|
ÖZET: Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkin bir davanın takipsiz bırakılması sonucunda açılmamış sayılmasına dair verilen karar üzerinedir. İlk Derece Mahkemesi, davacının davasının takipsiz bırakılması ve 3 aylık süre içinde yenilenmemesi nedeniyle HMK 150/5 maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Bu karar, feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davacının duruşmalara katılmadığını ve davanın süresinde yenilenmediğini belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Mahkeme, temyiz aşamasında, hizmet tespit davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini ve sosyal güvenlik haklarının korunması gerektiğini vurgulamıştır. Ancak, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına karar verilmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğu ve feragat edilemeyeceği ilkesine dayanmaktadır. Sonuç olarak, hizmet tespiti davalarında feragat olanağının bulunmadığı ve davanın sonuçlandırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı onanmış, sosyal güvenlik haklarının korunması amacıyla davaların takip edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/7275 E. , 2024/11826 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2497 E., 2024/996 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 37. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/241 E., 2022/160 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararın fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıların işlettiği … plakalı özel halk otobüsünde 01.09.2014-26.11.2015 dönemi şoför olarak çalıştığını sigortasının yapılmadığını aylık net 4.000 TL ücret ödendiğini, yemek, çay sigaranın da işverence karşılandığını belirterek çalışmanın tespitini istemiştir.
II. CEVAP
Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından, “Davacının davasının takipsiz bırakılması ve 3 aylık süre içinde yenilenmemiş olması sebebiyle HMK 150/5 madde gereği açılmamış sayılmasına,” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Fer’i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Somut olayda, davacı vekilinin 11.10.2021 tarihli duruşmaya katıldığı ve bir sonraki duruşmanın 21.02.2022 tarihine bırakıldığından haberdar olduğu, ancak bu celseye katılmadığı için Mahkeme tarafından dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davanın 3 aylık süre içerisinde yenilenmediği, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından…” gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer’i müdahil Kurum vekili özetle; istinaf aşamasında ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup fer’i müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan Vekili … ve Üyeler …, …, …’ün oyları ve oy çokluğuyla
27.11.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
I. TEMEL UYUŞMAZLIK
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hizmet tespiti olarak açılan davada, davanın takip edilmemesi halinde aynı kanunun 150. Maddesi uyarınca açılmamış sayılma kararı verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlk derece mahkemesince “davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile …nun 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına” dair verilen kararın feri müdahil kurum tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
II. KARŞI OY GEREKÇELERİ
3. Anayasasının 12. maddesine göre; “Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” 60.maddede ise, “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
4. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 92. maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Sigortalılık … zorunlu olduğundan bu hak üzerinde kişi tasarrufta bulunamaz.
5. Kamu düzenini ilgilendiren sigortalılık hakkını içeren tespit davalarında hâkimin feragat nedeniyle davayı reddetmeyip delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Zira hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır.
6. Anayasanın 60/2 maddesi uyarınca da “Devlet, sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak zorundadır”. O halde devlet sigortalıların sosyal güvenlik haklarını korumak için önlemler almak zorundadır.
7. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanunun 79. Maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri;
a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile
b) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır(Güzel/Okur/Caniklioğlu. Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır.
Sigortalı hizmet tespiti davasının açılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu bir çalışma ilişkisinden haberdar olacak, gerektiğinde müfettiş incelemesi yaparak resen prim tahakkuk ettirip, tahsil edecektir. Görüldüğü gibi hizmet tespiti davaları kurumun hak alanını da doğrudan ilgilendirmektedir.
8. Her ne kadar gerek 6552 ve gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür(Madde 4/2)” hükmüne yer vermiş ise de aslında olması gereken hak alanını da ilgilendirip sigortalının sosyal güvenlik hakkını korumak olduğundan ve resen de 5510 sayılı kanun kapsamında hizmet tespiti yapabileceğinden, burada asli müdahil sıfatı ile sigortalı yanında yer alması gerekir. Zira sonuçta hizmet tespiti ile birlikte alınacak prim alacağı kurum alacağı olacaktır.
III. SONUÇ:
9. Sonuç olarak hizmet tespiti davasında, vazgeçilmez sosyal güvenlik … nedeni ile 6100 sayılı HMK.’un 307. Maddesi uyarınca davadan feragat olanaklı olmadığı gibi açılan davayı geri alma (HMK. 123) veya davanın takip edilmeyerek açılmamış sayılma (…150) olanağı da bulunmamaktadır. Zira hizmet tespit davası açıldıktan sonra bu dava üzerinde tasarruf edilemez. Kamu düzeni ve resen araştırma davası kapsamında olan bu tür dava artık sonuçlandırılması gereken bir davadır. Burada feri müdahil kurumun takip etmesi zorunluluk olduğu gibi delileri resen toplamak zorunda olan hakim de davayı sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde sosyal güvenlik … üzerinde tasarruf yetkisi olmayan sigortalıya, davayı geri alma veya takipsiz bırakarak açılmamış sayılma yolu ile tasarruf da bulunma olanağı verilmiş olunacaktır ki bu sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracaktır. Feragat olanağı olmayan bir dava geri bırakılamayacağı gibi açıldığı anda da sigortalı gelsin veya gelmesin sonuçlandırılmalıdır. Nitekim feri müdahil kurum kararı temyiz etmektedir. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, onama görüşüne katılınmamıştır.