TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/15126-S.21.24209

BAŞVURU NO : 2021/10059

KARAR TARİHİ : 20/10/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : KARASU BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin gereğinin yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 28/05/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuruda bulunan tarihli başvurusunda, Karasu ilçesi, Kuzuluk mahallesi, ada, pafta, parselinde annesi adına kayıtlı bulunan taşınmazlarına uygulanan usulsüz yıkım ve kamulaştırma sonucunda Belediye yetkilileri ile yapılan sözlü görüşmelerinde mağduriyetlerinin giderilmemesi ve herhangi bir çözüme dayalı adım atılmaması sebebi ile taşınmazlarının lisanslı aplikasyon ve tapu verilerine dayanarak 05/03/2021 tarihinde çevresini elastik reflektörlü duba ile kapattığını, aynı gece gelen zabıta memurları ve zabıta amirinin elinde hiçbir evrak olmadan söküm işlemi girişimi sonucunda yetkililer tarafından verilen sözlü çözüm teminatından dolayı ilgili dubaları kendi rızası ile söktüğünü ancak yapılan görüşmeler sonucunda kendilerine hiçbir çözüm sunmadan olayı mahkemeye taşımalarının söylenildiğini, aynı gün tekrar mülklerini kamu kullanımına kapattığını, tekrar zabıta ve polis memurlarının söküm işlemi için geldiğini hiçbir ceza yazmadan tutanak tutmadan olay yerinden ayrıldığını, 19/03/2021 sabahı Belediye çalışanlarının ve zabıtanın söküm için hazırlandığını ve yine ellerinde herhangi bir karar ve evrak olmadığını gördüğünü, tekrar polisi arayarak olay yerine gelmelerini talep ettiğini, polisin her seferinde olduğu gibi elindeki evraklara bakarak zabıta memurlarına yasal bir yaptırımınız varsa yapın ancak herhangi bir arbedeye mahal vermeyin şeklinde telkinde bulunduğunu, zabıta memurlarının tekrar olay yerinden herhangi bir ceza yazmadan ve söküm yapamadan ayrıldığını, akabinde olayın sosyal medyada duyulması ve basına haber olması sebebi ile farklı basın kuruluşlarına olay ile ilgili bilgiler verdiğini, idarenin kendileriyle uzlaşmadığını ve mülkiyet haklarını kullanmalarına izin vermediğini belirterek gereğinin yapılmasını talep ettiği; 23/09/2021 tarihli başvurusunda, oğlu in Kurumumuza yaptığı sayılı başvurunun kendisi adına yapılmış olduğunu ve bahse edilen tüm hususların bilgisi dahilinde olduğunu belirterek gereğinin yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 08/06/2021 tarihli ve S sayılı, 04/08/2021 tarihli ve S. sayılı bilgi ve belge isteme yazılarına istinaden Karasu Belediye Başkanlığının 27/08/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvuru konusuna ilişkin başvuran tarafından idare aleyhine açılan dava bulunmadığı, 2.2. Taşınmazın Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığının 08/05/2017 tarihli ve 5/341 sayılı meclis kararı ile onanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında ve Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığının 09/12/2019 tarihli ve 11/582 sayılı meclis kararı ile onanan Revizyon Uygulama İmar Planında kaldığı, plana ilişkin herhangi bir itiraz bulunmadığı, taşınmazın bulunduğu alanda 3194 sayılı İmar Kanununa göre 18. madde uygulaması yapılmadığı, ayrıca Kanunun 10. maddesi uyarınca başvuranın taşınmazının imar programına dahil edilmediği, 2.3. Başvuranın taşınmazında iddia edilen yıkıma ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye Belediye arşiv kayıtlarında rastlanılmadığı, 2.4. Taşınmazın duba ile kapatılan kısmının imar planında 12 metrekarelik yolda kaldığı, bu kısmın fiilen de araç trafiğinde kullanılan yol olduğu, bu nedenle yapılan eylemin hukuka uygun olmadığı, 2.5. İlçe genelinde kamulaştırmasız el atıldığı iddia edilen her bir taşınmazın derhal kamulaştırılması noktasında idarenin mali gücü el vermediğinden kamulaştırma talebinin karşılanmasının ekonomik sebeplerle mümkün olmadığının değerlendirildiği, 2.6. Başvuranın, söz konusu parseli halihazırda konut olarak kullandığı, konut harici olan ve yolda kalan kısmın taşınmazın kullanımına mevcut hali itibari ile herhangi bir engel teşkil etmediği belirtilmiştir.

3. Kurumumuzun 08/06/2021 tarihli ve S. sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 17/06/2021 tarihli ve sayılı yazısı dosyada yer almaktadır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın,

4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.); “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,

4.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

4.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında; “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve

bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. ”,

4.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,

5. 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun,

5.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir. ”,

5.2. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali” başlıklı 10. maddesinde; “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. … Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.

İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder. ”,

5.3. “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler” başlıklı 13.

maddesinde; “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar;

a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,

b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.

Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.

İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.…”,

5.4. “İfraz ve tevhid” başlıklı 15. maddesinde; “(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) İmar planı bulunan alanlarda, uygulama imar planına uygun olarak öncelikle parselasyon planının yapılması esastır.

(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) İmar planı bulunan alanlarda, ifraz ve tevhit işlemleri, parselasyon planı tescil edilmiş alanlarda yapılabilir.

(Ek fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) Parselasyon planı tescil edilmiş yerlerde yapılacak ifraz veya tevhidin imar

planlarına ve imar mevzuatına uygun olması şarttır.

(Ek fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol

Kanununda belirtilen merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin yetkisi içindeki kamu yatırımlarında veya kamu mülkiyetine ait alanlarda, parselasyon planının tatbiki mümkün olmayan meskûn alanlar ile koruma amaçlı imar planı bulunan alanlarda ve büyük bir kısmı uygulama imar planına uygun şekilde oluşan imar adalarının geri kalan kısımlarında bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan hükümlerde belirtilen şartlar aranmaz. …”,

5.5. “Parselasyon planlarının hazırlanması” başlıklı 18. maddesinde; “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir.

Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. …

(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur. …

(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır. …”,

6. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun,

6.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”,

6.2. Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında; “(Ek:20/8/2016-6745/33 md.) Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa

Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile)”,

6.3. Geçici Madde 11; “(Ek:20/8/2016-6745/34 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E:2016/196 ve K:2018/34 sayılı kararıyla.) (İptal ikinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E:2016/196 ve K:2018/34 sayılı kararıyla.)”, 7. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükümleri düzenlenmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye

Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran, 1 no.lu paragrafta açıklandığı üzere, Karasu ilçesi, Kuzuluk mahallesi, ada, pafta, parselinde annesi adına kayıtlı bulunan taşınmazlarına uygulanan usulsüz yıkım ve kamulaştırma sonucunda Belediye yetkilileri ile yapılan sözlü görüşmelerinde mağduriyetlerinin giderilmemesi ve herhangi bir çözüme dayalı adım atılmaması sebebi ile taşınmazlarının lisanslı aplikasyon ve tapu verilerine dayanarak 05/03/2021 tarihinde çevresini elastik reflektörlü duba ile kapattığını, aynı gece gelen zabıta memurları ve zabıta amirinin elinde hiçbir evrak olmadan söküm işlemi girişimi sonucunda yetkililer tarafından verilen sözlü çözüm teminatından dolayı ilgili dubaları kendi rızası ile söktüğünü ancak yapılan görüşmeler sonucunda kendilerine hiçbir çözüm sunmadan olayı mahkemeye taşımalarının söylenildiğini, aynı gün tekrar mülklerini kamu kullanımına kapattığını, tekrar zabıta ve polis memurlarının söküm işlemi için geldiğini hiçbir ceza yazmadan tutanak tutmadan olay yerinden ayrıldığını, 19/03/2021 sabahı Belediye çalışanlarının ve zabıtanın söküm için hazırlandığını ve yine ellerinde herhangi bir karar ve evrak olmadığını gördüğünü, tekrar polisi arayarak olay yerine gelmelerini talep ettiğini, polisin her seferinde olduğu gibi elindeki evraklara bakarak zabıta memurlarına yasal bir yaptırımınız varsa yapın ancak herhangi bir arbedeye mahal vermeyin şeklinde telkinde bulunduğunu, zabıta memurlarının tekrar olay yerinden herhangi bir ceza yazmadan ve söküm yapamadan ayrıldığını, akabinde olayın sosyal medyada duyulması ve basına haber olması sebebi ile farklı basın kuruluşlarına olay ile ilgili bilgiler verdiğini, idarenin kendileriyle uzlaşmadığını ve mülkiyet haklarını kullanmalarına izin vermediğini belirterek gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

10. Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelerden, başvuran Karasu ilçesi, Yukarı İncili mahallesi, ada, parselinde 283 metrekare “kargir ev ve bahçe” niteliğindeki taşınmazı tapunun 16/12/2016 tarihli ve yevmiye sayılı işlemine istinaden satış+birleştirme suretiyle edindiği anlaşılmıştır.

11. Karasu Belediye Başkanlığı tarafından, başvuruya konu taşınmazın, Sakarya Büyükşehir Belediye

Başkanlığı’nın 08/05/2017 tarihli ve 5/341 sayılı meclis kararı ile onanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar

Planında ve Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 09/12/2019 tarihli ve 11/582 sayılı meclis kararı ile onanan Revizyon Uygulama İmar Planında kaldığı, plana ilişkin herhangi bir itirazın bulunmadığı, taşınmazın bulunduğu alanda 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında 18. madde uygulaması yapılmadığı ve 10. maddesi uyarınca başvuranın taşınmazının imar programına dahil edilmediği ifade edilmiştir. Karasu

Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 08/06/2021 tarihli ve sayılı yazısından, bahse konu parselin bir kısmının 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına göre 02/04/1991 tarihinden itibaren yol alanında kaldığı anlaşılmıştır. Ayrıca, ilçe genelinde kamulaştırmasız el atıldığı iddia edilen her bir taşınmazın derhal kamulaştırılması noktasında idarenin mali gücü el vermediğinden kamulaştırma talebinin karşılanmasının ekonomik sebeplerle mümkün olmadığı belirtilmiştir.

12. Yine, Karasu Belediye Başkanlığı tarafından, parselin duba ile kapatılan 12 metrekarelik alanının imar planında fiilen de araç trafiğinde kullanılan yol olduğu, bu nedenle yolun duba ile kapatılmasının hukuka uygun olmadığı, ayrıca başvuranın parseli halihazırda konut olarak kullandığı, konut harici olan ve yolda kalan kısmın taşınmazın kullanımına mevcut hali itibari ile herhangi bir engel teşkil etmediği belirtilmiştir.

13. Başvuranın 22/03/2021 tarihli dilekçesinde, Karasu ilçesi, Yukarı İncili mahallesi, ada, parselinde 283 metrekare taşınmazında, 25 metrekarelik keresteden yapılma deprem barakası, 30 metrekarelik iki katlı ardiye (altı ahır üstü ardiye) ve taşınmazı çevreleyen beton duvarların tarafına herhangi bir ihbarname gönderilmeden yıkıldığı iddiasında bulunduğu, ancak Belediye arşiv kayıtlarında ilgili taşınmazda iddia edilen yıkıma ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığının belirtildiği görülmüştür.

14. Başvuran, taşınmazına plan gereği ve fiilen yol olarak kamulaştırmasız el atılarak yıkıldığını iddia ve şikâyet etmekte olup, mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden başvurunun, Anayasanın 13. 35. ve 46.

maddeleri ile 2942 sayılı Kanun’un Ek 1. ve 3194 sayılı Kanun’un 13. ve 15. maddeleri çerçevesinde incelemeyi gerektirdiği değerlendirilmiştir.

15. Bilindiği üzere, Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, 46. maddesinde ise özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasanın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmekte olup, anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (AYM, Başvuru Numarası: 2017/24715, Karar Tarihi : 20/10/2021 20/9/2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2021/15126-S.21.24209 16/10/2018-30567).

16. Anayasanın 46. maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile de kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılabileceği hüküm altına alınmıştır. 20/08/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 33. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddesi ile uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar için uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılacağı, bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılacağı/yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.

17. Görüldüğü üzere Anayasa’nın 46. maddesi hükmü ve 2942 sayılı Kanun gereği asıl olan kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenin taşınmazı elde etmesi olup, Anayasanın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usul izlenmeden kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazın idarenin eline geçmesi halinde kamulaştırmasız el atma olgusundan söz etmek mümkündür.

18. Bilindiği üzere 3194 sayılı İmar Kanunuyla da, yerleşim yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla aynı Kanunun 7. ve 8. maddesiyle belirli nüfusu aşan belediyelere imar planlarını hazırlama ve yürürlüğe koyma yükümlülüğü getirilmiş olup, 10. maddesinde de belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere belirtilen süre içinde imar programı hazırlama; ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmetine tahsis edilmiş özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırma yükümlülüğü getirilmiştir.

04/07/2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değişik Kanunun 13. maddesinde ise, özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer

alan taşınmazların; bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanların öncelikle 18. maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre

Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirileceği, ayrıca maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapıların, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek söküleceği ve yıkılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanunun 15. maddesinde de imar planı bulunan alanlarda, uygulama imar planına uygun olarak öncelikle parselasyon planının yapılmasının esas olduğu kural olarak belirlenmişse de, parselasyon planının tatbiki mümkün olmayan meskûn alanlar için bu şartın aranmayacağı, aynı maddede ayrıca hüküm altına alınmıştır.

19. Mülkiyet hakkına müdahaleler en yaygın olarak uygulama imar planları ile yapılmakta olup, Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu 15/12/2010 tarihli ve E:2010/5-662, K:2010/651 sayılı kararında, “… uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan

İdarece engellendiği” tespitinde bulunmuştur.

20. Anayasa Mahkemesi de, kamu makamlarının özellikle büyükşehirlerin gelişmeleri gibi karmaşık ve zor bir alanda kendi imar politikalarını uygulamak için geniş bir takdir alanı kullanmalarının doğal olduğunu kabul etmekle, belirtilen takdir yetkisinin Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve Anayasanın 13. maddesinde yer verilen güvence ölçütlerini gözetecek şekilde kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması da gerekmektedir.

Bir başka deyişle, özel mülkiyette bulunan taşınmazların imar uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmakla birlikte bu yolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir. İmar uygulamalarıyla taşınmazların kamu hizmetine ayrılmasındaki kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil denge ise, ancak taşınmazın makul bir süre içinde kamulaştırılması yoluyla sağlanabilir (AYM, Başvuru Numarası: 2017/24715, Karar

Tarihi: 20/9/2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2021/15126-S.21.24209 16/10/2018-30567).

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “Sporrong ve Lönnroth (İsveç)” davasında, uzun süreli kamulaştırma şerhleri ve imar yasakları ile karşı karşıya kalan mülk sahiplerinin mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları başvuruya ilişkin incelemesinde, mülkiyet hakkına herhangi bir müdahalenin haklı gösterilebilmesi için bunun kamu veya genel çıkarlar doğrultusunda meşru bir amaca hizmet etmesi gerektiğini, fakat bunun yeterli olmadığını, Mahkemece ayrıca toplumun genel çıkarlarının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması gereği arasında adil dengenin korunup korunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No’lu Protokolünün 1. Maddesinin

Uygulanmasına İlişkin Kılavuz, Monica Carss-Frisk İnsan hakları el kitapları, No. 4, Erişim:13/2/2018).

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Hakan Arı-Türkiye” davasında da, başvuranın mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin 2002 yılından, yani imar izni talebinde bulunduğu ve idarenin taşınmazını okul inşası için tahsis ettiğini öğrendiği tarihten bu yana sürdüğünün altını çizmiş ve “idarenin belirtilmeyen bir tarihte yapacağı kamulaştırmaya dek araziye getirilen imar yasağı sebebiyle başvuranın mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının engellendiğini, arazinin satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla taşınmazın değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığını, maliklerin kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları” yönünde bir tespitte bulanarak AİHS Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim 13/2/2018).

22. Yukarıda yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat, ulusal ve uluslararası mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin verdiği kararlar ışığında başvuruya konu talep değerlendirildiğinde; başvuruya konu taşınmazın 12 metrekaresinin Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 08/05/2017 tarihli ve 5/341 sayılı meclis kararı ile onanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında ve Sakarya Büyükşehir

Belediye Başkanlığı’nın 09/12/2019 tarihli ve 11/582 sayılı meclis kararı ile onanan Revizyon Uygulama

İmar Planında kaldığı, Karasu Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 08/06/2021 tarihli ve

7110 sayılı yazısından ise, bahse konu parselin bir kısmının 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına göre

02/04/1991 tarihinden itibaren yol alanında kaldığı, ayrıca bu alanının fiilen de araç trafiğinde kullanılan yol olduğu, taşınmaz üzerindeki kısıtlamanın 1991 yılından bu yana devam etmekte olduğunun anlaşıldığı, ayrıca başvuranın taşınmazda keresteden yapılma deprem barakası, iki katlı ardiye (altı ahır üstü ardiye) ve taşınmazı çevreleyen beton duvarların yıkıldığı iddiasının bulunduğu dikkate alınarak; Anayasanın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usul izlenmeden başvuranın mülkiyetinde bulunan taşınmazın idarenin eline geçtiği ve kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği; bu durumda malikin ancak, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10.,13. ve 18. maddeleri ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Ek 1. maddesi hükümlerinde yer alan yükümlülüklerin idaresince yerine getirilmesi halinde, makul bir tazmin elde edebileceği; sonucuna varılmakla, idareye bu yönden tavsiyede bulunmak gerekmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, “makul sürede karar verme”, “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı öte yandan yukarıda hukuki gerekçe başlığı altında incelendiği üzere “kanunilik” ilkesine riayet etmediği tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Sakarya İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Anayasa ile güvence altına alınan “mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için, başvuruya konu taşınmazın 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, idarenin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle ivedilikle kamulaştırılması hususlarında KARASU BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASI;

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Karasu Belediye Başkanlığı tarafından bu

karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve KARASU BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi