeleri birlikte değerlendirildiğinde, Arazi toplulaştırması uygulama sahasında İdarenin kusuru olmaksızın ve tamamen teknik zaruret sebebiyle toplulaştırma iş ve işlemleri kapsamında üçüncü şahısların tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde bulunan sabit tesis, muhdesat veya mütemmim cüzlere (mahsul, ekonomik getirisi olan ağaç ve ağaççıklar, kırsal konut, silo ahır, samanlık, ağıl, ambar, kuyu vd.) verilen fiziki zararın İdarece ödenmesi gerektiği, zarar ziyan veya gelir kaybına konu taşınmazda kain sabit tesis, muhdesat ve mütemmim cüzün tespitinin, ölçümünün, yaş tayininin, sayımının ve diğer işlemlerin Zarar
Ziyan ve Gelir Kaybı Tespit Komisyonu tarafından yapılacağının anlaşıldığı; 3.5. Bu itibarla; ait taşınmazlar üzerinde bulunan ve söküldüğü iddia edilen ağaçların zarar ziyan ödemesi kapsamında olup olmadığının yukarıda belirtilen mevzuat düzenlemeleri uyarınca Daire Başkanlıklarınca (Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme
Hizmetleri Dairesi Başkanlığı) değerlendirilmesi gerektiği; Açıklamalarına yer verilmiştir.
4. Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Arazi Toplulaştırma ve Tarla
İçi Geliştirme Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın 25/12/2020 tarihli ve Esayılı cevabi yazısında özetle; 4.1. DSİ 18. Bölge Müdürlüğünden alınan, 18. Bölge Müdür Yardımcısı-1 (Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Şube Müdürlüğü)’nün 13.10.2020 tarihli ve Esayılı yazısındaki mütalaaların (bkz. par. 2 ve alt paragraflar) Daire
Başkanlıklarınca uygun görüldüğü, belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 5.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 5.2. “Toprak mülkiyeti” başlıklı 44. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tesbit edebilir. …” 5.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 6. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 6.1. “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 7. 22.11.1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım
Reformu Kanunu’nun 7.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı sulama alanları ile Cumhurbaşkanınca gerekli görülen alanlarda; c) Ekonomik üretime imkân vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkânlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasını ve küçülmesini önlemeyi, sağlamaktır.”;
7.2. “Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri” başlıklı 6. maddesinin (Değişik:
23/2/2011-6171/2 md.), birinci ve yedinci fıkralarında, “Bu Kanunda belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere uygulama alanlarında ilgili kuruluşça, isteğe bağlı veya maliklerin muvafakatı aranmaksızın arazi toplulaştırılması yapılabilir.
Toplulaştırmada kanal ve yol gibi kamunun ortak kullanacağı alanlar olarak planlanan yerlerdeki mütemmim cüzlerin karşılığı ile çiftçiye yeni parseller teslim edilene kadar doğabilecek gelir kayıpları uygulayıcı kuruluşça karşılanır.”; 8. 18.12.1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen
Hizmetler Hakkında Kanun’un 8.1. EK 9. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, beşinci, sekizinci fıkralarında, “Arazilerin tabii ve suni etkilerle bozulmasının ve parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerde ise tabii özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ve bu parsellerin arazi özellikleri ve alanı değerlendirilerek kullanım şekillerinin belirlenmesi ile köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması maksadıyla arazi toplulaştırması yapılır. Arazi toplulaştırması projesinin uygulanacağı sınırlar içinde kalan alan arazi toplulaştırması proje sahası olarak belirlenir.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkilidir. DSİ dışındaki kurum ve kuruluşlar DSİ’nin iznine tabi olarak proje idaresi sıfatıyla arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütmeye yetkilidir.
DSİ tarafından Cumhurbaşkanı kararı ile isteğe bağlı ya da maliklerin muvafakati aranmaksızın zorunlu arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılabilir veya yaptırılabilir.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak arazi üzerinde, DSİ veya proje idaresi tarafından yapılacak fiili uygulamalar, hak sahiplerinin iznine tabi değildir. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yürütülen alanlarda tarımsal faaliyetleri kısıtlamaya DSİ veya proje idaresi yetkilidir.
Arazi toplulaştırması sebebiyle kısıtlama getirilen alanlarda ürün ve mütemmim cüzlere verilecek zarar ile taşınmaz sahiplerine yeni parseller teslim edilene kadar kısıtlama getirilen alanlarda doğabilecek gelir kayıpları, arazi toplulaştırmasını yürüten DSİ veya proje idaresi tarafından karşılanır. …” 9. 07.02.2019 tarihli ve 30679 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 9.1. “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının çç) bendinde, çç) Sabit tesis: Ev, ahır, samanlık, ambar, kuyu gibi yapılar ile dikili ve kapama meyve bahçesi niteliğindeki tarım arazilerini, ifade eder.” 9.2. “Arazi toplulaştırması alanlarında alınacak önlemler” başlıklı 9. maddesinin altıncı fıkrasında, “Uygulama sahasındaki çiftçilerin ilk yıldaki ürün kayıpları için zarar, ziyan bedelleri ile daha sonraki yıllardaki kısıtlamalardan dolayı oluşan ürün kayıp bedelleri toplulaştırmayı yürüten idare tarafından karşılanır. Ancak, yüklenici firmanın hatalı uygulamaları ve gecikmelerinden kaynaklanan zarar-ziyan ve ürün kayıp bedeli ödemeleri yüklenici firma tarafından karşılanır.”; 9.3. “Tarla içi geliştirme hizmetleri” başlıklı 20. maddenin birinci fıkrasında, “Arazi toplulaştırma projesinin araziye uygulanmasında, verimin artması, sulama randımanı ve sulama oranının yükseltilmesi, tarımsal arazilerin korunması ve değer kazanması için; tarla içi yollar, drenaj kanalları, sulama inşaatları, anların kaldırılması, sazlık, söğüt, çalı, azmak, ağaç vb. sökülmesi, kazı dolgu yapılması, arazi tesviyesi ve ıslahı gibi projelerle tarımsal kalkınmayı sağlamak maksadıyla tarla içi geliştirme hizmetleri DSİ veya proje idaresince yapılır veya yaptırılır.” 10. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmelik’in, 10.1. “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir.
İlgili merci, tavsiye doğrultusunda tesis ettiği işlemi, aldığı önlemi veya tavsiye edilen çözümü uygulanabilir nitelikte görmediği takdirde bunun gerekçesini otuz gün içinde Kuruma bildirir.” 11. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Zarar Ziyan ve Gelir Kayıpları Uygulama
Talimatı’nın 11.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “İşbu talimatın amacı; 6200 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Devlet Su İşleri Genel
Müdürlüğü (DSİ) uhdesinde yürütülen projelerde, kamulaştırma sınırları dışında veya arazi toplulaştırma sahası içinde kalan alanlarda zarar gören mahsul, sabit tesis, muhdesat ve mütemmim cüzlerin parasal karşılığı ile kısıtlama getirilecek alanlarda doğabilecek gelir kayıplarının hesaplanması, idarenin kusursuzluk durumunun tespiti, zarar ziyan veya gelir kaybının işin teknik gereği olup olmadığının tayini ile bu kapsamda sulhen yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasları belirlemektir.”; 11.2. “Zarar Ziyan” başlıklı 5. maddesinde, “İdarenin kusuru olmaksızın ve tamamen teknik zaruret sebebiyle kamulaştırma sahasının dışındaki veya toplulaştırma iş ve işlemleri kapsamında üçüncü şahısların tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde bulunan sabit tesis, muhdesat veya mütemmim cüzlere (mahsul, ekonomik getirisi olan ağaç ve ağaççıklar, kırsal konut, silo ahır, samanlık, ağıl, ambar, kuyu vd.) verilen fiili zararı ifade eder. Ortaya çıkan zararın, İdarece sulh yoluyla ödenmesi, zarar ziyan ödemesi olarak adlandırılır.”; 11.3. “Talebin Değerlendirilmesi ve Evrakın Havalesi” başlıklı 10.maddesinde, “Taşınmazına zarar verildiğini ya da kısıtlamaya uğradığını iddia eden hak sahibinin ilgili DSİ birimine verilen dilekçesi, Zarar Ziyan veya Gelir Kaybı Tutanağı, Sulh Anlaşması, Kusursuzluk Tutanağı vd. dokümanın hazırlanması maksadıyla komisyona havale edilir.”; 11.4. “Komisyonun Görevleri” başlıklı 11. maddesinin ilgili bentlerinde, “…Zarar ziyan veya gelir kaybı değerleme raporuna altlık teşkil edecek resmi ve gayri resmî bilgi ve verileri temin etmek (İl veyahut İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri ile Araştırma
Kuruluşları, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), İl Ziraat Odaları, Yerel Emlak Ofisleri, İl Ticaret
Oda ve Borsaları, Üretici Kooperatif ve Birlikleri, Belediye Hal Müdürlükleri, Tapu ve
Kadastro Müdürlükleri, İlgili Belediyenin Emlak İstimlak ve Kamulaştırma Birimleri vd.).
Zarar ziyana veya gelir kaybına konu taşınmazda kâin sabit tesis, muhdesat ve mütemmim cüzün tespiti, ölçümü, yaş tayini, sayımı vd. işleri yapmak. …” 11.5. “Komisyonun Yetki ve Sorumlulukları” başlıklı 12. maddesinde, “Komisyon, zarar ziyan veya gelir kaybına konu dilekçeyle ilgili her türlü bilgi, belge ve veriyi ilgili kamu kurumları ile özel hukuk tüzel kişilerinden, Bölge Müdürlüğü vasıtasıyla temin etmeye yetkilidir.
Komisyon, dilekçe ve eklerinde yer alan konuları, eksiksiz incelemek ve işbu talimatta belirtilen kaidelere uygun olarak sonuçlandırmakla yükümlüdür.” ;
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
12. Kamu Denetçisi incelemesi ve araştırması neticesinde, başvurunun kabulü ile başvuranın
Zarar Ziyan Gelir Kayıpları Uygulama Talimatının 9. maddesine uygun olarak yapacağı başvuruya istinaden, Zarar Ziyan Gelir Kaybı Tespit Komisyonunun teşekkül ettirilerek ilgili
Talimat doğrultusunda iş ve işlemlere başlanmasının sağlanması hususunda Devlet Su İşleri
Genel Müdürlüğü’ne tavsiyede bulunulmasını önermiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Başvuran özetle, Isparta ili, Atabey ilçesinde çiftçilik yaptığı arazilerinde 2019 yılı içerisinde DSİ 18. Bölge Müdürlüğünce özel bir şirkete yaptırılan arazi toplulaştırması işlemi sırasında yaşları 5 ila 20 arasında değişen yaklaşık 45 adet badem ağacının söküldüğünü, askı süreçlerinde yolda kalan ağaçlarının korunması istemiyle yaptığı başvuruların dikkate alınmadığını, ağaçlarının sökülmesi üzerine zararının tazmin edilmesi istemiyle yaptığı başvurunun ise reddedildiğini, belirterek mağduriyetinin giderilmesi hususunda gereğini talep etmektedir.
14. Dosyası kapsamında DSİ 18. Bölge Müdürlüğünce gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, başvuranın taşınmazının bulunduğu alanın, Isparta Yalvaç Arazi
Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında 14 Aralık 2017 tarihli ve
30270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.09.2017 tarih ve 2017/10927
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Isparta ili, Atabey ilçesi Merkezi Tarım Reformu Uygulama
Alanı ilan edildiği; söz konusu proje kapsamında Onaç ve Yeni mahallelerinde Arazi derecelendirme komisyonu tarafından tespit edilen denklik dönüşüm katsayılarının ve parsellerin birim değeri cinsinden karşılıklarını gösterir mülkiyet listesi ve arazi derecelendirme haritasının 23.03.2019 tarihinde 30 gün süreyle askıya çıkarılarak ilanen tebliğ edildiği; söz konusu mahallelerde Sabit Tesisi İçeren Kadastro Parsellerinin Tespit Tutanaklarının
03.07.2019 tarihinde 30 gün süre ile askıya çıkarılarak ilgililere tebliğ edildiği; 1.parselasyon
askısının 03.07.2019 tarihinde, 2.parselasyon askısının 13.09.2019 tarihinde ve bilgilendirme parselasyon askısının 15.11.2019 tarihinde 30 gün sürelerle askıya çıkarıldığı; Onaç ve Yeni
Mahallelerinde askı sürelerinin tamamlanarak tescile esas hazırlanan parselasyon planının
23.03.2020 tarihinde DSİ Genel Müdürlüğü tarafından tasdik edilerek dosyanın kadastro
kontrolleri için ilgili kadastro müdürlüğüne sevk edildiği; açıklamalarına yer verildiği görülmüştür.
15. Dosyasına tarafların sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinden, başvuranın maliki olduğu Isparta ili, Atabey ilçesi, Onaç mahallesi, ada, parsel sayılı taşınmazın
22.09.2017 tarih ve 2017/10927 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Isparta Yalvaç Arazi
Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamına alındığı; söz konusu toplulaştırma projesi kapsamında başvuranın taşınmazının sınırında bulunan badem ağaçlarının yol olarak planlanan yerde kalması üzerine başvuran tarafından askı sürelerinde müteaddit defalar ağaçların korunması istemiyle idareye dilekçe verildiği; başvuranın talebinin zımnen reddedildiği, bu süreçte yüklenici firma tarafından 2019 yılı Ekim ayında ağaçların sökümünün gerçekleştirildiği; hususları tespit edilmiştir.
16. Başvuran, taşınmazının sınırında bulunan badem ağaçlarının sökülmesi üzerine uğradığı zararın tazminini talep etmişse de, idarece talebi “ağaçların çalı niteliğinde olduğu ve kendiliğinden yetiştiği” ayrıca ağaçların “sabit tesis” kapsamında kabul edilemeyeceği gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Başvuran ise bu iddiaya karşılık olarak Kurumumuza ağaçların bulunduğu yeri gösterir TKGM parsel sorgu ekran görüntüsünü, 2019 yılına ait Google earth fotoğrafını ve ağaçların sökülerek taşınmazına bırakıldığını gösterir fotoğraf örneklerini sunmuştur. Başvuran söz konusu belgelere atıfla ağaçların parsel sınırında belirli bir aralık ile dikildiğinin görüleceğini, sadece bu sıralı dizilimin bile ağaçların kendiliğinden yetiştiği ve çalı niteliğinde olduğu iddiasını karşılar nitelikte olduğunu ifade etmiş, çevre parsellerde de sınırlara badem ağaçlarının ve/veya gelir getiren başka tür ağaçların hem arazi sınırının belirlenmesi hem de gelir amaçlı dikildiğinin görülebileceğini belirtmiştir.
17. Bilindiği üzere Anayasa’nın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır.
Mülkiyet hakkına yapılacak müdahalelerde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasanın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmekte olup, anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Anayasa’nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamakta olup (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015), 4721 sayılı Kanun’un 718. maddesine göre arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsamakta, yasal sınırlamalar saklı kalmak kaydıyla yapılar, bitkiler ve kaynaklar da bu mülkiyetin kapsamına girmektedir.
18. Anayasa’nın “Toprak mülkiyeti” başlıklı 44. maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinde “Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Anayasa’nın anılan hükümlerine göre devlete, toprağın verimli olarak işletilmesini sağlama, yeterli toprağı olmayan çiftçileri topraklandırma, tarım işletmelerinin uygun büyüklüklerini belirleme, tarım arazilerini gruplandırma, toprağın bölünmesini önleme, tarım topraklarını koruma ve geliştirme ödevleri yüklenmiştir. Söz konusu maddeyle devlete yüklenen ödevler kapsamında, tarım topraklarının iyileştirilmesi ve korunması amacıyla, mülkiyet hakkının sınırlanması mümkündür (AYM, E.2018/104, K.2020/39, 16/07/2020).
19. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri, dosyası kapsamında sunulan mevcut bilgi ve belgeler ile birlikte incelendiğinde, başvuranın mülkiyetindeki taşınmaz üzerinde yetiştirdiği, ancak DSİ 18. Bölge Müdürlüğünce, Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme
Hizmetleri Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar esnasında söküldüğü anlaşılan “badem ağaçları” yönünden başvuranın, Anayasa’nın 35.maddesi kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin olduğu değerlendirilmiştir. Anayasanın 44. maddesine göre devletin kendisine yüklenen ödevler kapsamında, tarım topraklarının iyileştirilmesi ve korunması amacıyla mülkiyet hakkına sınırlama getirmesi mümkün olup, sınırlamanın kamu yararı amacı taşıması, kanuni bir dayanağının olması Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın yapılması gerekmektedir.
20. 19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle 6200 sayılı Kanun’a eklenen Ek 9. maddenin birinci fıkrasında “Arazi Toplulaştırması”nın amacı “Arazilerin tabii ve suni etkilerle bozulmasının ve parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerde ise tabii özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ve bu parsellerin arazi özellikleri ve alanı değerlendirilerek kullanım şekillerinin belirlenmesi ile köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması…” olarak açıklanmıştır. Söz konusu madde ile ayrıca, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ’nin uygulayıcı kuruluş olarak yetkili olduğu; DSİ tarafından Cumhurbaşkanı kararı ile isteğe bağlı ya da maliklerin muvafakati aranmaksızın zorunlu arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılabileceği veya yaptırılabileceği; arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak arazi üzerinde, DSİ veya proje idaresi tarafından yapılacak fiili uygulamaların, hak sahiplerinin iznine tabi olmadığı, arazi toplulaştırması sebebiyle kısıtlama getirilen alanlarda ürün ve mütemmim cüzlere verilecek zararın, arazi toplulaştırmasını yürüten DSİ veya proje idaresi tarafından karşılanacağı, hususları düzenlenmiştir.
21. 3083 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (c) bendinde, ekonomik üretime imkân vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkânlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle toplulaştırılması, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesi, bu
Kanun’un amaçları arasında gösterilmiş, Kanun’un 6. maddesinin birinci ve yedinci fıkralarında 6200 sayılı Kanunun Ek 9. maddesindeki düzenlemelere benzer şekilde, bu
Kanunda belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere uygulama alanlarında ilgili kuruluşça, isteğe bağlı veya maliklerin muvafakati aranmaksızın arazi toplulaştırılması yapılabileceği, toplulaştırmada kanal ve yol gibi kamunun ortak kullanacağı alanlar olarak planlanan yerlerdeki mütemmim cüzlerin karşılığı ile çiftçiye yeni parseller teslim edilene kadar doğabilecek gelir kayıplarının uygulayıcı kuruluşça karşılanacağı kuralına yer verilmiştir.
22. 6200 sayılı Kanunun Ek 9. Maddesi ile 3083 sayılı Kanunun 1. ve 6. maddeleri birlikte incelendiğinde, söz konusu yasal düzenlemeler ile idareye maliklerin muvafakati aranmaksızın zorunlu arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapabilme yetkisinin verildiği, ayrıca arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak arazi üzerinde yapılacak fiili uygulamaların hak sahiplerinin iznine tabi olmadığının düzenlendiği görülmüştür. Bu doğrultuda, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri kapsamında idarece maliklerin taşınmazlarına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının olduğu açıktır. Her iki yasal düzenleme ile ayrıca arazi toplulaştırması sebebiyle yapılacak uygulamalarda uygulayıcı kuruluş tarafından mütemmim cüzlere verilecek zararın karşılığının çiftçiye ödeneceği amir hüküm olarak düzenlenmiş, böylelikle maliklerin arz üzerindeki mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştır.
23. Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri, yukarıda değinildiği üzere, arazilerin parçalanmasını önleme, parçalanan arazileri birleştirme ve arazilerin kullanım biçimlerini belirleme gibi yetkileri içermektedir. Tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesinde, parçalanmış arazilerde ise tabii özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel bir büyüklüğe kavuşmasında ve özellikleri ile alanı değerlendirilerek bu arazilerin kullanım şekillerinin belirlenmesinde kamu yararının bulunduğu gözetildiğinde, mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla sınırladığının kabulü gerekmektedir (AYM,
E.2018/104, K.2020/39, 16/07/2020).
24. Başvuranın taşınmazı üzerinde yetiştirdiği badem ağaçları arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulamaları kapsamında sökülmüş bu husus idaresince de kabul edilmiştir. İdare, söz konusu ağaçların “çalı niteliğinde olduğu ve kendiliğinden yetiştiği” gerekçesiyle, ayrıca sabit tesis sayılmayacağından bahisle, başvurana sökülen ağaçlarına karşılık bir zarar ziyan ödemesinde bulunmamış hatta bu konuda bir çalışma da yürütmemiştir.
İdarenin “söz konusu ağaçların çalı niteliğinde olduğu ve kendiliğinden yetiştiği” yönündeki açıklaması, başvuranın dosyasına sunduğu belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde
Kurumumuzca yerinde görülmemiş, nitekim 19 numaralı paragrafta belirtildiği üzere, söz konusu ağaçlar yönünden başvuranın Anayasa’nın 35.maddesi kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin olduğu sonucuna varılmıştır. İdare, başvuranın sökülen ağaçlarına karşılık zarar ziyan bedeli ödenmemesine gerekçe olarak söz konusu ağaçların Arazi Toplulaştırma ve Tarla
İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 4.maddesinde geçen sabit tesis kapsamında olmamasını ileri sürmekteyse de, yukarıda ifade edildiği üzere gerek
3083 sayılı yasa gerekse de 6200 sayılı yasa ile arazi toplulaştırması sebebiyle yapılacak
uygulamalarda uygulayıcı kuruluş tarafından mütemmim cüzlere verilecek zararın karşılığının ödeneceği amir hüküm olarak düzenlenmiştir.
25. Tarımsal arazilerin toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetlerine ilişkin usul ve esaslar 7/2/2019 tarihli ve 30679 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi
Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği ile düzenlenmiş olup Yönetmeliğin 20.
maddesinin incelenmesinden ağaç söküm işleminin arazi toplulaştırma projesinin araziye uygulanmasında başvurulan yöntemlerden biri olduğu anlaşılmaktadır. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri kapsamında yürütülen çalışmalarda sadece tarım arazilerinde bulunan sabit tesislere değil fakat aynı zamanda mahsul, muhdesat ve mütemmim cüzlere de zarar verilebilmesi mümkündür. Nitekim bu ihtiyaca binaen 6200 sayılı Kanun hükümleri uyarınca DSİ uhdesinde yürütülen projelerde, arazi toplulaştırma sahası içinde kalan alanlarda zarar gören mahsul, sabit tesis, muhdesat ve mütemmim cüzlerin parasal karşılığının hesaplanması, idarenin kusursuzluk durumunun tespiti, zarar ziyan veya gelir kaybının işin teknik gereği olup olmadığının tayini ile bu kapsamda sulhen yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esaslar “Zarar Ziyan ve Gelir Kayıpları Uygulama Talimatı” ile düzenlenmiştir.
26. Söz konusu talimatın 5. maddesinde zarar ziyan, “İdarenin kusuru olmaksızın ve tamamen teknik zaruret sebebiyle toplulaştırma iş ve işlemleri kapsamında üçüncü şahısların tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde bulunan sabit tesis, muhdesat veya mütemmim cüzlere (mahsul, ekonomik getirisi olan ağaç ve ağaççıklar, kırsal konut, silo ahır, samanlık, ağıl, ambar, kuyu vd.) verilen fiili zararı ifade eder.”, şeklinde tanımlanmış, ortaya çıkan zararın, İdarece sulh yoluyla ödenmesi, zarar ziyan ödemesi olarak adlandırılmıştır. Görüldüğü üzere, zarar ziyan ödemeleri kapsamına taşınmazlar üzerinde bulunan sabit tesislere verilen zararların yanı sıra muhdesata ve mahsul, ekonomik getirisi olan ağaç ve ağaççıklar olarak tanımlanan mütemmim cüzlere verilen fiili zararlar da dâhil edilmektedir.
27. Talimatın ilgili hükümlerinden, zarar ziyan ödemesine ilişkin sürecin toplulaştırma sahasında taşınmazı bulunan ve taşınmazı üzerindeki sabit tesis, muhdesat ve mütemmim cüzlerinin DSİ yatırımları kapsamında zarar gördüğünü iddia eden hak sahibinin dilekçeyle ilgili DSİ birimine müracaatı ile başladığı; hak sahibinin uğradığı zararın karşılanması istemiyle
DSİ birimine yaptığı başvurunun ise ilgili Şube Müdürlüğünün teklifi, Bölge Müdür
Yardımcısının uygun görüşü ve Bölge Müdürünün onayıyla teşekkül edecek Zarar Ziyan ve
Gelir Kaybı Tespit Komisyonunca karara bağlanacağı hususları anlaşılmıştır. Talimata göre
Komisyon, zarar ziyan ile ilgili talebin, kendisine havale edilmesini müteakip Zarar Ziyan
Değerleme Raporuna esas resmi ve gayri resmî bilgi ve verileri temin ederek ve zarar ziyana konu taşınmazda mevcut sabit tesis, muhdesat ve mütemmim cüzün tespiti, ölçümü, yaş tayini, sayımı vd. işleri yaparak hazırladığı raporu Şube Müdürlüğüne sunacak, daha sonra Zarar Ziyan
Dosyası 15. maddede yer alan usul ve esaslar çerçevesinde tetkik ve kontrol edilerek sulhen ödemeye esas mütalaası alınmak üzere Bölge Müdürlüğü Hukuk Birimine iletilecektir.
28. Başvuran, toplulaştırma sahasında bulunan taşınmazı üzerindeki badem ağaçlarının arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri kapsamında sökülerek zarara uğratıldığı iddiasıyla DSİ’nin ilgili birimine başvuruda bulunmuşsa da, dosyasında mevcut bilgi ve belgelerden, başvuranın iddia ve taleplerine karşılık Uygulama Talimatı doğrultusunda zarar ziyan tespit sürecine ilişkin iş ve işlemlere başlanıldığı tespit edilememiştir. Uygulama
Talimatının ilgili maddesi uyarınca, her ne kadar hak sahibinin uğradığı zararın karşılanması istemiyle DSİ birimine yaptığı başvurunun ilgili Şube Müdürlüğünün teklifi, Bölge Müdür
Yardımcısının uygun görüşü ve Bölge Müdürünün onayıyla teşekkül edecek Zarar Ziyan ve
Gelir Kaybı Tespit Komisyonunca karara bağlanacağı düzenlenmiş, dolayısıyla ilgili Şube
Müdürüne zarar ziyan tespit çalışmalarını başlatma konusunda takdir yetkisi tanınmışsa da, söz konusu Talimat kapsamında Zarar Ziyan ve Gelir Kaybı Tespit Komisyonu tarafından yürütülmesi öngörülen çalışmalar, idarenin keyfi müdahalesine karşı taşınmaz malikleri açısından önemli bir güvencedir.
29. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalardan özetle, DSİ 18. Bölge Müdürlüğünce, Isparta
Yalvaç Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar esnasında söküldüğü anlaşılan “badem ağaçları” yönünden başvuranın Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin olduğu; başvuranın mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa’nın 44. maddesinde öngörülen meşru bir amacı temin etmek için kamu yararı doğrultusunda gerçekleştirildiği; gerek 6200 sayılı yasa gerekse de 3083 sayılı yasa ile idareye maliklerin muvafakatini almaksızın zorunlu arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapabilme yetkisi verilirken, idarenin arazi toplulaştırması sebebiyle yapılacak uygulamalarda mütemmim cüzlere vereceği zararın karşılığını ödeyeceği hususunun güvence altına alındığı; buna karşın başvuranın sökülen badem ağaçları dolayısıyla uğradığı zararın tazmini istemiyle yaptığı başvurunun Zarar Ziyan ve Gelir Kaybı Tespit Komisyonunca bir çalışma yürütülmeksizin reddedilerek başvuranın söz konusu düzenlemeler ile getirilen güvenceden yoksun bırakıldığı; kanaati ve sonucuna varılmış olup İdareye bu yönden tavsiyede bulunulmasına karar verilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 30. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin İdarenin cevabi yazılarının, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik”, “kararların gerekçeli olması” ve “makul sürede karar verme”, ilkelerine uygun olmadığı; öte yandan başvuranın talebinin reddinin ise, “kanunilik”, “haklı beklentiye uygunluk” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun olmadığı değerlendirilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkelere uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
31. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Isparta
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuranın ‘Zarar Ziyan Gelir Kayıpları Uygulama Talimatı’nın 9. maddesine uygun olarak yapacağı başvuruya istinaden, ‘Zarar Ziyan Gelir Kaybı Tespit Komisyonu’nun teşekkül ettirilerek ilgili Talimat doğrultusunda iş ve işlemlere başlanmasının sağlanması hususunda
DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, başvurana ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi