onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. Yargıtay, bir kişinin sigortalı sayılabilmesi için yalnızca işe giriş bildirgesinin varlığının yeterli olmadığını, aynı zamanda eylemli olarak çalışmasının da gerektiğini belirtmiştir. Bu bağlamda, davacının 01.07.1981 tarihinde çalışıp çalışmadığının somut delillerle ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Mahkeme, davacının işe giriş bildirgesinin imzasının kendisine ait olduğunu tespit etmesine rağmen, davacının çalıştığına dair yeterli delil sunulmadığını ve tanıkların beyanlarının eksik olduğunu tespit etmiştir. Yargıtay, davacının çalıştığı dönemdeki işyeri ve tanıkların araştırılmasının yetersiz olduğunu belirterek, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının bozulmasına hükmetmiştir.

Sonuç olarak, davacının sigorta başlangıcının tespitine yönelik taleplerinin, işyerinin ve çalışmanın gerçekliğinin somut delillerle ortaya konması gerektiği ifade edilmiştir. Bu nedenle, davanın kabulü yönünde verilen kararın, eksik inceleme nedeniyle geçersiz olduğu sonucuna varılmıştır.

10. Hukuk Dairesi         2024/8554 E.  ,  2024/10189 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2023/42 E., 2024/148 K.

    Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasında İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde,davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.07.1981 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, hak düşürücü süre itirazında bulunarak, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun eylemli ve gerçek biçimde saptanması gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2016/1210 E. 2020/230 Karar sayılı sayılı kararıyla iş yerinin 1981/3 dönem bordrosunu Kuruma vermediği, Kuruma verilen 1981/01,02,04 dönem bordrosunda kayıtlı tanıkların davacıyı tanımadıklarını beyan ettikleri, davacı adına işveren tarafından Kuruma işe giriş bildirgesi verilmiş olsa dahi fiilen çalıştığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1.Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2.Dairemizin 10.10.2022 tarihli ve 2022/8795 E. 2022/12053 K. sayılı ilamında, “… davacıdan, 1981 yılı dönem bordrolarında kayıtlı sigortalılar arasında davacıyı tanıyan, davacının çalışması ile ilgili bilgi ve görgüsü olabilecek kişiler bulunup bulunmadığı sorularak, davacı tarafından bildirilmesi halinde bu kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli, davacı adına verilen 01.07.1981 tarihli işe giriş bildirgesinde belirtilen 12588363 sicil numarasının hangi yılın serisi olduğu,bildirgenin kuruma hangi tarihte intikal ettiği sorulmalı, 1981 yılı 3. dönem bordrosunun Kurum arşivinden tekrar titizlikle araştırılması istenilmeli, işe giriş bildirgesi üzerindeki sigortalı imzasının davacıya aidiyeti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir…” denilmek suretiyle karar bozulmuştur.
    B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” … davacı adına, 01.07.1981 tarihli işe giriş bildirgesinin 34524.39 (41) iş yeri sicil numaralı İmse İnş. ve Tic. Ltd. Şti unvanlı işyerinden Kuruma verildiği, işyerinin 09.01.1980-07.03.1985 tarihleri arasında yasa kapsamında olduğu, Yargıtay ilamı gereği yapılan bilirkişi incelemesine göre işe giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacıya ait olduğu, davacının sigorta sicil numarasının 1981 yılı serisinden olduğu ve sonraki hizmetlerinde de kullanıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının 01.07.1981 tarihinde dava dışı iş yerinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı kanısına varılmış ve davanın kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir….” gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.07.1981 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde,davanın reddinin gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri.
    2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2, 6, 9, 79, 108. maddesi hükümleridir.
    Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun’un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun’un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
    Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir tereddüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
    Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.

    Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
    3. Değerlendirme
    1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Mahkemece bozma ilamı sonrasında işe giriş bildirgesi üzerindeki sigortalı imzasının davacıya aidiyeti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve imzanın davacının el ürünü olduğunun tespit edildiği, davacının bozma sonrası aynı inşaatta ustası olduğunu belirttiği Abdurrrahman Şimşek’i dinlettiği, ancak bu kişinin işyerinin 1981 yılı bordrosunda adı olmadığı gibi başka dönemde de bir çalışmasının olmadığı, beyanında da davacıyı tanıdığını, davacı ile birlikte Kocaeli Gölcük Kooperatif inşaatında 1977 sonu 1978 başında çalıştıklarını, kooperatif taşeronuna çalıştıklarını beyan ettiği, dolayısıyla dava konusu 1981 yılına ilişkin bir çalışmaya dair beyanının olmadığı, bozma öncesi dinlenen tanıkların da davacıyı tanımadıklarını beyan ettikleri dolayısıyla Mahkemece yetersiz tanık beyanı ve diğer delillere göre eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
    2.Buna göre Mahkemece, davacının beyanı alınarak tanık …’in de beyanında belirttiği üzere kooperatif adına bir taşeron yanında çalışıp çalışmadığı, taşeronun hangi kişi ya da şirket olduğu hususunda beyanı alınmalı, böyle bir taşeronun varlığı araştırılmalı, varsa taşerona ait dava konusu döneme ait bordroları da getirtilerek bordrolu çalışanları dinlenmeli, ayrıca davacıya dava konusu dönemdeki çalışmasını bilebilecek kişiler sorularak bu kişilerin çalışma kayıtları da getirtilerek dinlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.
    3.Kabule göre de sigortalılığın başlangıcı, işverence yasal süresinde verilmekle zorunlu sigortalılık tescilinin dayanağını oluşturan bildirgede işe giriş günü olarak yazılı tarihin kabul edilmemesi yönündeki Kurum işleminin iptali ile anılan bir günlük çalışma süresinin geçerliliğinin tespiti niteliğinde olduğundan, davacının sigorta başlangıcının yanısıra 01.07.1981 tarihinde asgari ücretle 1 gün çalıştığının tespitine şeklinde hüküm kurulması gerektiği ile işveren unvan ve işyeri sicil no.sunun da belirtilerek infaza elverişli hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemiş olması da isabetsiz bulunmuştur.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.