|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkindir. Davacı, 1998 yılı Ekim ayına ait pancar stopajına dayalı olarak 01.05.1999 tarihinden itibaren sigortalı sayılmasını talep etmiştir. Davalı Kurum ise, 2926 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri gereği, bildirimsiz kalan sigortalılar için gerekli şartların sağlanmadığını öne sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, davacının sigorta başlangıç tarihini 05.06.1999 olarak kabul etmiş, ancak Yargıtay, 2926 sayılı Kanun’un 2. maddesi gereği davacının 22 yaşını doldurması gerektiğini ve bu koşulun sağlanmadığını belirterek, kanunların geriye yürümemesi ilkesini vurgulamıştır. 4958 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin geçmişe etkili olamayacağına karar verilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozarak, davacının talebinin reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik haklarının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
10. Hukuk Dairesi 2024/8819 E. , 2024/13255 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/658 E., 2024/701 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/131 E., 2023/480 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1998 yılı Ekim yılından itibaren pancar ekicisi olduğunu ve yapılan stopajların tarih ve miktarlarını gösterir müstahsil makbuzlarının işleme alındığını, 02.02.2023 tarihli hizmet belgesiyle teyit edildiği üzere 1999 yılı Ekim ayına ait 20.06.2000 tarihli 13.985.055 ETL tutarlı stopaja istinaden 01.06.2000 tarihinden itibaren sigortalı sayılan, müteakip stopajlara da başlangıçta hizmet verilen davacıya 01.05.1999 tarihinden itibaren hizmet verilmesi gerektiğini, davalı Kurum tarafından resmi kurum olan Ereğli Şeker Fabrikasının resmi belgesindeki 13 yıla ait stopajdan 12’sine baştan hizmet verildiği halde 20.05.1999 tarihinde Kurumca tahsil edilen 14.332.897,00 ETL tutarlı 1998 yılı Ekim ayı ürün stopajına hizmet verilmemiş olmasının ve 2000 yıl Ekim ayıyla 2003 yılı Ekim ayı dışında devamlılık arz eden stopajlara verilen hizmetlerin sonradan iptal edilmesinin resmi belgelerin doğruluk karinesi sahipliğine ve 2926 sayılı Kanun’un 36. maddesi ve Anayasa’nın 60. maddesiyle tanınan sosyal güvenlik hakkından vazgeçilmezliği ilkesine aykırılık oluşturduğunu belirterek, 2926 sayılı Kanun’un 36. maddesi gereğince davacının en azından 01.05.1999 tarihinden itibaren 4/b sigortalı sayılmasını, 14.332.897 TL tutarlı 1998 yılı Ekim ayı pancar stopajına istinaden 01.05.1999 – 01.06.2000 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına, tarımsal stopajlara bağlı olarak 01.06.2000 – 19.01.2006 ve 01.06.2006 – 30.04.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında iptal edilen hizmetlerinin geçerli olduğunun tespitine, 03.02.2023 tarihli başvuruya 60 gün içinde cevap verilmemek suretiyle davalı Kurumun zımni ret işleminin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 2926 sayılı Kanun’un 10.maddesine göre kayıt ve tescil işlemlerinde hangi kuruluşların kayıtlarının esas alınacağının belirlendiğini, bildirimsiz kalan sigortalılar için 2926 sayılı Kanun’da, 506 sayılı Kanun’un 79. ve 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinde öngörülen hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmediğini, kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından başlayacağını, kayıt, tescil ya da tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı tarım Bağ-kur sigortalılığının tespitinin söz konusu olmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kabulü ile 1998 yılı Ekim ayı pancar stopajına istinaden, davacının sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 05.06.1999 tarih olarak kabulüne, tarımsal stopajlara bağlı olarak 01.06.2000-19.01.2006 ve 01.06.2006-30.04.2008 tarihleri arasında davalı Kurumca hizmetlerin kabul edilmesi nedeniyle hüküm tesisine yer olmadığına, davalı Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun’un 79 ve 5510 sayılı Kanun’un 86.maddesinde öngörülen hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmediğini, ilgili kanun maddesi gereği davacının gerekli şartları taşımadığını, Kurum işleminin yerinde olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, davacının devam eden tarımsal faaliyetine ve tevkifata istinaden 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti, aksi yöndeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, anılan Kanun’un yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, sigortalılık açısından davanın yasal dayanağı 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 2, 5, 7, 9, 10, 36. maddeleridir.
3.Ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2014 tarihli 2013/21-620 E. 2014/203 K. sayılı ilamında belirtildiği gibi “2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2. maddesi, Kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden, 22 yaşını doldurmuş erkekler, 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınların 2926 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılacağı, aynı Kanunun 5.maddesinde de Kanunun 2. maddesi kapsamına girenlerin 22 yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılacakları kabul edilmekte iken 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda, 2. maddede yer alan 22 yaş koşulu kaldırılmış ayrıca 5 maddede yer alan (Kanunun 2. maddesi kapsamına girenlerin 22 yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar) düzenlemesi ( 2. madde kapsamına girenler, on sekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar) şeklinde değiştirilmiştir.
Bu aşamada, değişikliğin yürürlük tarihi konusunun da incelenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre her kanun kural olarak, gerek özel hukuk ve gerekse kamu hukuku alanında, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Değişiklik hükmünün kanunların kabulünden önceki olaylara uygulanması Anayasaya ve kazanılmış haklara aykırıdır.
Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da ilke olarak geçmişe etkilidir (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. … Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73).
Ancak, yeni kanunun yürürlük tarihinden önceki olaylara da uygulanacağı yönünde açık hükmün bulunması halinde henüz kesinleşmemiş uyuşmazlıklara da yeni kanun uygulanmalıdır.
Nitekim 6270 sayılı Kanun’un 13. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 7 maddesine eklenen 10. fıkra ile “24.7.2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanun’un 48. maddesi ile değişik, mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanun’un 2. maddesi hükmü 02.08.2003 tarihi öncesi için de uygulanır.” düzenlemesi getirilmişken, 5. madde hakkında bu konuda bir düzenleme getirilmemesi karşısında, kanun koyucunun iradesinin, 22 yaş koşulunun on sekiz yaşa indirilmesine ilişkin 5. maddedeki değişikliğin geçmişe uygulanmayacağı yönünde olduğunu kabul etmek gerekir.
Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2006 gün ve 2006/10-367 E., 2006/386 K. sayılı; 06.04.2005 gün ve 2005/10-183 E., 2005/241 K. sayılı; 13.10.2004 gün ve 2004/10-528 E., 2004/533 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunun 5/1 maddesi, yukarıda açıklanan çerçevede değerlendirildiğinde, anılan hükmü değiştiren ve 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin geçmişe etkili olacağına dair, ayrı ve açık bir hüküm bulunmadığı gibi; olayda yukarıda belirtilen istisnalardan biri de söz konusu değildir. Bu nedenle, 4958 sayılı Kanun ile getirilen on sekiz yaşa ilişkin hükmün yürürlükten kaldırılmasının, değişiklik öncesi sürelere uygulanması söz konusu olmayacaktır.
4.Eldeki davada da 05.06.1981 doğumlu davacı yönünden 1998 Ekim ayı stopajına istinaden 2926 sayılı Kanun kapsamında davacının sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 05.06.1999 tarihi olarak kabulüne karar verilmişse de, uyuşmazlığın ilişkin bulunduğu dönemde yürürlükteki 2926 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre diğer koşullar yanında 22 yaşının doldurulması gerekmektedir. Daha sonra yaş koşulu 18 olarak değiştirilmiş ise de Kanunların geriye yürümemesi kuralı gözetildiğinde somut davada uygulama yeri bulunmamakla, Mahkemece, davacının 1998 yılı Ekim ayı pancar stopajına istinaden 01.05.1999 – 01.06.2000 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına yönelik talebine ilişkin olarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.