ÖZET: Başvuran, 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi sonrası haksız yere kamu görevinden çıkarıldığını ve bu süreçte çeşitli mali haklarından mahrum kaldığını iddia ederek, bu hakların faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir. Danıştay, başvuranın göreve iade edilmesi üzerine ödenen maaşların geç ödenmesi nedeniyle enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını ve bu nedenle yasal faiz ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Ayrıca, başvuranın ihraç olduğu dönemde hak ettiği ek ders ücretleri, nöbet ücretleri, öğretime hazırlık ödeneği, aile ve çocuk yardımları ile promosyon ödemelerinin de yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Danıştay, kamu görevinden çıkarılmamış olsaydı, başvuranın mevcut personel olarak tüm bu hakları alabileceğini vurgulayarak, idarenin hukuka uygun hareket etmesi gerektiğini ifade etmiştir. İdarenin, başvuranın hak kaybını telafi etmesi gerektiği ve bu bağlamda geçmişe dönük ödemelerin yapılmasının zorunlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu karar, kamu görevlilerinin haklarının korunması ve idarenin sorumluluklarının hatırlatılması açısından önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/76705-S.20.83407

BAŞVURU NO : 2020/5200

KARAR TARİHİ : 17/09/2020

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın kamu görevinden çıkarılması işlemi nedeniyle mahrum kaldığı mali hakların faiziyle ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 17/03/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda;

1.1) İzmir İli Bornova İlçesi İmam Hatip Ortaokulu’nda öğretmeni olarak görev

yapmakta iken 19/07/2016 tarihinde hakkında görevden uzaklaşma kararı verildiğini, ardından 01/09/2016 tarihli ve 29818 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 672 sayılı KHK ile de kamu görevinden ihraç edildiğini,

1.2) Hakkında verilen ihraç kararına karşı yaptığı başvuru sonucu verilen başvurusunun

kabulüne ilişkin 18/11/2019 tarihli ve 2019/45652 sayılı OHAL İşlemleri İnceleme

Komisyonu’nu kararı gereği kamu görevine iade edildiğini, 11/12/2019 tarihli ve sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü kararnamesi ile de yeniden atamasının yapıldığını ve 12/12/2019 tarihinde görevine başladığını, 24/12/2019 tarihinde de bazı mazeretleri nedeniyle ücretsiz izne ayrıldığını,

1.3) Eylül 2016-Kasım 2019 tarihleri arasındaki döneme ilişkin tüm maaşlarının (toplam

133.200,08 TL) 16/01/2020 tarihinde ödenmiş olmakla birlikte, hak ediş tarihi itibarıyla mülkiyet hakkı kapsamında kalan bu alacaklarının geç ödenmesinden dolayı enflasyon karşısında makul olmayacak bir oranda değer kaybına uğraması nedeniyle, değer kaybını telafi anlamında herhangi bir faiz ödemesi yapılmadığını,

1.4) Ayrıca, söz konusu döneme ilişkin mali hakları kapsamında kalan zorunlu ek ders

ücretleri, nöbet görevi karşılığı ek ders ücretleri, öğretim yılına hazırlık ödenekleri ve banka promosyonları ile ilgili herhangi bir ödeme yapılmadığını,

1.5) Diğer taraftan, hem eşinin hem de kendisinin 2016 Temmuz ayı bordroları

incelendiğinde eşinin kamu görevinden ihraç edildiği 24/08/2016 tarihine kadar çocuk yardımını eşi üzerinden aldıklarını, eşinin ihraç edilmesinden sonra hem aile hem de çocuk yardımını almaya hak kazandığı tartışmasız olup, hakkında tesis edilen haksız ihraç kararı ile hem aile hem de çocuk yardımı talebinde bulunma hakkının fiilen imkansız kılındığı gözetildiğinde re’sen geriye dönük olarak aile ve çocuk yardımı ödemesi yapılması gerekmekte iken, göreve iade edildikten sonra toplu maaş ödemesi yapıldığında bu husus ile ilgili de herhangi bir ödeme yapılmadığını,

1.6) Öte yandan, hakkında tesis edilen haksız ihraç kararına karşı İzmir 4. İdare

Mahkemesinde açtığı davada hem ilk derece mahkemesince hem de istinaf/temyiz mercilerince aleyhine hükmedilen ve ödemek zorunda kaldığı yargılama harç ve giderlerinin de hakkaniyet kuralı gereği iade edilmesi gerektiğini,

1.7) Hakkında tesis edilen haksız ve hukuksuz bir işlemle yoksun bırakıldığı tüm bu parasal

hakların tam ve eksiksiz ödenmesi istemiyle 21/02/2020 tarihli ve sayılı dilekçe ile Bornova Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yaptığı başvurunun, hem İdare mahkemelerince hem de Kamu Denetçiliği Kurumu’nca verilen emsal kararlar ortada iken, 10/03/2020 tarihli ve sayılı Bornova Kaymakamlığı İlçe

Milli Eğitim Müdürlüğü işlemi ile reddedildiğini,

1.8) Görevden uzaklaştırıldığı dönem ile ihraç edildikten sonraki döneme ilişkin olarak

fazladan yatırıldığı ileri sürülen ve geri ödemek zorunda kaldığı miktarların idareye yaptığı başvuru sonrasında sadece iade ettiği miktarlarla sınırlı olarak geri ödenmekle talebinin kısmen karşılanmış olup bu miktara herhangi bir faiz işletilmediğini,

1.9) İlgili mevzuat hükümleri irdelendiğinde, bir kamu görevi olan öğretmenlik mesleğini

fiilen icra edenlere mali ve sosyal hakların (maaş, ek ders görevi karşılığı ek ders ücreti, nöbet görevi karşılığı ek ders ücreti, öğretime hazırlık ödeneği, banka promosyonu, aile ve çocuk yardımı vb.) ödenmesi gerektiği hususunun tartışmasız olduğunu,

1.10) 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi sonrasında soruşturma bile yapılmaksızın

hakkında ihraç kararı verilen ve fiilen mesleğini icra etmesi engellenen bir kamu görevlisine seni haksız ve hukuksuz yere ihraç etmişiz “pardon!” denilerek görevine iade ettikten sonra fiilen görevi icra etmemesi, vaktinde bildirimde bulunmaması, zamanında başvuru yapmaması ileri sürülerek geçmişe dönük bir kısım parasal haklarının (faizi ile birlikte) ödenmemesinin hukuka, hakkaniyete ve idarenin temel ilkelerine uygun olmadığını,

1.11) Haklarında göreve son verme, görevinden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemler

yapılan kamu görevlilerinin, yargısal veya idari yoldan bu işlemlerin iptalini sağlamaları halinde idarenin, bu kararlara uygun hareket etmesi ve işlemin doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan kaldırmak için memurun iptal edilen işlem ile sıkı ilişkisi bulunan bütün maddi haklarının (hem de yasal faiziyle birlikte) o görev yapılmış gibi ve başkaca bir hükme gerek olmaksızın kendiliğinden ödemesi gerektiğini,

1.12) Mülkiyet hakkı kapsamında görülen bir alacağın kamu makamlarınca haklı olmayan bir

gerekçeyle geç ödenmesi durumunda, bu alacağın enflasyon karşısında makul olmayacak bir oranda değer kaybına uğratılmasının mülk sahibine şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediğini, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre açığa alındığı 2016 yılının

Temmuz ayında 100,00 TL olan bir mal sepetinin değerinin 2020 yılının Şubat ayında 158,55 TL olduğunu, aradan geçen 3 yıl 8 aylık sürede gerçekleşen enflasyon oranının yaklaşık % 58,55 civarında olduğunu, söz konusu sürece bir bütün olarak bakıldığında görevinden ihraç olması nedeniyle mülkiyet hakkı kapsamındaki maaşının 3,5 yılı aşkın bir süre sonra yine idarenin kendi iradesiyle tarafına iade edilebildiğini, haklı bir gerekçesi ortaya konulamayan bu gecikmenin de belirtilen sürelerin uzunluğu dikkate alındığında makul görülemeyeceği anlaşıldığını,

1.13) Neticede, 3,5 yılı aşkın bir süre yoksun bırakıldığı maaşlarının enflasyon oranları

karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiğini, söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde tarafına aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiğini, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile mülkiyet hakkımın korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi aleyhine bozduğunu, Anayasa Mahkemesi 07/02/2019 tarihli ve 2015/4812 başvuru numaralı Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca da Anayasa’nın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği görüldüğünü,

1.14) Dolayısıyla; OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı ile görevine iade edilmesi

üzerine her ne kadar 01/09/2016 – 12/12/2019 dönemi için maaşı ödenmişse de, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesinin hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu olup, yasal olarak maaş ödenmesi gereken tarihler esas alınmak suretiyle hak ediş tarihlerinden itibaren yasal faiz tutarının da hesaplanarak davalı idarece ödenmesi gerektiğini,

1.15) Kamu görevinden çıkarılmamış olsaydı mevcut personel olarak hem aylık maaşlarını

hem de zorunlu ek ders ücretini, nöbet ücretini ve öğretime hazırlık ödeneğini fiilen görevde bulunan her meslektaşı gibi kendisinin de alabilecek olduğunu, ayrıca promosyon ödeme sözleşmesine dahil edilecek olduğunu ve maaşının banka aracılığıyla yatırılması nedeniyle promosyon ücretinden yararlanabilecek olduğunu, çocuklarının üzerine kayıtlı olduğu eşinin ihraç edilmesi neticesinde ilgili yasalarca hakkı olduğu tartışmasız olan aile ve çocuk yardımından istifade edebilmek için gerekli bildirimde bulunabilecek olduğunu, hakkında tesis edilen görevden uzaklaştırma ve ihraç işlemleri olmasa idi ödenen maaşından kişi borcu adı altında bir borç doğmayacak ve böyle bir borç iade etmek zorunda kalmayacak olduğunu, hakkını arama adına dava yoluna başvurma gibi bir zorunluluğa sürüklenmeyecek olduğunu ve mahkemelere müracaat etme durumunda bırakılmayacağını, dolayısıyla aleyhine yargılama harcı ve giderleri adı altında bir hüküm kurulmayacağını ve kendisini de ödemek zorunda kalmayacak olduğunu,

1.16) Hakkında tesis edilen haksız ihraç kararı ile 12/12/2019 tarihine kadar mesleğini icra

etmesinin fiilen imkansız kılındığı halde yine idarenin cevap yazısında; “İlgili öğretmen 12/12/2019 tarihinde görevine başlayıp tekrar 24/12/2019 tarihinde aylıksız izine ayrılmış olup 2019-2020 eğitim öğretim yılında görev yapmaması sebebiyle eğitime hazırlık ödeneği ödenmemiştir.” ifadesine yer verilmesinin hak, hukuk ve hakkaniyet kurallarına uygun olmadığını; kaldı ki 12/12/2019-24/12/2019 tarihleri arasında görev yaptığını, yargı içtihatlarına müracaat edildiğinde bu görev süresinin bile öğretime hazırlık ödeneği almaya kafi olduğunun açıkça görüleceğini; 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası hem eşinin hem de kendisinin ihraç olması sebebiyle Eylül 2016’da Ankara’ya taşınmış olması, maddi sebeplerle anne-babasının evinde kalıyor olması, babasının kanser tedavisi görüyor olması ve çocuklarının eğitimine Ankara’da devam ediyor olması gibi sebeplerle göreve iade edildikten sonra Ankara’ya tayin/görevlendirme talebinde bulunmasına rağmen bu talebinin reddedilmesi sonrası zaruretten ücretsiz izne ayrılmak zorunda kaldığını, bahsettiği durumlara sanki idare kendi sebep olmamış gibi bir de 2019-2020 öğretime hazırlık ödeneğini ödememek için bu hususu gerekçe göstermesinin hiç de hakkaniyetli bir durum olmadığını,

1.17) İlgili mevzuat hükümleri ve mahkeme kararları gözetilerek hesabına yatırılan

133.200,08 TL’nin ve geri iade ettiği 2016 Temmuz ayı maaşının 1/3’i ile 2016 Ağustos ayında kesilen tutarın (12/03/2020 tarihinden sonra iade edilen) hak ediş tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizinin ve herhangi bir ödeme yapılmayan 2016, 2017,

2018 ve 2019 yıllarına ilişkin zorunlu ek ders ücretlerinin, nöbet görevi ek ders

ücretlerinin, banka promosyonlarının ve ilgili öğretim yıllarına ait hazırlık ödeneklerinin, aile ve çocuk yardımlarının ve hak ediş tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizlerinin tarafına ödenmesi gerektiğini, diğer taraftan ihraç işlemine karşı açtığı dava neticesinde aleyhine hükmedilen ve ödediği yargılama giderlerinin de ödediği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tarafına iade edilmesi gerektiğini, ifade ederek;

1) İhraç edildiği tarihten göreve başladığı tarihe kadar olan sürede hak ettiği ve ödenen

her bir maaşın (toplam 133.200,08 TL) yasal faizinin, hak ediş tarihinden itibaren hesaplanması suretiyle ödenmesi,

2) İdareye ödenmesi için başvuru yaptıktan sonra iade edilen görevden uzaklaştırıldığı

döneme ait 2016 Temmuz ayı maaşının 1/3 tutarı ile ihraç edildiği döneme ait 2016

Ağustos ayında kesilen maaşının yasal faizinin, idareye yapılan geri ödeme tarihinden itibaren hesaplanması suretiyle ödenmesi,

3) İhraç edildiği tarihten göreve başladığı tarihe kadar olan süredeki 2016, 2017, 2018

ve 2019 yıllarına ilişkin zorunlu ek ders ücretlerinin ödenmesi gereken tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi,

4) İhraç edildiği tarihten göreve başladığı tarihe kadar olan süredeki 2016, 2017, 2018

ve 2019 yıllarına ilişkin nöbet görevi ek ders ücretlerinin, ödenmesi gereken tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi,

5) İhraç edildiği tarihten göreve başladığı tarihe kadar olan süredeki 2016, 2017, 2018

ve 2019 yıllarına ilişkin ilgili öğretim yıllarına ait hazırlık ödeneklerinin ödenmesi gereken tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi,

6) İhraç edildiği tarihten göreve başladığı tarihe kadar olan süredeki 2016, 2017, 2018

ve 2019 yıllarına ilişkin banka promosyonlarının ödenmesi gereken tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi,

7) Eşinin ihraç olduğu 24/08/2016 tarihinden göreve başladığı tarihe kadar olan sürede

hak ettiği her bir aile ve çocuk yardımının ödenmesi gereken tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi,

8) İhraç işlemine karşı açtığı davada aleyhine hükmedilen ve ödediği yargılama harç

ve giderlerinin vergi dairesine yapılan ödeme tarihinden tarafına ödeme yapılacak tarihe kadar işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi, yönünde yeni bir işlem tesisi için idareye tavsiyede bulunulmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Milli Eğitim Bakanlığı’nın 25/08/2020 tarihli ve sayılı yazısının ekinde

sunulan İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 14/08/2020 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde;

2.1) 15 Temmuz 2016 tarihinde Ülkemizin hain, bir o kadar da alçak bir saldırıya maruz

kaldığı, bu süreçte aslolanın ve gözetilmesi gereken hususun öncelikle Devletin bekası olduğu, kişilerin ekonomik beklentilerinin Devletin varlığından, birliğinden ve bekasından öncelikli tutulamayacağı,

2.2) Her devletin olağanüstü dönemlerde tarihinden gelen bir savunma refleksiyle kendisini

koruyacağı ve ayakta tutacak tüm önlemleri alacağı; nitekim Türkiye Cumhuriyeti

Devletinin de bu haksız işgal ve darbe girişimi karşısında kendi güvenliği için gerekli tedbirleri aldığı; yine bu kapsamda kamu otoritesinin, olası hak kayıplarını elden geldiğince bertaraf etmek için çeşitli kurullar oluşturduğu, komisyonlar kurduğu, başvuranın da kamu otoritesinin hak kayıplarını minimize etmek için kurulan OHAL

İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı gereği kamu görevine iade edildiği,

2.3) Bu meyandan olmak üzere 7098 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler

Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine

Dair Kanun’un “İade hükümleri” başlıklı 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, birinci fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Söz konusu personelden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren on gün içerisinde göreve başlamayanlar çekilmiş sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklan ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz. Bu personelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebilir. Bu maddeye ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlar tarafından yürütülür.” hükmünün getirildiği,

2.4) Madde metninde de anlaşılacağı üzere yapılan düzenlemede “.,. mali ve sosyal hakları

ödenir” denildiği; kanun koyucunun idarece tesis edilen işlemler nedeniyle faiz ya da başka bir tazminat ödenmesini öngörmediği; nitekim maddenin devamında “… tazminat talebinde bulunamaz” denilmek suretiyle kişilere yapılacak ödemenin mali ve sosyal haklar ile sınırlandırıldığı,

2.5) Bunun yanında, Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders

Saatlerine Kararın 25 inci maddesinde “Bu Karar kapsamında ek ders ücreti ödenebilmesi için, ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller bakımından ise bu Kararda belirlenen koşulların oluşması şarttır,” denildiği, madde metninden de anlaşılacağı üzere, ek ders ücretinin münhasıran bir özlük hakkı olmayıp, ancak fiilen yapılması halinde ödeneceğinin hükme bağlandığı;

2.6) Ayrıca, Eğitim-Öğretim yılı hazırlık ödeneklerinin ödenmesinin de fiilen görev başında

olmakla doğrudan doğruya ilgili olduğu, başka bir anlatımla bu ödeneğin hak edilebilmesi için mutlak suretle görev başında olunmasının şart olduğu,

2.7) Yine kabul anlamına gelmemek üzere, faizin kapital bir kavram olup temerrüt ile

işlemeye başladığı, başka bir örnekle ifade etmek gerekirse başvurana yapılan ödeme birikmiş nafaka alacağına benzeyen ödeme olmayıp tahakkuk ettiği tarih itibariyle ay bazında değil idarenin her ne kadar geçmişe dönük maaş alacakları da olsa anlık bir ödemesi olduğu, yani idari işlemin geçmişe dönük maaşların tek seferde ödendiği gün tesis edilmiş bir işlem olduğu, ay bazında tahakkuk eden nafaka alacaklarına bile faiz işletilip-işletilmeyeceğinin kimi noktalarda tartışılırken, yani tahakkuk edeceği kesin nafaka alacağına bile faiz işletilmesinde tereddüt edilirken, tahakkuk edip etmeyeceği belli olmayan geçmişe dönük maaşlara faiz talep edilmesinin hukuka uygun olmadığı,

2.8) Yine idaremizce bir kabul olduğu anlamına gelmemek üzere, İdari Yargılama Usulü

Kanununun 28 inci maddesinde “Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.” hükmünün mevcut olduğu, şu halde bir an için başvuranın faiz taleplerinin kabul edilebilirliği düşünülse dahi, faizin idareye başvuru tarihinden 30 gün sonrasında başlayacağı,

2.9) Kişilerin, kişisel beklentileri ve bu beklentilerine yüklediği anlamların doğrudan

doğruya hukukun konusu olmayıp, ancak kişilerin beklentilerinin hukuksal bir kalıba uygun olması halinde hukuki bir karşılığının olduğu,

2.10) Yine, başvuranın banka promosyonu konusundaki talebinin ve beyanının da diğer

talepleri gibi hukuka uygun olmadığı, banka promosyon sözleşmesinin kamusal bir faaliyeti ve dolayısıyla özlük hakkını ilgilendiren bir husus olmadığı, tamamen idarenin özel hukuk çerçevesinde gösterdiği gayret sonucunda alınan ve kamu görevlilerine dağıtılan (özlük hakkı mahiyetinde olmayan) bir ekonomik kaynak olduğu, bu tür sözleşmelerde bankanın personelin maaş alacağını varsayarak deyim yerindeyse karşılıksız bir kaynak sunduğu, bunun tamamen özel hukuk ilişkisi içerisinde olduğu, statü hukukunun bu uygulama içerisinde yeri olmadığı, promosyon sözleşmesindeki hedeflenen anlamıyla ortada bir maaş ödemesi yok ise promosyonun da olmayacağı,

2.11) Başvuranın aile ve çocuk yardımı konusundaki beyanlarının ve taleplerinin de en az

diğer talepleri kadar yersiz olduğu, başvuranın eşinin de ihraç edilmiş olması nedeniyle aile ve çocuk yardımı konusunda beyan ve talepte bulunmuş ise de başvuranın eşinin ihraç edilmiş olmasının idarenin kusuru olmadığı, bu konuda başvuranın (bir kabul olduğu anlamına gelmemekle birlikte) talep hakkı olduğu düşünülse bile bu talebini ihraç edilen eşine yöneltmesi gerektiği, ifade edilmiş ve başvuru konularına ilişkin belgeler gönderilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının

3.1) “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde;

“Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”,

3.2) “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde;

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

3.3) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.4) “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinde;

“ İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

3.5) “Genel ilkeler” başlıklı 128 nci maddesinde;

“Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.

Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.”,

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5

inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar

Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders

Ücretleri Hakkında Kanun’un

5.1) 3 üncü maddesinde;

“Orta dereceli okulların ikinci devre genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenleri maaşları karşılığında ve ihtısasları içinde haftada (15) birinci devre genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenleri de maaşları karşılığında ve ihtısasları içinde (18) saat ders okutmakla yükümlüdürler.”

5.2) Ek 1 inci maddesinde;

“Belirtilen kurumlarda öğretmen ve yönetici olarak görev alanlarla diğer eğitim kurumlarında ve Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görev alanlardan kimlerin zorunlu ek ders görevi alacağı ve haftalık çalışmalarının ne kadarının zorunlu ek ders görevinden sayılacağı; birden fazla sınıf okutan öğretmenlere verilecek haftalık zorunlu ders görevinin sayısı, öğretmen ve yöneticilere haftada verilecek zorunlu ek ders sayısı ve diğer hususlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca düzenlenir.”

6) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun

6.1) “Ders görevi” başlıklı 89 uncu maddesinde;

“Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri

Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir.

Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı (eski halinde: ilgili Bakanlığın teklifi ve Bakanlar

”

Kurulunun kararı)ile tespit olunur.

6.2) “Aylığın ödeme zamanı ve Esasları” başlıklı 164 üncü maddesinin dördüncü

fıkrasında;

“Üçüncü fıkra kapsamına giren personelin her türlü özlük haklarının ve tahakkuk işlemlerinin belli merkezlerden yapılabilmesi ve ödemelerin bankacılık sistemi aracılığı ile gerçekleştirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmaya ve gerekli tedbirleri almaya

Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

6.3) “Aile Yardım Ödeneği” başlıklı 202 nci maddesinde;

“Evli bulunan Devlet memurlarına aile yardımı ödeneği verilir. Bu yardım, memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için 1500, çocuklarından her biri için de 250 gösterge rakamının (72 nci ay dahil olmak üzere 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için bir kat artırımlı)aylık katsayısı ile çarpılması sonucu elde edilecek miktar üzerinden ödenir. Eşlerden birine iş akdi veya toplu sözleşme gereği çocukları için yapılan aile yardımı ödeneği daha düşük ise, yalnız aradaki fark ödenir. …”,

6.4) “Aile Yardımı Ödeneğinin Ödeme Usulü” başlıklı 203 üncü maddesinde;

“Aile yardımı ödeneği Devlet memurlarına her ay aylıklarıyla birlikte ödenir. …”

6.5) “Aile yardımı ödeneğine hak kazanma” başlıklı 204 üncü maddesinde;

“Memur, eş için ödenen aile yardımı ödeneğine evlendiği; çocuk için ödenen yardıma da çocuğunun doğduğu tarihi takip eden aybaşından itibaren hak kazanır.”

6.6) Ek 32 nci maddesinde;

“Eğitim ve öğretim Hizmetleri Sınıfına dahil öğretmen unvanlı kadrolarda görevli olup; fiilen öğretmenlik yapanlara (ilköğretim ve okul müdürleri ile yardımcıları, cezaevi okullarında çalışan öğretmenler, yönetici, eğitim uzmanı ve eğitim uzman yardımcıları dahil her öğretim yılında bir defaya mahsus olmak üzere ve öğretim yılının başladığı ay içinde Milli Eğitim Bakanı tarafından belirlenecek tarihte Cumhurbaşkanınca belirlenecek miktarda, öğretim yılına hazırlık ödeneği ödenir.”

7) 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında

Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun

7.1) “Komisyonun Oluşumu” başlıklı birinci maddesinde;

“Anayasanın 120 nci maddesi kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri

İnceleme Komisyonu kurulmuştur.”

7.2) “Komisyonun görevleri” başlıklı 2 nci maddesinde;

“Komisyon, olağanüstü hal kapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen aşağıdaki işlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar verir.

a) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi. …”

7.3) “Kararların uygulanması” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında;

“… İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.”

7.4) “Komisyonun iade kararlarının uygulanması” başlıklı Geçici 3 üncü maddesinde;

“(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte Komisyon tarafından Devlet Personel

Başkanlığına bildirilenlerden atama teklifi yapılmamış olan kişiler 10 uncu madde hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilmek üzere Devlet Personel Başkanlığınca kurumlarına bildirilir. Bunların atama işlemleri bildirim tarihinden itibaren otuz gün içinde kurumlarınca gerçekleştirilir.

(2) Devlet Personel Başkanlığı tarafından kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte kadro veya pozisyonunun bulunduğu kurumdan başka bir kuruma atama teklifi yapılanlar hakkında teklif işlemi 10 uncu madde esas alınarak yeniden yapılır.

(3) Bu Kanun uyarınca Devlet Personel Başkanlığı ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından atama teklifi yapılan ve göreve başlayanlar hakkında da 10 uncu maddenin birinci fıkrası hükümleri uygulanır. Mali haklarının hesaplanmasında göreve başladıkları tarihi takip eden hizmetleri karşılığında ilgiliye yapılan ödemeler, kurumlarınca yapılacak toplu ödeme tutarından mahsup edilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamındakilere atama teklifinin yapıldığı kurumlar tarafından ödeme yapılır.”

8) 16/12/2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim

Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının

8.1) “Ek ders görevi” başlıklı 6 ncı maddesinde;

“Öğretmenlere, ilgili mevzuatına göre öğretim yılı başında ve sonunda yaptıkları meslekle ilgili çalışma sürelerinde iki haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenir.”,

8.2) “Belleticilik görevi” başlıklı 13 üncü maddesinde;

“(1) Yatılı ve pansiyonlu okullarda öğrencilerin yeme, yatma, dinlenme, eğitim-öğretim ve benzeri hizmetlerinin yürütülmesinde belletici olarak görevlendirilen öğretmenlere her belleticilik görevi için 4 saat ek ders ücreti ödenir. Bunlardan 24 saat süreyle nöbet tutanlara ilave olarak 2 saat daha ek ders ücreti ödenir. Ancak, bir günde 3’ten fazla belletici görevlendirilemez ve bunlara ayda ödenecek ek ders ücreti 48 saati geçemez.”

8.3) “Görevin fiilen yapılması” başlıklı 25 inci maddesinde;

“(1) Bu Karar kapsamında ek ders ücreti ödenebilmesi için, ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller bakımından ise bu Kararda belirlenen koşulların oluşması şarttır. Ek ders ödemelerinden harcama yetkilisi, ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisi ve bu Kararda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde ek ders görevinin gerçekleştiğine ilişkin belgeyi düzenleyen ve onaylayan diğer gerçekleştirme görevlileri müteselsilen sorumludur.

(2) Yapılan inceleme sonucunda fiilen yapılmadan ve gerekli koşullar oluşmadan ödendiği anlaşılan ek ders ücretleri ilgililerden yasal faizi ile birlikte geri alınır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın kamu

görevinden ihraç edilmesine yönelik KHK işleminin iptali için açtığı davayı kaybetmesi nedeniyle ödediği yargılama giderlerinin faiziyle tarafına ödenmesi talebinin reddi; başvuranın göreve iadesi sonrasında tarafına ödenen maaşlar ile görevden uzaklaştırıldığı dönemde iade ettiği veya maaşından kesilen miktarların faizinin de ödenmesi; başvuranın kamu görevinden çıkarıldığı tarih ile göreve iade edildiği dönem arasına tekabül eden ve başvuranın söz konusu dönemde çalışmış olması durumunda zorunlu olarak yerine getireceği görevler nedeniyle hak edecek olduğu zorunlu ek ders ücretlerinin ve öğrenim yılına hazırlık ödeneklerinin, aile yardımı ve çocuk yardımı ödeneklerinin, ayrıca promosyon ödemelerinin yasal faiziyle ödenmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10) Başvuran, özetle, Ohal Komisyonu kararı üzerine tarafına ödenen maaşlar ile görevden

uzaklaştırıldığı döneme ait kesintilerin ve iadelerin faizlerinin; ayrıca ihraç edildiği tarihten göreve başladığı tarihe kadar olan dönemde ödenmesi gereken zorunlu ek ders ücretlerinin, nöbet görevi ek ders ücretlerinin, öğrenim yılına hazırlık ödeneklerinin, banka promosyonlarının, eşinin ihraç tarihi sonrasında hak ettiği aile ve çocuk yardımlarının, ihraç işlemine karşı açtığı davada aleyhine hükmedilmesi nedeniyle ödediği yargılama harç ve giderlerinin faiziyle tarafına ödenmesi talebi hakkındadır.

11) Bilindiği gibi 15 Temmuz 2016 tarihinde başlatılan hain darbe girişimi nedeniyle kamu

kurum ve kuruluşlarında çeşitli kadrolarda görev yapmakta iken FETO/PDY terör örgütü ile irtibatı/iltisakı bulunduğu gerekçesiyle Kanun Hükmünde Kararnamelerle kamu görevinden çıkarılan/açığa alınan ancak sonrasında yapılan incelemeler neticesinde terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisak veya bunlarla irtibatı olmadığı tespit edilenler çeşitli kanun hükmünde kararnameler ile yine doğrudan başka bir idari işlem tesis edilmesine gerek olmadan kamu görevine iade edilmişlerdir.

12) Söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamelerin “İade hükümleri” başlıklı maddelerinde;

daha önce çeşitli OHAL kararnameleri ile kamu görevinden çıkarılan ilgililerin kamu görevine iadeleri hususundaki usul belirtilerek; iade olan kamu görevlileri hakkında anılan OHAL kararnamelerinin tüm hüküm ve sonuçlarının yayım tarihinden itibaren ortadan kalkmış sayılacağı, ilgililerin kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

13) Diğer yandan, 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak

yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması

Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri

İnceleme Komisyonu kurulmuştur.

14) Ancak 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında

Kanun Hükmünde Kararnamede ilgililerin göreve iadesi durumunda kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödenmesine ilişkin hüküm bulunmaması nedeniyle OHAL

Komisyonuna yapılan başvurunun kabulü sonucu kamu görevine iade usulü ile anılan

Komisyon kurulmadan önce olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile yapılan iade usulü farklılığını gidermek amacıyla 25/7/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan

7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına

Dair Kanun ile 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması

Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 10 uncu maddesinde yapılan değişiklik ile ilgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümlerinin, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılacağı bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

15) Buna göre, kamu görevinden çıkarılıp başvurusu Komisyonca kabul edilenler açısından,

Komisyon kararıyla birlikte, bu kişilerin görevden ihracı sonucunu doğuran KHK hükümleri, tesis edildiği andan itibaren etkisini kaybederek tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılmakta olup, bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenmesi gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, Komisyon kararı sonucu göreve iade edilenler, görevinden hiç ayrılmamış ve görevden ayrı kaldığı sürede aslında vazifesini sürdürdüğü kabul edilmektedir.

16) Bu yaklaşım çerçevesinde, kanun metninde açık bir hüküm bulunmamasına rağmen,

Devlet Personel Başkanlığı tarafından da ilgililerin kademe ilerlemelerinin ve derece yükselmelerinin yapılması gerektiği yönünde görüşler verilmiş ve idarelerce de bu yönde uygulama yapılmıştır. Zira, kanun maddesinde yer alan tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkması ve mali haklarının ödenmesi, ancak görevlerinin başında olan görev arkadaşlarının elde ettikleri ödeneklerin bu kişilere de ihraç oldukları dönem boyunca görevini yerine getirmiş sayılarak ödenmesi ile mümkün olacaktır.

a. Maaş ödemelerinin faizin ödenmesi talebi açısından

17) Hukuk devletinin gereklerinden biri de idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı

işlem ve eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde de İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır.

18) Konuyla ilgili olarak, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/03/2014 tarihli ve

sayılı kararı ile onadığı Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin 28/09/2010 tarihli, ve sayılı ısrar kararında; “… faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai vb. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmaksızın, sahibinin bu ekonomik değerinden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125 inci maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı…” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.

19) Danıştay 12. Dairesinin 30/11/1998 tarih ve sayılı kararı ile

onanan Ankara 2. İdare Mahkemesinin 14/10/1993 tarih ve sayılı kararında; “… görevine son verilmesine dair işlemin idare mahkemesince iptali, Danıştay’ca da onanması üzerine 30/09/1991 tarihinde göreve iade edilen davacının, görevine son verilmesine dair işlemin hukuka aykırılığının mahkeme kararı ile sabit olması nedeniyle bu işlemden doğan zararınızın idarece tazmin edilmesinin Anayasanın

125 inci maddesi ve bu yolda ki idare hukuku ilkesi gereği olduğu, davacının zararını,

alamadığı aylıkları ile sınırlı tutmaya olanak bulunmadığından açıkta kaldığı sürede aylık ve özlük haklarını zamanında alamaması nedeniyle uğradığı zararın yasal faiz ödenerek tazmininin gerektiği …” hükmüne varılmıştır.

20) Anayasa Mahkemesinin, 12/03/2019 tarihli ve 30712 sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan, 07/02/2019 tarihli ve 2015/4812 başvuru numaralı kararında, yukarıda yer verilen Danıştay içtihatlarından bahisle, ““…Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranlan dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranlan karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yaran ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır” yönünde değerlendirme yapılmıştır.

21) Yine bahsi geçen Anayasa Mahkemesi kararında bahsedildiği üzere, AİHM, mülkiyet

hakkı kapsamında faiz ödenmesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğü ile ilişkilendirmektedir. (Akkuş/Türkiye, Başvuru

No: 19263/92, 09/07/1997, s.29). Baş/Türkiye (Başvuru No : 2020/520049548/99, 24/06/2008, s.

58-64) kararında ise, AİHM, başvuranın mağdur sıfatının ortadan kalkabilmesi için mağdurun hakkı kullanamadığı süre göz önüne alınarak telafi yoluna gidilmesi gerektiği, yaklaşık iki yüz aya yayılan dönemdeki dul aylıklarına ilişkin oluşan zararın dikkate alınmadığı, söz konusu dönem için başvurucunun banka hesabına yatırılan paranın ise aynı dönemdeki enflasyon oranları karşısında uğradığı maddi kaybın sonuçlarını gidermeye yetmediği belirtilerek, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

22) 7075 sayılı Kanunun OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararlarının uygulanmasına

ilişkin 10 uncu maddesinde; göreve iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı hükmü yer almakta ise de, bu hükmün, ilgililerin ihraç işlemi nedeniyle uğradıkları dolaylı maddi kayıplar karşılığında talep edecekleri maddi tazminat ile bu işlem nedeniyle yaşadıkları acıları bir miktar azaltmak ve ilgiliyi hayata bağlamak yoluyla ruhi dengesini yeniden sağlamak amacıyla verilen manevi tazminat ile ilgili olduğu değerlendirilmektedir.

23) Somut olayımızda, başvuranın görev yapamadığı süreçte alamadığı birikmiş maaşlar

idare tarafından ödenerek bu açıdan başvuranın mağduriyeti giderilmiş olsa da, yukarıda yer verilen mahkeme kararları ve açıklamalar çerçevesinde, başvuranın bu alacağına geç kavuştuğu dikkate alındığında, alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğramış olması nedeniyle şahsi olarak külfetle karşılaşan başvurana hak kaybının giderilmesini teminen faiz ödenmesi gerektiği; aksi bir uygulamanın Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yer alan mülkiyet hakkının ihlali anlamına geleceği, idarenin kendi eyleminden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu yönündeki Anayasal hükme aykırı olacağı, ayrıca 7075 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan ilgililerin görevinden çıkarılmalarına ilişkin KHK hükümlerinin tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması hükmüne aykırı olduğu değerlendirilmektedir.

24) Bu noktada, başvuranın açığa alındığı dönemde geri iade etmiş olduğu 2016 yılı

Temmuz ayı maaşının 1/3’ü ile 2016 yılı Ağustos ayında kesilen maaşının 1/3’ü açısından da, iade veya kesinti tarihi itibariyle hesaplanacak yasal faizinin de ödenmesi gerekmektedir.

b. Ek ders ücretleri ve öğrenim yılına hazırlık ödeneği açısından

25) Bilindiği üzere, 439 sayılı Kanun ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 89 uncu

maddesine dayanılarak çıkarılan Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin

Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, öğretmenlere fiilen çalışmaları karşılığında ek ders ücreti ödenmesi; 657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun Ek 32 nci maddesinde öğretmen unvanlı kadrolarda görevli olup fiilen öğretmenlik yapanlara) her öğretim yılında bir defaya mahsus olmak üzere öğretim yılının başladığı ay içinde öğrenim yılına hazırlık ödeneğinin ödenmesi öngörülmüştür.

26) 25/07/2019 tarihli ve 30842 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Danıştay İçtihatları

Birleştirme Kurulunun 12/12/2018 tarihli ve E:2013/2, K:2018/2 sayılı kararında, “…ilgililerin “fiilen” çalışamaması hukuka aykırı bulunan işlemden kaynaklandığından ve iptal edilen hukuka aykırı işlem sonucu tüm maddi hakların ödenmesi yukarıda değinilen Anayasa hükmü ve idare hukuku ilkesi gereği olduğundan, döner sermaye ek ödemesinin de yoksun kalınan bir parasal hak olarak, uğranılan zarara karşılık idarece tazmini gerektiği açıktır. (…) Sağlık Bakanlığı personeli olup, döner sermaye ek ödemesinden yararlananlar hakkında tesis edilen naklen atama, ikinci görevin üzerinden alınması gibi işlemlerin iptali istemiyle açılan davalar sonucunda verilen iptal kararları üzerine, ilgililerin fiilen çalışmaması hukuka aykırı bulunan işlemden kaynaklandığından ve iptal edilen hukuka aykırı işlem sonucu tüm maddi hakların ödenmesi yukarıda değinilen Anayasa hükmü ve idare hukuku ilkesi gereği olduğundan, döner sermaye ek ödemesinin de davacıların yoksun kaldığı parasal haklardan sayılarak ilgili dönem için kendilerine ödenmesi gerektiğine” karar verilmiştir.

27) Aynı şekilde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/05/2015 tarihli ve

E:2013/4416, K:2015/1959 sayılı kararında da, “Anayasanın 125. maddesi gereğince, davacının, hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanarak iptal edilmiş olan işlemden kaynaklanan zararının idarece tazmini zorunlu olup davacının çevre sağlığı teknisyeni olarak “fiilen” çalışamaması, hukuka aykırı bulunan söz konusu işlemden kaynaklandığından, bu işlem sonucu uğradığı zararların bir başka deyişle, alması gereken ancak alamadığı döner sermaye katkı paylarından doğan zararının davalı idarece tazmini zorunlu olduğundan, davacının bu yöndeki başvurusunun (döner sermaye ek ödemelerinin yasal faiziyle ödenmesi yönündeki talebinin) reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” hükmüne yer verilmiştir.

28) Devlet memurluğundan ihraç edilen ve KHK ile de görevine iade edilen bir davacının,

açıkta geçirdiği sürelere ilişkin ek ders ücreti ödemesi yapılması talebinin reddine ilişkin işlemin iptali ve ek ders ücretinin faizi ile ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada ise, Balıkesir 1. İdare Mahkemesinin 28/05/2018 tarihli ve E:2017/1721, K:2018/779 sayılı kararında; “her bir öğretmenin, maaş karşılığı ders görevine ilişkin olarak belirlenen süreyi tamamladıktan sonra, ücret karşılığında belirli bir süre dahilinde de zorunlu ek ders görevinin yerine getirilmesinden sorumlu tutulduğunun anlaşıldığı, bu durumda, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca 01/09/2016 tarihinde görevine son verilen davacının, zorunlu nitelikteki ek ders görevi karşılığında ödenmesi gereken ek ders ücretinin açıkta bulunduğu 01/09/2016-29/04/2017 tarihleri arasında

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 89 uncu maddesine dayalı olarak yoksun

kaldığı özlük ve parasal hakların kapsamına dahil edilmesi gerektiğinin açık olduğu” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının açıkta geçen sürelere ilişkin ek ders ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi şeklinde hüküm verilmiş; söz konusu karara karşı ilgili idare tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir BİM 2.

İdari Dava Dairesinin 10/01/2019 tarihli ve E:2018/5219, K:2019/152 sayılı kararıyla, idare mahkemesinin kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

29) Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, başvuranın hukuka

aykırı şekilde kamu görevinden çıkarılmış olduğunun Olağanüstü Hal İşlemleri

İnceleme Komisyonuna bu yönde yaptığı başvurunun kabul edilmesiyle ortaya konulduğu, başvuranın incelemeye konu edilen olağanüstü hal işlemi nedeniyle bu zaman zarfında istese dahi fiilen çalışma olanağına sahip olmadığı, sözü edilen olağanüstü hal işlemi tesis edilmemiş olsaydı başvuranın fiilen çalışma şartını yerine getiremeyeceği yönünde bir iddianın da bulunmadığı, aksine ihraç işlemi olmasaydı başvuranın fiilen çalışma şartını yerine getireceğinin tartışmasız olduğu anlaşıldığından, kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle fiilen çalışmadığı tespit edilen başvuranın, Kanun Hükmünde Kararname ile görevine son verildiği tarih ile Olağanüstü Hal

İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı gereğince görevine iade edildiği tarih arasındaki dönemde yoksun bırakıldığı tüm zorunlu ek ders ücreti ödemelerinden ve öğrenim yılına hazırlık ödeneğinden ilgili ödemenin yapılması gereken aydan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte yararlandırılması gerekmektedir.

30) Zira, nasıl ki başvuranın ihraç olduğu dönemde görevi başında bulunsaydı zorunlu

haftalık ders saatini doldurarak tam maaşa müstahak olacağı kabul edilerek maaşları tam olarak ödendiyse, başvuranın ihraç işlemi olmasaydı söz konusu dönemde ilgili mevzuatı uyarınca zorunlu tutulan (ihtimal dahilinde olmayan) ek ders görevi veya nöbet görevini de yerine getirecek olduğu ve öğrenim yılına hazırlık ödeneğini alacağı açıktır. Bu nedenle, başvuranın açıkta olduğu dönemde görevinin başında bulunan emsali öğretmenlerin zorunlu olarak yerine getirdikleri görevler karşılığında elde ettikleri bütün ödemelerden başvuran da yararlanmalıdır. Bu noktada, ek ders ücretleri konusunda toplu görüşmeler vasıtasıyla elde edilen bütün kazanımlar da göz önünde bulundurulmalıdır.

c. Aile yardımı ödeneği açısından

31) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 202 ila 206 ncı maddelerinde, memurlara aile ve

çocuk yardımının ne şekilde ve ne zaman ödeneceği açıkça hükme bağlanmıştır. Buna göre, eş için ödenen aile yardımı ödeneği, Kanunun 204 üncü maddesinde “evlenme” olayının gerçekleşmesine, çocuk için ödenen aile yardımı ödeneği ise “doğum” olayının gerçekleşmesine bağlanmış ve evlenmenin ve/veya doğum olayının gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren de bu ödemelere hak kazanılacağı ifade edilmiştir. Aynı

Kanunun 202 nci maddesinde ise bu ödeneğin, memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi ve 206 ncı maddedeki istisnalar haricinde çocukları için yapılacağı ifade edilmiştir.

32) Aile yardımı ödeneği ile çocuk yardımı ödeneği hakkının hangi şartlarda kazanılıp

kaybedileceği, ne şekilde ve ne zaman ödeneceği açıkça düzenlenmiş olmakla beraber geriye dönük talep edilip edilemeyeceği ve bildirim süresine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. 31/12/2005 tarih ve 26040 sayılı 3. Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Merkezi Yönetim Keza Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde de buna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla söz konusu bildirim için herhangi bir süre şartı getirilmediği anlaşıldığından hak sahiplerince verilen bildirimlere istinaden geriye dönük olarak aile yardımı talep edilmesinin önünde de engel bir durum bulunmadığı değerlendirilmektedir. Konuyla ilgili olarak Kurumumuzca verilen çok sayıda karar da bu yöndedir.

33) Bu çerçevede, kamu görevinden çıkarılan ancak OHAL İnceleme Komisyonunun Kararı

ile de göreve iade edilen başvuranın, aile ve çocuk yardımı ödeneği için bildirimde bulunamamasının kendi kusurundan kaynaklanmadığı, kamu görevinde bulunmadığı süreçte başvurandan söz konusu bildirimlerde bulunmasını beklemenin hayatın olağan akışına uygun olmadığı dikkate alındığında, hatalı ihraç işlemi nedeniyle oluşan külfetin başvurana yükletilemeyeceği açık olup, kendisi ihraç olmasa idi (eşinin ihraç edilmiş olması nedeniyle) eşinin ihraç edildiği tarihten itibaren hak etmiş olacağı aile ve çocuk yardımı ödeneklerinin, ihraç edildiği dönemde bildirimde bulunma imkânı olmayan ancak göreve başladıktan sonra bu haklarını talep edebilen başvurana, hak ettiği aile ve çocuk yardımı ödeneklerinin faiziyle ödenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

c. Promosyon ödemesi açısından

34) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 164 üncü maddesinde; madde kapsamına

giren personelin her türlü özlük haklarının ve tahakkuk işlemlerinin belli merkezlerden yapılabilmesi ve ödemelerin bankacılık sistemi aracılığı ile gerçekleştirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmaya ve gerekli tedbirleri almaya Maliye Bakanlığı yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. Söz konusu düzenleme gereğince çıkarılan 17/07/2012 tarihli ve 28356 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Muhasebat Genel Müdürlüğünün 34

Sıra No lu Genel Tebliği ise, kamu personelinin maaşlarının bankalar vasıtasıyla ödenmesine yönelik usul ve esasları belirlemiştir.

35) Bu doğrultuda kamu personelinin maaşlarının ödenmesi için ilgili kurumlarla anlaşan

bankalar, söz konusu mali haklara ilişkin protokoller akdetmekte ve bu protokoller gereğince elde ettiği gelirler üzerinden “promosyon” adı verilen ek mali imkanları ilgili kurumlara sağlamaktadır. Bankaların sunduğu bu imkânların, kamu kurum-kuruluşları tarafından ne şekilde değerlendirileceği ve personelin bunlardan yararlanıp yararlanmayacağına ilişkin uygulamada yeknesaklığın bulunmayışı sebebiyle 20/07/2007 tarihli ve 26588 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/21 sayılı

Başbakanlık Genelgesi hazırlanmıştır.

36) Bu bağlamda, kamu görevinden çıkarılan ancak OHAL İnceleme Komisyonunun Kararı

ile de göreve iade edilen başvuranın kamu görevinden çıkarılmamış olsaydı mevcut personel olarak promosyon ödeme sözleşmesine dahil edilecek ve maaşının banka aracılığıyla yatırılması nedeniyle promosyon ücretinden yararlanabilecek olduğu açıktır. Diğer bir anlatımla, hatalı işlem sonucunda aylığından mahrum kalan başvuran, bu mahrumiyet çerçevesinde banka promosyon ödemesini de alamamıştır. Başvuranın, hukuka aykırı ihraç işlemi nedeniyle bu imkandan mahrum kaldığı dikkate alındığında, hatalı işlem nedeniyle oluşan külfetin şikayetçiye yükletilemeyeceği, başvuranın eksik kalan promosyon ödemelerinin de idare tarafından başvurana ödenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

d. Yargılama giderleri açısından

37) Öte yandan, başvuran, ihraç işlemine karşı açtığı dava neticesinde aleyhine

hükmedilmesi nedeniyle ödediği yargılama giderlerinin de yasal faiziyle birlikte tarafıma iade edilmesini talep etmektedir. gerekmektedir.

38) Başvuranın, 01/09/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 672 sayılı KHK’nın eki

listede isminin yer alması nedeniyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması işlemi aleyhine açtığı dava sonucunda, İzmir 4. İdare Mahkemesinin 27/10/2016 tarihli ve sayılı kararıyla, olağanüstü hal kararnamelerinin ilk bakışta maddi anlamda idari bir işlem olarak algılanabilmekte ise de, Anayasanın verdiği yetki çerçevesinde yürütme organınca çıkarılıp TBMM’nin onayına sunulmaları ve sonrasında Meclis tarafından bir kanun ile onaylanmaları nedeniyle işlevsel açıdan kanun niteliği taşıyan hukuki düzenlemeler olukları, dolayısıyla idari davaya konu edilebilecek bir idari işlem olmadığı gerekçesiyle, davanın incelenmeksizin reddine karar verildiği ve yargılama giderlerinin başvuran tarafından ödendiği görülmektedir.

39) Ancak, daha sonra 23/01/2017 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 685 sayılı KHK

ile Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuş, kurulan bu Komisyona olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile kamu görevinden çıkarılanlar hakkında karar verme yetkisi tanınmış, haklarında olumlu karar verilenlerin kamu görevine döndürüleceği düzenlenmiştir.

40) Görünüş itibariyle, başvuranın Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararıyla

haksız bir şekilde görevinden ihraç edildiği ortaya çıkmış ise de, KHK ile kamu görevinden çıkarma işlemi doğrudan bir idari işlem olmaması sebebiyle doğrudan idarenin bir işlemi olmadığından, ayrıca KHK işlemi aleyhine idare aleyhine açılan davalar neticesinde ortaya çıkan yargılama giderleri ihraç işlemi nedeniyle doğrudan ortaya çıkan masraflardan veya ilgilerin mahrum kaldığı mali haklardan biri olmadığından, yargılama giderlerinin idare tarafından ödenmesi hukuka ve hakkaniyete uygun olmayacaktır.

41) Aksi halde, çeşitli aşamalardan geçen ve alt derece mahkemesince önce aleyhine

hükmedilen, ancak temyiz süreçleri sonunda lehine hüküm tesis edilerek davayı kazanan kişilerin de, önceki aşamalarda ödemek durumunda kaldıkları yargılama giderlerini de idareden veya ilgilisinden isteyebileceğinin kabul edilmesi gerekecektir ki, bu halde başkaca ihtilafları ortaya çıkması ve mahkemelerin sorumluluğunun gündeme gelmesi söz konusu olacaktır.

42) Sonuç olarak, Kurumumuzca yapılan inceleme neticesinde; başvuranın kamu

görevinden ihraç edilmesine yönelik KHK işleminin iptali için açtığı davayı kaybetmesi nedeniyle ödediği yargılama giderlerinin tarafına ödenmesi talebinin reddi; başvuranın göreve iadesi sonrasında tarafına ödenen maaşlar ile görevden uzaklaştırıldığı dönemde iade ettiği veya maaşından kesilen miktarların faizinin de ödenmesi; başvuranın kamu görevinden çıkarıldığı tarih ile göreve iade edildiği dönem arasına tekabül eden ve başvuranın söz konusu dönemde çalışmış olması durumunda zorunlu olarak yerine getireceği görevler nedeniyle hak edecek olduğu zorunlu ek ders ücretlerinin ve öğrenim yılına hazırlık ödeneklerinin, aile yardımı ve çocuk yardımı ödeneklerinin, ayrıca promosyon ödemelerinin yasal faiziyle ödenmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

43) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; idare tarafından, Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgeler süresi içinde gönderildiğinden

“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket edildiği; ancak, başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

44) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 6328 sayılı Kanunun

21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, başvurunun Kurumumuz tarafından

reddedilmesi halinde, durmuş olan dava süresi gerekçeli kararın ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise, tavsiye kararı üzerine idare tarafından otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmazsa, durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre, ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede İzmir İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Başvuranın kamu görevinden ihraç edilmesine yönelik KHK işleminin iptali için açtığı davayı kaybetmesi nedeniyle ödediği yargılama giderlerinin tarafına ödenmesi talebinin

REDDİNE,

Başvuranın göreve iadesi sonrasında tarafına ödenen maaşlar ile görevden uzaklaştırıldığı dönemde iade ettiği veya maaşından kesilen miktarların faizinin de ödenmesi; başvuranın kamu görevinden çıkarıldığı tarih ile göreve iade edildiği dönem arasına tekabül eden ve başvuranın söz konusu dönemde çalışmış olması durumunda zorunlu olarak yerine getireceği görevler nedeniyle hak edecek olduğu zorunlu ek ders ücretlerinin ve öğrenim yılına hazırlık ödeneklerinin, aile yardımı ve çocuk yardımı ödeneklerinin, ayrıca promosyon ödemelerinin yasal faiziyle ödenmesi yönünde

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve gereği için MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi