TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 19776-19776 |sayi|18745356-101.07.04-E.18745356-101.07.04-E.

BAŞVURU NO : 2018/7290 2018/ 7290

KARAR TARİHİ : 27/11/2018 |tarih|

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –

BAŞVURUYA KONU İDARE : Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler

Bakanlığı

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın 1983- 1985 yılları arasında görevden alınması sebebiyle çalışamadığı sürenin hizmet süresinden sayılması, maaş, ikramiye ve özlük haklarının verilmesi talebi hakkındadır .

BAŞVURU TARİHİ : 25/05/2018 25.5.2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, 1983 tarihinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki görevine İstanbul

Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından son verildiğini, 1985 yılında görevine iade edildiğini, 1402 sayılı Kanunun uygulanmasına dava açmasının o dönemde mümkün olmadığını, 2006 yılında yaş haddinden emekli edildiğini belirtmektedir . Başvuran görevde olmadığı 1983- 1985 yılları arasında geçen sürenin hizmet süresinden sayılmadığını ve bu durumun hem emekli maaşını hem de emekli ikramiyesini olumsuz etkilediğini, bu mağduriyetin giderilmesi amacıyla Emekli Sandığına ve

İstanbul Üniversitesine yapmış olduğu başvuruların reddedildiğini belirterek, 1983- 1985 yılları arasında görevden alınması sebebiyle çalışamadığı sürenin hizmet süresinden sayılmasını, maaş, ikramiye ve özlük haklarının verilmesini talep etmektedir .

1 / 9II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzca istenen bilgi ve belge üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından gönderilen 14/ 09/ 2018 tarihli ve sayılı yazıda; 2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri başlıklı geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına almanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır .

Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı

Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır .” hükmünün amir olduğu, 2.2. Bu hükümler uyarınca, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi çalışanlar ile bunların dul ve yetimlerine bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümler de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapıldığı, 2.3. 1402 sayılı Kanun uyarınca Sıkıyönetim Komutanlıkları tarafından görevine son verilenlerden daha sonra sakıncası kaldırılarak tekrar görevine başlatılanlar Maliye Bakanlığınca yayınlanan 81

Nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği kapsamında kabul edilerek herhangi bir mahkeme kararı aranmaksızın görevlerine son verildiği tarihle tekrar göreve başlatıldıkları tarih arasında açıkta geçen süreye ait aylıklarının tamamının ödenerek emeklilik keseneğinin kurum karşılıkları İle birlikte Kurumumuza gönderilmesi halinde, bu sürelerinin tamamı fiili hizmetlerine eklendiğini, 81

Nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde de, kurumlarınca meslekten ihraç edilen, müstafi sayılan ya da haklarında benzeri işlemler yapılan memurlardan, idari yargı yoluna başvurarak bu işlemler hakkında iptal kararı alanların dava dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın açıkta geçen sürelerine ait aylıklarının ödenmesi gerektiğinin belirtildiği, 2.4. İlgili Tebliğe göre, Sıkıyönetim Komutanlığınca görevlerine son verilen ve daha sonra görevlerine iade edilen kişilerin bu sürelerinin fiili hizmet süresine eklenebilmesi için, Sıkıyönetim

Komutanlığınca sakıncalarının kaldırılmış olması veya göreve son verme işleminin idare mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olmasının yanında kurumlarınca açıkta geçen sürelerine ait aylıklarının ödenip emekli keseneği ve kurum karşılıklarının Kurumumuza gönderilmiş olması gerektiği, 2.5. Başvuran, 24/ 7/ 1986 tarihinde Yükseköğretim Kurulu Kararı ile Profesör kadrosuna atanmak suretiyle göreve başlatıldığından, aylıklarının ödenmesi mümkün olmayan 16/ 2/ 1983- 24/ 7/ 1986 tarihleri arasında açık geçen süresinin fiili hizmet süresine eklenmesine imkân bulunmadığı,

2 / 92.6. Diğer taraftan, başvuranın mahkeme kararı uyarınca görevine başlatıldığı varsayılsa dahi 5434

sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (a) fıkrasında, İştirakçilerin emeklilik keseneğine esas aylık tutarları üzerinden her ay % 16 emeklilik keseneği kesileceği, 15 inci maddesinde, emeklilik keseneğinin, aylık ve ücret tutarları üzerinden alınacağı, 16 ncı maddesinde, emeklilik keseneklerinin kurumlarca aylık, ücret veya ödeneklerin bordrolarında gösterileceği ve bunların hak sahiplerine ödenmesi sırasında kesileceği, 31 inci maddesinde de, ancak yukarıdaki maddelerde belirtildiği gibi kesenek kesilmek suretiyle geçen sürelerin fiili hizmet müddeti sayılacağının hükme bağlandığı, 2.7. Bu hükümler birlikte incelendiğinde, aylık veya ücret ödenmeyen sürelerde emekli keseneği kesilmesi, emekli keseneği kesilmeyen sürelerin ise fiili hizmet müddetinden sayılması mümkün olmadığı, 2.8. Ayrıca, 22/ 1/ 1992 gün ve 21 1 19 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve Maliye Bakanlığınca hazırlanan 123 seri No’lu Devlet Memurları Kanunun Genel Tebliği uyarınca, 1402 sayılı Kanuna göre Sıkıyönetim Komutanlıklarının İsteği üzerine görevlerine son verilen ve Danıştay İçtihatları

Birleştirme Kurulunun 7/ 12/ 1989 tarihli ve E .No:1988 / 6, K.No:1989 / 4 sayılı kararı uyarınca ve bulundukları bölgede sıkıyönetimin kalkması sebebiyle görevlerine iade edilenlerin, Danıştay

İçtihadı Birleştirme Kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı 09/ 02/ 1990 tarihinden geriye doğru beş yılı aşmamak ve daha önce görev yaptıkları yerde Sıkıyönetimin sona erdiği tarihten önceki bir tarihe taşmamak koşuluyla belirlenecek dönem için açıkta geçirdikleri sürelere ait aylık ve diğer özlük haklarının herhangi bir yargı kararı aranmaksızın tamamının ödenerek emeklilik keseneği ve kurum karşılıklarının Kurumumuza gönderilmiş olması halinde, İdare Mahkemelerinden karar alıp almadıklarına bakılmaksızın bu sürelerinin tamamı fiili hizmet sürelerine eklenmekte olduğu, başvuranın da, 16/ 2/ 1983- 24/ 7/ 1986 tarihleri arasında açıkta geçen süresinin fiili hizmet süresinden sayılıp sayılamayacağının tespit edilebilmesi için Kurumu ile yapılan yazışmalar sonucunda, İstanbul

Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığının 17/ 07/ 2012 tarihli ve sayılı yazısı ile 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu uyarınca 16/ 02/ 1983 tarihinde görevine son verildiği 19/ 09/ 1986 tarihinde görevine iade edildiği ancak aylıklarının ödendiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, ayrıca İlgili hakkında 123 nolu Devlet Memurları Genel Tebliği doğrultusunda hakkında işlem yapılmadığı belirtildiğinden aylık ödenmeyen dolayısıyla emeklilik keseneği ve kurum karşılıkları gönderilmeyen 16/ 2/ 1983- 24/ 7/ 1986 tarihleri arasında açıkta geçen süresinin fiili hizmet süresine eklenmesinin mümkün olmadığı, 3. Kurumumuzca istenen bilgi ve belge üzerine İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından gönderilen 27/ 08/ 2018 tarihli ve sayılı yazıda; 3.1. Başvuranın, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu uyarınca İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığınca 16/ 03/ 1983 tarihinde görevine son verildiği ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 24/ 07/ 1986 tarihli kararı ile Fakültemiz İslam Hukuku Anabilim Dalı kadrosuna iadesinin yapıldığı 19

Eylül 1986 tarihinde görevine başladığı, 3.2. 24/ 01/ 1992 tarihinde Üniversiteleri Rektörlüğüne vermiş olduğu dilekçe ile 1983- 1985 yılları arasında görevden alınması sebebiyle çalışamadığı sürenin hizmet süresinden sayılması ve maaş, ikramiye ve özlük haklarının verilmesine ilişkin ödeme talebinde bulunduğu, ancak talebinin Devlet

3 / 9Memurları Kanunu Genel Tebliği (RG 22/ 01/ 1992- 21119, sayfa 12)’ndeki şartları taşımadığından

reddedildiği, 3.3. Başvuranın, yine aynı talebiyle ilgili 25/ 12/ 2017 tarihinde Üniversitemiz Rektörlüğüne dilekçe verdiği, bu defa da 1992 tarihindeki talebinin reddine ilişkin karara karşı herhangi bir dava açmadığından ve hali hazırda talebi zamanaşımı kapsamına girdiğinden yeniden reddedildiği, 3.4. Başvuranın, görevden alındığı döneme ilişkin emekli keseneğinin, göreve iadesinin mahkeme kararıyla gerçekleşmemiş olması gerekçesiyle yatırılmadığı, 3.5. Şikâyet başvurusuna konu hukuk kaynaklarının 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu, Devlet

Memurları Kanunun Genel Tebliği (RG 22/ 01/ 1992- 21119) ve yargı kararları olduğu, bu doğrultuda da başvuru hakkında Kurumları tarafından tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğu kanaatine sahip bulunduğu, Açıklamalarına yer verilmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 4.1. “Cumhuriyetin temel nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir .”, 4.2. “Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesinde; “ Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir . Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar .” 4.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde ;

“ …Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” , 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ; “ Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” , 6. 16/ 06/ 2006 tarihli ve 26200 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; “Önceki mevzuat hükümlerinin uygulanması” başlıklı

Geçici 4 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı

4 / 9Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)

bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır . …” 5 inci fıkrası; “Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır .”, Hükümleri yer almaktadır .

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Başvuranın mağduriyetinin giderilmesi yönünde gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla ilgili

İdarelere tavsiyede bulunulmasının uygun olacağı değerlendirildiğinden başvuruya konu talebin kabulü yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, 1983 tarihinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki görevine İstanbul

Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından son verildiğini, 1985 yılında görevine iade edildiğini, 1402 sayılı Kanunun uygulanmasına dava açmasının o dönemde mümkün olmadığını, 2006 yılında yaş haddinden emekli edildiğini belirtmektedir . Başvuran görevde olmadığı 1983- 1985 yılları arasında geçen sürenin hizmet süresinden sayılmadığını ve bu durumun hem emekli maaşını hem de emekli ikramiyesini olumsuz etkilediğini, bu mağduriyetin giderilmesi amacıyla Emekli Sandığına ve

İstanbul Üniversitesine yapmış olduğu başvuruların reddedildiğini belirterek, 1983- 1985 yılları arasında görevden alınması sebebiyle çalışamadığı sürenin hizmet süresinden sayılmasını, maaş, ikramiye ve özlük haklarının verilmesini talep etmektedir .

9. Anayasamızın 60 ıncı maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ve devletin, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı düzenlemesine yer verilmiştir .

Doktrinde ve yargı içtihatlarında kabul edildiği üzere; Bu hükümle sosyal güvenlik hakkı herkes için vazgeçilmez ve devredilmez bir insan hakkı olarak anayasal güvence altına alınmıştır . Sosyal güvenlik hakkı herkes için tanınmıştır ve bu nedenle toplumun hiçbir bireyi bu hakkın kapsamı dışında bırakılamaz . Bu hak devlete sosyal güvenlikle ilgili düzenlemeleri yapma ve örgütleri kurma ödevi yüklerken insanlara da anayasal bir talep hakkı vermektedir . Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan sosyal devlet ilkesi sosyal güvenlik hakkının temel dayanağını oluşturmakta ve sosyal güvenlik hakkı da sosyal devletin önemli bir unsuru olarak yer almaktadır . Ayrıca Anayasanın 5 nci maddesinde devlete kişilerin maddi ve manevi varlığının geliştirilmesi için uygun koşulların sağlanması ödevinin yüklenmesi de sosyal güvenlik hakkının düzenlenmesini gerektirmektedir .

Yine doktrinde ve yargı içtihatlarında Sosyal güvenlik hukuku alanında yorum yapılırken bu alana özgü sigortalı lehine yorum ilkesinin yanında, iyi niyet ilkesi, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı ilkelerinden de faydalanıldığı belirtilmektedir .

10. Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgelerin tetkikinden başvuranın, İstanbul Üniversitesi

Hukuk Fakültesinde unvanı ile çalışmakta iken 14/ 02/ 1983 tarihinde Sıkıyönetim

Komutanlığı tarafından görevine son verildiği, Genelkurmay Başkanlığına 03/ 03/ 1985 tarihli

5 / 9başvurusu üzerine, hakkında daha önce Sıkıyönetim Komutanlığınca verilen kararın 29/ 04/ 1985

tarihinde kaldırıldığının tespiti üzerine durum İstanbul Üniversitesine ve Yükseköğretim Kurulu

Başkanlığına iletildiği, Yükseköğretim Kurulunun 24/ 07/ 1986 tarihli toplantısı ile başvuranın

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalında açık bulunan kadrosuna atanması uygun görüldüğü, 25/ 08/ 1986 tarihinde de İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünce göreve başlatıldığı anlaşılmaktadır .

11. Şikâyet konusu edilen işlemlerin gerçekleştirildiği dönem; 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununda sıkıyönetim komutanlarına verilen yetki, bu yetkinin kullanılması için gerek yasada açıklanan sebeplerin belirsizliği, gerekse kamu personeli için güvence sağlayacak bir usulün düzenlenmemiş olması yönlerinden kişisel değerlendirmelere, keyfi ve kamu yararı amacı dışında uygulamalara müsait bir yetki olduğu, ilgili kanunda bu yetkinin kullanılması için gösterilen “hizmetleri yararlı” olmamak sebebinin sıkıyönetimin amacı ve ilanını gerektiren Anayasal nedenlerle doğrudan ilgisinin bulunmadığı, uygulamada da bu yetkinin kapsamına kamu görevlisi olarak Üniversite Öğretim

Elemanlarının, kurum olarak da Yüksek Öğretim Kurulu’nun ve Üniversitelerin alınmasını

Anayasa’nın 130 ncu maddesi ile bağdaştırmanın zor olduğu, belirtilen yetkiye dayanılarak yapılan işlemlere karşı idari başvuru yolları, idari yargı yolunun kapalı olduğu, bu işleme karşı idari yargı yolunu kapatan yasa kuralının Anayasaya aykırılığını ileri sürmenin mümkün olmadığı, bir yasanın, kabul ve yürürlük tarihi itibariyle Anayasanın geçici 15 nci maddesi kapsamında olması sebebiyle, Anayasaya aykırılığının ileri sürülemeyecek olmasının, onun mümkün olduğu ölçüde Anayasaya uygun olarak yorumlanmasını gerektirdiği, nitelikleri yukarıda açıklanan ve hakkında hukuk yollarına başvurma olanağı bulunmayan işlemle bu işlem için öngörülen yaptırım arasında adil bir denge kurulmasının hak, adalet ve hukuk devleti ilkelerinin bir gereği olduğu göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir .

12. Şikâyet başvurusuna konu olaya örnek teşkil etmek üzere; 5510 sayılı Yasanın geçici 36 ncı maddesi ile 1402 sayılı yasa uyarınca Sıkıyönetim Mahkemelerinin görevine giren suçlar nedeniyle yakalanan veya tutuklananlardan haklarında mahkumiyet verilmeyen hak sahiplerinin kanunun yayım tarihinden itibaren altı ay içerisinde talepte bulunulması kaydıyla, yakalanan ve tutuklulukta geçen süreleri 5510 sayılı Yasanın 4 ve 82 nci maddeleri kapsamında dava açıp tazminat alanların borcun tebliğ tarihinden itibaren altı ay içerisinde kendilerince veya hak sahiplerince, tazminat almamış olanların ise hazinece ödenmesi suretiyle borçlandırılacağı belirtilmiş ve yine 5434 sayılı

Kanuna tabi çalışmakta iken yukarıda belirtilen şekilde gözaltına alınan ya da tutuklanan kişilere ilişkin de birinci fıkrada belirtilen şekilde 5434 sayılı yasanın 205 ve ilgili maddeleri doğrultusunda işlem yapılacağı belirtilmiştir . Hal böyleyken 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında yaşanan mağduriyetleri gidermek amacıyla siyasi iktidarın iradesinin tecelli ettiği görülmektedir .

13. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratikleşme ve ilerleme adımlarını sekteye uğratan en büyük engel askeri darbeler olmuştur . Türkiye’de her on yılda bir gerçekleştirilen darbeler, milli iradeyi yok ederek, demokrasinin kesintiye uğramasına yol açmıştır . Askeri darbeler devletle millet arasına mesafeler koyduğu kadar aynı zamanda Peygamber ocağı olarak milletin gönlünde taht kurmuş olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile şehadeti en büyük şeref sayan millet arasına da mesafeler koymuş, böylece Türk Milletinin kadim devlet geleneğinin genleriyle oynamayı amaç edinmiştir .

Siyasî hayatımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrasiye hukuk dışı müdahaleler yapılmış; hükümetler cebir ve şiddet ya da baskı kullanılarak görevlerinden uzaklaştırılmış; millî iradenin tecelligâhı olan yüce parlamento lağvedilmiştir .

Başbakan ve Bakan konumundaki devlet adamları hukuksuz biçimde idam edilmiş, yüz binlerce vatandaşımız mağdur edilmiştir . 27 Nisan 2007 tarihinde e-muhtıra olarak adlandırılan bir bildiriyle halkın seçimiyle işbaşına gelen hükümete karşı müdahale teşebbüsünde bulunulmuştur . Nihayet 15

6 / 9Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullah

Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ye bağlı bir grup tarafından, TSK içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuş, tarihinde ilk defa

Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, milletin devletine ve hükümetine sahip çıkmasıyla darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır .

14. Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset kurumuna ve çok boyutlu tutarlı bir mücadeleye bağlıdır . Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır . Bu süreçlerin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde giderilmesi büyük önem taşımaktadır . Ders alınmayan ve oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmediği her darbe sonraki darbelere zemin hazırlamaktadır .

15. Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir . Darbeci anlayışla mücadelede doğrudan darbenin faili olanlar kadar onlara destek verenlerin de teşhir edilmeleri ve rayiç hukuk esasında değerlendirmeleri önemlidir . Keza hukuk tanımaz bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalardan mağdur olanların da mağduriyetlerini gidermek, insan hak ve hukuk ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşımaktadır . (Meclis Araştırma komisyonu Raporu, Kasım 2012, s.647)

16. Şikâyet başvurusuna konu edilen işlemlerin gerçekleştiği dönemde, çok sayıda üniversiteden çok sayıda akademisyen hakkında Sıkıyönetim Komutanlığınca işlem yapılmış ve görevlerinden alınmışlardır . Bu süreçte hukuk mücadelesi başlatarak göreve tekrar kabul edilenler olmuş olmakla birlikte ilgili süreçte yaşanan mağduriyetler tam olarak giderilememiştir . Bu dönemde çok sayıda yaşanan mağduriyet sebebiyle çok sayıda dava açılmış söz konusu uyuşmazlıklara ilişkin olarak

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 09/ 02/ 1990 günlü ve 20428 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 07/ 12/ 1989 günlü ve Esas No: 1988/ 6, Karar No:1989 / 4 sayılı kararında Sıkıyönetim

Komutanlarının istemleri üzerine görevlerine son verilen kamu görevlilerinin sıkıyönetim kalktıktan sonra görevlerine iade edilmeleri gerektiğine karar verilmiştir . Bu kişilerin özlük hakları ile ilgili yapılacak işlemlerde oluşan sorunları gidermek amacıyla da mülga Maliye ve Gümrük Bakanlığı 123

Nolu Devlet Memurları Genel Tebliği yayımlamış ve bu tebliğde; Danıştay’ın anılan İçtihadı

Birleştirme Kurulu Kararı üzerine görevlerine iade edilenlere bu kararın resmi gazetede yayımlandığı tarih olan 09/ 02/ 1990 tarihinden geriye doğru beş yılı aşmamak ve görev yaptıkları yerde sıkıyönetimin sona erdiği tarihten önceki bir tarihe taşmamak koşulu ile belirlenecek dönem için açıkta geçirdikleri sürelere ait aylık ve diğer özlük haklarının herhangi bir yargı kararı aranmaksızın ödenmesi, ödememe yapılan dönem içinde varsa kamu ya da özel teşebbüsten elde etmiş oldukları gelirlerin ödenecek miktardan mahsup edilmesi düzenlenmiştir .

17. Başvuran ise hakkında Sıkıyönetim Komutanlığınca verilen karara karşı hukuken mümkün olmakla birlikte fiilen imkânı bulunmadığından yargı sürecine gitmemiş, Sıkıyönetim

Komutanlığınca ilgili işlemin kaldırılması üzerine, hakkında herhangi bir yargı kararı bulunmaksızın

7 / 9görevine iade edilmiştir . 123 Nolu Devlet Memurları Genel Tebliği yayımlanması sonrasında

21/ 01/ 1992 tarihinde ilgili idareye kendi özlük haklarının da verilmesi talebiyle başvuru yapmış ve başvurusu yargı kararı ile göreve iade edilmediği gerekçesi ile reddedilmiştir .

18. Bu açıklamalara ek olarak, başvuranın sürdürmekte olduğu görevin 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında kesintiye uğradığı ve ilgili işlemin kaldırılması üzerine de tekrar görevini sürdürebildiği görülmektedir . Bu çerçevede başvuranın devam eden mağduriyetleri kapsamında, bunların giderilmesi yönünde gerekli girişimlerde bulunmak insan hak ve hukuk ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşıdığından Devletimizin görevidir .

19. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; 12 Eylül 1980 darbe süreci, başvuranın yaşadığı mağduriyetin özellikleri ve mevcut hukuki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, başvuranın mağduriyetinin giderilmesine yönelik, durumuna özgü bazı düzenlemeler yapılması gereğinin ortaya çıktığı, bu nedenle, başvuranın mağduriyetinin giderilmesi yönünde gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla ilgili İdarelere tavsiyede bulunulmasının uygun olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Şikâyet başvurusuna konu mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla düzenlemeler yapılması için AİLE,

ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Tavsiye Kararının BAŞVURANA, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER

BAKANLIĞINA ve İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliği ile bir örneğinin

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNE gönderilmesine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

8 / 9Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi