TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/4911-S.7350

BAŞVURU NO : 2019/9

KARAR TARİHİ : 28/06/2019

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : 28 Şubat sürecinde ataması yapıldığı halde göreve başlayamayan başvuranın 5525 Sayılı Kanundan faydalanma talebidir.

BAŞVURU TARİHİ : 01/01/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran Sn. … …’ün Kurumumuza yapmış olduğu başvurusunda; 28 Şubat sürecinde

1998 yılında atamasının yapıldığını ancak başörtülü olduğu hiç başlatılmadığını, 5525 sayılı

kanun düzenlemesi ile 28 Şubat döneminde ataması yapılıp göreve başlatılmayan mağdur öğretmenlerin; atamalarına ilişkin resmi bir evrak ile belgelenmesi halinde göreve tekrar başlatılması sürecinde MEB’e başvurusu üzerine isetenen belgeler için Ankara MEM’e atama evraklarını alabilmek için müracaat ettiğini, arşiv kayıtlarının muhafaza edilmediğini belirttiklerini, Ankara Çubuk … … … … Lisesi Giyim Öğretmenliği bölümüne yapılan ataması gereği Çubuk MEM’e gittiğinde ise 1998 yılına ait evrak kayıt defterinin bile arşivlerinde olmadığını söylediklerini, oysa ki atamasının yapıldığı dönemde atama yapılan okula gidip okul müdürü ile görüştüğünü kendisine ders programının bile hazır olduğunun söylendiğini, yine bir arkadaşının evinde aynı okulda çalışan bir öğretmenden okul hakkında bilgi aldığını, hatta aynı tarihte Ankara … … … Kız meslek lisesine atanan giyim öğretmeni

… … isimli bir öğretmenle becayiş için anlaştıklarını kendisinin göreve başlatılmamasından dolayı becayiş yapılamadığını, 1998 yılı atamasına ait Atama Kararnamesine ulaşamadığını,

1998 yılı atamalarında atama kararnamelerinin kendilerine verilmeyerek okullara

gönderildiğini, atama kararnamelerine ulaşan emsal bir çok arkadaşının 5525 sayılı Kanundan faydalanarak atandığını Ankara MEM’in atamaya ilişkin evrakları muhafaza etmemesinden kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya ilişkin olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na yazılan 14/03/2019 tarih … E sayılı

Bilgi Belge talep yazımıza verilen 19/04/2019 tarih … sayılı cevabi yazıda özetle; “1998 yılında ataması yapılan, başörtülü olduğundan bahisle görevine başlayamadığı belirtilen

… …’ün atamasının yapıldığına ilişkin bilgi ve belgeler ile ilgili olarak; Bakanlığa bağlı eğitim kurumlarında görev yapan ve ayrılan öğretmenlerin özlük dosyalarının 1994

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

yılından itibaren il milli eğitim müdürlüklerine devredildiği, Ankara İl Milli Eğitim

Müdürlüğünden istenilen konuya ilişkin bilgi cevabında ise “Çubuk İlçe Milli Eğitim

Müdürlüğünden atama evrak ve bilgisinin sorulmasına üzerine herhangi bir belge bulunamadığının bildirildiğini” belirtildiği” görülmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 3.1. “Cumhuriyetin temel nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde;

“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 3.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde;

“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” 3.3. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde;

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” 3.4. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin son fıkrasında;

“Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir.” 3.5. “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.” 3.6. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında;

“Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.” 3.7. “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50 inci maddesinin ikinci fıkrasında;

“Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.” 3.8. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında;

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

“Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.” 3.9. “Hizmete girme başlıklı” 70 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir”.

3.10. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 07/07/2006 tarihli ve 26218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında

Kanun’un “Disiplin affının kapsamı” başlıklı birinci maddesinde; “Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar veya istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları sebebiyle görevleriyle sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezaları ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar

Kanununun 68 inci maddesinin ikinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerine göre verilmiş yer değiştirme cezaları ve 69 uncu maddesine göre verilmiş meslekten çıkarma cezaları ile emniyet hizmetleri sınıfına dahil personel ile çarşı ve mahalle bekçileri hakkında verilen meslekten çıkarma cezaları hariç olmak üzere; kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında 23/4/1999 tarihinden 14/02/2005 tarihine kadar işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile affedilmiştir. … Disiplin cezalarının affı ilgililere geçmiş süreler için özlük hakları ve parasal yönden herhangi bir talep hakkı vermez.” 6. 07/07/2006 tarihli ve 26218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında

Kanun’un 12/07/2013 tarihli 6495 sayılı Kanun ile değişik Ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında;

“04/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 2547 sayılı Yükseköğretim

Kanununa atıf yapan Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümlerine göre aldıkları disiplin cezaları nedeniyle yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilip, anılan

Kanunun geçici 40 ıncı, geçici 43 üncü, geçici 45 inci, geçici 46 ncı, geçici 48 inci, geçici 50 nci, geçici 56 ncı ve geçici 58 inci madde hükümlerinden yararlanmak suretiyle önlisans veya lisans öğrenimini söz konusu maddelerde öngörülen şartlar dâhilinde; bu maddenin yürürlüğe

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

girdiği tarihten önce bitirmiş olanlar için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl süreyle, 31/12/2015 tarihine kadar bitirecek olanlar için ise öğrenimlerini bitirdikleri tarihten itibaren iki yıl süreyle, kamu görevlerine giriş için ilgili mevzuatında öngörülen yaş şartı aranmaz.”

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

7. Başvuranın mağduriyetinin giderilerek atamasının yapılması yönünde gerekli işlemlerin yapılması amacıyla ilgili idarelere tavsiyede bulunulmasının uygun olacağı değerlendirildiğinden başvuru talebinin kabulü yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi”

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, özetle, 1998 yılında atamasının yapılmasına rağmen başörtülü olduğu için göreve başlayamadığını, daha sonra çıkarılan 5525 Sayılı Kanun düzenlemesinden kendisi gibi aynı dönemde göreve başlayamayan arkadaşlarının faydalanarak kamu hizmetine atandıklarını ancak kendisinin atama evraklarının idare tarafından korunmayarak kaybolmasından dolayı bu haktan faydalanamadığını mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir.

9. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratikleşme ve ilerleme adımlarını sekteye uğratan en büyük engel askeri darbeler olmuştur. Türkiye’de her on yılda bir gerçekleştirilen darbeler, milli iradeyi yok ederek, demokrasinin kesintiye uğramasına yol açmıştır. Askeri darbeler devletle millet arasına mesafeler koyduğu kadar aynı zamanda Peygamber ocağı olarak milletin gönlünde taht kurmuş olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile şehadeti en büyük şeref sayan millet arasına da mesafeler koymuş, böylece Türk Milletinin kadim devlet geleneğinin genleriyle oynamayı amaç edinmiştir. Siyasî hayatımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrasiye hukuk dışı müdahaleler yapılmış; hükümetler cebir ve şiddet ya da baskı kullanılarak görevlerinden uzaklaştırılmış; millî iradenin tecelligâhı olan yüce parlamento lağvedilmiştir. Başbakan ve Bakan konumundaki devlet adamları hukuksuz biçimde idam edilmiş, yüz binlerce vatandaşımız mağdur edilmiştir. 27 Nisan 2007 tarihinde e-muhtıra olarak adlandırılan bir bildiriyle halkın seçimiyle işbaşına gelen hükümete karşı müdahale teşebbüsünde bulunulmuştur. Nihayet 15 Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde

ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullah Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı

Terör Örgütüne (FETÖ) bağlı bir grup tarafından, TSK içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuş, tarihinde ilk defa Türkiye Büyük

Millet Meclisi bombalanmış, milletin devletine ve hükümetine sahip çıkmasıyla darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

10. Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset kurumuna ve çok boyutlu tutarlı bir mücadeleye bağlıdır. Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır. Bu süreçlerin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması,

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

maddi ve manevi zararların ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Ders alınmayan ve oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmediği her darbe sonraki darbelere zemin hazırlamaktadır.

11. Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir. Darbeci anlayışla mücadelede doğrudan darbenin faili olanlar kadar onlara destek verenlerin de teşhir edilmeleri ve rayiç hukuk esasında değerlendirmeleri önemlidir. Keza hukuk tanımaz bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalardan mağdur olanların da mağduriyetlerini gidermek, insan hak ve hukuk ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşımaktadır. (Meclis Araştırma

Komisyonu Raporu, Kasım 2012, s.647)

12. 28 Şubat post-modern darbesinde de görüldüğü üzere her darbe girişimi, yayınlanan her muhtıra, siyaset kurumuna yapılan her müdahale, ülkeyi geriye götürmüştür. Bunun sonucu olarak ülkemiz demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri ve ekonomik refah seviyesi açısından olması gereken seviyeye bir türlü çıkarılamamıştır.

13. 1997 yılının Ocak ayı sonunda Sincan Belediyesinin düzenlediği Kudüs Gecesi sonrasında

Sincan’da tankların yürütülmesi ile ordunun darbe yapacağı algısı oluşturulmuş, 28 Şubatta ise, “irtica” gündemiyle toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun “uygulanması beklenen” 18 maddelik kararlar listesi ile Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah-Yol Hükümeti baskı altına alınmaya çalışılmıştır. Akabinde, Refah Partisi hakkında, “Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğu” iddiasıyla kapatma davası açılmış, yargı mensupları Genelkurmay

Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verilmiştir. Baskı ve yıldırma amaçlı uygulamalar neticesinde 18 Haziran 1997 tarihinde Necmettin Erbakan istifa etmek durumunda kalmış ve Refah-Yol dönemi sonlanmıştır.

14. Kısaca tarihsel arka plana bakıldığında, hukuk ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve hürriyetlerin hukuki alt yapıdan yoksun, siyasi ve ideolojik nedenlerle sınırlandığı bu süreç resmi olarak 28 Şubat 1997 tarihinden itibaren etkisini daha açık şekilde göstermeye başlamıştır. Bu dönemde “irticaya karşı” başlatıldığı iddia edilen ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalar ile kılık kıyafetlerinden veya dini hassasiyetlerinden ötürü birçok vatandaşımız, başta memurlar ve üniversite öğrencileri olmak üzere mağduriyetler yaşamış; çeşitli haksızlıklara uğramıştır. Kamuda istihdam edilen vatandaşlarımız dini inançları nedeniyle ya disiplin cezası alarak meslekten çıkarılmış ya da istifaya zorlanmış, ayrıca kamuda başörtülü olarak çalışma imkanı bulunmadığından çalışma hakkını kullanamamış; üniversite öğrencisi olanlar ise, yine ya çıkarma cezası ile yükseköğretim kurumları ile ilişikleri kesilmiş ya da eğitim hayatına son vermek zorunda kalmışlardır.

15. 2547 sayılı Kanuna 2005 yılında 5316 sayılı Kanunla, 2008 yılında 5806 sayılı Kanunla ve

2011 yılında 6111 sayılı Kanunla eklenen hükümlerle başörtülü öğrenciler dâhil, her ne sebeple

olursa olsun yükseköğrenimle ilişi kesilenlere eğitimlerine devam edebilme hakkı tanınmıştır.

2013 yılında 5525 sayılı Kanunda yapılan değişikle de, 2011-2017 yılları arasında mezun olmuş

veya olabilecekler için kamu görevine girişte yaş şartı sınırlamasına tabi olmama imkânı verildiği görülmektedir.

16. Başvuru konusu olayda; başvuranın, öğretmen olarak atanmasına rağmen başörtülü olduğu için görevine başlayamadığı, delil olarak belirtiği ve becayiş yapmak üzere

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

anlaştığı halen öğretmen olan … …’in Kurumumuza hitaben yazdığı dilekçesinden de bu durumun anlaşıldığı, ancak Milli Eğitim Bakanlığı kayıtlarında atama evraklarına ulaşılamadığı için başörtüsü mağduru olup ataması yapılarak göreve başlayamayan emsallerinin göreve başlatıldıkları dönemde kendisinin bu haktan faydalanamayarak mağduriyet yaşadığı değerlendirilmektedir.

17. Yukarıda yer verildiği üzere darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir. Başvuranın da belirttiği şekilde, Devlet başvuranın mağduriyetlerinin giderilmesi için eğitim ve kamu hizmetine girme haklarında iyileştirmeler yapmıştır. Ancak mağduriyetler devam ediyor ise, bunların giderilmesi yönünde gerekli girişimlerde bulunmak Devletin görevdir. “Eşitlik prensibinin, insanların özellikle sivil hizmetlere ulaşmalarında ve bunlardan yararlanmalarında, dini inançlarına göre ayrımcılığa maruz bırakılmalarını engellemesi gerekmektedir” (Benli, F. (2010), Leyla Şahin Kararı Işığında

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İstanbul, Akder Yayınları, 22). Bu nedenle başvuranların mağduriyetinin giderilmesinin yerinde olacağı değerlendirilmektedir. Böylece, tüm vatandaşlarına din ve vicdan özgürlüğü tanıyan Devlet, başörtülülerin kamu hizmetine girme hakkını da teminat altına almış olacaktır.

18. Ayrıca, başörtüsü mağdurlarının çoğunluğunun kadın oldukları ve çoğunluğunun öğretmenlik mesleğini icra etmek üzere Eğitim Fakültelerinden mezun oldukları görülmektedir.

“Kadın hakları, kadınların ne giyip giymeyeceklerinin söylenmesi ve kendileriyle ilgili alınan kararlara uymadıklarında eğitim ve çalışma haklarından mahrum edilmeleri ile korunmaz.” (Benli, 2010:25). Avrupa Parlamentosunun 13/02/2007 tarihli “Türkiye’de Sosyal, Ekonomik ve Politik Hayatta kadınların Rolüne İlişkin Avrupa Parlamentosu Önergesi”nde kılık ve kıyafet ayrımcılığının çalışma hayatında mağduriyetlere yol açtığı tespit edilmiştir. (European

Parliament Resolution on women’s role in social, economic and political life in Turkey2006/2214(INI), Women in Turkey, 13 February 2007-Strasbourg) Kadınlara Karşı

Ayrımcılığın Kaldırılması Komitesi (CEDAW), 32 nci oturumunda “okullar ve üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kız çocukları ve kadınlar üzerindeki etkilerini dikkate almak gerektiği”ni vurgulamıştır. (Committe on the Elimination of Discrimination against

Women Thirty-second session 10-28 January 2005). Ülkemizde kadınların sosyal hayata ve çalışma hayatına katılımları teşvik edilmekte, kadının tam gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak için politik, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlar başta olmak üzere, kadınların insan hakları ile temel hak ve özgürlüklerinden yararlanmalarını garanti etmek amacıyla yasal düzenleme dâhil bütün uygun önlemler alınmaktadır. Kamuda başörtülü olarak çalışılabilmesinin önündeki engellerin zaman içerisinde kaldırılmış olmasına karşın, bu kişilerin çalışma hayatına katılmalarının desteklenmesi, kadın hakları ile hakkaniyetin bir gereğidir.

19. Türkiye Büyük Millet Meclisi; 1997 yılında başlayan 28 Şubat sürecinin ortaya çıkardığı hukuka aykırı yaptırım ve uygulamalar nedeniyle öğrencilikten kaydı silinenlerin mağdur olduğu kanaatine vararak, 2011 yılında çıkardığı 6111 sayılı Kanun ile bu kişilere okullarına dönüş ve eğitimlerini tamamlama imkanı tanımıştır. Akabinde;

2013 yılında 6495 sayılı kanunla getirilen düzenlemede, af kanunları kapsamında

öğrenimini 02/08/2013 tarihinden önce tamamlayanların bu tarihten itibaren iki yıl süreyle, 31/12/2015 tarihine kadar tamamlayacak olanların ise öğrenimlerini tamamladıkları tarihten itibaren iki yıl süreyle, kamu görevlerine girişte yaş şartı

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

aranmayacağı belirtilmiştir. Her ne kadar, kanun metninde öğrenimlerinin ilişik kesilmesiyle yarıda kalarak, çıkarılan af düzenlemeleri ile öğrenimlerine devam eden kişiler olarak ifade edilmiş olsa da; kanun koyucunun yasa çalışmasındaki amaçsal hedeflerinden birinin de 28 Şubat post modern darbesinin mağduru olan ve temel hak ve hürriyetlerden olan din ve vicdan özgürlüğünün gereği kullandıkları başörtüsü nedeniyle öğrenimleri kesilen durdurulan geciktirilen ve akabinde yine anayasal güvence altına alınan çalışma hak ve ödevi kullandırılmayan kişilerin yaşadıkları mağduriyetin giderilmesine yönelik olduğu da açıkça ortadadır.

20. Anayasamızın 2 nci maddesinde Devletimizin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk

Devleti olduğu vurgulanmış; 5 inci maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri sayılarak; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak görevlerine yer verilmiştir.

21. Devletimizin nitelikleri arasında sayılan sosyal hukuk devleti; “insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişinin onurlu bir yaşam sürdürmesi ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirmesi için gerekli koşulları oluşturan, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adil bir şekilde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır.

22. Somut olayda başvuranın, 1998 yılında öğretmen olarak atandığı bu dönemde kamu hizmetine giriş için sınav şartının bulunmadığı, emsallerinin sadece müracaatları ile hemen çalışmaya başladıkları göz önüne alındığında başvuranın Anayasal güvence altına alınan çalışma hak ve ödevi, Kamu Kurum Ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık

Kıyafetine Dair Yönetmelikte bulunan yasak nedeniyle kullanabilmesinin engellendiği açıktır. Temel hak ve hürriyetlerden bir hakkın kullanılmasının, kullanılırken durdurularak engellenmesi ile bu hakkın bir takım yasaklayıcı düzenlemeler yapılarak hiç başlamadan kullanılmasının önüne geçilmesi arasında yaşanılan mağduriyet açısından bir fark bulunmamaktadır. Öğrenim hayatları okuldan ilişikleri kesilerek durdurulan, engellenen ve sonrasında çıkarılan öğrenim hakkının devamına yönelik aflardan faydalananlar için yukarıda belirtilen yaş şartının aranmayacağına yönelik düzenlemede, ortaya çıkan mağduriyetlerin telafisi amaçlanmış, ancak öğrenimini 1998 yılında bitirip akabinde başlayan 28 Şubat sürecinin yaşananları nedeniyle çalışma hak ve ödevini kullanmak adına kamu hizmetine atandığı halde dahil olamayan başvuran gibi diğer mağdurlar ve hatta Kurumumuza yapılan başvurularda tespit edilen, öğrenimlerini okulla ilişik kesilme nedeniyle değil de uyarma, kınama, okuldan süreli uzaklaştırma veya sözlü uyarı ve baskılara maruz kala kala uzun süre içinde bitiren, veya bireysel kararları ile kayıt dondurarak uzun süreçte okullarını bitiren ancak yine “1000 yıl sürecek” olarak nitelendirilen 28 Şubat süreci içerisinde kamu hizmetlerinde kılık kıyafete yönelik engellemelerin kaldırıldığı 04/10/2013 tarihine kadar başlarını açmadıkları için kamu

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

hizmetine girme adına talepte bile bulunamayan birçok mağdur hakkında bir düzenleme ve çalışma olmadığı için bu kişilerin bütün mağduriyetleri devam etmektedir. Nitekim somut olayda başvuranın aradan geçen zaman içinde hayatın getirdiği sorumluluk ve külfetlerin arttığı göz önüne alındığında; yaşadığı mağduriyet halen katlanarak devam etmektedir.

Başvuran için geçerli olan yaş ve KPSS den iyi bir puan almak şartı, başvuranın çalışabilme ve ailesine bakabilme ihtimalini imkansızlaştırmaktadır. Bu kapsamda, yasa koyucu tarafından da benzer sürecin mağduru olarak görülen bu kişilerin her birine benzer nitelikte haklar tanınması hakkaniyet gereğidir.

23. Bu bağlamda, 28 Şubat sürecinde ve devamında kamuda başörtüsü yasağının kaldırıldığı 04/10/2013 tarihine kadar başörtüsü yasağı nedeniyle kamu hizmetine giremeyen ve bu sürede yaşlarının ilerlemesi, aile ve sosyal durumlarındaki değişiklik nedeniyle mevcut kamu hizmetine girebilme şartlarını karşılayamayan mağdur için sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince, idare tarafından sınavsız ataması yapıldığı halde göreve başlayamadığı dikkate alınarak çıkarılan 5525 Sayılı Kanun düzenlemesiyle yeniden atamasının yapılması gerekmektedir. Zira sınavsız atamanın yapıldığı dönemde kılık kıyafet yasağı haricinde görev yerini uzak bularak, terör nedeniyle veya tamamen kişisel sebeplerle ile görevine gitmeyenlerin 5525 Sayılı Kanun kapsamında yeniden görevlerine atandıkları bilinen bir gerçektir. Bu durumda atama evrakı zamanında kendisine gönderilmeyen, daha sonra ise idarenin arşiv kayıtlarını yeterince özenli tutmamasından dolayı atama evraklarına ulaşamayan başvuranın mağduriyetinin giderilmesi gerekmektedir. Çünkü arşiv mevzuatına uygun olarak belgelerin geçen bu sürede imhası gerekse de belgelere ilişkin evrak kayıtlarının idare tarafından tutulmamasında başvuranın kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, mağduriyetin giderilmesi hakkaniyetin ve eşitlik ilkesinin bir gereğidir.

24. Zira; Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 13/04/2018 tarihli E:2014/144,K:2018/248 sayılı dosyasında verilen kararda; 28 Şubat sürecinin hukuk ihlalleri, yapılan yargılama ile tespit edilmiş ve bütün başvuru sahiplerinin temel hak hürriyetlerinden olan din ve vicdan hürriyetinin özüne dokunularak inançlarının gereği taktıkları başörtüsü nedeniyle kınanamayacakları ve suçlanamayacakları güvencesinin ortadan kaldırıldığı tespit edilmiş iken, yaşanılan süreçte mağdurların hukuka aykırı olarak öğrenimleri ilişik kesme haricinde engellenen ve okullarını bitirse bile bütün başörtüsü yasakları nedeniyle çalışma hak ve ödevini hiç kullanamayan mağdurların geçen yıllar içinde katlanarak artan mağduriyetleri karşısında, kanun koyucunun mağduriyetleri ortadan kaldırmak için çıkardığı af kanunlarının bir amacının da başörtüsü yasaklarının telafisi yönünde olduğu değerlendirilerek, başvuran benzeri toplumdaki birçok mağdur açısından yaşanılan hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaya yönelik yeni işlemler ve düzenlemeler yapılması gerekmektedir.

25. Bu çerçevede, Kurumumuzca yapılan inceleme neticesinde, sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince 28 Şubat sürecinin başörtüsü mağduru başvuranın önündeki engellerin kaldırılarak göreve dönmesinin sağlanması için gerekli işlemlerin yapılmasına yönelik ilgili idarelere tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara

İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Başvuranın talebinin kabulüyle yeniden atamasının yapılması için MİLLİ EĞİTİM

BAKANLIĞI’NA ve DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20. inci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, Devlet Personel Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içerisinde kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.