TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/4004-S.5867

BAŞVURU NO : 2018/17645

KARAR TARİHİ : 31/05/2019

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın disiplinsizlik gerekçesiyle hakkında uygulanan

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işleminin iptali ve haklarının iadesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 06/12/2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran , 22 Mart 2011 tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 10/03/2011 tarihli ve 6191 sayılı Kanun ile 926 sayılı Kanuna eklenen Geçici 32 nci madde ile 1971 yılından Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı denetimine kapalı idari işlemler ve/veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilen personelin mağduriyetlerinin telafisi amacı ile yasal düzenlemenin yapıldığını ve bu sayede YAŞ kararlarıyla emekli edilen askerlere muhtelif özlük haklarının iade edildiğini, ancak söz konusu Kanundan Türk Silahlı Kuvvetlerinden kararname ve Bakan onayı ile ilişiği kesilen askerin yararlanamadığını, hakkında uygulanan TSK’dan ayırma işleminin kendisinin ve eşinin dini inançları nedeniyle olduğunu düşündüğünü ifade ederek söz konusu Kanundan faydalanamayan personelin mağduriyetlerinin giderilmesini, haklarının iadesini ve görevine iadesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuza yapılan başvuruların incelenebilmesi amacıyla 07/02/2019 tarihli ve sayılı Bilgi ve Belge Talebi konulu yazımızla Milli Savunma Bakanlığından başvuranların

“emeklilik işlemleri, sicil dosyaları, emekli edildikleri tarihteki hizmet belgesi, kadro ve rütbe durumu, emekliliğe sevk süreci öncesinde yürütülen disiplin soruşturması ve soruşturmaya ilişkin dava açılıp açılmadığı, emekliliğe sevk sürecinde Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılan yazışmalar ve yine emeklilik işlemlerine karşı yargı organlarında açılan davalara ilişkin belgeler”in iletilmesi istenmiş olup, Milli Savunma Bakanlığının 15/02/2019 tarihli ve sayılı yazısında özetle;

2.1 Başvuranın, 926 sayılı TSK Personel Kanun’unun Mülga 94/b fıkrası gereğince

disiplinsizlik nedeniyle 26 Ağustos 2003 tarihinde TSK’dan ayrıldığı,

2.2. Şahsi dosyasında yapılan incelemede, hakkındaki disiplin soruşturmaları ve disiplin cezalarına karşı dava yoluna başvurmadığı ayırma işleminin iptali talebiyle AYİM’de dava açtığı ve açılan davada ret kararı verildiğinin tespit edildiği,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3.1 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Cumhuriyetin

temel nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”,

3.2 “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve

görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır”,

3.3 “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü

fıkralarında; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz….”,

3.4 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, “Yargı yolu” başlıklı

125 inci maddesinin son fıkrasında; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı

ödemekle yükümlüdür.”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”,

5. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunun;

5.1. Geçici 32 nci maddesinde; “a) 12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı

Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvururlar.

b) Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en geç altı ay içinde karar verir.

Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar

ile kamu kurum ve kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.”,

5.2. “Çeşitli Nedenlerle Silahlı Kuvvetlerden Ayrılacak Astsubaylar Hakkında Yapılacak

İşlem” başlıklı 94 üncü maddesinin mülga (b) bendinde; “b) Disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma: Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli

Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.”,

6. 17/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunun mülga

39 uncu maddesinde; … “e)Subay ve askeri memurlarla, gedikli subay ve gedikli erbaşların

ahlak noktasından hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca resen, …

Emekli aylığı bağlanabilmesi için yukarda ki (c ve d) fıkralarında yazılı hallerde ilgililerin fiili hizmet müddetlerinin 15 yılı, (e ve f) fıkralarında yazılı hallerde de 25 yılı doldurmuş olmaları şarttır. (b) fıkrasının ikinci paragrafı ile (27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri

Personel Kanunu gereğince kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenler hariç) (d, e ve f)

fıkraları kapsamına girenlere 61 yaşını doldurmadan emekli aylığı bağlanmaz.”,

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

7. Sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince, kişi hak ve hürriyetleri kapsamında din ve vicdan özgürlüğü ile özel hayatın gizliliği hükümleri bakımından bir değerlendirme yapılmaksızın hakkında ayırma işlemi uygulandığı tespit edilen başvuranın mağduriyetinin giderilmesine yönelik olarak, haklarının iade edilmesine ve göreve iadesi için ilgili İdareye tavsiyede bulunulmasının uygun olacağı değerlendirilerek başvuru talebinin kabulü yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” kabul öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8. Başvuran, 22 Mart 2011 tarih ve 27882 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 10/03/2011 tarihli ve 6191 sayılı Kanun ile 926 sayılı Kanuna eklenen Geçici 32 nci madde ile

1971 yılından Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı denetimine kapalı idari işlemler ve/veya

Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilen personelin mağduriyetlerinin telafisi amacı ile yasal düzenlemenin yapıldığını ve bu sayede YAŞ kararlarıyla emekli edilen askerlere muhtelif özlük haklarının iade edildiğini, ancak söz konusu

Kanundan Türk Silahlı Kuvvetlerinden kararname ve Bakan onayı ile ilişiği kesilen askerin yararlanamadığını, hakkında uygulanan TSK’dan ayırma işleminin kendisinin ve eşinin dini hassasiyetleri nedeniyle olduğunu düşündüğünü ifade ederek söz konusu Kanundan faydalanamayan personelin mağduriyetlerinin giderilmesini, haklarının iadesini ve görevine iadesini talep etmektedir.

9. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratikleşme ve ilerleme adımlarını sekteye uğratan en büyük engel askeri darbeler olmuştur. Türkiye’de her on yılda bir gerçekleştirilen darbeler, milli iradeyi yok ederek, demokrasinin kesintiye uğramasına yol açmıştır. Askeri darbeler devletle millet arasına mesafeler koyduğu kadar aynı zamanda Peygamber ocağı olarak milletin gönlünde taht kurmuş olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile şehadeti en büyük şeref sayan millet arasına da mesafeler koymuş, böylece Türk Milletinin kadim devlet geleneğinin genleriyle oynamayı amaç edinmiştir. Siyasî hayatımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrasiye hukuk dışı müdahaleler yapılmış; hükümetler cebir ve şiddet ya da baskı kullanılarak görevlerinden uzaklaştırılmış; millî iradenin tecelligâhı olan yüce parlamento lağvedilmiştir. Başbakan ve Bakan konumundaki devlet adamları hukuksuz biçimde idam edilmiş, yüz binlerce vatandaşımız mağdur edilmiştir. 27 Nisan 2007 tarihinde e-muhtıra olarak adlandırılan bir bildiriyle halkın seçimiyle işbaşına gelen hükümete karşı müdahale teşebbüsünde bulunulmuştur. Nihayet 15 Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde

ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullah Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı

Terör Örgütü (FETÖ)’ye bağlı bir grup tarafından, TSK içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuş, tarihinde ilk defa Türkiye Büyük

Millet Meclisi bombalanmış, milletin devletine ve hükümetine sahip çıkmasıyla darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

10. Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset kurumuna ve çok boyutlu tutarlı bir mücadeleye bağlıdır. Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır. Bu süreçlerin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Ders alınmayan ve oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmediği her darbe sonraki darbelere zemin hazırlamaktadır.

11. Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir. Darbeci anlayışla mücadelede doğrudan darbenin faili olanlar kadar onlara destek verenlerin de teşhir edilmeleri ve rayiç hukuk esasında değerlendirmeleri önemlidir. Keza hukuk tanımaz bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalardan mağdur olanların da mağduriyetlerini gidermek, insan hak ve hukuk ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşımaktadır. (Meclis Araştırma

Komisyonu Raporu, Kasım 2012, s.647)

12. 28 Şubat post-modern darbesinde de görüldüğü üzere her darbe girişimi, yayınlanan her muhtıra, siyaset kurumuna yapılan her müdahale, ülkeyi geriye götürmüştür. Bunun sonucu olarak ülkemiz demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri ve ekonomik refah seviyesi açısından olması gereken seviyeye bir türlü çıkarılamamıştır.

13. 1997 yılının Ocak ayı sonunda Sincan Belediyesinin düzenlediği Kudüs Gecesi sonrasında

Sincan’da tankların yürütülmesi ile ordunun darbe yapacağı algısı oluşturulmuş, 28 Şubatta ise, “irtica” gündemiyle toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun “uygulanması beklenen” 18 maddelik kararlar listesi ile Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah-Yol Hükümeti baskı altına alınmaya çalışılmıştır. Akabinde, Refah Partisi hakkında, “Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğu” iddiasıyla kapatma davası açılmış, yargı mensupları Genelkurmay

Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verilmiştir. Baskı ve yıldırma

amaçlı uygulamalar neticesinde 18 Haziran 1997 tarihinde Necmettin Erbakan istifa etmek durumunda kalmış ve Refah-Yol dönemi sonlanmıştır.

14. Kısaca tarihsel arka plana bakıldığında, hukuk ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve hürriyetlerin hukuki alt yapıdan yoksun, siyasi ve ideolojik nedenlerle sınırlandığı bu süreç resmi olarak 28 Şubat 1997 tarihinden itibaren etkisini daha açık şekilde göstermeye başlamıştır. Bu dönemde “irticaya karşı” başlatıldığı iddia edilen ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalar ile kılık kıyafetlerinden veya dini hassasiyetlerinden ötürü birçok vatandaşımız, başta memurlar ve üniversite öğrencileri olmak üzere mağduriyetler yaşamış; çeşitli haksızlıklara uğramıştır. Kamuda istihdam edilen vatandaşlarımız dini inançları nedeniyle ya disiplin cezası alarak meslekten çıkarılmış ya da istifaya zorlanmıştır.

15. Başvuru konusu olayda, başvuranın 26/08/2003 tarihinde 926 sayılı Kanunun mülga 94/b maddesi kapsamında hakkında ayırma işlemi uygulanarak ilişiğinin kesildiği görülmektedir.

16. Devlet, 28 Şubat sürecinde mağdur edilen askerlerin yaralarını bir nebze olsun sarabilmek amacıyla, bu kişilerin özlük haklarında 6191 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin yedinci fıkrası ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa eklenen Geçici 32 nci maddesiyle birtakım düzenlemeler yapmıştır. Bu kapsamda, yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askeri Şura kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere; TSK’da emsali emekli olan subay ve astsubaylara TSK emeklisi işlemi yapılarak emsaline verilen emekli maaşının bağlandığı, TSK’daki emsalleri emekli olmayan subay ve astsubayların kamu kurumlarında açılan araştırmacı kadrolarına atanarak TSK’daki karargâhlarda görev yapan emsali subay ve astsubaylara denk özlük haklarının verildiği, kanun kapsamındaki subay ve astsubaylara TSK’dan ilişiklerinin kesildiği tarihteki rütbeleri dikkate alınarak emekli subay ve astsubay kimlik kartları tanzim edildiği, tabanca taşıma ve bulundurma ruhsatı verildiği görülmektedir.

17. Ancak, 926 sayılı Kanun’un Geçici 32 nci maddesi, yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ Kararlarıyla TSK ile ilişiği kesilenleri kapsamakta olup, yargıya açık işlemlerle hakkında ayırma işlemi uygulananlar, kanun kapsamının dışında bulunmaktadır. 28 Şubat sürecinin yukarıda da izah edilen özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, bu dönemde TSK ile ilişiği kesilen asker kişiler ile askeri öğrencilikle ilişiği kesilenlerin mağduriyetlerinin oldukça benzer özellikler taşıdığı görülmektedir.

18. Anayasamızın 2 nci maddesinde Devletimizin sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış;

5 inci maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri arasında; kişilerin ve toplumun refah, huzur

ve mutluluğunu sağlamanın, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmanın, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmanın bulunduğuna yer verilmiştir.

19. Devletimizin nitelikleri arasında sayılan sosyal hukuk devleti; “insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişinin onurlu bir yaşam sürdürmesi ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirmesi için gerekli koşulları oluşturan, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adil bir şekilde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri

güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır.

20. Sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri, aynı sürecin mağduru olanların mağduriyetlerinin tespit edilmesini ve giderilmesini gerektirmektedir. Anayasamızın 125 inci maddesinin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu da hükme bağlanmıştır. Her ne kadar 28/02/1997 tarihi üzerinden oldukça uzun bir zaman geçmiş olsa da, 28 Şubat’ın Türk siyasi hayatında 2000’li yılların sonuna kadar devam etmiş bir süreç olduğu ile 28 Şubat sürecinden sorumlu olanların tarih ve hukuk karşısında bugün hesap verebildikleri birlikte değerlendirildiğinde, o dönemde her türlü zulme uğramış, her geçen gün yaşadıkları zulmün izlerinin silinmesine gayret edilmiş vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi yönünde yeni bir adım daha atılması, Devletimizin yüce milletimize karşı ahlaki ve vicdani bir borcudur.

21. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; sosyal hukuk devleti, kişi hak ve hürriyetleri ve hakkaniyet ilkeleri gereğince; hakkında ayırma işlemi uygulanmasını gerektirecek başkaca bir disiplin cezası bulunmadığı anlaşılan başvuran hakkında düzenlenen ayırma kararında sakıncalı/şüpheli sağ kategorisine alındığı, başvuran ve eşinin dini inançları, yine eşinin kılık kıyafetinden dolayı başvuran hakkındaki kanaat belirtilerek ayırma işlemi uygulandığı tespit edilmiş olup, mağduriyetinin tespit edilmesine ve giderilmesine yönelik olarak, haklarının iade edilmesine ve göreve iadesine karar verilmesi yönünde Milli Savunma

Bakanlığına tavsiyede bulunulmasının uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin “karara karşı başvuru yolarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara

İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince, kişi hak ve hürriyetleri kapsamında din ve vicdan özgürlüğü ile özel hayatın gizliliği hükümleri bakımından bir değerlendirme yapılmaksızın hakkında ayırma işlemi uygulandığı tespit edilen başvuranın mağduriyetinin giderilmesine yönelik olarak, haklarının iade edilmesine ve göreve iadesi için MİLLİ

SAVUNMA BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA ve MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINA tebliğine ve bir örneğinin

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA sunulmasına,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Milli Savunma

Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi