onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacının Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihinin 17.02.1997 olarak tespitine ilişkin hukuki uyuşmazlık ele alınmıştır. İlk Derece Mahkemesi, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, davacının istinaf başvurusunu kabul ederek davanın kabulüne hükmetmiştir. Davacı, 17.02.1997 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunu iddia etmiş ve bu tarihin tescil edilmesini talep etmiştir.

Mahkeme, 5510 sayılı Kanun ve 1479 sayılı Kanun çerçevesinde sigortalılık süresinin başlangıcının belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Davacının talebinin, sigortalılık süresinin tespiti olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Temyiz başvurusunda bulunan davalı Kurum vekilinin iddiaları, yeterli inceleme yapılmadığı yönünde olsa da, mahkeme, davacının talebinin hukuki bir dayanağı olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar vermiştir. Bu nedenle, temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.

10. Hukuk Dairesi         2024/7587 E.  ,  2024/9583 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/3189 E., 2024/474 K.
    KARAR : Kabul
    İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2023/292 E., 2023/317 K.

    Taraflar arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı, 17.02.1997 tarihinde kurucu ortak olarak şirket kuruluşu yaptığını, İstanbul Ticaret Odasına şirketini kaydettirdiğini, sicil numarasının 365014-312596 olduğunu, vergi dairesi ve ticaret sicili kayıtlarına göre zorunlu sigortalılık kapsamında Bağ-Kur başlangıç tarihinin tescil edilmesi gerektiğini belirterek vergi dairesinin başlangıç tarihi olan 17.02.1997 tarihinin Bağ-Kur başlangıç tarihi olarak tespit edilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili, davacı tarafından dava dilekçesinde sigortalılık başlangıç tarihinin Kurum kayıtlarında 10.04.2000 tarihi olarak göründüğünü, 17.02.1997 tarihinde kurucu ortak olarak şirket kuruluşu yaptığını ve sigortalılık başlangıç tarihinin vergi kaydı başlangıcı olduğunu iddia ettiği, 17.02.1997 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ettiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı, 17.02.1997-18.02.1997 tarihleri arası bir günlük Bağ-Kur çalışma gününün tespitini talep ettiğini, hukuki bilgisi yetersiz olduğundan veya kendini yeterince ifade edemediğimden bir günlük Bağ-Kur sigortalılığının tespitini talep ettiğinin Mahkemece anlaşılmadığını, 17.02.1997-18.02.1997 tarihleri arası bir günlük Bağ-Kur sigortalılığının hizmet tespitinde hukuki yararının bulunduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf isteminin kabulü ile İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinin 14.06.2023 tarihli, 2023/292 Esas – 2023/317 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının 17.02.1997 tarihinde 1 gün Bağ-Kur hizmetinin tespitine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili, yeterli inceleme yapılmadığını, Bağ-Kur sigortalılığından sigorta başlangıcının istenemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacının Bağ-Kur sigortalılık başlangıcının 17.02.1997 tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun’un 24, 25 inci maddeleridir.

    3. Değerlendirme
    5510 sayılı Kanun’da uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süresi 38 inci maddede “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı; sigortalının, mülga 02.06.1949 tarihli ve 5417 sayılı İhtiyarlık Sigortası Kanununa, mülga 04.02.1957 tarihli ve 6900 sayılı Malûliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Sigortaları Hakkında Kanuna, 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’na, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’na ve 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edilir. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklıdır.

    Bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.

    Aylık bağlama işlemlerinde dikkate alınan sigortalılık süreleri, sigortalılığın başlangıç tarihi ile sigortalının aylık bağlanması için yazılı istekte bulunduğu, aylık bağlanması için istekte bulunmayan sigortalılar için ise ölüm tarihi arasında geçen süredir.
    1479 sayılı Kanun bağımsız çalışanları kapsamına alırken bu kişilerin sigortalılık başlangıçlarını da farklı kıstaslarla belirlemiştir; Kanuna göre;
    – Gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıklarını mükellefiyetinin başlangıç tarihinden,
    – Gelir vergisinden muaf olanların sigortalılıklarını esnaf ve sanatkârlar sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kaydedildikleri tarihten,
    – Limited şirketlerin ortakları ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları için ortaklıklarının başladığı tarihten,
    – Anonim şirketlerin kurucu ortakları, kurucu ortak oldukları tarihten, yönetim kurulu üyeleri için yönetim kuruluna seçildikleri tarihten,
    – 10.09.1977 tarihinde muhtar olanlar için bu tarihten, daha sonra seçilenler için seçildikleri tarihten itibaren başlayacaktır.

    506 sayılı Kanun’un 108. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 38 inci maddesi değerlendirildiğinde sigorta başlangıcının yaşlılık aylığından yararlanma şartları arasında olan “sigortalılık süresini” doğrudan etkilediği görülmektedir. Ancak 02.09.1971 tarihli 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ve 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında sigorta başlangıcının talep eden açısından hukuki sonucu olarak “sigortalılık süresini” belirlemesi yönünden etkisi bulunmayacağı açıktır. Çünkü her iki kanun kapsamında da yaşlılık aylığına hak kazanmak için sigortalılık süresi değil primi ödenmiş günler asıldır.

    01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma, 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile 24 üncü madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile 24 üncü madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.

    1479 sayılı Kanuna 4956 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 18 inci maddesinde; bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı, ancak bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982 – 04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödemek kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.

    İnceleme konusu dosyada; davacının 17.02.1997 tarihinde tescil edilen Yıldırım Ahşap Doğrama İmalat..Ltd. Şirketinde kurucu ortak olduğu, 04.10.2000-16.10.2011 döneminde davacının bağ-kur sigortalılığının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde 17.02.1997 tarihinden itibaren 1479 sayılı yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespitini talep etmiş olup talep açıkça sigortalılık süresinin tespiti olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince yargılama sırasında talebinin açıklanmasına ilişkin 09.06.2023 tarihli dilekçesinde de 17.02.1997 tarihinin Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitini talep ettiğini belirtmiştir.

    Somut davada davacı her ne kadar daha sonra Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihinin tespitini istediğini belirtmiş ise de dava dilekçesinde yapılan açıklamalardan davacının talebinin 17.02.1997 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresinin tespiti olduğu anlaşılmaktadır. Kendi nam ve hesabına çalışan sigortalılık için başlangıç tespitine veya bir günlük sigortalılık tespitine meydan veren yasal mevzuat da bulunmamaktadır Davacı dava dilekçesinde açıkça Bağ-Kur sigortalılığının süresinin tespitini talep edip, İlk Derece Mahkemesinin kararını da sigortalılık süresi talep ettiğini belirterek istinaf ettiğine göre davacının talebinin sigortalılık süresi olarak kabul edilip, buna göre karar verilmesi gerekir. Bu itibarla davacının 17.02.1997 tarihinden Kurumda tescil edildiği 04.10.2000 tarihine kadar 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olup olmadığı yönünde inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken davacının bir günlük Bağ-Kur sigortalılığının tespitine karar verilmesi yerinde değildir.

    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.