|
ÖZET: Uyuşmazlık, 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışında çalışmaya başlayan davacının Türkiye’deki sigorta başlangıç tarihinin tespiti üzerinedir. Davacı, Almanya’da 18 yaşından önce çalışmaya başladığı için borçlanma talebinin reddedildiğini belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının 18 yaşını doldurduğu tarihten önceki hizmet sürelerinin borçlanma koşuluna tabi olmadığını, ancak 30 Nisan 1964 tarihli Sosyal Güvenlik Sözleşmesi gereği, Almanya’daki sigortalılık başlangıç tarihinin Türk sigorta başlangıcı olarak kabul edilebileceğine hükmetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını usul ve esas yönünden hukuka uygun bulmuş ve istinaf başvurusunu reddetmiştir. Mahkeme, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 6 ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 54. maddeleri uyarınca, yurtdışında 18 yaşını ikmal etmeden çalışmaya başlayanların Türkiye’deki sigorta başlangıç tarihinin, çalışmaya başladıkları tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, davacının Almanya’daki çalışma süresinin Türkiye’deki sigorta başlangıcı olarak tespit edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/4557 E. , 2024/9605 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/722 E., 2024/183 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/299 E., 2021/519 K.
Taraflar arasındaki 3201 sayılı yasa kapsamında yurt dışında çalışmaya başladığı tarihin Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; “Almanya’da geçen hizmetlerini borçlanmak
istediğini, davalı Kurumun hizmetlerin 18 yaşının ikmal edilmesinden önce geçmiş olması nedeni ile talebin ret
edildiği, Almanya’da geçen çalışma süresine ilişkin hizmet başlangıcının Türkiye’deki hizmet başlangıcı olarak
tespiti” talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili dilekçesinde özetle; davacının 3201 sayılı Kanun’un 1 inci maddesine göre borçlanma yapabilmek için 18 yaşın tamamlanması gerektiği, 3201 sayılı Kanun’un 5/2 ve 5 inci maddelerine göre
davacının borçlanma … bulunmadığı, bu nedenle de müvekkil Kurum tarafından yapılan işlemlerde hukuka ve
mevzuata aykırılık bulunmadığı, arz ve izah olunan nedenlerle celp ce ibraz olunacak delillere ve diğer hususlarda
davanın esasına karşı beyanda bulunmak hakları saklı kalmak üzere davanın reddine karar verilmesi” talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.06.1957 doğumlu ve Türk vatandaşı olan davacının Almanya ülkesindeki hizmetinin 01.01.1973 tarihinde davacı 15 yaş 6 ay ve 9 günlük iken başlaması nedeniyle davacının 18 yaşını 22.06.1975 günü tamamladığı ve hizmet sürelerinin 18 yaşından önceye isabet ettiği, buna göre de davacının 18 yaşın altında geçen akit ülke hizmetlerini borçlanma imkânının olmadığı belirgindir. Buna mukabil sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti için borçlanma koşulunun da bulunmadığı, 22.06.1957 doğumlu davacının 18 yaşını ikmal ettiği 22.06.1975 tarihinden ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 54 üncü maddesinde düzenlenen 01.04.1981 tarihinden önce olmak üzere 01.01.1973 tarihinde Almanya’da çalışmaya başlaması nedeniyle sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşın ikmali koşulu aranmadan 01.01.1973 tarihi olarak tespitinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasa aykırı olduğunu Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
22.06.1957 doğumlu davacının 18 yaşın ikmalinden önce Almanya’da 01.01.1973 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı, 30 Nisan 1964 tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29 uncu maddesinde, Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilebilmesi başkaca bir koşula bağlanmadığından bu tarihin sigorta başlangıç tarihi kabul edilebilmesinin borçlanma koşuluna bağlı olmadığı; sigortalıların yurtdışında 01.04.1981 tarihinden önce 18 yaşını ikmal etmeden çalışmaya başlamaları halinde 5510 sayılı Kanun’un Geçici 6 ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 54 üncü maddesi hükmüne göre çalışmaya başladıkları tarihin ülkemizde de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabulünün gerektiği (Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 18.04.2013 tarih ve 2013/5641 E. 2013/7954 K. sayılı kararı da bu yöndedir) anlaşılmakla; istinaf kanun yoluna başvuran taraf ve HMK’nın 355 inci maddesine göre istinaf sebepleri dikkate alınarak yapılan istinaf incelemesine göre, davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; usul ve yasaya açıkça aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışında çalışmaya başladığı tarihin Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun’un 1 ve 5 inci maddeleridir.
3. Değerlendirme
Uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süresini düzenleyen 5510 sayılı Kanunun 38 inci madde hükmü; malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcını; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edileceğini; kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresinin, 18 yaşının ikmal edildiği tarihte başlamış olacağını, bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin, prim ödeme gün sayısı hesabına dâhil edileceğini öngörürken, Uluslararası sosyal güvenlik sözleşme hükümlerini saklı tutmuştur.
Kaldı ki Anayasamızın 90/son maddesi uyarınca, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği de haiz bulunmaktadır.
Konuya ilişkin yukarıda belirtilen sözleşmenin 27 nci madde hükmü ise her iki akit taraf mevzuatına göre nazara alınabilecek sigortalılık sürelerinin varlığı halinde, uygulanacak mevzuata göre yardım hakkının doğmasında, diğer akit taraf mevzuatına göre geçen ve aynı zamana rastlamayan, hesaba dahil edilebilir nitelikteki sigortalılık sürelerinin de nazara alınacağını; sigortalılık sürelerinin hangi ölçüde hesaba dahil edilebileceğini ise hesaba dahil edilebilirliğini tayin eden mevzuata göre tespit edileceği ifade edilmiştir.
Nitekim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yurt dışında geçirdikleri çalışma sürelerinin sosyal güvenlikleri açısından değerlendirilebilmesi amacıyla 22.05.1985 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş bulunan 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunla, Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini öngörmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 13.2.2002 tarih ve 2002/10-21 Esas 2002/70 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29 uncu maddesinin 4’üncü bendinde, “Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman Rant Sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk sigortasına giriş olarak kabul edilir.” hükmüne yer verilmiş ise de bu hüküm, sözleşmenin 27 nci ve 29 uncu maddeyle bir bütün olarak yorumlanmadıkça tek başına uygulanamaz. Nitekim 29 uncu maddenin 3 üncü bendinde, 27 nci maddeye yollamada bulunularak, “…ancak, sözleşmenin 27 nci maddesine göre bir aylık veya gelir talep etme hakkının mevcut olması halinde, aşağıdaki hükümler uygulanır.” denmektedir. Kaldı ki, sözleşme hukukunda, sözleşme bir bütün olarak yorumlanıp aleyhe ve lehe olan hükümler birlikte uygulanır. Bu ilke, özel hukuk sözleşmelerinde olduğu gibi sosyal güvenlik sözleşmeleri bakımından da geçerlidir. (Yargıtay Kararları Dergisi, Cilt 28, Sayı 5, Mayıs 2002, s. 685-686.)
Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin Türk sigorta başlangıcı olarak kabulü özünde söz konusu tarih itibariyle bir gün çalışıldığının kabulü anlamını da taşımaktadır. Bu nedenle, Türk sigorta başlangıcı olarak kabul edilen tarihe ilişkin sürenin fiilen borçlanılabilecek bir tarih olmalı ve Türk sosyal güvenliği bakımından değerlendirilebilir … getirilmiş olmasını aramak, yerinde olacaktır.
22.06.1957 doğumlu olan ve TR-4 yurtdışı hizmet belgesine göre 18 yaş öncesi 01.01.1973-16.04.1973, 02.05.1973-31.12.1973 ve 01.01.1974-21.05.1974 tarihleri arasında çalışmalarının bulunduğu, bu sürelerin borçlanılması için yaptığı başvurunun Kurumca 18 yaş öncesi sürelerin borçlanamayacağı gerekçesiyle talebin reddi üzerine 1.1.1973 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak tespiti talebiyle eldeki davanın açıldığı başlangıca karar verilecek olan tarihin 3201 sayılı yasanın 1. Maddesi gereğince fiilin borçlanılabilecek bir sürenin bulunmaması karşısında talep konusu tarih yönünden sigorta başlangıcına karar verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.