|
ÖZET: Bu karar, başvuranın ihtar puanı cezasının iptali ve adli tabiplik görevinin aile hekimlerine verilmemesi taleplerini incelemektedir. Başvuran, adli defin nöbeti sırasında görevini yerine getirmediği gerekçesiyle 10 ihtar puanı cezası almıştır. İdare, başvuranın nöbetçi olduğu tarihte adli defin işlemi için aranmasına rağmen, ilgili yere intikal etmediğini ve bu nedenle soruşturma açıldığını belirtmiştir. Başvuran, savunma hakkının ihlal edildiğini iddia etse de, yapılan incelemelerde savunma taleplerinin açıkça iletildiği ve başvuranın bu taleplere yanıt vermediği tespit edilmiştir.
Danıştay kararları doğrultusunda, aile hekimlerinin belirli şartlar altında defin nöbetinde görevlendirilebileceği anlaşılmıştır. Başvuranın adli tabiplik görevinin aile hekimlerinin görev alanına girmediği yönündeki itirazı, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde geçersiz bulunmuştur. Sonuç olarak, başvuranın itirazları reddedilmiş ve verilen cezanın hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/3235-S.21.5201
BAŞVURU NO : 2020/97512
KARAR TARİHİ : 25/02/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : İhtar puanı cezasının iptali talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 28/09/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, aile hekimi olarak görev yapmakta iken tarafına ihtar puanı cezası verildiğini, ilgi ceza verilirken savunma yapması için tarafına gönderilen yazı ekinde idarelerin birbiri ile olan yazışmalarda 9 sayfalık kısmın eksik olduğunu, bu nedenle savunma hakkının ihlal edildiğini, muhakkik olarak görevlendirilen kişilerin de görev ve derecelerinin de en azından kendi ile eşit olması gerekirken bu hususun gözetilmeden işlem tesis edildiğini ve 5858 sayılı kanun gereğince de adli tabiplik görevinin görev alanına girmediğini buna rağmen söz konusu görevlendirmenin yapıldığını belirterek verilen ihtar puanı cezasının geri alınmasını ve adli tabiplik görevinin verilmemesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddia hakkında bilgi ve belge talep yazımıza istinaden Sağlık Bakanlığı tarafından gönderilen sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1. Başvurana ihtar puanı cezası icap nöbeti tuttuğu tarihte nöbet bölgesinde meydana gelen ölüm olayında aramalara cevap vermeyerek yerinde ölü muayenesi için ilgili yere intikal etmediği, ölü muayenesi yapmadığı ve defin ruhsatiyesi vermediği, bu nedenle Aile Hekimliği
Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği Ek 2 de düzenlenen İhtar Puanı Tablosunda yer alan
“Mevzuatta verilen diğer görevleri yapmamak” hükmüne istinaden 10 ihtar puanı cezası verildiği, Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında
Yönetmeliğin ilgili maddesinde Mesai saatleri dışında verilecek olan ölüm belgelerinin düzenlenmesi için nöbet usulü ile aile hekimlerinin de görevlendirilebileceği, muhakkik olarak atanan şube müdürünün de İl Sağlık Müdürü tarafından atandığı, ayrıca savunmasını vermesi için üç defa savunma yazısı istendiği ve ilgili yazılarda soruşturulan eylemin net olarak ifade edildiği belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,
4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 216 ncı maddesinde “Defin ruhsatiyeleri belediye tabipleri, toplum sağlığı merkezi tabipleri ile aile hekimleri tarafından mevtanın muayenesinden sonra verilir ve bu ruhsatiyelerin yerleşim yeri bazında hangi tabipler tarafından verileceği
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından belirlenir. Ölümüne sebep olan hastalık esnasında tedavi eden tabibin verdiği ruhsatname resmi tabipler tarafından tasdik edilmek şartiyle muteberdir.” 6. Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında
Yönetmeliğin “Gömme izin belgesi verilmesi” başlıklı 16 ncı maddesinin 2. ve 3.
fıkralarında “(2) Ölüm, özel sağlık kuruluşlarında gerçekleşmiş ise, ölüme sebep olan hastalık esnasında tedavi eden tabibin verdiği gömme izin belgesi varsa bu belge belediye tabibi, yoksa aile hekimliğinin uygulandığı illerde toplum sağlığı hekimi veya aile hekimi, diğer illerde sağlık ocağı hekimi tarafından tasdik edilmek şartıyla geçerli olur.
(3) Ölümün sağlık kurumları dışında gerçekleşmesi durumunda gömme izin belgesi cenazenin bulunduğu yerdeki belediye tabibi tarafından, belediye tabibi bulunmayan yerlerde aile hekimliğinin uygulandığı illerde toplum sağlığı hekimi veya aile hekimi, diğer illerde sağlık ocağı hekimi tarafından, bunların bulunmaması halinde gömme izin belgesi görevlisi tarafından verilir. Gömme izin belgesi görevlisi bulunmayan yerlerde ise bu belge jandarma karakol komutanları veya köy muhtarları tarafından verilir.” 7. Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinin “Sözleşmenin ihtaren sona erdirilmesi” başlıklı 14 üncü maddesinin son fıkrasında “İhtarı gerektiren fiilin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde gerekli işlem başlatılarak takip eden altı ay içerisinde sonuçlandırılır. İhtarı gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde ihtar verilmemesi hâlinde ihtar verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”
Aynı yönetmeliğin ek 2 nci tablosunda aile hekimliği uygulamasında uygulanacak ihtar puanları belirlenmiş olup, “Mevzuatla verilen diğer görevleri yapmamak” fiilinin cezası 10 ihtar puanı olarak belirlenmiştir.
8. Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin “Denetim” başlıklı 33 üncü maddesinde “Aile sağlığı merkezi, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Kurum, ilgili mülkî idare amirleri ve yerel sağlık idare amirleri veya bunların görevlendireceği personelin denetimine tâbidir. Denetim yapmaya yetkili amir, ilgili mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılığı doğrudan kendisi tespit edebileceği gibi, tespiti yapmak üzere incelemeci veya soruşturmacı da görevlendirebilir. Bu denetimler Kurum tarafından belirlenen denetleme formları ile gerçekleştirilir. Mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılık tespit edildiği takdirde, Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca
Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelikte belirtilen hükümler çerçevesinde ilgililer hakkında işlem tesis edilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin reddi yönündeki öneri, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Başvuran özetle, ihtar puanı cezasının iptalini ve adli tabiplik görevinin aile hekimlerine verilmemesini talep etmektedir.
11.İdare tarafından gönderilen belgeler incelendiğinde, başvuranın 16-22 aralık tarihlerinde adli defin nöbeti için görevlendirildiği 21.12.2019 tarihinde nöbetçi iken tarafının adli tabiplik görevi için aranmasına rağmen ulaşılamadığı ve görevi ifa için ilgili yere intikal etmediği, bunun üzerine İl Sağlık Müdürlüğü tarafından muhakkik görevlendirilerek soruşturma açıldığı, 25/02/2020 tarihinde “ 16-22 Aralık 2019 tarihleri arasında adli defin nöbeti listesinde görevli olmasına rağmen 21.12.2019 tarihinde adli defin işlemi için arandığı ancak ölüm muayenesine gitmediği ve bu nedenle hakkında soruşturma açıldığı, 20/03/2020 tarihi mesai bitimine kadar ifadesinin verilmesi gerektiği” şeklinde savunma talep edildiği, ancak başvuranın 10/03/2020 tarihinde ilgili yazı ile birlikte ek olarak idarelerin kendi aralarında yaptığı yazışmaların da gönderildiği ve bu yazışmalardan 9 sayfanın eksik olduğu ne ile suçlandığını bilmediği için savunmasını yapmayacağına dair dilekçe yazdığı, 12/03/2020 tarihinde yeniden savunma istendiği fakat savunma yapmadığı, aynı şekilde son savunmasının da istendiği ve 24/01/2020 tarihinde başlayan soruşturma neticesinde 11/05/2020 tarihinde vali yardımcısı tarafından son savunması istenmiş, 16/06/2020 tarihinde ise Mevzuatla verilen diğer görevleri yapmamak nedeniyle 10 ihtar puanı cezası verildiği anlaşılmıştır.
12. Danıştay Onyedinci Dairesinin 28/01/2016 günlü, E:2015/11746, K:2016/448 sayılı kararı ile Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelik’in ilgili maddelerinin iptaline karar verilmesi nedeniyle, nöbet listelerinin hukuki dayanağının kalmadığı ve ihtar cezalarının da iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de anılan kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/11/2018 günlü, E:2016/3091, K:2018/4806 sayılı kararıyla; “Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve
Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (g)
bendinde, ölüm belgesinin, tabip veya gömme izin belgesi görevlisi tarafından verilen, cenazenin defninin yapılmasının uygun olduğunu gösteren belge olarak tanımlandığı, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun ilgili hükümlerinde, her ilçede hükümet tabibinin olacağı, hükümet tabiplerinin il sağlık müdürlerinin emri altında oldukları, bulundukları yerlerin sağlık işlerinden sorumlu oldukları, defin ruhsatlarının (ölüm belgesi) kural olarak belediye tabibi tarafından verileceği, belediye tabibi olmayan yerlerde ise, bu görev ve yetkinin
Hükümet tabibinde olduğu, tabip bulunmayan yerlerde ise söz konusu belgenin küçük sıhhat memurları veya bu konu ile görevlendirilmiş memurlar tarafından verileceği, bunların da olmadığı yerlerde defin ruhsatiyesinin jandarma karakol komutanı veya köy muhtarınca tanzim edileceğinin kurala bağlandığı; görüldüğü üzere ölüm belgesinin düzenlenmesi konusunda bir sıralamaya yer verilerek bu yetkinin öncelikle belediye tabibinde olmakla birlikte, belediye tabibinin olmadığı yerlerde toplum sağlığı hekimleri ve aile hekimlerinin görevlendirildiği,
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 8, 216 ve 219. maddeleri, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun Ek 33. maddesi, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun 2. maddesi, 3.
maddesinin 1. ve 5. fıkrası ile 5. maddesi, 5258 sayılı Yasanın 8. maddesine dayanılarak çıkarılan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 4. maddesinin (l) ve (n) bendi ile 10.
maddesinin 5. fıkrası ve dava konusu edilen Yönetmelik hükümleri birlikte incelenip değerlendirildiğinde, ölüm belgesi hizmetlerinin yerine getirilmesi konusunda birinci derecede aile hekimlerinin görevli ve yetkili olmadığı ve söz konusu hizmetlerin, hizmetin türüne göre ilgili hekimler ve kurumlar (belediye hekimi, toplum sağlığı hekimi, adli tıp kurumu ve hastaneler) tarafından yerine getirileceği anlaşılmakla birlikte, ölüm belgesi düzenleme hizmetlerinin yürütülmesi noktasında, bu hizmetlerin yürütülmesine ihtiyaç duyulan yerlerde hizmetin aksamadan devamlılığı açısından ve iş yükü gözetilerek, ilgili hekim veya kurumların bulunmaması durumunda aile hekimlerinin de görevlendirilebileceği sonucuna ulaşıldığından, iptali istenilen maddelerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, anılan Daire kararının bozulmasına karar verildiği anlaşıldığından, belli şartların varlığı halinde aile hekimlerinin defin nöbetinde görevlendirilebilecekleri açıktır.
13. Buna göre, başvuran tarafından defin ruhsatı (ölüm belgesi düzenleme) nöbetinde görevlendirilmesi ve bu görevlendirmeye yapılan itirazın reddine ilişkin dayanağı olan
Danıştay 17. Dairesinin 28/01/2016 günlü, E:2015/11746, K:2016/448 saydı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/11/2018 günlü, E:2016/3091, K:2018/4806 sayılı kararıyla bozulduğu göz önüne alındığında; belli şartların varlığı halinde aile hekimlerinin defin nöbetinde görevlendirilebilecekleri açık olduğu anlaşılmıştır. Bu doğrultuda idare tarafından gönderilen bilgi belgelerden başvuruya konu ölüm belgesinin düzenlenmesi gereken gün başvuranın icap nöbetti tuttuğu (Valilik Makamının oluru ile oluşturulan İlçe Adli Defin Nöbet
Listesinin varlığı da ayrıca bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.) anlaşıldığından, başvurana yapılan görevlendirmenin hukuka uygun olduğu, bu noktada başvuruda yer alan adli tabiplik görevinin verilmemesi yönündeki talebinin, yukarıda yer verilen Danıştay 17. Dairesinin 28/01/2016 günlü, E:2015/11746, K:2016/448 saydı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri
Kurulunun 15/11/2018 günlü, E:2016/3091, K:2018/4806 sayılı kararıyla bozularak mevzuatımızdaki yerini koruduğu ve hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir.
14. Başvuranın adli tabiplik görevinin aile hekimlerinin görev alanına girmediğine ilişkin itirazına ilişkin olarak Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 216 ncı maddesinde defin ruhsatiyelerinin verilmesine ilişkin işlemin aile hekimlerinin de görev alanına girdiği düzenlenmiştir. Dolayısıyla nöbetçi olarak görevli olunan zaman dilimi içinde ilgili yere intikal etmeyerek söz konusu vazifenin yerine getirilmediği, Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme
Yönetmeliğinin ek 2 nci tablosunda yer alan “mevzuatla verilen görevleri yapmama” fiilini işlediği ve bunun neticesinde 10 ihtar puanı ceza karşılığının idare tarafından uygulandığı anlaşılmıştır.
15. İdare tarafından gönderilen savunma isteme yazılarında başvuran hakkında açılan soruşturmanın ne ile alakalı olduğu açıkça belirtildiği görülmüş olup, ayrıca idarelerin yapmış olduğu yazışmalara ulaşıp ulaşmama durumunun hakkında soruşturma açılan tarafça kafa karışıklığına neden olacak bir husus olmadığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla ilgili durumun savunma hakkının ihlaline yol açmadığı ve başvurandan üç defa savunma istendiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla İdari soruşturmanın yapılmasına ilişkin usul ve esasların ise başvuranın ne ile suçlandığına ilişkin acıkmaların savunma istem yazısı , disiplin soruşturma raporunda yer aldığı bu bakımdan başvuranın bu yöndeki iddialarının asılsız kaldığı tespit edilmiştir.
16. 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunun “Denetim, sorumluluk ve mal bildirimi” başlıklı 6 ncı maddesinde aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Bakanlık, ilgili mülki idare ve sağlık idaresinin denetimine tabi oldukları düzenlenmiştir. Personel hakkında disiplin cezası verilebilmesi, usulüne uygun bir disiplin soruşturması yapılmasına bağlıdır. Buna göre yapılan soruşturmaya ilişkin idare tarafından gönderilen bilgi ve belgeler incelendiğinde; başvuranın itirazına konu olan aile hekimlerinin defin işlemlerinde görevlendirilmesinin mevzuata uygun olmadığı hususunun
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/11/2018 günlü, E:2016/3091, K:2018/4806 sayılı kararı neticesinde, idarenin işleminin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir. İlgili ceza da mevzuatta belirtilen iki yıllık zamanaşımı süresi içinde ve yetkili makamca verilmiş olup, yetki yönünden de herhangi bir aykırılık saptanamamıştır.
17. Disiplin soruşturmasının İl Sağlık Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak görev yapan nın muhakkik olarak görevlendirildiği görülmektedir.25/01/2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazetede Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin “Denetim” başlıklı 33 üncü maddesinde yer alan “Aile sağlığı merkezi, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Kurum, ilgili mülki idare amirleri ve yerel sağlık idare amirleri veya bunların görevlendireceği personelin denetimine tabidir. Denetim yapmaya yetkili amir, ilgili mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılığı doğrudan kendisi tespit edebileceği gibi, tespiti yapmak üzere incelemeci veya soruşturmacı da görevlendirebilir. Bu denetimler Kurum tarafından belirlenen denetleme formları ile gerçekleştirilir. Mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılık tespit edildiği takdirde, Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak
Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte belirtilen hükümler çerçevesinde ilgililer hakkında işlem tesis edilir.” denilmek suretiyle aile hekimlerinin denetimine ilişkin yetkili personelin kimler olduğu düzenlemiştir. Bu madde hükmünden kıyasla yürütülen bir soruşturma kapsamında denetim yapmaya yetkili amir tarafından muhakkik görevlendirilmesinin mevzuata uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca
Muhakkik olarak görevlendirilen şube müdürü de yetkili disiplin amiri tarafından görevlendirildiği görülmüştür. Muhakkikin hakkında soruşturma açılan kişi ile görev ve yetki yönünden en azından aynı düzeyde bulunup bulunmaması hususunun da soruşturmanın objektif yürütülmesine herhangi bir etkisi olmadığı anlaşıldığından, ilgili soruşturmanın ve verilen cezanın hukuka aykırı olmadığı değerlendirilmiştir.
18. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yapılan soruşturmanın mevzuata aykırı olmadığı değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Rize İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Bu kararın BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi