T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/145-S.23.228

BAŞVURU NO : 2022/10637

KARAR TARİHİ : 04/01/2023

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesi çerçevesinde işlem tesisi talebine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 28/07/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran vekili özetle, başvuranın hissedarı olduğu ili, ilçesi, mahallesi, ada, parsel sayılı taşınmazın Doğanözü Barajı ulaşım yolu güzergâhında kaldığını, bahse konu taşınmazın uzun yıllardır adı geçen barajın inşası nedeniyle DSİ tarafından kullanılmakta olduğunu, söz konusu taşınmaz için 2010 yılında kamulaştırma kararının da alındığını ancak kamulaştırma çalışmalarının bugüne dek sonuçlandırılmayarak idarenin hissedarları kamulaştırmasız el atma davası açmaya zorladığını iddia ve şikâyetle, 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesi çerçevesinde taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve idare adına tescili için dava açılmasının sağlanması hususunda gereğini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 5. Bölge Müdürlüğünün 11.10.2022 tarihinde Kurumumuz kayıtlarına giren sayılı cevabi yazısında özetle, 2.1. Bahse konu Doğanözü Barajında ilk olarak 28.12.2012 tarihinde su tutulmaya başlanıldığını, bahse konu parselin Doğanözü göleti inşaatı nedeni ile kamulaştırılacağı, bahse konu inşaat işine ait kamu yararı

/

kararı ve ili, ilçesi, köyüne ait kamulaştırma kararı, başvuru konusu taşınmaza ilişkin Bölge Müdürlükleri kıymet takdir komisyonunca düzenlenmiş olan kıymet takdir komisyonu raporu, Bölge Müdürlüklerince başvurana gönderilmiş olan uzlaşmaya davet yazısı ve bu yazının kendisine teslim edildiğini gösterir evrakın yazıları ekinde gönderildiği; 2.2. Bahse konu taşınmaza 2012 yılında el atıldığı, parsel sahibinin müteveffa olduğunun tespit edildiği, 1961 yılında vefat ettiği, murislerinin Tapu Müdürlüğünde intikal yapmamaları nedeniyle mirasçılarına ulaşılamadığı; 2.3. Murislerin 2021 yılında intikal yaptırdığı, intikalden sonra idarelerince parsel sahiplerine tebligat gönderildiği, maliklerin kamulaştırmadan bu şekilde haberdar olduklarını, maliklerin anlaşmazlık tutanağını imzaladıkları takdirde doğrudan kamulaştırma davasının açılacağı; 2.4. Öte yandan başvuran vekili tarafından Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesi’nde sayısı ile kamulaştırmasız el atma davasının açıldığının tespit edildiği; 2.5. Başvuru sahibinin Bölge Müdürlüklerine başvurması halinde kamulaştırma işleminin tamamlanabileceği; Açıklamalarına yer verilmiştir.

3. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 5. Bölge Müdürlüğü Hukuk İşleri Şube Müdürlüğünün 10.10.2022 tarihli ve sayılı yazısında “2942 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre pazarlık davetiyesi tebliğ edilmiş tapu malikinin uzlaşmazlık tutanağını imzalamamış olmasının dava şartı olup olmadığı” yönündeki sorumuza cevaben, 3.1. Kanunun açık hükmü gereği dava açılmadan önce satın alma usulünün işletilmeye çalışılmasının dava şartı olduğu; 3.2. Bu usulün uygulanabilmesi için; malikin öncelikle kamulaştırma işleminden haberdar edilerek satın alma görüşmelerine çağrılmasının gerektiği, İdare tarafından kamulaştırma için pazarlık görüşmelerine çağrı yazısının bizzat malikin adresine tebliğ edilmesi gerektiği, bu aşamadan sonra belirlenen tarihte malikin pazarlık görüşmesine katılması halinde imzası alınarak anlaşmazlık tutanağının düzenlenebileceği, aksi takdirde malikin görüşmeye katılmaması veya görüşmeye katılıp tutanağı imza aşamasında imzadan imtina etmesi halinde idare tarafından bu hususun tutanağa bağlanmasına engel olmadığını; 3.3. Başka bir deyişle, kişilerin zorla getirtilmesi veya zorla imza alınması mümkün olmadığından, kanun hükmü gereği idareye düşen görevin; maliki kamulaştırma işleminden ve satın alma usulü kapsamında yapılacak pazarlık görüşmelerinden haberdar etmek, toplantıya katılım için makul bir süre vermek ve çağrı kağıdının ilgilinin eline ulaşması için (doğru adres ve malik tespiti vb. işlemler) önlemleri almak olduğu; çağrı kağıdının malike ulaştığını ispat yükünün idareye ait olduğu; 3.4. Ayrıca, madde metninde uzlaşmazlık tutanağında bizzat malikin imzasının bulunması şartının da aranmadığı, Kanunda aranmayan bir şartın dava şartı olarak kabul edilmesinin ise mümkün olmadığı,

aksinin kabul edilmesi halinde, kamu yararı gereği tesis edilen kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmasının maliklerin keyfiyetine bırakılması anlamına geleceği, bu hususun kanun koyucunun maksadı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; 3.5. Şube Müdürlüklerince Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında dava açılması talebiyle gönderilen bilgi ve belgeler içinde de anlaşmazlık tutanaklarının bulunmadığı, ya da bazı tutanaklarda malik imzasının bulunmadığı, bu husus da kanunun asıl uygulayıcısı konumundaki Emlak ve Kamulaştırma Şube

Müdürlüğü tarafından da uygulamanın malikin gelmediği hallerde anlaşmazlık tutanağı düzenlenmemesi olduğunu açıkça gösterdiği; Açıklamalarına yer verilmiştir.

4. Tapu Müdürlüğünün 15.9.2022 tarihinde Kurumumuz kayıtlarına giren sayılı cevabi yazısı ile Mahallesi ada parsel numaralı taşınmaza ait tapu kayıt örneği, başvuranın edinimini gösterir 16/12/2021 tarih yevmiye numaralı İntikal işlemine ait Tescil İstem Belgesi, 2942

Sayılı Kamulaştırma Kanununun 7.maddesine göre belirtme beyanına ait 04/07/2013 tarih yevmiye numaralı belgeler ve 04/01/2022 tarih yevmiye numaralı Kamulaştırma işlemine ait belgeler

Kurumumuza gönderilmiştir.

5. Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 31.08.2022 tarihinde Kurumumuz kayıtlarına giren cevabi yazısı ekinde yer alan belgelerin incelenmesinden özetle, başvuran vekilince 11.4.2022 tarihinde

Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2022/229 esasında Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle

Ecrimisil davası açıldığı tespit edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 6.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.), “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 6.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 6.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinde, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. …”

/

6.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 7. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 7.1. “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3. maddesinde, “İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler. (…) (Ek fıkra: 24/4/2001 – 4650/1 md.) İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.”; 7.2. “Kamulaştırmada önce yapılacak işlemler ve idari şerh” başlıklı 7. maddesinde, “… İdare kamulaştırma kararı verdikten sonra kamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini kamulaştırmaya konu taşınmaz malın kayıtlı bulunduğu tapu idaresine bildirir. Bildirim tarihinden itibaren malik değiştiği takdirde, mülkiyette veya mülkiyetten gayri ayni haklarda meydana gelecek değişiklikleri tapu idaresi kamulaştırmayı yapan idareye bildirmek zorundadır. (Değişik cümle: 24/4/2001 – 4650/2 md.) İdare tarafından, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10 uncu maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerh tapu idaresince resen sicilden silinir.”; 7.3. “Satın alma usulü” başlıklı 8. maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/3 md.), “İdarelerin, bu

Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamaları esastır. … Anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun

10 uncu maddesine göre işlem yapılır.”;

7.4. “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10.

maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/5 md.), “Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister. …”; 8. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 8.1. “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”;

9. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 9.1. “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, kamulaştırma kararının alınması ve tapuda

DSİ Genel Müdürlüğü lehine kamulaştırma şerhi konulmasının üzerinden yaklaşık 10 yıl, başvuranın uzlaşma görüşmelerine davet edilmesinin üzerinden 1 yıl geçmiş olmasına karşın, başvuranın uzlaşmazlık tutanağına imza atmaması gerekçe gösterilerek dava şartının oluşmadığından bahisle kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilinin Mahkemesinden talep edilmemesinin kamulaştırmayı sürüncemede bırakarak malikin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini değerlendirilmiş ve 4650 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kanunun 7. ve 10. maddelerinde yapılan değişiklikler ve dayanağı gerekçe metni ayrıca Yargıtay’ın konu hakkında ihtisaslaşmış ilgili hukuk Dairesinin içtihatları gereği İdareye başvuranın hissedarı olduğu taşınmazın kamulaştırmasının ivedilikle sonuçlandırılması için

2942 sayılı Kanun’un 10. maddesinde hüküm altına alınan usulün işletilmesi hususunda tavsiyede

bulunulmasını önermiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran vekili özetle, başvuranın hissedarı olduğu taşınmaza, baraj ulaşım yolu güzergâhında yer aldığı gerekçesiyle Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından el atıldığını, söz konusu taşınmaz için 2010 yılında İdaresince kamulaştırma kararı alınmasına karşın kamulaştırmanın bugüne dek sonuçlandırılmayarak hissedarların kamulaştırmasız el atma davası açmaya zorlandığını iddia ve şikâyetle,

2942 sayılı Kanun’un 10. maddesi çerçevesinde taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve İdare adına

tescili için dava açılmasının sağlanması hususunda gereğini talep etmektedir.

12. Dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde: Kızılcahamam-Doğanözü

Göleti İnşaatı Projesi ile ilgili olarak Çevre ve Orman Bakanlığının 17/10/2008 tarih ve sayılı onayı ile “kamu yararı kararı”nın alındığı; adı geçen barajın göl alanında kalan ili, ilçesi, köyü sınırları içerisinde yer alan taşınmazların 4650 SAYILI Yasa ile değişik 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu ve diğer ilgili mevzuata uygun olarak kamulaştırılması için Çevre ve Orman

Bakanlığının 16/2/2010 tarih ve sayılı oluru ile “kamulaştırma kararı” alındığı; daha sonra

-Doğanözü Göleti 1. Kısım (Çeltikçi) Sulaması Projesine rastlayan ili, ilçesi, köyü sınırları içerisinde yer alan taşınmazların Orman ve Su İşleri

Bakanlığının 02.05.2011 tarih ve sayılı onayı ve 19.06.2013 tarihli projesine göre Devlet Su

İşleri Genel Müdürlüğü lehine kamulaştırıldığı; başvuruya konu taşınmaza ilk olarak 2012 yılında fiilen el atıldığı; başvuruya konu parselin tapu kaydı üzerine 14/09/2010 tarih ve yevmiye ve 04/07/2013 tarih

ve yevmiye ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü lehine 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 7.

maddesine göre belirtme konulduğu; hususları anlaşılmıştır.

13. Başvuran vekili kamulaştırma kararının alınmasının üzerinden 10 yılı aşkın bir süre geçmesine ve kamulaştırma bedeli üzerinde uzlaşılamamasına karşın, İdarenin, 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili davası açmaktan imtina ederek, maliki kamulaştırmasız el atma davası açmaya zorladığını ve bu sebeple mağduriyetin artmasına neden olduğunu iddia ve şikâyet etmektedir.

14. İdare ise taşınmazın kamulaştırmasının bugüne dek sonuçlandırılmamasına gerekçe olarak, kamulaştırma kararının alındığı tarihte taşınmazın malikinin (başvuranın murisi) vefat etmiş olması sebebiyle tebliğe çıkılamamasını; 2021 yılına kadar tapuda intikal yaptırılmaması nedeniyle mirasçılara ulaşılamamasını; başvurana 01.11.2021 tarihinde uzlaşma davetiyesi gönderilmesine karşın, başvuranın uzlaşmazlık tutanağını imzalamaması nedeniyle dava şartı oluşmadığından 2942 sayılı Kanun’un 10.

maddesinin işletilememesini göstermiştir. Bununla birlikte İdare, başvuran vekili tarafından Kızılcahamam

Asliye Hukuk Mahkemesi’nde . sayısı ile kamulaştırmasız el atma davasının açıldığını belirtmiş, başvuranın Bölge Müdürlüklerine başvurması halinde ise kamulaştırma işleminin tamamlanabileceğini ifade etmiştir.

15. Bilindiği üzere, Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak “kamu yararı” amacıyla, “kanunla” sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Anayasanın

“Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinde ise, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir.

16. Anayasanın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma, 35. maddede güvence altına alınan mülkiyet hakkına getirilmiş anayasal bir sınırlama olup, mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasanın 13. maddesinin de dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre, temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (AYM, Hüseyin Ünal, B. No: 2017/24715, 20/9/2018).

17. Yukarıda izah edildiği üzere İdareler, kamunun ihtiyaçlarını yerine getirme görevleri gereğince, kamu yararının gerektirdiği hallerde Anayasada, uluslararası sözleşmelerde ve yasada belirtilen sınırlamalara uymak kaydıyla, mülkiyet hakkını kısıtlayıcı veya bu hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte eylem ve işlemlerde bulunabilirler. Bu sınırlamalara uyularak yapılacak olan kamulaştırma, Anayasaya, uluslararası sözleşmelere ve yasaya uygun olacak, bireylerin mülkiyet hakkına haksız bir müdahale olmayacaktır. Buna karşın, kamulaştırma yapmaya yetkili olan devlet; kamu tüzel kişileri, kamu kurumları veya kamu yararı bulunması hâlinde yararlarına kamulaştırma yapılabilecek gerçek ve özel hukuk kişileri tarafından, Anayasa’nın 46. maddesi ve 2942 sayılı Kanun’a aykırı şekilde, özel mülkiyete konu taşınmazlara kısmen

veya tamamen, fiilen veya hukuken bedelsiz olarak el koyulması halinde “kamulaştırmasız el atma” söz konusu olacaktır (AYM, Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436, 6/3/2014).

18. Kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yürütülecek iş, işlem, süreçler ile tarafların hak ve yükümlülükleri 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile düzenlenmiştir.

19. İlgili yasaya göre idareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yetkisine sahiptir. Kamulaştırmayı yapacak olan idare tarafından öncelikle, kamulaştırılacak taşınmaz malların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösterir ölçekli plan yapılır/yaptırılır, kamulaştırılacak taşınmaz malın sahibi/sahipleri ile kamulaştırmaya konu taşınmaz malın değeri resmi makamlardan sorulmak ve belgelendirilmek suretiyle tespit ettirilir, “kamulaştırma kararı” verildikten sonra da kamulaştırmaya konu taşınmaz malın tapu siciline 2942 sayılı Kanun’un 7. madde belirtmesi şerh düşülür. İdare tarafından, şerh tarihinden itibaren 6 (altı) ay içinde 10. maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerh tapu idaresince re’sen sicilinden silinir.

20. Görüldüğü üzere Kanun koyucu, şerh tarihinden itibaren en geç 6 ay içinde, uzlaşma yoluyla veya anılan Kanunun 10. maddesine göre dava açmak suretiyle idareye işlem yapma zorunluluğu getirerek, kamulaştırma işlemlerinin kısa süre içerisinde tamamlanmasını, kamulaştırmanın sürüncemede bırakılmamasını amaçlamış, bu süre içerisinde idarece işlem yapıldığının belgelendirilmemesi halinde ise tapu idaresince bu şerhin re’sen silinmesini öngörmüştür (24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kamulaştırma

Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 2. maddesi gerekçesi).

21. DSİ Genel Müdürlüğü 5. Bölge Müdürlüğü, 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesinin işletilememesine gerekçe olarak başvuranın uzlaşmazlık tutanağını imzalamamasını göstermekte, söz konusu tutanakta malikin imzasına yer verilmesinin dava şartı olduğunu iddia ve ifade etmektedir.

22. Konu hakkında şikâyete konu İdarenin Hukuk Müşavirliğinden mütalaa talep edilmiş olup, ayrıntılarına 3 numaralı paragraf ve alt paragraflarında yer verildiği üzere; Kanunun açık hükmü gereği dava açılmadan önce satın alma usulünün işletilmeye çalışılmasının dava şartı olduğu; madde metninde uzlaşmazlık tutanağında bizzat malikin imzasının bulunması şartının aranmadığı; öte yandan uzlaşma görüşmelerine kişilerin zorla getirtilmesi veya zorla imza alınması mümkün olmadığından, kanun hükmü gereği idareye düşen görevin; maliki kamulaştırma işleminden ve satın alma usulü kapsamında yapılacak pazarlık görüşmelerinden haberdar etmek, toplantıya katılım için makul bir süre vermek ve çağrı kâğıdının ilgilinin eline ulaşması için (doğru adres ve malik tespiti vb. işlemler) önlemleri almaktan ibaret olduğu; nitekim Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında dava açılması talebiyle Mahkemesine gönderilen bilgi ve belgeler içinde de anlaşmazlık tutanaklarının bulunmadığı, ya da bazı tutanaklarda malik imzasının bulunmadığı; açıklamalarına yer verilmiştir.

23. Kurumumuzca Yargıtay’ın konu hakkında uzmanlaşmış ilgili hukuk Dairesinin içtihatları incelendiğinde de, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesi

uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilinin

Mahkemesinden talep edilebilmesi için davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapılmasının yeterli olduğu görülmüştür (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2004/10816, K:2005/723, 07.02.2002). 2942 sayılı Kanunda,

4650 sayılı Yasa ile getirilen değişikliklere dair genel gerekçe ve 10. maddede yapılan değişikliğe ilişkin

gerekçe incelendiğinde de, tapuda kayıtlı taşınmaz mallarla ilgili kamulaştırmalarda yapılan değişiklik ile kamulaştırma bedellerinin tespitinin mahkemelere bırakılarak, idarelerce yanlış yapılan tebligat ve ilanların mahkemelerce usulüne uygun şekilde yapılması, kamulaştırma sebebiyle ilgililerce açılması muhtemel olan ve çok uzun zaman alan, idare açısından kamulaştırmaları, yatırımları ve işlemleri sürüncemede bırakan, vatandaşlar açısından şikâyetlere konu edilen ve taşınmaz mallarının bedellerini geç almalarına sebep olan bedel artırımı veya idarece açılabilecek bedel indirimi, taşınmaz malın idare adına tescili davalarının ortadan kaldırılarak, kamulaştırmanın tek davayla ve süratle çözümlenmesinin amaçlandığına vurgu yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu madde metni gerekçesi ile birlikte ele alındığında, 4650 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesinde yapılan değişiklik ile Kamulaştırma

Kanunu’nun 7. ve 8. maddeleri gereği idarece yapılması beklenen tüm işlemlerin Mahkemesince de yapılması öngörülerek, İdarenin açtığı davada yanlış yapılan tebligat ve ilanlardan kaynaklı gecikmelerin ve beraberinde kamu yararı ve bireyin mülkiyet hakkının korunması halefine oluşan mağduriyetlerin önüne geçilmek istendiği Kurumumuzca değerlendirilmiştir. Hal böyle iken uzlaşmazlık tutanağında malikin imzasının dava şartı olarak aranmasının söz konusu yasa değişikliğinin amacına evleviyetle aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

24. Başvuruya konu İdare ayrıca, başvuran vekili tarafından konu hakkında Kızılcahamam Asliye Hukuk

Mahkemesi’nde sayısı ile kamulaştırmasız el atma davasının açıldığını ifade etmiştir. Başvuran vekilinin aksi yöndeki beyanı üzerine Kurumumuzca Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesi

Hâkimliğinden, 2022/229 esasında görülmekte olan davaya ilişkin dilekçe ve tensip tutanağı örneğinin

Kurumumuza gönderilmesi talep edilmiş olup, cevabi yazı ekinde yer alan belgelerin incelenmesinden, başvuran vekilince 11.4.2022 tarihinde Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2022/229 esasında

Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Ecrimisil davası açıldığı tespit edilmiştir.

25. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalardan özetle; başvuruya konu taşınmazın KızılcahamamDoğanözü Göleti İnşaatı alanında kalması nedeniyle Orman ve Su İşleri Bakanlığının 02.05.2011 tarih ve sayılı onayı ve 19.06.2013 tarihli projesine göre Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü lehine kamulaştırılarak parselin tapu kaydı üzerine 04.07.2013 tarih ve yevmiye ile 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu’nun 7. maddesine göre belirtme konulduğu tespit edilmiş olup, bu bağlamda kamulaştırmanın kanuni bir dayanağının ve kamulaştırma yapılmasında kamu yararının olduğu kanaatine varılmıştır. Öte yandan, taşınmaza ilk olarak 2012 yılında fiilen el atıldığı İdaresince kabul edilmekle, kamulaştırma kararının alındığı tarihteki parsel sahibinin 1961 yılında vefat eden olduğu anlaşılmasına karşın, mirasçılarının 2021 yılında tapuda intikal yaptırması sonrasında, 01.11.2021 tarihinde, taşınmazın hissedarları arasında yer alan başvurana uzlaşma davetiyesi gönderilmiştir.

26. Sonuç olarak, kamulaştırma kararının alınması ve tapuda DSİ Genel Müdürlüğü lehine kamulaştırma şerhi konulmasının üzerinden yaklaşık 10 yıl, başvuranın uzlaşma görüşmelerine davet edilmesinin üzerinden 1 yıl geçmiş olmasına karşın, başvuranın uzlaşmazlık tutanağına imza atmaması gerekçe

/

gösterilerek dava şartının oluşmadığından bahisle kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilinin Mahkemesinden talep edilmemesinin kamulaştırmayı sürüncemede bırakarak malikin mülkiyet hakkını ihlal ettiği değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, 4650 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kanunun 7. ve 10. maddelerinde yapılan değişiklikler ve dayanağı gerekçe metni ayrıca Yargıtay’ın konu hakkında ihtisaslaşmış ilgili hukuk Dairesinin içtihatları gereği İdareye tavsiyede bulunulması kararlaştırılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 27. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden idarelerin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, makul “sürede karar verme”

“nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı değerlendirilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

28. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın hissedarı olduğu taşınmazın kamulaştırmasının ivedilikle sonuçlandırılması için 2942 sayılı

Kanun’un 10. maddesinde hüküm altına alınan usulün işletilmesi hususunda DEVLET SU İŞLERİ

GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek

işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, başvuran vekiline ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/