|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın sağlık kurumunda maruz kaldığını iddia ettiği mobbing eylemleri ile ilgili olarak yapılan incelemenin sonuçları değerlendirilmektedir. Başvuran, idare tarafından sistematik bir baskı altında tutulduğunu, geçmişe yönelik tutanaklarla soruşturma açılarak istifaya zorlandığını belirtmektedir. İdare ise, başvuranın katılmadığı bir toplantı nedeniyle yazılı olarak uyarıldığını ve disiplin soruşturması gerektirecek bir durumun bulunmadığını ifade etmektedir.
Yapılan incelemede, başvuranın iddialarını destekleyecek herhangi bir somut delil sunamadığı, dolayısıyla idarenin eylemlerinin psikolojik taciz (mobbing) olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, Covid-19 pandemisi sürecinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesi ve personelin özverili çalışmaları göz önünde bulundurularak, idarenin uygulamalarının olağanüstü koşullarda makul olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/89320-S.20.97757
BAŞVURU NO : 2020/78321
KARAR TARİHİ : 09/12/2020
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI
Mobbing ve haksız işlem ve eylem iddiaları hakkında.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 26/06/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran özetle; “1.Milas Devlet Hastanesinde olarak görev yaptığını,
bir kısım hastane yöneticisinin, idari kararlarda, görev dağılımları gibi iş ve işlemlerde eşlerin kayırılması amacıyla, el hareketleri, sözlü telefon ve iletişim araçları ile sistematik hale gelen mobbinge (psikolojik taciz) maruz kalması nedeniyle, öncelikle idareye başvurduğunu, idarece kendisine sözlü baskı yapıldığını, konuya ilişkin yakınmalarına ilişkin işlem yapılmadığını, 2.Psikolojik taciz sistematik olarak el hareketleri, sözlü telefon ve iletişim araçları ile sürdürülmekle birlikte, bir kısım görevlere ilişkin tebliği resmi görevi olmayan yönetici eşleri tarafından emir ve küçük düşürücü ifadelerle yaptırılması, geçmişe yönelik tutanak tanzim edilmesi ya da eski tarihli tutanaklarla soruşturma açılarak sistematik şekilde baskı altına alınarak istifaya zorlanmasının hedeflendiğini, 3.20.04.2020 tarihli mobbingin önlenmesine yönelik tedbir talebi ve şikâyetlerini içeren dilekçenin idareye verilmesi ile birlikte, anılan idare tarafından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 127. maddesinin (a) fıkrasında aykırı olarak eski tarihli tutanakların (yönetici eşleri ile çıkar çatışmasına konu olan eylemler nedeniyle)
işleme konularak ifade alındığını, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, disiplin yönünden yetkinin psikolojik taciz amacıyla kullanıldığı gibi verilen şikâyet dilekçesi ve mağdur tarafından tutulan tutanakların hiçbiri hakkında işlem yapılmadığını, 4.Artarak devam eden psikolojik tacizin fiziksel şiddete dönüşmesinden endişe etmekle birlikte mobbing uygulayan şahıslarla yalnız ve kapalı alanlarda tek başına bulunmaktan endişe duyduğunu, belirterek “artarak devam eden psikolojik tacizin fiziksel şiddete dönüşmesinden endişe etmekle birlikte mobbing uygulayan şahıslarla yalnız ve kapalı alanlarda tek başına bulunmaktan endişe duyduğunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca ciddi ve yakın tehlike nedeniyle ilgili idareden tedbir alınmasının talep edilmesi ile idarenin hukuka aykırı iş ve işlemlerinin kaldırılması yönünde tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Bilgi, belge ve görüş talepli yazılarımız üzerine Muğla İl Sağlık Müdürlüğünün
13/11/2020 tarih ve E sayılı yazısında özetle:
2.1) Şikâyet konuları ile ilgili başlatılan soruşturmanın tamamlandığı, yapılan soruşturma
neticesinde (başvuran) şikâyet başvurularında yer alan mobbing, ayrımcılık, psikolojik veya fiziksel şiddetten çekinme iddialarını destekleyecek veya ispat edecek kendi ifadesi dışında herhangi bir ifade, belge, bilgi ve bulgunun olmadığı, bahsi geçen dönem itibari ile Covid 19 salgının en yoğun olduğu, hastane genelinde 26 personelde Covid19 testinin pozitif çıktığı dikkate alındığında hastane yönetiminin olağan uygulamalar dışında tedbirler alması gerektiği de açık olduğundan, göğüs hastalıkları uzmanının bulunmadığı hastanede, pandemiyle mücadele için dâhiliye uzmanı doktorlardan yararlanılmaya çalışılmasının, şikâyetin aksine olumlu bir gayret olarak değerlendirildiği, ya görev tanımı dışında herhangi bir görev tevdi edilmediği, yapılan uygulamalar ve görev dağılımları yapılırken hakkaniyetli davranıldığının görüldüğü adı geçenin 17/04/2020 tarihli davet edildiği toplantıya mazeret belirterek katılamayacağını bilekçe ile bildirmesi sonucu 17/04/2020 tarih ve E. sayılı yazı ile davete icabet etmemiş olması nedeniyle yazılı olarak uyarıldığı, tekerrüründe hakkında disiplin soruşturmasının başlatılacağının bildirildiği, yapılan yazılı ikazda açıklama isteme, savunma isteme veya inceleme / soruşturma başlatma takdir ve yetkisinin disiplin amirine ait olduğundan ve yazılı ikazın 657 sayılı DMK’ya göre disiplin cezalarından sayılmadığı, yapılan işlemin disiplin cezası olmaksızın çalışanın yazılı olarak uyarılmasının idarenin iç işleyişine yönelik yazışma niteliğinde olduğu, tek başına hukuki sebepler doğuran, personelin durumunda değişiklik yapacak, kesin ve yürütülebilir işlemler olmadığından, ayrıca yapılan iddiaları sübuta erdirecek geçerli bilgi, belge ve tanık bulunmadığından, hakkında işlem yapılan Milas 75.Yıl
Devlet Hastanesi hakkında disiplin işlemini gerektirebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı ve disiplin soruşturmasına gerek olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı,
2.2) Tamamlanan inceleme/disiplin soruşturma dosyasının Bakanlık Disiplin Amirleri
Yönetmeliği hükümlerine göre değerlendirilmek üzere 03/11/2020 tarih ve E sayılı yazı ile disiplin amirine gönderildiği, disiplin amirince yapılan değerlendirme sonucunda, incelemeci tarafından varılan kanaatin uygun olduğunun 09/11/2020 tarih ve E sayılı yazı ile bildirildiği,
2.3) Konuyla ilgili yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığından müdürlük makamından
alınan 10/11/2020 tarih ve E sayılı onay ile dosyanın işlemden kaldırıldığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu
denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5) 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik
Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; “Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik taciz, çalışanların itibarını ve açıklamalarına yer verilmiştir.
8) Başvurana yapıldığı iddia edilen mobbing ve diğer hususların değerlendirilmesi
8.1) Başvuruya konu uyuşmazlığın idareyle başvuran arasında vuku bulan birtakım işlem,
eylem, tutum ve davranışlardan kaynaklandığı anlaşılmakta olup söz konusu uyuşmazlığın adilane bir çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle söz konusu işlem, eylem, tutum ve davranışların psikolojik taciz (mobbing) olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir.
8.2) Mobbing “işyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik
gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır.[Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)] 8)
8.3) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2018 tarihli ve E.2017/7(22)-3017, K.2018/99
sayılı kararında, bir eylemin psikolojik taciz olarak kabul edilebilmesi için, bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, belli bir süreye yayılması ve bu durumun sistematik bir hâl alması gerektiği, belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, psikolojik tacizin nedenlerinin farklılık gösterdiği, ancak amacının çoğu kez işçinin işyerinden ayrılmasını sağlamak olduğu vurgulanmakta, psikolojik tacizin ispatıyla ilgili olarak ise psikolojik tacize uğradığını iddia eden mağdurun, bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, bununla birlikte psikolojik tacizin genellikle tacizi uygulayan ile tacize maruz kalan arasında gerçekleşen bir olgu olması karşısında olayların tipik akışı, tecrübe kuralları göz önüne alınarak sonuca gidilmesinde yarar bulunduğu, yaklaşık ispat olarak adlandırılan bu yaklaşım tarzının işin doğasına da uygun olduğu belirtilmektedir.
8.4) Başvuruya konu olayda, başvuran özetle, bir kısım görevlere ilişkin tebliğler, geçmişe
yönelik tutanak tanzim edilmesi ya da eski tarihli tutanaklarla soruşturma açılarak sistematik şekilde baskı altına alınarak istifaya zorlanmasının hedeflendiğini belirtmektedir. İdare ise başvuranın davete icabet etmemiş olması nedeniyle yazılı olarak uyarıldığını, tekerrüründe hakkında disiplin soruşturmasının başlatılacağının bildirildiği, yapılan yazılı ikazda açıklama isteme, savunma isteme veya inceleme / soruşturma başlatma takdir ve yetkisinin disiplin amirine ait olduğundan ve yazılı ikazın 657 sayılı DMK’ya göre disiplin cezalarından sayılmadığı ve başvurana yönelik başlatılan bir disiplin soruşturmasının bulunmadığı bildirilmektedir. Ayrıca, Kurumumuzun yazısı üzerine, ilgili idare tarafından iddiaların araştırılması amacıyla inceleme başlatıldığı, ancak disiplin işlemini gerektirebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı ve disiplin soruşturmasına gerek olmadığı yönünde sonuca varıldığı anlaşılmaktadır.
8.5) Covid-19 Pandemisinin Dünyayı olduğu kadar Ülkemizi de etkilediği bir süreçte, pandemi
ile mücadele sürecinin hassasiyetle yönetilmesinin yanı sıra diğer sağlık hizmetlerini yürütmekle yükümlü olan Sağlık Bakanlığının ve ilgili birimlerinin çabalarının başarıya ulaşmasının aynı zamanda sağlık personelinin de özverili çalışmalarıyla mümkün olduğu göz ardı edilmemelidir. Bu zorlu süreçte başvuranın da dâhil olduğu sağlık çalışanlarının çabaları değerli olup takdir edilmeyi hak etmektedir. Kamu hizmetinin yürütülebilmesi ve toplum sağlığının korunması amacıyla, kamu personeline olağanüstü koşulların gerektirdiği ek veya fazla çalışmaların öngörülebileceği de makul bir durumdur.
8.6) Somut olayda, idarenin başvurana yönelik ve onu mağdur etmeyi amaçlayan bir
davranışının bulunduğunun ikna edici bir şekilde ortaya konulması gerekir. Bu yönüyle sırf başvurana yönelik bir psikolojik taciz süreci tespit edilememiştir. İdarece gerçekleştirilen söz konusu işlem ve eylemlerin psikolojik taciz (mobbing) olarak nitelendirilebilecek seviyeye ulaşmadığı, zira bu eylemlerin sistematik bir hal almadığı ve başvuranı işyerinden ayrılmak zorunda bırakma amacına yönelik olarak gerçekleştirildiğinin ortaya konulamadığı değerlendirilmektedir.
9) Yukarıda belirtilen gerekçelerle, idarece gerçekleştirilen söz konusu işlem ve eylemlerin
psikolojik taciz (mobbing) olarak nitelendirilebilecek seviyeye ulaşmadığı ve hakkaniyete aykırı bir eylem veya işlemin bu aşamada tespit edilemediği kanaatiyle başvurunun reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme:
10) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderilmesi konusunda özenli davranılmadığı, ayrıca idarenin; başvuranla ilgili işlemlerinde
“kanunlara uygunluk”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak işleme karşı başvuru yollarını belirtmemesi nedeniyle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
11) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası
uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı, (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Muğla
İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Başvuru dosyasında bulunan bilgi ve belgeler çerçevesinde yapılan inceleme sonucunda yukarıda açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın, Başvurana ve Sağlık Bakanlığına tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi tarafından karar verilmiştir.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi