|
ÖZET: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, hizmet tespitine ilişkin bir davada, davacının 15.06.1994-21.11.2016 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığını iddia etmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili, davacının iddialarını reddederek, çalıştığına dair belgelerin eksik olduğunu savunmuştur. Ancak, mahkeme, davacının tanık beyanları ve dosya kapsamındaki belgelerle, davacının belirtilen tarihler arasında kesintisiz çalıştığını tespit etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davalı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularını esastan reddetmiş, kararın hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Ancak, Yargıtay, hizmet tespitine ilişkin davaların kamu düzenine ilişkin olduğunu ve bu tür davalarda tarafların sunduğu delillerle yetinilmeyip, re’sen araştırma yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararının eksik araştırma ve inceleme ile verildiğine kanaat getirerek, kararı bozmuş ve dosyanın yeniden incelenmesi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir. Bu karar, sosyal güvenlik haklarının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
10. Hukuk Dairesi 2024/8023 E. , 2024/10224 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1276 E., 2023/2523 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/34 E., 2022/316 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15.06.1994 tarihinde kadın doğum uzmanı olan davalının işyerinde sekreter ve diğer temizlik işleri için çalışmaya başladığını, asgari ücretle aralıksız ve kesintisiz olarak çalıştığını, yalnızca 24.12.2004 tarihinde 1 yıl kadar sigortasının yatırıldığını, daha sonra yine davalı yanında çalışmaya devam ettiğini, davalının 2008 yılında muayenehaneyi kapatacağını söyleyerek, davacıyı evde bakıcı olarak işe aldığını, bu tarihten itibaren haftanın 7 günü köpeğine baktığını, temizlik yaptığını, davalının kocasının yemek vs. ihtiyaçlarını gördüğünü, çalışmasının bu şekilde 21.11.2016 tarihine kadar devam ettiğini, ancak bu çalışmalara ilişkin sigorta primlerinin yatırılmadığını belirterek, davacının 15.06.1994 tarihinden 21.11.2016 tarihine kadar davalının işçisi olarak çalıştığının, sigortaya bildirilmeyen sürelerinin sigortalı hizmet olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesi ile müvekkilinin önceleri kadın doğum uzmanı olarak serbest muayenehanede çalışırken, 2006 yılında, maaşlı doktor olarak Yozgat’ta bir tıp merkezinde sigortalı çalışmaya başladığını, 2006 yılında vergi dairesine geçici kapanma bildiriminde bulunarak, işyerini kapattığını, 29.02.2008 tarihinde ise işyerini tamamen kapattığını, 2006 yılından bugüne kadar sigortalı olarak çeşitli şehirlerde çalışmasını, iddia edildiği gibi 1994 yılından 2008 yılına kadar muayenehanesinde çalışmasına fiilen imkan bulunmadığını, müvekkilinin 1995 yılında eşinden ayrıldığını, 2014 yılı Eylül ayında da eşinin vefat ettiğini, 2016 yılında da ikinci bir evlilik yaptığını, fakat yeni eşinin Bolu’da yaşadığını, davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacıyı 15 yaşında iken tanıdığını, maddi destekte bulunduğunu, muayenehanenin günlük temizlik işlerini yaptığını, o yıllarda da davacıyı sigortalı sekreter olarak çalıştırdığını, ancak çalışmasından memnun kalmayıp, işine son verdiğini, daha sonra davacının, müvekkilinin muayenehanesinde ve evinde zaman zaman gündelik temizlik işlerine geldiğini, müvekkilinin de para yardımı yaptığını, davacının borç istemesi üzerine, davacı hesabına büyük meblağlı paralar yatırıldığını, bu paraların da ödenmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
2.Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesi ile zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, Kurum işleminin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın, davacının 15.06.1994-21.11.2016 tarihlerinde davalı iş yerinde bildirim yapılan süreler dışında da kesintisiz olarak çalışıp çalışmadığının tespitine ilişkin olduğu, dava tarihi ve dosya kapsamına göre hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, davalı işyerinin 20.12.1978 tarihinde kanun kapsamına alındığı, 01.02.2006 tarihinde kanun kapsamından çıkarıldığı, 1996/2. dönem ile 31.12.2001 tarihleri arasında bu iş yerinde …’nun çalıştığı, ancak bu kişinin işten ayrıldıktan sonra vefat ettiği, davalının el yazısı ile bir sürü sigortalı ve sigortasız işçi çalıştırdığı yönündeki açıklaması, davalı vekilinin davacının ara sıra işyerinin günlük işlerini yaptığı yönündeki beyanı, davacının 1994 yılından beri aralıksız olarak çalıştığı yönündeki davacı tanığı …’in ifadesi ile işyerinin bulunduğu binanın 2 no.lu dairesinde 30.01.2003-10.08.2005 ve 10.06.2009-30.05.2010 tarihleri arasında bulunan başka bir iş yerinin sigortalı çalışanı olan davacı tanığı …, işyerinin bulunduğu binanın yanındaki 154 no.lu binanın 7 numaralı dairesinde 2009 yılından beri ikamet ettiğini söyleyen komşu tanıklarından … , 2004 yılından beri işyerinin bulunduğu binada ikamet etmekte olduğunu söyleyen … ile ayni binada 2014 yılından beri ikamet etmekte olan ve 2014 yılından itibaren dört yıl yöneticilik yapan … (…)’in ifadeleri, davalı iş yerinden davacı adına Kuruma yapılan bildirimler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının 15.06.1994 – 21.11.2016 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde kesintisiz olarak hizmet akdiyle çalıştığı, bu sürede 15.06.1994-23.12.2004 ve 02.02.2006 – 21.11.2016 tarihleri arasındaki çalışmalarının Kuruma bildirilmediği kanaatine varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Fer’i müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; raporların değerlendirilmesinde çelişkiye düşüldüğünü, eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tanık beyanları, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer’i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle kararın bozulması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Dava, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
2) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli … getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
3) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanun’un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre fer’i müdahil Kurum vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Eldeki davada davacının, 15.06.1994-21.11.2016 tarihlerinde davalı iş yerinde bildirim yapılan süreler dışında da kesintisiz olarak çalıştığının tespitini talep ettiği, davalıya ait Talatpaşa Bulvarı No: 154/5 Ankara adresinde kurulu 88836 006 02-52 sicil sayılı davalı adına kayıtlı muayenehane işi işyerinin 20.12.1978 tarihinde kanun kapsamına alındığı, 01.02.2006 tarihinde kanun kapsamından çıkarıldığı, bu işyerinin 1996-2001 dönemi tek çalışanı olan …’in vefat etmiş olduğu, davacının 24.12.2004 tarihinde davalıya ait muayenehane işyerinde çalışmaya başladığı, 01.02.2006 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığı, bu dönem çalışmalarının eksiksiz olarak Kuruma bildirildiği, davacının 15.06.1994-23.12.2004 tarihleri arası ile 01.03.2006 tarihinden sonra davalıya ait muayenehane işyerinde veya davalının evinde çalıştığına dair herhangi bir kaydın bulunmadığı, davalının 18.05.1977 tarihinde başlayan vergi mükellefiyetinin, 29.02.2008 tarihinde terk nedeniyle sona erdiği, davalının 01.10.1972- 01.05.1997 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında, 20.04.1982-11.05.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında, 01.10.2006-22.05.2018 tarihleri arasında 4/1-a kapsamında kısmi süreli olarak çalıştığı anlaşılmış Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup,15.06.1994 – 24.12.2004 arası dönem yönünden eksik araştırma yapıldığı anlaşılmıştır.
3.Somut olayda, öncelikle davanın niteliği gereği Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31 inci maddesi uyarınca davanın somutlaştırılması kapsamında davacının beyanı alınmalı, hangi tarihte işe başladığı, süreç içinde hangi işleri yaptığı, çalışmasını bilen kişiler varsa isim, adres, işlemlerin niteliği sorulmalı, varsa dinlenebilecek tanıklar tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı; aksi taktirde komşu iş yeri tanıkları tespit edilerek dinlenilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.