onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, Siirt ili, …, …köyü 149 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. Yargıtay, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca taşınmazın niteliğine uygun olarak gelir esas alınarak kamulaştırma bedelinin hesaplanmasının doğru olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi’nin 2023 tarihli iptal kararı gereği, kamulaştırma bedeline yasal faizin davanın açıldığı tarihten itibaren uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, davacı idarenin fazla depo edilen bedelin iadesine ilişkin talebinin kısmen kabul edilmesi gerektiği, ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama gerektirmediği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin kararın düzeltilerek onanmasına hükmetmiştir.

5. Hukuk Dairesi         2024/4214 E.  ,  2025/637 K.

    “İçtihat Metni”


    MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/582 Ess, 2024/88 Karar
    DAVALILAR : 1…. vd. vekili Avukat …
    2. …
    DAVA TARİHİ : 25.09.2017
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/149 Esas, 2021/377 Karar

    Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Siirt ili, …, …köyü 149 ada 1 parsel (eski 263 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalılar, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tapuya tesciline, göl alanı olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; münavebe ürünlerinin hatalı, objektif değer artış oranının doğru alınmadığını, kapitalizasyon faiz oranı hesaplanırken değerlendirilen unsurların objektif değer artışında da değerlendirmeye alınarak mükerrer artışa sebebiyet verildiğini, kamulaştırma bedelinin yüksek hesaplandığını, ayrıca fazla depo edilen 4.531,06 TL’nin iadesi gerektiğini ileri sürmüştür.

    2.Bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın sulu tarım arazi vasfında olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının yüksek uygulandığını, ayrıca objektif değer artışının eksik belirlenmek suretiyle kamulaştırma bedelinin düşük hesaplandığını ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu kabul edilerek, bu niteliğine uygun olarak buğday, domates, patlıcan, biber münavebesi ile kapitalizasyon faiz oranı %5 ve objektif değer artışı %50 uygulanarak 27,58 TL/m² birim değeri üzerinden kamulaştırma bedelinin hesaplanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; münavebe ürünlerinin hatalı, ürün fiyatı ve verim miktarlarının yüksek, üretim masraflarının düşük alındığını, kapitalizasyon faiz oranının %5 alınmasının doğru olmadığını, kapitalizasyon faiz oranı hesaplanırken değerlendirilen unsurların objektif değer artışında da değerlendirmeye alınarak mükerrer artışa sebebiyet verildiğini, kamulaştırma bedelinin yüksek hesaplandığını, ayrıca fazla depo edilen 4.531,06 TL’nin iadesi gerektiğini ileri sürmüştür.

    2. Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrarla Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereği dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

    2.2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Arazi niteliğindeki Siirt ili, …, …köyü 149 ada 1 parsel (eski 263 parsel) sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak; üzerindeki yapıya ise aynı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek, üzerindeki ağaca ise yaş, cins ve verim durumlarına göre maktuen değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.

    3. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda 2017 Siirt İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri uygulanarak, dava konusu taşınmazın belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür.

    4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.

    5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; bir kısım davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    6. Davacı idare tarafından fazla depo edilen bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

    Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

    VII. KARAR
    1. Bir kısım davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

    2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2 nci bendinin “yansıtılmasına” ibaresinden sonra gelmek üzere “Davacı kurum tarafından depo edilen 20.366,40 TL bedelden, kamulaştırma bedeli olan 15.835,34 TL’nin mahsubu ile fazla yatırılan 4.531,06 TL bedelin, davalı tarafından bankadan çekilmişse varsa ödenen nemaları ile birlikte davalı hissesi oranında alınarak davacı idareye verilmesine, bedel alınmamışsa fazla yatan bedelin işlemiş nemaları ile birlikte davacı idareye iadesine,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

    Davalılar … vd.’den peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    15.01.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

    (Karşı Oy)
    (Karşı Oy)

    KARŞI OY

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

    Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılardan … vd. vekilinin 19.02.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; “Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararın uygulanacak faizin başlangıcı ve oranı yönünden bozulması istemine” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas – 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve temyiz eden davalılardan … vd. yönünden “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.

    Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun “Düzeltilerek Onama kararına ve 4 No.lu “Değerlendirme görüşüne” bu yönüyle (faize ilişkin olarak) katılmıyoruz. 15.01.2025