ÖZET: Başvuran, 2020 KPSS yerleştirmesi sonrası atamasının bir yıl geçmesine rağmen yapılmadığını belirterek, atama sürecinin hızlandırılmasını talep etmiştir. İdare, başvuranın atama sürecinin devam ettiğini belirtse de, başvuranın evraklarını teslim etmesinin üzerinden yaklaşık 17 ay geçmiştir. Bu durum, idarenin atama işlemlerini zamanında gerçekleştirmediğini ve dolayısıyla bir hizmet kusuru işlediğini göstermektedir.

Hukuk devleti gereği, idarenin kamu hizmetlerini zamanında ve etkin bir şekilde sunma yükümlülüğü bulunmaktadır. İdarenin, atama işlemlerini makul bir sürede tamamlamaması, başvuranın haklarının ihlaline yol açmaktadır. Bu nedenle, başvuranın atama işleminin ivedilikle nihayete erdirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. İdarenin, başvuranın atama sürecini geciktirmesi, hizmetin geç işlemesi olarak değerlendirilmiş ve bu durum hukuka aykırı bulunmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/2444-S.22.3700

BAŞVURU NO : 2021/14686

KARAR TARİHİ : 23/02/2022

TAVSİYE KARARI

GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Atama işlemlerinin tamamlanması talebine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 31/08/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran; 13/08/2020 tarihinde atamasıyla İstanbul İl Göç

İdaresi Müdürlüğüne olarak yerleştiğini, süresi içinde evraklarını Personel Daire Başkanlığına gönderdiğini, yerleştirme tarihi üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen göreve başlatılmadığını, aynı yerleştirme ile yerleşip göreve başlatılanlar olmasına rağmen kendisinin atamasının yapılmadığını belirterek atamasının yapılmasını talep etmektedir

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun bilgi ve belge isteme yazısına istinaden İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel

Müdürlüğü Personel Daire Başkanlığından alınan 19/10/2021 tarihli cevabi yazıda özetle; 2.1. KPSS 2020/1 atamalarında yerleştirilmesi yapılan adaylardan atanma sürecindeki toplam 78 adaydan

39 adayın atamasının yapılarak işlemlerinin tamamlandığı ve atama onaylarının gönderildiği,

2.2. 19 kişinin atama işleminden feragat ettiği, 3 kişinin atamaları yapılmasına rağmen görevine başlamadığı, 6 kişinin atamaya ilişkin hiçbir evrak göndermediği, 1 kişinin çalıştığı Kurumca muvafakatının verilmediği, 3 kişin atanmaya haiz şartlarda istenilen evraklarında eksiklikler bulunduğu, 2.3. Aralarında başvuru sahibinin de bulunduğu 7 kişinin atama sürecinin devam ettiği, 2.4. Başvuru sahibi tarafından Genel Müdürlüğe açılmış bir dava bulunmadığı, Hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

/

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” 4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 03/05/2002 tarihli ve 24744 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlerine İlk Defa

Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin; 5.1. “Tercihlerin alınması” başlıklı 22 nci maddesi; “KPSS sonuçlarının açıklanmasından sonra ÖSYM tarafından, yerleştirme işlemi için, bir Tercih Kılavuzu ve Tercih Formu hazırlanır ve adaylara ulaşması sağlanır.

Kamu kurum ve kuruluşlarının, usulüne uygun olarak açıktan atama izni alınmış ve koşulları belirlenmiş (B) grubu boş kadrolarının sınıf, unvan, derece ve sayısı ile bu kadrolar için aranacak nitelikleri kapsayan bilgiler, DPB adına ÖSYM tarafından ilan edilir.

Adaylar, atanmak istedikleri kadroları, Tercih Formu’na yazarak kodlarlar ve Kılavuz’da belirlenen yolla teslim ederler.

Tercihlerin alınması sırasında adaylardan kadroların koşullarına ilişkin herhangi bir belge istenmez.” 5.2. “Yerleştirme” başlıklı 23 üncü maddesi; “Adaylar, Beşinci Bölümde yer alan hükümler saklı kalmak üzere, ÖSYM tarafından (B) grubu kadrolara;

KPSS puanları, tercihleri, kadro sayıları ve koşulları göz önünde tutulmak suretiyle yerleştirilir. Yerleştirme işlemlerinde, diğer koşullar saklı kalmak kaydıyla, yerleştirmenin yapıldığı tarihte aynı adaya ait geçerlilik süresi bitmeyen sınavlardan alınan en yüksek KPSS puanı dikkate alınır ve aynı puanı alan adaylar arasından diploma tarihi itibariyle önce mezun olmuş olana, bunun aynı olması halinde yaşı büyük olana, her ikisinin de aynı olması durumunda ise sınav sonucu yeni açıklanan adaya öncelik tanınır.” 5.3. “Adayların başvurmaları ve atanmaları” başlıklı 25 inci maddesi; “Adaylar, yerleştirildikleri kamu kurum ve kuruluşlarına, Tercih Kılavuzu’nda yazılı olan belgeler ve

KPSS Sınav Sonuç Belgesi ile birlikte atanmak üzere süresi içinde başvururlar.

Kamu kurum ve kuruluşları, atamaya yetkili amirin onayı ile beş kişiden oluşan bir sınav değerlendirme komisyonu kurar. Bu komisyon, atanmak üzere bildirilen adayları, aranılan nitelikler yönünden inceleyerek, nitelikleri uyanların atamalarının yapılmasını teklif eder.

(Değişik üçüncü fıkra: 11/12/2006-2006/11473 K.) Beşinci Bölümde yer alan hükümler saklı kalmak üzere, ÖSYM tarafından yerleştirilen adaylar, başka bir sınav veya mülakat yapılmaksızın, ilan edilmiş kadrolara doğrudan atanır.

Ancak, atama için öngörülen koşullara uymayan veya gerekli belgeleri süresi içinde getiremeyen adayların atamaları yapılmaz.

(Ek fıkra: 20/2/2012-2012/2875 K.) Atamasının yapılması uygun görülen adaylar, atama işlemleri yapılmadan önce, kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanan atama başvuru formunda kimlik, adli sicil, askerlik durum ve sağlık beyanında bulunurlar. Kamu kurum ve kuruluşları tarafından kimlik, adli sicil, askerlik ve sağlık durumu hususlarında adaylardan yazılı beyanları dışında ayrıca bir belge talep edilmez. Adayların kimlik beyanlarının doğruluğu Kimlik Paylaşımı Sistemi üzerinden veya doğrudan nüfus cüzdanı kontrol edilerek teyit edilir. Adayların askerlik ve adli sicil beyanlarının doğruluğu idare tarafından yetkili askeri ve adli mercilerden teyit edilir. Adayların atama işlemleri, atama başvuru formunda belirtilen bilgilerin teyidi sürecinin tamamlanması beklenmeksizin devam ettirilir.

(Ek fıkra: 20/2/2012-2012/2875 K.) Gerçeğe aykırı belge verdiği veya beyanda bulunduğu tespit edilenlerin atamaları yapılmaz, atamaları yapılmış ise iptal edilir, bu kişiler hakkında Türk Ceza

Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. Gerçeğe aykırı belge verdikleri veya beyanda bulundukları tespit edilen adaylar hakkında yapılacak işlemler, atama başvuru formunda kamu kurum ve kuruluşları tarafından yazılı olarak belirtilir.”

Hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebine ilişkin tavsiye karar önerisi, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; yerleştirme tarihi üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen göreve başlatılmadığını, aynı yerleştirme ile yerleşip göreve başlatılanlar olmasına rağmen kendisinin atamasının yapılmadığını belirterek atamasının yapılmasını talep etmektedir 8. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen cevabi yazıda özetle; 2020/1 KPSS kapsamında atanmaya hak kazanan personellerden bir kısmının atamasının yapıldığı, aralarında başvuranın da bulunduğu 7 personelin ise atama sürecinin devam ettiği hususları bildirilmiştir.

9. Başvuranın iddiaları ve idarenin cevabi yazısı incelendiğinde, uyuşmazlığın başvuranın atamaya hak kazanmasına ve atama ile ilgili evrakları göndermesine rağmen idare tarafından 1 yılı aşkın süredir atamasının yapılmaması noktasında toplandığı görülmektedir.

10. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının resmi sitesinden yapılan duyuruda 23 Temmuz –

04 Ağustos 2020 tarihleri arasında tercihleri alınan KPSS-2020/1 Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının

kadro ve pozisyonlarına yerleştirme işlemlerinin tamamlandığı, adayların, yerleştirme sonuçlarına 13 Ağustos 2020 tarihinde saat 11.30’dan itibaren ÖSYM’nin internet adresinden T.C.

Kimlik numaraları ve aday şifreleri ile erişebileceği belirtilmiştir. Somut olayda; Göç İdaresi Genel

Müdürlüğüne 2020/1 KPSS tercihleri doğrultusunda atanmaya hak kazanan adayların, tercihleri sonucu atanmaya hak kazandıkları bilgisi adaylar ve idare tarafından ilk olarak 13/08/2020 tarihinde öğrenilmiştir.

11. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 15/12/2020 tarihli ve sayılı yazısında; KPSS 2020/1 yerleştirme sonuçlarına göre Genel Müdürlük taşra kadrolarına yerleştirilen adaylardan 25 tanesinin Bakan oluru ile görevlerine atamalarının yapıldığı, adayların

yerleştirilmeye hak kazandıklarını öğrendikleri tarihten itibaren 4 aylık atama süreci sonrasında kamu görevine başladıkları bilgisi edinilmiştir.

12. Bakanlık makamının 10/12/2020 tarihli ve sayılı onayı ve 15/12/2020 tarihli sayılı onayı ile atama süreci tamamlanmadan önce, Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde 18/08/2020 – 26/10/2020 tarihleri arasında atamaya hak kazanan adaylardan 17 adayın feragat dilekçesinin

Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne iletildiği, yine 15/12/2020 tarihli Atama oluru sonrası Bakanlık

Makamının 11/06/2021 tarihli ve sayılı olurunun incelenmesinden; 8 adayın feragat ve göreve başlamama gibi nedenlerle atamasının iptal edildiği tespit edilmiştir.

13. İdare tarafından düzenlenen KPSS 2020/1 Atama Evrakları Teslim Listesinin tetkikinden; adaylardan atama başvuru formu, KPSS 2020/1 ÖSYM yerleştirme sonuç belgesi çıktısı, mezuniyet belgesi, nüfus cüzdanı fotokopisi, mal bildirim formu, kamu etik sözleşmesi, 12 adet fotoğraf, kamuda görev yapması durumunda muvafakat dilekçesi ve ÖSYM tercih kılavuzunda belirtilen özel şartlara uygunluk belgelerinin istendiği, başvuran anılan belgeleri eksiksiz şekilde posta yoluyla 19/08/2020 tarihinde idareye teslim ettiği bilgilerine ulaşılmıştır.

14. ÖSYM tarafından açıklanan yerleştirme sonuçları, başvuranın evraklarını ilgili idareye teslim ettiği tarih ve idare tarafından evrakları teslim edilen diğer adaylar ile ilgili gerçekleştirilen işlemler göz önünde bulundurulduğunda; başvuranın evraklarını teslim ettiği süreden bugüne kadar geçen yaklaşık 17 ay boyunca atama işleminin nihayete erdirilmediği görülmektedir.

15. İdare tarafından hem Kurumumuza hem de CİMER üzerinden başvurana verilen cevabi yazıda atama işlemlerine ilişkin işlemlerin devam ettiği hususu belirtilmiştir. İlk defa atama işleminin idari nitelikte bir işlem olduğu düşünüldüğünde; somut olayda idareden kaynaklanan bir kusurun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

16. Hukuk devletinin bir gereği olan hizmet kusuru, idare hukukuna özgü bir kavramdır. Hukuk devletinin vazgeçilmez ilkelerinden biri de idarenin hukukla bağlı olması ile idarenin her türlü işlem ve eylemine karşı yargı yolunun açık olması gereğidir. Hukuk devletinde hukuk, sadece vatandaşlar için değil; aynı zamanda tüm idari yapısıyla devlet için de bağlayıcıdır. Hizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır. Günümüzde sosyal devlet olmanın bir gereği olarak devlet, kamu hizmetlerini imkânları ölçüsünde durumun gerektirdiği şekilde ve ihtiyaçlara göre devamlı ve istikrarlı bir şekilde halka sunmak ve halkın bu hizmetlerden eşit bir şekilde yararlanmasını sağlamak zorundadır. İşte bu hizmet borcunun ifa edilmemesi, eksik ve hatalı ifa edilmesi, zamanında ifa edilmemesi idarenin hizmet kusurunu oluşturmaktadır. Hizmet kusuru hem idarenin eylemlerinden hem de işlemlerinden doğabilir.

17. İdare, anayasanın ve kanunların kendisine verdiği görev ve yetki kapsamında ve imkânları dâhilinde, topluma kamu hizmeti sunmak için gerekli örgütlenmeyi yapmak, gerekli araçları temin etmek, gerekli personeli istihdam etmek ve eğitmek, gerekli denetimleri yapmak ve kamu hizmetinin aksamadan devam etmesi için gereken tedbirleri almakla yükümlüdür. İşte idarenin anayasa ve kanunlarca kendisine verilmiş bu görevi hiç yapmaması, kötü yapması veya geç yapması durumunda idarenin kusurlu sorumluluğu doğacaktır. Doktrinde idarenin yürütmek zorunda olduğu veya yürüttüğü kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi durumunda idarenin hizmet kusurunun doğacağı konusunda fikir birliği bulunmaktadır.

18. İdarenin yürüttüğü kamu hizmetlerini tam olarak ve hukuka uygun olarak yürütmesi yeterli olmayıp; idarenin aynı zamanda yürüttüğü hizmetleri, zamanında ve gerekli hızda yapması zorunludur Bu, yürütülen

hizmetten beklenen maksimum verimin sağlanması için gereklidir. İdarenin yürüttüğü hizmeti, mevzuatın gerektirdiği sürede veya hizmetin gereklerine uygun sürede başlamaması veya bitirmemesi hizmetin geç işlemesini oluşturmakta ve bu durum idarenin hizmet kusuru olarak kabul edilmektedir. Gerçekten de hizmetin yapılması ne kadar önemliyse, hizmetin zamanında başlaması ve zamanında bitirilmesi de bir o kadar önemlidir. Bilgi ve belge akışının hızlandığı, iletişimin kolaylaştığı günümüzde, uzun zaman alan bazı haberleşmelerin daha kısa sürede çözümlenebilir hale geldiği şüphesizdir. İdareler tarafından, bu kolaylığı hayata taşıyan teknoloji imkânlarından faydalanmak suretiyle, işlemlerin hızlandırılmasını sağlayacak çalışmalar yapılması bir zorunluluktur. Sonuç olarak idare yürüttüğü hizmetleri, varsa mevzuatta belirtilen süre de, mevzuatta belirli bir süre yoksa hizmetin niteliği, idarenin sahip olduğu imkânlar ve günün şartlarının verdiği elverişlilik ölçüsünde makul bir sürede başlamak ve bitirmek zorundadır. Bu nedenle, hizmetin geç işleyip işlemediği her somut olayın kendi şartları ve özellikleri göz önünde bulundurularak tespit edilecektir 19. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 26/02/2015 tarihli ve E:2015/65 , K:2015/540 sayılı kararında; “Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.

İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.” ifadelerine yer verilmiştir.

20. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30/03/2016 tarihli ve E:2014/835 , K: 2016/426 sayılı kararında hizmet kusuru ile ilgili; “Somut olaydaki uyuşmazlığın çözümü bakımından hizmet kusuru kavramının açıklanmasında yarar bulunmaktadır.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Yargı Yolu” başlıklı 125 inci maddesinin birinci fıkrası,

“İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmünü, son fıkrası ise, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” düzenlemesini içermektedir.

İdare hukukunda idarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir. Biri idarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığı sözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu; diğeri ise, idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusunda yapmış olduğu sözleşmeler ve idarenin her türlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluk türüdür.

İdarenin kişilere verdiği zararları tazmin yükümlülüğü, idarenin “hizmet kusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuz sorumluluğuna” dayanmaktadır.

İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır (SARICA Ragıp, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, “Hizmet Kusuru ve Karakterleri”, Y. 1949, C. 15, S. 4, /

s. 858; ATAY Ender Etem, İdare Hukuku, Ankara 2006, s. 571; YILDIRIM Turan, İdari Yargı, İstanbul 2008, s. 253 ).

Hizmet kusurunun üç durumda varlığı hem yargı içtihatları hem de öğreti tarafından kabul edilmiştir.

Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir.” açıklamalarına yer verilmiştir.

21. Onar, hizmet kusurunu; “devlet kamu hizmetlerini halin icaplarına ve ihtiyaçlarına göre en uygun, bu ihtiyaçları karşılayacak şekilde, devamlı ve istikrarlı bir tarzda umuma arz etmek, umumun bu hizmetlerden gereği gibi faydalanmasını temin eylemek mecburiyetindedir. Bu borcun yerine getirilmemesi hizmet kusurunu oluşturur” şeklinde açıklamıştır (Onar, 1966:1695). Hizmet kusuru genel olarak, idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ya da işleyişindeki bozukluk ve aksaklığı olarak ifade edilmektedir (Günday, 2003:320, Gözler, 2003a:947).

22. Kamu gücü ile donatılmış olan idarenin sunmakla mükellef bulunduğu kamu hizmetlerini yerine getirmesi tek başına yeterli olmayıp, aynı zamanda kamu hizmetlerini makul bir süre içerisinde yerine getirmesi de gerekmektedir. Kamu hizmetinin makul olarak kabul edilemeyecek zamanda geç veya yavaş işlemesi de idare açısından hizmet kusurunu oluşturmaktadır (Yenice ve Esin, 1983:90, Armağan, 1997:30). Hizmetin geç işleyip işlemediğini tespit etmek her zaman kolay olmamaktadır.

İdarenin vermekle yükümlü olduğu kamu hizmeti için mevzuatta bir süre belirlenmiş ise, burada hizmetin geç işlediğini tespit etmek kolaydır. Belirlenen süreyi aşacak şekilde kamu hizmeti vermek hizmet kusuru sayılır. Ancak hizmetin sunum süresi mevzuatta açıkça belirtilmemiş ise, (ki çoğunlukla da herhangi bir süre belirlenmemiştir) hizmetin ne kadar süre içerisinde yerine getirileceği konusunda bir açıklık yoktur. Bu tür kamu hizmetlerinde hizmetin niteliği, yeri, zamanı, idarenin imkanı ve hizmet alanın ihtiyaç durumu gibi hususlar dikkate alınarak makul bir sürenin belirlenmesi gerekir (Atay ve ark., 2003:78). Belirlenen bu makul süre kadar beklenmesi idare açısından hizmetin geç işlemesi olarak kabul edilemez. Makul sürenin her kamu hizmeti için farklılık arz etmesi kaçınılmazdır.

23. Yukarıda yer alan paragraflar ışığında; doktrinde ve yargı içtihatlarında hizmetin makul zamanda yerine getirilmemesi, idari hizmet kusuru olarak tanımlanmıştır. İdare, kamu hizmetlerini yerine getirirken mevzuatta bir süre öngörüldüyse o süreye riayet etmeli, süre öngörülmemiş ise de hizmetin niteliğine göre

“makul” olan süre geçmeden hizmeti yerine getirmelidir. O hâlde somut olayda atama ile ilgili işlemin

“makul” olarak tanımlanabilecek bir sürede gerçekleşip gerçekleşmediği hususu irdelenmelidir.

24. İyi idare ilkesinin içerdiği yükümlülüklerden biri, makul bir süre içinde karar alma ödevidir.

Genellikle idarenin bireylere “usulüne uygun” cevap vermesi, herhangi bir makul sebep yoksa ilgili mevzuatta belirlenen süre sınırına uygun olarak cevap vermesi anlamına geldiği kabul edilmektedir.

İlişkinin taraflarından biri idare olduğunda, karşı tarafın idare karşısında çok daha fazla dezavantajlı bir konumda olduğu açıktır 25. Makul süre kavramı ile ilgili uluslararası mevzuat incelendiğinde ise; Avrupa Birliği Temel

Haklar Şartının 41 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Herkes, işlerinin Birliğin kurumları ve organları tarafından tarafsız ve adil bir şekilde ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.” Dahası, Avrupa Doğru İdari Davranış Yasasının “Kararların Makul Süre İçerisinde

Verilmesi” başlıklı 17 nci maddesine göre, “Yetkili, kuruma yapılan her bir talep ya da şikâyet ile ilgili kararın, makul bir süre içerisinde, gecikmeden ve her halükârda talebin ya da şikâyetin kuruma ulaştığı tarihten itibaren en geç iki ay içerisinde verilmesini sağlayacaktır.” hükümlerine yer verildiği görülmektedir.

/

26. Danıştay İkinci Dairesinin “… Bakanlığında … göreve başlayan ve yapılan yeterlik sınavında başarılı olan davacının … atanmasının geç yapılmasında idarenin .… hizmet kusuru işlediği hakkında” açılan dava ile ilgili verdiği sayılı kararında; “Olayda, 26.10.1998 tarihinden itibaren davalı idarede müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacının,

3 yıllık müfettiş yardımcılığı sonunda 12.12.2001 tarihinde yeterlik sınavı yapıldığı ve başarılı olduğu,

mevcut boş müfettişlik kadrosu bulunmaması nedeniyle atamasının yapılmadığı, atamasının 8.1.2003 tarihinde yapıldığı, 24.1.2003 tarihinde geç atanma nedeni ile parasal ve özlük haklarının verilmesini istediği dosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun, kadrosuz memur çalıştırılamayacağına ilişkin 33. maddesi hükmü ile yukarıda metinlerine yer verilen 190 sayılı Kanun

Hükmünde Kararnamenin 7. ve 9. maddeleri hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden üç yıl önce belli sayıda müfettiş yardımcısını göreve başlatan idarenin, bunların yeterlik sınavlarının ne zaman yapılacağını ve idarenin hangi derecede kaç kadroya gereksinimi olduğunu bildiği halde kadro değişikliği çalışmalarını

190 sayılı K.H.K. nin 7. maddesinde belirtilen sürede yapmaması nedeniyle hizmet kusuru işlediği açıktır.”

ifadelerine yer verilmek suretiyle atama işleminin gecikmesinden dolayı idarenin hizmet kusuru işlediği değerlendirilmiştir.

27. Kurumumuzca yapılan ve uluslararası mevzuat, yargı kararları ve hayatın olağan akışı içinde yapılan inceleme neticesinde de; somut olayda başvuranın atama işleminin gerçekleştirilmesi için geçen yaklaşık on yedi aylık sürenin bu tipte bir idari işlem için kabul edilmesi mümkün olmayacak kadar uzun olduğu, makul sürede işlem gerçekleştirmemiş olmasının ise “hizmetin geç işlemesi” kapsamında bir hizmet kusuru olduğu değerlendirilmektedir.

28. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurularak Kurumumuzca yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; başvuranın atama ile ilgili evrakları 19/08/2020 tarihinde teslim ettiği göz önünde bulundurulduğuna; ilgili idarenin makul sürede başvuranın atama işlemlerinin yaklaşık 17 ay içinde nihayete erdirilmeme işlemi, yönünde tezahür eden işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 29. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

30. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın KPSS 2020/1 yerleştirmeleri kapsamında İstanbul Göç İdaresi Müdürlüğüne Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni olarak atanma sürecinin geçen süreler göz önünde bulundurulduğunda ivedilikle

/

nihayete erdirilmesi konusunda GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, GÖÇ

İDARESİ BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve gereği için GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/