TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/16751-S.21.26825
BAŞVURU NO : 2021/11909
KARAR TARİHİ : 29/11/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İKMAL
MÜDÜRLÜĞÜ
Başvuran, icra dosya borcunun tamamen ödenerek
BAŞVURUNUN KONUSU :
mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir
BAŞVURU TARİHİ : 07/07/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuruda bulunan (T.C Kimlik No: ) başvurusunda özetle; Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açtıkları davanın Saray Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/11/2017 tarih ve Esas Karar sayılı kararı ile sonuçlandığını ve Yargıtay 5. Hukuk
Dairesinin Esas, Karar sayılı kararıyla kesinleştiğini, ancak idare tarafından söz konus kararın gereklerinin yerine getirilmediğini bu kapsamda İstanbul 7. İcra Dairesinin Esas sayılı dosyası üzerinden cebri icra başlatıldığını, Kurumumuza yapılan başvurudan sonra 12/04/2019 tarihinde bedelin bir kısmının ödendiğini ancak ödemeden sonra bakiye alacağın hesaplandığını ve 25/07/2019 tarihinde dosya kapak hesabına göre kalan 41.941,45TL’nin ödenmesi için bakiye borç muhtırası gönderdiklerini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek; icra dosya borcunun tamamen ödenerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 14/07/2021 tarih ve S. sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.
Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 10/11/2021 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 Başvuran aleyhine Saray Asliye Hukuk Mahkemesinde Esas sayısı ile Kamulaştırma Bedel
ve Tespit davasının 12/11/2012 tarihli ara kararında belirlenen kamulaştırma bedeli olan 974.428,40TL’nin
Saray Ziraat Bankası Şubesine yatırıldığı,
2.2 Saray Asliye Hukuk Mahkemesinde Esas sayısı ile açılan bedel tespit ve tescil davasının
17/12/2014 tarihli ara kararında belirlenen fark bedeli olan 156.794,39 TL’nin de Saray Ziraat Bankası
Şubesine yatırıldığı,
2.3 Saray Asliye Hukuk Mahkemesinin Esas – Karar sayılı kararı doğrultusunda vekalet
ücreti ve Yasal faiz alacağının da İstanbul 7. İcra Müdürlüğü’nün nolu dosyasına 11.04.2019 tarihinde 106.663,72 TL yatırıldığı,
2.4 Bahse konu davaya ilişkin 13/05/2015 tarihinde gönderilen icra emrinde ise 360 gün üzerinden faiz
hesaplatılarak İdareden fazla talepte bulunulduğu, bununla ilgili 365 gün üzerinden ödenmesi gerektiğine dair Sayıştay kararı bulunduğu, 25/07/2019 tarihli muhtıraya ait dosya kapak hesabı incelendiğinde de faiz alacağı olan tutara tekrar faiz işletilerek İdare aleyhine fazla talepte bulunulduğu, söz konusu dosyaya ilişkin başka bir borcun bulunmadığı belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1 “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî
dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”
3.2 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
3.3 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve
hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
3.4 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.
fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.5 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı
ödemekle yükümlüdür.”,
3.6 “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme
organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”, 5. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun;
5.1 “Şikayet ve şartlar :” başlıklı 16. maddesinde; “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar
müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir.”
5.2 “İcra emri ve muhtevası :” başlıklı 32. maddesinde; “Para borcuna veya teminat verilmesine dair
olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ve bu müddet içinde 74 üncü madde mucibince mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapis ile tazyik olunacağı, mal beyanında bulunmaz veya hakikata muhalif beyanda bulunursa hapis ile cezalandırılacağı ihtar edilir…”
5.3 “Umumi hükümler :” başlıklı 41. maddesinde; “Kanunun bu ikinci babında yazılı hükümlere mugayir
olmıyan diğer hükümleri ilama müstenit takiplerde de cereyan eder.”
5.4 İTİRAZ “1 – Süresi ve şekli:” başlıklı 62. maddesinde; “İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme
emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur… Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır.”
5.5 “Menfi tesbit ve istirdat davaları:” başlıklı 72. maddesinde; “…Takibe itiraz etmemiş veya itirazının
kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir…”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; İstanbul 7. İcra
Dairesinin Esas sayılı dosyası üzerinden cebri icra başlatıldığını bir kısım ödemenin yapıldığını ancak geriye ödenmeyen tutar kaldığını belirterek; icra dosya borcunun tamamen ödenerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
8. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi
E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
9. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın
Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
10. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
11. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.
(Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
12. Başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca
Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (Bkz: Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)
13. Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ve işleyişindeki bozukluk ve aksaklık olup, asli ve birinci derecede bir sorumluluk nedenidir. Hizmet kusurunun bulunması durumunda idareyi sorumlu tutmak için başkaca bir neden aramaya gerek yoktur. Hizmet kusuru uygulamada 3 şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan hizmetin kötü işlemesi; hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması, hizmetin gereği gibi yürütülmemesidir. Dolayısı ile idarenin konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmetin gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi, hizmeti beklenen dikkat ve özeni göstermeden yapması, hizmet personeli üzerinde nezaret
ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması durumlarında hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre de idarenin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. (Zehra Odyakmaz, Ümit Kaymak, İsmail
Ercan, “Anayasa Hukuku- İdare Hukuku”, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, Ağustos 2012, s.
412- 417)
14. Somut olayda; mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde;
14.1 Saray Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/11/2017 tarih ve 2014/215 Esas Karar sayılı kararı ile
Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine Kamulaştırma bedeli ve yargılama giderine hükmedildiği, söz konusu kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin Esas, Karar sayılı kararıyla kesinleştiği,
14.2 İdare aleyhine söz konusu kararın gereklerinin yerine getirilmediğinden bahisle İstanbul 7. İcra
Dairesinin Esas sayılı dosyası üzerinden cebri icra başlatıldığı,
14.3 Başvuranın, 15/02/2019 tarihinde “vekalet ücreti ve yasal faiz alacağının ödenmediğinden bahisle
mağduriyetinin giderilmesi” talebi ile Kurumumuza başvuruda bulunduğu,
14.4 Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla, Kurumumuzun 27/03/2019 tarih ve E.
sayılı yazısı ile Karayolları Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulduğu, Karayolları Genel
Müdürlüğünden gönderilen 25/04/2019 tarih ve E. sayılı yazıda; “…Bahse konu taşınmazların maliki aleyhine Saray Asliye Hukuk Mahkemesinde Esas sayısı ile Kamulaştırma
Bedel ve Tespit davasının 12.11.2012 tarihli ara kararında belirlenen 974.428.40.-TL kamulaştırma bedeli
27.11.2012 tarihinde yine Saray Asliye Hukuk Mahkemesinde esas sayısı ile açılan bedel tespit
ve tescil davasının 17.12.2014 tarihli ara kararında belirlenen fark bedeli olan 156.794,39 TL ise
15.01.2015 tarihinde olmak üzere Saray Ziraat Bankası Şubesine ilgili mahkemenin ödeme kararına kadar
ilgili adına bloke edilmiştir. Ayrıca; Saray Asliye Hukuk Mahkemesinin Esas — Karar sayılı kararı doğrultusunda vekalet ücreti ve yasal faiz alacağı İstanbul 7. İcra Müdürlüğü’nün nolu dosyasına 11.04.2019 tarihinde havale edilmiş olup, şikayete konu taşınmazlara ilişkin tüm kamulaştırma evrakları yazımız ekinde gönderilmektedir.” hususlarına yer verildiği,
14.5 Şikayet dosyası ve ekleri kapsamında, yapılan inceleme neticesinde; başvuranın, vekalet ücreti ve
yasal faiz alacağının ödenmesi talebine ilişkin olarak, söz konusu bedelin Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul 7. İcra Müdürlüğü’nün nolu dosyasına 11/04/2019 tarihinde havale edilmiş olduğu tespit edildiğinden 19/07/2019 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına
İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 33/A maddesi gereğince DOSTANE ÇÖZÜM karar verildiği anlaşılmıştır.
15. Başvuranın, “Kurumumuza yapılan başvurudan sonra 12/04/2019 tarihinde bedelin bir kısmının ödendiğini ancak ödemeden sonra bakiye alacağın hesaplandığı ve 25/07/2019 tarihinde dosya kapak hesabına göre kalan 41.941,45TL’nin ödenmesi için bakiye borç muhtırası gönderdikleri ancak herhangi bir ödeme yapılmadığı” iddiasına ilişkin olarak;
15.1 İdare tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda; bahse konu davaya ilişkin 13/05/2015
tarihinde gönderilen icra emrinde 360 gün üzerinden faiz hesaplatılarak fazla talepte bulunulduğu, bununla ilgili 365 gün üzerinden ödenmesi gerektiğine dair Sayıştay kararı bulunduğu, 25/07/2019 tarihli muhtıraya ait dosya kapak hesabı incelendiğinde de faiz alacağı olan tutara tekrar faiz işletilerek İdare aleyhine fazla talepte bulunulduğu, söz konusu dosyaya ilişkin başka bir borcun bulunmadığı belirtilmiştir.
16. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun para ve teminat verilmesi hakkındaki ilamların icrasında izlenecek usulün düzenlendiği 32. maddesinde; para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilamın icra dairesine verildiğinde icra memurunun borçluya bir icra emri tebliğ edeceği, bu emirde hükmolunan şeyin cinsi ve miktarının gösterileceği ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağının ihtar edileceği belirtilmiştir.
17. Aynı Kanunun umumi hükümler başlıklı 41. maddesinin “Kanunun bu ikinci babında yazılı hükümlere mugayir olmayan diğer hükümleri ilama müstenit takiplerde de cereyan eder” düzenlemesinden hareketle; Kanunun 62. maddesinde; ödeme emrine itiraz etmek isteyen borçlunun, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecbur olduğu, yine borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun itiraz ettiği kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi gerektiği, aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılacağı belirtilmiştir.
18. Yine Kanun 72. maddesinde; takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan kişinin, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebileceğini de düzenlemiştir.
19. Borçlu vekilinin, müvekkili aleyhine başlatılan takibin dayanağı olan ilamdaki miktarın icra müdürlüğünce fazla miktar dikkate alınarak hesaplama yapıldığını ileri sürerek, bakiye borç muhtırasının iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu bir davada Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas, Karar sayılı ve 02/05/2019 Karar tarihli Kararında; mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edildiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir.
20. İdare tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda; her ne kadar icra emrinde faiz alacağı olan tutara tekrar faiz işletilerek fazla talepte bulunulduğu, söz konusu dosyaya ilişkin başka bir borcun bulunmadığı belirtilmişse de; gönderilen ödeme emrine itiraz edilmediği, takibin kesinleştiği, ayrıca gönderilen bakiye borç muhtırasına yönelik olarak da herhangi bir hukuki yola başvurulmadığı anlaşılmıştır.
21. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa
Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli yapılmasının hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125. maddesinde belirtilen “İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
22. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı
içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükmü yer almakta olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde gönderilmediği bu nedenle “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
23. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine
30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma
süresinden arta kalan sürede Van İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile;
Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için
KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Tavsiye Kararının BAŞVURANA, BAŞVURAN VEKİLİNE ve KARAYOLLARI GENEL
MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Sadettin KALKAN
Kamu Başdenetçisi V.