|
ÖZET: Başvuran, Savur İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde çalışırken geçirdiği iş kazası sonrası, kurum amirinin kendisine uyguladığı mobbing nedeniyle yasal işlem başlatılmasını talep etmiştir. İlgili idare, başvuranın kazasının iş kazası olarak değerlendirilmediğini ve SGK’ya bildirimde bulunulmadığını belirtmiştir. Ancak, başvuranın iş kazası sonrası hak arama özgürlüğü kapsamında açtığı davanın ardından, kendisine yönelik mobbing uygulandığını iddia etmesi, durumu karmaşık hale getirmiştir.
Yapılan incelemeler sonucunda, başvuranın maruz kaldığı işlemlerin mobbing unsurlarını taşıdığına dair kanaate varılmıştır. Mobbing, sistematik ve kasıtlı bir şekilde uygulanan, kişiyi yıldırma ve pasifize etme amacı güden davranışlar olarak tanımlanmıştır. Başvuranın yaşadığı iş kazası sonrası, amirinin kendisine yönelik uyguladığı eylemlerin, mobbing kapsamında değerlendirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın talebi kabul edilmiş ve mobbing uygulamalarının sonlandırılması yönünde tavsiyede bulunulmuştur. Ayrıca, başvuran hakkında mobbing uyguladığı iddia edilen amir hakkında idari soruşturma başlatılması gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, kamu kurumlarında çalışanların haklarının korunması açısından önem taşımaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/14114-S.21.22599
BAŞVURU NO : 2021/10208
KARAR TARİHİ : 01/10/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SAVUR İLÇE TARIM VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ
MARDİN İL TARIM VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ
Mobbing iddiası hk.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 01/06/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran, Savur İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünde şehit yakınları ataması ile 2015 yılında hizmetli olarak göreve başladığını, göreve başladığı süre içerisinde kurumda yapacağı iş ile ilgili resmi bir tebligat veya görevlendirme yapılmaksızın şifaen görev verildiğini,
17.11.2017 tarihinde kurum içerisinde görev başındayken İlçe olayın
gerçekleştiği dönemde makam odası olan odanın penceresinden giriş kapısının üzerinde bulunan beton levhayı herhangi bir güvenlik önlemi alınmadan temizlemesi hususunda şifaen emir verdiğini, her ne kadar beton levhanın dayanıklı olmadığını söylese de kurum amirinin ısrar ettiğini, ikinci katta bulunan makam odasının penceresinden beton levhaya indiği anda levhanın kırıldığını ve yere bacağının üstüne düştüğünü, ayağının üç ayrı yerden kırıldığını, Mardin Devlet Hastanesinde 18.11.2017 tarihinde ameliyata alındığını, bacağında 3 adet vida ve platinler bulunduğunu, gün geçtikçe şişkinlik ve iltihaplanma meydana geldiğini, meydana gelen kazadan sonra kurum amiri baskısı ve engellemeleri nedeniyle tutanak tutulmadığını, olayın örtbas edilmeye çalışıldığını ve SGK’ya her hangi bir bilgilendirmede bulunulmadığını, İl Müdürlüğünde görevli İş sağlığı ve Güvenliği Uzmanı tarafından ilçe müdürlüğünde verilen eğitimde konu ile ilgili bilgi sahibi olması sonrasında, 28.10.2019 ve 15.11.2019 tarihlerinde çalıştığı kuruma dilekçe ile başvurduğunu, Kurum tarafından 25.11.2019 tarihinde verilen cevapta, kaza ile ilgili herhangi bir görevlendirmenin yapılmadığı ve söz konusu kazanın olduğu yerin temizliğini kurum amirinden izinsiz münferit olarak yaptığının belirtildiğini, ancak vaka raporu incelendiğinde olayın yaşandığı saatlerin mesai saatleri olduğunun ve adlı vatandaşın iş sebebiyle olayın yaşandığı odada bulunup tanık olduğu görüleceğini, bu olaydan sonra kurum yaşanan olayı inkar ettiğini ve çarpıtmaya çalıştığını, kendisini tahrik edip habersiz olarak ses kaydını aldığını ve kendisini tehdit ettiği yönünde iş arkadaşı tutanak tutturduğunu, lakin ses kaydı yapılan konuşmanın ve konuşmaya şahit olan dinlenmesi halinde konuşmada hiçbir tehdit unsuru ifadeye rastlanmadığının görüleceğini, Anayasa tarafından güvence altına alınan hak arama hürriyeti kapsamında dava açtığını bildirdiğini, Kurum amirinin kendi idari, hukuki ve
cezai sorumluluğunun doğmaması için tehditlerle baskı oluşturduğunu, Kurum içerisinde tüm personeli ilgilendiren konularda yapılan toplantılara kasten kendisini çağırmadığını, görevlendirme ile tarafına tevdi edilen gelen-giden evrak kayıt yetkisini, taşıt kullanma olurunu hiçbir gerekçe göstermeden iptal ettiğini, ayrıca kurum içerisinde kullandığı odayı kullanmaması için odada bulunan bilgisayarı kaldırttığını, odadaki klimayı söktürerek kullanılmaz hale getirdiğini, bu durumun kendisinde psikolojik olarak çöküntüye, gerek ailesi gerekse iş arkadaşları ile sorunlar yaşamasına sebebiyet verdiğini, haksız yere hakkında tutanak tuttuğunu ve iş arkadaşı imzalaması için baskı uyguladığını, diğer kurum amirlerine karşı hakkında küçük düşürücü ifadeler kullandığını ve iftiralar isnat ettiğini, yaşananlardan sonra mahkemede hakkını arayacağını öğrenince iş arkadaşlarına hakkını aramasına engel olacağını söylediğini, iş arkadaşı şikayet dilekçesinden adını çıkarmasını istediğini aksi takdirde kendisini başka ilçeye göndermekle açıkça tehdit ettiğini iddia ederek, söz konusu mobbingin sonlandırılmasını ve hakkında yasal işlem başlatılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebi içeren yazımıza istinaden Savur
Kaymakamlığı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından gönderilen 05.07.2021 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle;
2.1. Başvuranının kaza geçirdiği an olay yerine ambulans çağrıldığı, sağlık birimlerince müdahalede bulunulduğu, ardından sağlık kuruluşuna sevk edildiği, adli işlemlerin ( hastane raporları, hastane polisi)
buradan yürütüleceğinden kurumca tutanak düzenlenmediği, başvuranın herhangi bir emir veya talimat olmadan görev alanı dışında bulunan kurum ana girişindeki sundurma üzerine çıkıp düşmesi sonucu geçirmiş olduğu kazayla ilgili kurumca herhangi bir görevlendirmesi bulunmadığından iş kazası olarak değerlendirilmediği ve sgk’ya bildirimde bulunulmadığı,
2.2. Kurum arşiv taramalarında ilgili hakkında Tarafından tutulan herhangi bir tutanak bulunmadığı,
2.3. Başvuranın İlçe Müdürlüğünde Şehit yakını hizmetli memur olarak çalışmakta iken mülga
Başbakanlığın şehit yakınlarının büro hizmetlerinde çalıştırılmasına yönelik genelgelerinden sonra tarafına yazılı olarak evrak kayıt iş ve işlemlerini yapmak üzere Müdürlükçe görev verildiği, ancak İlçe
Müdürlüğünün Ön büro danışma (gelen telefonlara bakma) ihtiyacı olmasından kaynaklı evrak kayıt işlemini yürüttüğü mevcut odasında bu işi yürütmek üzere görevlendirildiği, Müdürlüğe yapılan son merkezi Bakanlık ataması ile 3 ziraat mühendisi, 3 veteriner hekim ve 1 ziraat teknikeri atamasının yapıldığı, bilgisayarın başvuranının görevinde ihtiyacı olmaması nedeniyle yeni atanan personellerin ihtiyacında kullanılmak üzere verildiği, kendisinin odasının küçük olması ve tek başına kullanması yeni atanan personellerin aynı odada iki ve üç kişi olacak şekilde bulunması ayrıca yeni atanan personellerin odalarında vatandaş sirkülasyonunun fazla olması nedeniyle klimanın bu personellerin ihtiyacında kullanılmak üzere verildiği,
2.4. Başvuranın iddiaları ile ilgili Mardin İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce disiplin soruşturması yapıldığı, bahse konu iddiaların muhakkik tarafından yapılan inceleme ve araştırma sonucunda değerlendirilmesi gerektiği, başvuranın yer değişikliği ile ilgili iddiası bakımından ise, personel tayin iş ve işlemlerinin
Müdürlük uhdesinde bulunmadığı,
2.5. Şikayet konusu ihtilafa ilişkin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125.maddesi ile 4483 sayılı
Kanun gereğince işlem yapıldığı, ayrıca adli sürecin (Savur Cumhuriyet Başsavcılığınca açılmış bulunan
/
soruşturma nolu dosyası ile) halen devam ettiği, bunun yanında başvuranın yaşamış olduğunu iddia ettiği iş kazasının Mardin 1. İdare Mahkemesinde esas numaralı dosya kapsamında dava edildiği,
ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın,
3.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında; “Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”
3.4. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”
3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.6. “Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence” başlıklı 129 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.”
4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı
5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü
eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun,
5.1. “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır.”
5.2. “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Devlet memurları kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.”
6. 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir
düzenlemeleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü ve tavsiyede bulunulması yönünde öneri, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8. Başvuran geçirdiği iş kazasının ardından hak arama hürriyeti kapsamında dava açması sebebiyle İlçe tarafından kendisine uygulandığını iddia ettiği mobbingin sonlandırılmasını ve adı geçen hakkında yasal işlem başlatılmasını talep etmektedir.
9. İlgili idarece gönderilen bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde, başvuranın herhangi bir emir veya talimat olmadan görev alanı dışında bulunan kurum ana girişindeki sundurma üzerine çıkıp düşmesi sonucu geçirmiş olduğu kazayla ilgili kurumca herhangi bir görevlendirmesi bulunmadığından iş kazası olarak değerlendirilmediği ve sgk’ya bildirimde bulunulmadığı, İlçe Müdürlüğünde hizmetli memur olarak çalışmakta iken şehit yakını olması sebebiyle tarafına yazılı olarak evrak kayıt iş ve işlemlerini yapma görevinin verildiği, ancak İlçe Müdürlüğünün ön büro danışma (gelen telefonlara bakma) ihtiyacı olmasından kaynaklı evrak kayıt işlemini yürüttüğü mevcut odasında bu işi yürütmek üzere görevlendirildiği, Müdürlüğe yapılan son merkezi Bakanlık ataması ile 3 ziraat mühendisi, 3 veteriner hekim ve 1 ziraat teknikeri atamasının yapıldığı, bilgisayarın başvuranının görevinde ihtiyacı olmaması nedeniyle yeni atanan personellerin ihtiyacında kullanılmak üzere verildiği, kendisinin odasının küçük olması ve tek başına kullanması yeni atanan personellerin aynı odada iki ve üç kişi olacak şekilde bulunması ayrıca yeni atanan personellerin odalarında vatandaş sirkülasyonunun fazla olması nedeniyle klimanın bu personellerin ihtiyacında kullanılmak üzere verildiği, başvuranın iddiaları ile ilgili Mardin İl Tarım ve
Orman Müdürlüğünce disiplin soruşturması yapıldığı, başvuranın yer değişikliği ile ilgili iddiası bakımından ise, personel tayin iş ve işlemlerinin Müdürlük uhdesinde bulunmadığı ifade edilmiş, şikayet konusu ihtilafa ilişkin 657 sayılı Kanununun 125. maddesi ile 4483 sayılı Kanun gereğince işlem yapıldığı, ayrıca adli sürecin (Savur Cumhuriyet Başsavcılığınca açılmış bulunan 2020/96 soruşturma nolu dosyası
ile) halen devam ettiği, bunun yanında başvuranın yaşamış olduğunu iddia ettiği iş kazasının Mardin 1.
İdare Mahkemesinde / esas numaralı dosya kapsamında dava edildiği anlaşılmıştır.
10. Başvuranın başvuru konusuna ilişkin olarak Valilik Makamına vermiş olduğu dilekçelere istinaden,
10.1. Valilik Makamının 23/11/2020 tarihli ve sayılı olurları ile görevlendirilen önincelemeci tarafından hazırlanan raporun sonuç kısmında; “Yukarıda arz edilen delillerle ilgili şüpheli ve tanıkların ifadeleri ile hazırlanan dosya muhteviyatınca; müşteki 18/11/2020 tarihli şikayet dilekçesinde iddia ettiği hususlarla ilgili herhangi bir somut bilgi veya delile rastlanmadığı, şikayete konu olan olayın üzerinden 2 (iki) yıldan fazla zaman geçtiği, 657 sayılı DMK’nun 125.maddesinde disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren 2 (iki) yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğrar denildiği, olayın mahkemeye intikal ettiği ve adli sürecin devam etmesi nedeniyle şüpheli İlçe hakkında 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi gereğince herhangi bir disiplin cezası uygulanmamasına dair görüş ve kanaatimi arz ederim.” ifadelerine yer verildiği,
10.2. Valilik Makamının 20/05/2021 tarihli ve 7847 sayılı olurları ile görevlendirilen önincelemeci tarafından hazırlanan raporun sonuç kısmında; “Savur İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli 17/11/2017 tarihinde yaşadığı olay ile ilgili iddialar somut bilgi/belge/delile dayandırılamadığından, adı geçen Savur ilçe Tarım ve Orman hakkında;
4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca
SORUŞTURMAYA İZİN VERİLMEMESİNE dair görüş ve kanaatimi arz ederim.” yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
11. Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle
Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]
12. Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği
Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)]
13. Başvuruya ilişkin ilgili idare tarafından sunulan belgeler incelendiğinde, her ne kadar başvuranın uğramış olduğu iş kazasına ilişkin süreç yargıya intikal etmiş olduğundan Kurumumuzun görev alanı dışında kalmakta ise de, söz konusu iş kazası nedeniyle başvuranın hak arama özgürlüğü kapsamında
/
ilgili mercilere başvurmasını müteakiben kendisine mobbing uygulanmaya başladığı iddiası karşısında başvuranın yaşadığı iş kazasıyla ilgili olarak başvuranın amiri hakkında yürütülen önincelemeler kapsamında verdiği ifadelerinin incelenmesi zarureti doğmuş olup,
13.1. Valilik Makamının 23/11/2020 tarihli ve sayılı olurları ile görevlendirilen önincelemeci tarafından hazırlanan raporda; başvuranının iş kazasını kasıtlı olarak SGK’ya bildirmediğini ve akabinde dava açması sebebiyle kendisine mobbing uyguladığını iddia ettiği İlçe
“Soru:1 17/11/2017 tarihinde Hizmet Binanızın giriş kapısı üzerinde bulunan beton levhayı temizleme işini yapması için ilçe Müdürlüğünüzde görevli Hizmetli her hangi bir güvenlik önlemi alınmadan ısrarla görev verdiğinizi, verilen temizleme işi esnasında beton levhanın kırılması ile yere düşerek ayağının kırıldığını, ayağının kırılması (iş kazası geçirdiği) ile ilgili her hangi bir tutanak tutulmadığı ve SGK’ya da bildirimde bulunmadığınız iddiaları ile ilgili olarak neler söylemek istersiniz?
Cevap:1 Hizmet Binamızın giriş kapısı üzerinde bulunan Beton levhanın temizlenmesi için herhangi bir yazılı veya sözlü talimatım olmadığı gibi görevlendirmemde yoktur, iddialar asılsız, mesnetsizdir ve iftiradan ibarettir. Düşmesinden kaynaklı gürültü ile düştüğünü fark edip yanına gidip ambulansla hastaneye kadar refakat ettim. Savur İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ilçe Müdürlüğü vekâleti görevine 2017 yılı Eylül Ayı son haftasında başlamış olup, olay göreve başladığımdan 1 ay sonra gerçekleşmiştir, idareciliğe başladığım bu kıssa süre içerisinde 4/A kadrolu personellerin rapor bildirimleri
SGK’ya yapılmadığından dolayı konu ile ilgili tutanak tutulması hususunda bir bilgim olmayıp, o dönemde idari işler görevini yürüten Ziraat Mühendisi konu ile bilgisine başvurulması gerekmektedir.”
13.2. Valilik Makamının 20/05/2021 tarihli ve sayılı olurları ile görevlendirilen önincelemeci tarafından hazırlanan raporda ise adı geçenin, “Soru:1 17/11/2017 tarihinde Hizmet Binanızın giriş kapısı üzerinde bulunan beton levhayı temizleme işini yapması için İlçe Müdürlüğünüzde görevli her hangi bir güvenlik önlemi alınmadan görev verdiğinizi, verilen temizleme işi esnasında beton levhanın kırılması ile yere düşerek ayağının kırıldığını, ayağının kırılması ile ilgili her hangi bir tutanak tutulmadığı ve SGK’ya da bildirimde bulunmadığınız iddiaları ile ilgili olarak neler söylemek istersiniz?
Cevap:1 Hizmet Binamızın giriş kapısı üzerinde bulunan Beton levhanın temizlenmesi için herhangi bir yazılı veya sözlü talimatım olmadığı gibi görevlendirmemde yoktur, bu yönde her hangi bir baskı söz konusu değildir. Olay vuku bulduğu sırada ben onun düştüğü odada değildim, olay döneminde üst katta inşaat çalışması devam ettiğinden dolayı düştüğü oda aktif olarak kullanılmıyordu, iddialar asılsız, mesnetsizdir ve iftiradan ibarettir. Ses gelmesi üzerine dışarı çıktığımda düştüğünü fark edip yanına gidip ambulansla hastaneye kadar refakat ettim.”
şeklinde ifade verdiği tespit edilmiştir.
14. Somut olayda, başvuranın kendisine mobbing uyguladığını iddia ettiği amiri İlçe hakkında düzenlenen öninceleme raporları incelendiğinde, adı geçenin ilk ifadesinde Hizmet
Binasının giriş kapısı üzerinde bulunan beton levhanın temizlenmesi için herhangi bir yazılı veya sözlü talimatının ve görevlendirmesinin bulunmadığını, sonraki ifadesinde ise olayın vuku bulduğu sırada kendisinin başvuranın düştüğü odada bulunmadığı, olayın gerçekleştiği sırada üst katta inşaat çalışmasının devam etmesi sebebiyle düştüğü odanın aktif olarak kullanılmadığı açıklamalarında bulunduğu, her iki ifadenin birbiriyle tam olarak örtüşmediği, olayın gerçekleştiği tarihte devam eden inşaat çalışması sebebiyle başvuranın düştüğü odanın aktif olarak kullanılmadığı açıklamasının yaşanılan iş kazasına ilişkin sorumluluğu bertaraf edebilecek niteliğe sahip olmasına rağmen ilk ifadesinde olayın gerçekleştiği esnada başvuranın düştüğü odanın aktif olarak kullanılmadığı açıklamasında bulunmamış
iken, ikinci ifadesinde bu savunmayı yapmış olmasının, olayın “gerçekleştiği odanın o dönemde aktif olarak kullanılmadığı” açıklamasının gerçekliği hususunda şüpheye sebebiyet verdiği değerlendirilmektedir.
15. Yargı organlarınca verilen kararlarda, mobbinge dayanan iddialarda kesin ve mutlak bir ispatın aranmayacağı, “ilk görünüş ispatı olarak adlandırılan” vicdani kanaatin oluşmasına yetecek kadar bir ispatın yeterli olduğu, delillerin sıhhat ve kuvvetinde tereddüt edilmesi halinde çalışan lehine yorum ilkesinin uygulanması gerektiği; ayrıca kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu vurgulanmaktadır.
16. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararında da; “Kural olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucuların bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir. Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması durumunda, bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.
17. Başvuranın maruz bırakıldığı işlem ve eylemlerin mobbing teşkil ettiği iddiası hakkında ise, her ne kadar ilgili idarenin başvurana ön danışma bürosunda ihtiyaç duyulması sebebiyle evrak kayıt işlemi görevinden alındığı, yeni görevinde bilgisayara ihtiyacı bulunmadığı, bilgisayarın yeni başlayan personellerden birine verildiği, başvuranın odasındaki klimanın ise başvuranın küçük bir odada tek başına oturması, yeni başlayan personellerin ise iki veya üç kişi oturması ve bu odalarda vatandaş sirkülasyonunun fazla olması nedeniyle yeni başlayan diğer personellerin odasına tahsis edildiği, söz konusu işlem ve eylemlerin başvurana yönelik kasıtlı olarak gerçekleştirilmediği ifadeleri hayatın olağan akışına uygun gibi görünse de, başvuranın kendisine uygulanan mobbing kapsamında maruz kaldığını iddia ettiği işlem ve eylemlerin, başvuranın yaşamış olduğu iş kazasını SGK’YA bildirmeyen amiri hakkında Valiliğe vermiş olduğu dilekçelerinin, Cumhuriyet Savcılığına başvurusu kapsamında açılan soruşturmanın ve idare mahkemesinde açılan davanın akabinde gerçekleşmesinin yukarıda yer verilen yargı içtihatları kapsamında ilk görünüş ispatı olarak adlandırılan vicdani kanaatin oluşmasına elverişli olduğu, başvuranın iş kazasına ilişkin yargı sürecini başlatmış olması sebebiyle kendisine amirince uygulandığı iddia edilen işlem ve eylemlerin cezalandırma saiki güttüğü, yine yukarıda bahsedilen yargı kararları kapsamında, ilk görünüş ispatının kabulü ile başvuranın iddia ettiği işlem ve eylemlerin mobbing kapsamında ifa edilmediği hususunda ispat yükünün ilgili idareye geçtiği, ancak ilgili idarenin başvuranın kendisine uygulandığını iddia ettiği işlem ve eylemler hakkında soyut açıklamalarla yetindiği, açıklamalarını destekler nitelikte herhangi bir somut bir bilgi ve belge sunamadığı tespit edildiğinden, başvuran hakkında uygulandığı iddia edilen işlem ve eylemlerin mobbing kavramının “sistemlilik, süreklilik, kasıtlı yapılması, kişiyi yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması,” unsurlarını taşır nitelikte olduğu ve bu yönüyle başvuru konusu olayda mobbing olgusunun oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
18. Yukarı anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın, hakkında uygulanan mobbingin sonlandırılması yönündeki talebinin kabulü ile mobbinge sebebiyet veren amiri hakkında idari soruşturma başlatılması hususunun yeniden değerlendirilmesi yönünde ilgili idarelere tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikayet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği ancak, başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Mardin İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan nedenlerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Başvuran hakkında uygulanan ve mobbing unsurlarını taşıyan işlem ve eylemlerde hatalı davranıldığının kabulü ile bundan böyle mobbing olarak algılanacak davranışlarda bulunulmaması yönünde SAVUR İLÇE
TARIM VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
hakkında adı geçenin başvurana yönelik mobbing kapsamındaki süregelen işlem ve eylemleri nedeniyle idari soruşturma başlatılması hususunun yeniden değerlendirilmesi yönünde MARDİN İL TARIM VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
SAVUR İLÇE TARIM VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ ile MARDİN İL TARIM VE ORMAN
MÜDÜRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın başvurana ve gereği için SAVUR İLÇE TARIM VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ ile MARDİN
İL TARIM VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi