|
ÖZET: Uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa çerçevesinde tasarrufun iptali talebi üzerine şekillenmiştir. Davacı, borçlu tarafından taşınmazın yeğenine satıldığını iddia ederek iptal talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, taşınmazın borçlu şirketin borcundan dolayı satıldığını belirterek davayı reddetmiştir. Ancak Yargıtay, mahkemenin kararını bozarak, taşınmazın satışının kamu borcuna dayandığını ve bu borcun gecikme zammı ile birlikte belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Yargıtay, tasarrufun iptali davalarında borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişilerin sorumluluğunun dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Davalıların sorumluluğu, kamu alacağının asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olmalıdır. Mahkeme, sadece 18.437,07 TL üzerinden sorumluluk belirlemesi yaparak hatalı bir karar vermiştir. Bu durum, yeniden yargılama gerektirmeden, mevcut hukuki çerçeve içerisinde düzeltilerek onanmıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, kamu alacağının belirlenmesi ve davalıların sorumluluğu konusunda daha kapsamlı bir değerlendirme yapılması gerektiğini ifade ederek, mahkeme kararını düzelterek onamıştır. Bu karar, tasarrufun iptali davalarında borçlu ve üçüncü kişiler arasındaki hukuki ilişkilerin net bir şekilde belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. |
4. Hukuk Dairesi 2024/6038 E. , 2024/13121 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/5 E., 2024/120 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabulü
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu…’in amme alacağının tahsilini imkansız … getirmek amacıyla adına kayıtlı taşınmazını yeğeni …’e sattığını, belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.03.2021 tarihli ve 2016/50 Esas, 2021/161 Karar sayılı kararıyla, dava konusu taşınmazın dava dışı borçlu şirketin borcundan dolayı satıldığı ve artan bir bedel kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 22.11.2022 tarihli ve 2022/8596 Esas, 2022/15221 Karar sayılı ilâmı ile; “…Mahkemece, uyma kararı verilen ilamda dava konusu taşınmazın takip borçlusu …’nin mi yoksa davalı üçüncü kişi …’in mi borcundan dolayı satılıp satılmadığının tesbit edilerek, sonucuna göre karar verilmesi istenmiştir. Dosyadaki belgelerden, dava konusu taşınmazın İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2006/181 sayılı takip dosyasından üçüncü kişi …’in borcundan dolayı yapılan takipte 29.01.2008 tarihinde 28.000,00 TL’ye ihale ile dava dışı …’e satıldığı ihalenin 06.01.2009 tarihinde kesinleştiği takip dosyası alacağı dışında bir alacak kalmadığı, kamu borçlusu …’nin bu dosyada borçlu sıfatının olmadığı anlaşılmaktadır.Davacı yargılama sırasnda davayı bedele dönüştürdüğünü belirtmiştir. Öte yandan, davalı … yargılama sırasında taşınmazın borçlu amcası … tarafından, kendisine bedelsiz olarak, oğullarının bu taşınmazı satmasını engellemek için devredildiğini belirtmiştir. Buna göre işlemin 6183 sayılı Yasa’nın 28 ve 30.maddelerine göre iptali gerektiği sabittir. Şu halde, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı 07.02.2005 tarihi itibari ile kamu borcunun, gecikme zammı ve ferileri ile birlikte ne kadar olduğunun ilgili birimden sorularak, tesbit edildikten sonra bu bedeli ve taşınmazın ihaledeki satış bedeli 28.000,00 TL’yi aşmayacak şekilde davalı …’in tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur…” gerekçesi ile kararın bozularak Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mükellef müteveffa …’in şahsi mükellefiyetinden dolayı; 07.02.2005 tarihi itibarı ile gecikme zammı dahil tahakkuk etmiş 18.437,07 TL borcu bulunduğunun bildirildiği, bu bedelin de taşınmazın ihaledeki satış bedeli olan 28.000,00 TL’yi aşmayacak şekilde davalıdan tahsili gerektiğinden davalı …’e yönelik bedel davasının kabulü ile, 18.437,07 TL’nin bu davalıdan alınıp davacıya verilmesine, diğer davalılara yönelik davanın reddine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde ; davanın bütün davalılar yönünden kabulüne karar verilmesi ve ayrıca bütün davalılar talep edilen miktar üzerinden sorumlu olmaları gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık,6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayanıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesine kararın bozmaya uygun olarak verilmesine göre davacı vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6183 sayılı Yasa’nın 25 .maddesine göre tasarrufun iptali davaları borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler aleyhine açılır. Somut olayda borçlu … yargılama sırasında ölmüş mirasçılarının bir kısmı mirası red ettiğinden tek mirasçı … kalmıştır. Bu halde davalı … yönünden de davanın kabulüne ve bedel dışında yargılama giderlerinden davalı üçüncü kişi … ile birlikte müteselsilen sorumlu olmaları gerekirken, … dışındaki tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
3. Davanın bedele dönüşmesi halinde, tesbit edilen kamu alacağının asıl alacak ve ferileri ile ve bedeli ile sınırlı olacak şekilde karar verilmesi gerekirken, sadece 18.437,07 TL sorumlu olacak şekilde karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici Madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1. bendinin tümünün silinerek yerine “18.437.07 TL asıl alacak ve ferilerinin, 28.000,00 TL’yi geçmeyecek şekilde davalı …’ten tahsile ile davacı hazineye verilmesine” ibaresinin yazılmasına, 2, 3 ve 4. bentlerine “… ve …’ten tahsiline” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.