TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 12658-12658 |sayi|18745356-101.07.04-E.18745356-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2018/583 2018/ 583
KARAR TARİHİ : 16/07/2018 |tarih|
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Sağlık Bakanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Sağlık mazeretine dayalı olarak atanma talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 17/01/2018 17.1.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, Kurumumuza e-başvuru yoluyla yaptığı başvurusunda ve eklerinde, özetle;
1.1) Muş ili ilçesi 663 sayılı KHK’NIN 45/A maddesine göre
sözleşmeli sağlık teknisyeni (Çevre Sağlığı) olarak görev yapığını,
1.2) 2013 tarihinde Konya N.E .Ü Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde Akut Lenfoblastik Lösemi
tanısı ile Kemoterapi tedavisi almaya başladığını, rutin kontroller için Hematoloji bölümünde takip altında tutulduğunu, ateşli hastalık, enfeksiyon, kan düzeyinde anormal seyir gibi durumlarda kontrollerinin daha sık aralıklarla olduğunu, bu sebeple görev yaptığı ilde
Hematoloji bölümü bulunmadığı için kontroller için daha önce Lösemi tanı ve tedavisi aldığı ve takipli olduğu Konya iline gitmek durumunda kaldığını,
1.3) Lösemi tedavisi alırken LP sırasında omuriliğimde gerçekleşen hematom sonucu başka sağlık
sorunlarının da ortaya çıktığını, Nörjenik Mesane rahatsızlığı sebebiyle Üroloji ve Nefroloji bölümlerinde de takip altında tutulması gerekliğini, görev yaptığı ilçe de Nefroloji ve Üroloji bölümü bulunmadığını, bu sebeple enfeksiyon durumunda enfeksiyonun cinsine göre tedavi uygulanabilmesi için yapılması gereken kültür tahlilinin yapılamadığını,
1 / 101.4) Sonuç olarak % 73 oranında Engelli Sağlık Kurulu Raporu ve “Hematoloji bölümü bulunan bir
ilde çalışması uygundur .” ibareli heyet raporu bulunmasına rağmen sağlık mazeretine dayalı olarak Konya iline nakil talebinin Sağlık Bakanlığı tarafından ret edildiğini, İfade ederek, sağlıklı bir şekilde yaşamını devam ettirmek için Hematoloji bölümü bulunan bir
İle naklinin yapılmasını talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Sağlık Bakanlığı’nın 25/ 06/ 2018 tarihli ve sayılı yazısında, özetle;
2.1) Sözleşmeli personelin açıktan atamaları sırasında adaylardan sağlık durumu ile ilgili “Akıl
sağlığının yerinde olduğu” na dair tek hekim raporu istendiği,
2.2) 663 sayılı KHK’nın 45/A maddesine göre görev yapan sözleşmeli personelin Hizmet
Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde, sağlık mazereti nedeniyle görevlendirme düzenlenmediğinden başvuranın geçici görevlendirme yoluyla görevlendirilmesinin mümkün olmadığı,
2.3) 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin 45/A maddesinin üçüncü fıkrasında, sadece eş durumu mazeret tayin hakkı düzenlendiğinden 663 sayılı KHK’nın 45/A maddesine göre görev yapan personelin sağlık mazereti nedeniyle nakil hakkının bulunmadığı,
2.4) Muş Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü’nün 01/ 06/ 2018 tarihli ve sayılı yazısında,
Muş ilinde faaliyet gösteren Özel Sağlık Birimlerinde Hemotoloji bölümü bulunmadığı, Muş
Devlet Hastanesi dışındaki Hastanelerde Hemotoloji bölümü bulunmadığı, Muş Devlet
Hastanesinde ise Hemotoloji Uzmanı bulunmadığı, ancak Nefroloji ve Üroloji Uzmanı olduğu için mesane tanısı için hasta takibinin yapılabildiği , İfade edilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın
3.1) “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde;
“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir .”
3.2) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır .”
2 / 103.3) “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde;
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir . Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz .”
3.4) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinde;
“Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tebirleri alır .”
3.5) “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında;
“Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler”
3.6) “Devletin iktisadî ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65 inci maddesinde ;
“Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir .”
3.7) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin
üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”
3.8) “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde;
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir . Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz . Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır .”
3.9) “Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” bölümü altındaki “Genel İlkeler” başlıklı 128
inci maddesinde;
“Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir .”
4) 06/ 04/ 1949 tarihli ve 9119 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilerek, 27/ 05/ 1949
tarihli ve 7217 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak iç hukukumuzda da yerini alan
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ’nin 3 üncü maddesinde;
“Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır .”
3 / 105) 10/ 07/ 2003 tarihli ve 5923 Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilerek, 11/ 08/ 2003 tarihli ve
25196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak iç hukukumuzda da yerini alan Birleşmiş
Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’ nin 12 nci maddesinde;
“Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, herkesin, ulaşılabilecek en yüksek fiziksel ve zihinsel sağlık standardına sahip olma hakkını kabul ederler .
Bu Sözleşme’ye Taraf Devletlerin, bu hakkın tam olarak kullanılmasını sağlamak için
alacakları tedbirler şu amaçlara yönelik olacaktır :
… d) Hastalık durumunda herkese tıbbi hizmet ve tıbbi bakım sağlayacak koşulların yaratılması”
6) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde , hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”
7) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “İstihdam şekilleri” başlıklı 4 üncü maddesinde;
“Bu Kanuna tâbi kamu idarelerinde ve dış kuruluşlarda belirli bazı hizmetlerde çalıştırılacak personelin de zorunlu hallerde sözleşme ile istihdamları caizdir .”
8) 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname’nin “Sözleşmeli sağlık personeli istihdamı” başlıklı 45/A maddesinin 3 üncü fıkrasında;
“Bu madde uyarınca atanan sözleşmeli sağlık personeli dört yıl süreyle başka bir yere atanamaz . Aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirmelerde bu madde uyarınca istihdam edilen personelin eşi bu personele tabidir . Ancak sözleşmeli sağlık personelinin bulunduğu ilde bir yıl görev yapması ve vizeli pozisyon bulunması durumunda; eşlerin her ikisinin de Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında sözleşmeli veya eşlerden birinin sözleşmeli, diğerinin Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında veya diğer bir kamu kurum veya kuruluşunda kadrolu statüde istihdam ediliyor olması halinde hizmet ihtiyacının daha fazla olduğu yere atamaları yapılabilir .”
9) 663 sayılı KHK’nın 45/A maddesine göre görev yapan sözleşmeli personelin Hizmet
Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde, “Maliye Bakanlığı tarafından vize edilmiş pozisyonlarda istihdam edilecek personel; pozisyonunun tahsis edildiği yer dışındaki birimlerde sürekli olarak görevlendirilemez ve çalıştırılamaz . Ancak personel; a)
Deprem, yangın, su baskını, yer kayması, çığ ve benzeri afetler, sıkıyönetim, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde, b)
Bakanlıkça düzenlenen sertifikalı eğitim programları için en fazla bir defa ve iiç ayı geçmemek üzere,
4 / 10c)
İl Sağlık Müdürlüklerince düzenlenen mesleki eğitim çalışmaları için bir ayı geçmemek üzere, d)
Sözleşmeli aile sağlığı elemanı bulunmayan ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu ’na göre memuriyet mahalli içinde sayılan aile hekimliği birimlerinde çalıştırılmak üzere, e)
Mesleki eğitim mahiyetinde sayılabilecek kongre, konferans, seminer ve bilgi şöleni gibi bilimsel içerikli etkinlikler için on günü geçmemek üzere, pozisyonunun tahsis edildiği yer dışındaki birimlerde geçici olarak görevlendirilebilir . Bakanlıktan izin alınmak kaydıyla (c)
bendinde belirtilen süre bir ay daha uzatılabilir ….”
Düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın atamasının
öncelikle atanmayı talep ettiği Konya ili olmak üzere tedavi imkânının olduğu Hematoloji
Bölümü bulunan bir İle yapılması yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11) Başvuran, sağlıklı bir şekilde yaşamını devam ettirmek için Hematoloji bölümü bulunan bir İle
naklinin yapılması gerektiğini belirterek, % 73 oranında Engelli Sağlık Kurulu Raporu ve
“Hematoloji bölümü bulunan bir ilde çalışması uygundur .” ibareli heyet raporunu dikkate alarak atamasının sağlık durumu mazeretine bağlı olarak Hematoloji bölümü bulunan bir İle yapılmasını talep etmektedir .
12) Anayasa’da açıkça düzenlenmeyen konulara ilişkin düzenleme yapma yetkisi yasama organına
aittir . Bu açıdan, yasama organının bir alanı düzenleme yetkisi, genel ve asli bir yetkidir .
Yasama organının düzenleme yetkisinin genel olması, kanuni düzenleme yaparken konu bakımından bir sınırın olmadığı, her konuda ve dilediği ölçüde ayrıntılı düzenleme yapabileceği; asli olması ise, yasama organının bir konuda doğrudan doğruya yani araya başka bir işlem girmeden düzenleme yapabileceği anlamına gelmektedir .
13) Kamu kurumlarında istihdam edilen personelin statülerinin ve bu statülerin her biri kapsamında
istihdam edilen kişilerin işe alınmasının, nakil, terfi, sosyal, idari, mali ve özlük hakları ile disiplin yönünden tabi olacakları hükümlerin düzenlenmesinin kanun koyucunun takdir alanında bulunduğu şüphesizdir . Hukuki durumları (statüleri) mevzuatla düzenlenmiş olan kamu görevlilerinin, bulundukları statüye ilişkin yasa ve yönetmelikte düzenlenmiş bulunan kurallara tabi olduklarının kabulü gerekmektedir .
14) 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname’nin 45/A maddesinin 3 üncü fıkrasında; sözleşmeli sağlık personelinin yer değiştirmeleri konusunda süre yönünden kısıtlamalar getirilmiştir . Buna göre, sözleşmeli sağlık personelinin atandıkları yerlerinde 4 yıl görev yapmalarının zorunlu olduğu, bu süre zarfında başka bir yere atanamayacağı hükme bağlanmıştır .
15) Kanun koyucunun bu yönde bir düzenleme yapmasının nedeninin, Devletin hem
5 / 10Anayasamızdan hem de ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklı olarak
sağlık hakkı çerçevesinde düzenli ve herkese ulaşacak şekilde sunmakla görevli olduğu sağlık hizmetleri konusunda, personel istihdamında güçlük çekilen yerlerde çalışan personelin eş durumu ve diğer nedenlerle bu bölgelerde bir yıl kaldıktan sonra tayin istemeleri, vatandaşların düzenli bir şekilde sağlık hakkından yararlanmaları için personel istihdamında güçlük çekilen yerlerde görev yapan personelin çok sık yer değişikliği yapmasının engellenmesi olduğu değerlendirilmektedir .
16) Bununla birlikte, iç hukukumuza baktığımızda, öncelikle Anayasamızın 2 nci maddesinde
Devletimizin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu vurgulanmış; 5 inci maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri sayılarak; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak görevlerine yer verilmiştir .
17) Devletimizin nitelikleri arasında sayılan sosyal hukuk devleti ; insan haklarına dayanan,
kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adil bir şekilde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir . Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır . (Bakınız, Danıştay 2. Dairesinin 29/ 04/ 2009 tarihli ve E :2009 / 1338, K:2009 / 1799 sayılı kararı)
18) “Sosyal devlet” ilkesine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi kararlarında egemen olan görüşe
göre; sosyal devletin görevi, kişinin onurlu bir yaşam sürdürmesi ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirmesi için gerekli koşulları oluşturmak, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği, yani sosyal adaleti, sosyal gönenci, sosyal güvenliği ve toplumsal dengeyi sağlamaktır . Bu kapsam içinde kişileri mutlu kılmak, onların hayat mücadelesini kolaylaştırmak, insan haysiyetine yaraşır onurlu bir hayat sürdürmelerini sağlamak gibi hususların da yer aldığı kuşkusuzdur .
19) Diğer yandan, Anayasamızın 17 nci maddesinde; herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını
koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu hükme bağlanmıştır . Kişinin yaşama hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklarından olup, devletlere pozitif ve negatif yükümlülük yükleyen haklardandır .
Yaşama hakkı, yalnızca yaşamını sürdürmek anlamında değil, “sağlıklı yaşama hakkı”na sahip olmak anlamındadır . İşte bu nedenle kişilerin sağlıklı olma hakkı kamusal korumaya tabidir (Bakınız . Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 10/ 04/ 2013 tarihli ve E :2012 / 2606, K:2013 / 1271 sayılı kararı) . Bu niteliğinden ötürü sağlık hakkı , günümüzde sosyal devlet ilkesinin bir unsuru olarak kabul edilmektedir . Sosyal devlet, bütün vatandaşlarını hastalıklar dâhil çeşitli risklere karşı korumak ve bu amaç için gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür .
6 / 1020) Ayrıca, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 3 üncü maddesi ile en
temel insan hakkı olarak yaşama hakkı tanınmış olup, tarafı olduğumuz diğer sözleşmeler ile de bu hakkın vazgeçilmezliği ve her türlü riske karşı ve bu arada hastalıklara karşı korunmasının, Devletin temel görevi olduğu, herkesin, ulaşılabilecek en yüksek fiziksel ve zihinsel sağlık standardına sahip olma hakkının varlığı kabul edilmiş, bu hakkın tam olarak kullanılabilmesi için, hastalık durumunda herkese tıbbi hizmet ve tıbbi bakım sağlayacak koşulların oluşturulması amacıyla sözleşmeci taraf devletlerin tedbir alacakları vurgulanarak, koruyucu mahiyette veya tedavi şeklinde sağlık yardımı yapılması teminat altına alınmıştır .
21) Anayasamızın 56 ncı maddesinde ise, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına
sahip olduğu belirtilmekte ve böylece Devlete vatandaşın korunmuş çevre şartlarında beden ve ruh sağlığı içinde yaşamını sürdürmek için pozitif yükümlülük vermektedir . Bu yükümlülük, devletin sağlık politikasının, güven ve kararlılık içinde, sürekli olarak yürütülmesini gerektirmektedir . Esasında insanların hastalandıklarında ya da hastalanmadan koruyucu hekimlik kapsamında sağlık hizmetlerinden yararlanmaları, tedavi olmaları insan olmanın asgari yaşam standardıdır . Bu kapsamda, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek Devletin görevi olarak belirtilmiştir (Bakınız, Danıştay 12. Dairesinin 27/ 06/ 2013 tarihli ve E :2009 / 5045, K:2013 / 5796 sayılı kararı) .
22) Sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı, bir ekonomik ve sosyal hak olup, bu yönüyle Devlet,
bu ödevleri Anayasamızın 65 inci maddesi uyarınca maddi imkânları elverdiği ölçüde ve altına imza attığı Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal, Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin de bir gereği olarak yerine getirmek ve herkesin sağlık hizmetlerinden yararlanması için her türlü tedbiri almak, kişilerin sağlık hizmetlerinden gecikmeksizin yararlanmasını sağlamak durumundadır (Bakınız . Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 10/ 04/ 2013 tarihli ve E :2012 / 2606, K:2013 / 1271 sayılı kararı) .
23) Anayasa Mahkemesi’nin 16/ 07/ 2010 tarihli ve E :2010 / 29, K:2010 / 90 sayılı kararında da,
kişinin sahip olduğu hak ve hürriyetlerin önem dereceleri göz önünde bulundurularak
Anayasa’da yer aldığını, kişilerin maddi ve manevi varlıklarını geliştirebilmelerinin mutlu ve huzurlu olabilmelerinin başlıca şartının ihtiyaç duydukları anda sağlık hizmetlerine ulaşıp bu hizmetlerden yararlanabilmeleri olduğu, sağlık hizmetlerinin doğrudan yaşam hakkıyla ilgili olması nedeniyle diğer kamu hizmetlerinden farklı olduğu, insan sağlığının, mahiyeti itibarıyla ertelenemez ve ikame edilemez bir özelliğe sahip olduğu hükmüne yer verilmiştir .
24) Anayasanın 13 üncü maddesi uyarınca, temel hak ve hürriyetler yalnızca kanunla ve demokratik
bir toplumda gerekli olduğu ölçüde kanunla sınırlanabilmektedir . Ayrıca getirilen bu sınırlamalar, hakkın özüne dokunamayacağı gibi Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamalıdır . Anayasa
Mahkemesinin pek çok kararında belirtildiği gibi ölçülülük, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder . Ölçülülük, aynı zamanda yasal önlemin sınırlama amacına ulaşmaya elverişli olmasını, amaç ve aracın ölçülü bir oranı kapsamasını ve sınırlayıcı önlemin demokratik toplum düzeni bakımından zorunluluk taşımasını da içeren bir ilkedir .
25) Somut olayımızda, başvuranın 2013 yılında Akut Lenfoblastik Lösemi tanısı ile tedavi almaya
7 / 10başladığı, kendisine BFM Kemoterapisi verildiği, 2016 yılında Kemoterapi almayı bıraktığı,
ancak takip altında tutulması için Hematoloji Bölümü bulunan İlde çalışması gerektiği, başvurana ait 19/ 04/ 2018 tarihli Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu Raporu ve 10/ 04/ 2018 tarihli Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi
Raporunda da başvuranın Hematoloji Bölümü bulunan İlde çalışmasının uygun olduğunun ifade edildiği, başvuranın Muş ili ilçesinde çalıştığı, Muş ilinde Hematoloji Bölümü bulunmasına karşın Hematoloji Uzmanı bulunmaması nedeniyle tedavisini yapılmasına imkân bulunmadığı, bu nedenle tedavisinin mümkün olduğu kendisine en yakın yer olan Erzurum iline ve daha önce tedavi aldığı Konya iline sürekli gitmek durumunda kaldığı, 21/ 11/ 2017, 02/ 02/ 2018, 05/ 04/ 2018 ve 09/ 05/ 2018 tarihlerinde Konya iline 07/ 03/ 2018 tarihinde ise
Erzurum iline sevk edilme yazılarında da sevk nedeninin “ilgili bölüm/branş bulunmaması” olarak gösterildiği, 14/ 08/ 2017 tarihli Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık
Kurulu Raporunda başvuranın engel oranının %73 olarak belirlendiği, söz konusu raporda
Nefrolofi ve Üroloji Bölümlerinde tedavi edilmesini gerektiren başka hastalıklarının da mevcut olduğu anlaşıldığından başvuranın mevcut durumu dikkate alındığında en önemli sosyal haklardan biri olan ve doğrudan insan yaşamını ilgilendiren sağlık hakkına ulaşılmasına ve bu haktan en iyi biçimde yararlanılmasına engel oluşturacak ve sağlık hakkının özünün zedelenmesine yol açabilecek biçimde hastalığının tedavi edilmesinin mümkün olmadığı bir
İlde çalışmak zorunda bırakılmasının ölçülülük ilkesine ve hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirilmektedir .
26) Anayasamızın 90 ıncı maddesinde, usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası anlaşmalar da
kanun hükmünde olup, temel hak ve özgürlüklere ilişkin olarak uluslararası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası anlaşma hükümlerinin esas alınacağı emredici bir kural olarak yer almakta olup; yukarıda açıklanan ve başvuru konusuyla ilgili olan temel haklar konusunda Anayasamızda da benzer hükümlerin yer aldığı, dolayısıyla bu hakların Anayasal düzeyde düzenlendiği görülmektedir .
27) Bilindiği üzere, Anayasamızda temel haklar arasında yer verilen, yaşama hakkıyla sıkı sıkıya
bağlantılı olduğu kabul edilen ve ülkemizin taraf olduğu ve usulüne göre iç hukukuna dâhil ettiği uluslararası sözleşmelerle düzenlenmiş bir insan hakkı olan sağlık hakkı çerçevesinde; herkesin hayatını bedenen, ruhen ve sosyal bakımdan tam iyilik hali içinde sürdürmesini sağlamak için fert ve toplum sağlığını korumak ve bu amaçla tüm ülkeyi kapsayan plan ve programlar yapmak, uygulamak ve uygulatmak, her türlü tedbiri almak, gerekli teşkilatı kurmak ve kurdurmak görevi Sağlık Bakanlığı’na verilmiştir .
28) Bu bağlamda, Sağlık Bakanlığının sözleşmeli sağlık personeli olarak çalışanların hiçbir
kusurunun bulunmadığı mücbir sebeplerin ortaya çıkması durumunda, insan haklarına saygı ve hakkaniyet gereği, telafisi güç ve imkânsız zararların önüne geçmek adına, mağduriyetleri giderecek yönde çözüm üretmesi gerekmektedir .
29) Somut olayda, Başvuranın Muş ilinde Hemotoloji Uzmanı bulunmaması nedeniyle tedavisinin
mümkün olmadığı, bu bağlamda, Sağlık Bakanlığı ve özel sektör tarafından Muş ilinde sunulan sağlık hizmetlerinin başvuranın tedavisi için yeterli olmadığı dikkate alındığında başvuranın sağlık durumunun Bakanlığın belirleyeceği bir hakem hastane veya güvenilir bir sağlık kuruluşundan alacağı bir heyet raporuyla ispat etmesi şartıyla, Sağlık Bakanlığından bir
8 / 10temsilcinin de katılacağı bir komisyon marifetiyle veya Sağlık Bakanlığından başvuranın
tedavisinin yapılabileceği yerlere ilişkin görüş alınmak suretiyle, ya da bulunacak daha münasip bir yöntemle, başvuranın isteği doğrultusunda atamasının yapılması yoluyla, mevzuat gereği başvuranın pozisyonunun tahsis edildiği yer dışındaki birimlere sürekli olarak görevlendirilmesi mümkün görülmemesi durumunda ise 663 sayılı KHK’nın 45/A maddesine göre görev yapan sözleşmeli personelin Hizmet Sözleşmesinin 6 ıncı maddesinde yer alan deprem, yangın, su baskını, yer kayması, çığ ve benzeri afetler gibi çok istisnai durumlar için belirlenmiş durumlarda öngörülen tahsis edilmiş yer dışındaki birimlerde geçici olarak görevlendirilme imkânının bir benzerini başvuran açısından da uygulamak suretiyle mağduriyetin giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmektedir .
30) Sonuç olarak, Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, ilgili mevzuatta
sözleşmeli sağlık personelinin 4 yıl süreyle başka yere atanmayacağı yönünde bir hüküm bulunsa da, ortaya çıkan ağır sağlık sorunları nedeniyle başvuranın yaşadığı mağduriyet karşısında, insan yaşamının kutsallığının bir yansıması olan sağlık hakkı konusundaki
Anayasal hükümleri ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yer alan taahhütlerimizi dikkate alarak, sosyal devlet olmanın ve ölçülülük ilkesi ile hakkaniyet ilkesinin bir gereği olarak, başvurana idare tarafından gerekli kolaylığın sağlanması gerektiği değerlendirildiğinden; başvuranın atamasının, öncelikle atanmayı talep ettiği Konya ili olmak üzere tedavi imkânının olduğu Hematoloji Bölümü bulunan bir İle yapılması yönünde tavsiye kararı verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
31) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup;
Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içinde gönderildiğinden ve başvuranın dilekçesi üzerine kısa sürede cevap verdiğinden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket ettiği; ancak, başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin göstermemiş olması sebebiyle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
32) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye
tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Van İdare
Mahkemesinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE , Başvuranın sağlık durumu nedeniyle atamasının öncelikle atanmayı talep ettiği Konya ili
9 / 10olmak üzere tedavi imkânının olduğu Hematoloji Bölümü bulunan bir İle yapılması hususunda
SAĞLIK BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
SAĞLIK BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi