|
ÖZET: Başvuran, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kendisine uygulanan “Kınama” cezasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurmuştur. Başvuranın görevini aksattığı ve sık sık görev yerini terk ettiği gerekçesiyle düzenlenen tutanak ve soruşturma neticesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca disiplin cezası verilmesi gerektiği, ancak daha önceki bir disiplin cezası nedeniyle “Kınama” cezasının uygulanmasının uygun olduğu tespit edilmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve ilgili mevzuatı değerlendirerek, disiplin cezasının hukuka uygun olduğuna ve idarenin işlemlerinde hakkaniyete aykırılık bulunmadığına karar vermiştir. Ayrıca, disiplin soruşturmasının tarafsız bir şekilde yürütüldüğünü ve başvuranın savunma haklarının ihlal edilmediğini belirtmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş, idarenin işlemlerinin iyi yönetim ilkelerine kısmen uygun olduğu, ancak başvuru yollarının belirtilmediği yönünde bir eksiklik tespit edilmiştir. Başvuranın, idarenin kararına karşı yargı yoluna başvurma hakkı saklı kalmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/6224-S.20.9864
BAŞVURU NO : 2019/19613
KARAR TARİHİ : 17/04/2020
RET KARARI
L
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Disiplin cezasının geri alınması hk.
BAŞVURU TARİHİ : 12/11/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran adına üyesi olduğu
tarafından Kurumumuza yapılan başvuruda,
1.1) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosunda görevli olana başvuran
hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/B maddesi uyarınca uygulanan
“Kınama” cezasının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğu,
1.2) Öncelikle başvuranın eylemine dair tutulan 13/02/2019 tarihli tutanağın maddi
gerçeklikten uzak olduğu, tutanakta başvuranın görevini aksattığından bahsedildiği, ancak hangi görevini aksattığına ve hangi işi yerine getirmediğine yer verilmediği, bu haliyle iddiaların genel ve soyut nitelikte olduğu,
1.3) Tutanakta başvuranın görev yerini çok sık terk ettiğinden bahsedildiği, ancak başvuranın
zaten görevinin gereği gelen postaları zimmet yaparak ilgili zabıt katiplerine dağıtması gerektiğinden odasında bulunmamasının doğal olduğu, aynı tutanakta “işlerin zamanında yapılmasını geciktirdiği” gibi bir ifade kullanıldığı, ancak hangi işlerin zamanında yapılmadığına yer verilmediğini, bu nedenle bu iddianın maddi gerçeklikten ve somutluktan uzak bir iddia olduğu,
1.4) Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan
Adalet Bakanlığı Disiplin Yönetmeliğinde, yeminli katiplik uygulamasına yer verilmemiş olmasına rağmen soruşturmayı yürüten muhakkikin yeminli katiplik gibi bir görevlendirme yaparak görev sınırlarını aştığı, her ne kadar yemin ettirilmiş olsa da gizli yürütülmesi gereken disiplin soruşturmasının ifşa ederek gizliliğin ihlal edildiği,
1.5) Disiplin cezasının usulden kaldırılarak, yeniden soruşturma yapılmasını gerektirdiği
halde İstanbul Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı’nın tüm uyarılara rağmen söz konusu disiplin cezasına ilişkin itirazı reddettiğini belirterek başvuran hakkında uygulanan disiplin cezasının kaldırılması talep edilmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Başvuruya konu iddialar hakkındaki bilgi ve belge talebimize istinaden İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen 25/11/2019 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; başvuran hakkında uygulanan disiplin cezasının mevzuata uygun olduğu açıklamalarına yer verilmiş ve başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler
Kurumumuza gönderilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu
denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci
maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
5.1) “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinde;
“Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.”
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden 1da2-e39d-adf8 kodu ile yapılabilir.
5.2) “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125
maddesinde;
“Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak, b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek, f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak, … “Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır.”
5.3) “Zamanaşımı” başlıklı 127 nci maddesinde;
“Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”
5.4) “İtiraz süresi ve yapılacak işlem” başlıklı 135 inci maddesinde;
“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMUDENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
6) Başvuranın iddiaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
idarece tesis edilmiş olan işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, özetle; hakkında uygulanan “Kınama”
cezasının geri alınması talebiyle Kurumumuza başvuru yapmıştır.
8) Somut olayda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosu Muhabere
Masasında görevli başvuran hakkında, yazı işleri müdürü ve diğer 3 personel tarafından düzenlenen 13/02/2019 tarihli tutanakta belirtilen; “ .. gün içerisinde yapılan kontrollerde daha önce sözlü ve yazılı ihbar yapılmasına rağmen görevini aksattığı, yerini çok sık terk ederek işlerin zamanında yapılmasını geciktirdiği” iddialarına istinaden yaptırılan soruşturma sonucunda; başvuranın İlamat ve İnfaz Bürosunun 24/12/2018 tarihli görevlendirme yazısı ve İlamat ve İnfaz Bürosunun 08/03/2018 tarihli iş bölümü cetvelinde yapmakla olduğu işlerin açıkça belirtilmesine rağmen verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında kayıtsızlık gösterdiği, görev yerini izinsiz ve mazeretsiz sık sık terk ettiği, iş bölümünde kendisinin yapmakla olduğu işlerin zamanında yapılmaması nedeniyle işlerin birikmesine sebebiyet verdiği gerekçeleriyle başvuran hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanun 125 inci maddesinin A bendinin (a), (b) ve (f) fıkraları uyarınca “Uyarı” cezası uygulanması gerektiği ancak başvuranın daha önce İstanbul 12. İcra Mahkemesinin 17/11/2017 gün ve sayılı disiplin soruşturması ile devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak eylemlerinden dolayı “Uyarma” cezası ile cezalandırıldığının anlaşılması üzerine 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen tekerrür hükümlerinin uygulanarak “ Kınama” cezası ile tecziye edildiği anlaşılmıştır.
9) Bilindiği gibi disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından
kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle sübjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptir. Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar mevzuatla belirlenmiş, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmuştur.
10) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda disiplin suçlarının tespiti ve ortaya çıkarılması
için yapılması gereken soruşturmanın yöntemine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamakla birlikte; soruşturma, hukukun genel ilkeleri çerçevesinde ve tarafsız bir şekilde, suç konusu olayı incelemek, lehte ve aleyhte tüm delil ve bilgileri toplamak, konuyla ilgili bilgisi bulunan kişilerin ifadelerini ve kişinin savunmasını almak suretiyle yapılması gerekmektedir.
11) Soruşturmada amaç, yaşanan olayın arkasındaki maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.
Soruşturmacı olarak görevlendirilen kişi, kendisini yazılı olarak görevlendiren disiplin
âmirinin disiplin cezası verme yetkisi hariç bütün yetkilerini hâiz olup; soruşturma konusuyla sınırlı olmak üzere her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan ve kişilerden bilgi ve belge almaya, tanık dinlemeye, mâhallinde keşif yapmaya, hakkında soruşturma yapılan memurun ifadesini almaya yetkilidir.
12) 05/04/2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Adalet Bakanlığı Disiplin
Yönetmeliğinin; “Disiplin soruşturması sırasında yapılacak işlemler” başlıklı 27 inci maddesinde; Disiplin soruşturmasının, suç konusu olayı incelemek, muhbir veya şikâyetçinin ihbar veya iddialarını tespit etmek, adlî soruşturma kapsamında dinlense bile ayrıca tanıkları dinlemek, olayla ilgili tüm bilgi ve belgeleri toplamak, bunları soruşturma dosyasına koymak, gerekirse inceleme tutanağı düzenlemek ve bilirkişi incelemesi yaptırmak, keşif yapmak, kendisine suç isnat edilen kişi ya da kişilerin savunmasını almak, savunmada öne sürülen hususlar da dikkate alınarak gerekirse tanıkları yeniden dinlemek ve diğer hususları araştırmak suretiyle yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
13) 11/03/2019 tarihli Muhakkik Raporunun 14/03/2019 tarihli ve sayılı disiplin
cezası kararının incelenmesinden, soruşturmada başvuranın ve bahsi geçen tutanakta isimleri bulunan çalışma arkadaşlarının tek tek beyanlarının alındığı, tanıkların tarafından 13/02/2019 tarihli tutanak doğrultusunda beyanda bulunarak tutanakta belirtilen eylemlerin doğrulandığı, her ne kadar başvura daha önce kendisine sözlü veya yazılı bir uyarıda bulunulmadığını belertmekte ise de, Yazı İşleri Müdürü . tarafından tutulan 25/01/2019 tarihli ve 2018/bila tarihli tutanakla, “görev yerini çok sık sık terk ettiği, sakal tıraşı olmadığı, kılık kıyafet yönetmeliğine uymadığı, personel arasında kavga ve kısır davranışlarda bulunduğundan bahisle, bu gibi davranışların devam etmesi durumunda hakkında idari işlem yapılacağı” hususunda başvuranın daha önceden de uyarıldığı görülmüştür.
14) Öte yandan, başvuran tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu Kanuna
dayanılarak çıkarılan Adalet Bakanlığı Disiplin Yönetmeliğinde, yeminli katiplik uygulamasına yer verilmemiş olmasına rağmen soruşturmayı yürüten muhakkikin yeminli katiplik gibi bir görevlendirme yaparak görev sınırlarını aştığı, her ne kadar yemin ettirilmiş olsa da gizli yürütülmesi gereken disiplin soruşturmasının ifşa ederek gizliliğin ihlal edildiğini iddia edilmekte ise de, soruşturmanın tarafsızlığına veya gizliliğine halel getirmemek kaydıyla soruşturma sürecinde yeminli katip görevlendirilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmadığı değerlendirilmekte olup, inceleme konusu soruşturmada yeminli katip görevlendirilmesi nedeniyle tarafsızlığa veya gizliliğe aykırı hareket edildiğine ilişkin herhangi bir emareye rastlanılmamıştır.
15) Sonuç olarak yukarıdan bu yana izah edildiği üzere; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı
İlama ve İnfaz Bürosunun 08/03/2018 tarihli ve bila sayılı İnfaz Muhabere İşbölümü
Cetvelinde yapmakla yükümlü olduğu işlerin belirtilmesine rağmen başvuranın bu işlerini aksatarak görevine kayıtsız kaldığı, görev yerine sık sık terk ettiği fiillerinin sübuta erdiği görüldüğünden tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
16) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde
Kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve
“makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket ettiği; ancak başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
17) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci
maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Bu Ret Kararının, BAŞVURANA VE İSTANBUL CUHMURİYET
BAŞSAVCILIĞINA tebliğ edilmesine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi