|
ÖZET: Başvuran, mobbing iddialarıyla birlikte 2020 yılında kendisine uygulanmayan maaş zammının yapılmasını ve müdürlük görevinden alınması nedeniyle tazminat talep etmiştir. İdare, başvuranın özel hukuk hükümlerine tabi bir şirkette çalıştığını ve yapılan işlemlerin idari işlem niteliği taşımadığını savunmuştur. Ancak, başvuranın iddiaları incelendiğinde, mobbingin varlığına dair somut delil bulunamamıştır.
Bununla birlikte, başvuranın bulunduğu kadroda maaş zammı yapılmaması, diğer kadrolara yapılan zammın aksine, çalışma barışını bozacak nitelikte bir durum olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle, başvuranın maaş zammının belirlenerek yasal faizi ile ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın mobbing talebi reddedilmiş, ancak maaş zammı yapılması yönünde tavsiyede bulunulmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/5602-S.21.9059
BAŞVURU NO : 2020/98053
KARAR TARİHİ : 07/04/2021
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Mobbingin tespiti ve 2020 yılında tarafına yapılmayan maaş zammının yapılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 07/10/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran ’de müdür iken hakkında olumsuz bir kurul kararı ya da sonuçlanmış olumsuz bir disiplin soruşturması olmamasına rağmen müdürlük görevinden alındığını, eğitmen kadrosunda değerlendirildiğini, müdürlük görevindeyken aldığı maaşında düşüş olduğunu, ancak bu döneme ait 12 aylık maaş ödemesinden feragat ettiğine ilişkin hiçbir belge imzalamadığını, Ocak ayında 4000’i aşkın personele zam yapılırken tarafına ve müdürlük görevinden eğitmen kadrosuna yeni alınmış olan diğer personele herhangi bir maaş zammı yapılmadığını, tarafının izninin çok olduğundan bahisle kış ayında izin kullanmaya zorlandığı ancak diğer personele izin kullanması yönünde herhangi bir baskı yapılmadığını, salgın döneminde kronik hastalığının olması ve sokağa çıkma yasağı kapsamında yer almasına ve hipertansiyon ve aterosklorotik kalp hastası olmasına ayrıca Covid-19 idari izin raporu olmasına rağmen tarafının idari izinli sayılmadığını, ancak 326 personelin idari izinli sayıldığını, yıllık izin kullanırken alınan izin süresinin içinde arife günü ile diğer tatil günlerinin sayılmaması gerekirken almış olduğu izin süresinin içinde cumartesi günlerinin de dahil edildiğini, eğitmen kadrosuna alınmış olmasına rağmen tarafının Kuzey Ankara Parkında bulunan atıl bir depoda dosya takma ve arşiv işi ile görevlendirildiği, çalıştığı yerde masa ve oda çalışma ortamı gibi temel ihtiyaçların da tedarik edilmediğini ve havasız, ısıtması olmayan bir yerde çalışmak zorunda olduğunu ve yakınlarda herhangi bir bakkal lokanta gibi işletmelerin olmadığını, öğle izninde de görev yerinden ayrılmaması gerektiğine aksi halde tutanak tutulacağına ilişkin bilgilendirme yapıldığını, giriş çıkışlara ilişkin merkeze bilgilendirmelerde bulunulduğunu, henüz belediye başkanı değişmediği dönemde hakkında soruşturma yapıldığını, resmi bir yazışma ya da evrak kaydı olmadan “mitinglere personel götürdünüz mü, personeli
açılışlara ve maçlara neden götürdünüz, sosyal medyada neden beğendiniz” gibi sorular sorulduğunu, – yeni Genel Müdür olarak göreve gelen .nin 9 ayı aşkın sürede görevde bulunurken personelin neredeyse tamamıyla görüşmesine rağmen tarafının görüşme taleplerini reddettiğini, ayrıca diğer personel ile tarafının iletişimini kesmeye yönelik telkinlerde bulunduğunu, şahsının komisyon üyesi olduğu dönemde yapılan eğitim ihalelerinde usulsüzlük yapıldığına ve savcılığa suç duyurusu yapılacağına ilişkin tehditlere bulunulduğunu ancak yapılan soruşturma neticesinde herhangi bir usulsüzlük bulunamadığını-,şirketin kurumsal mesaj sisteminden tüm personele şahsı ve diğer eski yöneticiler için
“mahkemeleri devam ediyor haklarında soruşturma başlatıldı” gibi bildirimler yayınladıklarını ve şahsının itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını, tarafına sözlü olarak 5 kademe aşağı olan bir kadro teklif edildiğini, şirkette 16 yıldır çalıştığını ve en alt kadrodan başlayarak müdürlük görevine geldiğini, tarafına sözlü olarak yapılan teklifin . için yazılı olarak oluşturulduğu fakat bekletildiğini belirterek tarafına yapılan mobbingin tespitini talep etmektedir. Bu talebine ek olarak 12/11/2020 tarihinde Kurumumuza vermiş olduğu ek dilekçesinde diğer kurum personeline yapılan 2020 yılına ait maaş zammının tarafına da uygulanmasını ayrıca görevden alınması nedeniyle bir önceki iş sözleşmesinden kaynaklanan tazminatın tarafına yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkındaki bilgi ve belge talebimize istinaden Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen sayı ve 24/02/2021 tarihli cevabi yazıda özetle; bir Belediye Şirketi olduğu, özel hukuk hükümlerine tabi bir şirket olduğu ve personelin 4857 sayılı iş kanununa tabi olduğu, yapılan işlemlerin de idari işlem niteliği taşımadığı, başvuranın 01.06.2005 tarihinde göreve başladığı, 09.04.2015 tarihinde vekaleten 27.03.2017 tarihinde de asaleten olmak üzere İnsan Kaynakları Müdürü olarak görevlendirildiği, 16.05.2019 tarihinde müdürlük görevinden ayrılmak istediğine ilişkin dilekçe sunarak ilgilinin eğitim biriminde görevlendirmesinin yapıldığı ve bu görevlendirmenin karşılıklı anlaşmak suretiyle yapıldığı tek taraflı feshin söz konusu olmadığı, maaşında herhangi bir değişiklik yapılmadığı, müdür ve eğitmen kadrosunda yer alan personelin aynı maaşı aldıkları, yenilen sözleşmede fesih tazminatına ilişkin bir hüküm konulmadığı, her ne kadar seçim sonrası siyasi sebeplerle ayrımcılık yapıldığı iddia edilse de seçimden sonra yapılan yeni sözleşmelere de ayrımcılık olmaması için söz konusu tazminat hükmünün konulmadığı, halihazırda görev yapan hiçbir müdürün sözleşmesinde söz konusu haksız fesih tazminat hükmünün bulunmadığı, seçimden sonra başvuran yerine İnsan Kaynakları Müdürü olarak alınan .nün sonrasında
Müdür yardımcısı olarak görevlendirildiği, daha önce Destek Hizmetleri Müdürü olan .nün hala arşiv biriminde “Eğitmen” kadrosunda Güvenlik Müdür olan .nin ABB Başkanı Mahsur YAVAŞ’ın seçiminden çok önce 12.03.2010 tarihinden çok önce 12.03.2018 tarihinde “Eğitmen” kadrosuna görevlendirildiği, halen kendi rızası ile Uzman Yardımcısı olarak çalışmaya devam ettiği, Anfa Güvenlik
Şirketinin kamu kurumu niteliğinde olmadığı dolayısıyla kamu kurumlarında çalışanların idari izinli sayılmasına ilişkin yayımlanan genelgenin özel hükümlere tabi olan Anfa Güvenlik Şirketi için geçerli olmadığı, hatta 22.05.2003 tarihinde 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici madde ile üç aylık süreyi geçmemek üzere işverenin işçiyi ücretsiz izne ayırma yetkisinin verildiği ancak buna rağmen başvuranın birikmiş izinleri olduğu için menfaati gözetilerek yıllık izin hakkının kullandırıldığı ve .nün birinin yaşı diğerinin de kronik rahatsızlığı olması nedeni ile idari izinli sayıldıkları, ancak onların yıllık izinleri olmaması nedeniyle yıllık izin kullandırma yönünde işlem tesis edilmediği, yıllık izinlerin de İş
Kanunun ilgili maddesi gereğince hafta tatilinin bir gün olduğu bunun dışında verilecek tatillerin yıllık izinden düşülmesi gerektiği, bu nedenle mevzuat gereğince yıllık izin taleplerinde cumartesi gününü de izin süresinden sayıldığı ve bu uygulamanın başvuranın müdürlük yaptığı dönemde de aynı olduğu, başvuranın
Kuzey Ankara Parkında bulunan arşiv biriminde . isimli personelin “Eğitmen” kadrosunda çalıştığı, arşiv biriminde görevli personel için ofis eşyalarının tedarik edildiği, personelin öğlen yemeklerinin şirket tarafından karşılandığı, içecek konusunda da bir sorun yaşanmadığı, başvuran hakkında yapılan soruşturma ile ilgili olarak da olumsuz bir hususa rastlanmadığı, başvuranın “eğitim” biriminde çalışırken yapmış olduğu işlemler ile alakalı bir soruşturma yapıldığı ancak bu teftiş ile ilgili olarak da tarafına baskı yapılmadığı, personellerin görevlendirilmesi için 22 nci maddesi gereği personelin görev değişikliğinin rızalarına bağlı olarak yapıldığı dolayısıyla başvurandan alt kadroya atanmasına ilişkin yazılı olarak teklifte bulunulmadığı, seçim sonrası göreve gelen insan kaynakları müdürü .nün insan kaynakları müdür yardımcılığına Ar-ge müdürü .nin de uzman kadrosuna görevlendirilmesinin alt kadro görevlendirmelerine ilişkin yazılı açık rızalarının alınarak yapıldığı, 2.1. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen 09.12.2020 tarih ve sayılı cevabi yazısında; Merkez kadrosunda görev yapan personelin maaş ödemelerinin Müdürler Kurulu Kararı ile belirlendiği, ilgili maaş zammı belirlenirken kadro durumunun esas alındığı, 2020 yılında da gene maaş skalasının kadro bazında belirlendiğini, bu nedenle başvuran gibi eğitmen kadrosunda görev yapan diğer personelin de maaş zammının yapılmadığını, belediye başkanı değiştikten sonra göreve alınan ve eğitmen kadrosunda görev yapan diğer personele de maaş zammının yapılmadığını, hatta başvuranın kendisiyle görüşmediğini iddia ettiği Genel Müdür .ye de ücret zammının uygulanmadığı, Eğitim Kurumunun yıllarca de her yıl zarara uğrayan bir birim olduğu, 2020 yılında hiçbir faaliyet vermemesine rağmen 7244 sayılı Yeni Koronavirüs Salgınının ekonomik ve Sosyal Hayat Etkilerinin Azaltılması
Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereğince ilgili birimde görev yapan personelin ücretsiz izne gönderme hakları saklı iken personelin mağduriyet yaşamaması için bu yola başvurmadıkları, Belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun “Şirket Kurulması” başlıklı 26 ncı maddesinde; “Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir. Genel sekreter ile belediye ve bağlı kuruluşlarında yöneticilik sıfatını haiz personel bu şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görev alabilirler. Büyükşehir belediyesi, mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebilir; ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir. (Ek cümle: 12/11/2012-6360/10 md.) Ancak, bu yerlerin belediye şirketlerince üçüncü kişilere devri 2886 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde, “e) İdare: Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarını, mahallî idareleri, mahallî idarelerin bağlı idarelerini, mahallî idare birliklerini, döner sermayeli kuruluşları, kanunlarla kurulan fonları, kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüslerini, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait kuruluşlar ile bunlara bağlı ortaklıklar ve müesseseleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını, kamu hizmeti yürüten özel hukuk tüzel kişilerini,” 7. 4857 sayılı İş Kanunun
“Eşit davranma ilkesi” başlıklı 5 inci maddesinde “İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.”
“Hafta tatili ücreti” başlıklı 46 ncı maddenin birinci fıkrasında “Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir.”
“Yıllık ücretli iznin uygulanması” başlıklı 56 ncı maddenin üçüncü fıkrasında “Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz”
“Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi” başlıklı 22 nci maddesinde “İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda
17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir.”
Hükümleri mevcuttur.
IV. KAMUDENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; “Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran, tarafına mobbing yapıldığı iddiası ile mobbingin tespitini, kendisine 2020 yılında uygulanmayan maaş zammının tarafına da uygulanmasını ve maaş zammı uygulanmaması nedeniyle mahrum kaldığı maaş farkının ayrıca bir önceki sözleşmeye dayanarak müdürlük görevinden alınması nedeniyle hak kazandığı tazminatın yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir.
10. Başvuruya konu idarenin Limited Şirket olması nedeniyle özel hukuk hükümlerine tabi olduğu ve işlemlerin idari işlem sayılmayacağı dolasıyla Kurumumuzun görev alanı dışında olduğuna yönelik itirazlarına ilişkin olarak; Ankara Büyükşehir Belediyesine ait şirket olarak 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Kanununun “Şirket Kurulması” başlıklı 26 ncı maddesi gereğince, Belediye
Şirketleri olarak sermayesinin tamamı ya da yarısından fazlası Belediyeye ait olacak şekilde kamu yararı gözeterek hizmet üretmek ve pazarlamak üzere kurulan Belediye İktisadi teşebbüsüdür. Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Tanımlar başlıklı 3 üncü maddesi gereğince ilgili kuruluşların işlemleri idari işlem olarak kabul edilir ve Kurumun görev alanı içine girmektedir.
11. Mobbing ile ilgili iddialara ilişkin olarak mobbingin varlığı hususunda tereddüde düşülmüş olup, bilirkişiye başvurmak gerekmiştir. Bilirkişi . tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle “…
Belediye Şirketleri Kamu Kurum ve Kuruluşları olmadığı için COVİD-19 ile ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanacak olan genelgeler, şirket çalışanları için uygulanmaz.
savunmasında şirketleri nezdinde idari izin kullandırılmasının işverenin takdirinde olduğunu, idari izin kullandırılmayıp yıllık izin kullandırılmasının nedeninin birikmiş yıllık izinleri olduğunu yıllık izinlerinin tüketilmesinin akabinde idari izin verildiğini ve raporunun yenilemediği bir dönemde ise çalıştığını öne sürmektedir. İş Kanunun 5. Maddesi işyerinde ayrımcılığı yasaklamaktadır. İş yerinde ayrımcılık yasağı iş ilişkisinin her aşamasında geçerli olup, işveren takdir yetkisini kullanırken de eşitlik ilkesine uygun davranmakla yükümlüdür. İşveren takdir yetkisini kullanırken keyfi davranamaz. Bu nedenle takdir yetkisinin hangi kriterlere göre kullanıldığının saptanması gerekmektedir. Çünkü, ayrımcılık yasağı ilkesi, herkese aynı muamele yapılması anlamına gelmeyip; benzer durumda olanlara benzer muamele edilmesi anlamına gelmektedir. Öte yandan ilgili maddenin son fıkrası uyarınca işverenin ayrımcılık yaptığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. …
’ IN birikmiş yıllık izinleri olması nedeniyle bu yıllık izinlerini kullandırdığını iddia etmiştir. Bu kriter ile benzer durumda olan işçilere uygulanmışsa hukuka aykırılık söz konusu değildir. Ancak benzer durumdakilere farklı uygulamalarda bulunulmuşsa ayrımcılık söz konusudur. … kendini … .) ve …( . ile)
kıyaslamaktadır. Ancak . savunmasında bu kişilerin işe başlama tarihleri nedeni ile yıllık izin haklarının olmadığını, … .nin) kronik rahatsızlığı, …( .nün)
yaşı nedeniyle idari izinli sayıldıklarını belirtmektedir. Dolayısıyla burada söz konusu kişiler ile benzer durumda olmadıkları için onlara farklı muamele edilmesi ve idari izin kullandırılması ayrımcılık ve mobbing oluşturmaz. …. Yıllık izinlerin planlaması işveren tarafından yapılır. Dolayısıyla özellikle pandemi gibi olağanüstü bir dönemde yıllık izin kullandırılmasında hukuka aykırılık yoktur. ….
İş Kanununun 22 nci maddesi gereğince ’ın çalışma koşullarında rızası ile değişiklik yapılmasında herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu değildir. Nitekim eğitmen
kadrosuna atanmaya rıza göstermiş ve iş sözleşmesi bu yönde yenilenmiştir. ücretinde değişiklik yapılması İş Kanunun 22 nci maddesince mümkün olmasına rağmen değişiklik yapılmamıştır.
Haksız fesih halinde cezai şart rıza gösterdiği yeni sözleşmesine konulmadığı gibi yeni atanan müdürlerin ve sözleşmesi yenilenen müdürlerin sözleşmelerine de konulmamıştır.
şirketin 4000’i aşan personeline 2020 Ocak ayında zam yapılmış olmasına rağmen, kendisine sadece AGİ zammı verildiğinden şikayet etmektedir. Belirtmek gerekir ki işverenin bütün işçilerine aynı muamelede bulunma zorunluluğu olmayıp, benzer durumda olanlara benzer muamelede bulunma yükümlülüğü vardır.
Dolayısıyla bu şekildeki genel bir şikayetten bir sonuca varmak mümkün değildir. , yıllık izin sürelerinin hesabında Cumartesi günlerinin de sayılmasından şikayet etmektedir. Cumartesi günleri işverence idari tatil olarak kullandırılmaktadır. Bu nedenle yıllık izin kullanımı bakımından Cumartesi günü iş günüdür ve yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresinden sayılmaktadır. Öte yandan yarım günlük yıllık izin hakkı ile ilgili mevzuatta net bir hüküm olmamakla birlikte işçi ve işveren anlaşmaları halinde özellikle dini bayramlarda sık rastladığımız yarım günlük çalışma süresini yıllık izin süresine dönüştürebilir. Dolayısıyla böyle bir anlaşma yok ise işveren yönetim hakkı çerçevesinde bu süreyi yıllık izinden sayabilir. yıllık izinlerini kullanmazsa ücretsiz izne çıkarılacağı yönünde tehdit edildiğini iddia etmektedir. Ancak ücretsiz izne çıkarılmak bir tehdit değil İş Kanunu gereğince işverene tanınan bir haktır. diğer şikayetleri ise merkez binadan uzaktaki arşiv biriminde görevlendirilmesi, görev tanımının yapılmamış olması, çalışma masası vb. ekipmanın kendisine sağlanmaması, görev yerinde izlenmesi, yeni genel müdürden randevu taleplerinin karşılanmamasına ilişkindir. maruz kaldığı davranışlar konusunda nin) şahit olduğunu yazmasına rağmen bu kişilerin beyanları dosyada mevcut değildir. Öte yandan genel müdürden randevu taleplerinin karşılanmadığı yönündeki şikayetine rağmen, aleyhindeki soruşturma devam ederken, belediye başkanı ve plan ve bütçe komisyonu başkanı olan babasının randevu talebinin genel müdür tarafından karşılandığı ve babasının genel müdürle görüştüğü, n şikayet dilekçesinde dile getirilmektedir. Sonuç olarak, çalışma ortamıyla ilgili pandemi öncesine ilişkin şikayetleri soyut iddialardır. Şikayetçi .
Cevabında, çalışma ortamının iş sağlığı ve güvenliği açısından uygun olduğuna ilişkin olarak sunduğu fotoğrafların aksini doğrulayacak nitelikte deliller sunmamıştır. Öte yandan genel müdürden randevu taleplerinin karşılanmadığı yönündeki şikayetine rağmen, aleyhindeki soruşturma devam ederken, belediye başkanı ve büyükşehir belediyesi plan bütçe komisyonu başkanı olan babasının randevu talebinin genel müdür tarafından karşılandığı ve babasının genel müdürle görüştüğü, şikayet dilekçesinde belirtilmiştir. Yukarıdaki nedenlerle şikayetçinin iddia ettiği gibi mobbingin var olduğu görüş ve kanaatine ulaşılmamıştır.” Şeklinde görüş bildirmiştir.
12. Başvuranın iddialarının geneli işverenin İş Kanunundan doğan haklarının kullanması niteliğinde olup, başvuran ile kendisi ile aynı durumda olan diğer kişilere farklı muamelede bulunularak ayrımcılık yapıldığına ilişkin bir kanaat oluşmamıştır. Başvuranın Kurumumuza yapmış olduğu başvurunun akabinde çalışma alanına ilişkin çekmiş olduğu fotoğrafları iletmiş olup, şikayet dilekçesi verildikten sonra iletilmesi nedeni ile bilirkişi görevlendirme yazısına eklenememiştir. Ancak söz konusu fotoğraflar incelendiğinde şirket tarafından gönderilen fotoğraflarda çalışma ortamına ilişkin ofis eşyalarının yer aldığı ve çalışma alanının fotoğraflarının çekildiği görülmüştür. Başvuran tarafından gönderilen fotoğraflarda çalışma alanından ziyade mutfak ve arşiv deposunun fotoğraflarının ve binanın dış görüntüsünün çekildiği
/
dolayısıyla ofis eşyalarının karşılanmadığı iddialarını destekler nitelikte bir belgenin sunulmadığı anlaşılmıştır.
13. İdare tarafından gönderilen belgelerden anlaşılacağı üzere başvuranın 09.04.2015 tarihinde İnsan
Kaynakları Müdürü olarak görevlendirildiği, 27.03.2017 yürürlük tarihli belirsiz süreli iş akdinde özel şart olarak da “ İlgili, hizmet akdi hükümleri ile işin yürütümü ve kendisine verilmiş görevleri Kuruma (işverene) karşı bağımlı olarak yerine getirirken, iş bu sözleşme, haksız bir nedenle tek taraflı olarak, Kurumca feshedilirse, cezai şart olarak ilgilinin on iki (12) aylık ücret ve menfaatleri tazminat olarak, diğer tazminatları ile birlikte kurum (işveren) tarafından ilgiliye ödenir.” Hükmü konulduğu görülmüştür.
Başvuranın 16.05.2019 tarihli dilekçesinde “ Yürütmekte olduğum İnsan Kaynakları Müdürlüğünden
16.05.2019 tarihinde ayrılarak “Eğitmen” olarak görev yapacağımı bilginize arz ederim.” Şeklinde dilekçe
verdiği ve akabinde aynı tarihte eğitmen kadrosunda çalışmak üzere belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla 27.03.2017 tarihli iş sözleşmesi tek taraflı olarak işveren tarafından feshedilmeyip, ilgilinin talebi doğrultusunda sonlandırılarak yeni bir sözleşme hazırlandığı anlaşılmıştır.
Tazminata ilişkin tek taraflı fesih şartı sağlanmadığından başvuranın sözleşmeden kaynaklanan tazminata hak kazanamadığı değerlendirilmiştir.
14. Maaş zammı yapılmamasına ilişkin olarak 2019 yılı ve 2020 yılı Müdürler Kurulu kararları kıyaslandığında üç ayrı kadroda (Genel Müdür, eğitmen, işyeri hekimi) çalışan personele zam yapılmadığı, bunun dışında kalan kadrolarda istihdam edilen personele zam yapıldığı görülmüştür. İşverenin iş yerindeki çalışma barışını sağlamak ve işçinin verimini arttırıcı nitelikte muamelede bulunma yükümlülükleri bulunmaktadır. Kadro bazlı maaş artışı yapılması işçinin şahsı ile ilgili karar alınmadığını gösterse de maaş zammı yapılan kadroda çalışan personeller ile maaş zammı yapılmayan kadroda çalışan personeller arasında farklılık ortaya çıktığı ve bu durumun çalışma barışını bozacak nitelikte olduğu, ayrıca pandemiden kaynaklanan güncel ekonomik durum da gözetildiğinde iş barışının sağlanması için müdürler kurulu tarafından belirlenecek oranda maaş zammının bahsi geçen kadrolara da yapılması gerektiği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak 2020 yılına ilişkin olarak uygulanacak maaş zammının belirlenerek aylık olarak eksik kalan kısmın yıllık bazda hesaplanarak yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
15. Yukarıda anlatılan bütün hususlar birlikte değerlendirildiğinde; Başvuran hakkında uygulanan işlemlerin İş Kanunun hükümlerinden kaynaklanan işlemler olduğu ve başvuran hakkında ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığından mobbingin varlığının tespit edilememiştir. Ancak diğer kadrolara maaş zammı yapılırken başvuranın da içinde bulunduğu üç kadroya maaş zammı yapılmamasının, çalışma barışını bozacak nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, idarenin “şeffaflık”, “karara karşı başvuru yolları ve sürelerinin gösterilmesi” ilkelerine uyulmadığı anlaşılmış olup, idareye bundan böyle bu ilkelere de uygun hareket etmesi önerilmektedir.
/
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
17. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle; başvurunun KISMEN RET KISMEN KABULÜ ile, Başvuranın, sözleşmeden doğan haksız fesih tazminat talebi ile mobbingin varlığının tespit edilmesine ilişkin talebinin REDDİ’NE, Diğer işçilere maaş zammı yapılırken azınlıkta kalan işçilere maaş zammı yapılmamasının çalışma barışını bozacak nitelikte davranış teşkil edeceğinden müdürler kurulu tarafından belirlenecek zam oranı ile maaş zammı yapılması ve yasal faizi ile ödenmesi yönünde ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE
BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Ankara
Büyükşehir Belediye Başkanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/