|
ÖZET: Başvuran, MTA Genel Müdürlüğü’nde çalışırken maruz kaldığını iddia ettiği mobbingin tespit edilmesi ve mağduriyetinin giderilmesi talebinde bulunmuştur. Mobbing, işyerinde bir veya birden fazla kişi tarafından sistematik olarak gerçekleştirilen, kişilik değerlerine zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar bütünü olarak tanımlanmakta olup, bu tür davranışların süreklilik, kasıtlılık ve sistemlilik gibi unsurları taşıması gerekmektedir.
Somut olayda, başvuran ile Daire Başkanı arasında yaşanan çatışma sonucunda başvuranın vekaleten yürüttüğü görevden alınması ve hakkında yapılan yazılı ikazın, mobbing olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. İlgili Daire Başkanı ve amirlerin eylemleri, mobbingin unsurlarını taşımadığından, başvuranın iddiaları geçersiz bulunmuş ve talebi reddedilmiştir. Bu durum, başvuranın memuriyet haklarını kullanabilmesi ve geçici görevlendirmelerinin hukuken uygun bir şekilde yapılmasıyla desteklenmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/89076-S.20.97393
BAŞVURU NO : 2020/80620
KARAR TARİHİ : 04/12/2020
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : Maden Tetkik Ve Arama Genel Müdürlüğü
BAŞVURUNUN KONUSU : Mobbing iddiasının tespiti ve bu süreçte mağdur edilen personelin mağduriyetlerinin giderilmesi talebi hk.
BAŞVURU TARİHİ : 01/07/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda;
1.1. MTA Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığında mali hizmetler uzmanı kadrosunda bulunmakta olduğunu,
1.2. 09.04.2019 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına muhatap yazıya ilişkin fikir ayrılığından kaynaklı olarak Daire Başkanının şahsına “haddini bil” şeklinde hitapta bulunduğunu,
1.3.15.04.2019-03.05.2019 tarihleri arasında yıllık izin kullandığını ve 06.05.2019 günü işe başladığını,
1.4. 10.05.2019 tarihinde Daire Başkanın husumetini gösterir ifadelerle talep ettiği savunmasını, 16.05.2019 tarihinde verdiğini,
1.5. 16.05.2019 tarihinde Daire Başkanı hakkında disiplin soruşturması açılması talebiyle
Genel Müdür Yardımcısı Makamına şikayet başvurusunda bulunduğunu,
1.6. 20.05.2019 tarihinde şahsına yazılı ikaz verildiğini,
1.7. 20.05.2019 tarihinde tarafına tevdi edilen işle ilgili olarak Genel Müdürlük yerleşkesi içerisinde başka bir birime gitmesi nedeniyle ilgili Dairesi Başkanı ile izin almadığı gerekçesiyle tartışma yaşadığını,
1.8. MTA Marmara Bölge Müdürlüğünün 21.05.2019 tarih ve sayılı yazısı ile aldığı
Genel Müdürlük Oluruna istinaden 24.05.2019 tarih ve sayılı Strateji Geliştirme
Dairesi Başkanlığına muhatap yazısıyla bir personelin Bölge Müdürlüğünde görevlendirilmesi talebinde bulunduğunu, ilgili Daire Başkanının 24.05.2019 tarihinde düzenlenen ve hareket tarihi aynı gün (Cuma günü-Ramazan ayı) olan görev emrini, Genel Müdür yerine imzalayarak şahsını 30 gün süresince Bölge Müdürlüğünde görevlendirdiğini, 21.05.2019 tarihli Olura istinaden 24.05.2019 tarihine (Cuma gününe) kadar talepte bulunulmaması, herhangi bir acil işin bulunmadığını gösterdiğini ve Cuma günü yola göndermek için Bölge Müdürlüğüne talimat verildiğini düşündürdüğünü, geçici görevlendirmelerin yoğun olduğu Kurumundaki görev emirlerinin incelendiğinde Pazartesi başlayacak iş için Cuma gününden görevlendirmenin yapılmadığının tespit edilebileceğini, ayrıca söz konusu görevlendirme çerçevesinde görevin yerine getirilmesine ilişkin olmayan harcamaya yol açılması nedeniyle
Harcırah Kanunu kapsamında kamu zararına sebebiyet verildiğini,
1.9. Geçici görevini 21.06.2019 günü bitirerek, 24.06.2019 günü göreve başladığını ve
25.06.2019 tarihinde Genel Müdür ile görüştüğünü, söz konusu görüşme esnasında yerinde
bulunmadığı sırada ilgili Daire Başkanınca, yerinde bulunmayan personeli tespit etmek amacıyla personelden imza topladığını,
1.10. Genel Müdür ile yaptığı görüşme sonucunda sorunun Kurum içinde çözüm bulamayacağını anladığından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının bilgilendirilmesi talepli
05.07.2019 günlü dilekçe ile CİMER’e başvurduğunu,
1.11. İlgili Daire Başkanının birim içinde başkaca personele yönelik olumsuz tutum ve davranışlara devam ettiğini,
1.12. Daire Başkanının personele yönelik kötü muamelelerine devam etmesi nedeniyle daha önce 5.11.2018 tarihinde Şube Müdürlüğü görevini bırakmak istediğine ilişkin Genel
Müdürlüğe dilekçe verdiğini, talebinin ilgili Daire Başkanı tarafından uygun görülmediğini,
5.11.2018 tarihinde hakkında olumsuz kanaati olmayan Genel Müdürün hangi aktarılan veya
öğrendiği bilgi ile 10.05.2019 tarihinden itibaren şahsını cezai işlemlere maruz bıraktığının izah gerektirdiğini, şahsından savunma talep edildikten sonra savunma vermesi beklenilmeden hakkında hüküm verildiğini gösterir şekilde vekaleten yürüttüğü Şube Müdürlüğü görevinden alınması için Bakanlığa yazı gönderilmesinin tetkik edilmesi gereken bir konu olduğunu,
1.13. Savunma talep yazısını tebellüğ etmeden önce Genel Müdür Yardımcısını bilgilendirdiğini, şikayeti sonrasında konunun Kurum içerisinde çözülmesine yönelik çaba sarf ettiğini, Genel Müdür ile görüşmeden Kurum dışı resmi başvuruda bulunmadığını belirterek olayları büyütmemeye yönelik gayret gösterdiğini,
1.14. 31.07.2019 tarih ve sayılı yazı ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yapılan talep üzerine 06.08.2019 tarih ve sayılı Olur ile 6 ay süreyle MAPEG’de geçici görevlendirildiğini,
1.15. 20.05.2019 tarihli yazılı ikazın iptali istemiyle, Ankara 14. İdare Mahkemesinde açtığı dava dilekçesine karşılık MTA Genel Müdürlüğünün Mahkemeye sunduğu cevapta atıfta bulunulan Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığının 26.08.2019 tarih ve sayılı yazısında; ilgili Daire Başkanının şahsına yönelik hiçbir mesnede dayanmayan isnatlarına devam etmesi nedeniyle 12.09.2019 tarihinde Genel Müdür Yardımcısına ikinci kez şikayet başvurusunda bulunduğunu,
1.16. Şikayetlerine dair 13.09.2019 tarih ve sayılı yazı ile Daire Başkanının isnatlarında haklı olduğunun anlaşıldığı belirtilerek olumsuz yanıtın verildiğini,
1.17. 10.07.2019 tarihli CİMER başvurusunun akıbeti hakkında 02.09.2019 tarihli ve sayılı CİMER başvurusunda bulunduğunu, 14.10.2019 tarihinde Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca cevap verildiğini, verilen cevapta da şahsına mesnetsiz isnatlarda bulunulmaya devam edilerek “savunmanızın yetersiz görülmesine rağmen iyi niyetli bir yaklaşımla hakkınızda disiplin cezası tertip edilmeyerek Daire Başkanınca nazarı dikkatinizin çekildiği” ifadelerine yer verildiği,
1.18. Cevapta atıfta bulunulan 04.10.2019 tarihli yazının verilmesi ve 10.07.2019 tarihli başvuruyla ilgili işlem safahatının bildirilmesi talebiyle MTA Genel Müdürlüğüne başvurduğunu, Genel Müdürlükçe 24.10.2019 tarihinde verilen cevapla, 01.08.2019 tarihinde ve 04.10.2019 tarihlerinde Bakanlığa iki ayrı yazıyla cevap verildiğinin belirtildiğini ancak tarafına yazı verilmediğini, bunun üzerine her iki yazının tarafına verilmesi talebiyle Bakanlığa başvuruda bulunduğunu ancak Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca 15.11.2019 tarihinde verilen cevapta talebinin kabul görmediğini,
1.19. 20.05.2019 tarihinde şahsına verilen yazılı ikazın Ankara 14. İdare Mahkemesinin
22.01.2020 tarih ve E. / K. / sayılı kararıyla iptal edildiğini,
1.20. MAPEG’de geçici görev süresi bittikten sonra 06.03.2020 tarihinde MTA Genel
Müdürlüğünde görevine başladığını,
1.21. İlgili Daire Başkanının 13.04.2020 günü “hal ve hareketlerine dikkat edeceksin” hitabıyla sözlü olarak yapması üzerine Genel Müdürlüğe muhatap 22.04.2020 tarihli dilekçeyi verdiğini
belirterek söz konusu iddialar çerçevesinde şahsına ileride yapılabilecek husumete dayalı eylem ve işlemlere meydan verilmemesi için gerekli soruşturma ve işlemlerin yapılarak tarafına uygulanan mobbingin tespit edilerek idarenin hakkında yaptığı işlemlerde hatalı davrandığını kabul etmesini ve şahsıyla alakalı süreçte mağdur edilen personelin mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebimize istinaden Maden Tetkik ve
Arama Genel Müdürlüğünün 09/09/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle,
2.1. Başvuran hakkında yürütülen ve sonlandırılan herhangi bir disiplin sürecinin bulunmadığı, ayrıca konuya ilişkin Teftiş Kurulu Başkanlığınca yapılan inceleme veya yürütülen soruşturmanın bulunmadığı,
2.2. Başvuranın vekâleten yürütmekte olduğu Şube Müdürlüğü görevinin hizmet gereği kaldırılarak asli görevine iade edildiği, kaldı ki vekalet görevinin müktesep hak teşkil etmediği,
2.3. Başvuranın mobbing ve diğer şikayetleri sübjektif iddia ve şikayetler içerdiğinden şikayet dilekçesine istinaden herhangi bir soruşturma yapılmadığı,
2.4. Başvuranın, çalıştığı süre içinde davranış ve söylemleri ile saygı sınırını aşan tavır ve ifadeleri kullanması sebebiyle, Daire Başkanınca savunmasının alınmasının akabinde savunması yetersiz görülmesine rağmen iyi niyetli bir yaklaşımla hakkında disiplin cezası tertip edilmeyerek Daire Başkanınca nazarı dikkati çekildiği,
2.5. Başvuran hakkında da uygulanan yazılı ikazın disiplin cezası olmayıp, iş ve işlemlerde daha duyarlı olması hakkında ilgilinin bilgilendirilmesinden ibaret olduğu ve başvuranın amiri tarafından verilen yazılı ikazın, Ankara 14. idare Mahkemesinin 22.11.2020 tarihli kararıyla iptal edildiği,
2.6. Kuruluşun artan iş yükü ile iş ve işlemlerimizde son derece hızlı hareket ettiği dönemde bu tür personelin zaman zaman iyi niyetli yaklaşımlarla sisteme dahil edilmeye çalışılması, ilgili tarafından ya yanlış anlaşılmakta ya da bilinçli olarak başka mecralara çekilmekte olduğu, Nitekim Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı hakkında başvuran tarafından öne sürülen iddialar tamamen sübjektif olup, amir-memur ilişkisi içerisinde rutin bir davranışı, şikâyetçinin iyi niyetten yoksun olarak amirini kötülemek suretiyle art niyetini başka mecralara çekmesinden ibaret olduğu,
2.7. Başvuruya konu ilgili Daire Başkanı hakkında aynı Daire elemanlarından bir personelin şikâyet hakkını kullandığı,
2.8. Başvuranın Marmara Bölge (Kocaeli) Müdürlüğü emrinde görevlendirilmesinde, yeni görev yerinde kendi düzenini kurabilmesi (yerleşim, iaşe, ibatesini sağlayarak) ve pazartesi günü de düzenini kurmuş olarak göreve başlayabilmesi maksadının güdüldüğü,
2.9. Başvuranın iddiaları içerisinde yer alan “Marmara (Kocaeli) Bölge Müdürlüğüne Cuma günü görevlendirilerek tatilden sonraki Pazartesi günü göreve başlamak suretiyle kendisine gereksiz harcırah ödendiği” yolundaki ifadesinin yersiz olduğu, Genel Müdürlükçe Bölgelerde mali konulara ilişkin aksaklıkların giderilmesi bakımından taleplerine istinaden zaman zaman geçici olarak merkezden uzman personelin görevlendirilmekte olduğu, kaldı ki idarelerin işin gerekleri ve icaplarına göre görevlendirme gün ve sürelerini belirleme yetkisini haiz olduğu, diğer taraftan Kuruluşun asli faaliyetleri genel olarak arazide ifa edildiğinden merkez kadrosunda bulunan birçok personelin geçici görevle memuriyet mahalli dışındaki arazi işyerlerinde görevlendirilerek yıl içerisinde 8-9 ay süreyle ailelerinden uzakta görev yapmakta olduğu, hal böyle iken amir memur ilişkisi içerisinde geçen rutin davranışı ve kısa süreli (21 gün) olağan bir görevlendirmenin farklı mecralara çekilerek bunun mobbing olarak yansıtılmasının, hak arama özgürlüğünü aşarak sık sık yazılı başvuruda bulunarak idareyi meşgul etmesi ve gereksiz yere kendince yarattığı sürtüşmeyi tırmandırmaya çalışılmasının iyi niyetli olmadığı, bu nedenle, kendisinin her defasında abartılı sübjektif iddialarla Daire Başkanı hakkında inceleme soruşturma istemesinin etik olmadığı gibi iddialarının sübjektif olması nedeniyle herhangi bir inceleme veya soruşturmaya mahal görülmediği,
2.10. Başvuranın, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce hizmetine duyulan ihtiyaca binaen yazılı olarak ismen görevlendirilmesinin talep edilmesi üzerine işlem tesis edildiği ve ismen istendiğinden, başka bir personelin görevlendirilmesinin söz konusu olmadığı,
2.11. 13.04.2020 günü işin yürütülmesi ile ilgili basit bir serzenişi abartarak amiri hakkında saygı sınırlarını zorlayan ifadeler içeren 22.04.2020 tarihli 2 sayfalık dilekçesi ile memuriyet sıfatının dışında çıkmak suretiyle idareyi sorgulaması ve bazı bilgileri talep etmesinin tamamen hak arama özgürlüğünün istismarı olduğu, idareye karşı uyumsuzluğunu sürdürmek niyetinde olduğunun kanıtı olduğu,
2.12. İdarece kendisine iyi niyetli yaklaşımda bulunmak suretiyle herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatılmayarak Teftiş Kurulu Başkanınca sözlü olarak tavsiye ve nasihatte bulunulduğu ve bugün gelinen noktada, herhangi bir sorun yaşanmadığı ve başvuranın halen görevini yürütmekte olduğu
belirtilmiş olup, başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ek olarak Kurumumuza gönderilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının
3.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” ,
3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”,
3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında; “Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
3.4. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” ,
3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.6. “Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence” başlıklı 129 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.”,
4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
5.1. “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır.”,
5.2. “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Devlet memurları kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.” ,
düzenlemeleri yer almaktadır.
6. 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik
Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin reddi yönünde öneri, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8. MTA Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığında mali hizmetler uzmanı olarak görev yapan başvuran, tarafına uygulandığını iddia ettiği mobbingin tespitinin yapılarak idarenin hakkında yaptığı işlemlerde hatalı davrandığını kabul etmesini ve şahsıyla alakalı süreçte mağdur edilen personelin mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmektedir.
9. Bilindiği üzere, mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle
Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]
10. Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat
Eşitliği Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri Komisyon
Raporu (Nisan 2011)]
11. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir.…Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.
12. Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve E:2010/38293, K:2013/5360 sayılı kararında; “Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir.
Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır. Örneğin, yöneticinin otoriter olması tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğini ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirmek gerekir. Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.” denilmektedir.
13. “…Bu bakımdan idarelerin yetkili merci ya da personelinin; statü hukukundan kaynaklanan hiyerarşik yetkilerini kullanırken ve görevlerini yerine getirirken; hizmetin niteliği ve gerekleri bakımından yetkili ve görevli oldukları konularda, hizmetin niteliği, gerekleri ve işleyişinin gerektirdiği kabul edilebilir amaçlarla ve yetki kuralının öngördüğü konularda tesis ettikleri işlemlerde ya da işyeri uygulamalarında salt “amaç ve neden” yönünden hukuksal sakatlıkların; salt ilgililerinin öznel değerlendirmeleri nedeniyle doğurduğu algı ve manevi zararların “işyerinde psikolojik taciz” olarak kabul edilmesine hukuksal olanak bulunmamaktadır…” (İzmir BİM Altıncı İdare Dava Dairesi 2020-164 2020364)
14. Yukarıda açıklandığı üzere, mobbing olduğu iddia edilen fiillerin mobingi oluşturabilmesi için uzun süreden bu yana devam etmekte olması, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerekmektedir. Somut olay kapsamında ise, her ne kadar başvuran ile ilgili Daire Başkanı arasında resmi bir yazı nedeniyle ortaya çıkan çatışmadan kaynaklı olarak başvuranın vekaleten yürütmekte olduğu şube müdürlüğü görevinin sona erdirildiği ve başvuranın yürütmekte olduğu iş ve işlemlerde takındığı tavır, hal ve hareketler nedeniyle hakkında soruşturma açılarak kanunen dayanağı bulunmayan ve mahkeme kararıyla iptal edilen cezai mahiyette olmamak üzere nazar-ı dikkatinin çekilmesine dair yazılı ikaz ile uyarıldığı görülmekle birlikte, başvuranın memuriyet statüsünden kaynaklı haklarını (izin, şikayet, dava açma gibi) kullanabildiği, geçici görevlendirmelerinde hukuken aranan
“uzmanlık alanı”, “belirli görev süresi” gibi şartlar çerçevesinde görevlendirmelerinin yapıldığı, başvuran tarafından söz konusu görevlendirmelerin görev alanına uygun ve yetkinliği gereğince yapıldığının ifade edildiği, başvuranın bu süreçte de Risk Değerlendirme
Komisyonunda görevlendirildiği ve başvuran hakkında başkaca açılan ve devam eden disiplin soruşturmasının bulunmadığı hususları dikkate alındığında, ilgili Daire Başkanı ve sıralı amirlerce gerçekleştirilen eylemlerin kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik unsurlarını içermediği ve bu kapsamda somut olayda mobbing olgusunun oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
15. Diğer taraftan, ilgili Daire Başkanınca süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, nezaketsiz veya etik dışı davranış tespit edilse dahi bu davranışların mobbing olarak nitelendirilmesi imkânı bulunmamakla birlikte, dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili Daire
Başkanınca başvuran hakkında disiplin cezası niteliğinde ve hukuka aykırı olan nazar-ı dikkatinin çekilmesi işleminin başkaca personel hakkında da uygulandığı, söz konusu uygulamanın çalışma barışını zedeler nitelikte olduğu tespitini de belirtmek gerekmekte olup, ilgili idarenin bu yönden gerekli tedbirleri almasının yerinde olacağı değerlendirilmektedir.
16. Ayrıca, başvuranın şahsıyla alakalı süreçte mağdur edilen personelin mağduriyetlerinin giderilmesi talebine ilişkin olarak Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun
Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Şikâyet hakkı” başlıklı 7 nci maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarına karşı, menfaati ihlal edilen gerçek ve tüzel kişilerin Kamu Denetçiliği Kurumuna şikâyet başvurusunda bulunabileceği; “Ön incelemenin yapılması” başlıklı 19 uncu maddesinde, şikâyet başvurusunun, inceleme ve araştırmaya geçilmeden önce ön incelemeye tabi tutulacağı ve ön incelemede şikâyet başvurusunun menfaat ihlalini içerip içermediğinin inceleneceği hüküm altına alınmış olup, ilgili mevzuat gereğince “kişisel menfaat ihlali” şartını taşımayan başvurunun bu yönüyle Kurumumuzca incelenmesine imkân bulunmamaktadır.
17. Yukarı anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş olumsuz tutum, davranış, tartışma ve çekişmeler mobbing niteliğinde değerlendirilemeyeceğinden başvuru konusu somut olayda mobbing olgusunun oluşmadığı ve başvuranın talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; başvuruda yer verilen nazar-ı dikkatin çekilmesi işleminin hukuka aykırı olması ve başvurana verilen cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenlerle
“kanunlara uygunluk” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkelere uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE,
Bu kararın BAŞVURANA ve MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi